Lucy AI
← Mevzuat Arama
kurum_yayini

Yayımlanmış Kişisel Verileri Koruma Kurulu Kararları (2018 - 2021)

Tarih bilgisi yok11 madde2 versiyon kaydı
Karşılaştır
Son sürümde değişti Önceki sürümde değiştiMülga

Madde hkullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenler hakkında 159’uncu

çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında Türk Ceza Kanununun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” düzenlemesine yer verildiği, Söz konusu verilerin kanuna aykırı olarak üçüncü kişilerle paylaşılması durumunda bu fiili gerçekleştiren kişiler için Türk Ceza Kanununun 136’ncı maddesi gereğince kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi suçunun vücut bulacağı, ayrıca Türk Ceza Kanununun 239/1’inci maddesinde “Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü gereğince somut olayda müşteri sırrının ifşasının da söz konusu olacağı hususlarından hareketle, İlgili kişinin başvurusunda manevi zarara uğradığı yönünde bir iddia ve buna ilişkin bir tazminat talebinin söz konusu olduğu dikkate alınarak, Kanunun 14’üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “Kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre 147 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU tazminat hakkı saklıdır.” hükmü çerçevesinde, söz konusu talebini genel mahkemeler huzurunda kullanması gerektiğinden, bu hususta Kanun kapsamında Kurul tarafından tesis edilecek bir işlem bulunmadığına, Diğer yandan, ilgili kişinin vekili tarafından yapılan şikayet başvurusu yalnızca tazminat talebine yanıt verilmemiş olmasını içermekte ise de, yapılan incelemede Kanunun 12’nci maddesi hükümlerinin ihlal edildiği kanaati oluştuğundan veri sorumlusu bünyesinde söz konusu ihlale neden olanlar hakkında Kanunun 18’inci maddesinin hükmü kapsamında işlem tesis edilmesine, İlgili kişinin tarafına ait borç bilgilerinin rızası ve bilgisi dışında üçüncü kişilerle paylaşıldığı iddiası, sair mevzuat kapsamında hukuka aykırı bir fiil olduğundan ve bu fiiller Bankacılık Kanunu ve Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerinde de düzenlenmiş olduğundan, ilgili Banka ve personel hakkında Bankacılık Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem tesis edilmesi hususunun değerlendirilmesini teminen konunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna intikal ettirilmesine karar verilmiştir. 1.3.8 Bir perakende giyim firmasının veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/01/2020 tarih ve 2020/50 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; İhlalin bazı müşterilerin yeni bir hesap açarken kişisel verilerinin yanlışlıkla bir URL üzerinden veri sorumlusunun iç sistemlerine ve çalıştığı bazı üçüncü taraf satıcı/ sağlayıcılara aktarılması şeklinde gerçekleştiği ve bu durumun veri sorumlusunun olağan bir denetimi esnasında tespit edildiği, Kurumumuza veri ihlaline ilişkin bildirim yapıldığında, veri sorumlusunun iki uygulama analizi sağlayıcısından (analytics provider) verilerin hâlihazırda otomatik olarak silinmiş olduğuna dair teyit aldığı, İlk bulgulardan sonra konunun daha detaylı araştırılması için gerçekleştirilen soruşturma kapsamında başka yedi adet URL tarafından da sehven veri toplandığı ve bunların veri sorumlusunun etiket yönetim sistemine (tag management system) yönlendirildiğinin öğrenildiği (Türkiye’deki ilgili kişilerin bu yedi adet URL’den iki tanesinde gerçekleşen hatadan etkilendiği), İhlalden etkilenen ilgili kişi sayısının 44 olduğu, İhlalden etkilenen kişi kategorilerinin aboneler/üyeler, müşteriler/potansiyel müşteriler olduğu, Şirketin Kurumumuzu muhatap 10.06.2019 tarihli ilk yazısında, ihlalden etkilenen kişisel verilerin, zorunlu alan olan e-posta adresi, doğum tarihi, açık metin şeklinde şifre verilerinin olduğu, ancak zorunlu alan olmayan ad soyad verilerinin de etkilenmiş olabileceği, 148 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 İlgili kişilere 23.07.2019 tarihinde e-posta yoluyla bildirim yapıldığı ifadelerine yer verilmiştir. Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/01/2020 tarih ve 2020/50 sayılı Kararı ile; 01.08.2018 ve 21.10.2018 tarihlerinde gerçekleşen veri ihlallerinin tespitinin yaklaşık bir yıl sonra 02.07.2019 tarihinde yapılmış olmasının, gerçekleştirilen işlemlere dair Şirketin log kaydı/takip alarm sistemlerinin bulunmadığının ya da etkin bir şekilde kullanılmadığının ve Şirket tarafından gerekli kontrollerin yapılmadığının göstergesi olduğu, URL üzerinden kişisel verilerin üçüncü taraf satıcı/sağlayıcılar tarafından görülmesinin web sayfası tasarım aşamasında iken yapılan testlerin yetersiz olduğunun veya gerekli testlerin yapılmadığının göstergesi olduğu kanaatine varıldığından Web sayfası tasarım aşamasında iken yapılan testlerin yetersiz olması, gerçekleşen işlemlere dair takip/alarm sistemlerinin bulunmamasından kaynaklı ihlal tespitinin geç yapılmış olması sebebiyle, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına, İhlalin veri sorumlusu tarafından 29.05.2019 tarihinde tespit edildiği, 06.06.2019 tarihinde Kurula bildirimin yapıldığı görülmekle birlikte yurtdışında mukim veri sorumlusu tarafından tespit tarihinden sonra söz konusu ihlalden Türkiye’deki ilgili kişilerin de etkilenip etkilenmediğine yönelik araştırma yapıldığı dikkate alındığında bu sürenin makul olduğu değerlendirildiğinden bu hususta Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.9 “Bir Sigorta Acentesinin müşterilerine ait kişisel verileri herkese açık sosyal medya platformlarında müşterilerinden habersiz olarak ve reklam amacıyla paylaşması hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 Tarihli ve 2020/58 Sayılı Karar Özeti Kurumumuza intikal eden bir ihbarda, bir Sigorta Acentesinin müşterilerine ait kişisel verileri herkese açık sosyal medya platformlarında müşterilerinden habersiz olarak reklam amacıyla paylaştığı, bu hususta poliçe sahiplerinin izninin olmadığı belirtilerek gerekli yasal işlemin yapılması talep edilmiş, ihbarı destekler nitelikte olan, ilgili sosyal medya paylaşımlarına ayrıca dilekçe ekinde yer verilmiştir. 149 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Konuya ilişkin Veri Sorumlusu Sigorta Acentesinden ihbarda yer verilen iddialara ilişkin savunması istenilmiş, alınan cevabi yazıda; Müşterilere ait kişisel verilerin herkese açık sosyal medya hesapları üzerinden paylaşıldığı ancak bu paylaşımlar yapılırken program özelliği ya da kağıt gibi vasıtalarla kişisel verilerin gizlenmeye çalışıldığı ancak kimi paylaşımlarda bu hususun dikkatsizlik ve acelecilik gibi nedenlerle gözden kaçırıldığı, Kurumumuzca yazısı alındıktan sonra gözden kaçan ilgili paylaşımların silindiği, Ayrıca poliçe kayıtlarının tutulduğu sistemde, kullanılan sistemin özelliği gereği, kimlik numaraları kapatıldığı için hiçbir zaman kimlik numaralarını içeren paylaşım yapılmadığı, Konuya ilişkin eksikliğin bilgisizlikten kaynaklandığı ve belirtilmesi halinde gerekli düzeltmeleri yapabilecekleri belirtilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/58 sayılı Kararı ile, Veri sorumlusu Sigorta Acentesinin yaptığı sosyal medya paylaşımlarda müşterilerinin adları, adresleri ve maskelenmiş biçimde kimlik numaralarının yer aldığı, bunların dışında bazı hallerde kişisel veri niteliği arz edebilecek plaka numaraları ile birlikte aracın rengi, markası ve modeli, müşterinin ödemesi gereken prim, toplam prim gibi ayrıntılara da yer verildiği, Veri sorumlusu tarafından ilgili paylaşımların şahsi Facebook hesabından ve “……. sigorta” adıyla açtığı ve poliçe paylaşımlarıyla birlikte çeşitli özel gün kutlamaları ve şahsi fotoğraflarını da paylaştığı, hesabın açıklama kısmında kendi adına da yer verdiği Instagram hesabından yapıldığı, Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, 150 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Öte yandan, Kanunun 12’nci maddesinin birinci fıkrasında; veri sorumlusunun, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ile kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğunun ifade edildiği, Bu doğrultuda veri sorumlusunun müşterilerine ait kişisel verileri, onların açık rızası olmaksızın paylaştığının anlaşıldığı ve bu çerçevede Kanunun 12’nci maddesi ile veri sorumlusuna yüklenmiş olan yükümlülükleri yerine getirmediği kanaatine varıldığı hususlarından hareketle müşterilerine ait kişisel verileri herkese açık sosyal medya platformlarında müşterilerinden habersiz olarak ve reklam amacıyla paylaşan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde kapsamında 22.500 TL idari para cezasının uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.10 “İlgili kişinin ortağı olduğu şirkette kullandığı e-posta adresine izinsiz ve hukuka aykırı olarak erişildiği iddiası” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarihli ve 2020/59 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden bir şikâyette, ilgili kişinin ortağı bulunduğu ….Ltd. Şti bünyesinde kullanmakta olduğu (ismininbaşharfivesoyadı)@şirketadı.com.tr şeklindeki ve kişisel verilerinin de bulunduğu kişisel e-posta hesabına izinsiz ve hukuka aykırı olarak erişildiği, erişim ayarlarının değiştirildiği, söz konusu e-posta hesabına ait tüm verilerin silinmesi ve kaldırılması konusunda bu e-posta hesabının bulunduğu IP adreslerinin sahibi veri sorumlusu … Menkul Kıymetler AŞ’den noter kanalıyla talepte bulunulduğu; ancak, talebin reddedildiği belirtilerek, söz konusu hususlara ilişkin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde e-posta hesabının bulunduğu IP adreslerinin sahibi veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; Şikâyet edilen veri sorumlusunun Genel Müdürünün aynı zamanda ilgili kişinin ortak olduğu …..Ltd. Şti’nin diğer ortağı ve yetkili müdürü olduğu, Ticari işlerin takip edilmesi için ortağı olduğu şirketin müdürü sıfatıyla söz konusu e-posta adresinin ilgili kişiye tahsis edildiği, ortağı olduğu şirkete ait işlemlerin ilgili kişi tarafından takip edilmekte olmasına rağmen ilgili kişinin gerçekleştirdiği işlem ve kayıtlar hakkında hiçbir bilgi vermemesi, genel kurul davetine de icabet etmemesi üzerine şirket Genel Müdürünün, ilgili kişinin gerçekleştirdiği işlemleri ve yazışmalarını bulmak amacıyla şirket e-posta sunucusundan şirkete ait info@şirketadı.com.tr e-posta adresinin yazışmalarına bakıldığı, Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasına konu ve şirket gelirlerinin suiistimaline ilişkin e-posta yazışmalarına, ilgili kişinin hesabına erişilmek suretiyle değil ilgili kişinin kendisinin talebiyle önceden dâhil edildiği e-posta hesabının sunucu yedeklerinden ulaşıldığı, 151 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU E-posta ve eki kayıtları, yevmiye defteri ve fatura kayıtları ile şirketin gelirlerinin yatırıldığı banka kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda, ilgili kişinin geçmiş yıllarda müdürlük görevini kötüye kullanarak şirket gelirlerinden bir kısmını muhtelif banka hesaplarına transfer ettiğinin tespiti üzerine Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, E-posta hesabının bulunduğu IP adreslerinin sahibi veri sorumlusu şirket genel müdürü hakkında, ilgili kişinin söz konusu e-posta hesabının izinsiz olarak ele geçirildiği ve söz konusu hesaptaki kişisel bilgilerinin tümünün alenileştirildiği ve başkaca kişilerle paylaşıldığı, böylece ilgili kişinin 6698 sayılı Kanun kapsamındaki haklarının açıkça ihlal edildiği yönünde Savcılığa yaptığı şikâyet başvurusuna ilişkin olarak, “şirket ortakları tarafından şirkete ilişkin iş ve işlemler için kullanıldığında şüphe bulunmayan maillerin kişisel içerik taşımayacağı, şirket serverlarından elde edilen bilgilerin hukuk ve ceza yargılamasına delil olarak sunulmasının suç teşkil etmeyeceği, müştekinin şirket iş ve işlemleri dışındaki kişisel verilerinin başkaca bir ortamda kullanıldığı, yayıldığı vb. bir iddiasının da bulunmadığı, yine şirket mail içeriklerinden özel hayatına ilişkin bilgi ve veri elde edildiğine dair bir iddiasının da bulunmadığı, iddia edilen suçların ise unsurları itibariyle oluşmadığı” gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, Mülkiyeti, ortağı olduğu şirkete ait olan ve faturası şirket tarafından ödenen e-posta hesabının ilgili kişiye, şirkete ait işlemlerin takibi ile sözleşme ve ödeme işlemleri için tahsis edildiği ve kişisel bir e-posta hesabı olmadığı, İddia edildiği gibi, söz konusu şirket uzantılı e-posta adresine hukuka aykırı bir erişimin gerçekleşmediğinin gerek Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekse Savcılığın kararları ile sabit olduğu ve “server yedek” kayıtlarından elde edilen e-postaların, ilgili kişinin müdürlükten azil, şirketi uğrattığı zararın tazmini ve ticari kayyım atanması talepli açılan davalarda delil olarak yalnızca Mahkemeye ve suç duyurusu esnasında da Savcılığa sunulduğu, İlgili kişinin, müdürlük yetkisinin tedbiren kaldırılması ve yerine yönetici kayyım atanması sonrasında söz konusu adresine erişildiği ve erişim ayarlarının değiştirildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğu ve Kurumu yanıltmaya yönelik olduğu; bu yöndeki iddianın Mahkeme ve Savcılık tarafından reddedildiği, İlgili kişinin söz konusu e-posta adresine ait tüm verilerin yedekleriyle kopyalarının silinmesi yönündeki talebinin, şirket mailini kullanarak şirket aleyhine işlemiş olduğu zarar doğurucu, şirket gelirlerini zimmete geçirme ve suç teşkil eden fiillerine ilişkin delilleri Mahkemede ortadan kaldırma, bu delilleri karartma, hukuken geçersiz kılabilme amacına dönük olduğundan reddedildiği ve bunun hukuka uygun olduğu, Şikayet edilen e-posta hesabının bulunduğu IP adreslerinin sahibi şirketin Kanun ve Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca işlediği bir suç veya kabahatinin bulunmadığı, TCK’nın 26/1 maddesi gereğince, hakkını kullanan kimseye ceza verilemeyeceği; şikayet edilen şirket genel müdürünün, aynı zamanda ilgili kişinin ortak olduğu şirketin de ortağı ve 152 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 yetkili müdürü olması sebebiyle, Türk Ticaret Kanununun 626’ncı maddesi hükmü uyarınca müdürlük görevini yerine getirebilmek ve şirket menfaatini korumak için şirkete ait sözleşme ve müşteri yazışmalarını denetlemek yükümlülüğünün bulunduğu, şirketin diğer müdürü olan ilgili kişinin hesap vermekten kaçınması üzerine, şirket uzantılı mail adresinin yedek kayıtlarının denetlenmesinin Kanuna ve hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. İlgili kişinin şikayeti, veri sorumlusunun savunması ve ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/59 sayılı Kararı ile; Kanunun 4’üncü maddesinde kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak genel ilkelerin, 5’inci ve 6’ncı maddelerinde de kişisel veriler ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarının belirlendiği, bu çerçevede, ad, soyad, adres, telefon numarası, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, doğum tarihi gibi kişisel verilerin herhangi bir veri sorumlusu tarafından işlenmesinin ancak açık rızanın bulunması ya da Kanunda belirtilen açık rıza dışı diğer hallerin varlığında mümkün bulunduğu, Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesi hükmü uyarınca, kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği; ancak kişisel verilerin a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması” şartlarından birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı değerlendirmelerinden hareketle; Kişinin ortağı olduğu şirkete ilişkin hakların korunması amacıyla söz konusu e-posta adresine ilişkin sunucu yedek kayıtlarından elde edilen kişisel verilerin Kanunun 5’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “…. bir hakkın tesisi, kullanılması ve korunması kapsamında veri işlemenin zorunlu olması” kapsamında işlendiği ve kişisel veriler kullanılarak Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan dava nedeniyle gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetinin ise Kanunun 28’inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (d) bendi hükmü kapsamında olduğu değerlendirildiğinden söz 153 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU konusu şikayet ile ilgili Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.11 “Veri sorumlusu hastanede uygulanan beyaz kod kapsamında ilgili kişinin işlenen kişisel verileri” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarihli ve 2020/63 sayılı Karar Özeti İlgili kişi tarafından Kuruma yapılan şikâyette özetle, babasının tedavisi için gittikleri hastanede hastane görevlileri ile arasında yaşadığı tartışma sonucunda barkot alamadan hastaneden ayrılmak durumunda kaldığı, bahse konu hastane görevlilerinin yaşanan tartışma olayından 1 yıl 3 ay sonra tutanak tuttuğu, daha sonra bu tutanak aracılığıyla savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, bu sebeple adli para cezasına mahkûm edildiği ve vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldığı, hastane görevlilerinin kamu gücünü kullanarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası bilgilerini hastane verilerinden alarak olay yeri tutanağına işlediği, bu durumun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırılık teşkil ettiği belirtilerek, konunun incelenmesi talep edilmiştir. Şikâyet dilekçesi ekinde yer alan veri sorumlusunun konuya ilişkin yapmış olduğu başvuru çerçevesinde ilgili kişiye verdiği cevapta özetle, • Hasta kayıt sürecinde yaşanan olay ile ilgili olarak tutanak tutulduğu, Sağlık Bakanlığının Hukuk Müşavirliğinin Hukuki Yardım ve Beyaz Kod Uygulamasına dair 2016/3 Genelgesine göre işlem başlatılarak, Cumhuriyet Savcılığına bildirim yapıldığı, • Ayrıca Kanunun 6 ncı maddesi gereğince, kişisel verilerin sadece sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından paylaşıldığı ifade edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • Hastanede yaşanan tartışma sonucunda veri giriş elemanı tarafından Beyaz Kod verildiği, bu sebeple, Beyaz Kod tutanağının tutulduğu, söz konusu tutanak tutulurken ilgili kişinin kimlik bilgilerinin tutanağa işlendiği, kimlik bilgileri işlenmeden Beyaz Kod tutanağının tutulmasının mümkün olmadığı, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile söz konusu kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir. Söz konusu iddiaların incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 154 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 27/01/2020 tarih ve 2020/63 sayılı Kararında; • Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, ikinci fıkrasında ise kişisel verilerin kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, • Taraflar arası yaşanan tartışma sonucunda veri sorumlusu nezdinde Beyaz Kod uygulaması kapsamında hastane görevlileri tarafından ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlendiği, • Öte yandan, 2/11/2011 tarih ve 28103 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Hukuki Yardım” başlıklı 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemler ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca hukukî yardım yapılır. Bakanlık ve bağlı kuruluşları merkez ve taşra teşkilatı ile döner sermaye teşkilatı kadrolarında bulunan hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar, ayrıca vekâletname ibraz etmeksizin ilgili personeli vekil sıfatı ile temsil eder. Bu yardımın usûl ve esasları Bakanlıkça belirlenir.” hükmünün yer aldığı, • Bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin Hukuki Yardım ve Beyaz Kod Uygulamasına dair 2016/3 Genelgesi ile Beyaz Kod uygulamasına başlandığı, bu doğrultuda, sağlık personelinin hukuki yardımdan faydalanabilmesi adına “Beyaz Kod Kullanım Kılavuzu 2.0” kapsamında, şiddete maruz kalan çalışanın, adli süreçlerde kanıt teşkil etmesi açısından olaya tanık olan diğer personel ile birlikte, olayı anlatan ve belgeleyen bir tutanak düzenlemesi gerektiğinin ifade edildiği, • Uygulamada yürütme organının Anayasada öngörülmüş düzenleyici işlemlere ek olarak, genel, soyut ve objektif hukuk kuralları öngörebildiği, bu tür düzenleyici işlemlere “adsız düzenleyici işlemler” denildiği, genelgelerin de bunlardan biri olduğu değerlendirmelerinden hareketle, • İlgili kişi ile hastane görevlileri arasında yaşanan tartışma neticesinde yaşanan olayla 155 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ilgili hastane görevlilerince tutanak tutulduğu, sonrasında hastane görevlilerince ilgili kişi hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, bu kişilerce kamu gücü kullanılarak açık rızası olmaksızın ad, soyad ve T.C. kimlik numarası bilgilerinin hastane verilerinden alınarak olay yeri tutanağına 1 yıl 3 ay sonra işlendiği, bu şekilde temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle hastaneye başvurduğu; hastanenin vermiş olduğu cevapta ise, ilgili kişinin babasının tedavisinin eksiksiz planlanıp yapıldığı, olay ile ilgili tutanağın 1 yıl 3 ay sonra değil, olayla aynı gün tutulduğu, Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği Hukuki Yardım ve Beyaz Kod Uygulamasına dair 2016/3 Genelgesine göre işlem başlatılarak Cumhuriyet Savcılığına bildirildiği; ayrıca Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kişisel verilerin, hastane kapsamında sır saklamakla yükümlü bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından paylaşıldığı yanıtları karşısında ilgili kişinin Kuruma yaptığı şikâyet başvurusunun, veri sorumlusundan alınan bilgi ve belgeler ve yukarıda belirtilen hukuki gerekçeler çerçevesinde incelenmesi sonucunda; söz konusu kişisel verilerin Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendi uyarınca veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi kapsamında işlendiği kanaati oluştuğundan, söz konusu şikâyete ilişkin Kanun kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına karar verilmiştir. 1.3.12 “Ulaşım hizmeti sunan bir mobil uygulama kapsamında işlenen kişisel veriler hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/65 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin, ulaşım hizmeti sunan bir platform vasıtasıyla yaptığı yolculukların şoförler tarafından puanlandığını öğrenmesi, kendi yolculuklarına ait bu puanlara kendisi tarafından erişilememesi ve bu tip bir puanlama yapılacağı hususunda veri sorumlusunun aydınlatma metninde herhangi bir bilginin yer almaması neticesinde, veri sorumlusu statüsüne sahip ulaşım hizmeti sunan platforma 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Kişisel veri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme” hakkından hareketle, Kanunun 13 üncü maddesine istinaden yaptığı başvurunun cevapsız kaldığı iddialarına ilişkin Kuruma intikal eden dilekçeye istinaden veri sorumlusunun savunması istenilmiş, alınan cevabi yazıda; • Veri sorumlusu tarafından kullanıcıya ait verilerin uygulamaya kayıt esnasında toplanarak üyelik sözleşmesinin kurulması ve ifasıyla doğrudan doğruya ilişkisi olması sebebiyle işlendiğini, http:/www…...com/gizlilik-politikası adresinde yer alan kişiselveriler@....com e-posta adresine ilgili kişiler tarafından taleplerin iletilebileceğini belirten veri sorumlusu tarafından bu taleplerin en kısa süre cevaplandığını, • İlgili kişi tarafından kullanılan uygulamada ortalama puanın 5 üzerinden kaç olduğunun sorulduğuna ve “sehven süresi içinde talebe cevap verilmemiş olsa da” sonrasında yazılı olarak dönüş yapıldığı ifade edilmiştir. 156 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Konunun incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2010 tarih ve 2020/65 sayılı Kararı ile; 1- Kanunun 13 üncü maddesinin 2 inci fıkrasında “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde, Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilir” hükmüne ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin” 6 ıncı maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki “Veri sorumlusu bu Tebliğ kapsamında ilgili kişi tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür.” hükmüne yer verildiği, • Veri sorumlusunun “Kullanım Koşulları” başlıklı dokümanında yer alan hükümlere istinaden ilgili kişinin talebini süresi içinde cevaplamayan veri sorumlusunun Kanun kapsamında yöneltilen başvuruları gerek bu Kanunun 15 inci maddesinin 5 inci fıkrasına istinaden gerekse kendisi tarafından duyurulan koşullara uygun olarak zamanında, tam ve eksiksiz olarak cevaplaması hususunda talimatlandırılmasına, 2- Bu noktada ikinci olarak, bahse taşıma/ulaşım hizmeti ile ilgili kişinin iddia ettiği ve veri sorumlusunun daha sonra Kurumun bilgi ve belge talebine yönelik yazısına cevaben gönderdiği yazı ve ekinde belirttiği üzere ilgili kişilerin puanlaması işleminin sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya bir ilişkisinin olup olmadığının incelenmesi gerektiği, • Müşterilerin/yolcuların yaptığı seyahatlerin şoförler tarafından puanlanmasına ve bu puanların ortalamasının alınmasına dayanan veri işleme faaliyetinin, Kanunun 5 inci maddesinin 2 inci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması” şartı kapsamında sözleşmenin ifasına ilişkin ana kurucu öğe olmadığı veya sözleşmenin ifasıyla doğrudan doğruya bir ilişkisinin var olmaması sebebiyle ve bu veri işleme faaliyetinin aynı maddede belirtilen diğer veri işleme şartlarından herhangi birine dayanmadığı dikkate alındığında veri sorumlusunun Kanunun 12 inci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendinde yer alan “veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır” hükmüne aykırı hareket ettiği kanaatine varıldığından hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının b bendine istinaden 100.000 TL idari para cezası uygulanmasına, 3- İlgili kişinin veri sorumlusunun Aydınlatma Metninde müşteriler/yolcular hakkında bir puanlama yapıldığına dair her hangi bir bilginin bulunmadığına dair iddiasına ilişkin olarak, “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bilgilendirme” başlıklı dokümanının incelendiği, “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bilgilendirme” başlıklı bu dokümanda, “….’nin kişisel verilerinizi işleme amacı: • Kimliğinizi doğrulamak 157 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Müşteri desteği sağlamak ve sorun gidermek • Servis güncellemeleri ve hatalar hakkında sizi bilgilendirmek • Uygulama ve kampanyalar hakkında sizi bilgilendirmek • Sürücünün yolculukla ilgili olarak size ulaşması gereken durumlarda sizi arayabilmesini sağlamaktır…” şeklinde açıklandığı, • Veri işleme amaçları arasında yolcuların puanlanıp sürücüler tarafından bunun görülebileceğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı, • “Kullanım Koşulları” dokümanında ise “Veri sorumlusu Sıfatıyla İşlenen Veriler” başlıklı maddesinde bu verilerin • Tanımlama bilgileri (ad, soyad, cep telefonu numarası, e-posta adresi). • Kullandığınız mobil aygıtın işletim sistemi versiyonu bilgisi. • Kullandığınız mobil aygıttan edinilen konum bilgileri. • Yolculuk sonunda sürücüye verilen oylama bilgisi ve yorumlar. • Uygulama içindeki “Öneri ve Şikâyet” bölümünde iletilen yorumlar.” olarak sayıldığı, • Bu sebepten dolayı, ne aydınlatma metninde (Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bilgilendirme) ne de kullanıcı sözleşmesinde (Kullanım Koşulları) müşterilerin puanlanmasına ilişkin bir bilgilendirme bulunmadığı, • Bu durumda, müşterilerin puanlanmasına dayanan veri işleme faaliyetinin Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkelerden ilk olarak “Hukuka ve Dürüstlük Kurallarına Uygun Olma” ilkesine aykırılık teşkil ettiği, zira veri sorumlusunun sözü geçen kişisel veri işleme faaliyetine ilişkin olarak ilgili kişi ile hiçbir bilgi paylaşmadığı, konu “Belirli, Açık ve Meşru Amaçlar İçin İşlenme” ilkesi bakımından değerlendirildiğinde, veri sorumlusun aydınlatma metninde ve kullanım koşullarına ilişkin metinde belirtilen amaçların müşterilerin puanlanmasına dayanan kişisel veri işleme faaliyetinin asıl amacının ne olduğunu açıklayamadığı, • Bu kapsamda, söz konusu uygulamanın yüklenmesi akabinde üye olunması esnasında ilgili kişilere bir aydınlatma gerçekleştirilmediği ve ilgili kişinin yolculuklarının şoförler tarafından değerlendirilerek çıkarılacak bir puanlamaya dayalı veri işleme faaliyetine, internet sitesinde yer alan veri sorumlusunun aydınlatma metni yerine geçen “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bilgilendirme” dokümanında ve Kullanım Koşulları başlıklı belgede yer verilmemesi sebebiyle, Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “Veri Sorumlusunun Aydınlatma Yükümlülüğü”nü yerine 158 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 getirmemiş olduğu kanaatine varılmasından ötürü Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında veri sorumlusu hakkında 10.000 TL idari para cezası uygulanmasına, 4- Puanlamaya dayalı veri işleme faaliyetine devam edebilmesi için veri sorumlusunun Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenmesi Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde kapsamında uygun bir veri işleme şartı belirlemesi, buna istinaden aydınlatma metnini güncellemesi ve sayılan hususları tamamladığına ilişkin destekleyici belge ve kayıtları Kanunun 15 inci maddesinin 5 numaralı fıkrası hükümlerine istinaden 30 gün içinde Kurula sunması hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.13 İlgili kişiye rızası bulunmamasına rağmen bir gayrimenkul şirketi tarafından SMS aracılığıyla gönderilen reklam ve bildirimler hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/67 sayılı Karar Özeti Kurumumuza intikal eden bir başvuruda ilgili kişi tarafından kendisine bir gayrimenkul şirketi tarafından SMS aracılığıyla gönderilen reklam ve bildirimlere ait açık rızasının bulunmadığı ve bu kapsamda gereğinin yapılması talebini içeren başvurusu ile ilgili Kurumumuzca istenilen savunmasına istinaden veri sorumlusundan alınan yazıda; • Kayıtlarında tutulan kişisel verilerin ad, soyadı ve cep telefonu numarasından ibaret olduğu, • Kayıtlarında tutulan kişisel verilerin ilgili kişiyle reklam, kampanya ve tanıtım amaçlı olarak irtibata geçilmesi amacıyla işlendiği, • Kişisel verilerin internet üzerinden herkese açık bilgi kaynaklarından temin edildiği • Ancak şu an söz konusu bilgi kaynaklarına ulaşılamadığı, bu linklerin şu an aktif olmadığını ve kaldırıldığını tahmin ettikleri, ilgili kişinin yapmış olduğu başvuru neticesinde, kişisel verilerin sistemden derhal silindiğini ve kendisiyle bir daha iletişime geçilmediği ifade edilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/67 sayılı Kararı ile; • Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması 159 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, • Somut olayda Kurumun bilgi, belge talebine ilişkin olarak veri sorumlusu tarafından verilmiş olan cevap yazısında, ilgili kişiye ait kişisel verilerin herkese açık bilgi kaynaklarından elde edildiği ve ilgili kişinin açık rızasının bulunmadığının anlaşıldığı, • Kanunun 5 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (d) bendinde yer alan alenileştirme ilkesi gereğince, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilen, bir başka ifadeyle herhangi bir şekilde kamuoyuna açıklanmış olan kişisel verileri işlenebileceği, bu duruma örnek olarak ise bir kişinin belirli hallerde kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini kamuya açık şekilde ilan etmesinin verilebileceği, • Alenileştirmenin gerçekleştirilebilmesi için alenileştirme iradesinin ne olduğuna bakılması gerektiği, zira bir kişinin kişisel verisinin herkesin görebileceği bir yerde olmasının aleni olmasını sağlamayacağı, alenileştirme durumunda kişisel verinin alenileştirme amacı kapsamında kullanılması gerektiği, somut olayda, alenileştirme bulunuyor olsa dahi ilgili kişinin reklam faaliyetleriyle ilgili kendisiyle iletişim kurulması amacıyla söz konusu kişisel verileri alenileştirmemiş ise, gerçekleştirilecek olan kişisel veri işleme faaliyetinin hukuka uygun olmayacağının değerlendirildiği, • Somut olayda işlenen kişisel verilere yönelik olarak ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı, açık rızanın aranmadığı diğer hallerin ise bulunmadığı, bu kapsamda ilgili kişinin kişisel verilerinin Kanunun 5 inci maddesinde yer alan şartlar yerine getirilmeden reklam içerikli iletiler gönderilmesi amacıyla kullanılmasının Kanunun 12 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine aykırılık teşkil ettiği hususlarından hareketle veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi uyarınca 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.14 “Veri sorumlusu bankanın ilgili kişiye ait kredi kartı ekstresinde yer alan kişisel verileri yanlış e-posta hesabına göndermesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/01/2020 tarihli ve 2020/78 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikayetinde özetle; müşterisi olduğu bankanın, kendisine ait kredi kartının ekstresini kendisine ait olmayan bir e-posta adresine göndererek şahsına ait bilgileri üçüncü kişilerle paylaştığı, veri sorumlusuna konuya ilişkin hem e-posta hem de dilekçe ile başvuruda bulunduğu, başvuru tarihinin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen kendisine yazılı bir dönüş yapılmadığı belirtilerek veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Söz konusu şikâyeti takip eden süreçte ilgili kişinin Kuruma intikal eden ek dilekçesinde 160 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 ise özetle; veri sorumlusu bankanın kendisine ait aynı kredi kartının ekstresini, kendisine ait olmayan bir e-posta adresine tekrar göndererek şahsına ait bilgileri tekrar üçüncü kişilerle paylaştığı, kendisinin Kuruma göndermiş olduğu dilekçe aracılığıyla veri sorumlusundan şikâyetçi olduğu belirtilerek veri sorumlusu hakkında Kanun çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin talebine istinaden tarafına kredi kartı tahsis edildiği, müşterinin ayrıca “…. Adi Ortaklığı” firma unvanı ile firma ortağı olarak veri sorumlusunun ticari müşterisi olduğu, şikâyet yazısında üçüncü bir kişinin e-postası olarak ifade edilen y…@gmail.com e-posta adresinin, aynı zamanda veri sorumlusunun kayıtlarında müşterinin ortağı olduğu firmanın iletişim adresi olduğu, firmanın talimatı doğrultusunda firmaya ve ortaklarına tahsis edilen ticari kredi kartlarının ekstrelerinin söz konusu e-posta adresine gönderilmekte olduğu, • Mevcut durumda ilgili kişinin kredi kartı ekstrelerinin veri sorumlusu nezdinde kayıtlı h…@gmail.com e-posta adresine gönderilmekte olduğu, ilgili kişinin şikâyetinde belirttiği kredi kartı ekstresinin, y…@gmail.com e-posta adresine gönderilmesine ilişkin yapılan inceleme sonucunda; ilgili şube personelleri tarafından, başvuru sahibinin ortağı olduğu firma ve kendi adına düzenlenen ticari kredi kartlar için e-ekstre gönderimine yönelik tanımlamalar yapılırken, sehven müşterinin bireysel ürünü olan kredi kartı ekstresi için de e-ekstre talimatının güncellendiğinin belirlendiği, bu nedenle e-ekstre ortağı olduğu firma üzerinde tanımlı olan y…@gmail.com e-posta adresine gönderildiği, başvuru sahibinin şube aracılığıyla ulaşan talebi doğrultusunda e-posta adresinin güncelleme işleminin yapıldığı ve kendisinin sonraki dönemlere ait kredi kartı ekstrelerinin h…@gmail. com e-posta adresine yönlendirildiği, • İlgili kişinin şikâyet başvurularının veri sorumlusu tarafından işleme alındığı ve ilgili birime yönlendirildiği, e-posta adres değişikliğinin ne şekilde yapıldığının belirlenmesinden sonra, ilgili kişinin şube personelleri tarafından telefonla aranarak konu hakkında bilgilendirildiği, ancak e-posta güncelleme işleminin sehven atlandığının anlaşıldığı, şube tarafından e-ekstre gönderiminin h…@ gmail.com e-posta adresine yapılması yönünde oluşturulan talep doğrultusunda gerekli güncellemenin yapıldığı ve başvuru sahibinin e-posta adresine ekstrenin gönderileceğine ilişkin bilgilendirmenin yapıldığının belirlendiği, ifade edilmiştir. Konuya ilişkin olarak yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/01/2020 tarihli ve 2020/78 sayılı Kararı ile; • Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel verinin; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi, (e) bendi uyarınca kişisel verilerin işlenmesinin; kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan 161 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem, (ç) bendi uyarınca ilgili kişinin; kişisel verisi işlenen gerçek kişi, (ı) bendi uyarınca veri sorumlusunun; kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek ve tüzel kişi olarak tanımlandığı, • Kanunun “Genel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde ise, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği ve buna göre kişisel verilerin işlenmesinde “a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” şeklinde sayılan ilkelere uyulmasının zorunlu olduğunun düzenleme altına alındığı, anılan madde hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin işlenmesinde her hal ve şartta Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan genel ilkelere uyulmasının hukuki bir gereklilik olduğu, • Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise belirtilen şartlardan kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması hallerinden birinin varlığı durumunda, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, • İlgili kişilerin açık rızasının alınacağı hallerde, rızanın belirli bir konuya ilişkin olması, bilgilendirmeye dayanması ve özgür iradeyle açıklanması gerektiği, veri işlemek üzere verilen açık rızanın geçerli olması için, açık rızanın öncelikle belirli bir konuya ilişkin ve o konu ile sınırlı olarak verilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu doğrultuda veri sorumlusu tarafından açık rıza beyanının hangi konuya ilişkin olarak istenildiğinin açıkça ortaya konulması bununla birlikte, açık rıza bir irade beyanı olduğundan, kişinin özgür bir şekilde rıza gösterebilmesi için, neye rıza gösterdiğini de bilmesi gerektiği, kişinin sadece konu üzerinde değil, aynı zamanda rızasının sonuçları üzerinde de tam bir bilgi sahibi olmasının önem arz ettiği, bu 162 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 sebeple, bilgilendirmenin, veri işleme ile ilgili bütün konularda açık ve anlaşılır bir biçimde gerçekleştirilmesi ve mutlaka verinin işlemesinden de önce yapılması gerektiği, diğer yandan, açık rızanın geçerlilik kazanabilmesi için kişinin yaptığı davranışın bilincinde ve kendi kararı olmasının şart olduğu, açık rızanın özgür iradeyle açıklanması gerektiğinden, herhangi bir ürün ve/veya hizmetin sunumunun (ya da herhangi bir üründen ve/veya hizmetten yararlandırılması) ilgili kişi tarafından açık rıza verilmesi şartına bağlanamayacağı, tarafların eşit konumda olmadığı veya taraflardan birinin diğeri üzerinde etkili olduğu durumlarda rızanın özgür iradeyle verilip verilmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği, • Kanunun “kişisel verilerin işlenmesi” başlıklı 5 inci maddesi ve “kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8 inci maddesi hükümleri çerçevesinde; tarafların Kuruma iletmiş oldukları yazılarında yer alan beyanları incelendiğinde; veri sorumlusunun, ilgili kişinin kendisine ait olan kredi kartı ekstresini kendisine ait olmayan bir mail adresine (y…@gmail.com) göndermek suretiyle ilgili kişiye ait kişisel verilerin veri sorumlusu tarafından üçüncü kişilerle paylaşıldığı iddiasına aksi yönde bir beyanının olmadığı, şube personellerinin sehven başvuru sahibinin bireysel ürünü olan kredi kartı ekstresinin, başvuru sahibinin e-ekstre ortağı olduğu firma üzerinde tanımlı olan y…@gmail.com e-posta adresine gönderilmesi yönünde talimatlandırma yaptığının ifade edildiğinin görüldüğü, şikâyete konu olayda veri sorumlusunun ilgili kişinin kredi kartı ekstresinde yer alan kişisel verilerini, kendisine ait olmayan bir e-posta adresine göndermek suretiyle Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen kişisel veri işleme şartlarından biri bulunmaksızın üçüncü kişilerle paylaştığı ve bu yönüyle Kanunun 8 inci madde hükmüne aykırı bir kişisel veri aktarımı gerçekleştirdiği sonucuna varıldığı, • Ayrıca ilgili kişinin, veri sorumlusunun Genel Müdürlüğüne konuya ilişkin hem e-posta hem de dilekçe aracılığıyla başvuruda bulunduğunu, ancak belirtilen tarihin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen kendisine yazılı bir dönüş yapılmadığını iddia ettiği, veri sorumlusunun, başvuru sahibinin, şube personelleri tarafından telefonla aranarak konu hakkında bilgilendirildiğini ifade ettiği görülmekle beraber bu noktada Kanunun “Veri sorumlusuna başvuru” başlıklı 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “Veri sorumlusu talebi kabul eder veya gerekçesini açıklayarak reddeder ve cevabını ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirir. Başvuruda yer alan talebin kabul edilmesi hâlinde veri sorumlusunca gereği yerine getirilir. Başvurunun veri sorumlusunun hatasından kaynaklanması hâlinde alınan ücret ilgiliye iade edilir.” hükmünden hareketle, ilgili kişinin, veri sorumlusu Banka tarafından telefonla aranmak suretiyle bilgilendirilmesinin Kanunun ilgili hükmü kapsamında usulüne uygun bir bildirim niteliğini haiz olmadığı değerlendirmelerinden hareketle; • Veri sorumlusunun, ilgili kişinin şikâyet talebine yönelik cevabını, başvuru sahibini telefonla aramak suretiyle bildirmesinin Kanunun “Veri sorumlusuna başvuru” başlıklı 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında usulüne uygun bir bildirim 163 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU niteliğini haiz olmadığına, bu kapsamda Kanunun 15 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “Şikâyet üzerine veya resen yapılan inceleme sonucunda, ihlalin varlığının anlaşılması hâlinde Kurul, tespit ettiği hukuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar vererek ilgililere tebliğ eder. Bu karar, tebliğden itibaren gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilir.” hükmü uyarınca da ilgili kişilerin başvurularının değerlendirilmesi ve yanıtlanmasında Kanun 13 üncü maddesi ve ilgili Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkındaki Tebliğ hükümlerine azami dikkat ve özeni göstermesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Veri sorumlusu Bankanın ilgili kişinin bireysel ürünü olan kredi kartı ekstresindeki kişisel verilerini, Kanunda sayılan işleme şartları olmaksızın bireysel mail adresi yerine e-ekstre ortağı olduğu firma üzerinde tanımlı olan e-posta adresine göndermek suretiyle Kanunun 8 inci maddesine aykırı bir kişisel veri aktarımı gerçekleştirmiş olduğu ve bu yönüyle veri sorumlusu Bankanın Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini önlemek ve muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı kanaatine ulaşıldığından Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca hakkında 60.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.15 “Veri sorumlusu sağlık firması tarafından eski çalışanı olan ilgili kişinin kişisel verilerinin rızası alınmaksızın aktarımı” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 11/02/2020 tarihli ve 2020/108 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikayette özetle; • İlgili kişinin sağlık alanında faaliyet gösteren veri sorumlusu şirket bünyesinde belirli tarihler arasında çalıştığı ve çalışma ilişkisini veri sorumlusu ile mutabık kalarak sonlandırmak suretiyle başka bir şirkette işe başladığı, • İlgili kişinin yeni işe başladığı şirketin yetkilileri ile yapılan toplantıda, veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin çocuklarının ve eşinin uzun bir süredir Almanya’da yaşadıkları ve ilgili kişinin de bu ülkeye taşınacağı, Türkiye’de fazla kalmayacağı gibi bilgilerin kendileri ile paylaşıldığı, ayrıca, ilgili kişinin aldığı maaş, prim ve özel ödeme koşullarına riayet etmeksizin veri sorumlusu eski çalıştığı şirketten ayrıldığı gibi iddiaların kendilerine iletildiği belirtilerek ilgili kişinin cevabının talep edildiği, • İlgili kişi hakkındaki bu bilgilerin veri sorumlusu eski çalıştığı şirket tarafından talep olmaksızın, ilgili kişinin yeni işe başladığı şirkete önce telefon ardından iki adet e-posta vasıtasıyla aktarıldığının öğrenildiği, • Bunun üzerine konuyla ilgili olarak veri sorumlusu şirkete ihtarname gönderildiği, ilgili kişinin yeni çalışmaya başladığı şirketin bir talebi olmamasına rağmen ilgili kişinin ailesi ve veri sorumlusu ile olan maddi ilişkilerinin, veri sorumlusu 164 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 tarafından söz konusu şirkete aktarılmasına esas teşkil eden bir sebep bulunmaması veya ilgili kişinin çıkarları ve makul beklentilerinin göz önüne alınmamasının, bu konuda herhangi bir haklı gerekçeye dayanılmamasının, “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yine söz konusu şirket ile ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerinin paylaşılmasındaki amacın anlaşılamadığı ve tüm şartlar göz önüne alındığında hukuken korunan meşru bir amaç güdülmediğinin de aşikâr olduğu, bu durumun “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme ilkesi” ile uyumlu olmadığı, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 8 inci maddesinde ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılamayacağının hüküm altına alındığı, bu kapsamda ilgili kişinin kendisi ve ailesine ilişkin kişisel verilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasına yönelik açık veya zımni rızasının bulunmadığı, • İlgili kişinin rızası alınmaksızın yapılan bu veri aktarımının veri sorumlusu tarafından Kanunun 5 inci maddesinde sayılan kişisel veri işleme şartlarından “ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olma” koşuluna dayandırıldığı, ancak ilgili kişinin rızası olmaksızın paylaşılan kişisel verilerin ilgili kişi tarafından herhangi bir şekilde kamuoyuna açıklanmış yani ilgili kişi tarafından alenileştirilen ve böylelikle herkes tarafından bilinebilecek hale getirilmiş bir bilgi niteliğini haiz olmadığı, söz konusu yeni işe başladığı şirket yetkililerinin ilgili kişinin çocukları ve eşinin yurt dışında yaşayıp yaşamadıklarını ve özel ödeme koşullarına ilişkin veri sorumlusu eski şirketin iddialarını teyit etmeye yönelik sorular sormalarının da söz konusu kişisel verilerin aleni olmadığının ve herkesçe bilinmediğinin göstergesi olduğu, ayrıca alenileştirmenin gerçekleştirilebilmesi için alenileştirme iradesinin varlığının gerektiği ancak ilgili kişinin bu yönde bir iradesinin bulunmadığı, • Öte yandan Kanunun 12 nci maddesi kapsamında, veri sorumlusunun Kanunun kendisine yüklediği sorumluluklara aykırı davranarak, kişisel verilere erişme yetkisi olanlar tarafından yetkilerin kötüye kullanılması ile işlenme amacı dışında ilgili kişinin ve ailesinin kişisel verilerini üçüncü kişilerle paylaşması suretiyle Kanunu ihlal ettiği ve bu ihlallerin gerçekleşmesini önlemek için uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli herhangi bir teknik ve idari tedbir almadığı belirtilerek, konuya ilişkin gerekli yaptırımların uygulanması talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde söz konusu iddialara ilişkin veri sorumlusundan (eski işveren) savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin hem veri sorumlusuna hem de Kuruma yaptığı başvuru dikkate alındığında şirketlerinin olağan iş süreçlerine ilişkin veri işlemesine yönelik bir uyuşmazlık bulunmadığı, şikâyet konusunun eski çalışana (ilgili kişiye) ilişkin kişisel verilerin yeni işvereni ile paylaşılıp paylaşılmadığı ve paylaşılmış ise bu paylaşımın hukuki gerekçesi üzerinde toplandığı, • Bu kapsamda, ilgili kişinin yeni işvereni ile gerçekleştirdiği toplantıda gündeme gelen; eşinin ve çocuklarının yurtdışında yaşadığı ve kendisinin de bu ülkeye 165 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU taşınacağı, ilgili kişinin maaş ve özel ödeme koşullarına riayet etmeksizin veri sorumlusu bünyesinden ayrıldığı şeklindeki bilgilerin neredeyse hiç birinin veri sorumlusu tarafından yeni işveren ile paylaşılmadığı, • Pek çok sektörde olduğu gibi ilgili sektörde de yer alan insanların birbirlerini tanıdığı, sektörde yer alan şirketlere veya çalışanlara ilişkin gelişmelerin insanlar arasında konuşulabildiği, bu minvalde ilgili kişinin kendisi ile ilgili bilgileri sektörde yer alan diğer insanlara aktarmış olabileceği de göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu toplantıda ilgili kişiye yöneltilen soruların, bu sorulara dayanak oluşturan verilerin ve bu verilerin kimden ne şekilde elde edildiğinin veri sorumlusunun bilgisi dâhilinde olmadığı, söz konusu verilerin şirketleri tarafından yeni işverene sağlandığı iddiasının tahmine dayalı ve şirketlerini zan altında bırakan bir iddia olduğu, ilgili kişi tarafından bu iddiaların gerçekliğini ortaya koyacak bilgi ve belgelerin tereddütsüz bir şekilde sunulması gerektiği, • Bununla birlikte; ilgili kişinin yeni şirketinde çalışmaya başladığına ilişkin duyurunun yeni işveren şirketin kurumsal hesabından duyurulduğu, söz konusu duyuruda ilgili kişinin daha önce veri sorumlusu bünyesinde direktör seviyesinde çalıştığı bilgisine yer verildiğinin fark edildiği, bu verilerin ilgili kişinin kendi iradesiyle ve iradesine uygun olarak alenileştirilen ve bu vesileyle tüm tarafların bilgisinde olan bilgiler olduğu, ancak bu bilginin gerçeği yansıtmadığı, ilgili kişinin veri sorumlusu nezdinde hiçbir dönemde bu seviyede üst düzey bir pozisyonda çalışmadığı, bu nedenle ilgili kişinin gerçeğe aykırı beyanlarının sebep olduğu bu durumdan yeni işverenin e-posta yoluyla haberdar edildiği, • Veri sorumlusu tarafından yeni işveren ile paylaşıldığı belirtilen bu bilgiler (ilgili kişinin şirketlerinde daha önce direktör seviyesinde çalışmadığı ve işten ayrılış sebebi) dışında ilgili kişiye ilişkin kişisel verilerin yeni işvereni ile paylaşılmasının söz konusu olmadığı, • İlgili kişinin, veri sorumlusunun adını kullanarak etik olmayan, hukuka ve gerçeğe aykırı bir bilgi ile işvereni nezdinde kendisi lehine haksız bir menfaat sağlaması, veri sorumlusunun haklarını ve menfaatlerini ihlal etmesi nedeniyle; ilgili kişinin yeni işvereni ile yapılan bilgi paylaşımı ile yalnızca gerçeğe aykırı olarak beyan edildiği anlaşılan hususların açıklığa kavuşması, bu durumun düzeltilmesi ve hukuki etkilerinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı, • İlgili kişinin yeni işvereni ile sınırlı bir veri paylaşımı olduğu ve bu bilgi paylaşımının yapılmasında; -Veri sorumlusunun adı kullanılarak etik olmayan, hukuka ve gerçeğe aykırı bilginin düzeltilmesi ve ihlalin kaldırılması bakımından şirketleri için, -Gerçeğe aykırı beyan ile menfaat temini nedeni ile mevzuattan kaynaklanan haklarının kullanılabilmesi bakımından yeni işveren için, -Gerçeğe aykırı beyan ile menfaat elde edilemeyeceği ve bu durumun aykırılık 166 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 olarak kabul edilmesi bakımından • kamusal anlamda korunmaya değer daha üstün bir menfaat bulunduğu, • Söz konusu üçüncü kişilere veri aktarımının hukuki dayanağını Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen kişisel veri işleme şartlarından “(e) bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması” ve “(f) ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlemesinin zorunlu olması” nın oluşturduğu, • Veri sorumlusu tarafından alınan idari ve teknik tedbirlere yönelik açıklamalar kapsamında; bünyelerinde irtibat kişisinin atandığı, veri envanterinin hazırlandığı, kişisel verilerin korunmasına yönelik farkındalığı arttırmak için veri sorumlusu içerisinde tüm çalışanlara eğitimler verildiği, konuyla ilgili çok sayıda politika ve dokümanın hayata geçirildiği, savunma ekinde de yer verilen idari ve teknik tedbirler listesinde yer alan pek çok tedbirin uygulandığı ifadelerine yer verilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 11/02/2020 tarihli ve 2020/108 sayılı Kararı ile, • İlgili kişi ve veri sorumlusu (eski işveren) arasında üçüncü kişilere veri aktarımından kaynaklanan şikâyetin temelini, ilgili kişinin eski işyerinde çalıştığı son iş pozisyonunu yeni işyerine yönetici pozisyonu olan “Etik Direktörü” olarak belirtmek suretiyle yanlış beyanda bulunması, ayrıca eski işyerine işten ayrılma sebebini yurtdışına taşınması olarak ifade etmesinin oluşturduğu, • İlgili kişinin “çocuklarının ve eşinin uzun bir süredir yurtdışında yaşadıkları ve ilgili kişinin de bu ülkeye taşınacağı, Türkiye’de fazla kalmayacağı gibi bilgilerin paylaşıldığı, ayrıca, ilgili kişinin veri sorumlusundan aldığı maaş, prim ve özel ödeme koşullarına riayet etmeksizin veri sorumlusu bünyesinden ayrıldığı” iddialarını doğrulayacak herhangi bir bilgi, belge ve benzeri dokümanın ilgili kişi tarafından Kuruma sunulmadığı, yalnızca veri aktarımının telefon görüşmesi ve iki adet e-posta ile gerçekleştiği bilgisinin verildiği, • Söz konusu e-posta yazışmalarının, şikâyet edilen veri sorumlusu tarafından savunma yazısı ekinde sunulmuş olduğu ve yazışmalardan, yalnızca ilgili kişinin eski işvereni şirkette hangi tarihler arasında hangi iş pozisyonlarında çalıştığı ve yeni işverenin ilgili kişinin işten ayrılma nedenine ilişkin soruya cevaben ailevi nedenlerden dolayı yurtdışına taşınacağı bilgisinin verildiğinin anlaşıldığı, • İlgili kişinin eski işyerinde çalıştığı tarihler ve iş pozisyonları ile işten ayrılma sebebine ilişkin olarak, veri sorumlusu ile yeni işvereninin İnsan Kaynakları Departmanları arasında e-posta yazışmaları yoluyla sınırlı bir veri aktarımının yapıldığının anlaşıldığı, • İlgili kişinin veri sorumlusuna ayrılma nedenini “ailevi sebeplerden dolayı yurtdışına 167 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU taşınma” ve yeni işverenine de daha önce çalıştığı iş pozisyonunu “Etik Direktörü” olarak beyan etmiş olması dikkate alındığında; her iki işverenin de yanlış bilgilerle yanıltılmış olması nedeniyle, veri sorumlusunun bu bilgilerle ilgili düzeltme yapmasının kişinin makul beklentisine aykırı olmadığı ve temel hak ve hürriyetlerini de ihlal etmediği sonucuna varıldığı, • Ayrıca veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin şirketlerinde çalıştığı iş pozisyonuna ilişkin gerçeği yansıtmayan bilginin düzeltilmesi, şirket itibarının korunması, şirketlerinin adı kullanılarak yanlış bilgi üzerinden menfaat temin edilmesinin önlenmesi, gerçeğe aykırı beyandan ötürü şirket alacağının tahsil edilmesi yönünde hukuki sürecin başlatılması, ilgili kişinin daha önce çalıştığı işyerindeki iş pozisyonu için yeni işverenini yanıltması sonucunda yeni işverenin mevzuattan kaynaklanan haklarını kullanabilmesi ve iş yaşamında dürüstlük ve etik ilkelerin teşvik edilmesi amacıyla gerçekleştirilen söz konusu veri aktarımının hukuki gerekçesinin, Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendinde öngörülen “ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” kişisel veri işleme şartına dayandığı kanaatine varıldığı, • Diğer taraftan yeni işvereninin, ilgili kişinin kendi şirketlerinde işe başlamasına ilişkin kurumsal web sitesinde yaptığı duyuruda, ilgili kişinin yeni görevi, eğitim durumu ve daha önce çalıştığı işyerleri ve iş pozisyonlarının belirtildiği, yapılan web araştırması sonucunda, yeni işveren tarafından alenileştirilen bu bilgilerin ilgili kişinin kendisi tarafından da profesyonel sosyal iletişim ağı hesabında herkesin erişimine açık bir şekilde alenileştirildiğinin belirlendiği, bu doğrultuda veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin açık rızası alınmaksızın gerçekleştirilen veri aktarımının Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde öngörülen “ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olma” kişisel veri işleme şartına uygun olduğunun değerlendirildiği, • Veri aktarımı olarak gerçekleşen söz konusu veri işleme faaliyetinin; yanlış bilginin düzeltilmesi gibi haklı bir gerekçeye dayandığı, veri aktarımının amacının belirli, açık ve meşru olduğu ve belirtilen amaç ile sınırlı olduğu ve ilgili kişi tarafından iddia edildiği üzere “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ve “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme ilkesi” ne aykırılık teşkil etmediğinin değerlendirildiği, • Ayrıca 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-a maddesi gereğince “işçinin iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işvereni yanıltması”nın haklı nedenle derhal fesih sebebi olarak hüküm altına alındığı, yine aynı Kanunun 426 ncı maddesinde “İşveren, işçinin isteği üzerine her zaman, işin türünü ve süresini içeren bir hizmet belgesi vermekle yükümlüdür. İşçinin açıkça istemde bulunması hâlinde, hizmet belgesinde onun iş görmedeki becerisi ile tutum ve davranışları da belirtilir. Hizmet belgesinin zamanında verilmemesinden 168 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veya işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat isteyebilir.” hükümlerinin yer aldığı, • Bu hükümler her ne kadar doğrudan yeni işvereni ve çalışanı ilgilendiriyor gibi görünse de, eski işveren için de talep olmasına gerek olmaksızın sorumluluk doğurduğu kanaatine varılmış olup veri sorumlusunun eski çalışanının kendi şirketinde çalıştığı iş pozisyonuyla ilgili yanlış bilgiyi düzelterek yeni işvereni bilgilendirme sorumluluğu hissetmesinin, makul ve olağan bir davranış olduğu sonucuna ulaşıldığı, • Diğer taraftan iş etiği açısından bakıldığında, aynı sektörde faaliyet göstermelerinin doğal sonucu olarak, veri sorumlusunun eski çalışanı hakkındaki yanlış bilgiden haberdar olduğu halde doğru bilgiyi yeni işvereni ile paylaşmamasının ahlak, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına da uygun olmayacağının değerlendirildiği, • İlgili kişinin “kişisel verilere erişme yetkisi olanlar tarafından yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle ve işlenme amacı dışında ilgili kişinin ve ailesinin kişisel verilerini üçüncü kişilerle paylaşarak Kanunu ihlal ettiği ve bu ihlallerin gerçekleşmesini önlemek için uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli herhangi bir teknik ve idari tedbir almadığı” yönündeki iddiası dikkate alındığında; e-posta yazışmaları yoluyla gerçekleşen veri aktarımının eski işveren ile yeni işverenin insan kaynakları müdürleri arasında yapılması ve insan kaynakları departmanının temel görevlerinden birisinin de kişilerin özlük dosyalarını tutmak olması nedeniyle veri sorumlusunun Kanunun 12 inci maddesi uyarınca veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmediği değerlendirmelerinden hareketle; • Şikâyete konu kişisel veri işleme faaliyetinin hem kişisel verilerin korunması hem de iş mevzuatının ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmediği, veri sorumlusu tarafından gerçeği yansıtmayan bilginin düzeltilmesi, şirket itibarının korunması, şirket adı kullanılarak yanlış bilgi üzerinden menfaat temin edilmesinin önlenmesi, ilerde oluşabilecek hukuki etkilerinin ortadan kaldırılması, iş yaşamında dürüstlük ve etik ilkelerin teşvik edilmesi amacıyla gerçekleştirildiği belirtilen söz konusu veri aktarımının Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendi uyarınca “ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlemesinin zorunlu olması” kişisel veri işleme şartına dayandığı, bu kapsamda Kanunun “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8 inci maddesi kapsamında söz konusu veri aktarımının hukuka aykırı bir veri işleme olmadığı sonucuna varıldığından veri sorumlusu hakkında herhangi bir müeyyide uygulanmasına yer olmadığına, • Bununla birlikte Kanunun “İlgili kişinin hakları” başlıklı 11 inci maddesi uyarınca, ilgili kişinin kişisel verilerinin rızası dışında üçüncü kişilere aktarımına ilişkin talebinin veri sorumlusu tarafından yeterli düzeyde karşılanamadığı, bu çerçevede ilgili kişinin talebi doğrultusunda “belirli tarihler arasında veri sorumlusu İnsan 169 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Kaynakları Departmanı çalışanları tarafından kanunlarda açıkça öngörülmesi ve Kanun kapsamında veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması durumları haricinde, ilgili kişiye ait kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası dışında herhangi bir iletişim aracı vasıtasıyla herhangi bir gerçek ve/ veya tüzel kişiye aktarılıp aktarılmadığı; böyle bir aktarım yapıldıysa, yapılan bu aktarımın hangi amaçla yapıldığını, aktarımın içeriğini, aktaran ve aktarılan kişileri de gösterir orijinal metnin kopyasını içeren bilgi, belge vb. dokümanın” Kuruma sunulduğu üzere ilgili kişiye de sunulması ve akabinde söz konusu bilgi, belge vb. dokümanın ilgili kişiye sunulduğuna dair Kuruma bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.16 “Elektronik satış hizmeti sağlayan bir şirketin veri ihlal bildirimi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 11/02/2020 tarih ve 2020/113 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • Veri sorumlusu Şirketin e-ticaret sektöründe faaliyet göstermekte olduğu, • Veri sorumlusunun internet sitesinden ve mobil uygulaması üzerinden ticari faaliyet amacı olmayan satıcılara ikinci el ürünlerini satmaları için bir aracı hizmet sağlayıcısı olarak teknik alt yapı sunduğu, • Şirkete, internet sitesinin hacklendiği iddiasının iletildiği, • Veri sorumlusunun personeli tarafından zaman zaman halka açık bağlantıların paylaşıldığı kafe ortamlarından çalışıldığı, ağ dinlemesinin de bu sırada gerçekleşmiş olabileceği, • Azami 257.000 kişinin etkilenme ihtimalinin bulunduğu ancak veri sorumlusu tarafından 25 kişi dışında kimsenin veri ihlalinden etkilenmiş olduğuna dair kayıt tespit edilmediği, • İhlalden etkilenen ilgili kişi kategorilerinin kullanıcılar olduğu, • İhlalden etkilendiği belirtilen kişisel verilerin ad, soyadı, e-posta adresi, kriptolanmış kullanıcı hesabı şifreleri olduğu, 973.147 üyeye kadar olan kullanıcılardan 172.490 adedinin sisteme Facebook profili üzerinden kayıt olduğu için e-posta adreslerinin sistemde bulunmadığı, ancak veri ihlalinin gerçekleştirildiği e-posta adresi ile Şirket arasında yapılan konuşmalarda; tüm veri tabanları, kaynak kodlar, dosya ve müşteri verilerinin ele geçirildiğinin iddia edildiği, • İhlalden özel nitelikli kişisel verilerin etkilenmediği, • Kayıtlı kullanıcılara bildirimde bulunulduğu ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 11/02/2020 tarih ve 2020/113 sayılı sayılı Kararı ile; 170 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Veri ihlalinden önce veri sorumlusuna ait internet ağı dışında halka açık bağlantıların paylaşıldığı kafe ortamlarından sisteme herhangi bir kısıt bulunmaksızın erişildiği, sızma testlerinin ihlalden sonra yapıldığı, ihlal öncesi sistemlerinde kritik bilgilere erişime neden olabilecek SQL Injection, Cross Site Scripting gibi zafiyetlerin bulunduğu, mobil uygulama içerisine tanımlanmış SSL Sertifikası olmamasından dolayı uygulama trafiğinin rahatlıkla dinlenebildiği, politikaların ve müdahale planlarının ihlal gerçekleştikten sonra oluşturulduğu, veri ihlali gerçekleşmeden önce kurumsal eğitim ve farkındalık faaliyetlerinin düzenlenmediği ve veri ihlalinin ancak veri ihlalini gerçekleştiren kişinin veri sorumlusu ile iletişime geçmesi neticesinde tespit edilebildiği dikkate alınarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 200.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmişti 1.3.17 “İlgili kişilerin kişisel verileri olan banka hesap hareketlerinin, mevduat bilgilerinin, para yatırma ve çekme işlemlerinin açık rızaları olmaksızın vergi müfettiş yardımcısı tarafından hukuka aykırı olarak işlenmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 13/02/2020 tarihli ve 2020/120 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikayet dilekçesinde özetle; ilgili kişilerin çalışmakta olduğu mükellef kurum hakkında Vergi Müfettiş Yardımcısı tarafından yapılmış olan bir vergi incelemesi sonucunda düzenlenen “Vergi Tekniği Raporunda” (Rapor) kendileri ile ilgili bir vergi incelemesi olmamasına rağmen şahıslarına ait kişisel veri olan banka hesap hareketlerinin, mevduat bilgilerinin, para yatırma ve çekme işlemlerinin rızaları olmaksızın hukuka aykırı olarak işlendiği belirtilerek, veri sorumlusu ile ilgili olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Bu kapsamda, başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Bakanlıktan şikâyete konu Raporda adı geçen şikâyetçilerin yapılan vergi incelemesinin konusu olup olmadığı; şikâyetçilerin şahıslarının vergi incelemesinin konusu olmamasına rağmen banka hesap hareketlerine, mevduat bilgilerine, para yatırma ve çekme işlemlerine bakılmış olması halinde bunun hangi yasal gerekçelerle yapıldığı hususlarının açıklanması istenilmiştir. Veri sorumlusundan alınan cevabi yazıda; • Vergi Denetim Kurulu Maltepe Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının görevlendirme yazılarında, mükellef şirketin 2012 ila 2016 yılları arası ihracat teslimleri nedeniyle KDV iadesi yönünden incelenmesinin istendiği, • Herhangi bir hazine zararı doğmaması adına kapsamlı bir araştırma yapıldığı ve yapılan araştırmada, mükellefin banka hesaplarında normal hayata ve ticari icaplara uymayan şekilde, banka şubesinden yüklü miktarlarda elden para yatırma işlemlerinin tespit edildiği; söz konusu işlemleri mükellefin %100 ortağı olan şahıs 171 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ve bu şahıs tarafından kurumu temsile vekil tayin edilen şikayetçi ilgili kişilerin gerçekleştirdiği, • İlgili kişiler tarafından yatırılan paraların yine aynı gün içinde çek keşide edilmek suretiyle borcun ödenmesinde kullanıldığı; yapılan araştırmada, çekin mükellef şirket tarafından borçluya verildiği gün birçok firma tarafından, tek elden çıkmış gibi ciro edildiği ve aynı gün para yatırılan banka şubesinden, herhangi bir mükellefiyeti olmayan alakasız kişiler tarafından tahsil edildiğinin tespit edildiği, • Ciro silsilesinde yer alan firmalar hakkında olumsuz tespitler bulunması üzerine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi gereğince olayın gerçek mahiyetini ortaya çıkarmak üzere 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu maddesi ile 31/10/2011 tarihli ve 28101 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin 80 inci maddesine dayanılarak hazırlanan “Vergi İncelemeleri ile İlgili Bilgi Taleplerinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönerge”nin 6 ncı maddesi hükmü gereğince ilgili kişilerin, sadece mükellef kurumun çek ödemesi olarak kullandığı bankalarda bulunan hesapları hakkında bilgi talebinde bulunulduğu, • Banka hesaplarının incelenmesi neticesinde şüphelerin yerinde olduğunun görüldüğü, mükellef şirketin çekleri tahsil edilir iken, tahsil edilen tutarlar bazında, ilgili kişiler tarafından şahsi banka hesaplarına kimi zaman aynı tutar kimi zaman ise farklı tutarların geri yatırıldığının tespit edildiği ve pek çok çekin tahsilatı sırasında ilgili kişilerin aynı şubede bulunup işlem gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, • Bakanlık Vergi Müfettişlerinin, yürüttükleri vergi incelemeleri ile ilgili bilgi istemelerinin esas olduğu, müfettiş tarafından istenen bilgilerin gerek mükellef şirket tarafından adı geçen iki şahsa vekâlet verilmesi gerek incelenen mükellefin işlemlerinde önemli bir yer teşkil etmesi nedenleriyle, incelemenin dışına çıkılması ve ilgisiz kişilerin banka hesaplarının istenmesi anlamını taşımadığı, diğer bir deyişle yapılan işlemin yasal olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 13/02/2020 tarih ve 2020/120 sayılı Kararı ile, • 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (213 sayılı Kanun) “Vergi Kanunlarının uygulanması ve ispat” başlıklı 3 üncü maddesinin B fıkrasına göre, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin her türlü işlemin yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabileceği, olayın özelliğine göre mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin iddia edende olduğu • 213 sayılı Kanunun “İncelemeye yetkililer” başlıklı 135 inci maddesine göre vergi incelemesinin; vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapıldığı, • Benzer şekilde, 213 sayılı Kanunun “İncelemede uyulacak esaslar” başlıklı 140 ıncı 172 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde vergi raporlarının hukuka aykırı olmaması bakımından katı ve çok aşamalı prosedürlerin öngörüldüğü, • Yine, anılan maddenin on birinci fıkrasının; “Bu maddede belirlenen esaslar çerçevesinde, vergi incelemelerinde uyulacak diğer usul ve esaslar, komisyonların teşekkülü ile çalışma usul ve esasları ve Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu tarafından doğrudan değerlendirmeye tabi tutulacak vergi inceleme raporlarının tutarları, Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmünü; 178 sayılı “Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin “Bakanlığın düzenleme görev ve yetkisi” başlıklı 39 uncu maddesi ise; “Bakanlık, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir.” hükmünü amir olduğu, • Anılan düzenlemelere dayanılarak yayımlanan “Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in (Yönetmelik) amacının, vergi incelemelerinde uyulacak usul ve esasları düzenlemek olduğu, Yönetmeliğin “Vergi inceleme görevinin verilmesi” başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca; “(1) Vergi inceleme görevi yazı ile verilir. İnceleme görevi yazılarında; nezdinde inceleme yapılacak kişilere ve konulara ilişkin bilgilere, incelemenin türüne, gerekçesine, dönemine ve süresine ilişkin hususlara yer verilir. İnceleme görev yazısı ekinde yer alan belgeler, elektronik ortamda inceleme yapmaya yetkili olanlara gönderilebilir. (…) • (3) Vergi incelemesi, sadece inceleme görev yazısında belirtilen konu ve döneme ilişkin olarak yapılır. İnceleme konusu ve dönemi ile ilgili olmayan herhangi bir hususa ilişkin mükelleften bilgi ve belge talebinde bulunulamaz. Yürütülmekte olan incelemeler sırasında, görevlendirme yazısında belirtilenden farklı bir konu veya döneme ilişkin eleştiriyi gerektiren hususların tespiti durumunda söz konusu durum inceleme görevini verenlere bildirilir. Görevlendirme yazısında yer alan inceleme konusuna giren tespitlerin, bu yazıda yer almayan farklı vergi türlerine ilişkin olarak da rapor yazılmasını gerektirmesi durumunda, bu husus yeni bir görevlendirme gerektirmez. (4) Yürütülmekte olan incelemeler sırasında farklı bir mükellef nezdinde inceleme yapılma ihtiyacı duyulduğunda durum gerekçeleri ile birlikte bağlı olunan birime bildirilir. (…)” hükmünün düzenlendiği, • Diğer bir deyişle, vergi incelemesi esnasında görevlendirmede yer alandan farklı bir konu veya döneme ilişkin eleştiriyi gerektiren hususlar tespit edilirse, herhangi bir yeni görevlendirmeye gerek olmaksızın bu durum inceleme görevini verene bildirilerek o konuya ilişkin araştırma yapılabileceği, kaldı ki, Vergi Müfettiş Yardımcısı tarafından düzenlenen cevabi yazıda yapılan kişisel veri işleme faaliyetinin inceleme kapsamında kaldığının ifade edildiği, Yönetmeliğin “İnceleme tutanakları” başlıklı 16 ncı maddesinde; “MADDE 16 – (…) 173 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (4) Tutanakta yer alan hususların vergi kanunları karşısında yapılması muhtemel işlemler bakımından ispatlama vasıtası olduğu ve yapılması muhtemel işlemlerin neler olduğu mükellefe izah edilir. (5) Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, ilgilileri tutanakları imzalamaları için zorlayamazlar. İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter ve belgeler, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve belgeleri geri alabilirler. (6) Suç delili olan defter ve belgeler mükellefin rızasına bakılmaksızın alıkonulur. (…)” hükmüne yer verildiği, • Bu kapsamda, mükellef tutanakları imzalamaktan imtina etse dahi tutanakta yer alan olayları ve hesap durumlarını içeren defter ve belgelerin mükellefin rızası olmaksızın alıkonulacağı, benzer şekilde, suç delili niteliğinde olan defter ve belgelerin de mükellefin rızası olmaksızın alıkonulabileceği, • Öte yandan, Yönetmeliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “vergilendirme ile ilgili olaylar ve/veya hesap durumları”nın vergi inceleme tutanaklarında yer alacağı hususunun da düzenlendiği, • Söz konusu Rapor bakımından yapılan işlemlerin kişisel veri işleme faaliyeti olduğu ve bu kapsamda Bakanlığın veri sorumlusu; vergi müfettiş yardımcısının ise Bakanlığın çalışanı olduğu, Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği; (2) numaralı fıkrasında belirtilen şartlardan birinin varlığı halinde ise, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, vergi incelemesine ilişkin olarak bu incelemenin amacı ve gerçekleştirilmesine yönelik 213 sayılı Kanunda ve ilgili Yönetmelikte detaylı düzenlemelere yer verildiği, bu çerçevede, somut olay bakımından yapılan incelemede işlenen kişisel verilerin Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması” şartı kapsamında işlendiğinin değerlendirildiği, • Öte yandan, Kanunun “İstisnalar” başlıklı 28 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması halinde, Kanunun veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen 10 uncu, zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç, ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11 inci ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü düzenleyen 16 ncı maddelerinin uygulanmayacağının hükme bağlandığı, • Bu kapsamda incelemeye konu edilen yazı bağlamında Kanunun “İstisnalar” başlıklı 174 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 28 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirildiğinde kamu kurumu niteliğini haiz Bakanlığın, 213 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak denetleme görevi kapsamında kişisel verileri işlediğinin anlaşıldığı, somut olayda veri işleme şartları bulunmakla birlikte kısmi istisna olarak sayılan Kanunun 28 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendinin uygulanacak olması dolayısıyla söz konusu kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından Kanunun veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen 10 uncu, veri sorumluları siciline kayıt yükümlülüğünü düzenleyen 16 ncı ve zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç, ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11 inci maddelerinin uygulama alanı bulmayacağı ancak veri sorumlusunun Kanunun diğer hükümleri ile bağlı olacağı, • Ayrıca, Kanunun “Genel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde ise, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği ve kişisel verilerin işlenmesinde maddede; “a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” şeklinde sayılan ilkelere uyulmasının zorunlu olduğunun düzenleme altına alındığı, anılan madde hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin işlenmesinde her hal ve şartta Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan genel ilkelere uyulmasının hukuki bir gereklilik olduğu, • Bakanlığın cevabi yazısı ve eki evrakta, üç farklı görevlendirme yazısına istinaden, mükellef kurumun 2012 ila 2016 yılları arası ihracat teslimleri nedeniyle KDV iadesi yönünden incelenmesi sürecinde; mükellef kurumun banka hesaplarında normal hayata ve ticari icaplara uymayan şekilde, banka şubesinden yüklü miktarlarda elden para yatırma işlemlerinin gerçekleştirildiğinin ve bu işlemlerin de mükellef kurumun %100 ortağı olan şahıs tarafından kurumu temsile vekil tayin edilen ilgili kişiler tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine, 213 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince olayın gerçek mahiyetini ortaya çıkarmak amacıyla, adı geçen kişilerin sadece mükellef kurumun çek ödemesi olarak kullandığı bankalarda bulunan hesaplarının inceleme sürecine dâhil edildiğinin belirtildiği, bu çerçevede, başvuran ilgili kişilerin kişisel verilerinin hukuka ve ölçülülük ilkesine uygun olarak işlendiği, • 213 sayılı Kanunun “Vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesi uyarınca vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurların görevleri dolayısıyla, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine ilişkin olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa edemeyecekleri ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine kullanamayacakları hususunun hüküm altına alındığı, ayrıca, bahsi geçen yasağın bu kişiler görevlerinden ayrılsalar dahi devam edeceği de aynı hüküm altında vurgulandığı, ilgili düzenlemeden de görüleceği üzere, inceleme kapsamında mükellefle ilgili kimselerin hesap durumlarının elde edilebileceği gibi; bu görevi ifa eden memurların da konuya ilişkin sır saklama 175 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU yükümlülüğü bulunduğu, başvuran ilgili kişilerin mükellef kurumun %100 ortağı olan kişi tarafından kendilerine vekâlet verilmesi suretiyle şirketi temsile haiz olmaları nedeniyle bu kişilerin “mükellefle ilgili kimseler” kapsamında değerlendirileceği, dolayısıyla, başvuranlara ait kişisel veri olan hesap numaralarının incelemeye konu olabileceği değerlendirmelerinden hareketle, • Vergi Usul Kanunu ve sair mevzuat hükümleri de incelendiğinde, şikâyete konu veri işleme faaliyetinde; vergi incelemesi kapsamında mükellefle ilgili kimselerin hesap durumlarının elde edilebileceği, bu nedenle ilgili kişilerin mükellefin %100 ortağı tarafından kendilerine vekâlet verilmesi suretiyle şirketi temsile haiz olmaları nedeniyle bu kişilerin “mükellefle ilgili kimseler” kapsamında değerlendirilebileceğine, bu noktada tüm mükellef şirket çalışanlarının değil şirketi temsile yetkili kişilerin mükellefin çek ödemesi olarak kullandığı banka hesaplarıyla sınırlı olarak kişisel verilerinin işlenmesinin ölçülülük ilkesine uygun olduğuna, bu çerçevede, Kanunun 28 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca yapılan kişisel veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendi kapsamında veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğü çerçevesinde yerine getirildiğine ve şikâyete konu kişisel verilerin açık rıza olmaksızın işlenebileceğine karar verilmiştir. 1.3.18 “İlgili kişinin irtibat numarasının bir elektrik dağıtım şirketi tarafından herhangi bir işleme şartına dayanılmaksızın işlenmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarihli ve 2020/66 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden bir şikâyette özetle; ilgili kişinin irtibat numarasına, bir elektrik dağıtım firması tarafından kendisine ait olmayan birkaç elektrik abone numarasına ilişkin farklı konularda bilgilendirme amaçlı SMS’ler gönderildiği, söz konusu aboneliklere dair bilgilendirme mesajı almak istemediği, kendisine ait irtibat numarasının söz konusu sözleşmelerin iletişim bilgilerinden silinmesi ve başvurusunun sonucu hakkında yazılı olarak haberdar edilmesi konusunda veri sorumlusuna abone numarası sayısı kadar başvuruda bulunulduğu, ancak veri sorumlusu tarafından başvuru kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı ve kendisine cevap verilmediği, buna karşın irtibat numarasına hâlen bilgilendirme mesajı gönderildiği belirtilerek 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gerekli işlemin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda; incelemeye konu talep değerlendirilmiş olup ilgili kişi adına kayıtlı olan irtibat numarasında güncelleme yapıldığı ifade edilmiş ancak bu durumu tevsik edici herhangi bir doküman gönderilmemiştir. İlgili kişinin şikayeti, veri sorumlusunun savunması ve ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/01/2020 tarih ve 2020/66 sayılı Kararı ile; 176 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel verinin; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, (e) bendi uyarınca kişisel verilerin işlenmesinin; kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (ç) bendi uyarınca ilgili kişinin; kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi, (ı) bendi uyarınca veri sorumlusunun; kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği, • Yukarıda aktarılan “kişisel veri” tanımına istinaden cep telefonu numarasının kimliği belirli bir gerçek kişiye ulaşılmasını sağladığından, şikâyette bulunanın ilgili kişi sıfatını ve şikâyet edilen elektrik dağıtım şirketinin veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, • Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinde, “herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a)Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b)Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c)Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç)Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d)Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e)7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, f)(d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g)İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ)Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.” hükmüne yer verildiği, • İlgili kişinin veri sorumlusuna yaptığı başvuruda talebi, her ne kadar cep telefonu numarasının kendisine ait olmayan aboneliklere yönelik veri işleme faaliyetlerine ilişkin olarak silinmesi olarak belirtilse de, yukarıda aktarılan Kanunun 11 inci maddesi bağlamında bu talebin “kişisel verilerin eksik ya da yanlış işlenmiş 177 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU olması halinde düzeltilmesini isteme” hakkıyla örtüştüğü, zira Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin silinmesinin, “kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesi işlemidir” şeklinde tanımlandığı bu bakımdan, ilgili kişinin veri sorumlusunun dağıtımını üstlendiği elektrik hizmetinden yararlanmaya devam eden bir sözleşmesinin olup olmadığı bilinemediğinden ve veri sorumlusunun, kendisinden istenilen bilgi ve belge talebinde bu hususta bir açıklama yapmadığından talebin Kanun kapsamındaki silme işlemi değil “...düzeltilmesini isteme” olarak değerlendirilmesi kanaatine varıldığı, • Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Veri sorumlusu bu Tebliğ kapsamında ilgili kişi tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür.” (2) numaralı fıkrasında “Veri sorumlusu, başvuruyu kabul eder veya gerekçesini açıklayarak reddeder.” (5) numaralı fıkrasında “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi hâlinde, 7 nci maddede belirtilen ücret alınabilir. Başvurunun, veri sorumlusunun hatasından kaynaklanması hâlinde alınan ücret ilgiliye iade edilir.” düzenlemelerine yer verildiği, • Veri sorumlusunun ilgili kişinin Tebliğ hükümlerine göre yaptığı başvuruya kendisine tanınan 30 günlük süre içerisinde cevap vermediğinden Tebliğin 6 ncı maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkralarına aykırılık ortaya çıktığı, ilgili kişinin başvurusuna neden cevap verilmediğinin veri sorumlusuna gönderilen bilgi, belge yazısında sorulduğu, ancak veri sorumlusunun bu hususta herhangi bir cevap vermediği, • Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde ise kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işleneceği hükme bağlandıktan sonra, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelere yer verildiği, bu çerçevede, kişisel verilerin ancak; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde, belirli, açık ve meşru amaçlar kapsamında, doğru ve gerektiğinde güncel olma şartıyla, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine uygun işlenebileceği, • Kanunun kişisel verilerin işlenme şartlarının belirlendiği 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemeyeceği hüküm altına alınmış olmakla birlikte, (2) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin a)Kanunlarda açıkça öngörülmesi b)Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden 178 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, c)Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, ç)Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, d)İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, e)Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, f)İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı, • İlgili kişinin irtibat numarasının kendisine ait olmayan aboneliklerde kullanıldığına dair veri sorumlusu tarafından Kuruma herhangi bir açıklama yapılmadığı, ayrıca Kuruma intikal eden cevabi yazısında belirttiği hususa dair destekleyici bir doküman sunulmadığı, bu sebeple ilgili kişinin irtibat numarasının işlenmesine ilişkin Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen kişisel veri işleme şartlarının bulunup bulunmadığının tespitine imkân tanınmadığı, ancak mezkûr cevabi yazıda ilgili kişi adına sistemde kayıtlı olan telefon numarasında güncelleme yapıldığı açıklamasından hareketle, veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin irtibat numarasının kişisel veri işleme faaliyetine dâhil edildiği, • Kanunda belirtilen veri işleme ilkelerinden “Doğru ve Gerektiğinde Güncel Olma İlkesi” uyarınca, veri sorumlusunun her zaman ilgili kişinin bilgilerinin doğru ve güncel olmasını temin edecek kanalları açık tutması gerektiği, bu ilkenin aslında kişisel verilerin düzeltilmesini isteme hakkıyla ilişkili olduğu, bu bakımdan, ilgili kişinin dilekçe ile yaptığı başvuruların işleme alınmasında zorluk çıkarılması ve kabul edildikten sonra süresi içinde ilgili kişiye talebine ilişkin olarak dönüş yapılmamasının bu ilkeye aykırı olarak hareket edildiğinin ve ilgili kişinin hakkını kullanamamasına yol açtığının bir göstergesi olduğu değerlendirmelerinden hareketle • Kanunun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde, Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilir” hükmü ile Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki “Veri sorumlusu bu Tebliğ kapsamında ilgili kişi tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür.” hükmüne istinaden ilgili kişinin başvurusunu süresi içinde cevaplamayan veri sorumlusunun Kanun kapsamında yöneltilen başvuruları zamanında, tam ve eksiksiz olarak cevaplaması hususunda talimatlandırılmasına, 179 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasının, Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen “Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme” ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen kişisel veri işleme şartlarına dayanmadan işlendiği, bu hususun ise veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin düzenlendiği Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır” hükmüne aykırılık teşkil ettiği değerlendirildiğinden, Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine istinaden veri sorumlusu hakkında 100.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • İlgili kişinin talebinin yerine getirildiğine yönelik veri sorumlusunun, gerekli bilgi, belge ve kayıtları ilgili kişiye iletmesi ve yine söz konusu hususları yerine getirdiğine dair bilgi, belge ve kayıtları Kanunun 15 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca 30 gün içinde Kurula sunması hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.19 “Veri sorumlusu ve veri işleyenin tespitinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar ile aydınlatma yükümlülüğünün kim tarafından yerine getirileceği”ne ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/01/2020 tarihli ve 2020/71 sayılı Karar Özeti 1-Bilindiği üzere, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca veri sorumlusu; “kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek ve tüzel kişi”yi ifade etmektedir. Bu çerçevede, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin kararları alma, işleme faaliyetinin amacı, bu faaliyetin ne zaman başlayacağı kimler tarafından gerçekleştirileceği ve benzeri hususlarda karar verme yetkisi veri sorumlusuna aittir. Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen veri sorumlusu, veri işleme faaliyetinin temel araçlarını ve amaçlarını; veri işlemenin “neden” ve “nasıl” olacağını belirlemektedir. Diğer bir deyişle, teknik ve organizasyona ait araçların belirlenmesi, veriye kimin erişeceği, hangi verilerin işleneceği, bu verilerin ne kadar süre tutulacağı, ne şekilde saklanacağı gibi veri işlemeye ilişkin temel unsurlar veri sorumlusu tarafından belirlenmektedir. Bununla birlikte veri sorumlusu, kişisel verilerin korunmasına yönelik mevzuata uyumla ilgili tedbirlerin alınmasından, veri işleyeni denetimden ve ilgili kişilerin haklarını kullanabilmesini sağlamaktan sorumludur. Veri sorumlusunun özerk ve bağımsız olması da önem arz etmektedir. Veri sorumlusu kimseden emir ve talimat almayan, bilakis bir başka kişiye veri işletmesi halinde bu hususta emir ve talimat veren, veri işleme süreçlerinin her anında serbestçe karar verme yetkisine sahip olan gerçek veya tüzel kişilerdir. 29’uncu Madde Çalışma Grubu’nun veri sorumlusu ve veri işleyene yönelik yayınlamış olduğu 1/2010 sayılı tavsiye kararı uyarınca da veri sorumlusunun belirlenmesine yönelik 180 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 çeşitli kriterler getirilmiştir. Benzer şekilde, Avrupa Veri Koruma Denetmeni tarafından 7 Kasım 2019 tarihli “2018/1725 Numaralı Tüzük Kapsamında Veri Sorumlusu, Veri İşleyen ve Müşterek Veri Sorumlusu Kılavuzu” yayımlanmıştır. Bu kılavuz, 29’uncu Madde Çalışma Grubu tavsiye kararı ile de örtüşmektedir. İlgili düzenlemelerde de Kanunla benzer veri sorumlusu tanımı yapılarak veri sorumlusu kavramı irdelenmiştir. Sayılan ulusal ve Avrupa Birliğinde mevcut tüm düzenlemelerin değerlendirilmesi ışığında, veri sorumlusunun tespiti için aşağıdaki hususlara kimin karar verdiği belirleyici olmakta, bu kapsamda söz konusu kriterlerin çoğunu gerçekleştirenler, veri sorumlusu olarak değerlendirilmektedir. • Kişisel verilerin toplanması ve toplama yöntemi, • Toplanacak kişisel veri türleri, • Hangi bireylerin kişisel verilerinin toplanacağı, • Kişisel verinin işlenmesine ve kimin işleyeceğine karar verme, • İşleme faaliyetinin temel unsurlarına karar verme (hangi kişisel verilerin toplanacağı, toplanan verilerin hangi amaçlarla kullanılacağı ve ne şekilde işleneceği, verilerin ne kadar süreyle saklanacağı, veri saklama politikasının ne şekilde olacağı, verilere kimlerin erişme yetkisi olacağı, alıcıların kim olacağı gibi hususlar işlemenin temel unsurlarına örnek olarak gösterilebilir) • Toplanan verilerin paylaşılıp paylaşılmayacağı, paylaşılacaksa kiminle paylaşılacağı, • Kişisel verilerin işlenmesinde üst düzeyde, herhangi bir emir ve talimat almadan karar verebilme, • İlgili kişilerle doğrudan muhatap olma, • Kendi adına veri işleme faaliyetini yürütecek bir veri işleyen atama, • İşleme faaliyetinden menfaat sağlama. 2-Veri işleyen ise, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde “Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Veri işleyenin faaliyetleri, veri işlemenin daha çok teknik kısımları ile ilgilidir. Kişisel verilerin işlenmesine ilişkin kararların alınması yetkisi ise veri sorumlusuna aittir. Veri işleyen, veri sorumlusu adına kişisel verileri işlemekte olup, veri sorumlusunun belirlemiş olduğu temel amaç ve araçlar ve veri sorumlusunun verdiği yetki doğrultusunda veri işleme faaliyetini gerçekleştirmektedir. Diğer bir deyişle veri işleyen, veri sorumlusunun çıkarlarını gözeten, kendisine verilen belirli görevleri aldığı talimatlar doğrultusunda yerine getirmekle yükümlü olan taraftır. Bu çerçevede, veri işleyenin verileri hukuka uygun olarak işlemesi veri sorumlusunun vermiş olduğu emir ve talimatlara uyduğu ölçüde gerçekleşecektir. Belirtmekte fayda görülmektedir ki, veri sorumlusunun yetki vermesi halinde, veri işleyen veri işleme faaliyetleri esnasında önemli ölçüde bir özerkliğe sahip olabilir 181 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ve bu doğrultuda işleme faaliyetinin temel olmayan öğelerini de tanımlayabilir. Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi veri işleyen tarafından işlenmesi halinde; alınan her türlü teknik ve idari tedbirler hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. Bununla birlikte veri sorumlusu, yapacağı kişisel veri işleme sözleşmesi ile; • Kişisel verilerin toplanması için hangi bilgi teknolojileri sistemlerinin veya diğer metotların kullanılacağı, • Kişisel verilerin hangi yöntemle saklanacağı, • Kişisel verilerin korunması için alınacak güvenlik önlemlerinin detayları, • Kişisel verilerin aktarımının hangi yöntemle yapılacağı, • Kişisel verilerin saklanmasına ilişkin sürelerin doğru uygulanabilmesi için kullanılacak metot, • Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesi yöntemleri hususlarında karar verme yetkisini veri işleyene bırakabilir. Yani, özellikle bazı teknik konularda veri sorumlusunun menfaatlerine bağlı kalmak ve talimatlarına uymak koşuluyla, veri işleyen de bazı konularda karar verme yetkisini haiz olabilir. Diğer taraftan, veri işleyenin tespiti için genel itibariyle; • Kişisel veri işlemek için başkasından talimat alınması, • Kişisel verilerin kişilerden toplanması sürecinde karar verme yetkisine sahip olmamak, • Kişisel verilerin kullanım amaçlarının belirlenmemesi, • Verilerin ne şekilde ifşa olabileceğine, kimlerin bu verilere erişebileceğine karar verme yetkisine sahip olmamak, • Veri saklama sürecine karar verme yetkisine sahip olmamak, • Veri işlemenin sonuçlarından sorumlu olmaması, • Veri sorumlusu ile yapılacak sözleşme gibi yasal bağlayıcılığı olan anlaşmalar çerçevesinde veri sorumlusunun verdiği yetkiler çerçevesinde kişisel verilerin işlenmesine yönelik birtakım karar verme mekanizmalarının söz konusu olup olmadığı hususları değerlendirilmek suretiyle yukarıda sayılanların çoğunun bulunması halinde veri işleme faaliyetini gerçekleştiren veri işleyen olarak kabul edilecektir. 3-Öte yandan, Kanunun muhtelif hükümlerinde veri sorumlusuna birtakım yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülükler başlıca “aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler, ilgili kişiler tarafından yapılan başvuruların cevaplanması ve Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) kararlarının yerine getirilmesi yükümlülüğü, veri 182 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 sorumluları siciline kaydolma yükümlülüğü” olarak sayılabilir. Kanun koyucu kişisel verileri işlenen ilgili kişilere bu verilerinin kim tarafından, hangi amaçlarla ve hukuki sebeplerle işlenebileceği, kimlere hangi amaçlarla aktarılabileceği hususunda bilgi talep etme hakkı tanımakta ve bu hususları, veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü kapsamında ele almaktadır. Buna göre veri sorumlusu, Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde kişisel verilerin elde edilmesi sırasında bizzat veya yetkilendirdiği kişi aracılığıyla aşağıdaki bilgileri ilgili kişiye sağlamakla yükümlüdür: • Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği, • Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, • Kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, • Kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi, • 11 inci maddede sayılan diğer hakları. Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünün bulunması durumunda aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde ilgili kişiye verilecek bilgiler, Sicile açıklanan bilgilerle uyumlu olmalıdır. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi, ilgili kişinin onayına tabi değildir. Tek taraflı bir beyanla aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilebilir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı ise veri sorumlusuna aittir.Ayrıca belirtmek gerekir ki, Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan aydınlatma yükümlülüğü “Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” (Aydınlatma Tebliği) hükümlerine uygun olarak yerine getirilmelidir. Her ne kadar aydınlatma yükümlülüğü veri sorumlusuna ait olsa da veri işleyene verdiği talimatlar doğrultusunda veri işleyen tarafından da aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilebileceği değerlendirilmektedir. Nitekim, Kanunun 10 uncu maddesinde “kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi aracılığıyla” denilmek suretiyle veri sorumlusuna aydınlatma yükümlülüğü konusunda iki seçenek tanınmıştır. Diğer bir deyişle, aydınlatma yükümlülüğünün bizzat veri sorumlusu tarafından mı yoksa yetkilendireceği kişi tarafından mı yerine getirileceği konusunda Kanun, veri sorumlusuna seçim hakkı tanımıştır. Sonuç olarak; Kanunun 10 uncu maddesinde düzenlenen “aydınlatma yükümlülüğü” bizzat veri sorumlusu tarafından veya veri sorumlusunun yetkilendirdiği bir kişi tarafından yerine getirilebilir. Veri sorumlusu tarafından yetkilendirilen kişi de veri işleyen olabilir. 1.3.20 “Bir uçak bileti satış firması olan veri sorumlusu hakkındaki şikayetle ilgili” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06.02.2020 Tarihli ve 2020/86 Sayılı Karar Özeti İlgili kişinin “….com” internet adresi üzerinden hizmet veren bir uçak bileti satış firması olan veri sorumlusunun sistemlerinde ….@outlook.com şeklinde kayıtlı olan 183 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU üyelik e-posta adresinin …@gmail.com olarak güncellenmesini talep ettiği; ancak söz konusu talebinin, üyelik e-posta adresleri üzerinde değişiklik işlemi yapılamadığı ve kullanılmak istenilen e-posta adresiyle yeni bir üyelik başlatılabileceği gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle Kurumumuza yaptığı Eylül 2018 tarihli başvuru ile ilgili yürütülen incelemede veri sorumlusu tarafından Kurumumuza iletilen savunma yazısında, ilgili kişinin başvurusunun, esasen sisteminde kayıtlı olmayan bir e-posta adresinden gönderildiği ve bu başvurunun tebliğde sayılan yöntemlerin herhangi biri ile gerçekleşmemiş olması sebebiyle reddedildiği açıklamasında bulunulmuş olup, bu kapsamda ilgili kişinin başvurusunun veri sorumlusunun cevabı ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde 01/03/2019 tarih ve 2019/48 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kurulu Kararı ile • Mevzuatla belirlenen usule uygun olmayan başvurusu nedeniyle kişinin kimliğinin tanımlanamadığı noktasından hareketle, ilgili kişinin talebini reddeden veri sorumlusunun bu eylemine ilişkin olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) hükümleri kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına, • Bununla birlikte, veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin başvurusunun Kuruma yapılan açıklamada olduğu gibi sistemlerinde kayıtlı olmayan bir e-posta adresi üzerinden yapılması nedeniyle kişinin kimliğinin belirlenemediği gerekçesiyle değil üyelik e-posta adresleri üzerinde değişiklik işlemi yapılamadığı gerekçesiyle reddedilmesi karşısında veri sorumlusunun, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ kapsamında ilgili kişi tarafından yapılan bir başvuruyu dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmadığı dikkate alınarak, bundan böyle Tebliğ kapsamında ilgili kişiler tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri alması hususunda Şirketin talimatlandırılmasına karar verilmiş olup, bu karar ilgili kişiye ve veri sorumlusuna tebliğ edilmiştir. Müteakiben, ilgili kişinin aynı veri sorumlusu hakkındaki ikinci şikayet başvurusunda özetle, • İlgili kişinin 12.04.2019 tarihinde KEP hesabını kullanarak veri sorumlusunun KEP adresi olan “…@....kep.tr” adresine e-posta göndererek sistemlerinde kayıtlı “…@ outlook.com” adresinin “…@gmail.com” olarak güncellenmesini talep ettiği, • Kayıtlı elektronik posta aracılığıyla gönderilen e-postanın aynı gün içerisinde veri sorumlusu tarafından okunduğu ancak 30 gün içerisinde ilgili kişiye veri sorumlusu tarafından cevap verilmediği belirtilerek, 6698 sayılı Kanun kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Veri sorumlusu savunmasında özetle; • “…@gmail.com” adlı e-posta adresinden müvekkili firmaya bir e-posta gönderilerek bu e-postada sisteme kayıtlı bir kullanıcı olan ilgili kişinin bir takım kişisel verisini yazarak sistemdeki e-posta adresinin güncellenmesini talep ettiği, 184 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.3.21 “Geçmiş sağlık verilerinin düzeltilmesine/silinmesine yönelik şikâyetler” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06/02/2020 tarihli ve 2020/93 sayılı Karar Özeti İlgili kişilerden alınan şikâyet dilekçelerinde özetle; geçmişte çeşitli sebeplerle kaydedilen sağlık raporlarının ve özellikle psikiyatrik hastalık tanılarının yaşamlarında sorun teşkil ettiği ve girmiş oldukları ve/veya girmeyi planladıkları çeşitli sınavların bu kayıtlardan dolayı olumsuz sonuçlandığı ve/veya sonuçlanacağı, ancak bu rapor/ tanıların gerçeği yansıtmadığı ifadelerine yer verilerek söz konusu kişisel verilerin sağlık kayıtlarından düzeltilmesi ya da silinmesi talep edilmiştir. Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Bakanlıktan alınan yazıda; • Anayasanın 20 nci maddesinde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkını da kapsadığı ifade edilse de kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esaslarının kanunla düzenleneceğinin öngörüldüğü ve buna ilişkin usul ve esasların 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) ile belirlendiği, • Kanunun 7 nci maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere Anayasanın 20 nci maddesinde yer alan kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkının mutlak hak olmayıp bu hakkın ileri sürülmesinin belirli şartların varlığına bağlandığı, Kanun ve ikincil düzenlemelerle belirlenen bu şartların dayanağının yine Anayasanın 20 nci maddesinin son fıkrasında bulunan “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmü olduğu, • Buna ilaveten, 28.10.2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi Veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinde “ 1) İlgili kişi, Kanunun 13 üncü maddesine istinaden veri sorumlusuna başvurarak kendisine ait kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini talep ettiğinde; a) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmışsa; veri sorumlusu talebe konu kişisel verileri siler, yok eder veya anonim hale getirir. Veri sorumlusu, ilgili kişinin talebini en geç otuz gün içinde sonuçlandırır ve ilgili kişiye bilgi verir. b) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmış ve talebe konu olan kişisel veriler üçüncü kişilere aktarılmışsa veri sorumlusu bu durumu üçüncü kişiye bildirir; üçüncü kişi nezdinde bu Yönetmelik kapsamında gerekli işlemlerin yapılmasını temin eder. c) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmamışsa, bu talep veri sorumlusunca Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekçesi açıklanarak reddedilebilir ve ret cevabı ilgili kişiye en geç otuz gün içinde yazılı olarak ya da elektronik ortamda bildirilir.” hükmünün bulunduğu, dolayısıyla kişisel veri işleme şartlarının tamamının ortadan kalkmadığı gerekçesiyle ilgili kişilerin kişisel verilerinin silinmesi taleplerinin veri sorumlusu tarafından reddedilebileceği, bu Yönetmelik ile de bunun hüküm altına alındığı, 185 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde kişilere kendi verilerini silme hakkının verilmediğinin değerlendirildiği, bu hususun Kanun ve ikincil düzenlemelerden de anlaşıldığı, veri silme taleplerinin ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna iletilebileceği ve ancak belirli şartların varlığı halinde kişisel verilerin silinebileceğinin düzenlendiği, • Bu kapsamda, kişilerin sağlık geçmişlerinde yer alan psikiyatrik tanıların silinmesi halinde kamu güvenliği ve kamu düzeni bakımından çok ciddi tehditlerin gündeme gelebileceği, kişilerin kendilerine konulan psikiyatrik tanılar nedeniyle alamadıkları sürücü ehliyeti ve silah ruhsatı gibi belgeleri almaya hak kazanabilecekleri, gerçekte var olmasına ya da var olmadığı ispat edilmemiş olmasına rağmen silinen rahatsızlıkların etkileri ile istenmeyen olayların yaşanabileceğinin değerlendirildiği, • Kanunun tam muafiyet hallerinin düzenlendiği 28 inci maddesinin birinci fıkrasında kamu güvenliği ve kamu düzenine yer verildiği ve önemlerine binaen bu şartlardan herhangi birisinin varlığı durumunda Kanunun uygulanmayacağına yer verildiği, • Ayrıca Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” hükmü kapsamında, sağlığa ilişkin verilerin tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla ilgili kişilerin açık rızaları olmaksızın Bakanlıklarınca işlenebileceği, bu durumda verilerin işlenme sebeplerinin açık rıza değil, Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan amaçlar olduğu, • Sonuç olarak, ilgili kişilerin sağlık geçmişlerinde yer alan psikiyatrik tanıların, Bakanlıklarınca resen veya ilgili kişinin başvurusu üzerine kamu güvenliği ile kamu düzeni bakımından büyük bir tehdit doğuracağı ve bu sebeple ilgili tanıların silinmesinin uygun olmayacağının değerlendirildiği, • Diğer taraftan, Bakan Yardımcılığının 17.05.2019 tarihli Makam Oluru kapsamında sehven konulan tanıların silinmesi için tanı girişi yapan hekimin tanının hatalı kaydedildiğini bildiren yazısı, tanı girişinin yapıldığı sağlık tesisinin başhekim onaylı resmi yazısı veya hatalı kaydedildiği belirtilen tanının silinmesine ilişkin ilgili il sağlık müdürlüğünün ya da ilgili Genel Müdürlük yazısının Genel Müdürlüklerine iletilmesi gerektiği; • Sehven kaydedildiği kanıtlanmamış tanılar için ise ilgili il sağlık müdürlüğüne başvurulması ve bünyesinde kurulan bir komisyon ya da ilgili il sağlık müdürlüğü tarafından görevlendirilen hekim vasıtası ile hatalı kaydedildiği iddia edilen tanının araştırılması, araştırma sonucunda tanının hatalı kaydedildiği sonucuna ulaşılması halinde düzenlenecek raporda “ilgili tanının kişide bulunup bulunmadığının” net şekilde ifade edilmesi ya da bu hususta bir eğitim araştırma hastanesinden alınacak 186 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 heyet raporu ile birlikte sağlık tesisinin bağlı bulunduğu il sağlık müdürlüğüne başvuru yapılması gerektiği; bu sürecin takip edilmesi sonucunda sehven konulan tanılarla belirli bir muayene neticesinde konulmasına karşın kişi üzerindeki etkisi devam etmeyen tanıların silinmesinin mümkün bulunduğu belirtilmiştir. Bahse konu şikayet başvurularının incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06/02/2020 tarih ve 2020/93 sayılı Kararı ile; • 6698 sayılı Kanunun amacı kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek olup, Kanunun 3 üncü maddesinde kişisel verinin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi şeklinde tanımlandığı, • Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işleneceği hükme bağlandıktan sonra, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelere yer verildiği, bu çerçevede, kişisel verilerin ancak, a)Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde, b)Belirli, açık ve meşru amaçlar kapsamında, c)Doğru ve gerektiğinde güncel olma şartıyla, ç)İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve d)İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine uygun işlenebileceği, • Kanunun 6 ncı maddesinde ise özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları düzenlenmiş olup, anılan maddenin; “(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. (4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.” şeklinde hüküm altına alındığı, • Kanunun 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen işlenmesini gerektiren 187 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silineceği, yok edileceği veya anonim hale getirileceğinin hükme bağlandığı, • Kişisel Verilerin Silinmesi Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin kişisel verilerin silinmesine ilişkin 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında Kanunun 5 inci ve 6 ncı maddelerinde yer alan kişisel verilerin işlenme şartlarının tamamının ortadan kalkması halinde, kişisel verilerin veri sorumlusu tarafından resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerektiği; 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin silinmesi, kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesi işlemi olarak tanımlanırken (2) numaralı fıkrasında veri sorumlusunun, silinen kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz olması için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, • Yönetmeliğin 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise ilgili kişinin, Kanunun 11 inci ve 13 üncü maddelerine istinaden veri sorumlusuna başvurarak kendisine ait kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini talep ettiğinde; kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmışsa; veri sorumlusunun talebe konu kişisel verileri sileceği, yok edeceği veya anonim hale getireceği, ayrıca veri sorumlusunun, ilgili kişinin talebini en geç otuz gün içinde sonuçlandıracağı ve ilgili kişiye bilgi vereceğinin belirlendiği, • Kanunun 11 inci maddesinde ise ilgili kişilerin hakları sıralanmış olup, maddede “Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir” hükmüne yer verildiği, • 21.06.2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde kişisel verilerin imha edilmesinin; kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi şeklinde tanımlandığı, • Anılan Yönetmeliğin “Kişisel Sağlık Verilerinin Düzeltilmesi” başlıklı 13 üncü maddesinin; 188 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 “(1) İlgili kişi, kendisi hakkında sehven oluşturulan sağlık verilerinin düzeltilmesi hususunda sağlık verisinin oluşturulduğu sağlık hizmeti sunucusunun bağlı bulunduğu il sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğü, ilgili sağlık hizmeti sunucusunda yapacağı araştırma neticesinde sağlık verisinin sehven oluşturulduğu bilgisine ulaşırsa resmi yazı ile Genel Müdürlüğe başvurur ve sehven oluşturulan sağlık verisinin düzeltilmesini ister. (2) Genel Müdürlük tarafından tesis edilecek işlem, sağlık hizmeti sunucusunun kendi veri tabanında da gerçekleştirilir. (3) Genel Müdürlük, sağlık hizmeti sunucuları tarafından oluşturulan sağlık verilerinin kendileri tarafından düzeltilebileceği tarihi belirler ve bu tarihi ihtiyaca göre günceller. Genel Müdürlükçe belirlenen bu tarihten sonra oluşturulan sağlık verileri ilgili sağlık hizmeti sunucusu tarafından; bu tarihten önce oluşturulan sağlık verileri ise ilgili il sağlık müdürlüğünün talebi üzerine Genel Müdürlükçe düzeltilir.” ve kişisel sağlık verilerinin imha edilmesi başlıklı 14 üncü maddesinin “(1) Kişisel verilerin imha edilmesinde, Kanunun 7 nci maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 28/10/2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine riayet edilir.” hükmünü amir olduğu değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişilerin kişisel sağlık verilerinin düzeltilmesi talepleri hususunda, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 13 üncü maddesi kapsamında ilgili il sağlık müdürlüklerine başvuruda bulunmaları ve il sağlık müdürlükleri tarafından başvurularına olumsuz cevap verilmesi sebebiyle Kurula yaptıkları şikâyetler kapsamında; kişisel sağlık verilerinin işlenme şartlarının “kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi” şartının ortadan kalkmaması sebebiyle kaydedilen sağlık verilerinin bu amaca hizmet ettiği dikkate alındığında bahse konu şikâyetler ile ilgili olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına, • İlgili kişilerin kişisel sağlık verilerinin silinmesine ilişkin talepleri hususunda kişisel sağlık verilerinin işlenme şartlarından “kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi” şartının ortadan kalkmaması sebebiyle kaydedilen sağlık verilerinin bu amaca hizmet ettiği dikkate alındığında bu verilerin Bakanlık tarafından Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında işlendiği ve söz konusu işleme şartlarının ortadan kalkmaması nedeniyle Kanun kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına karar verilmiştir. 189 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.3.22 “Bir Bankanın Potansiyel Müşteri Kazanımı Amacıyla İlgili Kişinin Kişisel Verilerini Hukuka Aykırı Şekilde İşleyerek Hesap Açmasına İlişkin Olarak Kurula Yapılan Başvuru Hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06/02/2020 Tarihli ve 2020/103 Sayılı Karar Özeti • İlgili kişinin 2018 yılı sonunda bir Banka şubesinde mevduat hesabı açtırmak istediğinde aynı Bankanın başka bir ildeki şubesinde Ocak 2016’da açılan bir ticari hesabının olduğu, anne kızlık soyadı dahil tüm kimlik bilgilerinin bahsi geçen Banka şubesindeki hesapta görüldüğü bilgisini edinmesi karşısında, adına hesap açılan şubenin bulunduğu yere daha önce hiç gitmemiş olması ve yine hiç ticari faaliyet yürütmemesine rağmen Banka nezdinde kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi suretiyle adına hesap açılması hakkında Kişisel Verileri Koruma Kuruluna ilettiği şikayet başvurusunun Bankadan alınan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi neticesinde: • Veri sorumlusu Bankanın, potansiyel müşteri kazanımı amacıyla yapılan bir çalışmada üçüncü bir taraftan temin edilen liste vasıtasıyla ilgili kişinin bilgilerine ulaştığı ve müşteri numarasının oluşturulduğu ancak, Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalanmadan müşteri numarası aktif hale gelemeyeceğinden ilgili kişinin müşteri numarasının da aktif bir hesap haline gelmediği beyanı karşısında; • Müşteri numarasının oluşturulduğunun iddia edildiği Ocak 2016’da 07/04/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) yürürlükte olmamakla birlikte, Bankanın ilgili kişiye vermiş olduğu 2018 yılına ait cevap içeriğinden ilgili kişinin verilerinin halen veri sorumlusu nezdinde bulunduğu anlaşıldığından ilgili kişiye yönelik kişisel veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan açık rıza şartı yerine getirilmeksizin ve (2) numaralı fıkrada sayılan hallerden biri mevcut olmaksızın gerçekleştirilmiş olması sebebiyle Bankanın Kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunduğu, öte yandan Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırı şekilde ilgili kişiye ait kişisel verilerin derhal silinmediği, yok edilmediği veya anonim hale getirilmediği, bu nedenle veri sorumlusu Bankanın Kanunun 4 üncü maddesindeki genel ilkelere de aykırı bir şekilde ilgili kişinin kişisel verileri olan kimlik ve adres bilgilerini işlediği, • hususları dikkate alınarak; anılan Bankanın Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınması yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği kanaatine varıldığından hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (b) bendi kapsamında 210.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 190 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.3.23 “Veri sorumlusu havayolu şirketi bünyesindeki çalışanın ilgili kişiye ait kişisel verileri 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa aykırı şekilde şirket kayıtlarından elde etmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 13/02/2020 tarihli ve 2020/124 sayılı Karar Özeti İlgili kişi tarafından Kuruma intikal ettirilen şikâyette özetle, veri sorumlusu bünyesindeki çalışanın ilgili kişiye ait uçuş bilgilerini şirket kayıtlarından elde ettiği, bunu da bir başka çalışanla paylaştığı, bu çalışanın da söz konusu bilgileri ilgili kişiye ilettiği, aralarındaki husumet nedeniyle ilgili kişinin her uçuş sonrası aranarak verileri elde eden çalışan tarafından rahatsız edildiği, durumun veri sorumlusuna e-posta ile bildirildiği, ancak, aramalara devam edilmesi üzerine noter aracılığıyla veri sorumlusuna ihtarname gönderildiği, veri sorumlusunun vermiş olduğu cevapta çalışanın kişisel verileri elde ettiğinin tespit edildiği, fakat çalışan hakkında bir işlem yapılmadığının belirtildiği, daha sonrasında, aramaların devam ettiği, ilgili kişinin hakaret ve tehditlere maruz kaldığı, bunun üzerine, yetkili makamlara bildirimde bulunduğu, ancak yaptığı başvurular çerçevesinde veri sorumlusu tarafından verilen cevabın ve alınan aksiyonların yetersiz olduğu belirtilerek konunun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında incelenmesi talep edilmiş ve yazı ekinde ayrıca her iki çalışan ile gerçekleştirdiği kişisel telefonuna ait Whatsapp konuşma görüntüleri, telefon çağrı geçmişi kayıtları ve PNR bilgileri sunulmuştur. Kuruma intikal eden şikayet dilekçesi ekinde yer alan veri sorumlusunun ilgili kişiye verdiği cevapta özetle, • Kişisel verileri elde eden çalışanın görevi gereği yolcu bilgilerine erişim yetkisinin olduğu, bu çalışanın bilgiye erişim kayıtlarının incelenmesi neticesinde gerekli yaptırımların uygulandığı, • Şikâyete konu kişiler arası görüşmelerin içeriğinin tespit edilemediği, • Değerlendirmeler sonucunda, ilgili kişiye ait kişisel verilerin bazı ek kontroller uygulanmadan güvenlik amacıyla görüntülenmesini engelleyecek ek tedbirlerin uygulamaya alındığı, Kanunda belirtilen amaçlar ve yasal dayanaklara istinaden veri sorumlusu tarafından saklanan ilgili kişiye ait kişisel verilerin herhangi bir yetkisiz erişime konu olmadığı, kişisel verilerin gerekli teknik ve idari tedbirler uygulanarak muhafaza edildiği ifade edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin ilk olarak çalışanlar hakkında veri sorumlusuna dolandırıcılık ve haksız menfaat iddiasıyla şikâyette bulunduğu, • Şikâyetin aynı gün iç denetim birimlerine iletildiği ve konu hakkında soruşturma başlatıldığı, ilgili kişi ve çalışanlarla yapılan görüşmeler ile veri sorumlusunun kayıtlarının incelenmesi sonucunda hiçbir aşamada dolandırıcılık, tehdit ve benzeri bir eylem tespit edilemediği, 191 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Ardından ilgili kişinin göndermiş olduğu ihtarnamenin veri sorumlusuna ulaştığı, şikâyetçi olduğu kişilere ait özel hayatın gizliliğini ihlal eder nitelikteki bazı görsel kayıtların da bizzat ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna iletildiği, gerçek kişiler arasındaki bu durumun birden fazla adli sürece konu olduğu ve devam ettiği, bununla birlikte, kişilerin karşılıklı olarak 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında adli tedbir talep ettiği, bu durumda ilgili kişilerin birbirlerine ait kimlik ve iletişim bilgilerine şirketlerinin müdahalesi ve kayıtları dışında sahip oldukları ve veri sorumlusunun ilgili kişi ile çalışanlar arasındaki kişisel ilişkilerin tarafı olmadığı, bu nedenle, veri sorumlusunun yürüttüğü incelemenin PNR kayıtlarına erişim ve bunların kullanımı üzerine olduğu, • İlgili kişinin çalışanlar tarafından arandığının tevsiki için bildirdiği telefon numarasının veri sorumlusuna ait olmadığı ve telefon görüşmelerinin içeriğine yönelik şikâyetlerin soruşturma kapsamında değerlendirilmediği, • Yapılan incelemeler neticesinde veri sorumlusu çalışanının ilgili kişiye ait PNR kayıtlarına yönelik sistemde arama yaptığının tespit edildiği, • …. yöneticisi olan çalışanın uçuş operasyonlarına yönelik emniyet risklerini, güvenlik tehditlerini ve üst düzey yönetim adına güvenlik yönetim sistemi operasyonunun günlük işleyişini yönetmek ve izlemekten sorumlu olduğu, • Erişim yetkisinin kişinin görev tanımı gereği ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 40 ıncı maddesi dördüncü fıkrasında yer alan “Havayolu ile seyahat edecek kişilerin bilgileri kişilerin seyahatini kolaylaştırmak veya güvenlik ve risk değerlendirmesi yapmak amacıyla Kanun çerçevesinde toplanabilir, kaydedilebilir, işlenebilir, paylaşılabilir, havacılık güvenliği ve emniyetini sağlamak üzere değerlendirilerek gereken tedbirler alınabilir” hükmü doğrultusunda tanımlamış olması nedeniyle hukuka aykırı bir erişimin söz konusu olmadığı, • Değerlendirmeler sonucunda ilgili kişiye ait kişisel verilerin saklanması ve erişim yetkilerinin tanımlanması konusunda hukuka aykırı bir durum olmadığı, • Yürütülen soruşturma kapsamında görev gereği erişim yetkisi bulunan kişisel verileri kişisel çıkarlar doğrultusunda görüntülemenin Kanunda yer alan ilkelere aykırı olduğu, bununla birlikte, Kanuna aykırı olarak görüntülenen kişisel verilerin yetkisiz üçüncü kişiler ile paylaşılmadığı, • Kişisel verilerin iş amacı dışında kullanılması sonucu oluşan bir zarar tespit edilmediği, • Kişisel verilerin veri sorumlusu tarafından işlenmesine devam edilmesi nedeniyle ilgili kişinin temel hak ve hürriyetlerine yönelik veya mevcut bir durum nedeniyle ilgili kişi haricindeki yolculara ait kişisel verilere yönelik herhangi bir ihlal tespit edilmediği, • Kanuna aykırı olarak kişisel verileri görüntüleyen çalışan hakkında yazılı uyarı verildiği ve yetkilerinin iptal edilerek görevleri kapsamındaki tüm sorgulama 192 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 taleplerinin ayrı bir departman üzerinden gerçekleştirilmesinin sağlandığı, • Veri sorumlusu bünyesinde farkındalığın artırılması adına çalışanlara yönelik çevrim içi eğitim gerçekleştirildiği, • İç denetim birimleri tarafından yapılan kontroller sonucunda şikâyet bildiriminin yapılmasından sonra herhangi bir sorgulama gerçekleştirilmediği, bu nedenle, alınan tedbirlerin olumlu sonuç doğurduğu, • İlgili kişinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı maddeleri kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu ve soruşturmanın halen devam ettiği, • Çalışanlara yönelik veri güvenliği konusunda belirli aralıklarla eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğü, bu kapsamda, soruşturması yapılan çalışanların eğitimlerini başarı ile tamamladığı ifade edilmiştir. Söz konusu iddiaların incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 13/02/2020 tarih ve 2020/124 sayılı Kararında; Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 inci maddesinin veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini düzenlendiği, buna göre “(1) Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. (2) Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilen tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. (3) Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır. (4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.” hükmüne yer verildiği, • Somut olayda, veri sorumlusunun yürüttüğü soruşturma kapsamında kişisel verileri elde eden çalışanın ifadesine başvurulduğu, bu doğrultuda, şikâyete konu çalışanın, ilgili kişinin kişisel verilerinin paylaşıldığı diğer çalışanın uçuşlarına katılacağı düşünerek, sistem üzerinden arama gerçekleştirdiğini kabul ettiği, diğer taraftan, ilgili kişi ile arasında hâlihazırda dava durumu söz konusu olduğu, mahkeme sürecinin başladığı, bunun yanı sıra, ilgili kişiye hiçbir müdahalede bulunulmadığı, 193 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Dilekçe ekinde yer verilen söz konusu Whatsapp konuşma ve telefon çağrı geçmişi görüntülerinin veri sorumlusu çalışanlarına ait olup olmadığı konusunda herhangi bir bilginin bulunmadığı, bununla birlikte, veri sorumlusunun soruşturma raporuna göre kişisel verileri elde eden çalışanın bu iddiaları kabul etmediği dikkate alındığında, ilgili kişinin telefonunda yer alan kişisel telefon kayıtlarının tevsik edici belge olarak değerlendirilemeyeceği, • Diğer taraftan, veri sorumlusu tarafından şikâyete konu olan kişiler arası görüşmelerin içeriğinin tespit edilemediği, telefon görüşmelerine ilişkin şikâyetlerin olaya konu olan kişiler arasındaki bireysel ilişkilerin geçmişinden kaynaklanma ihtimalinin yüksek olduğunun belirtildiği, • Erişim yetkisinin görev tanımı gereği ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 40 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Havayolu ile seyahat edecek kişilerin bilgileri kişilerin seyahatini kolaylaştırmak veya güvenlik ve risk değerlendirmesi yapmak amacıyla Kanun çerçevesinde toplanabilir, kaydedilebilir, işlenebilir, paylaşılabilir, havacılık güvenliği ve emniyetini sağlamak üzere değerlendirilerek gereken tedbirler alınabilir” hükmü doğrultusunda tanımlandığı, • Her ne kadar çalışanlar eğitimlere tabi tutulmuş ve bu eğitimleri başarıyla tamamlamış olsalar da olay öncesinde eğitimlerin seyrek düzenlenmiş olduğu, • Ayrıca, çalışanın görev tanımı gereği yetkisi çerçevesinde PNR sorgulaması gerçekleştirdiği ancak Kasım 2018 tarihinde bir adet, Aralık 2018 tarihinde on iki adet, Ocak 2019 tarihinde beş adet, Mart 2019 tarihinde on adet sorgulama yapıldığı, veri sorumlusunun PNR sorgulama sayısına bir sınırlama getirmediği veya gözetim mekanizması geliştirmemiş olduğunun anlaşıldığı, veri sorumlusu tarafından her ne kadar log kayıtları tutuluyor olsa da, bu kayıtlarda sıra dışı aktivitelerin gözlemlenebilir olması ve bu kayıtların analiz edilmesi ile kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinin ve erişilmesinin tespitinin önem arz ettiği dolayısıyla, veri sorumlusunun Kanunun 12 nci maddesi kapsamında aldığı idari ve teknik tedbirlerin yeterli olmadığı, • Çalışanın yetkisini kötüye kullandığını kabul ettiği, bu nedenle, hakkında yazılı uyarı verildiği ve yetkilerinin iptal edildiği, sorgulama işlemlerinin ayrı bir Genel Müdür Yardımcılığına bağlı farklı bir departmana verildiği ve bunun sonucunda sunulan log kayıtlarında PNR sorgulamasının yapılmadığının anlaşıldığı, öte yandan, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmemesine yönelik özel koruyucu düzenlenmelere yer verildiği, ancak, soruşturma sonucu çalışanın yetkilerine ilişkin yaptırımların yeterli ve caydırıcı olmadığı, bu tür zafiyetlerin yaşanma riski göz önünde bulundurularak, alınması gereken tedbirlerin geliştirilmesi gerektiği, • Kanunun 17 nci maddesi (1) numaralı fıkrası uyarınca ise kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı madde hükümlerinin uygulandığı, veri sorumlusunun savunma yazısında, ilgili kişinin, çalışanlar ile birlikte veri sorumlusu hakkında 5237 sayılı Kanunun 135 ila 140 ıncı maddeleri 194 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 kapsamında suç duyurusunda bulunduğu ve soruşturmanın halen devam ettiği, bu doğrultuda, 5237 sayılı Kanun kapsamında yürütülmekte olan bir soruşturmanın bulunması sebebiyle, 5237 sayılı Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilmesini teminen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 158 inci maddesi hükmü uyarınca konunun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesine gerek olmadığı değerlendirilmiş olup bu doğrultuda, veri sorumlusu tarafından kişisel verilere erişim ile ilgili sınırlama getirilmemesi ve çalışanlara verilen eğitimin yetersiz olması sebebiyle Kanunun 12 nci maddesinde yer alan veri güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınmadığı kanaatine varıldığından Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde veri sorumlusu hakkında 100.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.24 “Veri sorumlusu işveren tarafından, iş sözleşmesi tek taraflı olarak feshedilen ve işe iade davası açan ilgili kişiye ait özlük dosyasında yer alan sağlık raporunun dava savunmasında kullanılmak suretiyle mahkemeye sunulması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18/02/2020 tarihli ve 2020/138 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette özetle, ilgili kişinin iş akdinin tek taraflı feshi nedeniyle veri sorumlusu işveren hakkında açtığı işe iade davasında, dava içeriği ile ilgili olmamasına rağmen özlük dosyasında yer alan kendisine ait özel nitelikli kişisel verilerinin mahkemenin talebi olmadığı hâlde dava dosyasına sunulduğu, sağlık durumu hakkında özellikle ilgili sağlık kurumu tarafından bir tanı konulmamış olmasına rağmen sağlık raporlarında yer alan “uzman” veya “bilirkişi” gibi ifadelerin büyük harfler içine alınarak psikolojik tanı koymaya yetkili bir kurum veya kişi sıfatı ile raporların davaya konu edilmesinin kişilik haklarının ihlal edilmesine sebebiyet verdiği ifade edilerek 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) uyarınca veri sorumlusu hakkında gerekli işlemlerin tesis edilmesi talep edilmiştir. Konuya ilişkin olarak Kurul Kararı ile başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İşverenin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 15 inci maddesine göre çalışanın sağlık muayenelerini yapmasını sağlamak zorunda olduğu, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde yer alan hüküm uyarınca işten ayrılma tarihinden itibaren en az 15 yıl süreyle çalışanların kişisel sağlık dosyalarının saklanacağı, bu sebeple çalışanın sağlık verilerinin anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerince işlendiği, • Söz konusu raporların herhangi bir gerekçe ile talep edilmeksizin izin taleplerinin bir mazereti olarak bizzat ilgili kişinin kendisi tarafından ibraz edildiği, ilgili kişinin tüm uyarılara rağmen görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmemesi ile birlikte işyerinde sergilediği olumsuz tutum ve beyanlar nedeniyle işyerinin çalışma düzenine ve iş huzurunun bozulmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle 4857 sayılı İş 195 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Kanununun 25 inci maddesi uyarınca iş akdinin feshedildiği, • Mahkeme tarafından ilgili kişiye ait özlük dosyasının tüm içeriğinin kendilerine gönderilmesinin istendiği, bu bağlamda mahkeme tarafından talep edilen özlük dosyasının tüm içeriğinin şikâyete konu sağlık raporları da dâhil olmak üzere herhangi bir bilgi ve belge ayırt edilmeksizin mahkeme ile paylaşıldığı, mahkeme emrinin yerine getirilmesini müteakip şikâyete konu raporların şirket savunması ve iş akdi feshi sebebine ilişkin maddi vakıaların ispatı amacıyla hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun ve işlendiği amaç ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olarak cevap dilekçesine de eklenerek mahkemeye sunulduğu ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde: Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18/02/2020 tarih ve 2020/138 sayılı Kararı ile; • Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi uyarınca “ilgili kişi” tanımlaması, kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi ifade ederken; (ı) bendi uyarınca “veri sorumlusu” tanımlamasının, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi; (e) bendi uyarınca da “kişisel verilerin işlenmesi” tanımlamasının, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade ettiği, • Kanunun “Genel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesi hükmü uyarınca kişisel verilerin, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği ve kişisel verilerin işlenmesinde “a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” ilkelerine uyulmasının zorunlu olduğu, • Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesi hükmü uyarınca da kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği ancak, “a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden 196 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu, • Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, (2) numaralı fıkrasında özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu, (3) numaralı fıkrasında, birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin kanunlarda öngörülen hallerde, sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı, • 4857 sayılı İş Kanununun işçi özlük dosyası başlıklı 75 inci maddesine göre; işverenin çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenlediği, bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorunda olduğu, ayrıca idari para cezası başlıklı 104 üncü maddesinde Kanunun 75 inci maddesinde belirtilen işçi özlük dosyalarını düzenlemeyen işveren veya işveren vekiline idari para cezası verileceği, ancak sağlık raporlarının işçiye ait özlük dosyasının içerisinde yer alıp alamayacağı hususuna ilişkin ise gerek 4857 sayılı İş Kanununda gerekse 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda özel bir hüküm bulunmadığı, • Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 219 uncu maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, tarafların, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bununla birlikte, anılan Kanunun 220 nci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca, belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede belge ibraz edilmez ve aynı sürede, delillerle birlikte ibraz edilmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmez ya da belgenin elinde bulunduğu inkâr edilirse, mahkemenin, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebileceği, 197 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun “İncelenemeyecek Dilekçeler” başlıklı 6 ncı maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanların incelenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, • Somut olayda mahkemenin davaya ilişkin olarak yazmış olduğu müzekkerede davalı veri sorumlusundan davacı ilgili kişiye ait özlük dosyasının tüm içeriğinin tasdikli bir suretinin gönderilmesini istediğinin görüldüğü değerlendirmelerinden hareketle • 6698 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi” hükmü ile 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un “İncelenemeyecek Dilekçeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b) bendi dikkate alındığında konuya ilişkin Kurul tarafından tesis edilecek bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.25 “Veri sorumlusu tarafından ilgili kişilerin kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde internet gazetesi üzerinden yayımlanması hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18/02/2020 tarihli ve 2020/145 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette; ilgili kişilerin yönetim kurulu üyesi olduğu bir şirket hakkında şikâyette bulunulan veri sorumlusu ….Medya Yayıncılık A.Ş.’ye bağlı olarak yayın yapan …Medya isimli internet gazetesi üzerinden asılsız ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulduğu, ilgili kişilerin yönetim kurulu üyesi olduğu şirket tarafından noter aracılığı ile veri sorumlusuna tekzip ihtarnamesinin gönderildiği, veri sorumlusunun ilgili kişiler tarafından gönderilen ihtarnamenin fotoğrafını çekmek suretiyle yeni bir haber şeklinde olduğu gibi yayımladığı, ilgili ihtarnamenin sonunda ilgili kişilerin T.C. kimlik numaralarının, nüfus kayıt bilgilerinin, anne-baba isimlerinin ve adres bilgilerinin yer aldığı, ilgili ihtarnamenin fotoğrafının çekilip olduğu gibi haberin içinde yayımlanması nedeniyle ilgili kişilerin kişisel bilgilerinin hukuka aykırı bir şekilde kamuya ifşa edildiği, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yayımlanması nedeniyle veri sorumlusuna tekrar ihtarname gönderildiği ve bunun üzerine ihtarnamenin kişisel verilere ilişkin kısmının haber metninden çıkarıldığı ancak 10 gün boyunca ilgili kişilere ait kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yayımlanarak kamuya ifşa edildiği, veri sorumlusunun ilgili kişilerin şahsi kimlik bilgilerini kamuya açık alanda kasten yayımlayarak Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırı davrandığı hususları belirtilerek T.C. kimlik numaraları, nüfus bilgileri, anne baba ismi ve adres bilgisi gibi kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde internet gazetesi üzerinden yayımlayan böylece güvenliklerini tehlikeye düşürdüğü kadar ilgili kişilere ait kişisel verileri rızaları ve bilgileri dışında kullanarak üçüncü kişilerce dolandırılmalarına sebebiyet verecek işlemlerin önünü açan veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması 198 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişilerin yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin anonim şirkete dönüşmek üzere genel kurula gittiği, haberi yapan ve aynı zamanda ilgili yayın grubunun da yöneticisi olan kişinin ilgili sektörü takip eden bir gazeteci olarak söz konusu genel kurul toplantısını izlemek istediği ancak toplantıyı izlemesine izin verilmediği, toplantıda iki farklı düşüncede grubun olduğu, • Genel kurulun muhalif kanadının toplantı ile ilgili kendisine bilgi verdikleri, isimleri belli bir kesimin görüşlerini yayın grubunda yayınladığı, sonrasında olayın diğer tarafı, muhalif kesimin iddialarını cevaplamak için kendisine noter kanalıyla açıklama metinlerini gönderdikleri, bu açıklamaların cevap hakkı niteliğinde olması nedeniyle, zorunlu olmamasına rağmen etik gazetecilik anlayışı çerçevesinde açıklamaların önemli bölümlerinin yayın grubunun internet sitesinde kullanıldığı, • Kendilerinin 10 satırlık haber yaptıkları, şirket yöneticilerinin ise 4-5 sayfalık açıklama metni gönderdiği, bunları baştan yazmanın çok zaman alacağından dolayı kendilerine “açıklamalarını mail yolu ile göndermeleri halinde tümünün yayımlanacağının” bildirildiği, noter kanalıyla gelmeye devam eden açıklamaların aynen eksiksiz olarak kullanılmasının istendiği, bu yüzden kendilerinin de metnin tamamını internet sitelerinde yayımladıkları, kaldırılması talebi üzerine hemen kaldırdıkları, bu açıklamanın kimlik bilgilerini içerdiği, bunu fark ettikleri anda hemen kaldırdıkları, • Bu bilgilerin sitede kullanıldığına dair karşı tarafın bir kanıtının olmadığı, kendilerinde de bu ekran görüntüsünün bulunmadığı, kendilerinin kullanmadıklarını söylemeleri halinde karşı tarafın hiçbir kanıtının olmadığı; diğer yandan konunun yargıya gittiği, mahkeme huzuruna çıktığı ve beraat ettiği ifadelerine yer verilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18/02/2020 tarihli ve 2020/145 sayılı Kararı ile, • Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “kişisel veri”nin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi, “veri sorumlusu”nun, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi ve “kişisel verilerin işlenmesi”nin, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlandığı, • Bu minvalde, ilgili kişilerin şikayet konusu tekzip ihtarnamesinde yer alan ad, soyadı, T.C. kimlik numaraları, nüfus kayıt bilgileri, anne-baba isimleri, adres bilgilerinin 199 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU birer kişisel veri, veri sorumlusu medya şirketinin, kişilere ait bu verilerin internet gazetesinde yayımlanması işleminin de kişisel veri işleme faaliyeti olduğu, • Kanunun 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelerin “a) hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, b) doğru ve gerektiğinde güncel olma, c) belirli, açık ve meşru amaçlar için işleme, ç) işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, d) ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” şeklinde düzenlendiği, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Öte yandan, Kanunun 28 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi” halinde Kanun hükümlerinin uygulanmayacağının belirtildiği, • 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesinde ise “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır” düzenlemesine yer verildiği, • Sorumlu müdürün, Basın Kanunundan kaynaklı olarak düzeltme metnini veya cevap yazısını hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın yayımlama yükümlülüğünün bulunduğu, ancak bu amaç yerine getirilirken sorumlu müdürün bu amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olacak şekilde hareket etmesi beklendiği, diğer bir ifadeyle, düzeltme 200 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 metni yayımlanırken, haberle ve metnin içeriğiyle ilgisi olmayan ve yayımlanması halinde kişilerin kişilik haklarının zarara uğramasına sebep olacak kişisel verileri içeren kısımların yayımlanması, amaç ile orantılı olarak değerlendirilmediğinden söz konusu düzeltme metninin kişilik haklarını ihlal ederek internet sitesinde yayımlanmasının, Kanunun 28 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi kapsamında değerlendirilmeyerek şikâyetin incelemeye alındığı, • Veri sorumlusunun bahse konu olan tekzip ihtarnamesini yayımlamasının, 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesinde yer alan yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla Kanunun 5 inci maddesinin 2 numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için veri işlemenin zorunlu olması” hükmü doğrultusunda hukuka uygun olduğu, ancak ilgili ihtarnamenin kişisel verilere ilişkin bölümünü herhangi bir güvenlik önlemi almaksızın olduğu gibi yayımlanmasının, daha sonra bu bölüm internet sitesinden kaldırılmış olsa dahi Kanunun genel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde düzenlenen “amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesi ile bağdaşmadığı dikkate alındığında bu durumun veri sorumlusu tarafından kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirlerin alınmadığının göstergesi olduğu değerlendirmelerinden hareketle; • Veri sorumlusunun bahse konu tekzip ihtarnamesinin yayımlamasının, Kanunun 5 inci maddesinin 2 numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için veri işlemenin zorunlu olması” hükmü kapsamında hukuka uygun olduğu, ancak ilgili ihtarnamenin kişisel verilere

Madde uyarbaşvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir. (2) 13 üncü

yer verildiği ve bu çerçevede Kanun kapsamındaki taleplerine ilişkin ilgili kişilerin emeklilik hakkındaki kişisel verileri açısından öncelikli olarak veri sorumlusu niteliğini haiz T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurmaları gerektiğinin açıklanmasına rağmen, gerek vekaleten gerek iletişim bilgisi olarak vekalet verilen şahsın iş adresi belirtilmek suretiyle diğer gerçek kişilerce imzalı aynı içerikteki usulen eksik nitelikteki başvuruların Kurumumuza gönderilmesine ısrarla devam edilmiştir. Bu kapsamda, başvurulara cevaben iletilen yazılarımız dikkate alınmaksızın aynı nitelikteki başvuruların Kurumumuza gönderilmesine devam edilmesi sebebiyle vekaleten başvuruda bulunmaya devam eden şahsı muhatap yazımızda, kamu idaresinin yersiz ve boş yere meşgul edilmesine sebebiyet veren ve dilekçe hakkının kötüye kullanılmasını teşkil eden bu nitelikteki yazıların Kurumumuza gönderilmemesi gerektiği, aksi halde yargı yoluna başvurulacağı belirtildiği halde usulü şartlar tamamlanmaksızın aynı nitelikte başvuruların Kurumumuza gönderilmeye devam edildiği görülmüştür. Anayasamızın “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir...” düzenlemesi yer almaktadır. Bu kapsamda, dilekçe hakkının nasıl kullanılacağı 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile düzenlenmektedir. Öte yandan, 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst Davranma” başlıklı 2’nci maddesi, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. Söz konusu hüküm, bir kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılması olarak açıklanabilecek hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade etmektedir. Bu bağlamda, 3071 sayılı Kanun’da öngörülen dilekçe hakkının kullanılma usulü ile 6698 sayılı Kanun’da öngörülen şikayet başvurusu usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Kurumumuzun 257 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışlar, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, vekaleten yapılan başvurulara cevaben, gerekli usulü şartı taşımaması sebebiyle incelenemeyeceğinin ve başvuruların öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılması gerektiği hususunun Kurumumuzca pek çok defa bildirilmesine rağmen, hala ilgili kişiler adına vekaleten başvuruda bulunulmasının, bu başvurular neticesinde vekili olunan kişiler lehine bir durum yaratıyormuş gibi gözükmek suretiyle ilgili kişilerden vekalet sözleşmesi adı altında haksız kazanç sağlanabileceği ve bu durumun da Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebileceği ve vekaleten başvuruda bulunan şahsın Kurumumuza başvurularını yönlendirmeye devam ettiği hususu göz önüne alınarak; Kurulun 30/04/2020 tarih ve 2020/325 sayılı Kararı ile; Bugüne kadar Kuruma intikal eden ve Karar tarihi itibariyle cevap verilmemiş vekaleten gönderilen başvurular ve aynı adres üzerinden gelen muhtelif kişilere ait başvurular ile bundan sonra Kuruma intikal edecek bu içerikle benzer nitelikteki diğer başvuruların değerlendirmeye alınmamasına ve konunun vekalet eden kişi açısından ilgili Kurumlara bildirilmesine karar verilmiştir. 1.3.42 “İlgili kişinin araç kiralama hizmeti alması esnasında kişisel verilerinin işlenmesine dair açık rıza vermemesi üzerine kiralama hizmetinden yararlandırılmaması”na ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 05/05/2020 tarihli ve 2020/335 sayılı Karar Özeti İlgili kişiden alınan 25/05/2018 tarihli şikâyet dilekçesinde özetle; veri sorumlusu araç kiralama şirketinin hizmet noktasında, yetkilisi olduğu şirket adına kısa süreli araç kiralamak istediği, araç kiralama sözleşmesi ve ilgili belgelerin yetkili tarafından imzalanmasının talep edildiği, imzalanması talep edilen evrakları incelendiğinde önceki kiralamalardan farklı olarak kişisel verilerinin işlenmesine dair açık rıza verdiğine ilişkin evrakın da içinde bulunduğunu tespit ettiği, bunun üzerine kişisel verilerinin işlenmesine rıza göstermek istemediğini, bu nedenle de ilgili evrakı imzalamayacağını çalışana beyan etmesi üzerine araç kiralama işleminin gerçekleştirilmediği, konuyla ilgili olarak veri sorumlusuna yetkilisi olduğu şirket tarafından 23/03/2018 tarihinde başvuruda bulunduğu, veri sorumlusu tarafından 29/03/2018 tarihinde cevap verildiği ancak taleplerine yönelik hiçbir cevap veya çözüm önerisi yer almadığı gerekçesiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Bununla birlikte, veri sorumlusuna yapılan başvuruların ilgili kişinin yetkilisi olduğu Şirket veya Şirket çalışanları tarafından yapıldığı, veri sorumlusunun da Şirketi muhatap alarak cevap verdiği görüldüğünden Kanunun ilgili maddeleri hakkında bilgi verilerek Kanun kapsamında mağduriyet yaşamış olan Şirket yetkilisinin Kanunda belirtilen usul çerçevesinde öncelikle kendi adına veri sorumlusuna başvuruda bulunması sonrasında ise ilgili kişinin başvurusunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması 258 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde ise; Kişisel Verileri Koruma Kuruluna (Kurul) şikâyette bulunulması durumunda konunun incelemeye alınabileceği hususunda bilgi verilmiştir. Bu minvalde ilgili kişi tarafından Kuruma iletilen 26/09/2018 tarihli şikayette, Kurumumuz yazısının ardından veri sorumlusuna ilgili kişi adına 03/08/2018 tarihinde başvuruda bulunulduğu ancak 30 günlük yasal süre içinde herhangi bir cevap verilmediği ifade edilerek daha önce Kuruma intikal eden 25/05/2018 tarihli şikayete konu aynı hususlara yer verilmiştir. Söz konusu iddialara ilişkin olarak veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • Şirketin araç kiralama sektöründe öncü konumda olmakla birlikte tekel niteliğinde olmadığı, müşterilerin serbest piyasa kapsamında dilediği başka araç kiralama şirketinden kiralama yapma olanağının bulunduğu, • İlgili kişinin veri sorumlusuna 23/03/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunduğu, tarafına derhal yazılı cevap verildiği, şikayete konu edilen 03/08/2018 tarihli yazının içeriği ile ilgili kişinin 23/03/2018 tarihinde gönderdiği ve veri sorumlusu tarafından cevaplanan yazının içeriğinin birebir aynı olduğu, bu nedenle ilgili kişinin tekraren aynı talepleri iletmesinin masraf açısından taraflarınca uygun olmadığının değerlendirilerek cevap verilmediği, • Araç kiralama sektörünün giderek büyümesi ve kiralık araç sayılarındaki artış ile birlikte özellikle uyuşturucuya ilişkin suçlar, gasp, hırsızlık ve terörle ilintili suçlarda kiralık araçların kullanımının yaygınlaşması üzerine kanun koyucunun yasal düzenlemeye giderek kiralanan tüm araçların Kiralık Araç Bildirim Sistemine (KABİS) girişini zorunlu hale getirdiği, • 6638 sayılı Kanun ile değişik 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanununun ilgili hükümlerinin 04/04/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, • 1174 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu Ek Madde 3’te “Araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri ile aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak ve bu kapsamda mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerinin her an incelemelerine hazır bulundurmak zorundadırlar. Ancak araç kiralayanın kamu kurum veya kuruluşu olması hâlinde sadece kamu kurum veya kuruluşuyla yapılan sözleşme ile araç bilgileri sisteme kaydedilir. Araç kiralama esnasında gerçeğe aykırı kimlik kullananlar ile birinci fıkra kapsamında elde edilen bilgi ve kayıtları, hukuka aykırı olarak kullanan, bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır. Birinci fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere beş bin Türk Lirası, gerçeğe aykırı kayıt tutan veya bilgi verenlere on bin Türk Lirası idari para cezası, mülki idare amirlerince verilir. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödenir. İşlenen bir suçun gizlenmesi 259 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU amacıyla bilgilerin yok edilmesi hâlinde işletme ruhsatı iptal edilir. Bu fıkraya göre idari yaptırımların uygulanması ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmasına engel değildir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, • Bu düzenlemeye aykırı hareket eden, araç kiralamalarını sisteme girmeyen, istendiğinde bilgileri paylaşmayanlar hakkında cezai yaptırımlar öngörüldüğü, buna göre bu bilgilerin araç kiralama şirketi olarak alınmasının zorunlu olduğu, bu bilgilerin bilişim sisteminde arşivlenmesi maksadıyla yüklüce masraf ve gider yapıldığı, ayrıca bunlara veri paylaşım izni verilmediği takdirde fiilen araç kiralaması yapılmasının mümkün olmayacağı, • Şirketin müşteriler ile imzaladığı sözleşmelerden kaynaklanan ilişkilerden doğan kanuni zorunlulukları uyarınca bu evrakları saklama ve yargı makamlarınca celbi talep edildiğinde ibraz etme yükümlülüğünün bulunduğu, • Şirketin bu şekilde kanuni zorunlulukları bulunması nedeniyle şirketin veri işleyen sıfatını haiz olduğu kiralama hizmetine ilişkin kişisel verileri temin etmesi ve saklaması gerektiği, • Bu nedenle 6698 sayılı Kanununa aykırı olarak hareket etmemek saikiyle ilgili kişinin kiralama hizmetinden yararlandırılmadığı, • Taraflarının 6698 sayılı Kanuna uygun hareket ettiği ve bu hususta da ilgili kişinin 29/03/2018 tarihli dilekçesine istinaden bilgilendirildiği, açıklanan tüm bu sebeplerle araç kiralaması yapmak isteyip kanunen zorunlu kişisel verilerinin işlenmesine muvafakat etmeyen ilgili kişi bakımından bu tutumun fiili ve hukuki imkansızlıklar nedeniyle mesnedi bulunmadığı ifade edilmiştir. Konuya ilişkin olarak yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 05/05/2020 tarihli ve 2020/335 sayılı Kararı ile, • Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in (Tebliğ) “Başvuru Usulü” başlıklı 5 inci maddesinde, ilgili kişinin Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna daha önce bildirilen ve veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna ileteceği ve Tebliğin 6 ncı maddesinde de veri sorumlusunun bu Tebliğ kapsamında yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduğu, veri sorumlusunun başvuruyu kabul edeceği veya gerekçesini açıklayarak reddedeceği ve cevabımı ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildireceğinin hüküm altına alındığı, • Veri sorumlusunun tarafından Kuruma verilen cevap yazısında şikayete konu edilen 03/08/2018 tarihli yazının içeriği ile ilgili kişinin 23/03/2018 tarihinde gönderdiği 260 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 dilekçe içeriğinin birebir aynı olduğu, veri sorumlusu tarafından ilk dilekçeye verilen cevabın karşı tarafa iletilmesi konusunda ilgili masrafların taraflarınca karşılandığı, ilgili kişinin tekraren aynı talepleri iletmesinin masraf açısından taraflarınca uygun olmadığı değerlendirildiğinden cevap verilmediğinin ifade edildiği ancak, Tebliğin “Ücret” başlıklı 7 nci maddesinde, ilgili kişinin başvurusuna yazılı olarak cevap verilecekse on sayfaya kadar ücret alınmayacağı, on sayfanın üzerindeki her sayfa için ise 1 Türk Lirası işlem ücreti alınabileceğinin belirtildiği, • Bununla birlikte başvuruların içeriği benzer olsa da 23/03/2018 tarihli başvurunun ilgili kişinin yetkilisi olduğu tüzel kişilik adına, 03/08/2018 tarihli ikinci başvurunun ise ilgili kişinin kendisi adına yapılmış olduğu dikkate alındığında, içerik açısından aynı olsa dahi başvuran kişiler açısından farklı olması sebebiyle iki başvurunun aynı nitelikte olmadığı bu sebeple ayrı bir başvuru olarak veri sorumlusu tarafından cevaplanması gerekirken herhangi bir cevap verilmediğinden veri sorumlusunun Kanun kapsamında kendisine yapılan başvurulara Tebliğe uygun olarak hareket etmediği, • Diğer taraftan Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde kişisel veri işleme şartları mevcut olsa dahi, kişisel verilerin işlenmesinde aynı zamanda, Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine de uygun hareket edilmesi gerektiği, • Şikayete konu somut olayla ilgili olarak 1174 sayılı Kimlik Bildirme Kanununun

Madde 4-olarak düzenleme altına alındığı, mezkûr kavramların,

b) Arşiv belgesi: Son işlem tarihi üzerinden yirmi yıl geçmiş veya on beş yıl geçtikten sonra kesin sonuca bağlanmış bulunan ve günlük iş akışı içinde işlevi bulunmayan, varsa tâbi olduğu diğer mevzuatlar ile saklama planlarındaki saklama sürelerini tamamlayan, üretim biçimleri, donanım ortamları ne şekilde olursa olsun geleceğe, tarihi, siyasi, sosyal, kültürel, hukuki, idari, askeri, iktisadi, dini, ilmi, edebi, estetik, biyografik, jeneolojik ve teknik herhangi bir değer olarak intikal etmesi gereken ve bir bilgiyi içeren yazılmış, çizilmiş, resmedilmiş, görüntülü, sesli veya elektronik ortamlarda üretilmiş belgeyi, c) Arşivlik belge: Süre bakımından arşiv belgesi vasfını kazanmayan veya bu süreyi doldurmasına rağmen güncelliğini kaybetmeyen, hizmetin yürütülmesi açısından işlevi olan belgeyi, …ifade eder” şeklinde düzenlendiği, mülga Yönetmelikte arşivlik malzeme olarak kabul edilen memuriyet sicil dosyalarının, yeni Yönetmelik 283 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU kapsamında arşivlik belge olarak değerlendirilmediği ve memuriyet sicil dosyalarına ve bunların yüz bir yıl saklanacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmediği, buna karşın, süre bakımından arşiv belgesi vasfını kazanamayan belgelerin arşivlik belge kabul edilmesi sebebiyle memuriyet özlük dosyalarının da bu kapsamda yer aldığı ve bunların imha işlemine tabi tutulmadığı değerlendirmelerinden hareketle; • Şikâyete konu kişisel verinin özel nitelikli kişisel veri olduğu ve ilgili kişinin söz konusu mahkeme kararlarının özlük dosyasında yer almasına ilişkin hâlihazırda açık rızasının bulunmadığı; bununla birlikte, Kanun bakımından söz konusu kişisel verinin işlenmesine ilişkin “kanunilik” unsurunun öğretide ifade edilen “maddi kanun” olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığından DPB’nin Kurum görüş talebine verdiği cevap ve 2 Seri No’lu Kamu Personeli Genel Tebliği hükümleri uyarınca mer’i mevzuat bakımından sözü edilen kararların özlük dosyasından çıkarılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. 1.3.51 “İşverenin, işçisine ait kişisel verileri ve özel nitelikli kişisel verileri; aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden ve hukuka aykırı işlemesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/05/2020 tarihli ve 2020/404 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle, • İlgili kişinin çalışmakta olduğu veri sorumlusu şirketten 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11 maddesi kapsamındaki hakları kapsamında bilgi talebinde bulunduğu, söz konusu talebine yeterli cevap alamadığı, • Veri sorumlusu tarafından kendisine kişisel verilerinin işlenme amacıyla ilgili olarak genel nitelikli bir bilgilendirme yapıldığı, verilerin işlenme ve saklanma süreçlerine ilişkin bilgi verilmediği, • Veri sorumlusunun cevap yazısında çalışanların bordro bilgileri ve disiplin süreçlerine ilişkin bilgilerin HR Yazılım Programında tutulduğunu; tüm özlük bilgilerinin … Arşiv ve Dokümantasyon Programında tutulduğunu; performans değerlendirme süreçleri, disiplin süreçleri, masraf bilgilerine ait verilerin … Yazılım aracılığı ile elektronik ortamda tutulduğu bilgisinin verildiği, ancak bu programa kimlerin erişiminin olduğu, yetki matrisi olup olmadığına dair bilgilendirmenin yapılmadığı, ayrıca adı geçen programlarda saklanan verilerin ne kadar süre sonra silindiğine dair bilgi verilmediği, tüm çalışanların erişim yetkisi olan İntranet ağında bulunan “Veri Güvenliği Politikası”nda da bu bilgilere yer verilmediği, • Veri sorumlusu tarafından çalışanlarından elektronik ortamda KVKK Çalışma Muvafakatnamesi alındığı, söz konusu muvafakatnamenin çok geniş kapsamlı olduğu ve yeterli aydınlatmanın yapılmadığı, verilecek rızanın “battaniye rıza” olduğu, kendisinin bu muvafakatnameye onay vermekten imtina ettiği ancak onay vermek durumunda bırakıldığı, 284 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Tüm çalışanların parmak izinin alındığı, çalışanların bu veriyi vermek zorunda bırakıldığı, parmak izi alındığı sırada çalışanların açık rızalarının alınmadığı ve aydınlatma yükümlülüğünün de yerine getirilmediği, biyometrik verilerin üçüncü taraf bir şirket ile paylaşılıp paylaşılmadığı, yeterli güvenlik önlemleri ile saklanıp saklanmağı hususlarında tarafına bilgi verilmediği belirtilerek hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle veri sorumlusu hakkında gerekli yaptırımların uygulanması talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin hangi kişisel verilerinin hangi amaçlara dayanılarak işlendiğine dair detaylı bilginin ilgili kişiye verdikleri cevapta da yer aldığı, • Şirketin kişisel verilerin gizliliğine ve güvenli şekilde saklanmasına önem verdiği, fiziki dosyaların yalnızca yetkili kişilerin erişimine açık olan kilitli dolaplarda ya da fiziki arşivlerde tutulduğu, fiziki olarak aktarılması gereken evrakların gizlilik dereceli belge olarak gönderildiği, elektronik ortamda tutulan kişisel verilerin ise sadece belirli kişilerin erişimine açık klasörlerde ve /veya şifreli yazılımlarda saklandığı, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesinin önlenmesi, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinin önlenmesi, bilgi ve veri güvenliği ile alakalı mevzuatlar hakkında eğitimlerin verildiği, şirket içinde rastgele ve periyodik denetimler yapılarak bu ortamlara yetkisiz giriş ve çıkışların engellendiği, • Açık rıza metinlerinde hangi kişisel verilerin hangi meşru amaçlarla işleneceği, kimlere hangi amaçlarla aktarılabileceği, hukuki sebepleri, toplama yöntemi, kişisel verilere ilişkin olarak çalışanların haklarının neler olduğunun detaylı olarak anlatıldığı, • Hukuki dayanakların yerine getirilebilmesi için, çalışan muvafakatnamesinin ve açık rıza metninin her çalışandan ıslak imzalı şekilde temin edildiği; şayet çalışan tarafından onay verilmezse özlük dosyasının tamamlanmamış kabul edildiği, • Çalışanların “http://......com/” adresinden kişisel verilerin güvenli olarak saklanmasına ilişkin politika, prosedür ve kılavuzlara ulaşabildikleri, aynı şekilde yetki dereceleri matrisinin çalışanların erişimine açık olan bu adreste yayınlandığı, matriste herhangi bir değişiklik söz konusu olduğunda güncelleme duyurularının site üzerinden yapıldığı, • Çalışan ve aday çalışanlarının her birine KVKK Aydınlatma Metni ve Açık Rıza metninin tebliğ edildiği ve çalışanların bu metinleri imza karşılığı olarak veri sorumlusuna teslim ettiği, • Çalışanların parmak izlerinin acil durum yönetimi sürecinin yürütülmesi, fiziksel mekan güvenliği ve yetkili kurum ve kuruluşlara bilgi verilmesi amaçlarıyla kullanıldığı, parmak izlerinin kriptografik yöntemlerle muhafaza edildiği, bu sebeple bu verilerin biyometrik veri niteliği taşımadığı, 285 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Özel nitelikli verilerin işlenmesi kapsamında veri sorumlusu tarafından, taşınabilir bellek, CD veya VCD ile bunların taşınması gerektiğinde kriptografik yöntemlerle şifreleme yapıldığı, fiziken taşınması gerektiğinde ise gizlilik dereceli belge olarak gönderildiği, • Veri sorumlusu tarafından Kanunun 12 nci maddesi kapsamında kişisel verilerin uygun güvenlik düzeyini temin etmek amacıyla çalışanlara kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinin önlenmesi, bilgi ve veri güvenliği ile alakalı mevzuatlar hakkında eğitimlerin verildiği, çalışanlara gizlilik sözleşmesi imzalatıldığı, güvenlik prosedür ve politikalarına uymayan çalışanlara disiplin prosedürünün uygulandığı, çalışanlar için veri güvenliği hükümlerini içeren disiplin düzenlemelerinin mevcut olduğu, çalışanlar için veri güvenliği ile ilgili olarak eğitim ve farkındalık çalışmaları yapıldığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, erişim loglarının düzenli olarak tutulduğu, şirket içi rastgele denetimler yapıldığı, bilgi güvenliği, kullanımı, saklanması imhası konularında şirket politikaları hazırlandığı ve uygulandığı, verilerin saklandığı ortamlar için arttırılmış güvenlik önlemleri alındığı, bu alanlara yetkisiz giriş ve çıkışların önlendiği, ağ ve uygulama güvenliği sağlandığı, kişisel veri içeren evrakların fiziken gönderilmesi gerektiğinde gizlilik dereceli belgeler olarak gönderildiği, bulutta depolanan kişisel verilerin güvenliğinin yalnızca yetkili kişilerin ulaşabileceği biçimde ayarlandığı ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/05/2020 tarihli ve 2020/404 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Veri Sorumlusunun Aydınlatma Yükümlülüğü” başlıklı 10 uncu maddesinin “(1) Kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi, ilgili kişilere; a) Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği, b) Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, c) İşlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, ç) Kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi, d) 11 inci maddede sayılan diğer hakları, konusunda bilgi vermekle yükümlüdür.” hükmünü amir olduğu, • Aydınlatma yükümlülüğünün gerek açık rıza alınacağı durumlarda gerek Kanundaki diğer kişisel veri işleme şartlarından bağımsız olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olduğu, Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin (Tebliğ) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin ispatının veri sorumlusuna ait bulunduğu, veri sorumlusu tarafından aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilirken; öncelikle veri sorumlusunun kimliğine, kişisel verilerin hangi amaçlarla işlendiğine, kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçlarla aktarılabileceğine, elde edilecek kişisel verilerin toplanma yöntemlerine, işlemenin hukuki sebeplerine ve ilgili kişinin Kanunun 11 inci maddesindeki haklarına aydınlatma metninde yer verilmesi gerektiği, 286 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Veri sorumlusu tarafından Kuruma gönderilen savunma yazısında çalışan ve aday çalışanlarının her birine KVKK Aydınlatma Metni ve Açık Rıza metninin tebliğ edildiği ve çalışanların bu metinleri imza karşılığı olarak veri sorumlusuna teslim ettiği ifade edilmekle birlikte yazıları ekinde aydınlatma metnine yer verilmediği, öte yandan ilgili kişinin şikayet dilekçesi ekinde yer verilen “Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Çalışan Muvafakatnamesi”nin hem aydınlatma metni hem de açık rıza metni olarak düzenlendiği kabul edildiğinde; Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “Kişisel veri işleme faaliyetinin açık rıza şartına dayalı olarak gerçekleştirilmesi halinde, aydınlatma yükümlülüğü ve açık rızanın alınması işlemlerinin ayrı ayrı yerine getirilmesi gerekmektedir.” hükmü gereği şekli olarak aydınlatmanın usulüne uygun yapıldığından söz edilemeyeceği, • Diğer taraftan, bu metnin içerik olarak da açık rıza kapsamında ilgili kişiyi bilgilendirdiğinden ya da aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği zira, metinde çeşitli kişisel veri kategorileri sıralandıktan sonra “(…) sayılan kişisel veriler dahil olmak üzere ancak bunlarla sınırlı olmaksızın (…)” ifadesine yer verildiği ve hangi kişisel verilerin işleneceği (kategorik olarak) hususunun muğlak bırakıldığı, işlenecek veri kategorileri sıralandıktan sonra veri işleme amaçları da art arda sıralanmak suretiyle hangi veri kategorisinin hangi amaçla işleneceğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, metinde “…. uygun gördüğü diğer üçüncü kişilere ve/veya yurt dışında paylaşılabileceği” ifadesinin yer aldığı bu kapsamda kimlere aktarım yapılacağının muğlak bir şekilde veri sorumlusuna bırakıldığı, ayrıca metinde biyometrik veri niteliğini haiz olan parmak izinin veri kategorileri içerisinde dahi sayılmadığı, • “Açık rıza” kavramının Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza” şeklinde tanımlandığı, ilgili kişilerin açık rızasının alınacağı hallerde; rızanın belirli bir konuya ilişkin olması, bilgilendirmeye dayanması ve özgür iradeyle açıklanması gerektiği, veri işlemek üzere verilen açık rızanın geçerli olması için, açık rızanın öncelikle belirli bir konuya ilişkin ve o konu ile sınırlı olarak verilmesi ve veri sorumlusu tarafından açık rıza beyanının hangi konuya ilişkin olarak istenildiğinin açıkça ortaya konulması gerektiği, bununla birlikte; açık rıza bir irade beyanı olduğundan, kişinin özgür bir şekilde rıza verebilmesi için, neye rıza gösterdiğini de bilmesi ve kişinin sadece konu üzerinde değil, aynı zamanda rızasının sonuçları üzerinde de tam bir bilgi sahibi olması gerektiği, bu sebeple bilgilendirmenin, veri işleme ile ilgili bütün konularda açık ve anlaşılır bir biçimde, mutlaka verinin işlenmesinden önce yapılması gerektiği, ayrıca açık rızanın geçerlilik kazanabilmesi için kişinin yaptığı davranışın bilincinde ve kendi kararı sonucunda olması ve açık rızanın özgür iradeyle açıklanması gerektiğinden, herhangi bir hususun ilgili kişi tarafından açık rıza verilmesi şartına bağlanmaması, tarafların eşit konumda olmadığı veya taraflardan birinin diğeri üzerinde etkili olduğu durumlarda rızanın özgür iradeyle verilip verilmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği, örneğin işçi-işveren ilişkisinde, işçiye rıza göstermeme imkânının etkin bir biçimde 287 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU sunulmadığı veya rıza göstermemenin işçi açısından muhtemel bir olumsuzluk doğuracağı durumlarda, rızanın özgür iradeye dayandığının kabul edilemeyeceği, • Somut olayda, veri sorumlusu tarafından açık rıza metninin onaylanması için çalışanlara e-postalar gönderildiği, metni imzalamayan çalışanların listesinin tutulduğu, bu listelerin başkaca çalışanlara gönderilmesi suretiyle metni imzalamayan çalışanların metni imzalamalarının sağlanmasının talep edildiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte çalışan tarafından onayın verilmemesi sebebiyle özlük dosyasının tamamlanmamış kabul edildiği durumlarda; işçiye rıza göstermeme imkânının etkin bir biçimde sunulmamasından ötürü verilen rızanın, geçerli bir açık rıza beyanı olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan, işçinin eşine ve çocuğuna ait kişisel verilerin işlenmesi için açık rıza vermesinin geçerlilik taşımayacağı, • Yine ilgili kişinin dilekçesinde; “ (…) parmak izinin alındığını, çalışanların bu veriyi vermek zorunda bırakıldığını, parmak izi alındığı sırada ilgili kişilerin açık rızalarının alınmadığını ve aydınlatma yükümlülüğünün de yerine getirilmediğini, biyometrik verilerin üçüncü taraf bir şirket ile paylaşılıp paylaşılmadığı, yeterli güvenlik önlemleri ile saklanıp saklanmağı hususlarında tarafına bilgi verilmediğinin (…)” dile getirildiği, veri sorumlusunun ise, “ (…) çalışanların parmak izlerinin acil durum yönetimi sürecinin yürütülmesi, fiziksel mekan güvenliği ve yetkili kurum ve kuruluşlara bilgi verilmesi amaçlarıyla kullanıldığını, parmak izlerinin kriptografik yöntemlerle muhafaza edildiğini, bu sebeple bu verilerin biyometrik veri niteliği taşımadığını (…)” belirttiği, biyometrik verilerin hash yöntemi ile saklandıklarında biyometrik veri olma niteliklerini kaybetmedikleri, bu bakımdan açık rızanın bulunmadığı hallerde biyometrik verilerin ancak Kanunun 6 ncı maddesinde öngörülen kanunlarda öngörülme şartı doğrultusunda işlenebileceği, bununla birlikte söz konusu verinin işlenme amacının da Kanunun genel ilkeleri arasında yer alan “İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesine de aykırı olduğu, örneğin fiziksel mekan güvenliğinin sağlanabilmesi için giriş esnasında manyetik kart sistemi, RFID etiketi, cep telefonuna gönderilecek bir SMS’in sisteme girilmesi gibi alternatif yollar ile sağlanması mümkünken çalışanların biyometrik veri niteliğindeki parmak izi verisinin alınmasının Kanunun 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesi ile bağdaşmadığı, bu çerçevede “acil durum yönetimi sürecinin yürütülmesi, fiziksel mekan güvenliği ve yetkili kurum ve kuruluşlara bilgi verilmesi amaçları”nın farklı yollarla da hasıl olması mümkünken söz konusu veri işleme faaliyeti ile orantısız bir veri işleme yapıldığının değerlendirildiği, • İşlenen kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişiler arasında “Bu bölümde sayılan şirketlerin yerini alabilecek diğer şirketler” benzeri ifadelerin yer alması halinde, işlenecek kişisel verilerin tam olarak nereye aktarılacağının rıza verecek ilgili kişi tarafından tam olarak bilinemeyebileceğinden, bu şekilde verilen rızanın açık rıza olarak değerlendirilmesinin mümkün olmayacağı, • Öte yandan kişisel verilerin yurtdışında mukim üçüncü kişilere aktarılması 288 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 durumunda Kanunun 9 uncu maddesi uygulama alanı bulacağı, “Kişisel verilerin yurtdışına aktarılması” başlıklı 9 uncu maddesinde kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurtdışına aktarılamayacağı; kişisel verilerin, Kanunun 5 inci maddenin ikinci fıkrası ile 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlardan birinin varlığı ve kişisel verinin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması, yeterli korunmanın bulunmaması durumunda ise Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kurulun izninin bulunması kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın yurt dışına aktarılabileceğinin hükme bağlandığı, bu çerçevede yurtdışına veri aktarımlarında açık rızanın olmadığı hallerde 9 uncu maddede öngörülen prosedürün işletilmesi gerektiği, • Ayrıca, veri sorumlusunun “bulutta depolanan kişisel verilerin güvenliğini yalnızca yetkili kişilerin ulaşabileceği biçimde ayarlandığı” ifadesi ele alındığında daha önce Kurul tarafından alınan 31.05.2019 tarihli ve 2019/157 sayılı l Kararı ile; “Google firmasına ait G-mail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması durumunda gönderilen ve alınan e-postaların dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan veri merkezlerinde tutulması söz konusu olacağından, böyle bir durumda kişisel verilerin yurt dışına aktarılmış olacağına ve veri sorumlularının söz konusu uygulamayı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması” başlıklı 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmesine;“Server”ları yurt dışında bulunan veri sorumlularından/veri işleyenlerden temin edilen saklama hizmetlerinin de Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesine” karar verildiği, bu kapsamda serverları yurt dışında bulunan hizmetlerin kullanımının yurt dışına kişisel veri aktarımı olduğu ve Kanunun 9 uncu maddesine uygun hareket edilmesi gerektiği, • Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda, veri sorumlusunun çalışanlarının açık rızaları olmaksızın kişisel verilerini ve özel nitelikli kişisel verilerini işlediği ve bu verileri yine çalışanlarının açık rızası olmaksızın yurtiçi ve /veya yurtdışına aktardığının anlaşıldığı, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında; veri sorumlusunun, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ile kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğu hükme bağlandığı, ancak veri sorumlusunun Kanunla kendisine yüklenmiş olan bu yükümlülükleri yerine getirmediği değerlendirmelerinden hareketle; • Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varıldığından veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • Veri sorumlusunun çalışanlarının ve yakınlarının açık rızaları olmaksızın kişisel verilerini ve özel nitelikli kişisel verilerini işlediği, işlediği özel nitelikli kişisel veriler 289 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU bakımından Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan genel ilkelerden ölçülülük ilkesine aykırı hareket ettiği ve bu verileri yine çalışanlarının açık rızası olmaksızın yurtiçi ve /veya yurtdışına aktardığı görüldüğünden, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ile kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği kanaatine varılan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 200.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.52 “İlgili kişinin tahlil sonuçlarının veri sorumlusu hastane tarafından hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere aktarılması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/05/2020 tarihli ve 2020/407 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin şikâyetinde özetle; şikayete konu hastanenin Tüp Bebek bölümüne tahlil için başvurduğu, tahlil sonuçlarının e-posta yoluyla kendisine iletildiği, ancak aynı e-postanın başka bir e-posta adresine ve tanımadığı bir kişiye daha gönderildiğini fark ettiği, veri sorumlusu Hastanenin “Kişisel Verilerin Korunması ve İşletilmesi Politikası” kapsamında kişisel verilerinin muhafazasında gerekli tedbirleri almadığı, kişisel verilerinin işlenme amacının gereklilikleri doğrultusunda üçüncü kişilere aktarılmasında ilgili mevzuata ve alt düzenlemelere uygun davranmadığı, bu sebeple veri sorumlusundan ihtarname ile bilgi talebinde bulunduğu, söz konusu talebine ilişkin veri sorumlusu tarafından hatanın kabul edildiğini içeren bir cevap verildiği belirtilerek 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde şikayet dilekçesinde yer alan iddialara ilişkin veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin hastanenin Tüp Bebek Bölümüne tahlil için başvurduğu, tahlil sonuçlarının aynı gün aynı test için hastalarını hastane laboratuvarına yönlendirmiş olan başka bir doktorun özel asistanına ve hastaların kendilerine e-posta olarak iletildiği, • Özel ve genel nitelikteki kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla Kanunun 12 nci maddesi kapsamında hukuka uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik hangi idari ve teknik tedbirlerin alındığına ilişkin olarak; sistemdeki bilgilerin hasta temsilcilerine görmesine kapatılması kararı alındığı, hekimlerin sadece kendi hasta bilgilerine, hemşirelerin görev yaptıkları servislerde yatan hasta bilgilerine erişebilmesi kararı alındığı, tıbbi sekreterlik ve anlaşmalı kurumlar birimi çalışanlarına gerektiğinde erişim için özel yetkilendirme yapılacağı ifade edilerek, Hastane tarafından veri sorumlusu olarak mesul müdürün gösterildiği Veri Sorumlusu Tanıtım Formu Kurumumuza intikal ettirilmiştir. 290 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Konuya ilişkin olarak yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/05/2020 tarihli ve 2020/407 sayılı Kararı ile, • Kanunun “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında özel nitelikli kişisel verilerin “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri” olarak sayıldığı, bu minvalde ilgili kişinin tahlil sonuçlarının sağlıkla ilgili özel nitelikli kişisel veri olduğu, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Kanunun 6 ncı maddesinde düzenlenen özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ise; “(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.(3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” hükümlerine yer verildiği, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında da, “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.” hükmünün yer aldığı, bu çerçevede, Kanunun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) ve (e) bentleri uyarınca Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31/01/2018 tarihli ve 2018/10 sayılı Kararı ile “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” belirlenerek Resmi Gazetede yayımlandığı, • Kanunun 8 inci maddesinde “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan 291 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU birinin bulunması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.” hükümlerine yer verildiği, bu çerçevede, kişisel verilerin herhangi bir veri sorumlusu tarafından üçüncü bir tarafla paylaşılması da dahil olmak üzere işlenmesinin ancak açık rızanın bulunması ya da Kanunda belirtilen açık rıza dışı diğer hallerin varlığında mümkün bulunduğu, • Bu çerçevede başvuruya konu olayda, ilgili kişinin veri sorumlusu Hastanede bulunan tahlil sonuçlarının sağlığa ilişkin özel nitelikli kişisel veri olduğu dikkate alındığında, bahse konu tahlil sonuçlarının üçüncü bir taraf olarak, hastaneden bağımsız şekilde çalışan ve ayrı bir gerçek kişi veri sorumlusu olarak değerlendirilen doktorun asistanına mail atılmak suretiyle aktarılmasında Kanunun 8 inci maddesi kapsamında herhangi bir hukuki dayanak söz konusu olmadığından ve veri sorumlusu Hastane tarafından da söz konusu aktarımın sehven yapıldığının beyan edilmiş olmasından hareketle ilgili kişinin kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak aktarıldığı kanaatine varıldığı değerlendirmelerinden hareketle; • Veri sorumlusu Hastane tarafından Kuruma iletilen Veri Sorumlusu Tanıtım Formunda veri sorumlusu olarak mesul müdürün gösterildiği ve bu kişiye ilişkin bilgilerin söz konusu forma işlendiği görüldüğünden, 6698 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde veri sorumlusunun, “Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi” olduğu, tüzel kişilerin, kişisel verileri işleme konusunda gerçekleştirdiği faaliyetler kapsamında bizatihi kendilerinin “veri sorumlusu” olduğu, ilgili düzenlemelerde belirtilen hukuki sorumluluğun da tüzel kişinin şahsında doğacağı, bu konuda kamu hukuku tüzel kişileri ve özel hukuk tüzel kişileri bakımından bir farklılık gözetilmediği, bahse konu hüküm çerçevesinde Hastanenin bizatihi veri sorumlusu olduğunun Hastaneye hatırlatılmasına, • Veri sorumlusu Hastane tarafından, ilgili kişinin özel nitelikli kişisel verisinin 6698 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen ilgili kişinin açık rızası ya da 6 ncı maddede düzenlenen işleme şartlarından biri olmadığı halde üçüncü kişilere aktarılmak suretiyle hukuka aykırı olarak işlenmesi sebebiyle, Kanunun “Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinin birinci fıkrasına yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varılan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 100.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.53 “Hakkında hüküm verildiği suçtan dolayı cezası infaz edilen ilgili kişiye ait haberin yayımlandığı gazetenin internet sitesinden kaldırılması talebi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/05/2020 tarihli ve 2020/414 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin vekilinden alınan şikayet dilekçesinde özetle; 292 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Müvekkilinin yurtdışında başına gelen bir olay nedeniyle internet yayınlarında adı ve soyadının geçtiği, Google arama motorunda adı ve soyadının aratılması sonucunda veri sorumlusu Gazetenin internet sitesinin linkine ulaşıldığı, söz konusu haberde müvekkilinin hüküm giydiği suça ilişkin bilgilerin yer aldığı ve haberin 2009 Haziran dönemine ait olması sebebiyle yaklaşık 10 yıl öncesine ilişkin olduğu, söz konusu cezanın tamamının infaz edildiği, ulaşılan haberler nedeniyle müvekkilinin iş hayatı ve ailesinin bu durumdan olumsuz etkilendiği, veri sorumlusu Gazeteye başvurulduğu; ancak başvurusunun aynı gün reddedildiği ifade edilerek kişisel verileri ve özel nitelikli kişisel verilerini ihlal eden tarafların hukuka aykırı davranışlarına son verilerek haberlerin kaldırılması, ilgili kurumlara 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında idari para cezası verilmesi, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık olması nedeniyle veri işlenmesinin ve verinin yurt dışına aktarılmasının durdurulması, ilgili kurumlar hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulması talep edilmektedir. • Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Gazeteden savunma sunması talep edilmiş, veri sorumlusu Gazetenin savunmasında, • Kanunun ‘İstisnalar’ başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi” ifadeleri ile kişisel verilerin ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında işlenmesinin ‘hukuka uygunluk’ nedeni olarak değerlendirileceğinin açıkça ifade edildiği, • Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, dolayısıyla haber alma ve vermenin ifade özgürlüğünün bir parçası olarak değerlendirildiği ve Anayasa tarafından doğrudan koruma altına alındığı, • Bu açıklamalar doğrultusunda, şikâyet konusu yazının ‘kamunun haber alma hakkı’ kapsamında kaleme alındığı, kanun koyucu tarafından veri işleme kuralları istisnaları arasında olan ‘ifade özgürlüğü’ içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, • Şikâyet eden vekiline gönderilen cevabi yazıda yer alan yayın ilkelerine ilişkin olarak; basın ve genel manada medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. güç olarak değerlendirildiği ve AİHM Kararlarında ifade edildiği üzere ‘Demokrasinin Bekçi Köpeği’ olarak kabul edildiği, basın kuruluşlarının genel yargı denetimi dışında bir iç denetim mekanizması kapsamında ‘yayın ilkeleri oluşturarak’ bunları uyguladığı ve yürüttüğü, • İlgili kişinin kişisel verilerinin internet sitesinden kaldırılmamasına ilişkin 293 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU gerekçelerin ‘kamunun haber alma hakkı’ içerisinde yer alan ‘basın özgürlüğü’ çerçevesinde kaleme alınması ve ‘hukuka uygunluk nedeni’ içermesi ile bağlantılı olduğu, • İlgili medya grubunun bünyesinde yer alan bütün yayın organları ile ilgili her gün onlarca ‘içerikten çıkarma, değiştirme’ taleplerinin taraflarına iletildiği, okuyucuların haberde bahsi geçen olgular tamamen görünürde gerçeğe uygun olsa dahi kişisel olarak rahatsız edici olduğu gerekçesi ile yayından kaldırma taleplerinin bulunduğu, medyanın kamuoyu üzerindeki haber verme hak ve görevi doğrultusunda özellikle yaşanan adli süreçler ile ilgili yapılan bu haberlerin, gelişigüzel ve üstün kamuoyu yararı dikkate alınmadan sadece ilgilisi tarafından rahatsız edici bulunduğu için kaldırılması dolayısıyla orta ve uzun vadede medyanın işlevsiz kalması anlamına geleceği ve kamunun haber alma hakkının zarar görebileceği, • İlgilisi tarafından içeriğin kaldırılması talepli hususlar değerlendirilirken üstün kamu yararının dikkate alındığı ve bu husus çerçevesinde her somut olay için ayrı bir değerlendirmenin yapıldığı, şikayete konu olayda ise ilgili kişinin gerçekleştirmiş olduğu eylemin tarafsız bir mahkeme tarafından araştırıldığı ve nihayetinde mahkumiyet kararı verilerek bu kararın kamuya açık bir şekilde ilan edildiği, dolayısıyla gizli bir bilginin taraflarınca ifşa edilmesinin söz konusu olmadığı gibi haberde bahsi geçen bilgilerin tamamının yargı makamları kararı ile kesinlik kazandığı, haber tarihi üzerinden belli bir zaman geçmiş olması gerekçesine dayanarak içeriklerin kaldırılması halinde medya kuruluşlarının arşivlerinin tamamen eriyeceği ve kamu denetimi için önemli olan toplumsal belleğin ortadan kalkacağı, • Yayınların kaldırılması ile ilgili olarak 5651 sayılı Kanun ile ‘erişim engelleme’nin mümkün kılındığı, ilgili Kanun kapsamında bir içeriğin ‘kişilik haklarını ihlal ettiğini’ iddia eden şahsa, bağımsız ve tarafsız mahkemeler aracılığıyla her somut olay için ayrı değerlendirme yapılması ve hakimler tarafından uygun görüldüğü takdirde erişim engelleme kararının verilmesini sağlayabilecek Sulh Ceza Hakimlikleri aracılığıyla talepte bulunma hakkının ihdas edildiği, bu minvalde alınacak kararların taraflarına tebliği sonrasında erişim engelleme kararının 4 saat içerisinde taraflarınca uygulandığı, açıklamalarına yer verilmiş ve bu kapsamda, kamu yararı içeren bir haber ile ilgili olarak ilgili kişinin yargı yoluna başvurmayıp kanuni muvazaa yoluna giderek Kurula başvurmasının yargı denetiminden kaçması ve hakkını kötüye kullanmış olmasına sebebiyet verdiği ifade edilerek bu açıklamalar ve ilgili mevzuat doğrultusunda; Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2016 tarih ve 2013/5653 sayılı Kararında “…her ne kadar kişisel verilerin ancak Kanunla veya kişinin açık rızası ile işlenebileceği belirtilmiş ise de Anayasada tanımlanan ifade ve basın özgürlükleri kapsamında yapılan bir haberin anılan sınırların istisnası olacağı açıktır...”…“…Unutulma hakkının internet gazete arşivlerindeki her türlü haber yönünden uygulanmasını beklemek mümkün değildir…”..“…internette tutulan arşivlerin, ifade ve basın özgürlükleri kapsamında 294 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 olduğu açıktır. Dolayısıyla internette yayımlanan ve gazetecilik faaliyeti kapsamında kabul edilen bir haber arşivinin yayından kaldırılması basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil eder.” şeklinde yer aldığı, bu çerçevede şikayet sonucu başlatılan soruşturma neticesinde tarafları hakkında “6698 sayılı Kanuna aykırı bir işlemin bulunmadığı” yönünde karar verilmesi talep edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/05/2020 tarih ve 2020/414 sayılı Karar ile; • Kanunun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde kişisel verinin “kimliği belirli ya da belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi”, ilgili kişinin “kişisel verileri işlenen her türlü gerçek kişi”, veri sorumlusunun ise “kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlandığı, • Diğer taraftan, Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinde herkesin, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerinin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinin silinmesini veya yok edilmesini isteme, kişisel verilerinin düzeltilmesi veya silinmesi/yok edilmesi ile ilgili yapılan işlemlerin kişisel verilerinin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme ve kişisel verilerinin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme hakkına sahip olduğunun hükme bağlandığı, • Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre ise “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi” halinde Kanun hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlendiği, İfade özgürlüğünün bir yansıması olan basın özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde haberin; a) Kamu ilgi ve yararı taşıması, b) Gerçek ve güncel olması, c) Özü ile biçimi arasındaki denge kriterleri kapsamında değerlendirilmesi suretiyle hangi hakka üstünlük tanınması gerektiğinin belirlenmesinin önem arz ettiği, • Bu kapsamda öncelikle kamu yararının tespitinde, haberin kişilerin gereksiz 295 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU merak duygularına mı yoksa yüksek ahlaki ve hukuki değerlerin korunmasına mı hizmet ettiğinin değerlendirilmesinin uygun olacağı, bu anlamda, toplumsal ilgi uyandıran, kamuoyu üzerinde düşünmeye ve tartışmaya sevk eden, belli bir sorunun aydınlanmasına ve buna çözüm yollarının gösterilmesine hizmet eden olayların açıklamasında kamu yararının bulunduğu, örneğin, yasa dışı uygulamaların, rüşvet ve yolsuzlukların kamuoyuna iletilmesinde, eleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu, öte yandan, kamu ilgi ve yararı kriteri kapsamında siyasetçiler ve kamu görevlilerine dair yapılan haberler bakımından basın özgürlüğüne yapılan sınırlamaların daha dar yorumlanmasının uygun olacağının değerlendirildiği, • Bu çerçevede, basın özgürlüğüne yapılan sınırlamanın daha dar yorumlanabilmesine olanak sağlayacak olan ilgili kişinin toplum tarafından tanınır, bilinir olma gibi siyasetçi, ünlü veyahut kamu görevlisi olma kriterlerinden birini taşıdığına dair herhangi bir bilgiye yapılan incelemelerde rastlanılmamış olmakla birlikte bahse konu olaya konu haberin kamu ilgi ve yararının yasa dışı uygulamalar, rüşvet ve yolsuzlukların kamuoyuna iletilmesi gibi değerlendirilebilecek olan insan kaçakçılığı suçunu işleyen failler hakkında olduğunun görüldüğü, bu kapsamda, haberin yayınlanması ile toplumun bilgilendirilmesi ve bu durumdan haberdar edilmesinin toplumsal bir faydaya yol açabileceğinin mümkün göründüğü, dolayısıyla, söz konusu haber her ne kadar toplum tarafından tanınır olmayan bir vatandaş hakkında olmuş olsa dahi bu haberin kamuya duyurulmasında kamunun ortak menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığı, • Karşı karşıya gelen hakların değerlendirilmesi açısından haberin gerçek ve güncel olması ikinci kriter olarak sayılmış olup gerçeklik unsurunun, somut gerçeğe değil, olayın, haberin verildiği andaki beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gerektiği, haberin güncel olmasının ise somut olayın açıklandığı tarihlerde kamu yararının bulunması esasına dayandığı, üzerinden süre geçmiş ve açıklanmasında artık kamu yararı bulunmayan bir olayın yayımlanmasında haber verme hakkından söz edilemeyeceğinden, burada kişilik hakkına üstünlük tanınması gerekeceği, geçmişteki bir olayın gündeme getirildiği haberin, hukuka uygun kabul edilebilmesi için kamu yararı taşıması gerektiği, • Bahse konu şikâyet başvurusunun, haberin ve veri sorumlusunun cevabi yazısının incelenmesi neticesinde; gerçeklik unsuruna ilişkin olarak ilgili kişinin şikâyet başvurusunda yer alan “Müvekkilinin 2009 yılında İngiltere’de 3 sene hapis cezası ile cezalandırıldığı, Haziran 2009’da cezaevine girip Ekim 2010’da çıktığı, 1,5 yıl cezaevinde kalması sonrasında İngiliz Yasaları doğrultusunda kontrollü tahliye şeklinde kalan cezasını cezaevi dışında tamamladığı ve Nisan 2012 itibariyle müvekkile verilen cezanın tamamının infaz edildiği…” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere habere konu olayın yargı tarafından verilen kararla kanıtlanmış olduğu, öte yandan, haberin güncel olması kriterinin değerlendirilmesi kapsamında mevcut şartlar altında bahse konu haberin gündemde kalması hususunda ve kamunun bu haberi alma konusunda menfaatinin devam ettiği dolayısıyla hukuka uygunluk sebebi sayılabilecek kamu yararının söz konusu haberde bulunduğu sonucuna varıldığı, 296 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Biçim ve öz arasındaki denge kriteri açısından ise haberde kullanılan dil, ifade ve resimlerin haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ölçüde olması, haberin verilişinde gerekli, ilgili ve yararlı olmayan beyan ve değerlendirmelerde bulunulmaması gerektiği, haberin özü ile biçimi arasında denge gözetilmesi gerekliliği bulunduğu, • Söz konusu haberde, biçim ve öz arasındaki denge kriteri açısından ise kullanılan dil, ifade ve resimlerin haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ölçüde olduğu, haberin verilişinde gerekli, ilgili ve yararlı olmayan beyan ve değerlendirmelerde bulunulmadığı sonucuna varıldığı, değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin kendisine ilişkin verinin söz konusu habere konu edilerek yayımlanmasında hâlihazırda kamu yararı bulunduğu ve bu itibarla çatışan haklar bakımından ifade özgürlüğünün kişilik haklarına üstün geldiği sonucuna varıldığı ve söz konusu başvurunun Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde değerlendirilmesi nedeniyle ilgili kişinin şikayeti ile ilgili olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.54 “İlgili kişinin kişisel verilerinin, hakkında icra takibi yapan avukat tarafından hukuka aykırı olarak işlenmesi ve açıklanmasına ilişkin şikayet” ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28/05/2020 Tarihli ve 2020/429 Sayılı Karar Özeti İlgili kişiden alınan şikayet dilekçesinde özetle; • Kamu görevlisi olarak görev yaptığı ilde kamuya ait bir sosyal tesiste konakladığı; banka borcundan dolayı, hakkında bankanın vekili olan avukat tarafından icra takibi başlatıldığı; 27.11.2018 tarihinde kendisiyle birlikte aynı sosyal tesiste ikamet etmekte olan sayısını tam olarak bilmediği iş arkadaşlarının kendi üzerlerine kayıtlı cep telefonlarına ve ilgili kişinin ağabeyi üzerine kayıtlı cep telefonuna ilgili kişinin adını ve haciz talimatını içeren kısa mesajlar gönderildiği; konuya ilişkin olarak ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğu belirtilerek avukat hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin olarak 01.10.2019 tarih ve 2019/293 sayılı Kurul Kararı ile başlatılan inceleme çerçevesinde avukattan savunma sunması talep edilmiş, veri sorumlusu avukat savunmasında, • İkrar veya kabul anlamına gelmemek kaydı ile; şikayetçinin kişisel e-posta hesabı yerine içerisinde ofise günlük gelen yüzlerce e-postanın bulunduğu e-posta adresine gönderdiğini iddia ettiği başvurunun okunma ihtimalinin olmadığı, konudan Kurumumuzun savunma talepli yazısının tebellüğ edildiği tarihte haberdar olunduğu, bu nedenle 30 günlük yasal sürenin dolmasına karşın cevap alınamadığı iddiasının doğru olmadığı, • İlgili kişinin müvekkil Banka ile imzaladığı bireysel bankacılık hizmetleri 297 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU sözleşmesine istinaden kredi kullandığı, kredi sözleşmesi kurulurken kimlik, adres, telefon ve maaş bilgilerini rızası ile paylaştığı, • Kullandığı kredinin taksitlerini vadenin dolmasına ve akabindeki ihtara rağmen yerine getirmekten kaçındığı için hakkında takip kararı alındığı; çıkarılan ödeme emrinin adresinde bulunamadığı için Adres Kayıt Sistemindeki adres Mahalle Muhtarlığına; Tebligat Yasasının 21 inci maddesi gereğince tebliğ edildiği, süresinde itiraz olunmadığından takibin kesinleştiği, dosyanın derdest olduğu, • Takibin üzerinden 5 yılı/60 ayı aşkın süre geçmesine ve aleyhindeki yasal takibe rağmen şikayetçinin aldığı krediyi ödemekten kaçınması ve bundan rahatsızlık duymaması; ancak gönderilen borç hatırlatma mesajından rahatsızlık duymasındaki samimiyetin düşündürücü olduğu; ayrıca söz konusu SMS’lerin, ilgili kişinin kendisini telefondan arayarak bizzat bilgi istemesi üzerine rızası ile gönderildiği, • 5 yıllık süreçte farklı telefon numaraları üzerinden kendileriyle iletişime geçen ve aradığı değişik hatlar nedeni ile sistemde adına birden fazla bağlantı numarası olan şikayetçinin güncel bilgi talebi sonrasında sistemde kayıtlı numaralarına 27.11.2018 günü SMS gönderilmesini şikayet etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğu, • T.C. kimlik numarasına göre abonelik sorgulaması yapıldığında; beyanın doğruluğunun anlaşılacağı ve şikayetçi adına hayatın olağan akışına aykırı sayıda GSM hattı olduğunun ortaya çıkarılabileceği, • Şikayetçinin dilekçesine yazmakla birlikte alenileştirdiği T.C. kimlik numarasına göre telefon operatörlerinin borç sorgulama sayfasına girildiğinde; adına toplam 16 adet hat olduğunun görüldüğü, hatırlatma mesajının gönderildiği hat ve Cumhuriyet Savcılığında ifade verirken bildirdiği hat dikkate alındığında adına kayıtlı 18 hat bulunduğu, • 07.04.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmasına ve avukat olmasına karşın ancak hakkında yapılan şikayet üzerine inceleme fırsatı bulduğu 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundan kamuoyunun henüz haberdar olmadığı; toplumda “kişisel veri” ve bunun korunmasına ilişkin bilincin oluşması için ilgililer tarafından yapılması gerekli çalışmaların yeterli olmadığı, • Kamuoyunun, 6698 sayılı Kanunu son yıllarda kanun koyucu tarafından ihdas olunan ve uygulaması artık yerleşen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu Hakkındaki Kanun, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, Enerji Piyasası Düzenlenme Kanunu ve benzeri kanunlar kadar içselleştirmiş olmadığı, • Müeyyideleri oldukça ağır bu Kanuna ilişkin bilgilendirme ve uygulamaların zaman içerisinde Kurum Başkanı ve mensupları tarafından kamuoyuna aktarılacağı muhakkak olsa da; bu sürecin henüz tamamlanmadığının bir vakıa olduğu, • “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesi genel bir kural olsa da; hukuk 298 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 sistemimize tamamen yabancı ve uygulama için geçiş süresi tanınan bu Kanun ve onun uygulayıcısı Kurumun konulara daha toleransla yaklaşması gerektiği, Kuruma ait web sayfasında yayımlanan kararların sayısı ve içeriğinin bu iddiayı doğrulayacak istikamette olduğu, • Nitekim; Kurulun “Veri Sorumluları Siciline Kayıt Yükümlülüğü”ne ilişkin 27.12.2019 tarih ve 2019/387 sayılı süre uzatım kararından; kendi hukuk büroları statüsünde olanların; sicile kayıt zorunluluk süresinin 30.09.2020 tarihine ötelendiği, Konunun Kurumun görev/inceleme alanından çıktığı, şöyle ki, • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (3071 sayılı yasaya atıfta bulunan) 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen şartları taşımayan ihbar ve şikayetler incelemeye alınamaz” şeklindeki düzenlemenin belirttiği üzere 01.11.1984 gün 3071 sayılı yasanın madde 6(b) fıkrası gereğince; yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçelerin istisna kabul edilerek yasanın kapsamı dışına bırakıldığı, • Şikayet dilekçesinin kapsamından da anlaşılacağı üzere; şikayetçinin aynı konuda aynı gerekçelerle 29.11.2018 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak şikayetçi olması sonucu; Adalet Bakanlığından alınan soruşturma izni ile “özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, kişilerin huzur ve sükununu bozmak” suçlarından hakkında 2019/3709 sayılı evrak üzerinden yürütülen soruşturmanın devam ettiği, vaki şikayet üzerine konunun yargıya intikal etmiş olduğu ve soruşturmanın devam ettiği dikkate alındığında konunun kurumun görev/kapsama alanından çıktığı, • Nitekim bu hususun Kurulun 24.12.2018 gün ve 2018/156 sayılı kararında, “… şikayete konu iddiaların Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca suç unsuru barındırdığı ve bunların da bireysel suç niteliğinde olduğu, bu kapsamda ilgili kişi tarafından da konunun yargıya intikal ettirilmiş olduğu dikkate alındığında, söz konusu başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğine ……” denilmek suretiyle açıkça ifade edildiği, • Bu yüzden dosyanın; konu hakkında karar verilmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesi ile kapatılmasının gerektiği, USULE İLİŞKİN OLARAK Başvuru yolunun henüz tüketilmediği, • info@... adresine gönderildiği iddia edilen e-postadan 02.01.2019 tarihinde değil ancak Kurumun savunma talep ettiği yazının tebliğ günü olan 16.12.2019 tarihinde haberdar olunduğundan; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 14/2 maddesindeki “…. 13. madde uyarınca başvuru yolu tüketilmeden şikayet yoluna başvurulamaz…” hükmü karşısında; bu konu ile ilgili şikayetin cevap verilmediği takdirde 17.01.2020 tarihinden itibaren yapılabileceği ve ilgiliye de 13.01.2020 tarihinde yasal süre içerisinde yanıt verildiği gözetilerek; henüz başvuru yolu 299 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU tüketilmediği için yersiz şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği, Şikayetin süresinde yapılmadığı, • Şikayetçinin 02.01.2019 tarihinde gönderildiğini iddia ettiği e-postanın gönderilme günü ile Kuruma şikayet dilekçesi verdiği 06.02.2019 tarihi arasında 1 ay 4 gün yani 34 günlük sürenin geçtiği; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 14/1 maddesindeki “…. Başvuruya cevap verilmemesi hallerinde; ilgili kişi veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde Kurula şikayette bulunabilir ………….” şeklinde düzenleme dikkate alındığında; 30 günlük yasal süre içinde başvuruda bulunmadığı anlaşılan şikayetçinin usulsüz başvurusunun reddine kadar verilmesi gerektiği, Şikayetin reddedilmiş sayılması gerektiği, • Kurumun; uymak zorunda olduğu varoluş yasasının 15 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki “….. şikayet üzerine kurul talebi inceleyerek ilgililere bir cevap verir. Şikayet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır….” şeklindeki düzenleme göz önüne alındığında; Şikayet dilekçesinin Kuruma verildiği 06.02.2019 tarihi ile Kurumun inceleme kararı verdiği 01.10.2019 tarihi arasında 7 ay 25 gün geçtiği ve yasal 60 günlük süre içerisinde şikayetçiye cevap verilmediği anlaşıldığından; talebin reddedilmiş sayılması gerektiği, ESASA İLİŞKİN OLARAK, • Verinin işlenmesinin açık rızaya dayandığı, • Şikayetçi ile Banka arasında sözleşme düzenlenirken şikayetçinin rızasıyla kimlik, adres, telefon ve maaş bilgilerini paylaşmış olduğu ve bunların banka kayıtlarına işlendiği, • Kredi sözleşmesinde öngörülen vadenin dolmasına ve akabinde çekilen ihtara rağmen geri ödemesi gerçekleştirilmeyen gecikmiş borcun tahsili açısından alacaklı bankanın adına vekalet vermesinin ardından icra takibi aşamasına geçildiği, • Kesinleşen icra takibinin ardından tahsilat aşamaları ilerletilirken; geri ödeme yapmayan borçlunun durumunun sorgulandığı ve müvekkil Bankaya olan ve ödenmeyen borç dışında başka dosyaların da olduğu, şikayetçi hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunun tespit edildiği, • İcra İflas Kanununun temel ilkelerinden birisinin, “Alacağın tahsili için yapılacak işlemlerde borçlunun, borcunu arttıracak giderlerden kaçınılması” ilkesi olduğu; diğer yandan avukatın müvekkilin çıkarlarını gözetmek zorunda olduğu, bu açıdan bakıldığında mezkur dosyada olduğu gibi “bırakınız krediden kaynaklanan alacağını tahsil etme üstüne bir de durmadan icraya gider yatırarak sürekli masraf yapılmasını olabildiğince engellemek” sorumluluğu altında olduğu, • Bu sorumluluğun yasal dayanağını oluşturanAvukatlık Kanununun 35/Amaddesinde; 300 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konularla inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.” hükmünün düzenlendiği, • Metinden de anlaşılacağı üzere; avukatın, müvekkilinin haklarını himaye etmek amacı ile müvekkilinin de rızasını alarak karşı taraf ile iletişime geçebileceği, müvekkil bankanın tarafına sağlıklı iletişim kurma izni ile şikayetçinin borcunu icra takip masrafları ile arttırmaktan ziyade; kendisini Avukatlık Kanununun 35/A maddesi uyarınca uzlaşmaya yani belirli indirimler yaparak borcunu ödemede kolaylık sağlamaya davet etmesinin hukuka uygun olduğu, • Kaldı ki; uzlaşma sağlanmasının alacaklı olan müvekkil bankadan ziyade borçlu şikayetçinin lehine olduğu; zira; borçlu adına kayıtlı tapu ve araçlara haciz şerhi eklenip satış talep edilerek, üzerine kayıtlı tüm mal varlığını satma imkanı kanun nezdinde tarafına verilmişken; bu yola tevessül edilmeyecek kişileri borçları yüzünden daha fazla mağduriyet yaşatmamak adına, hiçbir malın satışı talep edilmeyip iletişim yolu ile borca taksitlendirmeler yaparak tahsilat sağlanmaya çalışıldığı, • Takibin her aşamasında borçlu ile iletişime geçme hak ve imkanının mevcut olduğu; belli bir süre sonra -ki bu dosyada takibin açılmasından 3 yıl yani 36 ay sonra- şikayetçi borçluyu öncelikli olarak telefonla arama ve yanıt verilmediğinden mesaj gönderme sureti ile ilgilisini haberdar etme yönteminin tercih edildiği ve böylelikle İcra İflas Kanunundaki borçlu üzerindeki külfetin gereksiz yere artırılmasını engelleyen amir hükme uygun davranıldığı, • Bu meyanda; genel olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun hükümleri çerçevesinde; alacaklı banka ve hukuk bürosu arasında akdedilen vekâlet ilişkisi gereğince alacakların tahsili çalışmalarına devam edildiği; ayrıca Avukatlık Kanununun 35/A maddesindeki yasal yükümlülük dikkate alınarak borçlulara ödemede sağlanacak kolaylıkların ve borcun ödenmemesi halinde karşı karşıya kalınabilecek hukuki risklerin bildirilmesi açısından SMS gönderilmesi yönteminin uygun olacağının düşünüldüğü, • Devlet memuru olan şikayetçinin; maaş ve diğer sosyal haklarına ve aracına, iş yerine icra dairesi aracılığıyla sürekli haciz talebi gönderilmesinin mi, yoksa uzun aralıklarla telefonundan aranması veya SMS gönderilmesinin mi çıkarına olacağının, hangi durumda kişinin itibar güvenilirliğinin sarsılacağının Kurulun takdirinde olduğu, • Derdest olan dosyada; İcra Müdürlüğü’nün borçlunun verilerini işlemiş olması dikkate alınarak; üstelik arandığında görüşmeyi kabul ederek onaylaması ve bilgi talep etmesi üzerine ödemede sağlanacak kolaylıklar ve ödenmemesi halinde karşılaşabileceği hukuki risklerin SMS ile şikayetçi borçluya bildirildiği, • Şikayetçi borçlunun; banka ile bireysel kredi sözleşmesi imzalanırken veri işlemeye 301 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU gösterdiği rızanın açık olduğu ve bu anlamda hukuka uygun olduğu, • Ayrıca Kanunun geçiş hükümlerini düzenleyen; Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer verilen “Ancak bu kanunun yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, bir yıl içinde aksine bir irade beyanında bulunulmaması halinde, bu kanuna uygun kabul edilir” şeklindeki hüküm dikkate alındığında bu süre içerisinde aksine beyanda bulunduğunu kanıtlayamayan şikayetçinin rızasının devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, • Bu bağlamda şikayet hakkının bulunmadığı ve yersiz şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği, • Kanunun 5 inci maddesinin 2 numaralı fıkrasının (e) bendi dikkate alındığında; işlenen veri açısından şikayetçi borçlunun açık rızasına da gerek bulunmadığı, • Şikayetçi borçlunun, bu verinin işlenmesine dair Banka ile imzalanan sözleşme sırasında verdiği ve tanınan bir yıllık geçiş süreci içinde de geri almadığı rızasına istinaden, geciktirilen geri ödeme nedeni ile alacağını tahsil etmek isteyen bankanın cebri icrada bulunabilmesi yani sözleşmeden doğan alacak hakkını kullanabilmesi için icra dosyasında borçlunun verilerinin işlenmesinin zorunlu olduğu, • Nitekim bu hususun Kurulun 31.05.2019 tarih ve 2019/159 sayılı kararında, “.... Şikayetçinin ilgili bankalardan kullanmış olduğu kredi borçlarının yeni alacaklısı olması, bu kapsamda 6098 sayılı kanunun 186. maddesi çerçevesinde borçlunun önceki alacaklılara karşı borcunu ifa etmesinin engellenmesi ve taraflarınca şikayetçiye sağlanacak kolaylıklar ile borcun ödenmemesi durumunda şikayetçinin maruz kalabileceği hukuki risklerin bildirilmesi amacıyla işlenmiş olmasının 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında şikayetçinin açık rızası olmaksızın gerçekleşebilir olması nedeniyle veri sorumlusu hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığına...” denilmek suretiyle açıkça ifade edildiği, • Rıza var kabul edildiğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği, • Verilmiş rızaya dayanarak işlenen verinin; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun çizdiği çerçeve içinde kalınarak kullanılması halinde; hukuka aykırılıktan söz etmenin mümkün olmadığı, • Müvekkil bankanın bireysel kredi sözleşmesinden doğan meşru alacağını tahsil edebilmek amacıyla icra müdürlüğü tarafından işlenmiş veri kullanılarak, şikayetçi- borçluya üstelik kendi talebi ile SMS gönderilmesinin hukuka uygun olduğu, • Hiçbir şekilde ikrar anlamına gelmemek kaydıyla, 27.11.2018 tarihinde borçluya ait olduğu düşünülen hatlara, tek seferde yalnızca bir SMS gönderildiği, • Bu durumun, işlenmiş verinin, yasal ve somut bir alacağı tahsil edebilme amacı ile ölçülü ve sınırlı bir şekilde kullanıldığını yani Kanunda aranan dürüstlük kurallarına uyulduğunu ispatladığı, 302 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Sonuç olarak gönderilen SMS’lerin, meşru temelli, makul sayıda ve ölçülü içerikte olup dürüstlük kuralları gözetilerek iletildikleri anlaşılacağından yersiz şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği, • Şikayetçinin aradan geçen 5 yıllık sürede farklı GSM hatlarından büroyu birden fazla kez aradığı ve kendisi ile çok sayıda görüşme gerçekleştirildiği, • Ofis çalışanları tarafından, işin doğasına uygun olarak gelen aramaların ilgili kişinin bilgisine işlenmekte olduğu ve gerekli zamanlarda bu numaradan ulaşıldığı, • Şikayet dilekçesinde, ekran çıktıları sunulan hatların bu tipten olabileceği gibi, sıkça rastlanan şekilde borçluların; hukuk bürosunu arkadaşlarına ait hatlardan aramaları veyahut nadiren de olsa ekonomik durumları hakkında kendilerine referans olacak arkadaşlarının numaralarını bildirmeleri yüzünden kayıtlarına girebildiği, • Bireysel kredi sözleşmesinde şikayetçi borçlu dışında buna kefalet veren biri olmadığından, yani meslektaşlarından veya ağabeyinden borcu hukuken tahsil etme şansı bulunmadığından; adı geçenlere SMS göndermekte (yapılan masrafın dışında) bir çıkarları olmadığı, bu açıdan bakıldığında adı geçenlere kasıtlı olarak SMS gönderildiğini iddia etmenin abesle iştigal olduğu, yegane amaçlarının borçluya ulaşmak ve onu bilgilendirmek olduğu; mesaj atılan iş arkadaşlarının ve ağabeyinin kullandığı cep telefonlarını araştırarak bulma ve SMS gönderme gibi özel bir kasıtla hareket edilmediği, • Yukarıda da açıklandığı üzere, T.C. kimlik numarasına göre abonelik araştırıldığında, hayatın olağan akışına aykırı sayıda GSM hattının adına kayıtlı olduğundan şüphe duyulan şikayetçinin, ofis arkadaşlarına ait hatlardan araması veyahut ekonomik durumu hakkında referans olmaları için meslektaşlarının numaralarını bildirmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, • Ayrıca GSM hattının adına kayıtlı kişi dışında, aile fertlerinden bir başkası tarafından kullanılmasına Türkiye’de sıkça rastlandığının gözden kaçırılmaması gerektiği, • Ofislerinde, …Takip Sistemi ve 118 80 bilinmeyen numaralar ile internet üzerinden herkesin kolaylıkla ulaşabildiği kimlik, adres ve telefon bilgileri sorgulayan.... dışında program kullanılmadığı, bu hususta yerinde inceleme yapılmasının da mümkün olduğu, • Kurumumuzun yazısı ekinde gönderilen “Veri Sorumlusu Tanıtım Formu”nun 30.09.2020 tarihine kadar yasal süresi içerisinde doldurularak “Veri Sorumluları Siciline Kayıt Yükümlülüğü”nün yerine getirileceği belirtilerek, konunun yargıya intikal etmiş olması, usule ilişkin itirazları, Kurul aksi kanaatte ise esasa ilişkin açıklamaları dikkate alınarak yersiz olarak nitelendirdiği şikayetin reddedilmesi talep edilmiştir. Avukatın savunmasında ayrıca, şikayetçinin T.C. kimlik numarasına göre adına kayıtlı cep telefonu aboneliklerinin olanak varsa sorgulanması yoksa iletişim şirketlerine yazı yazılması; bu minvalde 01.11.2018 - 31.12.2018 tarihleri arasında adına kayıtlı hattı arayanlar listesinin de GSM şirketinden 303 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU getirtilmesi ve yapılacak incelemede değerlendirilmesi Kurumumuzdan talep edilmiştir. Öte yandan, inceleme süreci devam ederken ilgili kişiden alınan ek beyanda, Kurumumuzun savunma istemesinden sonra şikayet ettiği veri sorumlusu avukat tarafından kendisine iletilen cevapta şahsına ait bir çok numaranın olduğu ve kişisel verilerini içeren mesajların atıldığı numaraların kendisine ait olduğunu düşündüğü ve bu amaçla bilgilendirme amaçlı mesaj attıklarını iddia ettiği, şahsına ait tüm hat dökümlerini abonelik başlangıç ve bitiş tarihleri ile tarafımıza sunduğu, kişisel verilerinin paylaşıldığı tarihte şahsına ait tek bir hattın olduğunun görüleceği; kişisel verilerinin banka ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında alenileştirilmiş olduğu açıklamasının doğru olmadığı; mesaj atılan numaraların şahsına ait olduğunu düşündüğünü belirtmiş olmasına rağmen yazısı ekinde sunulan ekran görüntülerinden anlaşılacağı üzere ve Savcılıkta ifade veren iş arkadaşlarına gönderilen mesajlarda o dönem beraber görev yaptığı bir başka iş arkadaşının borç bilgilerinin de paylaşılmış olduğunun görülebileceği, hukuk bürosu çalışanları, söz konusu mesaj atılan numaraların şahsına ait olduğunu düşünüyor ise diğer kişinin borç bilgilerini neden aynı numaralara mesaj gönderdiklerinin sorgulanması gerektiği belirtilmiştir. Bahse konu şikayet başvurusu ve ek beyanlar, ilgili kişinin iddiaları, veri sorumlusundan alınan bilgi ve belgeler ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunca alınan 28.05.2020 tarih ve 2020/429 sayılı Kararda aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir. Şikayete konu olayda, bankaya borcu olan ve bu borca ilişkin işlemlerin yürütülmesini teminen kişisel verileri banka tarafından avukata aktarılan ve avukat tarafından kişisel verileri işlenen şikayetçinin “ilgili kişi”, Banka adına icra işlemlerini yürüten ve bu işlemle ilgili olmak üzere ilgili kişinin kişisel verilerini işlemesi gereken avukatın “veri sorumlusu”, ilgili kişinin bankaya olan borcunu tahsil edebilmek için avukat tarafından ilgili kişinin iletişim bilgileri ve diğer ilgili bilgilerinin işlenmesi eyleminin ise “veri işleme faaliyeti” olduğu değerlendirilmektedir. Diğer yandan Kanunda, kişisel veriler sınırlı sayma yöntemi ile belirlenmemiş, bir verinin kişisel veri olması için belirli ya da belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin olma kriteri getirilmiştir. Bu bağlamda, ilgili kişinin ağabeyine ve iş arkadaşlarına gönderilen mesajın içeriği incelendiğinde, ilgili kişinin açık adını, borçlu olduğu bankayı ve icra dosyası borcuna ilişkin bilgileri ihtiva eden kısa mesajın, ilgili kişiye ait kişisel veri niteliğindeki bilgileri içerdiği anlaşılmaktadır. Usule İlişkin Değerlendirme Veri sorumlusunun iddiası, ilgili kişinin 02.01.2019 tarihli e-postasından haberdar olunmadığı, şikayetin varlığından Kurumumuzun bilgi belge talebi yazısı ile haberdar olunduğu, bu durumda ilgili kişiye cevap verme süresinin Kurumumuz yazısının tebellüğ tarihinden itibaren başladığı yönündedir. Ancak, Kanunun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası, “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır” hükmünü amir olup, bu hükümde belirtilen 30 günlük sürenin Kurum yazısının tebellüğ tarihinden başlaması mümkün değildir. 304 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Usule ilişkin bir diğer iddia, e-posta tarihinin 02.01.2019, Kurula şikayet tarihinin 06.02.2019 olduğu, bu durumun ise Kanunun 14 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası hükmüne uygun olmadığı yönündedir. Bilindiği üzere, Kanunun “Kurula şikâyet” başlıklı 14 üncü maddesi, “Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir.” hükmünü amirdir. Şikayete konu olayda başvuruya cevap verilmediği için başvurudan itibaren 60 günlük süre kuralı geçerli olacaktır ki, ilgili kişinin Kurumumuza başvurusu, veri sorumlusuna başvuru tarihinden sonra 34 üncü günde yapılmış olup, Kanunda belirlenen 60 günlük yasal süre içerisinde yapılmış bir başvurudur. Son olarak, veri sorumlusu şikayetin üzerinden uzun zaman geçmiş olduğunu belirtmekte ve Kanunun 15 inci maddesinde yer alan “….. şikayet üzerine Kurul talebi inceleyerek ilgililere bir cevap verir. Şikayet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır….” hükmüne dayanarak şikayetin reddedilmiş sayılmasını talep etmektedir. Ancak, Kurumumuzun 03.04.2019 tarih ve 4485 sayılı yazısı ile, konuya ilişkin incelemenin sürdüğü ve sonuçlanmasını müteakip tarafına bilgi verileceği hususu ilgili kişiye tebliğ edilmiş olup, bu bilgilendirmenin yapılması hususunda Kanunun ilgili maddesinde belirtilen süre gözetilmiştir. Ayrıca, dosyaya ilişkin alınan 2019/293 sayılı ilk Kurul Kararı da ilgili kişiye tebliğ edilmiş olup, dosyanın safahat bilgileri ilgili ile paylaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, veri sorumlusunun usule ilişkin itirazlarının reddedilmesi kanaatine varılmıştır. Esasa İlişkin Değerlendirme Kanunun 5 inci maddesi, kişisel verilerin işlenme şartlarını düzenlemekte olup, maddenin (1) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği hüküm altına alınmış, (2) numaralı fıkrada ise, kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkansızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda olan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin veya bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için veri işlemenin zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olmak kaydıyla sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaati için veri işlenmesinin zorunlu olması hallerinde ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükme bağlanmıştır. Somut olayda, veri sorumlusu bir avukat olup, vekili olduğu Banka adına, Bankanın haklarını ve menfaatlerini korumak amacıyla hareket ettiği, bu anlamda Avukatlık Kanunundan kaynaklanan yükümlülükleri ve yürütmekte olduğu icra işlemleri bakımından İcra İflas Kanunu ve ikincil mevzuat düzenlemelerinden kaynaklanan 305 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla borçluya ait bilgileri, kanuna uygun olarak işleme ve ilgili birim/mercilere bildirme yetkisi olduğu ve bu bağlamda işlediği kişisel verileri Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası çerçevesinde ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlemesinin kanuna uygun olduğu değerlendirilmektedir. Ancak Kanun hükümleri gereğince açık rıza aranmaksızın işlenecek kişisel verilerin borçluya ait olması gerekmektedir. Bu kapsamda ne banka ile ne de avukat ile bağı olan ve bahse konu icra işlemine konu kişisel verisi bulunmayan ilgili kişinin ağabeyi ve iş arkadaşlarının telefon numaralarının işlenmesi ve akabinde şikayetçi ilgili kişiye ait kişisel verilerin bu üçüncü kişilere ifşası Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümleri kapsamında gerçekleştirilebilecek bir kişisel veri işleme faaliyeti değildir. Somut olayda Avukat tarafından ilgili kişiye ait borç bilgilerinin ağabeyi ve iş arkadaşlarına kısa mesaj olarak gönderilmesi eylemi bakımından, ilgili kişinin ağabeyinin ve iş arkadaşlarının telefon numarasının hangi surette elde edildiği ve bu telefon numaralarının işlenmesinde Avukatın hangi hukuki gerekçeye dayandığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Avukat tarafından yapılan savunmada, şikayetçinin süreç içerisinde farklı GSM hatlarından büroyu birden fazla kez aradığı ve kendisi ile çok sayıda görüşme gerçekleştirildiği, ofis çalışanları tarafından, işin doğasına uygun olarak gelen aramaların ilgili kişinin bilgisine işlenmekte olduğu ve gerekli zamanlarda bu numaradan ulaşıldığı, şikayet dilekçesinde, ekran çıktıları sunulan hatların bu tipten olabileceği gibi, sıkça rastlanan şekilde borçluların; hukuk bürosunu arkadaşlarına ait hatlardan aramaları veyahut nadiren de olsa ekonomik durumları hakkında kendilerine referans olacak arkadaşlarının numaralarını bildirmeleri yüzünden kayıtlarına girebildiği şeklindeki açıklamasının, söz konusu üçüncü kişilerin telefon numaralarının avukat tarafından işlenmesi bakımından Kanunun 5 inci maddesi kapsamında bir dayanak teşkil etmeyeceğinden, ilgili kişinin ağabeyi ve iş arkadaşlarının telefon numarasının avukat tarafından işlenmesi suretiyle kısa mesaj gönderilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmaktadır. Ayrıca, veri sorumlusunun savunmasında, borçluya ait olduğu düşünülen telefon hatlarına aynı gün, yani 27.11.2018 tarihinde tek seferde yalnızca bir SMS gönderildiği belirtilmektedir. İlgili kişinin iş arkadaşlarının Cumhuriyet Başsavcılığında verdikleri ifadelerde kendilerine 27.11.2018 tarihinde SMS gönderildiği belirtilmekle birlikte, ilgili kişinin ağabeyi tarafından verilen ifadenin ekinde yer alan ekran görüntüsü çıktılarında söz konusu SMS’lerin bu kişiye muhtelif tarihlerde pek çok kez gönderildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, ilgili kişinin iş arkadaşlarının telefon ekran görüntüsünde, ilgili kişi dışında bir başka şahsın borç bilgilerinin de avukata/hukuk bürosuna ait olduğu anlaşılan numaradan bu kişiler ile paylaşıldığı görülmektedir. Kanunun 12 nci maddesinde yer alan hüküm gereğince veri sorumlusu; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak 306 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 zorundadır. Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Veri sorumlusu avukat tarafından, ilgili kişinin ağabeyi ve iş arkadaşlarının telefon numaralarının varsayımlara dayanan ve tam olarak ispatlanamayan bir şekilde elde edilmesi, akabinde şikayetçi ilgili kişiye ait borç bilgilerinin yani kişisel verilerin bu numaralarla paylaşılması Kanun hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olup, bu suretle veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önleme, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önleme ve kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varılmaktadır. Öte yandan, veri sorumlusu avukatın savunmasında, ilgili kişinin hayatın olağan akışına aykırı şekilde fazla sayıda telefon hattı aboneliğine sahip olduğu belirtilerek, bu durumun, ilgili kişinin dilekçesine yazmak suretiyle alenileştirdiği T.C. kimlik numarası kullanılarak GSM operatörlerinin borç sorgulama sayfalarından tespit edildiği belirtilmiş ve bu sorgulamalara ilişkin internet sayfası çıktıları da savunmaya eklenmiştir. Öncelikle, veri sorumlusu avukatın görevi gereği edindiği veya ilgili kişinin veri sorumlusu avukata başvurmak amacıyla kendisine bildirmiş olduğu kişisel verilerin alenileştirilmiş veri olduğunu söylemek mümkün değildir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununa İlişkin Uygulama Rehberinde de belirtildiği üzere, alenileştirmeden söz edilebilmesi için ilgili kişinin alenileştirme iradesinin bulunması ve ayrıca verinin alenileştirme amacı dışında kullanılmaması gerekmektedir. Ancak, avukatın başka bir vesile ile işlediği kişisel verileri kullanarak ilgili kişinin GSM aboneliklerini ve borçlarını sorgulaması bu bağlamda değerlendirilemeyecektir. Diğer yandan, bilindiği üzere, Kanunun genel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeler düzenlenmiş olup, maddenin (2) numaralı fıkrasında kişisel verilerin işlenmesinde “(c) belirli, açık ve meşru amaçlar için işleme, (ç) işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkelerine uyulması gerektiği hükme bağlanmıştır. Veri sorumlusunun icra işlemlerinde kullanmak üzere edindiği veya ilgili kişi tarafından kendisine bildirilen T.C. kimlik numarasını kullanarak GSM hattı sorgulaması yapmak suretiyle ikinci bir hukuka aykırı veri işleme eylemine sebebiyet verdiği değerlendirilmektedir. Kanuna uyum konusunda genel değerlendirme Veri sorumlusu avukat tarafından Kurumumuza iletilen savunmada, 6698 sayılı Kanun ve uygulamalarına ilişkin yanlış tespit ve değerlendirmeler olduğu anlaşılmış olup, bu hususta genel bir değerlendirme yapılması gereği hasıl olmuştur. Kanunun kamuoyu tarafından bilinmediği, içselleştirilmediği şeklindeki açıklamaya karşılık olarak, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiş; geçiş hükümleri Kanunun Geçici 1 inci maddesinde düzenlenmiştir. Geçici 1 inci maddenin (3) numaralı fıkrasında Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş kişisel verilerin Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde Kanuna uygun hale getirileceği 307 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU belirtilmek suretiyle uyum için gerekli süre de hüküm altına alınmıştır. Söz konusu iki yıllık geçiş süresinin 7 Nisan 2018 tarihi itibari ile dolduğu dikkate alındığında, içinde bulunduğumuz tarih itibariyle, mesleği gereği mevzuat konularına hakim olması gereken veri sorumlusu avukatın söz konusu açıklamasının kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmektedir. Öte yandan, Kurulca alınan karar sayısının az olduğu değerlendirmesine karşılık olarak, Kurul tarafından alınan her Kararın değil, sadece yayımlanmasına Kurulca karar verilen Kararların, Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası ile yine Kanunun 23 üncü maddesinin (5) numaralı fıkrası hükümlerine istinaden yayımlandığını belirtmekte fayda görülmektedir. Öte yandan, veri sorumlusu avukat, Kurumun savunma talebi yazısı ekinde matbu olarak tüm veri sorumlularına iletilen Veri Sorumlusu Tanıtım Formunu doldurmamış, savunmasında yasal süre olan 30.09.2020 tarihi itibariyle formun doldurulacağı ve VERBİS’e kayıt yükümlülüğünün yerine getirileceğini belirtmiştir. Bilindiği üzere, Kanunun “Veri Sorumluları Sicili” başlıklı 16 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında Kurul tarafından Veri Sorumluları Siciline kayıt zorunluluğuna istisna getirilebileceği düzenlenmiş olup, söz konusu hükmün verdiği yetki çerçevesinde Kurul tarafından alınan 02.04.2018 tarih ve 2018/32 sayılı Karar uyarınca “19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca faaliyet gösteren avukatlar” VERBİS’e kayıt yükümlülüğünden istisna tutulmuştur. Bu anlamda, veri sorumlusunun bir avukat olduğu dikkate alındığında, avukatlık mesleği dışında bir veri sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve VERBİS’e kayıt yükümlülüğü olup olmadığı tarafınca ayrıca değerlendirilmelidir. Öte yandan, veri sorumlusunun savunmasında, ofislerinde kullandıkları bazı yazılımlardan söz edilmekte olup, bu hususta Kurul tarafından alınan “Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Veriler Üzerinden Vatandaşların Kimlik ve İletişim Bilgileri Gibi Kişisel Verilerinin Sorgulanmasına İmkân Tanıyan Yazılım/Program/Uygulamalara Yönelik” 18/10/2019 tarihli ve 2019/308 sayılı İlke Kararının veri sorumlusunca dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu minvalde, veri sorumlusu avukatın savunmasında 6698 sayılı Kanun ve uygulamalarına ilişkin yer alan yanlış tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, Kanuna uyum konusunda azami dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasının uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Konunun yargıya intikal etmiş olmasına ilişkin değerlendirme Gerek ilgili kişi tarafından sunulan belgeler gerek veri sorumlusu avukatın savunması ve sunduğu belgeler, konunun ilgili kişi tarafından yargıya intikal ettirilmiş olduğunu göstermektedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı” başlıklı 58 inci maddesinde, “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır” hükmü düzenlenmiş olup, avukat hakkındaki işlemin bu hüküm çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Ancak, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel 308 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Müdürlüğünü muhatap fezlekenin “Netice ve Kanaat” bölümünde avukatın “kişilerin huzur ve sükununu bozma, görevi kötüye kullanma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği hususunda yeterli şüpheye ulaşıldığı” ifadesi yer almakta olup, avukatın savunması ekinde de görüleceği üzere söz konusu suçlar arasında kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından bir değerlendirmeye gidilmemiş olup, bu anlamda şikayete konu eylemde hukuka aykırı bir kişisel veri işleme faaliyeti olduğu değerlendirildiğinden konunun Kurulun görev ve yetki alanında olduğu sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, ilgili kişinin ağabeyinin ve kendisiyle aynı yerde ikamet eden iş arkadaşlarının iletişim bilgilerinin kaydedilmesi ve bu kişilere SMS gönderilmesi şeklinde gerçekleşen kişisel veri işleme faaliyeti bakımından konunun yargıya intikal etmediği ve bu hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyetinin de Kurulun yetki ve görev alanında bulunduğu dikkate alındığında söz konusu şikayete ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kurul tarafından Kanunda yer alan müeyyidelerin uygulanmasının önünde bir engel olmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, Bankaya olan borcuna ilişkin bilgilerin, icra işlemlerini yürüten avukat tarafından kendisi gibi kamu sosyal tesisinde konaklamakta olan iş arkadaşlarına ve ağabeyine SMS aracılığıyla gönderilmesi üzerine, ilgili avukatlık bürosuna başvuran ancak bir cevap alamayan ilgili kişinin şikayetinin incelenmesi neticesinde; 1. Veri sorumlusunun usule ilişkin itirazlarının yersiz olması nedeniyle reddedilmesine, 2. Veri sorumlusu avukat tarafından, ilgili kişinin ağabeyi ve iş arkadaşlarının telefon numaralarının varsayımlara dayanan ve tam olarak ispatlanamayan bir şekilde elde edilmesi, akabinde şikayetçi ilgili kişiye ait borç bilgilerinin yani kişisel verilerin bu numaralarla paylaşılmasının; ayrıca ilgili kişinin T.C. kimlik numarası kullanılmak suretiyle GSM aboneliklerinin ve borçlarının sorgulanmasının Kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu suretle kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önleme ve kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önleme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve genel ilkelere aykırı hareket ettiği dikkate alındığında, veri sorumlusunca yürütülen veri işleme faaliyetinin Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca hakkında 125.000 TL idari para cezası uygulanmasına, 3. Veri sorumlusu avukatın savunmasında 6698 sayılı Kanun ve uygulamalarına ilişkin yer alan yanlış tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, Kanuna uyum konusunda azami dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.55 Kişisel bakım sektöründe faaliyet yürüten bir veri sorumlusunun veri ihlali bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/05/2020 tarih ve 2020/421 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlali bildiriminde; • 06.03.2020 tarihinde veri sorumlusu e-posta adresine kimliği belirsiz bir şahıstan 309 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU veri sorumlusu web sitesi üyelerinin e-posta adresini/şifrelerini ele geçirdiğine dair bir mesaj geldiği, • Yapılan incelemelerde, veri sorumlusu ile herhangi bir ilişkisi olmayan üçüncü kişilerin veri sorumlusunun kullanımındaki veri tabanlarından herhangi bir sızıntı olmaksızın dışı kaynaklardan elde ettikleri elektronik posta adresleri/şifreler ile veri sorumlusuna ait internet sitesine giriş yaptıkları, • 04.03.2020 tarihinde bu olayın meydana geldiği, anılan kişi veya kişilerin ellerindeki e-posta şifre bilgilerini 14.000’den fazla IP’den bağlantı kurarak ve 500.000’in üzerinde e-posta/şifre kombinasyonunun sitede denedikleri, • Her başarısız denemeden sonra bir başka e-posta/şifre denemesi yaptıkları ve bu yolla 2092 site kullanıcısının hesaplarının şifrelerini doğruladıklarının tespit edildiği, • İhlalden etkilenen kişisel verilerin müşterilere ait ad, soyad, cep telefonu numarası, e-posta adresi, cinsiyet, doğum günü, teslimat/fatura adresleri ve sipariş geçmişi bilgileri olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/05/2020 tarih ve 2020/421 sayılı Kararı ile; • İhlalin 04.03.2020 tarihinde meydana geldiği, anılan kişi veya kişilerin ellerindeki elektronik posta şifre bilgilerini 14.000’den fazla IP’den bağlantı kurarak sitede denedikleri ve her denemeden sonra başka bir e-posta/şifre denemesi yaptıkları, • Veri sorumlusu tarafından yapılan inceleme neticesinde bu denemelerin sonucunda 2092 kullanıcının hesaplarına başarılı şekilde giriş yapıldığı, • İhlalden veri sorumlusu müşterilerine ait ad-soyad, e-posta, cep telefonu, cinsiyet, doğum günü, teslimat/fatura adresleri ve sipariş geçmişi bilgilerinin etkilendiği, • Veri sorumlusunun kendi olağan trafiğine ek bu trafiğin veri sorumlusunca fark edilmediği ve ihlali gerçekleştiren kimliği belirsiz kişilerce gönderilen e-posta sonucunda ihlalin tespit edilebildiği, • İhlali gerçekleştiren kişi ya da kişiler tarafından veri sorumlusu dışı kaynaklardan elde edildiği belirtilen 500.000’in üzerinde e-posta/şifre kombinasyonuna ilişkin denemeler yapıldığı veri sorumlusu tarafından belirtilmiş olup, Kurumumuz tarafından yayınlanan Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler)’nde yer alan “3.2. Kişisel Veri Güvenliğinin Takibi” maddesinde veri sorumlularının sistemlerinin çoğunlukla hem içeriden hem de dışarıdan gelen saldırılar ve siber suçlara veya kötü amaçlı yazılımlara maruz kalmakta olduğu, çeşitli belirtilere rağmen bu durumun uzun süre fark edilemediği ve müdahale için geç kalınabildiği ifade edilmekte olup; hesabına giriş yapılan 2092 kullanıcı dışında başarısız 310 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 denemelerin sayısının fazlalığının veri sorumlusu tarafından fark edilememesinin bilişim ağlarının izlenmesi ve olmaması gereken durumların fark edilmesi hususunda eksiklik olduğu hususları dikkate alındığında Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 210.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.56 “Bir kargo firmasında çalışan ilgili kişinin iş akdinin haksız feshedilmesi sonrası özlük dosyası kapsamında yer alan kişisel verilerinin birer suretinin tarafına verilmesi talebine veri sorumlusu tarafından cevap verilmemesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28/05/2020 tarihli ve 2020/435 sayılı Karar Özeti İlgili kişiden alınan şikâyet dilekçesinde özetle; • Bir kargo firmasında denetim uzmanı olarak görev yaparken iş akdinin haksız, geçersiz ve tazminatsız olarak feshedildiği; tehdit, baskı ve türlü vaatlerde bulunularak tarafından ileri tarihli istifa dilekçesinin alınması sonrası özlük dosyası kapsamında yer alan kişisel verilerinin birer suretini 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında veri sorumlusu kargo firmasından talep etmesine rağmen, tarafına 30 gün içerisinde herhangi bir cevap verilmediği ifade edilerek Kanuna aykırı uygulaması nedeniyle veri sorumlusu hakkında yaptırım uygulanması ve özlük dosyası kapsamında yer alan kişisel verilerinin birer suretinin tarafına verilmesi amacıyla veri sorumlusunun talimatlandırılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu kargo firmasından alınan savunmada; • İlgili kişi tarafından noter kanalıyla yapılan başvurunun Kanunun 11 inci maddesi kapsamında bir başvuru olmadığı bu nedenle cevap verilmediği, ilgili kişinin …. 1. Noterliğinden keşide edilen ihtarnamesi incelendiğinde; “İhtarın Konusu; tarafınızca iş akdim feshedilmeden önce tarafımdan almış olduğunuz 30.09.2019 tarihli önlü arkalı yazılı savunmamın tarafınızca tarafıma zorla imzalatılan 18.10.2019 tarihli istifa dilekçemin ve iş akdimin 17.10.2019 tarihinde tarafınızca feshi gerçekleştirildikten sonra aynı gün elden vermiş olduğum 17.10.2019 tarihli istifa dilekçemin birer örneğinin KVKK madde 11/1-b kapsamında tarafıma ibrazına ilişkin ihtarnamemdir.” şeklindeki talebinde veri sorumlusundan kişisel verilerine ilişkin bilgi talep etmediği, kendisi tarafından veri sorumlusuna verilen belgelerin birer örneğini talep ettiği, Kanunun 11 inci maddesinde ilgili kişinin haklarının düzenlendiği, ilgili kişinin veri sorumlusuna başvurarak kendisinden sadır olan belgelerin birer örneğini alabileceğine veya belge örneklerini isteyebileceğine ilişkin bir hakkın da madde metninde düzenlenmediği, bu nedenle ilgili kişinin başvurusu her ne kadar 11 inci maddeye dayandırılsa da başvuruda yer alan talebin Kanunda 311 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU düzenlenen haklara ilişkin olmadığı, başvuru Kanunda düzenlenmeyen bir konu olan belge örneği talebi içerdiği için talebinin Kanunun 11 inci maddesi kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığı, • Ayrıca, ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna başvurularak örneği talep edilen veri sorumlusuna vermiş olduğu dilekçelerin Kanun kapsamında “tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla” işlenen bir veri de olmadığı, İlgili kişi tarafından veri sorumlusuna noter aracılığıyla yapılan başvurusunun veri sorumlusuna ulaşma tarihinin 26.11.2019 olduğu, ilgili kişi tarafından ihtarname keşide edildikten 8 gün sonra henüz cevap verme süresi dolmadan bu defa 04.12.2019 tarihinde arabulucuya başvurularak konunun yargıya intikal ettirildiği, • İlgili kişinin Kanunun 11 inci maddesi kapsamında düzenlenen “bilgiye erişim hakkını” kullanmak amacında olmadığı, bu yolla kendisine delil elde etmek amacında olduğu, kıdem ve itibar tazminatı ile sair işçilik alacaklarının kendisine ödenmesi amacıyla … 26. İş Mahkemesinde açılan dava dosyasına sunulan dava dilekçesinin 9. sayfasındaki 33 nolu paragrafta açık bir şekilde; “Kaldı ki, müvekkilimizden daha öncesinde alınan istifa dilekçesinin ve savunmasının işbu davada delil olarak kullanılabilmesi için müvekkilimiz davalı tarafa başvurmuş ve kendilerine …. Noterliği nezdinde … tarihli ve … yevmiye no.lu ihtarı keşide ederek işbu belgelerin kendisine verilmesini talep etmiştir.” hususunun ikrar edildiği, • Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinin 5 inci fıkrasında “Hiç kimsenin kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanmayacağının” hükme bağlandığı, taraflarının “susma hakkı” olarak da ifade edilen bu hakkı kullandığı, • İlgili kişinin cevap verilmeyen …. . Noterliğinden keşide edilen ihtarnamede taraflarına karşı suç isnadında bulunulduğu ve kendisinden zorla imza alındığının iddia edildiğinin de izahtan vareste olduğu, bu nedenle ilgili kişinin başvurusunun Dilekçe Hakkının Kullanılması Kanununa da aykırı olduğu, • İlgili kişinin Kuruma 30.12.2019 tarihinde başvurduğu, bu tarihten önce ilgili kişinin 04.12.2019 tarihinde arabulucuya başvurduğu, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24.12.2018 tarih ve 2018/156 sayılı Karar özetinde; “6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında 01.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesinde “Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan ihbar veya şikayetlerin incelemeye alınamayacağının hükme bağlandığı, şikayete konu iddiaların Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca suç unsuru barındırdığı ve bunların da bireysel suç niteliğinde olduğu, bu kapsamda ilgili kişi tarafından da konunun yargıya intikal ettirilmiş olduğu dikkate alındığında söz konusu başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğine” karar verildiği, ilgili kişi tarafından şikayet konusu yapılan hususun yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olduğu, bu nedenle şikayetin reddinin gerektiği 312 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 beyanlarına yer verilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28/05/2020 tarih ve 2020/435 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “kişisel veri”nin kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlandığı, Kanunun gerekçesinde, sadece bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgilerin değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgilerin de bir kişinin belirli veya belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle, o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade ettiğinden kişisel veri olarak tanımlandığı, diğer bir ifadeyle, kişinin fiziksel, ekonomik, kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik taşıyan veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsadığı, • Bu çerçevede öncelikli olarak, veri sorumlusundan alınan cevap yazısında ilgili kişinin kişisel verilerine ilişkin bilgi talep etmediği, ilgili kişinin veri sorumlusuna verdiği belgelerin birer örneğini talep ettiği iddiasına yer verilmiş olmakla birlikte Kanunun büyük ölçüde esas alınarak hazırlandığı 95/46/EC sayılı Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Serbest Dolaşımı Bakımından Bireylerin Korunmasına İlişkin Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Direktifinin 29 uncu maddesi uyarınca kurulmuş olan Madde 29 Çalışma Grubunun, kişisel veri kavramına ilişkin 20/06/2007 tarihinde yayınladığı görüşünde “Bir doktorun yazdığı ilaç reçetesinde yer alan bilgiler, doktor açısından kişisel veridir. İster kişiye özgü reçete olsun, ister belirli bir grup hastaya yazılan reçetelerden çıkartılan genel bilgi formatında olsun, ilgili hastalar ister belirli ister anonim olsun, doktorun kimliği belirlenebilir olduğu müddetçe reçete bilgileri doktor açısından kişisel veridir.” örneğine yer verildiği, bu minvalde, kişisel veri kavramının kimliği belirli veya belirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade ettiği, • Dolayısıyla, veri sorumlusunun ilgili kişiden 30.09.2019 tarihinde aldığı yazılı savunma ve 18.10.2019 ile 17.10.2019 tarihli istifa dilekçelerinin içerik itibariyle kişiye ilişkin bilgiler içerdiği ve bu bilgilerin ilgili kişiyi belirli veya belirlenebilir kıldığı, bu kişisel veriler sayesinde ilgili kişiye ulaşılabilir olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda bu bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, • Kanunun 3 üncü maddesinde ayrıca “ilgili kişi”nin kişisel verisi işlenen gerçek kişi; “veri sorumlusu”nun, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi; “veri işleyen”in, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi; “kişisel verilerin işlenmesi”nin ise kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, 313 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlandığı, • Bu minvalde, şikayet başvurusunda bulunan kişinin ilgili kişi, kargo firmasının veri sorumlusu, ilgili kişiye ait istifa dilekçesinin özlük dosyası kapsamında muhafaza edilmesinin ise veri işleme faaliyeti olduğu, • Kanunun 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelerin “a) hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, b) doğru ve gerektiğinde güncel olma, c) belirli, açık ve meşru amaçlar için işleme, ç) işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, d) ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” şeklinde düzenlendiği, • Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Anayasanın 20 nci maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği, • Kanunun 11 inci maddesinde ise “(1) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin 314 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.” hükmünün düzenlendiği, • Kanunun 13 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında da ilgili kişinin, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili taleplerini yazılı olarak veya Kurulun belirleyeceği diğer yöntemlerle veri sorumlusuna ileteceği, aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında ise veri sorumlusunun başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracağının düzenlendiği, bununla birlikte Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin (Tebliğ) 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında da “Veri sorumlusu, başvuruyu kabul eder veya gerekçesini açıklayarak reddeder.” hükmüne yer verildiği, • Yukarıda anıldığı üzere Anayasanın 20 nci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer verilen düzenleme ile “… kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme…” hakkına sahip olduğu, Kanunun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi çerçevesinde ise ilgili kişilerin kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, bu çerçevede, ilgili kişinin veri sorumlusundan kişisel veri niteliğinde olan yazılı savunmasını ve istifa dilekçelerini Kanunun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında talep ettiği, yukarıda anılan mevzuat kapsamında ilgili kişinin kişisel verilerine erişme hakkının olduğu ve bu hakkını veri sorumlusuna karşı ileri sürebileceğinin değerlendirildiği, • Ayrıca, veri sorumlusunun cevap yazısında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinin 5 inci fıkrasında “hiç kimsenin kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanmayacağının” hükme bağlandığı, taraflarının “susma hakkı” olarak da ifade edilen bu hakkını kullandığı iddialarına yer verildiği görülmekle beraber Anayasa Mahkemesinin 2011/41 Esas sayılı ve 2012/25 Karar sayılı kararında “Anayasa’nın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin temel ilkelere yer verilmiş, beşinci fıkrasında ‘Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.’ denilmiştir. İnsan hakları arasında yer alan, manevi işkenceyi meneden, insan haysiyetinin ve kişi dokunulmazlığının teminatı olan bu düzenlemeye, ceza yasalarında sanığın ‘susma hakkı’ olarak yer verilmiştir.” denildiği, dolayısıyla Anayasanın 38 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasının Anayasa Mahkemesinin anılan kararından da anlaşılacağı üzere gerçek kişileri esas alan bir düzenleme olduğu ve temel insan hakları arasında bir hak olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı, • Veri sorumlusunun cevap yazısında; ilgili kişinin Kuruma 30.12.2019 tarihinde başvurduğu, bu tarihten önce ilgili kişinin 04.12.2019 tarihinde arabulucuya başvurduğu, bu anlamda Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24.12.2018 tarih ve 315 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 2018/156 sayılı karar özetine atıf yapılmak suretiyle ilgili kişi tarafından şikayet konusu yapılan hususun yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olduğu, bu nedenle şikayetin reddinin gerektiği iddialarına yer verildiği, ancak ilgili kişinin Kurumu muhatap başvurusunda, veri sorumlusundan Kanunun 11 inci maddesi kapsamında özlük dosyasında yer alan yazılı savunmasının ve istifa dilekçelerini talep ettiğini belirterek, Kurumdan söz konusu kişisel verilerinin birer suretinin tarafına ibraz edilmemiş olması nedeniyle veri sorumlusu hakkında yaptırım uygulanmasını ve özlük dosyası kapsamında yer alan kişisel verilerinin birer suretinin tarafına verilmesini talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, esasen Kuruma intikal eden şikayetin konusunun kişisel verilere ilişkin olduğu ve suç unsuru da barındırmadığı sonucuna varıldığı, • İlgili kişinin veri sorumlusuna karşı açmış olduğu davanın konusunun ise “Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak ile şimdilik; 100 TL kıdem tazminatı, 100 TL ihbar tazminatı, 100 TL maaşından kesilen yıllık izin alacağının faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkile ödenmesi talebine ilişkindir.” şeklinde olduğunun anlaşıldığı, bu minvalde, açılan davanın kişisel verilere ilişkin bir dava olmaması sebebiyle konunun kişisel verilere ilişkin olan yönünün Kurum tarafından ele alınmasında bir sakınca olmadığı değerlendirmelerinden hareketle, • İlgili kişinin başvurusunun, Kanunda düzenlenen haklara ilişkin olmadığı ve başvurunun Kanunda düzenlenmeyen bir konu olan belge örneği talebi içerdiği için Kanunun 11 inci maddesi kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle veri sorumlusu tarafından 30 günlük yasal süre içerisinde cevaplandırılmadığı dikkate alındığında, ilgili kişiye ait kişisel veri niteliğindeki bilgilerini içeren 30.09.2019 tarihli savunma yazısı ile 18.10.2019 tarihli ve 17.10.2019 tarihli istifa dilekçelerinin birer örneğinin ilgili kişiye verilmesi hususunda Kanunun 15 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Veri sorumlusunun, ilgili kişiler tarafından Kanun kapsamında yapılan başvurulara yasal süresi içerisinde cevap vermesi noktasında azami dikkat ve özeni göstermesi gerektiği hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.57 “Bir otoyol işletmesinin veri ihlal bildirimi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16.06.2020 tarih ve 2021/464 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • İhlalin; çalışanların kendi rıza ve talepleri ile yazılı ve imzalı olarak veri sorumlusuna ilettikleri kişisel e-posta adreslerinin sisteme işlenmesinden sonra bordro programı üzerinden bu hesaplara gönderilen bordrolarda, gönderilen kişilerin kendisine ait olmayan ancak aynı şirket çalışanı olan başka çalışanlara ait bordroyu ve dolayısıyla başkasına ait ad, soyad, TC Kimlik No ve sicil numarası görüntülemesi şeklinde gerçekleştiği, maaş bilgisinin ise herkeste aynı jenerik bilgisinin görüntülendiği, 316 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İhlalin sistemsel bir hata sebebiyle hatalı e-posta gönderimi neticesinde meydana geldiği ve bu teknik hatanın da bordro sisteminde Türkçe dili için bir cihaz türü tanımlı olmaması nedeni ile programın bordro zarflarını anlık göndermek yerine öncelikle kuyruğa gönderip oradaki kayıtları sonrasında e-posta atmak yöntemini kullanması nedeniyle yaşandığı, • İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının 489 olduğu, ifadelerine yer verilmiştir. Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 25.03.2021 tarih ve 2021/311 sayılı Kararı ile; • Yapılan inceleme sürecinde, kurul kararına istinaden veri sorumlusuna gönderilen tebligatta, “…Çalışanların kendi rıza ve talepleri üzerine sundukları yazılı beyan dilekçesinde yer alan kişisel e-posta adreslerinin sisteme işlendiği ve bu kişisel e-postaların kullanıldığı, ancak neden kişisel e-posta yerine şirket e-postasına gönderim gerçekleştirilmediği…” ile ilgili bilgi istenmiştir. Bu talebe cevaben veri sorumlusu, “Şirketimiz, çalışanlarının büyük bir çoğunluğu sahada bulunan bir organizasyon yapısına sahiptir. Bu itibarla tüm çalışanlarımıza şirketimiz tarafından tanımlanmış bir e-posta hesabı bulunmadığı, keza şirket e-posta hesaplarına şirketin erişim olanağı bulunduğu da dikkate alınarak bu bildirimlerin çalışanlarımızın kişisel e-posta hesaplarına yapılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.” şeklinde bir geri dönüş yapılmıştır. Bu durum, çalışanlara yanlışlıkla giden bordroların silinip silinmediğinin kişisel e-posta hesaplarından (birçok e-posta sunucusu içerdiği için) kontrol imkânı bulunmadığından ihlalin, aslında veri sorumlusunun belirttiği gibi sadece teknik aksaklık değil; söz konusu çalışanlara kurumsal e-posta hesabı açmayarak ve bu hesaplar üstünden bordro gönderimi yapmayarak ihlalin idari eksiklikten de kaynaklanmasına sebep olunduğu, • Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler) 3.2 maddesi Kişisel Veri Güvenliğinin Takibi başlığında “…Çalışanların sistem ve servislerdeki güvenlik zafiyetlerini ya da bunları kullanan tehditleri bildirmesi için resmi bir raporlama prosedürü oluşturulması gerekmektedir.” ifadesine ve 2.1. Mevcut Risk ve Tehditlerin Belirlenmesi başlığında “Kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması için öncelikle veri sorumlusu tarafından işlenen tüm kişisel verilerin neler olduğunun, bu verilerin korunmasına ilişkin ortaya çıkabilecek risklerin gerçekleşme olasılığının ve gerçekleşmesi durumunda yol açacağı kayıpların doğru bir şekilde belirlenerek buna uygun tedbirlerin alınması gerekmektedir…” ifadesine göre ihlale konu olan riskin veri sorumlusu tarafından değerlendirilmediği, • Veri sorumlusu tarafından aydınlatma yükümlülüğüne uyularak ve ilgili kişilerin açık rızası alınarak e-postaların gönderildiği belirtilmekle birlikte aydınlatma metninin ilgili kişileri bu hususlara ilişkin olarak yeterince bilgilendiren bir metin olmadığı ve kişilere herhangi bir başka seçenek bırakmadığının görüldüğü, 317 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • 31.05.2019 tarihli ve 2019/157 sayılı Kurul Kararında de belirtildiği üzere, kurumsal e-posta hizmetinin sunucularının yurt dışında olan veri sorumlularından/ veri işleyenlerden temin edilmesi durumunda saklama hizmetlerinin de 6698 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği, veri sorumlusu tarafından Kurumsal e-posta hizmeti alınmadan çalışanların şahsi e-posta hesaplarının çalıştıkları işlerle ilgili e-posta gönderiminde kullanılmasının verilerin farklı ülkelerde saklanması durumunu ortaya çıkarabileceği ve veriler üzerinde kontrol kaybına neden olabileceği hususları dikkate alındığında, Kanun’un 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 60.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.58 Bir sigorta şirketinin acentesinde gerçekleşen veri ihlali hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16.06.2020 tarih ve 2020/466 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • İhlalin veri sorumlusu Sigorta şirketinin bir acentesinde işletmelerine ait bilgisayar ekranına bir hacker tarafından erişim sağlanmasıyla gerçekleştiği, • İhlalin; veri işleyenin verdiği şikayetçi ifade tutanağı ile anlaşıldığı, ilgili tutanağa göre; Acente tarafından kullanılan bilgisayarlarda yazışma ekranının açıldığı, yetkisiz kişinin bu ekran aracılığıyla iletişim kurup fidye istediği, saldırının bu şekilde tespit edildiği, • İhlalin 13.02.2020 tarihinde gerçekleştiği, 20.02.2020 tarihinde tespit edildiği ve 22.02.2020 tarihinde Kurumumuza bildirildiği, • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik ve finans verileri olduğu, • İhlalden etkilenen kişi sayısının 172 olduğu, • Acente yetkilisinin ihlalin gerçekleşmesinden sonra kişisel verilerin korunması ile ilgili eğitim aldığı, ifadelerine yer verilmiştir. Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16.06.2020 tarih ve 2020/466 sayılı Kararı ile; • Veri ihlalinin 13.02.2020 tarihinde veri işleyenin sistemlerine yetkisiz erişim sağlanmasıyla gerçekleştiği, ihlalin veri sorumlusu tarafından 20.02.2020 tarihinde tespit edildiği, 318 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Veri sorumlusu sigorta şirketinin, veri işleyen acenteye donanımı kendilerinin temin etmediği, vakaya konu bilgisayarın veri işleyenin kendisine ait olduğu, bu nedenle bilgisayar üzerinde veri işleyenin kendi aktivite ve kullanıcı kayıtlarının veri sorumlusu tarafından yönetilmediği ve sızma testlerinin yapılmadığı hususlarını belirtildiği, ayrıca; Acente Bilgi Güvenliği İlkeleri dokümanında; Acentelerin bilgi güvenliği politikasına uyumlu olmasını temin etmek için, Bilgi Güvenliği veya Risk Yönetimi ve İç Kontrol birimleri tarafından denetlemelerin yapılabileceği ve gerektiği takdirde ve periyodik olarak kurum dışı bağımsız kaynaklara güvenlik ile uyum test ve denetlemelerin yaptırıldığı ifadelerine de yer verilmiş olmasına rağmen veri işleyenin herhangi bir şekilde denetlenmemesinin, Kurumumuz tarafından yayınlanan Kişisel Veri Güvenliği Rehberinin (Teknik ve İdari Tedbirler-Rehber) 2.5 maddesinde “Veri İşleyenler ile İlişkilerin Yönetimi” başlığı altında; “…veri sorumlularının, hizmet alırken söz konusu veri işleyenlerin kişisel veriler konusunda en az kendileri tarafından sağlanan güvenlik seviyesinin sağlandığından emin olmaları gerekmektedir. Zira Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği veri işleyenler de kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması konusunda veri sorumlusuyla müştereken sorumludur.” ifadelerine aykırılık teşkil ettiği, • Veri sorumlusu tarafından; ilgili bilgisayar hemen olayın akabinde formatlandığı için herhangi bir araştırmanın yapılamadığı, herhangi bir kişisel veriye erişilip erişilmediğinin tespit edilmediği, veri işleyenin ifadesine istinaden araç ruhsatı üzerinde bulunan kimlik bilgileri ile kredi kartı bilgileri kategorilerinin seçildiği belirtilmiş olup bu durumun Rehber’in 3.6. maddesinde; “Kişisel Verilerin Yedeklenmesi” başlığı altında; “…Kişisel verilerin herhangi bir sebeple zarar görmesi, yok olması, çalınması veya kaybolması gibi hallerde veri sorumlularının yedeklenen verileri kullanarak en kısa sürede faaliyete geçmesi…” ifadelerine aykırılık teşkil ettiği, • Acente yetkilisinin kişisel verilerin korunması ile ilgili eğitimi veri ihlalinin gerçekleşmesinden sonra almış olduğu, Rehber’in 2.2. maddesinde; “Çalışanların Eğitilmesi ve Farkındalık Çalışmaları” başlığının altında; “…çalışanların, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanmaması ve paylaşılmaması gibi konular hakkında eğitim almaları, çalışanlara yönelik farkındalık çalışmaları yapılması ve güvenlik risklerinin belirlenebildiği bir ortam oluşturulması kişisel veri güvenliğinin sağlanması bakımından çok önemlidir. Veri sorumlusu nezdinde çalışan herkesin hangi konumda çalıştığına bakılmaksızın kişisel veri güvenliğine ilişkin rol ve sorumlulukları, görev tanımlarında belirlenmeli ve çalışanların bu konudaki rol ve sorumluluğunun farkında olması sağlanmalıdır.” ifadelerine aykırı olarak veri sorumlusu tarafından eğitim ve farkındalık çalışmalarının yapılmasının veri sorumlusu tarafından sağlanmadığı, • Veri işleyenin Windows 7 Professional x64 işletim sistemini kullandığı, Windows’un resmi sayfası üzerinden yapılan duyuruda; Windows 7 işletim sisteminin 14.01.2020 tarihinden itibaren artık yeni Microsoft Security Essentials yüklemelerini desteklememekte olduğundan tüm müşterilerin en iyi güvenlik 319 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU seçeneği olan Windows 10 ve Windows Defender Virüsten Koruma’ya geçmelerini önerildiği, Rehber’in 2.3 maddesinde; Kişisel Veri Güvenliği Politikalarının ve Prosedürlerinin Belirlenmesi başlığı altında; “…hemen hemen her yazılım ve donanımın bir takım kurulum ve yapılandırma işlemlerine tabi tutulması gerektiği, ancak yaygın şekilde kullanılan bazı yazılımların özellikle eski sürümlerinin belgelenmiş güvenlik açıkları bulunmakta…” olduğunun belirtildiği, bahsi geçen işletim sisteminin hâlihazırda eski bir sürüm olduğu ve 14.01.2020 tarihinden itibaren güvenlik korumasıyla ilgili güncellemeleri desteklemediği hususlarının gerekli güvenlik önlemlerinin veri sorumlusu ve veri işleyen tarafından tam olarak alınmadığını gösterdiği, • Veri işleyen tarafından veri ihlali öncesinde anti-virüs yazılımının hiç kullanılmamakta olmasının Rehber’in 3.2 maddesinde “Siber Güvenliğin Sağlanması başlığı altında”; “…Kötü amaçlı yazılımlardan korunmak için ayrıca, bilgi sistem ağını düzenli olarak tarayan ve tehlikeleri tespit eden anti virüs, antispam gibi ürünlerin kullanılması gerekmektedir. Ancak bu ürünlerin sadece kurulumu yeterli olmayıp güncel tutularak gereken dosyaların düzenli olarak tarandığından emin olunmalıdır.”, 27 Nisan 2020 tarihinde veri sorumlusunun acentelerin siber saldırılardan korunmalarına yönelik yapmış olduğu duyuruda; Tüm kullanıcı bilgisayarlarına anti-virüs yazılımlar yüklenmesi ve kullanıcılar anti-virüs yazılımlarını kapatmaması veya ayarlarını değiştirmemesinin gerektiği, 01.11.2019 tarihli ve veri sorumlusunun acentelerine 21.01.2020 tarihinde duyurulan Acente Bilgi Güvenliği İlkeleri dokümanında yer alan; tüm kullanıcı bilgisayarlarına anti-virüs yazılımlarının yüklendiği, acente kullanıcılarının anti-virüs yazılımlarını kapatamadığı veya ayarlarını değiştiremediği, ifadelerine aykırı olarak veri sorumlusu ve veri işleyen tarafından bahse konu güvenlik önlemlerinin yerine getirilmediği hatta veri sorumlusunun kendi hazırlamış olduğu dokümanların gereklerinin dahi sağlanmadığı hususları dikkate alındığında, Kanun’un 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 172.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • Veri ihlalinden etkilenen 172 ilgili kişiden 95 kişiye veri ihlalinin bildirilmediği, • İhlalin bildirildiği 77 kişiden 33’üne bildirimin 26.03.2020, 9’una 16.04.2020, 35’ine 20.04.2020 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla ihlalin tespit tarihi ile bildirim tarihleri arasında 1 ayı aşkın süre bulunduğu dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer verilen “en kısa sürede” (ilgili kişilere bildirim için) bildirimde bulunma yükümlülüğünün 24.01.2019 tarih 2019/10 sayılı Kararda yer verilen “ilgili kişinin iletişim adresine ulaşılabiliyorsa doğrudan, ulaşılamıyorsa veri sorumlusunun kendi web sitesi üzerinden yayımlanması gibi uygun yöntemlerle bildirim yapılması” şeklinde de yapılabileceği hususunun veri sorumlusuna hatırlatılmasına karar verilmiştir. 320 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.3.59 “Ülkemizde temsilciliği bulunan bir yabancı bankanın 6698 sayılı Kanun kapsamında veri sorumlusu sayılıp sayılmayacağı ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğü hakkındaki görüş talebi” ile ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2020/471 sayılı Karar Özeti Kurumumuza iletilmiş olan; hizmet verdikleri tüzel kişiler bünyesinde çalışan gerçek kişilere ait kişisel verileri işlemekte olan ve ülkemizde temsilciliği bulunan bir yabancı bankanın, yürüttüğü bu işleme faaliyetleri sebebiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) göre veri sorumlusu sıfatını haiz olup olmayacağı ve Veri Sorumluları Siciline (Sicil) kayıt yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususundaki görüş talebinin Kişisel Verileri Koruma Kurulunca değerlendirilmesi neticesinde verilen kararın özetine aşağıda yer verilmektedir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun iznine bağlı olarak açılabilen ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun resmi internet sitesinde bir liste halinde yayımlanan yabancı bankaların Türkiye temsilciliklerinde, 01/04/2008 tarihli ve 26834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye’de Açılan Temsilciliklerin Faaliyetlerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin “Yasaklar” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bağlı bulunulan banka veya bir başka banka veya finansal kuruluş adına mevduat veya katılım fonu kabul edilememekte, kredi kullandırılamamakta veya 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen diğer bankacılık faaliyetleri gerçekleştirilememektedir. Öte yandan, anılan Tebliğin “Faaliyetlerin kapsamı” başlıklı 4 üncü maddesinde temsilciliklerde bağlı bulunulan banka adına, bankanın ve sunduğu hizmetlerin tanıtımı, Türkiye’de kurulu kredi kuruluşları veya finansal kuruluşlarla olan ilişkilerin güçlendirilmesi, piyasa araştırması yapılması ve toplanan bilgilerin merkeze raporlanması faaliyetlerinin yürütülebileceği düzenlenmiştir. Görüş talebinde bulunan bankanın, sağladığı finansman hizmetleri kapsamında Türkiye’de mukim ilgili kişilerin kişisel verilerini işlediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, mezkûr bankanın temsilciliğinin ülkemizde gerçekleştirdiği faaliyetler, bu bankanın bankacılık faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirdiği kişisel veri işleme faaliyetlerinden ayrı tutulamayacaktır. Zira, anılan Tebliğin 4 üncü maddesinde de belirtildiği üzere temsilciliğin, bankanın sunduğu hizmetler hakkında ülkemizde tanıtım faaliyetlerinde bulunması ve piyasa araştırması yaparak bağlı bulunduğu bankaya elde ettiği bilgileri aktarması mümkündür. Bu etkinliklerin, yurt dışında yerleşik bankanın faaliyetlerine katkı yapacağı açıktır. Bu sebeple, temsilciliğin faaliyetlerinin bankanın kişisel veri işleme faaliyetleri ile sıkı bir bağlantı içerisinde olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Aynı doğrultuda Avrupa Veri Koruma Kurulunun Genel Veri Koruma Tüzüğünün (GVKT) yer bakımından uygulama kapsamına ilişkin 3/2018 sayılı Kılavuz İlkelerinde de, örneğin üçüncü ülkede yerleşik bir şirketin tanıtım ve piyasa araştırması ile ilgili faaliyette bulunan bir ofisinin Birlik sınırları içerisinde yerleşik olması ve bu ofisin faaliyetlerinin veri sorumlusu sıfatını haiz üçüncü ülkede yerleşik şirketin gelirlerini 321 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU arttırmasını sağlaması halinde GVKT hükümlerinin yurt dışında yerleşik veri sorumlusunun kişisel veri işleme faaliyetlerine uygulanacağı ifade edilmiştir. Diğer taraftan, temsilciliği aracılığıyla ülkemizdeki sürekli mevcudiyeti karşısında, bankanın yurtdışında yerleşik olması ve bütün kişisel veri işleme faaliyetlerini yurtdışında gerçekleştirdiği gerekçesiyle bu veri işleme faaliyetleri bakımından Kanunun uygulama alanı bulmayacağının kabulü Kanunun amacıyla bağdaşmayacaktır. Özellikle kişisel veri işleme süreçlerinin şeffaf bir biçimde yürütülmesine yönelik olarak Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen Sicile bildirim ve kayıt yükümlülüğü ile, ilgili kişilerin kişisel verileri üzerinde en üst düzeyde kontrolünün sağlanmasının amaçlandığı göz önünde bulundurulduğunda yurtdışında yerleşik veri sorumlusu bankanın işleme faaliyetleri bakımından Kanuna tabi olması gerektiği ve bu kapsamda Sicile kayıt yükümlülüğünün bulunduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, 30.12.2017 tarihli ve 30286 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ülkemizde yerleşik olmayan veri sorumlularının kişisel veri işlemeye başlamadan önce temsilcileri vasıtasıyla Sicile kaydolmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Kurulun 24/01/2019 tarihli ve 2019/10 sayılı Kişisel Veri İhlali Bildirim Usul ve Esaslarına İlişkin Kararında da “Veri ihlalinin yurtdışında yerleşik veri sorumlusu nezdinde yaşanması halinde, bu ihlalin sonuçlarının Türkiye’de yerleşik ilgili kişileri etkilemesi ve ilgili kişilerin sunulan ürün ve hizmetlerden Türkiye’de faydalanmaları durumunda, bu veri sorumlusu tarafından da aynı esaslar çerçevesinde Kurula bildirimde bulunulmasına (…) karar verilmiştir.” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda Kişisel Verileri Koruma Kurulunca yapılan değerlendirme sonucunda; • kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının Anayasanın 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş bir temel hak ve özgürlük olduğu, • veri koruma düzenlemelerinin yer bakımından uygulama alanının belirlenmesinde, bireylere en üst düzeyde ve en geniş kapsamda korumayı sağlayan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği, • görüş talebinde bulunan yabancı bankanın temsilciliği vasıtasıyla ülkemizdeki sürekli mevcudiyeti hususları göz önünde bulundurulduğunda, mezkûr bankanın kişisel veri işleme faaliyetleri açısından 6698 sayılı Kanunun uygulama alanı bulacağına ve bu kapsamda söz konusu yabancı bankanın veri sorumlusu sıfatını haiz olduğuna ve Sicile kayıt yükümlülüğünün bulunduğuna karar verilmiştir. 322 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.3.60 İlgili kişinin bir kargo şirketine karşı açtığı işe iade davasında, kişisel verisi olan kamera görüntülerinin kargo şirketi tarafından mahkemeye sunulması hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 25/06/2020 tarihli ve 2020/494 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikayette; ilgili kişinin veri sorumlusu kargo şirketi nezdinde çalıştığı, iş akdinin sonlandırılmasından sonra açtığı işe iade davasının görülmesi sırasında veri sorumlusunun ilgili kişiye ait kamera görüntülerini mahkemeye sunduğu, kamera görüntülerinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında kişisel veri niteliğini haiz olduğu ve Kanunun 5 inci maddesi uyarınca kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemeyeceği, bu hususa ilişkin olarak ilgili kişinin bir açık rıza beyanının bulunmadığı, konuya yönelik olarak veri sorumlusuna yapılan başvuruya cevaben veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin kişisel verilerinin önceden ilgili kişi tarafından imzalanmış bir bilgilendirme metni kapsamında işlendiğinin belirtilmiş olmasına rağmen kendisinin böyle bir açık rıza beyanının bulunmadığı belirtilerek veri sorumlusu kargo şirketi nezdinde Kanun kapsamında gerekli yaptırımların uygulanarak hukuka aykırı olarak elde edilen kişisel verilerin silinmesi talep edilmiştir. Şikayet dilekçesi ekinde yer alan veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye verilen cevapta; ilgili kişinin daha önceden imzaladığı bilgilendirme metni kapsamında aktarma merkezinde kamera kaydının yapıldığına ilişkin ilgili kişinin bilgilendirildiği, veri sorumlusu tarafından kamera kayıtlarının ilgili kişinin imzaladığı bu aydınlatma bildirimine istinaden hukuken geçerli sebeplere dayanılarak işlendiği, söz konusu kamera görüntülerinin ilgili kişinin çalışma arkadaşına hakaret içerikli sözlerde bulunarak fiziksel şiddet uygulaması sonucu iş akdinin feshedilmesine ilişkin delil olarak mahkemeye sunulduğu belirtilmiştir. Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 25/06/2020 tarihli ve 2020/494 sayılı kararı ile, • Kanunun amacının; kişisel verilerin işlenmesinin disiplin altına alınması ile temel hak ve özgürlüklerin korunması, kişinin mahremiyet hakkı ile bilgi güvenliğinin korunması ve ayrıca kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek olduğu, • Kanunun kapsamına ilişkin 2 nci maddesi uyarınca; Kanun hükümlerinin, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanacağı, • Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “kişisel veri”nin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; “ilgili kişi”nin kişisel verisi işlenen gerçek kişi, “veri sorumlusu”nun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi; “kişisel verilerin işlenmesi”nin ise kişisel 323 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlandığı, • Kanunun 5 inci maddesinde kişisel verilerin işlenme şartlarına yer verilmiş olduğu; buna göre maddenin (1) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması hallerinden birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, • Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işleneceği hükme bağlandıktan sonra, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelere yer verildiği ve buna göre, kişisel verilerin ancak; “a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma, c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ile d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” ilkelerine uygun işlenebileceği, • İlgili kişinin Kuruma ilettiği şikayet başvurusundan, bahsi geçen kamera görüntülerinin ilgili kişinin çalışma arkadaşına hakaret içerikli sözlerde bulunarak fiziksel şiddet uygulaması sonucu iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine dair delil olmak üzere işveren vekili tarafından mahkemeye sunulduğunun anlaşıldığı, • Veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin başvurusuna cevap olarak iletilen ihtarname örneğinde, ilgili kişinin imzaladığı kişisel veriler hakkında bilgilendirme metni gereğince aktarma merkezinde kamera kaydı alındığına ilişkin olarak ilgili kişiye bilgilendirme yapıldığı, ilgili kişinin imzaladığı bu aydınlatma bildirimine göre veri sorumlusunca kamera kayıtlarının hukuken geçerli sebeplere dayanılarak işlendiği ve Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendindeki; “Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması” hukuki sebebi uyarınca taraflar arasında görülen işe iade davasında, iş akdinin haklı nedenle fesih sebebinin kanıtlanması amacıyla mahkemeye sunulduğunun açıklandığı, 324 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119 uncu maddesinin; “(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.” hükmünü haiz olduğu, • 6100 sayılı Kanunun “Cevap dilekçesinin içeriği” başlıklı 129 uncu maddesinde; “(1) Cevap dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davalı yurt dışında ise açılandava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde göstereceği bir adres. c) Davalının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa, tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. e) Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. f) Dayanılan hukuki sebepler. g) Açık bir şekilde talep sonucu. ğ) Davalının veya varsa kanuni temsilcisinin yahut vekilinin imzası. (2) 121 inci madde hükmü cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.” hükmünün yer aldığı, • Bu kapsamda Kuruma iletilen şikayet başvurusundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hangi unsurları barındırması gerektiği belirlenen cevap dilekçesinde veri sorumlusunun savunmaya yönelik dayandığı vakıaları beyan dilekçesiyle mahkemeye sunduğunun anlaşıldığı, bu çerçevede Kanunun 8 inci maddesine uygun olarak Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendindeki; “Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin 325 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU zorunlu olması” hukuki sebebi uyarınca söz konusu kamera kaydının mahkemeye sunulmasının hukuka uygun bir veri işleme faaliyeti olduğu, • İlgili kişinin veri sorumlusu kargo şirketi tarafından açık rızası alınmaksızın kamera kaydının alındığı iddiası karşısında; veri sorumlusunun daha önceden, ilgili kişinin imzaladığı kişisel veriler hakkında bilgilendirme metni gereğince aktarma merkezinde kamera kaydı alındığına ilişkin olarak ilgili kişiye bilgilendirme yapıldığı, ilgili kişinin imzaladığı bu aydınlatma bildirimine göre veri sorumlusunca kamera kayıtlarının hukuken geçerli sebeplere dayanılarak işlendiği” beyanı çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; veri sorumlusunun ilgili kişinin açık rızasının alındığını tevsik edici belgeyi sunmadığı, ancak veri sorumlusunun kargo şirketi olduğu göz önüne alındığında; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 2016/DK – YED/517 sayılı kararı ile onaylanan “Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine Yönelik Usul ve Esaslar” düzenlemesinin “Posta gönderilerinin görüntüleme cihazları ile kontrolü” başlıklı 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Hizmet sağlayıcılarının posta gönderilerini kabul merkezlerinde kamera sistemi kurularak kayıtlar, gerektiğinde ilgili mercilere sunulmak üzere en az bir (1) ay süreyle saklanır.” hükmü gereğince veri sorumlusu kargo şirketinin, Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; “Kanunlarda açıkça öngörülmesi” hukuki sebebine uygun olarak işleme yaptığı değerlendirmelerinden hareketle, söz konusu şikayet ile ilgili olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.61 “Veri sorumlusu bir havayolu şirketi tarafından ilgili kişiye ait çağrı merkezi görüşme kayıtlarının transkriptinin teslim edilmemesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve 2020/504 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette özetle; ilgili kişinin veri sorumlusu bir havayolu şirketinin çağrı merkezi ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait olan ses kaydının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 3 üncü maddesinin (d) bendi gereğince yazıya dökülmesi suretiyle bir nüshasının tarafına yazılı yahut e-posta yolu ile iletilmesinin istendiği, veri sorumlusu tarafından söz konusu talebin “ilgili ses kayıtlarının talebi şirket prosedürleri gereği yalnızca yasal merciler tarafından iletilmesi durumunda mümkün olduğu” gerekçesi ile reddedildiği, ancak Kanuna göre gerçek kişiye ait olan, gerçek kişiyi belirlenebilir kılan her türlü bilginin kişisel veri olduğu, ilgili kişiye ait olan ses kaydının da kişisel veri niteliğini haiz olduğu belirtilerek ilgili kişi tarafından talebini reddeden veri sorumlusunun Kanunun 13 üncü maddesi anlamında veri ihlaline sebep olduğu gerekçesiyle cezalandırılması ve ilgili görüşme kaydının kendisine teslim edilmesi talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • Veri sorumlusu tarafından şikâyetin yanıtlandığı tarih itibarıyla, çağrı merkezi 326 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 kayıtlarının ancak adli veya idari görevleri doğrultusunda bunları talep eden yetkili adli ve idari kurumlar ile paylaşıldığı, bunların dışında ise yetkilendirilmiş çağrı merkezi görevlilerinin erişimine açık olduğu, • Veri sorumlusunun misafirlerine ilişkin yolcu rezervasyon numarası (PNR), ses kaydı, şikâyet kayıtları gibi farklı türde kişisel verilerinin benzeri platformlar üzerinde ve farklı düzende kayıt altında tuttuğu, • Çoğu örnekte söz konusu kayıtların salt misafir kişisel verisinden ibaret olmadığı ve örneğin; PNR kayıtlarında biletleme veya havalimanında uçuşa kayıt (check-in) ve uçuşa kabul (boarding) işlemlerini yapan görevli kişiye, çağrı merkezi kayıtlarında şikâyet kaydı üzerinde işlem yapan yetkiliye ait bilgileri içerebildiği, • Veri sorumlusunun Kanun kapsamındaki yükümlülüklerini; tüm ilgili kişiler için amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesini gözeterek yerine getirdiği ve ilgili kişilerin kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkının kullanımını da bu ilkeleri gözeterek karşıladığı, • Talep kapsamında kişilerin işlemleri hakkında açık bir şekilde bilgilendirilmelerinin zaruri olduğu, • Diğer yandan, veri sorumlusunun kayıtlarında yer alan veri setlerinin aynen başvuru sahipleri ile paylaşılmasının Kanun kapsamında farklı veri ihlali endişelerini beraberinde getirdiği, • Çağrı merkezi görüşmelerinin çoğu örnekte, uçuş ve işlemlere ilişkin detaylı bilgi içermekte olduğu, talep ve sonuca ilişkin bilgilerin yazılı iletişim kanalları ile misafirlerine doğrudan aktarıldığı ve ilgili kişinin çağrı merkezi görüşme kayıtlarına ilişkin talebinin de bu nedenle ilgili tarihteki uygulama doğrultusunda olumsuz yanıtlandığı, • Diğer yandan 13.03.2020 tarihinde Kurumun internet sitesinde yayımlanan 14.01.2020 tarih ve 2020/13 sayılı Kurul karar özeti doğrultusunda ilgili kişi ile tekrar iletişime geçilerek görüşme kaydının gerekli görülen maskeleme tedbirleri uygulanması suretiyle yazılı ortamda ilgili kişi ile paylaşıldığı; bu yönde iletilecek taleplerin benzer bir yaklaşımla ele alınması yönünde ilgili hizmet birimlerinin bilgilendirildiği ifadelerine yer verilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve 2020/504 sayılı Kararı ile, • Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre; herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ve bu anlamda bireylerin temel olarak, kendileri ile ilgili kişisel verilerin ilgisiz üçüncü kişilerin eline geçmemesi konusunda gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahip olduğu, 327 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Bu hakkın; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, • Bu anlamda bireylerin, hangi amaçla hangi kişisel verilerinin kullanıldığını öğrenme hakkına sahip olduğu gibi söz konusu kişisel verilerde herhangi bir yanlışlık bulunması halinde bu durumun düzeltilmesini ya da verilerinin silinmesini isteme hakkına da sahip olduğu, • Zira Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme, haklarına sahiptir.” hükmünün yer aldığı, • Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkının, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığı, erişim hakkının, bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin, kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için, kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağladığı, • Ancak bu hakkın, kişisel verilerin işlendiği veri kayıt sisteminin/kayıt ortamının doğrudan kendisine erişimini, bu kayıt ortamının kendisinin ilgili kişiye teslimini veya doğrudan verinin kendisinin “elde edilme”sini değil; veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri de dikkate alınarak, işlenen kişisel verilerin, teknik/fiziki imkânların el verdiği ölçüde ve verinin muhtevasına/içeriğine ilgili kişi tarafından makul bir şekilde ulaşılabilmesine imkân tanınmasını kapsadığı, • Kurum tarafından iletilen bilgi ve belge talebi konulu yazıyı takiben veri sorumlusunca ilgili kişiye, talep ettiği konuşmanın transkriptinin e-posta vasıtasıyla iletildiği ve Kuruma da redaksiyon ile kapatılmış bir versiyonunun gönderildiği, • Ayrıca veri sorumlusu tarafından gönderilen evraklar içerisinde Operasyon Birimine hitaben yazılan ve Kanun kapsamında yeni süreçte Çağrı Merkezi ile yapılan görüşmelere ilişkin kayıt talep eden misafirlere, görüşmenin transkriptinin dokümanda belirtilen hususlara bağlı kalınması suretiyle paylaşılması talimatını içeren e-postaya da yer verildiği, değerlendirmelerinden hareketle; 328 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İlgili kişinin kişisel verilerinin veri sorumlusu havayolu şirketi tarafından temin edilmesinin hukuka uygun olduğu, • Somut olayda gerçekleşen herhangi bir kişisel veri işleme faaliyeti kapsamında, Kanunun 12 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca veri sorumlusu tarafından veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırı hareket edildiği sonucuna varılamayacağı • Somut olayla benzerlik arz eden bir konuya ilişkin olarak alınan ve 13.03.2020 tarihinde Kurum internet sitesinde yayımlanan 14.01.2020 tarih ve 2020/13 sayılı Kurul Karar özeti dikkate alınarak veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin talebi doğrultusunda ses kaydına ait transkriptin hâlihazırda gönderildiği, • Veri sorumlusu bünyesindeki birimlerin, uygulamada artık ilgili kişilerin Kanuni talepleri doğrultusunda hareket edilmesi hususunda bilgilendirildiği hususları, göz önüne alındığında veri sorumlusu hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.62 Ölenin sağlık verisinin yasal mirasçısı tarafından talep edilmesi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve 2020/507 Sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikayette; ilgili kişinin vefat eden babasının mirasçısı olduğunu gösterir mirasçılık belgesi ile Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 11 inci maddesi uyarınca babasına ait kayıtlı her türlü sağlık verisinin tarafına iletilmesini ilgili kamu kurumundan talep ettiği fakat talebinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 8 inci maddesi ile 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 35 inci maddesinin beşinci fıkrası dayanak gösterilerek ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa ilişkin sükna hakkı, intifa hakkı ve nafaka alacağının devredilmediği belirtilerek reddedildiği, ancak bu hususların talebi ile hiçbir ilgisinin olmadığı, ölen kişinin verisinin mirasçısına verilmesi ile ilgili açık mevzuat olmadığı sürece, idarenin emsal yolu ile sınırlama getirmesinin hukuka aykırı olduğu, kişinin tıbben ve hukuken ölümüyle gerçek kişiliğinin sona ermesi ile birlikte, ölenin sağlığında sahip olduğu tüm mal varlığı, hukuki hakları, borçları ve yükümlülüklerinin mirası reddetmemiş mirasçılara geçtiği, hukuki varlığı sona eren ölen bir kişinin 6698 sayılı Kanuna dayanılarak gerçek kişi ve ilgili kişi kavramları ile ilişkilendirilmesinin fiilen ve hukuken söz konusu olmadığı, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 11 inci maddesi göz önüne alındığında verilerin sadece yargı yolu ile alınması gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme, yöntem ya da kısıtlama bulunmadığı, veri sorumlusu kamu kurumu tarafından verilen yanıtta Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin yalnızca Sağlık Bakanlığını bağladığının ifade edildiği ancak, bir yönetmeliğin yalnızca onu çıkaran Bakanlığı bağlayabileceğinin düşünülemeyeceği, bu yönetmeliğin vatandaşı doğrudan ilgilendiren ve idarenin uygulaması gereken açık bir düzenleme olduğu hususları belirtilerek söz konusu verilerin tarafına verilmesi talep edilmiştir. 329 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU İlgili kişinin dilekçesi ekinde yer alan veri sorumlusu kamu kurumu tarafından ilgili kişiye verilen cevap yazısında; • 5502 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin beşinci fıkrasında; “Bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla işlediği kişisel veriler ile ticari sır niteliğinde olan verileri, veri sahibinin noter onaylı muvafakati veya e-devlet uygulaması üzerinden kimlik teyidi ile verilen izni olmadan gerçek veya tüzel kişilerle paylaşamaz. … Kurum, kişisel sağlık verilerini kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, verilen sağlık hizmetlerinin uygunluğunun ve yerindeliğinin takibi ve finansmanının planlanması amacıyla talebi halinde Sağlık Bakanlığı ile paylaşır….” hükümlerine yer verildiği, • Ayrıca veri sorumlusu kamu kurumunun hukuk müşavirliğinden alınan görüşte;“… bir kişinin yaşamı sırasında üçüncü kişilerden bir çok hak ve alacağı olabilir. Bu haklardan intifa hakkı, sükna hakkı, nafaka alacağı gibi hak ve alacaklar hak sahibi kişinin ölümü ile kendiliğinden sona erer. Bu nedenle kendiliğinden sona eren bu tür hak ve alacaklar mirasçılara geçmez. … Bu itibarla, ölen kişinin mirasçılarına kişisel verilerinin… verilmesinin hukuken mümkün olmadığı ancak dava konusu yapılması durumunda mahkeme kanalıyla istenmesi halinde … verilmesinin uygun olacağı”na ilişkin mütalaa verildiği, • Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmelik hükümlerinin normlar hiyerarşisi yönünden Sağlık Bakanlığını bağladığı, bu nedenlerle ilgili kişinin babasına ilişkin kişisel sağlık verilerinin ancak yargı makamları tarafından istenmesi halinde verilebileceğinin ifade edildiği görülmüştür. Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve 2020/507 sayılı Kararı ile, • Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “kişisel veri”nin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; “kişisel verilerin işlenmesi”nin ise kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlandığı, • Kanunun gerekçesinde; sadece bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgilerin değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgilerin de bir kişinin belirli veya belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle, o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade ettiğinden kişisel veri olarak tanımlandığı, diğer bir ifadeyle, kişinin fiziksel, ekonomik, 330 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik taşıyan veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsadığı, bu sebeple, isim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler gibi verilerin dolaylı da olsa kişiyi belirlenebilir kılabilme özellikleri nedeniyle kişisel veriler olarak değerlendirildiği, • 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 28 inci maddesinde ise kişiliğin çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başladığı ve ölümle sona erdiği hükmünün yer aldığı, • 21/06/2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin, “Ölünün sağlık verilerine erişim” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının; “Ölmüş bir kimsenin sağlık verilerini almaya, veraset ilamını ibraz etmek suretiyle murisin yasal mirasçıları münferit olarak yetkilidir.” hükmünü amir olduğu, • Söz konusu olaya benzer nitelikte bir başvuruya ilişkin olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulunun vermiş olduğu 18/09/2019 tarih ve 2019/273 sayılı Kararı ile; “… -6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 3 üncü maddesinde ilgili kişinin “kişisel verileri işlenen gerçek kişi” olarak tanımlandığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 28 inci maddesinde ise kişiliğin çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu ve ölümle sona erdiği hükmüne yer verildiği dikkate alındığında başvuranın vefat eden eşine ilişkin kayıtları veri sorumlusundan talep etmesinin 6698 sayılı Kanunda yer alan ilgili kişi tanımı kapsamında değerlendirilemeyeceğine, -Öte yandan 21.06.2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin, “Ölünün sağlık verilerine erişim” başlıklı 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “Ölmüş bir kimsenin sağlık verilerini almaya, veraset ilamını ibraz etmek suretiyle murisin yasal mirasçıları münferit olarak yetkilidir” hükmü kapsamında … vefat eden eşi … yasal mirasçısı olarak söz konusu verileri Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik kapsamında adı geçen klinikten talep edebileceği hususunda başvuru sahibinin bilgilendirilmesine…karar verilmiştir.” değerlendirmelerinden hareketle, • İlgili kişinin vefat eden babasının yasal mirasçısı olarak söz konusu verileri Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik kapsamında talep edebileceğine ancak Kuruma yapmış olduğu başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar verilmiştir 1.3.63 “Bazı avukatların avukat sorgulama siteleri ile ilgili ihbar başvuruları” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarih ve 2020/508 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden ihbarlarda, ihbar başvurusu sahiplerinin muhtelif avukat sorgulama 331 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU sitelerinde taraflarına ait ad soyadı, kayıtlı bulundukları baro, baro ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) sicil numaraları, e-posta adresleri ve fotoğraflarının yayımlandığı, söz konusu verilerin rızaları olmaksızın hukuka aykırı olarak elde edildiği, bahsi geçen internet sitelerince gerek taraflarına gerek çok sayıda avukata ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edildiği ve bu suretle paylaşıldığı, söz konusu internet sitelerinde ve bu siteler ile ilişkili bulunan kurum/kuruluş ya da alan adında yer alan tüm profillerin kaldırılması gerektiği yönünde ihbarda bulunularak gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan değerlendirmede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30/06/2020 tarih ve 2020/508 sayılı Kararı ile, • 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Baroya yazılma istemi” başlıklı 6 ncı maddesinin, “4 üncü maddedeki koşulları taşıyanlar başvurdukları yer barosu levhasına yazılmalarını dilekçe ile isteyebilirler.” hükmünü, “Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması” başlıklı 63 üncü maddesinin “… Baro levhasında yazılı bulunmayanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar…” hükmünü haiz olduğu, Avukatlık Kanununun “Levhaya yazılma yükümlülüğü” başlıklı 66 ncı maddesi uyarınca, her avukatın bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla yükümlü olduğu, dolayısıyla avukatlık görevini ifa edecek kişiler için baro levhasına yazılmanın kanuni bir yükümlülük olduğu, bu yükümlülüğü yerine getirmeden avukatlık görevini icra etmenin mümkün olmadığı, • Avukatlık Kanununun “Avukatlar listesi” başlıklı 75 inci maddesinde, “Baro yönetim kurulu üç yılda bir bölgesi içinde bulunan ve baro levhasında yazılı olan bütün avukatların bir listesini son yılın 31 Aralık tarihine kadar düzenler. Listeye her avukatın alfabe sırasıyla adı, soyadı, büro ve konut adresi yazılır. Birlikte çalışan avukatların büroları ve avukatlık ortaklıkları listede ayrıca belirtilir. Levhadaki değişiklikler her yıl sonunda düzenlenecek ek listede gösterilir. Bu listenin düzenlenme şekli Türkiye Barolar Birliğince tespit edilir. Listenin düzenlenmesinden sonra baro levhasına yazılanlara yeni listenin düzenlenmesine kadar kullanılacak geçici bir belge verilir. Listeden Anayasa Mahkemesine, Yüksek Mahkemelere, Adalet Bakanlığına, Türkiye Barolar Birliğine, diğer barolara, baronun bölgesi içinde bulunan mahkemelerle Cumhuriyet Savcılıklarına, en büyük idare amirine, diğer yargı mercilerine, noterlere ve icra ve iflas dairelerine yeteri kadar gönderilir.” düzenlemesinin yer aldığı, bu kapsamda, baro levhasının, her baronun bünyesinde bulunan avukatlar listesinin TBB ya da baroların internet sayfalarında yayımlanan tezahürü olduğu kanaatine varıldığı, • Buna ek olarak TBB ve il barolarının internet sayfalarında yayımlanan avukat bilgilerinin genel olarak; fotoğraf (biyometrik veya normal), baro sicil numarası, birlik sicil numarası, ad, soyadı, adres, iş telefonu, fax numarası, cep telefonu, web adresi, e-posta adresi olduğu, bununla birlikte, yayımlanan bilgilerin barodan baroya farklılık gösterdiği ve bu yönde tek tip bir uygulama olmadığı, hangi bilgilerin yayımlanacağına ilişkin yukarıda ifade edilen hükümler dışında doğrudan bir yasal düzenleme bulunmadığının anlaşıldığı, 332 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Baroya yazılma istemiyle birlikte baroya iletilen bilgilerin baro levhasında doğrudan yayımlandığı fakat daha sonradan avukatların söz konusu baroya başvurarak bu bilgileri güncelleme ya da sildirme imkânı olduğunun anlaşıldığı, • TBB Başkanlığının 08.04.2016 tarihli 2016/24 numaralı duyurusunda, avukatlıkla birleşmeyen bir işte çalıştığını ve bu nedenle avukatlık yapmayacağını belirten talep sahiplerinin sadece adına avukatlık ruhsatnamesi düzenlenmesini talep edebileceği ve baro levhasına yazılma talebinin olmadığını belirten bir dilekçe alınması gerektiğinin görüldüğü, • Söz konusu sitelerden birçoğunda ‘Bu siteye ulaşılamıyor’ ibaresinin yer aldığının görüldüğü, erişilebilen siteler incelendiğinde; internet sitelerinin ana sayfasında il barolarına ait butonlar olduğu, söz konusu butonlara basıldığında o ilde kayıtlı avukatlar listesine ilçelere göre ayrılmış şekilde ulaşılabildiği, ilçe ismine tıklandığında ise adresi o ilçede görünen avukat isimlerinin listesinin çıktığı, herhangi bir avukat ismine tıklandığında söz konusu profilin altında “Bu sayfada bulunan bilgiler … levhasından alınmıştır” şeklinde o avukat hangi il barosuna kayıtlı ise o baro levhasının belirtildiği, internet sitelerinin ana sayfasında “Hakkımızda, Gizlilik, Hukuki Uyarı, Avukat Sorgula, İcra Iban Numaraları, Avukat Ekle, İletişim” sekmelerinin yer aldığı, kullanıcıların bahsi geçen internet sitelerine giriş yaptıktan sonra arama butonuna herhangi bir isim yazmasıyla otomatik olarak https://cse. google.com.tr/cse/ uzantılı Google özel arama motoru (Google Custom Search) linkinin açıldığı ve ismin bu link üzerinde aratıldığı, internet sitelerinin “Gizlilik”

Madde 14-“b. Unsurları

imzalarının bulunması zorunludur. Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer. c. İmza

Madde 15-

elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur. İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır. Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir.” hükmünü amirdir. Bu noktada belirtmekte fayda görülmektedir ki, 6098 sayılı Kanunda yer alan “imza”ya ilişkin düzenlemenin kapsamı klasik imza ve güvenli elektronik imzadır. Her ne kadar güvenli elektronik imza ile klasik imza doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından aynı olarak düşünülse de, kanun koyucunun hem klasik imzayı hem de güvenli elektronik imzayı ayrı ayrı düzenlediği görülmektedir. Bu kapsamda, 6098 sayılı Kanunun mezkûr hükümlerinde yer alan düzenlemeyi biyometrik imzayı kapsayacak şekilde yorumlamanın hem 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kanunlarda öngörüldüğü haller” istisnasının geniş yorumlamasına yol açacağı hem de ölçülülük ilkesine aykırı olacağı değerlendirilmektedir. Bu itibarla, konuya ilişkin olarak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ışığında; • Biyometrik imzanın biyometrik veri niteliğini haiz olduğu, • Bu nitelikteki verilerin işlenebilmesinin 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kanunlarda öngörülme şartının gerçekleşmesi ya da ilgili kişilerden açık rıza alınması ile mümkün olabileceği, • 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 nci maddesinde yer alan hükmün 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 3 numaralı fıkrasında yer alan “kanunlarda öngörülme” şartına karşılık gelmediği, • Bu sebeple söz konusu işlemenin ancak ilgili kişilerden; a) Açık rıza alınması, b) 6698 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında gerekli aydınlatmanın yapılmış olması, c) 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasına dayanarak Kurul tarafından belirlenen 363 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” in de dikkate alınması şartıyla gerçekleştirilebileceği değerlendirilmiştir. 1.3.73 “Bir sigorta şirketinin ilgili kişiye vereceği hizmeti açık rıza şartına bağlaması sebebiyle Kuruma iletilen şikâyet” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 03/09/2020 tarihli ve 2020/667 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; ilgili kişinin veri sorumlusu bir sigorta şirketine başvurarak ailesi adına düzenlettiği sağlık sigortası poliçesini yeniletmek istediği; ancak veri sorumlusunun kendisinden poliçeyi yenilemek için açık rıza almak istediği ifade edilmiş olup bu durumun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırı olduğu gerekçesi ile veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 03/09/2020 tarihli ve 2020/667 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında özel nitelikli kişisel verilerin “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri” olarak sayıldığı, özel nitelikli verilerin işlenmesine ilişkin ise; “(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” hükümlerine yer verildiği, • Bu kapsamda; sağlık sigortası poliçesinin özel nitelikli kişisel veri niteliğini haiz sağlık verilerini içerdiği, poliçede yer alan sağlık verilerinin ise Kanunun 6 ncı maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında işlenemeyeceği, veri işlemenin ancak ilgili kişiden açık rıza alınması yoluyla gerçekleştirilebileceği ve bu nedenle ilgili kişiden açık rıza alınması talebinin Kanuna aykırılık teşkil etmediği değerlendirmelerinden hareketle söz konusu şikâyet ile ilgili olarak Kanun kapsamında tesis edilecek bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 364 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.3.74 “İlgili kişinin cep telefonu numarasının, açık rızası olmaksızın bir dernek tarafından reklam içerikli SMS gönderimi için işlenmesi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 10/09/2020 tarihli ve 2020/691 Sayılı Karar Özeti Kurumumuza intikal eden şikayette ilgili kişinin cep telefonu numarasına bir dernek tarafından reklam içerikli SMS gönderildiği, ilgili kişinin bu tür mesajlardan rahatsız olması, derneğin kendisine ait kişisel verileri nereden elde ettiğini bilmemesi ve kişisel verilerinin kendisinin açık rızası olmaksızın kullanılması nedeniyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) uyarınca dernekten bilgi talebinde bulunduğu, söz konusu bilgi alma talebine 30 günlük yasal süre içinde herhangi bir yanıt verilmediği belirtilerek, veri sorumlusu dernek nezdinde gerçekleşen tüm usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması ve gerekli yaptırımların uygulanması talep edilmiştir. Söz konusu iddialara ilişkin veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • Şikayetçinin bilgi edinme başvurusunun kendilerine tebliğ edilmiş olmasına rağmen, idari bir sıkıntı sebebiyle cevabın tanzim ve tebliğ edilemediği, • Şikayetçinin başvurusunu müteakip Şikayetçi adına kayıtlı olan telefon numarasının, derhal “pasif” konuma, diğer bir deyişle “gönderim yapılamaz” hale getirildiği, • Şikayetçinin dernek nezdinde SMS reklamlarına yahut bildirimlerine onay verdiğine ilişkin bir rızasının tespit edilemediği, • Dernek uhdesinde şikayetçinin telefon numarasından başka herhangi bir kişisel verisinin mevcut olmadığı, • Şikayetçinin telefon numarasının evvelce SMS bağışı yapması sebebiyle ellerinde bulunuyor olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, • Söz konusu SMS’in şikayetçiye dernek tarafından gönderildiği ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 10/09/2020 tarihli ve 2020/691 sayılı Kararı ile, • Kanunun 5 inci maddesinde kişisel verilerin işlenme şartlarına yer verilmiş olduğu; bu maddenin birinci fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması 365 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu, • Hukuka uygun bir kişisel veri işleme faaliyetinin gerçekleştirilebilmesi için kişisel verilerin öncelikle Kanunun 5 inci maddesindeki şartlardan birine dayanılarak işlenmesi gerektiği, geçerli bir hukuki sebebi olan kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından ise her hal ve şartta Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan temel ilkelere uygunluğun sağlanmasının veri sorumlusunun başlıca yükümlülüklerinden olduğu, somut olayda; veri sorumlusu dernek tarafından şikayetçinin kişisel verisi niteliğindeki cep telefonu numarasının işlenme sebebinin tevsik edilemediği gibi bu hususa ilişkin netlik içeren herhangi bir açıklama da yapılmadığı, veri sorumlusu tarafından yapılan “İlgili kişinin evvelce SMS bağışı yapmış olduğunun kuvvetle muhtemel olduğu” şeklindeki açıklamanın ise hukuki zemine oturan bir açıklama olmadığı gibi geçerli bir açıklama olarak da kabul edilemeyeceği, veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin SMS gönderimine ilişkin açık rızasının tespit edilemediğinin açıkça belirtildiği, bu çerçevede şikayetçinin kişisel verisi niteliğindeki cep telefonu numarasının elde edilmesi ve reklam içerikli SMS gönderimi için kullanılması şeklide gerçekleşen kişisel veri işleme faaliyetinin Kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu durumun ise veri sorumlusu tarafından veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin göstergesi olduğu, • Bununla birlikte, şikayete konu olayda, veri sorumlusu konumundaki derneğin ilgili kişinin bilgi edinme talebine yanıt vermediği ve yanıt vermeme sebebinin de “idari bir sıkıntı” şeklinde belirtildiği fakat bahsedilen idari sıkıntının ne olduğuna ilişkin aydınlatıcı bir açıklama yapılmadığı, Kanun ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğdeki düzenlemeler ışığında veri sorumlularının herhangi bir başvuru karşısında yapabileceği iki tür hareketin bulunduğu ve bu kapsamda söz konusu başvurunun veri sorumluları tarafından kabul edilmesinin ya da gerekçesinin açıklanarak reddedilmesinin gerektiği, somut olayda derneğin ilgili başvuru karşısında hiçbir harekette bulunmaması dolayısıyla derneğin ilgili kişinin başvurusuna cevap vermemesinin Kanuna aykırılık teşkil ettiği, • Öte yandan, Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının; “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.” hükmünü amir olduğu, söz konusu hükmün kanunlara uygun şekilde işlenmiş olan kişisel verilerin daha sonraki süreçte silinmesi, yok edilmesi, anonim hale getirilmesi için açıklama getirdiği, bununla birlikte başlangıçtan itibaren hukuki sebepten yoksun olması dolayısıyla hukuka aykırı kişisel veri işlemenin söz konusu olması halinde bu kişisel verilerin derhal silinmesi gerektiği, zira başlangıçtan itibaren vuku bulmaması gereken ve halihazırda hukuka aykırılık arz eden bu durumun derhal ortadan kaldırılarak hukuka uygunluğun en kısa sürede tesis edilmesi gerektiği, 366 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Şikayete konu olay bakımından, bahse konu telefon numarasının kara listeye alınmasının hukuka aykırı olarak işlenen kişisel verinin silindiği anlamına gelmediği, hiçbir hukuki sebebe dayanmaksızın işlenen kişisel verinin halihazırda derneğin sistemlerinde kara listeye alınmış bir şekilde bekliyor oluşunun hukuka aykırı durumun devam ettiğini gösterdiği, söz konusu hukuka aykırılığın devam etmemesi adına bahse konu telefon numarasının imha edilmesi gerektiği değerlendirmelerinden hareketle; • Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı kanaatine varıldığından, veri sorumlusu sıfatını haiz dernek hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca idari para cezası uygulanmasına, • Veri sorumlusu dernek tarafından ilgili kişilerin Kanun kapsamındaki başvurularının Kanunda yer verilen yasal süre içerisinde yanıtlanmasına azami dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda talimatlandırılmasına, • İlgili kişinin halihazırda hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan kişisel verisi niteliğindeki cep telefonu numarasının imha edilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.75 “İcra Müdürlükleri tarafından ilgili kişilerin yakınlarına haciz ihbarnamesi gönderilmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 17/09/2020 tarih ve 2020/710 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyet başvurusunda, ilgili kişiler hakkında yürütülen icra takibi esnasında söz konusu icra takibi ile ilgisi bulunmayan, borçlu durumunda olmayan akrabalarının kişisel bilgilerinin araştırılması, adres ve kimlik bilgilerinin İcra Müdürlüğünün görevi kapsamında bulunmadığı halde tespit edilmesi ve bu çerçevede kişisel verilerinin hukuka aykırı bir şekilde akrabaları ile paylaşılmasının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırılık teşkil ettiği ifade edilerek İcra Müdürlükleri hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Bahse konu şikâyet dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden ilgili kişiler tarafından veri sorumlusuna kişisel verilerinin hukuka aykırı bir şekilde akrabaları ile paylaşılması hakkında bilgi talebi ile başvuruda bulunulduğu, veri sorumlusunun cevabi yazısında ise, “Alacaklı vekili tarafından bildirilen üçüncü şahıslara İcra ve İflas Kanunu (İİK) 89/1 Haciz ihbarnamesi gönderilmiş olup, haciz ihbarnamesi alacaklı ve borçlu dışında bulunan bütün üçüncü şahısları kapsamakta olduğundan Müdürlüğümüzce yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…” ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Konuya ilişkin olarak yapılan değerlendirme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 17/09/2020 tarih ve 2020/710 sayılı Kararı ile, 367 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenmesinin mümkün olduğunun hüküm altına alındığı, • İcra ve İflas Hukuku gereğince iflası talep edilen borçluya ilişkin hak ve borçların ancak yetkili devlet organlarına başvuru yoluyla ve yasal düzenlemelerde gösterilen usuller çerçevesinde cebrî olarak takip edilebildiği, haczin, kural olarak kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için bu yolda talepte bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra dairesi tarafından hukuken el konulması olarak tanımlandığı, söz konusu mal ve hakların borçlunun elinde olabileceği gibi üçüncü bir kişide de bulunabileceği, borçluya ait olmakla beraber üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakların haczinin İcra ve İflas Kanununun (İİK) 89 uncu maddesinde düzenlendiği, • Anılan maddede; “Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir 368 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir…” hükmüne yer verildiği, • Borçlunun üçüncü kişilerdeki mal ve alacakları için İcra Müdürlüğünce el koyma imkânı bulunduğundan, üçüncü kişilerin bünyesinde bulunan mal ve alacakların haczinde, haczin etkisiz bırakılmasının önlenmesi amacıyla İİK’nın 89 uncu maddesinde yer alan kuralların düzenlendiği, bu hususta ilgili maddenin İcra Müdürlüğü tarafından uygulanabilecek usulü ve alacaklı ile üçüncü kişinin başvurabileceği imkânları düzenlediği, İİK’nın 89 uncu maddesinin borçlunun üçüncü kişilerdeki mal ve alacaklarının nasıl haczedileceğinden ziyade, yapılan haczin korunmasına yönelik muhafaza tedbirlerini düzenlediği, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı kavramına; maaş veya ücreti, borçlunun bir bankadaki mevduatı, üçüncü kişiye ödünç vermiş olduğu para, satmış olduğu malın satış bedeli, kiraladığı taşınmazın kira bedeli, borçlunun bir şirketteki kâr veya tasfiye payı, taraf bulunduğu cari hesap sözleşmesinde diğer taraftan alacaklı olduğu hesap bakiyesinin örnek olarak gösterilebildiği, • Benzer nitelikte bir olayda, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.04.2013 tarihli ve E:2013/5621 K:2013/14186 sayılı kararında, “ ... Buna göre kural olarak icra müdürünün haciz talebini yerine getirme konusunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmadığının kabulü gerekir. ... Görüldüğü gibi burada tanınan takdir yetkisi, İİK’nın 82. maddesi kapsamında malın haczi kabil olup olmadığı ile sınırlı olup, icra müdürünün bunun dışında, örneğin malın 3. kişiye ait olduğu ya da somut olayda olduğu gibi haciz ihbarnamesi gönderilmesi istenen kişilerin borçluya nazaran 3. kişi sayılamayacakları gerekçesi ile haciz talebinin veya haciz ihbarı gönderilmesi isteminin yerine getirilmesi konusunda herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığı tartışmasızdır. Haczi talep edilen malın üçüncü kişiye ait olduğunun iddia edilmesi 369 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU halinde istihkak prosedürünün uygulanacağı ya da kendisine haciz ihbarı gönderilen kişinin 3. kişi olmadığı yönündeki iddiasını İİK’nın 16. maddesi uyarınca şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürebileceği tabidir. ...” şeklinde açıklamalara yer verilerek, haciz ihbarnamesi gönderilmesi istenen kişilerin borçluya nazaran üçüncü kişi sayılamayacakları gerekçesi ile haciz ihbarı gönderilmesi isteminin yerine getirilmesi konusunda İcra Müdürünün herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığı hususunun vurgulandığı değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişilerin kişisel verilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması hususuna ilişkin olarak; İcra ve İflas Kanununun 89 uncu maddesi kapsamında borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının tahsili amacıyla alacaklı tarafından bildirilen gerçek veya tüzel kişilere İcra Müdürlüklerince birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesinde hukuken engel bulunmadığına, İcra Müdürlükleri nezdinde gerçekleştirilen ilgili kişilerin kişisel verilerinin işlenmesi faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında ‘Kanunlarda açıkça öngörülme’ şartına dayanılarak gerçekleştirildiğine, bu çerçevede söz konusu başvuruya ilişkin olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.76 Bir e-ticaret şirketinin veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 17/09/2020 tarih ve 2020/715 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • İhlalin, kaynağı ve zamanı tahmin edilemeyen şekilde internet üzerinde ifşa olmuş kullanıcı e-posta adresleri ve şifrelerinin, veri sorumlusunun internet sitesinin giriş ekranında, robot bir uygulama vasıtasıyla denenmesi şeklinde gerçekleştiği, • İhlalin, veri sorumlusunun bilgi güvenliği ekibi tarafından, olayın gerçekleştiği gecenin sabahı, mesai başlangıcında yapılan rutin kontroller sırasında tespit edildiği, müteakiben vaka hakkında detaylı araştırma başlatıldığı, • İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının 832 olduğu, • İhlalle ilişkili 832 hesabın kullanıcısına e-posta aracılığıyla bildirimde bulunulduğu, bildirimlerin, olaya ilişkin inceleme ve tespitler tamamlandıktan sonra derhal yapıldığı, • İhlale konu olan platformun işleyişi kapsamında, giriş yapmak isteyen kullanıcıların e-posta ve şifrelerini girerek ilk olarak ana ekrana, bu ana ekranı geçtikten sonra da üyelik hesaplarının bulunduğu ekranlara ulaşabildiği ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 17/09/2020 tarih ve 2020/715 sayılı Kararı ile; • Veri sorumlusu tarafından her ne kadar bahsi geçen e-posta adreslerinin ve şifrelerinin 370 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 internet sitesi üzerinden ele geçirilmediği ve ihlalden etkilenen herhangi bir kimlik, iletişim veya müşteri işlem bilgisinin bulunmadığı belirtilse de ilgili kişilerin hesaplarına yetkisiz kişilerce erişimde bulunulduğu, kişisel verilerin gizliliğinin bozulduğu ve söz konusu durumun da veri ihlali oluşturduğu, • Veri sorumlusunun aynı IP adresinden başarısız oturum açma girişim sayısının veri ihlalinden sonra sınırlandırıldığı, bahsi geçen sınırlandırma tedbirini önceden almış olması halinde internet ortamında sıkça rastlanan saldırı neticesinde ihlalin gerçekleşmesinin önlenebileceği ya da ihlalin etkisinin azaltılabileceği, bunun da veri sorumlusunun veri ihlali öncesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik alması gereken teknik tedbirleri yeterli ve gerekli düzeyde almadığının göstergesi olduğu, • İhlalden 832 kişiye ait e-posta adresi ve şifre bilgilerinin etkilenmiş olduğunun beyan edildiği, • Veri sorumlusu tarafından kullanıcıların belirli zaman aralıklarında şifrelerini değiştirmelerinin sağlanmadığı, • “Web uygulaması güvenlik duvarı” [WAF (Web Application Firewall)] üzerinde aynı IP ile başarılı oturum açma işleminin engellenmesi kural tanımının veri ihlali gerçekleşmeden önce alınması gerekirken veri ihlalinin gerçekleşmesinden sonra alındığı, • İhlale konu olayda ilgili kişiler önemli bir zarara uğramamış olsa da bahsi geçen internet sitesinin kullanım düzeyi ve içerisinde yer alan kişisel veriler düşünüldüğünde veri sorumlusunun ilgili tedbirleri almamasının ihlal sonucunda potansiyel tehdit açısından ciddi bir risk taşıdığı değerlendirmelerinden hareketle; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 165.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • İhlalin 17.12.2019 tarihinde gerçekleştiği, 17.12.2019 tarihinde tespit edildiği ve 20.12.2019 tarihinde Kurumumuza bildirildiği dikkate alındığında Kanunun 12 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında Kurulun 24/01/2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı ile belirlenen veri ihlalinin öğrenilmesinden itibaren başlayan 72 saatlik süre içerisinde veri sorumlusunun bildirimde bulunduğu, öte yandan veri sorumlusu tarafından ilgili kişilere bildirim yapıldığı dikkate alındığında, veri sorumlusu hakkında Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 371 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.3.77 “Bir Bankanın veri ihlal bildirimi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29.09.2020 tarih ve 2020/744 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • Veri ihlalinin, Bankanın Veri Sızıntısı ekibi tarafından Teftiş Kurulu Başkanlığı’na iletilen bildirime istinaden soruşturma çalışmalarına başlanılarak tespit edildiği, • Çalışanın veri sorumlusu nezdinde kullandığı e-posta adresine gelen ve ilgili adresten iletilen e-postalara ilişkin kayıtların incelenmesi neticesinde çalışanın 346 müşteriye ait bilgileri bir word dokümanına işlediği ve söz konusu dokümanı e-posta ile bir yatırım firmasında çalıştığını ve arkadaşı olduğunu iddia ettiği 3. kişiye gönderdiği, • Söz konusu müşterilerin hepsinin bir yatırım şirketine para transferlerinin bulunduğu, • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik, iletişim, müşteri işlem ve finans verileri olduğu, • Verileri paylaşılan müşterilerin ihlale sebebiyet veren çalışanın ilişkili olduğu şubenin müşterileri olmadığı, bu nedenle çalışanın verileri toplaması ve paylaşmasının mesnedinin bulunmadığı ifadelerine yer verilmiştir. Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarih ve 2020/744 sayılı Kararı ile, • İhlalden 346 Banka müşterisinin şube no, hesap no, ad-soyadı, cep telefonu numarası ve bu müşterilerin Bankadaki hesaplarından bir yatırım firması hesabına gönderdikleri yatırım işlemi tutar bilgilerinin etkilendiği, • İhlal ile ilgili olan personelin veri ihlalinin gerçekleşmesinden 1 seneyi aşkın süre önce 09.10.2018 tarihinde “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” eğitimini tamamlamış olmasına rağmen, bahse konu eğitimden sonra bizzat ihlali gerçekleştirmiş olmasının verilen eğitimin yeterli ve etkin olmadığı hususunda şüphe oluşturduğu, • Banka dışına giden e-postalara ilişkin Veri Sızıntısı Tespit/Önleme Sisteminin mevcut olduğunun belirtilmesine rağmen söz konusu ihlale neden olan e-postanın DLP sistemleri tarafından engellenmemesi ve ihlale sebep olan çalışanın kişisel verilerin aktarımı gerçekleştirilebildiği dikkate alındığında, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler)’nde “Mevcut Risk ve Tehditlerin Belirlenmesi” başlığı altında yer alan “Kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması için öncelikle veri sorumlusu tarafından işlenen tüm kişisel verilerin neler olduğunun, bu verilerin korunmasına ilişkin ortaya çıkabilecek risklerin gerçekleşme olasılığının ve gerçekleşmesi durumunda yol açacağı kayıpların doğru bir şekilde belirlenerek buna uygun tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu riskler belirlenirken; - Kişisel verilerin özel nitelikli kişisel veri olup olmadığı, - Mahiyeti gereği hangi derecede gizlilik seviyesi gerektirdiği, - Güvenlik ihlali halinde ilgili kişi bakımından ortaya 372 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 çıkabilecek zararın niteliği ve niceliği dikkate alınmalıdır. Bu risklerin tanımlanması ve önceliğinin belirlenmesinden sonra; söz konusu risklerin azaltılması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik kontrol ve çözüm alternatifleri; maliyet, uygulanabilirlik ve yararlılık ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmeli, gerekli teknik ve idari tedbirler planlanarak uygulamaya konulmalıdır.”, ifadeleri uyarınca yetkisiz olarak kişisel veri aktarımı önleme açısından veri sorumlusunun almış olduğu tedbirlerin yetersiz kaldığı, • Banka tarafından alınan idari ve teknik tedbirlere rağmen Banka personelinin 346 müşteriye ait kişisel verileri, işlenme amacı dışında üçüncü taraflara iletebildiği ve bu durumun, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2018 tarih ve 2018/63 sayılı ilke kararında “…Bir veri sorumlusu nezdinde bulundukları pozisyon veya görev itibariyle kişisel verilere erişme yetkisi olanlar tarafından, yetkileri aşmak ve/veya yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, kişisel amaçlara veya nedenlere bağlı olarak işleme amacı dışında söz konusu kişisel verilerin işlenmesi ve/veya bu verilerin üçüncü kişilerle paylaşılması 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına aykırılık teşkil edeceğinden, bu kapsamdaki eylemlerin önlenmesi amacıyla veri sorumlularınca uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirin alınması gerektiği…” ifadelerine aykırı olarak veri güvenliğini sağlamaya yönelik veri sorumlusunun almış olduğu teknik ve idari tedbirlerin yetersiz kaldığının göstergesi olduğu dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında 225.000 TL, • İlgili kişilere gerekli bildirimlerin yapıldığı ve söz konusu bildirim örneklerinin tarafımıza gönderildiği, • Ancak, ihlalin 31.10.2019 tarihinde gerçekleştiği ve Bankanın Teknoloji Veri Sızıntısı ekibi tarafından 04.11.2019 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanlığı’na iletildiği, veri sorumlusunun Kurumumuza bildirimi 06.12.2019 tarihinde gerçekleştirdiği dikkate alındığında Kurul’un 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı ile belirlenen veri ihlalinin öğrenilmesinden itibaren başlayan 72 saatlik süre içerisinde bildirim koşulunun sağlanmadığı dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer verilen “en kısa sürede” (24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararında belirtilen 72 saatlik süre içerisinde) bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 50.000 TL olmak üzere toplam 275.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 373 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.3.78 İlgili kişinin veri sorumlusu ile abonelik sözleşmesi kurma amacıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/746 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal ettirilen şikâyette özetle, hizmet alımı esnasında yaşadığı ihtilaf nedeniyle ilgili kişinin veri sorumlusuna ait kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi üzerinden veri sorumlusu ile yapılan görüşmeye ait ses kayıtlarının talebine ilişkin başvuru gerçekleştirdiği, 25.08.2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iletinin okunduğunun kabul edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde kendisine cevap verilmediği, bunun üzerine müşteri hizmetleri ile görüştüğü, görüşmede sözleşmenin (ses kayıtlarının) bir örneğinin tarafına verilmesi gerektiği ancak verilmediğini, bu verilerin ilgili kişiye ait kişisel veriler olduğunu, veri sorumlusunun hangi tarihte kaç kere aradığına dair kayıtlarının da tutulduğunu, ayrıca, bunların da kişisel veri niteliği taşıdığını, bu verileri bilmeye hakkı olduğunu belirterek bu sebeple, tarafına iletilmesini talep ettiği ancak verilmediği, müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmede Cumhuriyet Savcılığına başvurulması gerektiği ve söz konusu kişisel verilerin kendisine verilemeyeceğinin belirtildiği ifade edilerek, konunun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında incelenmesi talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin başvurusunu yaptığı KEP adresinin kişisel verilere ilişkin başvuruların yapılması amacıyla tahsis edilmiş bir KEP adresi olmadığı, kişisel verilerle ilgili talep ve soruların ana ortaklığın KEP adresine veya kendilerine ait https://www....... net/tr/gizlilik-ve-guvenlik linkinden iletilebileceği, • Veri sorumlusu ve ilgili kişi arasında abonelik sözleşmesi kurulduğu, ilgili kişiye ait kişisel verilerin abonelik sözleşmesinin kurulmasıyla elde edildiği, abonelere ait kişisel verilerin abonelik ilişkisinin yanı sıra sunulan hizmetler kapsamında abonelik sözleşmesi, bayiler ve sair yüz yüze kanallar, çağrı merkezi, web sitesi, mobil uygulamalar, kısa mesaj, elektronik posta, sesli yanıt sistemi kanallarıyla elde edildiği, • İlgili kişiye ait kişisel verilerin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında işlendiği, • Müşteri Hizmetleri ile abonelerin yapmış olduğu görüşmelerin ses kayıtlarının müşterilere iletilmesi durumunda müşteriler tarafından farklı amaçlarla kullanıldığı, sosyal medyada yayımlandığı, soruşturmalar kapsamında ve adli makamlara üzerinde tahrifat yapılarak iletilmesi gibi güvenlik risklerinin oluşabileceği, müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmelerin ses kayıtlarının görüşmeyi gerçekleştiren müşteri hizmetleri çalışanının da kişisel verileri içerdiği düşünüldüğünde söz konusu kayıtların ilgili kişilere iletilmesinin bu kişilerin hakkını da zedeleyebilecek ve bu kişiyi ifşa edebilecek şekilde kullanılması riskini de doğuracağının değerlendirildiği, 374 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Somut olayda ilgili kişinin müşteri hizmetleri ile gerçekleştirdiği görüşmeleri yanlış anlaması nedeniyle bir kampanyaya taahhüt vererek sözleşmenin kurulmuş olduğunu zannettiği ancak, esasen kurulmadığının kendisine daha sonra yapılan görüşmelerde izah edildiği, sonuç olarak aradaki yanlış anlamanın giderilerek ilgili kişinin veri sorumlusunca sunulan … Kampanyası’na kendi isteği ile tekrar taahhüt verdiği ve hâlihazırda hizmet almaya devam ettiği, • Veri sorumlusunun Kanun gereğince uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü idari ve teknik tedbiri alma yükümlülüğünün bulunduğu, bununla birlikte, veri sorumlusunun yükümlülüklerine uygun olarak ticari faaliyetlerini devam ettirme yönündeki genel prensibi uyarınca müşteri hizmetleri ile abonelerin yapmış olduğu görüşmelerin (ses kayıtları) sadece yetkili adli ve idari merciler tarafından yöneltilen yasal talepler çerçevesinde yetkili merciler ile paylaşıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu iddiaların incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarih ve 2020/746 sayılı Kararında; • Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, • 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında elektronik iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelerin 6563 sayılı Kanun kapsamında olduğunun ifade edildiği, Avrupa Birliği Elektronik Ticaret Direktifi’nde olduğu gibi 6563 sayılı Kanunda da elektronik sözleşmenin tanımının yapılmadığı, ancak, “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, ticari elektronik iletinin, “Telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri” kapsadığı, bu doğrultuda, 6563 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan ticarî elektronik ileti tanımından hareketle, telefon aracılığıyla yapılan sözleşmelerin 6563 sayılı Kanun kapsamında elektronik sözleşme olarak kabul edildiğinin anlaşıldığı, 375 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU dolayısıyla, veri sorumlusu ve ilgili kişinin telefon aracılığıyla sözleşme kurmaya yönelik yaptıkları görüşmede Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan hüküm çerçevesinde kişisel verilerin işlenebileceği, • 2010 yılında 5982 sayılı Kanunla Anayasanın 20 nci maddesine eklenen fıkra ile herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının anayasal bir hak olarak teminat altına alındığı, bu bağlamda, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkı hükme bağlanırken, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği, • Diğer taraftan, Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinde, “(1) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme, haklarına sahiptir.” hükümlerine yer verildiği, • Bu doğrultuda, Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkını, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığı ve erişim hakkının, bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin, kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için, kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağlaması gerektiği, • Ancak bu hakkın, veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin de dikkate alınması suretiyle, işlenen kişisel verilerin, teknik/fiziki imkânların el verdiği ölçüde ve verinin muhtevasına/içeriğine makul bir şekilde ulaşılabilmesine imkân tanınarak kullanılması gerektiği, 376 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İlgili kişinin erişim hakkı ile veri sorumlusunun konuşma kayıtlarının kaydedildiği kayıt ortamının kendisinin ancak yasal makamlar tarafından talep edildiği takdirde teslim edilebileceği yönündeki makul kabul edilebilecek açıklaması arasındaki dengenin talep edilen ses kayıtlarına ilişkin kayıt ortamlarının doğrudan ilgili kişiye teslim edilmeden dökümlerine erişim hakkı sağlanarak gerçekleştirilebileceği, • Diğer taraftan, Kanunun “Veri Sorumlusuna Başvuru” başlıklı 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince, veri sorumlusunun ilgili kişinin başvurusunda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre ve en geç otuz gün içerisinde sonuçlandırması gerektiği, öte yandan, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin (Tebliğ) 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, “İlgili kişi, Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini, yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna daha önce bildirilen ve veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna iletir.” hükmüne yer verildiği, ayrıca, Tebliğin 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında, veri sorumlusunun başvuruyu kabul edeceği ya da gerekçesini açıklayarak reddedeceği, üçüncü fıkrasında ise, cevabın ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirileceği değerlendirmelerinden hareketle; • Kanunun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkının, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığına ve erişim hakkının, bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin, kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için, kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağladığı dikkate alındığında söz konusu dökümün, ilgili kişi dışında başkalarının kişisel verileri varsa bunlar çıkarılmak veya maskelenmek gibi önlemler alınarak ilgili kişiye gönderilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • İlgili kişilerin Kanun kapsamındaki başvurularına Kanunun ilgili hükümleri ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca süresi içinde bir cevap verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • İlgili kişilerin Kanun kapsamındaki başvurularını ana ortaklığın KEP adresi yerine veri sorumlusuna ait KEP adresi üzerinden iletebilmeleri için kendi bünyesinde gerekli düzenlemeleri yapması yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 1.3.79 “İlgili kişinin aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/755 sayılı Karar Özeti İlgili kişi tarafından Kuruma intikal ettirilen şikâyet dilekçesinde özetle; kendisine ev sahibinden, aidatının bazı aylarda eksik, bazı aylarda ise hiç yatırılmadığına dair bir SMS 377 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU iletildiği, bu SMS iletimi hadisesinin kendisine ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlendiğini ortaya koyduğu; ilgili kişinin, kişisel verilerinin site yönetimi tarafından ev sahibi ile paylaşılmasında hiçbir bilgisi ve rızasının bulunmadığı, bu doğrultuda veri sorumlusu site yönetimine başvurmak suretiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11 inci maddesinde gösterilen haklarını kullandığı ve işlenen/ aktarılan kişisel verileri ile ilgili olarak tarafına bir aydınlatma yapılıp yapılmadığı hususlarında bilgi talep ettiği, site yönetiminin ise verdiği yanıtta, ilgili kişinin aidat ödeme bilgilerinin ev sahibinin talebi doğrultusunda paylaşıldığının belirtildiği fakat ilgili kişiye aydınlatma yapıldığına veya kendisinden bu hususta açık rıza alındığına dair bir belge yahut herhangi bir hukuka uygunluk sebebinin de sunulamadığı belirtilerek veri sorumlusu site yönetimi hakkında idarî para cezası uygulanması talep edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/755 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması artlarından birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerine yer verildiği, • Öte yandan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu“Ortak Giderlerin Teminatı” başlığını hâiz 22 nci maddesinin, “Kat malikinin, 20’nci madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür…” hükmünü amir olduğu, • Söz konusu hüküm uyarınca ev sahibi ile kiracının ortak giderler ve gecikme tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu dikkate alındığında, ev sahibinin, kiracısının oturduğu dairenin aidat gibi apartmanın ortak giderlerinden payına düşen kısımlarını ödeyip ödemediğinden haberdar olmasında gerek ev sahibi gerek site yönetiminin menfaati bulunduğu, dolayısıyla söz konusu veri işleme faaliyetinin; 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması çerçevesinde 378 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 gerçekleştirildiği, • Bu itibarla veri sorumlusunun ilgili kişiye verdiği cevapta da ev sahibinin isteği üzerine ilgili kişinin borç bilgilerinin ev sahibi ile paylaşıldığının ifade edildiği dikkate alındığında ilgili kişiye veri sorumlusu tarafından verilen yanıtın, ilgili kişinin iddialarına konu hususları yeterli derecede açıklayıcı olduğu değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin kişisel verisi niteliğinde olan aidat borç bilgilerinin, veri sorumlusu tarafından ev sahibinin isteği üzerine paylaşıldığı, bu paylaşımın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 22 nci maddesinde yer alan hüküm uyarınca gerçekleştirildiği dikkate alınarak, veri sorumlusu site yönetimi tarafından ilgili kişiye iletilen cevap metninde yer verilen açıklamaların ilgili kişinin iddiasına konu hususları açıklayıcı nitelikte olduğuna, bu çerçevede, söz konusu şikâyet hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.80 Bir Banka Tarafından Kurul Kararı ile Verilen Talimatın Gereğinin Yerine Getirilmemesi Hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 08/10/2020 Tarihli ve 2020/765 Sayılı Karar Özeti İlgili kişinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 11’inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında veri sorumlusu Banka’ya yaptığı başvuruya Kanun’da düzenlenen otuz günlük süre içerisinde cevap verilmediği ve Bankanın internet sayfasında yayımlanan aydınlatma metninin de Kurum tarafından yayımlanan tebliğe uygun olmadığı, metinde kişisel verilerin işlenmesindeki sebeplerin belirtilmediği, ayrıca kişisel verilerin işlenme amaçları için genel ifadeler kullanıldığına ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kuruluna ilettiği şikayet dilekçesi ile ilgili olarak savunması alınan veri sorumlusu Bankaya “internet sayfasında yer alan Kişisel Verilerin Korunması Kişisel Verileriniz Koruma Altında!” başlıklı metnin Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun hazırlanmaması nedeniyle gözden geçirilmesi ve Tebliğ hükümlerine uygun hale getirilmesini teminen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartlarına dayanılarak işlendiğine metinde ayrıntılı şekilde yer verilmesi, bahse konu metnin aydınlatma yerine geçmeyeceği, aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği hususlarında gerekli düzenlemelerin yapılması” gerektiği yönündeki talimatı içerir 06.02.2020 tarih ve 2020/100 sayılı Kurul Kararı tebliğ edilmiş olup, bu çerçevede veri sorumlusundan alınan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden: • Veri sorumlusu tarafından aydınlatma metnine, işlenen kişisel verilerin işleme amaçları ile ilgili olarak “Bankamızdan alacağınız ürün ve hizmetler nedeni ile kuracağınız ilişki çerçevesinde; Kişisel verileriniz aşağıda belirtilen hukuki sebeplere dayalı olarak işlenmektedir. Kanun’un: 5/2 (a) maddesinde düzenlenen kanunlarda açıkça öngörülmesi; 5/2 (c) maddesinde düzenlenen Bankamızla 379 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU imzalanan sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması; 5/2 (ç) maddesinde düzenlenen Bankamızın hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması; 5/2 (e) maddesinde düzenlenen bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması; 5/2 (f) maddesinde düzenlenen sizlerin temel hak ve özgürlüklerinize zarar vermemek kaydıyla Bankamızın meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması; son olarak özel nitelikli kişisel verileriniz ise; de 6/2 maddesine göre ancak açık rızanızla işlenebilmektedir.” şeklindeki paragrafın eklendiği, • Aydınlatma metninde veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilere (kategorik olarak) ayrıca yer verilmediği gibi metinde kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine ilişkin de ayrıntılı bir düzenleme yapılmadığı; yalnızca Kanunun 5’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a), (c), (ç), (e) ve (f) bentleri ile Kanunun 6’ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki hükümlerin sıralandığı, • Aydınlatma metninde işleme amaçlarında bazı eklemeler yapılması ve başvuru sahiplerinin veri sorumlusuna başvurularını iletme yollarının yeniden düzenlenmesi dışında genel itibariyle aydınlatma metninin Tebliğe uygun hale getirilmesi amacıyla talimatta yer verilen ilgili değişikliklerin yapılmadığı, • Ayrıca veri sorumlusu tarafından savunma metninde; 5411 sayılı Bankacılık Kanununda belirlenmiş olan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından ayrıca izin alınmış olan faaliyetleri de kapsayacak şekilde kişisel verilerin işlenme amacını belirten tek bir aydınlatma metni ile ilgili kişilerin, kişisel verilerin elde edilmesi anında bilgilendirildiği ancak Bankanın yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri ve kurumsal marka çalışmaları ile reklam faaliyetleri gibi diğer faaliyetlerinde ise müşterileri dışındaki gerçek kişiler hakkında gerçekleştirdiği veri işleme faaliyetlerinde özel ve ayrı aydınlatma metinleri kullanıldığı ifadelerine yer verilmekle birlikte bu hususta Kuruma tevsik edici herhangi bir belge sunulmadığı, • Bu kapsamda ilgili Karardaki “… aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği…” talimatına ilişkin olarak veri sorumlusunun internet sayfasında kredi kartı başvurusu yapılmak istenildiğinde “Kişisel verilerimin neden ve nerelerden toplandığı, nasıl kullanıldığı ve diğer haklarımla ilgili olarak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca yapılan bilgilendirmeyi okudum.” ifadesinin yer aldığı ve bilgilendirme linkinin seçilmesi halinde ise yönlendirilen sayfada “Kişisel Verilerin Korunması” başlıklı bir aydınlatma metninin yer aldığı, söz konusu aydınlatma metninin Bankanın anasayfasında Gizlilik Politikası sekmesi atında da yer alan genel aydınlatma metni olduğu ve “Kredi Kartı Başvurusu” sırasında gerçekleştirilen işleme faaliyetine özgülenmemiş, genel nitelikli bir aydınlatma metni olduğu, • Ek olarak “İhtiyaç Kredisi Başvurusu” nda bulunulduğunda da yine aynı genel aydınlatma metni ile karşılaşılmış olup, kredi kartı başvurusu ve ihtiyaç kredisi başvurusu sırasında bu başvurulara özgü, sadece o işlem kapsamında işlenen kişisel 380 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 verilerin işleme amaçlarına ve işlemenin dayandığı hukuki sebep ve diğer unsurlarına yer verilmeyen aksine genel nitelikli bir metin ile aydınlatma yapıldığı, • Söz konusu aydınlatma metinlerinde de veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine ilişkin ayrıntılı bilgiye yer verilmemesi dolayısıyla Tebliğin “Usul ve esaslar” başlıklı 5’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan hükme aykırılığın söz konusu olduğu değerlendirilmiş olup, mevcut durum 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; • Veri sorumlusunun aydınlatma metninde Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun olarak kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine ilişkin ayrıntılı bilgiye yer verilmediği, yalnızca Kanunun 5’inci ve 6’ncı maddelerinin ilgili fıkra ve bentlerine yer verilmesiyle yetinildiği, • Aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği talimatına ilişkin olarak tevsik edici belge sunulmamakla birlikte veri sorumlusunun savunma yazısında; kişisel verilerin işlenme amacını belirten tek bir aydınlatma metni ile ilgili kişilerin kişisel verilerin elde edilmesi anında bilgilendirildiği ve veri sorumlusunun müşterileri dışındaki gerçek kişiler hakkında gerçekleştirdiği veri işleme faaliyetlerinde ise özel ve ayrı aydınlatma metinleri kullanıldığı ifadelerine yer verilmekle birlikte web sayfasında farklı bankacılık ürünlerine başvuru yapılması sırasında o faaliyete özgü hazırlanmamış genel bir aydınlatma metnine yer verildiği ve bu aydınlatma metninin de Tebliğe uygun olmadığı dikkate alındığında veri sorumlusu tarafından yayımlanan aydınlatma metninin Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun olarak düzenlenmediği ve Kurul Kararı ile verilen talimatın yerine getirilmeyerek Banka tarafından Kanunun 15’inci maddesinin (5) numaralı fıkrasına aykırı hareket edildiği kanaatine varıldığından, veri sorumlusu hakkında Kanunun 18’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca 120.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.81 Bir Banka Tarafından Kurul Kararı ile Verilen Talimatların Gereğinin Yerine Getirilmemesi Hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 08/10/2020 Tarihli ve 2020/766 Sayılı Karar Özeti İlgili kişinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11’inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında yaptığı başvurusuna veri sorumlusu Banka 381 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU tarafından verilen cevabı yetersiz bulduğuna; internet sayfasında aydınlatma metni yerine veri sorumlusunun Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Korunması Politikasına link verdiğine, yirmi sayfalık söz konusu dokümanda ilgili kısımları bulabilmek için detaylı bir inceleme yapılması gerektiğine, aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin Tebliğin birçok kuralına uyulmadığına, kişisel verilerin aktarıldığı kişiler listelenirken amaçlardan örnekler verildiğine ve bunlara benzer başka amaçların da olduğu izleniminin edinildiğine, kişisel verilerin işlenmelerindeki hukuki sebeplerden de bahsedilmediğine ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kuruluna ilettiği şikayet dilekçesi ile ilgili olarak savunması alınan veri sorumlusu Bankaya “aydınlatma metninde, gündeme gelmesi muhtemel başka amaçlar için kişisel verilerin işlenebileceği kanaatini uyandıran ifadeler kullanılması ve kişisel verilerin Kanunun 5 ve 6’ncı maddelerinde belirtilen işleme şartlarından hangisine dayanılarak işlendiğinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle söz konusu metnin, Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentlerinde yer verilen hükümlere uygun olmadığı; söz konusu internet sitesinde yer alan aydınlatma metninin gözden geçirilerek “Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”in hükümlerine uygun hale getirilmesini teminen veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartlarına dayanılarak işlendiğine ayrıntılı şekilde yer verilmesi, gizlilik politikası metninin aydınlatma yerine geçmeyeceği, aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği hususlarında gerekli düzenlemelerin yapılması” gerektiği yönündeki talimatı içerir 06.02.2020 tarih ve 2020/98 sayılı Kurul Kararı tebliğ edilmiş olup, tebliğ edilen Kurul kararı sonrası veri sorumlusundan alınan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden: • Veri sorumlusu tarafından Kurul Kararı tebligatı sonrası Kuruma gönderilen cevap metni ekinde yer alan aydınlatma metni örneğinde, taraflarına Karar Tebligatı yapılmadan önce aydınlatma amacıyla kullandığı Gizlilik Politikası metninden farklı olarak yeni bir aydınlatma metni hazırlandığı, bu aydınlatma metninde “Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”e uygun olarak hangi kişisel verilerin işlendiğine kategorik bazda ve ayrıntılı bir şekilde yer verildiği, kişisel verilerin hangi ortamlarda ve hangi şekilde elde edildiği, neden işlendiği, aktarıldığı, hangi hukuki gerekçelerle hangi kurum ve kişilere aktarım yapıldığı ve verilerin ne kadar süre ile işlenip, saklandığına ilişkin net, anlaşılır ifadelere yer verilerek bilgi paylaşımında bulunulduğu, • Ancak bahsi geçen aydınlatma metninde işlenen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine dair Tebliğ hükümlerine uygun bir aydınlatma yapılmadığı, • “Kişisel verilerinizi Hangi Hukuki Gerekçe ile İşliyoruz?” başlığı altında “6698 sayılı Kanun’un 5 ve 6’ncı maddeleri kapsamında, Bankamız tarafından kişisel verileriniz aşağıda belirtilen koşulların varlığı halinde işlenmektedir: -Açık rızanızın bulunması, 382 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 -Kanunlarda veya yönetmelik, tebliğ, idari otorite kararı ve sair ikincil mevzuatta belirtilmiş hak veya yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi, -Bankamız ile akdettiğiniz sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olmak kaydıyla veri işlemenin gerekli olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -Temel hak ve özgürlüklerinize zarar vermemek kaydıyla Bankamızın meşru menfaati için veri işlemenin zorunlu olması. Bununla birlikte, özel nitelikli kişisel verileriniz ancak açık rızanızın bulunması veya Bankamızın tabi olduğu kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde işlenmektedir.” ifadelerine yer verildiği, veri sorumlusuna tebliğ edilen Karar’da açıkça “… veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartlarına dayanarak işlediklerine ilişkin ayrıntılı şekilde yer verilmesi, …” talimatı yer aldığı halde veri sorumlusu tarafından hazırlanan aydınlatma metninin bu husus kapsamında Tebliğ’e uygun olmadığı, • Ayrıca veri sorumlusu tarafından Kuruma iletilen cevap metninde Kararda yer alan “… aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği…” talimatına ilişkin herhangi bir ifadeye ve tevsik edici belgeye yer verilmediği görülmüş olup internet sayfasında yapılan incelemede kredi kartı başvurusu yapılmak istenildiğinde “HEMEN BAŞVUR” butonu seçildiğinde yönlendirilen sayfada “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında hazırlanan Aydınlatma Metni’ni okudum.” ifadesinin yer aldığı, aydınlatma metni linki seçildiğinde ise ekranda beliren aydınlatma metninin veri sorumlusunun anasayfasında “Kişisel Verilerin Korunması” başlığı altında yer alan aydınlatma metninden farklı olduğu görülmekle birlikte bahsi geçen aydınlatma metninin de kredi kartı başvurusuna özgü, sadece o işlem kapsamında işlenen kişisel verilere (kategorik olarak), işleme amaçlarına ve işlemenin dayandığı hukuki sebep ve diğer unsurlara yer verilmediği aksine genel nitelikli bir aydınlatma metni olduğu, bu aydınlatma metninde de Bankanın ana sayfasında yer alan aydınlatma metni gibi veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine ayrıntılı bir şekilde yer verilmemesi dolayısıyla Tebliğin “Usul ve esaslar” başlıklı 5’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan hükme aykırı olduğu, • Ayrıca veri sorumlusunun internet sayfasında konut kredisi başvurusu yapılmak istenildiğinde ise kredi kartı başvurusunda olduğu gibi bir uygulama ile karşılaşılmayıp yönlendirilen ilk sayfada sağ üst köşede “Gizlilik” butonunun yer aldığı, bu buton seçildiği takdirde “Gizlilik Politikası” sayfasına yönlendirildiği, “Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Aydınlatma Metni” sekmesine girildiğinde ise Kurul Kararı ardından Kurumumuza gönderilen güncellenmiş olan ve ana web sayfasında yer alan aydınlatma metni ile karşılaşıldığı, dolayısıyla konut kredisi başvurusu için bu başvuruya özgü, sadece o işlem kapsamında işlenen kişisel verilere (kategorik olarak), işleme amaçlarına ve işlemenin dayandığı hukuki sebep ve diğer unsurlara 383 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU yer verilmediği aksine genel nitelikli bir aydınlatma metni ile aydınlatma yapıldığı tespit edilmiş olup, mevcut durum 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; • Veri sorumlusunun aydınlatma metninde Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun olarak kişisel verilerin hangi kişisel veri işleme şartına dayanılarak işlendiğine ilişkin ayrıntılı bilgiye yer verilmediği, yalnızca Kanunun 5’inci ve 6’ncı maddelerinin ilgili fıkra ve bentlerine yer verilmesiyle yetinildiği, • Aydınlatmanın kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ve faaliyet bazlı olarak yerine getirilmesi gerektiği talimatına ilişkin olarak cevap yazısı ile ekinde herhangi bir ifadeye ve tevsik edici belgeye yer verilmediği ve ayrıca veri sorumlusunun internet sayfasında çeşitli bankacılık ürünlerine başvuru yapılması sırasında o faaliyete özgü hazırlanmamış genel bir aydınlatma metnine yer verildiği ve bu metinin de Tebliğe uygun hazırlanmadığı dikkate alındığında veri sorumlusu tarafından yayımlanan aydınlatma metninin Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun olarak düzenlenmediği, bu çerçevede Kurul Kararı ile verilen talimatın yerine getirilmeyerek veri sorumlusu tarafından Kanunun 15’inci maddesinin (5) numaralı fıkrasına aykırı hareket edildiği kanaatine varıldığından, Kanunun 18’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca veri sorumlusu hakkında 120.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.82 “İlgili kişinin eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri sorumlusu şirket tarafından kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunulması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/10/2020 tarihli ve 2020/769 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikayetinde özetle; eski çalışanı olduğu şirketin, başka bir şirkete bütün borç, ödev ve yükümlülükleri ile devrolduğu ancak kişisel verilerin elde edilmesi sırasında tarafına herhangi bir aydınlatma yapılmadığı, veri sorumlusu devralan şirketin internet sitesinde sunulan aydınlatma metninin açık ve belirli olmayan muğlak ifadeler içerdiği, şahsına ilişkin özlük dosyasında sağlık verilerinin de bulunduğu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 6 ncı (Kanun) maddesi uyarınca bu veri işleme faaliyeti için açık rızasının alınmadığı, öte yandan Kanunun 11 inci maddesi kapsamındaki haklarına ilişkin başvurusuna karşılık veri sorumlusunun cevabında yer alan kişisel verileri saklama sürelerine ilişkin 10 yıllık sürenin geçersiz olduğu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca 15 yıl saklanması gerektiği, ayrıca veri sorumlusu tarafından kendisine gönderilen ticari elektronik iletiler aracılığıyla herhangi bir hukuka uygunluk sebebi olmaksızın kişisel verilerinin işlendiği iddia edilerek veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. 384 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/10/2020 tarihli ve 2020/769 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Diğer taraftan, Kanunun “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğunun belirtildiği, aynı maddenin ikinci fıkrasında özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasaklandığı, bununla birlikte üçüncü fıkrada da özel nitelikli kişisel verilerin açık rıza aranmadan işlenebileceği diğerin haller sayıldığı, buna göre sağlık verilerinin ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından açık rıza aranmaksızın işlenebileceğinin belirtildiği, 4 üncü fıkrada ise özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şartının da getirildiği, • İlgili kişinin kişisel verilerinin elde edilmesi sırasında tarafına herhangi bir aydınlatma yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak veri sorumlusu tarafından verilen yanıtta veri sorumlusunun ilgili kişilerle hukuki ilişkilerinin sürmekte olduğu ve/veya doğrudan üçüncü taraflar vasıtasıyla temas etmekte olduğu faaliyetler bakımından 6698 sayılı Kanun uyarınca aydınlatma ve açık rıza alınmasına ilişkin yükümlülükler doğrultusunda uyumlaştırmaların gerçekleştirildiği ancak Şirketin aktif bir hukuki ilişki içerisinde olmadığı, ilgili mevzuatlar kapsamındaki saklama yükümlülükleri ile sınırlı olarak veri işleme faaliyeti gerçekleştirdiği eski çalışanlar bakımından aydınlatma yükümlülüğünün gerçekleştirilmesinin pratikte mümkün olmadığının belirtildiği, 385 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişinin, ilgili kişilere; veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, işlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi, 11 inci maddede sayılan diğer hakları konusunda bilgi vermekle yükümlü olduğu, ilgili kişinin şikayet başvurusu ve veri sorumlusunun cevabi yazısından anlaşıldığı üzere ilgili kişinin kişisel verilerinin 2014-2015 yıllarında işlendiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 07.04.2016 itibariyle yürürlüğe girdiği, bu çerçevede söz konusu tarihler itibariyle Kanunun yürürlüğe girmemiş olması sebebiyle kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin de mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, • 4857 sayılı İş Kanununun 75 inci maddesinin “İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.” hükmünü haiz olduğu, • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun ‘Prim belgeleri ve işyeri kayıtları’ başlıklı 86 ncı maddesinde “İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek zorundadır.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, • İşverenin çalışanlarının özlük dosyalarını düzenlemesi bakımından veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki yükümlülükleri dolayısıyla veri işleme faaliyetinin gerçekleştirildiği, söz konusu veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ‘kanunlarda açıkça öngörülme’ ve aynı fıkranın (ç) bendinde yer alan ‘veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için zorunlu olması’ şartlarına dayanılarak gerçekleştirildiği sonucuna varıldığı, • İlgili kişinin açık rızası olmaksızın sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin olarak; -Çalışanlara ait sağlık verisi içeren kayıtların kişisel sağlık dosyalarında saklanmakta olduğu, kişisel sağlık dosyalarının yalnızca sır saklama yükümlülüğü altında bulunan iş yeri hekiminin erişimi ile sınırlı olarak saklanmakta olduğu ve Şirketin sistemlerinde kayıtlı olmadığı, -İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin “İşyeri Hekiminin Yükümlülükleri” başlıklı 11 inci maddesinde “İşyeri hekimleri, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yaparken, işin normal akışını mümkün olduğu kadar aksatmamak ve verimli bir çalışma ortamının sağlanmasına katkıda bulunmak, işverenin ve işyerinin meslek sırları, ekonomik ve 386 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 ticari durumları hakkındaki bilgiler ile çalışanın kişisel sağlık dosyasındaki bilgileri gizli tutmakla yükümlüdürler.” hükmü uyarınca iş yeri hekimlerinin sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişilerden olduğu, -Aynı Yönetmeliğin “İşyeri Hekimlerinin Görevleri” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer aldığı üzere iş yeri hekiminin sağlık gözetimi kapsamında yapılacak işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler ile ilgili olarak çalışanları bilgilendirmek ve onların rızasını alma, çalışanların yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesi ile gerekli tetkiklerin sonuçlarını yönetmelik ekinde verilen örneğe uygun olarak düzenleme ve işyerinde muhafaza etme görevlerinin bulunduğu, -Öte yandan Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sağlık verilerinin ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından açık rıza aranmaksızın işlenebileceğinin düzenlendiği, -Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında ise özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şartının bulunduğu, bu kapsamda “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31/01/2018 tarihli ve 2018/10 sayılı Kararı çerçevesinde yeterli önlemlerin belirlendiği hususları dikkate alınarak Kurul tarafından özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde veri sorumlularınca alınması gereken yeterli önemler alınmak suretiyle mevzuatta öngörülen görevleri kapsamında iş yeri hekimi tarafından sağlık verisinin işlenmesinin mümkün olduğu değerlendirmelerinden hareketle, • Şikayet dilekçesi ve veri sorumlusunun cevaplarından ilgili kişinin kişisel verilerinin 2014-2015 yıllarında işlendiğinin anlaşıldığı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 07.04.2016 itibariyle yürürlüğe girdiği, bu çerçevede söz konusu tarihler itibariyle Kanunun yürürlüğe girmemiş olması sebebiyle kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla bu hususta Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına, • İşverenin çalışanlarının özlük dosyalarını düzenlemesi bakımından veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki yükümlülükleri dolayısıyla veri işleme faaliyetinin gerçekleştirildiği, söz konusu veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ‘kanunlarda açıkça öngörülme’ ve aynı fıkranın (ç) bendinde yer alan ‘veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için zorunlu 387 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU olması’ şartlarına dayanarak gerçekleştirildiğine, • İlgili kişinin açık rızası olmaksızın sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin olarak; İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin “İşyeri Hekiminin Yükümlülükleri” başlıklı 11 inci maddesi hükmü uyarınca iş yeri hekimlerinin sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişilerden olduğu, aynı Yönetmeliğin “İşyeri Hekimlerinin Görevleri” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer aldığı üzere çalışanların yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesi ile gerekli tetkiklerin sonuçlarını yönetmelik ekinde verilen örneğe uygun olarak düzenleme ve işyerinde muhafaza etme görevlerinin bulunduğu, 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel veriler arasında sayılan sağlık verilerini içermesi sebebiyle gerek çalışan gerekse de eski çalışanlarına ait kişisel sağlık dosyalarının yalnızca sır saklama yükümlülüğü altında bulunan iş yeri hekiminin erişimi ile sınırlı olarak saklanmakta olduğunun beyan edildiği ve ilgili kişinin kişisel verilerinin güvenliğinin sağlanmadığına yönelik bir iddiası olmadığı hususları dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenen özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde veri sorumlularınca alınması gereken yeterli önlemler alınmak suretiyle mevzuatta öngörülen görevleri kapsamında iş yeri hekimi tarafından sağlık verisinin işlenmesinin mümkün olduğuna, • İlgili kişinin ticari elektronik ileti gönderilmek suretiyle kişisel verilerinin hukuka aykırı işlendiği iddiasına ilişkin olarak herhangi bir somut delile rastlanılamadığından bu aşamada Kurum tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.83 “Sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlal bildirimi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09.10.2020 tarih ve 2020/787 sayılı Karar Özeti Sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir veri sorumlusu tarafından Kuruma intikal ettirilen kişisel veri ihlali bildiriminde özetle; • İhlalin 30.09.2020 tarihinde başladığı, • İhlalin 05.10.2020 tarihinde tespit edildiği ve yine aynı tarihte sona erdiği, • Dünya genelinde yaygın olan ve veri sorumlusu tarafından da kullanılan bir uygulamada bulunan açıktan yararlanılarak, veri sorumlusu nezdinde söz konusu uygulamanın bulunduğu tek sunucuya zararlı bir yazılımın yüklendiğinin tespit edildiği, • Veriye erişim/ulaşılabilirlik bakımından ihlalin etkisinin, sunucuda bulunan uygulamanın erişiminin gerektiği “xml” formatındaki bazı dosyalara ulaşılamaması sonucunda fonksiyonlarını yerine getirememesi olduğu, 388 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İhlalden etkilenen kişisel verilerin Kimlik Verisi (Ad-Soyad; Ticari Unvan, TCKN, Bağlı Olunan Vergi Dairesi), İletişim Verisi (Adres, E-Posta Adresi, Faks Numarası, Telefon Numarası), Müşteri İşlem Verisi (E-Faturanın Düzenlenme Tarihi ve Belge Numarası, Malın Nevi, Miktarı, Fiyatı ve Tutarı, Vergi Türü, Oranı ve Tutarı, Satılan Malların Teslim Tarihi ve İrsaliye Numarası, Fatura Tipi, Fatura Kayıt No. Ödeme Tarihi, Ödeme Şekli) olduğu, • İhlalden etkilenen kişi sayısının 200 (1 müşteri ve 199 tedarikçi); kayıt sayısının ise 1187 olduğu, • Fatura ilişkisi kapsamında hâlihazırda veri sorumlusunun veri kayıt sisteminde bulunan iletişim bilgileri vasıtasıyla ilgili kişilere bildirimin en geç Kişisel Verileri Koruma Kuruluna ihlal bildirimin yapıldığı tarihi takiben 3 (üç) iş günü içinde gerçekleştirileceği, İhlal ile ilgili olan çalışanların son bir yıl içerisinde aldığı eğitimler hakkında; • ISO27001 uyumu ve sertifikası kapsamında bilgi güvenliği eğitimlerinin çalışanlar bakımından zorunlu eğitim statüsünde olduğu ve bu eğitimlerin her yıl güncel içerik ile tekrarlandığı, • Ayrıca işe yeni giren çalışanlar bakımından da aynı eğitimlerin oryantasyon programları kapsamında verildiği, • Veri sorumlusunun vermiş olduğu eğitimlerin, sunumların, katılım durumunu tevsik edici belgelerin ve log kayıtlarının münferit ekler olmak üzere veri ihlal bildirim formunun ekinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun bilgilerine sunulduğu, İhlalden önce alınmış bulunan teknik tedbirler hususunda; • Ağ güvenliği ve uygulama güvenliği sağlandığı, • Bilgi teknolojileri sistemleri tedarik, geliştirme ve bakımı kapsamındaki güvenlik önlemlerinin alındığı, • Çalışanlar için yetki matrisi oluşturulduğu, • Erişim loglarının düzenli olarak tutulduğu, • Görev değişikliği olan ya da işten ayrılan çalışanların bu alandaki yetkilerinin kaldırıldığı, • Güncel anti-virüs sistemleri kullanıldığı, • Güvenlik duvarlarının kullanıldığı, • Kâğıt yoluyla aktarılan kişisel veriler için ekstra güvenlik tedbirleri alındığı ve ilgili evrakın gizlilik dereceli belge formatında gönderildiği, • Kişisel verilerin yedeklendiği ve yedeklenen kişisel verilerin güvenliğinin de sağlandığı, 389 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Kullanıcı hesap yönetimi ve yetki kontrol sisteminin uygulandığı ve bunların takibinin de yapıldığı, • Mevcut risk ve tehditlerin belirlendiği, • Her yıl sızma testi uygulandığı, • Kullanıcı bilgisayarlarının USB’lerinin kapalı durumda olduğu, sadece özel üretim cihazlarında açık olduğu, • Veri kaybı önleme yazılımlarının kullanıldığı, • Saldırı tespit ve önleme sistemlerinin kullanıldığı, İhlalden önce alınmış olan idari tedbirler ile ilgili olarak; • Çalışanlar için veri güvenliği hükümleri içeren disiplin hükümlerinin mevcut olduğu, • Erişim, bilgi güvenliği, kullanım, saklama ve imha konularında kurumsal politikalar hazırlandığı ve uygulamaya başlandığı, • Gizlilik taahhütnameleri yapıldığı, • Kişisel veri güvenliği politika ve prosedürlerinin belirlendiği, • Kişisel veri güvenliği sorunlarının hızlı bir şekilde raporlandığı, • Kişisel veri güvenliğinin takibinin yapıldığı, • Kişisel verilerin mümkün olduğunca azaltıldığı, • Kurum içi periyodik ve/veya rastgele denetimler yapıldığı ve yaptırıldığı, • Özel nitelikli kişisel veri güvenliğine yönelik protokol ve prosedürler belirlendiği ve uygulandığı, İhlalden sonra alınmış teknik tedbirler hakkında; • Zararlı yazılımın bulunduğu sunucunun host edildiği lokasyonun dış bağlantılara kapatıldığı, • Adli bilişim yazılımları ile sistemin denetlendiği, • Şirket dış bağlantıları kesilerek kontrollü olarak aktive edildiği, • Sunucular üzerinde zararlı yazılımlar için forensic çalışması yapıldığı, • Siber istihbarat verilerinin analiz edildiği, • Gerçek zamanlı proses ve dosya hareketleri izlemeleri başlatıldığı, • Kullanılan yedekleme sisteminin kontrollü bir lokasyona taşındığı, • Veri sorumlusu bünyesinde daha önceden gerçekleşen ve kayıtları bulunan zararlı 390 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 aktivitelerin detaylarının elde edilmesi sürecinin devam ettiği, • Uç noktalarda (istemci ve sunucu) tehdit ve güvenlik zafiyeti avcılığına yönelik çalışmaların devam ettiği, • Tehdit avcılığına yönelik kural tanımlarının yapılması işlemlerine devam edildiği, • Uç nokta tespit ve müdahale aracının kurulması işlemlerinin devam ettiği, • Uç nokta tespit ve müdahale aracına ait sensörlerin tüm uç noktalara dağıtılması işlemlerinin sürdüğü, • Uç noktalardan verilerin sorunsuz gelmesi için gerekli konfigürasyonların düzenlemelerinin devam ettiği, • İlk tespitlerde rastlanmamış olmasına karşın tekrardan hizmet temin edilen uzman firmadan alınan IOC bilgileri ve olaylara müdahale ekibi tarafından sağlanan kurallar aracılığıyla, sistemlerin ele geçirilmediğinin teyidine devam edildiği, • Ele geçtiği belirlenen uç noktalardan gerekli iz ve kayıtların toplanması sürecinin devam ettiği, • Zararlı IP ve domainlerin belirlenmesi, sistem üzerindeki kalıcılık mekanizmalarının belirlenmesi, arka kapıların tespit edilmesi ve zararlı proseslerin tespit edilmesi işlemlerinin devam ettiği, İhlalden sonra alınmış idari tedbirler hususunda; • Veri İhlali Müdahale Planı prosedürünün derhal olay özelinde uygulamaya alındığı, • Yetkisiz erişim denemelerinin veri sorumlusunun bilgi teknolojileri birimi tarafından tespit edildiği an üst yönetime ve Şirket Kişisel Verilerin Korunması Komitesine (“Komite”) raporlandığı, • Komite ve üst yönetim tarafından derhal veri güvenliği ekibi kurulduğu, • Veri ihlali yetkilisinin bu ekibe başkanlık etmek üzere atandığı, • Siber güvenlik alanında uzman bir firma tarafından yetkilendirilen Siber Olaylara Müdahale Ekibinin, Veri Güvenliği Ekibine dâhil edildiği, • Veri Sorumluları Sicili kaydına göre revize edilen politika, prosedür ve gizlilik taahhütlerinin güncel versiyonlarının çalışanlara iletildiği, • Veri Sorumluları Sicili kaydına göre revize edilen politikaların güncel versiyonlarının internet sitesinde yayımlandığı ifadelerine yer verilmiş; ihlal öncesi ve sonrası alınmış teknik ve idari tedbirlere ilişkin tevsik edici belgeler bildirim formunun ekinde Kurulun bilgilerine sunulmuştur. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09.10.2020 tarih ve 2020/787 sayılı Kararı ile; 391 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • İhlalin veri sorumlusunun tedbir eksikliğinden kaynaklanmayıp yaygın kullanılan bir uygulamadan kaynaklandığı; bu duruma veri sorumlusunun müdahale edemeyeceği, • Veri sorumlusunun ihlali kısa zamanda fark etmiş olduğu, • İhlalden etkilenen kişisel verilerin şahıs şirketi kaşelerinden ve kamuya açık kaynaklardan rahatlıkla elde edilebileceği, • Veri sorumlusunun ihlalden etkilenen kişilere üç iş günü içerisinde bildirim gerçekleştireceğini belirttiği, • İhlalin ilgili kişiler açısından olumsuz sonuçlar doğurma riskinin düşük olduğu, • Veri sorumlusunun makul teknik ve idari tedbirleri almış olduğu hususları dikkate alındığında, söz konusu ihlale ilişkin ilgili kişilere bildirim yapıldığını tevsik edici belgelerin Kuruma gönderilmesi suretiyle söz konusu veri ihlal bildirimi ile ilgili olarak Kanunun 12 nci maddesi kapsamında yapılacak ilave bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.3.84 Bir teknoloji şirketinin veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/10/2020 tarih ve 2020/816 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • İhlalin, mağazada yapılan bir alışveriş sonrasında adına e-fatura düzenlenen müşterinin sistemde kayıtlı e-posta adresine ilgili faturanın gönderilmesi neticesinde bu faturanın aynı ad ve soyada sahip farklı bir müşteriye ulaşması neticesinde gerçekleştiği, • CRM sistemi üzerinde adına fatura düzenlenen müşterinin telefon numarasının aynı ad ve soyada sahip iki farklı müşteri adına oluşturulduğu ve kayıtlarda her ikisinde de yer aldığı, • Bu durumun kişilerin GSM-1 ve GSM-2 olarak oluşturulan kayıtları arasına aynı telefon numarasının bir müşteri için GSM-1, diğer müşteri için GSM-2 olarak kaydedilmiş olması nedeniyle fatura gönderiminde hatalı e-posta adresine ulaşılması nedeniyle meydana geldiği, • 15.10.2020 tarihinde kişisel verileri ihlal edilen müşteri ile aynı ad ve soyada sahip müşterinin müşteri hizmetlerini arayarak kendisine iletilmiş olan e-mailde yer alan faturanın kendisine ait olmadığı bilgisini vermesi üzerine sistem üzerinden kontroller gerçekleştirilerek ihlalin tespit edildiği, • Kayıtlarda meydana gelen karışıklığın mağazadaki kayıt aşamasında hatalı bilgi girişinden mi yoksa CRM sistemindeki veri tekilleştirme özelliğinden mi kaynaklandığına ilişkin araştırmaların sürdüğü, 392 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İhlalin hemen ardından müşteri kayıtlarının sistem üzerinden düzeltildiği, hatalı faturanın diğer müşteriden geri alınmasının sağlandığı ve doğru bilgilerle doğru kişiye fatura düzenlendiği, • İhlalden etkilenen kişisel verilerin; müşterinin adı soyadı, T.C. Kimlik Numarası, cep telefonu numarası ve fatura bilgileri olduğu, • İhlal edilen kişisel verilerin olumsuz etki doğurması yüksek olmayan kişisel veriler olduğu ve aynı zamanda ihlalin etkisinin azaltılması amacıyla ilgili kişiye bildirim yapılması ve sehven gönderilen e-postanın silinmesi gibi gerekli işlemlerin gerçekleştirildiği, • İhlalin 15.10.2020 tarihinde gerçekleştiği ve 16.10.2020 tarihinde tespit edildiği, • İhlalden etkilenen kişi sayısının 1; kayıt sayısının 4 olduğu, • İlgili kişiye telefon görüşmesi ile bildirim yapıldığı ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22/10/2020 tarih ve 2020/816 sayılı Kararı ile; • İhlalden 1 kişiye ait kişisel verilerin etkilendiği, • İlgili kişiye telefon yoluyla bildirim yapıldığı, • İhlale konu kişisel verilerin ilgili kişi üzerinde olumsuz etki doğurma olasılığının düşük olduğu, • İhlale konu e-postanın silinmesinin sağlandığı, • Veri sorumlusunun ihlale kısa zamanda müdahale ettiği hususları dikkate alındığında, bu aşamada veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 nci maddesi kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına karar verilmiştir. 1.3.85 Bir sigorta şirketinin kişisel veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24.11.2020 tarih ve 2020/905 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusu bir sigorta şirketinin Kuruma intikal eden yazılarında özetle; • Veri sorumlusunun internet sayfasının bulunduğu test sunucusunun siber saldırıya uğradığı ve bu durumun aynı tarihte veri sorumlusu tarafından tespit edildiği, • Test sunucusunda bulunan internet sayfasının kullanıcı giriş ekranından birden çok giriş denemesi yapılması sonucunda sisteme giriş sağlanabildiği, • Gerçekleşen yetkisiz erişim sonucu uygulamanın bulunduğu veri tabanının silindiği 393 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ve silinen veri tabanı yerine fidye taleplerinin bulunduğu yeni bir veri tabanının sisteme yüklendiği, • Veri tabanının silinmesi işleminden önce muhtemelen siber saldırıyı gerçekleştiren kişi/kişiler tarafından kopyalandığının veri sorumlusu tarafından düşünüldüğü, • Giriş denemeleri belirli aralıklarla yapılmış olduğundan SIEM sistemi tarafından algılanmadığı, • Yurtdışından çok fazla giriş denemesi gerçekleştiği ancak bunun herhangi bir anomaliye sebep vermediği, • İhlalden etkilenen kişi sayısının 311 olduğu, • İhlalden etkilenen kişisel verilerin T.C. kimlik no, isim, soy isim, e-posta, plaka bilgisi olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu kişisel veri ihlali bildiriminin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) 24.11.2020 tarih ve 2020/905 sayılı Kararı ile; • İhlale konu test sunucusunun, veri sorumlusu nezdinde yıllık olarak yapılan sızma testleri kapsamına alınmamasının söz konusu test sunucusunda gerekli kontrollerin yapılmadığının göstergesi olduğu, • Veri sorumlusuna ait “BT Veri Güvenlik ve Veri İhlali Prosedürü”nde tedbirler kapsamında “Periyodik aralıklarla veya ihtiyaç duyulduğunda sızma testi hizmeti alarak sistem açıklarının kontrolü sağlanmalıdır.” ifadesinin bulunmasına rağmen test sunucularının prosedürdeki tedbirlere uygun bir şekilde kontrol edilmediği, söz konusu kontrollerin uygun bir şekilde yapılmadığı, • Test sayfasının tüm dünyaya açık olarak ulaşılabilir olduğu, saldırganın 7 kez giriş denemesi sonucunda sisteme başarılı bir şekilde giriş yapmış olduğu, veri sorumlusu nezdinde kullanılan parolaların yeteri kadar karmaşık ve güçlü olmadığı, • Veri ihlali öncesinde test aşamasında kullanılan kişisel verilerin test sunucusundaki veri tabanına kaydedildiği, veri ihlali sonrasında ise mevcut teknolojinin değiştirilerek test sunucusunda kişisel verilerin kaydedilmeden test işlemlerinin yapılabildiği dikkate alındığında veri sorumlusunun kişisel verileri veri tabanına kaydetmeden test işlemlerini yapmış olması durumunda gerçekleşen siber saldırı vakasında kişisel veri ihlalinin söz konusu olmayacağının görüldüğü, • Veri ihlali öncesinde test sunucusuna yapılan erişimlerde sistemler arasında SSL VPN gibi güvenli iletişim sağlama yöntemlerinin kullanılmadığı, ayrıca ek güvenlik katmanı olarak erişimlerde İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA) gibi güçlü kimlik doğrulama yöntemlerinin kullanılmadığı, • Veri ihlalinden etkilenen kişisel veriler arasında, T.C. kimlik numarasının bulunduğu, ilgili kişiler için önem arz eden bir veri olduğundan söz konusu veri grubu işlenirken 394 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 verilerin şifrelenerek muhafaza edilmesi durumunda verilere yetkisiz olarak erişilse bile veri ihlalinin ilgili kişiler üzerindeki olası olumsuz etkilerinin azaltılabileceği, ancak veri sorumlusunun böyle bir eylemde bulunmadığı dikkate alındığında kişisel verilerin gizlilik derecesine göre muhafaza edilmesi konusunda veri sorumlusu tarafından yeteri kadar özen gösterilmediği hususları dikkate alınarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari ve tedbirleri almayan Şirket hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 300.000 TL, Kurula ve ilgili kişilere yapılan bildirim ile ilgili olarak; • İhlalin 28.02.2020 tarihinde tespit edildiği ve 04.03.2020 tarihinde Kurula bildirildiği dikkate alındığında Kurulun 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı ile belirlenen veri ihlalinin öğrenilmesinden itibaren başlayan 72 saatlik süre içerisinde veri sorumlusunun Kurula bildirimde bulunmadığı, • Geç bildirimde bulunulmasına sebep olarak ilgili teknik çalışmaların (sunucu ve firewall log kayıtlarının incelenmesi işlemleri) gecikmesinin gösterildiği, • Veri sorumlusu tarafından veri ihlaline ilişkin veri sorumlusunun internet sitesinde duyuru yapılmış olmasının, ilgili kişilerin tespit edilmiş olması nedeniyle ilgili kişilere bildirim şeklinde kabul edilemeyeceği, • Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18.09.2019 tarih ve 2019/271 sayılı Kararına uygun olarak ilgili kişilere bildirim yapılmadığı dikkate alınarak, veri sorumlusunun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer verilen “en kısa sürede” (24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararında belirtilen 72 saatlik süre içerisinde) bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi ve 18.09.2019 tarih ve 2019/271 sayılı Kurul Kararına uygun şekilde ilgili kişilere bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca veri sorumlusu hakkında 30.000 TL olmak üzere toplam 330.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.3.86 “Belediyede memur olarak görev yapan ilgili kişinin, veri sorumlusu bünyesinde işe giriş çıkış takibinin biyometrik veri işlenerek yapılması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 01/12/2020 tarihli ve 2020/915 sayılı Karar Özeti Kurula intikal eden şikâyette ilgili kişi tarafından veri sorumlusu bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında çalışan memur olduğu, veri sorumlusu bünyesinde personel giriş çıkışlarının takibi için parmak izi okuma cihazları ile kişisel 395 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU verilerinin, her personel için parmak izi bilgilerinin alındığı ve sisteme tanıtıldığı, bu konudaki uygulama için kendisine ait olan parmak izi bilgilerinin veri sorumlusunun kayıt sisteminden, kağıt ortamından ve elektronik ortamdan silinmesi ve kendisine bilgi verilmesi talebiyle veri sorumlusuna başvuru yaptığı; kendisine verilen cevapta sistemlerinden bu bilgilerin silinemeyeceğinin beyan edildiği, parmak izi bilgilerinin onayı olmadan işlenemeyeceği ve resmi başvuru yapmasına rağmen verilerinin silinmesi isteğinin kabul edilmediği belirtilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde söz konusu iddialara ilişkin olarak veri sorumlusunun savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda • Tüm birimlerde tutulan kişisel veriler üzerinde Kanun kapsamında çalışmalara 2018 yılında başlandığı, irtibat kişilerinin belirlenerek personelin bu konu hakkında eğitim, e-posta ve duyuru panolarına asılan aydınlatma metinleriyle bilgilendirildiği ve kişisel verilerin korunması ve işlenmesine dair politika ve prosedürlerin hazırlandığı, ayrıca yapılan işlemlerin tamamlanması ve devamında işletilmesi, 6698 sayılı Kanuna ve standartlara uygun yapıldığının ölçülebilmesi hususunda Bağımsız Denetim Firması tarafından denetlenerek BS10012-2009 Veri Koruma ve Kişisel Bilgi Yönetim Standardı Sertifikası ile belgelendirildikleri, • Başkanlığa ait Kültür Merkezleri, Bilgi Evleri, Spor Salonları vb faaliyet gösteren çok sayıda tesisin bulunduğu, iştirak personeli dahil olmak üzere 2302 kişinin istihdamının sağlandığı, kişisel verilerin korunmasına yönelik yapılacak başvuru ve taleplerin usulüne ilişkin …… Belediyesi Kişisel Verilerin İşlenmesi Duyuru Aydınlatma Metninin, Başkanlığın resmi web sitesi üzerinden ilan edildiği, ….. Belediyesi Kişisel Verilerin Korunması Başvuru Formunun doldurularak hangi yöntemlerle başvuru yapılacağının duyurulduğu, Başkanlık personeline ise hizmet içi eğitimlerle konuya ilişkin bilgilendirmenin yapıldığı, • İlgili kişiye ait başvuruda Kişisel Verilerin Korunması Başvuru Formunun bulunmaması, başvurunun veri sorumlusu görevini yürütmekte olan personele ulaştırılmaması ve çalıştığı Müdürlüğe verilmiş olan dilekçenin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne Bilgi ve Belge Talebi konulu başvuru olarak gönderilmesi nedeniyle ilgiliye ait başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilmediği, buna bağlı olarak verilen cevap yazısında kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullanabilmek amacıyla personelin işe giriş çıkışlarının takibi için parmak izinin kullanıldığı herhangi bir şaibeye mahal vermeden verinin temin edildiği ve üçüncü kişilerle paylaşılmasının teknik olarak mümkün olmadığının bildirildiği, alınan parmak izi şablonunun silinemeyeceğine dair herhangi bir ifadenin ise kullanılmadığı, • Başkanlıkça uygulanmakta olan PDKS sistemi gereği personelden alınan parmak izlerinin salt mesai kontrollerinde kullanıldığı, mesai kontrolü için ayrıca sicil numarası ve şifreli giriş, ıslak imzalı form yöntemlerinin kullanıldığı, covid-19 salgını sebebiyle halihazırda müdürlüklerde personel kontrolünün listelerin ıslak imzalanması metodu ile sağlandığı, parmak izi sisteminin devre dışı olduğu, parmak izi tanıma algoritmasının temel işlevinin parmak izinin çıkartılması ve karakterlerin 396 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 eşleştirilmesi olduğu, parmak izinin çıkartılmasıyla kastedilenin parmak izinin temel karakteristik verilerinin şifrelenip karakteristik bir şablon haline getirilmesi olduğu, bir şablon haline getirilen parmak izinin daha sonra hiçbir şekilde görüntüsünün alınamadığı ve işlem yapılamadığı, kullanılan şifrelenmiş parmak izi şablonunun özel bir algoritma olduğu ve üçüncü kişilere tamamen kapalı olduğu, parmak izi şablonunun formatının teknik belgeler veya ürün kaynak kodları vasıtasıyla dahi herhangi biri tarafından öğrenilmesi veya başkalarının bilgisine açılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 01/12/2020 tarihli ve 2020/915 sayılı Kararı ile, • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “kişisel veri”nin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; “veri sorumlusu”nun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi; “kişisel verilerin işlenmesi”nin ise kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlandığı, • Özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alan biyometrik veri tanımına Kanunda yer verilmemekle birlikte, 25.05.2018 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğünde (GDPR) biyometrik verinin; “yüz görüntüleri veya daktiloskopik veriler gibi bir gerçek kişinin özgün bir şekilde teşhis edilmesini sağlayan veya teyit eden fiziksel, fizyolojik veya davranışsal özelliklerine ilişkin olarak spesifik teknik işlemeden kaynaklanan kişisel veriler” olarak tanımlandığı, • GDPR’nin Recital bölümünün 51 inci maddesinde de fotoğrafların işlenmesinin doğrudan biyometrik veri olarak nitelendirilemeyeceği, yalnızca gerçek bir kişinin benzersiz bir şekilde tanımlanmasına veya doğrulanmasına izin veren belirli bir teknik yöntemle işlendiğinde, bu verilerin biyometrik verilerin tanımı kapsamında kabul edileceğine yönelik açıklamalara yer verildiği, dolayısıyla bir verinin biyometrik veri kapsamında değerlendirilebilmesi için o verinin sadece o kişiyi tanımlayabilme ya da doğrulayabilme özelliğine sahip olmasının kriter alındığının değerlendirildiği, yine Danıştay 15. Dairesinin 2014/4562 Esas sayılı kararında biyometrik yöntemlerin, ölçülebilir fizyolojik ve bireysel özellikleri aracılığıyla gerçekleştirilen ve otomatik şekilde doğrulanabilen kimlik denetleme tekniklerini ifade ettiği belirtilerek, bu yöntemler arasında parmak izi tanıma, avuç içi tarama, el geometrisi tanıma, iris tanıma, yüz tanıma, retina tanıma, DNA tanıma gibi yöntemlerin bulunduğunun ifade edildiği dikkate alındığında, işe giriş çıkışlarda personelin parmak izinin taranması suretiyle kişilerin kimlik doğrulamasının yapılması hususunda adı geçen 397 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU veri sorumlusunun özel nitelikli kişisel veri niteliğindeki biyometrik veri işleme faaliyetinde bulunduğu, • Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde yer alan ilkelerden, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesi çerçevesinde işlenen verilerin belirlenen amaçların gerçekleştirilebilmesine elverişli olması, amacın gerçekleştirilmesiyle ilgili olmayan veya ihtiyaç duyulmayan kişisel verilerin işlenmesinden kaçınılmasının gerektiği; ölçülülük ilkesinin ise, veri işleme faaliyeti ile gerçekleştirilmesi istenen amaç arasında makul bir dengenin kurulması, diğer bir ifadeyle veri işlemenin amacı gerçekleştirecek ölçüde olması gerektiğine işaret ettiği; bu kapsamda, kişisel veri işleme faaliyetinin gerçekleşmesi için gerekli olmayan kişisel verilerin toplanmaması ve/veya işlenmemesi gerektiği, veri sorumlusunun amacı çerçevesinde, ölçülülük ilkesine uygun olarak ilgili kişiden minimum düzeyde bilgi talep etmesi, bunun dışındaki amaç için gerekli olmayan veri işlemeden kaçınması gerektiği, • Kişisel verilerin işlenmesi ilgili kişinin iznine bağlı olarak gerçekleştirilse ve belirli bir amaca bağlı olsa bile açık rızanın aşırı miktarda veri toplanmasını meşrulaştırmayacağı, buna göre kişisel verilerin yalnızca belirli amaçlar için ve gerektiği kadar toplanması ve amacın gerektirdiği yerlerde kullanılması gerektiği, • Öte yandan, Danıştay 5. Dairenin 2013/5342 E. ve 2013/9525 K. sayılı Kararında “personelden kişisel veri alınması kapsamında olan “parmak izi tarama sistemi” ile mesai takibi uygulamasının, kamusal alanda da olsa “özel hayatın gizliliği” ilkesi kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında; uygulamanın sınırlarını usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağının bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmıştır.” şeklinde hüküm tesis edilmiş olup bu kapsamda, mesai kontrolü için parmak izi alınması gibi çoğunlukla üstün güvenlik önlemi alınmasına ihtiyaç duyulan alanlarda kullanılan yöntem yerine alternatif yollara başvurulabileceği, dolayısıyla veri sorumluları bünyesinde mesai kontrolü amaçlı giriş ve çıkışlar için parmak izi okutma sisteminin kurulmasının Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesi kapsamında ele alınması gerektiği, üstün güvenlik önlemi alınmasına ihtiyaç duyulmayan alanlarda yalnızca mesai kontrolü amacıyla parmak izi alınmasına yönelik uygulamaların mezkur maddenin (ç) bendindeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, • Somut olayda ilgili kişinin veri sorumlusu tarafından kendisine ait olan parmak izi bilgilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesine ilişkin şikâyeti ile ilgili veri sorumlusunun PDKS sistemi gereği personelden alınan parmak izlerinin salt mesai kontrollerinde kullanıldığı, parmak izi tanıma algoritmasının temel işlevinin parmak izinin çıkartılması ve karakterlerin eşleştirilmesi olduğu, parmak izinin çıkartılmasıyla kastedilenin parmak izinin temel karakteristik verilerinin şifrelenip karakteristik 398 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 bir şablon haline getirilmesi olduğu, bir şablon haline getirilen parmak izinin daha sonra hiçbir şekilde görüntüsünün alınamadığı ve işlem yapılamadığı şeklindeki açıklamaları çerçevesinde veri sorumlusu bünyesinde çalışan personellerden işe giriş ve çıkışlarda parmak izlerinin kullanıldığının açıkça kabul edildiği, ilgili kişinin parmak izinin açık rızasına dayanılarak alınıp alınmadığı hususunun anlaşılamadığı; ancak işe giriş ve çıkışlarda söz konusu kişisel verisinin işlenmesinin devam etmesi noktasında ilgili kişinin onayı olmadan parmak izinin işlenemeyeceği hususunda şikayeti bulunduğu dikkate alındığında ilgili kişinin parmak izi kullanılarak mesai kontrolü yapılması hususunda açık rızasının olmadığı kanaatine varıldığı, • Öte yandan veri sorumlusu tarafından mesai kontrolü için parmak izi, sicil numarası ve şifreli giriş, ıslak imzalı form yöntemlerinin kullanıldığı, covid-19 salgını sebebiyle halihazırda müdürlüklerde personel kontrolünün ıslak imzalama metodu ile sağlandığı, parmak izi sisteminin devre dışı olduğuna yönelik savunması dikkate alındığında işe giriş ve çıkış kontrollerinin biyometrik verileri işlemenin haricinde alternatif yollar ile sağlanabildiği, dolayısı ile üstün güvenlik önlemleri alınmasını gerektirecek bir durumun da olmadığının görüldüğü, bu kapsamda veri sorumlusu bünyesinde mesai kontrolü amaçlı giriş ve çıkışlar için parmak izi okutma sisteminin kurulmasının Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinin (ç) bendindeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğu kanaatine varıldığı ve veri sorumlusunun söz konusu uygulamasının Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırılık teşkil ettiği, • Öte yandan, ilgili kişinin Kanunun 7 nci ve 11 inci maddesi çerçevesinde veri sorumlusuna başvurmasına rağmen veri sorumlusu tarafından, söz konusu başvurunun Kişisel Verilerin Korunması Başvuru Formu ile yapılmaması, başvurunun veri sorumlusu görevini yürütmekte olan personele ulaştırılmaması ve çalıştığı Müdürlüğe verilmiş olan dilekçenin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne Bilgi ve Belge Talebi konulu başvuru olarak gönderilmesi nedeniyle ilgiliye ait başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilmediği, buna bağlı olarak da verilen cevabi yazıyla kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanabilmek amacıyla personelin işe giriş çıkışlarının takibi için parmak izinin kullanıldığı, herhangi bir şaibeye mahal vermeden temin edildiği ve üçüncü kişilerle paylaşılmasının teknik olarak mümkün olmadığının bildirildiği, alınan parmak izi şablonunun silinemeyeceğine dair herhangi bir ifadenin kullanılmadığı şeklinde savunma yapıldığı görülmekle birlikte, ilgili kişinin Kanuna atıf yapıp taleplerini açıkça belirten ve tarafına talepleriyle ilgili bilgi verilmesine yönelik isteğini de içeren ıslak imzalı dilekçesini veri sorumlusuna sunduğu, bu anlamda ilgili kişinin kişisel verilerinin silinmesi yönünde talepte bulunduğu, öte yandan söz konusu evraka sayı numarası verildiğinin açık olduğu ancak veri sorumlusunun ilgili kişinin başvurusunu Kanun kapsamında değerlendirmeyip kişisel verisinin silinmesi hususunda herhangi bir ifadeye yer vermeyerek ilgili kişinin talebini cevaplamadığı, bu durumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı değerlendirmelerinden hareketle; • Veri sorumlusu bünyesinde mesai kontrolü amacıyla biyometrik veri olan parmak 399 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU izinin işlenmesinin Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinin (ç) bendindeki amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesine aykırı olduğu, öte yandan söz konusu veri işleme faaliyetinin hukuka uygun bir veri işleme şartına dayanmadığı dikkate alındığında veri sorumlusunun söz konusu uygulamasının Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırılık teşkil ettiği değerlendirildiğinden Kanunun 18 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne göre söz konusu veri sorumlusu bünyesinde görev yapan kişiler hakkında disiplin hükümlerinin işletilmesine ve sonucunun Kurula bildirilmesine, • Veri sorumlusu tarafından bugüne kadar işlenen ve muhafaza edilen parmak izi ile ilgili verilerin Kanunun 7 nci maddesi ile Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ivedilikle imha edilmesi, eğer ilgili özel nitelikli kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılması söz konusu ise, imha edilmesine yönelik işlemlerin bu verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere ivedilikle bildirilmesinin sağlanması, işe giriş ve çıkış işlemlerinin salgın dönemi dışında da geçerli olmak üzere alternatif yollarla sağlanması, biyometrik veri ile giriş çıkış işlemleri yapılması uygulamasına son verilmesi ve mevcut sistemin kaldırılması hususlarında veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Öte yandan söz konusu sistemin kaldırıldığı ve kişisel verilerin imha edildiğini tevsik edici bilgi ve belgelerin Kurula gönderilmesi konusunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Veri sorumlusunun ilgili kişinin başvurusunu Kanun kapsamında değerlendirmeyip kişisel verisinin imhası hususunda herhangi bir ifadeye de yer vermemesinin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı, ilgili kişinin veri sorumlusu bünyesinde bulunan kişisel verilerinin imhası talebine istinaden, talebin yerine getirildiğine ve söz konusu kişisel verilerin imha edildiğine ilişkin ilgili kişinin bilgilendirilmesi ve söz konusu imha işlemine ilişkin tevsik edici bilgi ve belgelerin Kurula iletilmesi hususu ile ilgili kişilerin taleplerine Kanun kapsamında cevap verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.87 “Unutulma hakkı kapsamında ilgili kişinin arama motorunda adı ve soyadı ile bağlantılı sonuçların kaldırılması talebi”ne ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/12/2020 tarihli ve 2020/927 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin şikâyet başvurusunda özetle; üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptığı, görev yapmış olduğu bölümde akademik kadro ilanı verildiği, kadro için sınavların usulüne uygun şekilde yapıldığı ve kadro için aile yakınının sınavlarda başarılı olduğu, ancak sosyal medyada bu kadro işe alımı ile ilgili doğru olmayan haberlerin yapıldığı ve üniversitenin tepkiler üzerine soruşturma başlattığı, soruşturma sonucunda bir usulsüzlük olmadığının üniversite tarafından tespit edildiği, haberlerin kaldırılması talebi ile arama motoruna başvuruda bulunduğu ancak arama motoru tarafından 400 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 URL’ler hakkında herhangi bir işlem yapılmamasına karar verildiği ve ilgili kişinin kaldırma talebini söz konusu siteyi kontrol eden web yöneticisine gönderebileceği bilgisinin tarafına iletildiği, dolayısıyla arama motoru tarafından ilgili kişinin talebinin karşılanmadığı, bu kapsamda yapılan haberlerin aile yakınının ve kendisinin kamuda görev yapmasını ve hayatını olumsuz yönde etkilediği belirtilerek söz konusu içeriklerin arama motorunda indekslenmeyecek şekilde teknik düzenlemeye tabi tutulması talep edilmektedir. Bahse konu şikayet başvurusuna ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından alınan 08/12/2020 tarih ve 2020/927 sayılı Kararda aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek olup Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde kişisel verinin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, veri sorumlusunun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, kişisel verilerin işlenmesinin ise kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade ettiği belirtilmiştir. Kanunun “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi” başlıklı 7 inci maddesinin birinci fıkrası “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.” hükmünü haizdir. Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok 401 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU edilmesini isteme, f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme, haklarına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun “Kişilerin Ad ve Soyadı ile Arama Motorları Üzerinden Yapılan Aramalarda Çıkan Sonuçların İndeksten Çıkarılmasına Yönelik Talepler”e ilişkin olarak almış olduğu 23.06.2020 tarih ve 2020/481 sayılı Kararı ile; • Arama motorlarının, üçüncü taraflara ait internette topladıkları verilerin işlenmesinin amaç ve vasıtalarını belirledikleri göz önünde bulundurularak Kanunun 3 üncü maddesinde yer verilen tanım çerçevesinde veri sorumlusu olarak kabul edilmesine, • Arama motorunun işletmecisinin otomatik, düzenli ve sistematik olarak internette yayınlanan bilgiyi bulduğu, daha sonra kendi indeksleme programları çerçevesinde alıp, kaydedip, organize ettiği kişisel verileri arama sonuçlarının listesi formunda düzenlediği, sunucuları üzerinde sakladığı, belirli durumlarda açıkladığı ve kullanıcılarına sunduğu dikkate alındığında arama motorları tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında ‘kişisel veri işleme” faaliyeti olarak değerlendirilmesine, • Kanunun başvuru ve şikâyet hakkına ilişkin hükümlerinde belirtilen usul ve süreler esas alınarak ilgili kişilerin, arama sonuçlarının indeksten çıkarılmasına yönelik talepleri ile ilgili olarak öncelikle arama motorlarına başvuruda bulunmaları, veri sorumlusu arama motorlarının söz konusu talepleri reddetmeleri veya başvuru sahibine cevap vermemeleri halinde ilgili kişilerce Kurula şikâyette bulunabileceklerine, • İlgili kişinin arama motorları üzerinden kendi ad ve soyadı ile yapacağı bir arama sonucunda gösterilen sonuçların indeksten çıkarılması gerektiğine yönelik yapılacak değerlendirmede, ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun söz konusu bilgiyi edinmesinden sağlayacağı menfaatler arasında bir denge testi yapılması, yarışan menfaatlerden hangisinin ağır bastığının gözetilmesi ve bu değerlendirme yapılırken öncelikli olarak karar ekinde yer verilen açıklamaların dikkate alınması ancak bu konudaki şikâyetlerin değerlendirme sürecinde dikkate alınacak kriterlerin bunlarla sınırlı olmayacağı, her somut olay özelinde Kurulca ilave ölçütlerin de gündeme gelebileceğine, • İlgili kişilerin, arama motorları üzerinden kendi ad ve soyadları ile yapılacak aramalar neticesinde gösterilen sonuçların indeksten çıkarılmasına yönelik taleplerinin veri sorumlusu arama motorları tarafından reddedilmesi veya taleplerine cevap verilmemesi halinde Kurula başvuruda bulunulurken aynı zamanda doğrudan yargı yoluna başvurmalarının da mümkün bulunduğuna karar verilmiştir. 402 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Kişilerin ad ve soyadı ile arama motorları üzerinden yapılan aramalarda çıkan sonuçların indeksten çıkarılmasına ilişkin değerlendirmede dikkate alınacak ve her somut olay üzerinde incelenecek kriterler de Kurulun bahse konu Kararı ile belirlenmiş olup bunlar; ilgili kişinin kamusal yaşamda önemli bir rol oynaması, arama sonuçlarının öznesinin çocuk olması, bilginin içeriğinin doğruluğu, bilginin kişinin çalışma hayatı ile ilgisi, bilginin ilgili kişi hakkında hakaret, onur kırıcı, iftira niteliğine sahip olması, bilginin özel nitelikli kişisel veri niteliği taşıması, bilginin güncelliği, bilginin kişi hakkında önyargıya sebep olması, bilginin kişi açısından risk doğurması, bilginin kişinin kendisi tarafından yayımlanma durumu, içeriğin gazetecilik faaliyeti kapsamında işlenen verileri kapsaması, bilgilerin yayınlanmasında yasal zorunluluk olması, bilginin ceza gerektiren bir suçla ilgili olması şeklinde belirlenmiştir. Bu kapsamda, ilgili kişinin arama motorundan adı ve soyadı ile bağlantılı sonuçların kaldırılmasına yönelik talebinin değerlendirilmesi neticesinde; • İlgili kişinin kamu üniversitesinde görev yapmakta olduğu, başvuru konusu hususlarda ilgili kişinin aile yakınının işe alınması ile ilgili usulsüzlük iddiaları sonucunda üniversite tarafından soruşturma açıldığı bilgisinin doğru olduğu, söz konusu bağlantılarda yer alan haberin ilgili kişinin çalışma yaşamına ilişkin olduğu ve ilgili kişinin hâlihazırda aynı işi yaptığı, bilgilerin özel nitelikli kişisel veri niteliği taşımadığı, yapılan haberlerin 2020 tarihli olduğu, dolayısıyla güncel olduğu, bilginin kişi açısından risk doğurmadığı ve içeriklerin gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilebileceği, öte yandan, bilginin kişi hakkında ön yargıya sebep olabileceği ancak bunun kanıtlanabilir nitelikte olmadığı, ilgili kişiye ilişkin bilgilerin yayınlanmasında yasal zorunluluk bulunmadığı, bilginin kişinin kendisi tarafından yayımlanmadığı, bilginin ceza gerektiren bir suçla ilgili olmadığı hususları göz önünde bulundurularak ilgili kişi hakkında yayınlanan içeriklerin arama motorundan kaldırılması yönündeki talebine ilişkin olarak veri sorumlusu tarafından yapılan işlemin 23.06.2020 tarih ve 2020/481 sayılı Kurul Kararı ekinde yer alan kriterler açısından yerinde olduğuna, bu kapsamda söz konusu şikayet ile ilgili olarak Kanun kapsamında tesis edilecek bir işlem bulunmadığına, • Diğer taraftan ilgili kişinin haber içeriğinin gerçeği yansıtmadığına yönelik iddialarının ise yargı mercileri nezdinde ileri sürülmesi gerektiğine karar verilmiştir. 1.3.88 Bir sigorta şirketinin veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/12/2020 tarih ve 2020/935 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • Sağlık yenileme talebinde bulunan bir müşteriye, Müşteri İletişim Merkezi (Çağrı Merkezi) tarafından sehven başka bir müşterinin poliçe muafiyet bildirimi bilgisinin iletildiği, • Dolayısıyla gerçek kişiye ait sağlık verisinin, konunun tarafı olmayan başka bir 403 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU müşteri ile paylaşıldığı, • Veri Kaybı Önleme Sistemi (DLP) düzenli kontrolleri sırasında, sistemi kontrol eden görevli tarafından veri ihlalinin tespit edildiği ve ilgili birimlere aksiyon alınması için iletildiği, • Veri ihlalinden kimlik, iletişim ve sağlık kategorilerindeki kişisel verilerin etkilendiği, • Sehven iletilen poliçe muafiyet bildiriminde, ilgili kişinin sağlık poliçesi kapsamında olmayan rahatsızlıklarının belirtildiği, • Bu rahatsızlıkların poliçe muafiyetinin, ilgili kişinin bu rahatsızlıklara sahip olması veya sahip olduğu şüphesi olması sebebiyle yazıldığından, ilgili kişinin sağlık verisinin işlendiği, • Veri ihlalinden veri sorumlusu müşterisi olan 1 kişinin etkilendiği, • Veri sorumlusunun Müşteri İletişim Merkezi çalışanlarının müşteriyle direkt temasta olduklarından dolayı düzenli eğitimlere tabi olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/12/2020 tarih ve 2020/935 sayılı sayılı Kararı ile; • İhlalden 1 kişinin etkilendiği, • İhlalden etkilenen kişisel verilerin kimlik, iletişim ve sağlık bilgileri olduğu, • Veri sorumlusunun “en kısa sürede” (24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararında belirtilen 72 saatlik süre içerisinde) Kurumumuza veri ihlalini bildirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, • İlgili kişilere ihlale ilişkin 03.12.2020 tarihinde bildirim yapılacağının belirtildiği hususları dikkate alındığında veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 inci maddesi kapsamında bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmadığına, öte yandan veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye bildirim yapılması ve söz konusu bildirimin yapıldığı ile bahse konu verilerin sehven gönderilen müşteri nezdinde silindiğine dair tevsik edici belgelerin Kurumuza iletilmesi hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.3.89 Bir ilaç şirketinin veri ihlal bildirimi hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 15/12/2020 tarih ve 2020/957 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlal bildiriminde; • İhlalin güvenlik seviyesini artırmak amacıyla yeni bir sunucuya geçiş sürecinde sunucu parametreleri optimize edilmediği için aylık maaş bordrosu bildirimlerinin 404 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 e-posta yoluyla bildirilmesinde sistemsel bir hata meydana gelmesi ile oluştuğu, • Sistem tarafından otomatik olarak oluşturulan ve güncel maaş bordrolarını içeren e-postalarda meydana gelen hata nedeniyle, 337 çalışanın bordrosunun yanlış çalışanlara gönderildiği, • İhlalin yanlış bordro giden bir çalışanın e-posta yoluyla İnsan Kaynakları Departmanına bilgi vermesi sonucu anlaşıldığı, • İhlalin 27.11.2020 tarihinde gerçekleştiği ve aynı gün tespit edildiği, • Teknik eşleştirme hatası nedeniyle çalışanın aylık bordrosuna, başka bir çalışan tarafından erişilebilmesinin mümkün olduğu, • Bordroların, çalışanın o ayki maaş bilgisi ve ad- soyad, banka hesap numarası ve T.C. kimlik numarası gibi kişisel veriler içerdiği, • İhlalden etkilenen kişi sayısının 337; kayıt sayısının 1348 olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu bildirimin incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 15/12/2020 tarih ve 2020/957 sayılı Kararı ile; • İhlalin, gerçekleşmesinden 13 dakika sonra tespit edildiği, gerçekleşmesinden 2 saat sonra ise sonlandırıldığı, • İhlalin, güvenlik seviyesini arttırmak amacıyla yeni bir sunucuya geçiş sürecinde oluştuğu, • İhlal veri sorumlusunun çalışanlarının bordro bilgilerinin diğer çalışanlara gönderilmesi şeklinde gerçekleştiğinden olumsuz etki doğurma olasılığının düşük olduğu, • İhlale sebep olan e-postaların silinmiş olduğu ve e-postaların gönderildiği kişilere gerekli uyarının yapıldığı, • İhlale sebep olan konuda ihlal sonrası gerekli teknik ve idari tedbirlerin alındığı dikkate alındığında Kanunun 12 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında veri sorumlusu hakkında bu aşamada yapılacak bir işlem olmadığına, • İhlalin tespit tarihinden sonra 72 saat içinde Kurula bildirilmemiş olduğu dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca işlenen verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde en kısa sürede ilgilisine ve Kurula, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18.09.2019 tarih ve 2019/271 sayılı Kararına uygun olarak bildirimde bulunması hususunda daha dikkatli olunması, ayrıca ilgili kişilere bildirim yapıldığına ve e-postanın gönderildiği kişilere e-postanın silinmesi yönünde uyarının yapıldığına ilişkin tevsik edici belgelerin Kurumumuza gönderilmesi hususlarında veri sorumlusunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 405 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 1.4 2021 YILI KURUL KARARLARI 1.4.1 İlgili kişinin kişisel verilerinin bilgisi dışında veri sorumlusu banka nezdinde sorgulanması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 12/01/2021 tarihli ve 2021/32 sayılı Karar Özeti İlgili kişi adına vekilinden alınan şikâyette, ilgili kişinin, şikâyet edilen veri sorumlusu banka bünyesinde müdür yardımcısı pozisyonunda çalışmakta olan eşi ile boşanma davasının mevcut olduğu, bu süreçte şikâyet edilen banka aracılığıyla, müvekkiline ait kişisel veri niteliğinde bilgilerin sorgulandığı ve bu bilgilerin boşanma davası dosyasına sunulduğu, bahse konu evrakın, müvekkilinin geçmiş yıllara ilişkin karşılıksız çek bilgileri ve yine müvekkili hakkındaki tedbir kararlarına ilişkin olduğu, bu bilgilerin ancak müvekkilinin izin ve onayı dâhilinde sorgulanabileceği, söz konusu sorgulamanın banka aracılığıyla yapılmış olmakla kalmayıp müvekkilinin kişisel verilerinin, kişisel çıkar amacıyla mahkemeye sunulmak suretiyle paylaşıldığı ve bu kapsamda özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği, bu durumun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırılık teşkil ettiği ve şikâyet edilen veri sorumlusu bankaya aykırılığı gidermesi ve söz konusu durumdan doğan zararları tazmin etmesi amacıyla iadeli taahhütlü başvuru yapılmasına rağmen 30 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir cevap alınamadığı ifade edilerek, veri sorumlusu banka hakkında gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Bankadan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin başvurusu üzerine Bankanın ilgili iş birimince gereken incelemenin yapıldığı, Şube Operasyon Yetkilisi’nin, eşi ve aynı zamanda Bankanın müşterisi olan ilgili kişinin istihbarat sorgusunu yaparak sonuçlarını ilgili kişinin bilgisi ve isteği dışında, katılma alacağı davasına ilişkin mahkemeye sunduğunun tespit edildiği, bu süre zarfında, ilgili kişinin avukatı ile iletişime geçilerek Bankanın ilgili birimi nezdinde inceleme başlatılmış olduğu, • Banka tarafından yapılan inceleme sonucunda, İnsan Kaynakları Uygulama Esas ve Usulleri’nin (KINAMA) “9.4…. Bankaya veya Bankanın müşterilerine ait sırları açığa vurmak, personele ait gizli belge ve bilgileri ilgisi olmayan kişilere vermek” maddesine temas etmesi nedeni ile; mahkemenin bu veriye ulaşmak istediği takdirde Bankadan temin edebileceği ve eşler arasında zaten bilinen bir konunun diğer eşin avukatı marifetiyle -konuyla ilgisiz üçüncü kişilere açık etmeksizin- mahkemeye sunması hususları bir arada değerlendirilerek, diğer eşin bir mektupla dikkatinin çekilmesine karar verildiği ve yazı ile müşteri başvurusunun yanıtlandığı, bu itibarla başvurucunun talebi doğrultusunda Kuruma başvurulmadan önce Banka tarafından gerekli işlemler tesis edildiğinden, Kuruma yapılan başvuruya ilişkin talebin konusuz kaldığı ve başvurunun haklı ve yasal dayanağının bulunmadığı, • Bankanın müşterisi olan ilgili kişinin kişisel verilerinin Banka tarafından, kişisel verilerin işlenmesine dair hukuka uygunluk nedenleri çerçevesinde hukuka uygun olarak işlendiği ve kişisel verilerinin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin 407 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirin alındığı, • İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi şeklinde ortaya çıkan veri güvenliği ihlallerinin, veri sorumlusu sıfatını haiz Banka ya da yurtiçi iştirakinin yetkili veya çalışanları değil, bu verilere yetkisiz ve hukuka aykırı olarak erişen üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilebileceği, bu verilere görevinden kaynaklı olarak erişim yetkisi bulunmakta olan Banka personeli diğer eşin hukuka aykırı bir erişiminin söz konusu olmadığı, • Diğer eşin şahsi görevinden kaynaklanmayan sebeplerle ilgili kişinin kişisel verilerine ulaşarak mahkemeye sunmasında Bankanın bir kusuru olmadığı ve bunun da ötesinde, Bankanın objektif olarak alabileceği bir güvenlik önleminin de bulunmadığı, • Sonuç itibariyle, Bankanın kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatı uygulama konusundaki azami dikkat ve hassasiyeti ile şikâyete konu ilgili kişinin talep doğrultusunda gerekli araştırmanın yapıldığı, Bankanın kişisel verilerin işlenmesinde hukuka aykırı herhangi bir iş ve işleminin bulunmadığı ve öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getiren Bankanın bir kusuru ve dolayısıyla sorumluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Konuya ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 12/01/2021 tarih ve 2021/32 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işleneceği hükme bağlandıktan sonra, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelere yer verildiği, bu çerçevede, kişisel verilerin ancak; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde, belirli, açık ve meşru amaçlar kapsamında, doğru ve gerektiğinde güncel olma şartıyla, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine uygun olarak işlenebildiği, • Kanunun kişisel verilerin işlenme şartlarının belirlendiği 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemeyeceği hüküm altına alınmış olmakla birlikte, (2) numaralı fıkrasında, sayılan hallerde ilgili kişinin açık rızası olmadan kişisel verilerinin işlenmesine imkân tanındığı, buna göre; a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi, b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun 408 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması hallerinden birinin varlığı durumunda ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün bulunduğu, • Kanunun 12 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğu hükmünün, (5) numaralı fıkrasında ise işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusunun bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildireceği ve Kurulun gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebileceği hükmünün yer aldığı, • Kurulun 31/05/2018 tarih ve 2018/63 sayılı Kararı ile bir veri sorumlusu nezdinde bulundukları pozisyon veya görev itibariyle kişisel verilere erişme yetkisi olanlar tarafından, yetkileri aşmak ve/veya yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, kişisel amaçlara veya nedenlere bağlı olarak işleme amacı dışında söz konusu kişisel verilerin işlenmesi ve/veya bu verilerin üçüncü kişilerle paylaşılmasının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına aykırılık teşkil edeceğinden, bu kapsamdaki eylemlerin önlenmesi amacıyla veri sorumlularınca uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirin alınması gerektiği hususunda veri sorumlularının bilgilendirilmesine karar verildiği, • Ayrıca, Kurul, 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı ile Kanunun 12 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan “en kısa sürede” ifadesinin 72 saat olarak yorumlanmasına ve bu kapsamda veri sorumlusunun “işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi” durumunu öğrendiği tarihten itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde Kurula bildirmesine, veri sorumlusunca söz konusu veri ihlalinden etkilenen kişilerin belirlenmesini müteakip ilgili kişilere de makul olan en kısa süre içerisinde, ilgili kişinin iletişim adresine ulaşılabiliyorsa doğrudan, ulaşılamıyorsa veri sorumlusunun kendi web sitesi üzerinden yayımlanması gibi uygun yöntemlerle bildirim yapılmasına karar verildiği, • Somut olayda ilgili kişiye ait kişisel veri niteliğinde bilgilerin veri sorumlusu bünyesinde çalışan diğer eş tarafından sorgulandığı ve bu bilgilerin boşanma davası dosyasına sunulduğu iddiasının Banka bünyesinde yapılan inceleme sonucunda veri sorumlusu Banka tarafından da kabul edildiği ve bu kapsamda, Bankanın İnsan Kaynakları Uygulama Esas ve Usulleri’nin (KINAMA) “9.4... Bankaya veya Bankanın müşterilerine ait sırları açığa vurmak, personele ait gizli belge ve bilgileri ilgisi olmayan kişilere vermek” maddesine temas etmesi nedeniyle veri sorumlusu tarafından Banka çalışanı diğer eşin bir mektupla dikkatinin çekilmesine karar verildiği, 409 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Veri sorumlusu Banka tarafından ilgili kişinin kişisel verilerinin hukuka uygun olarak işlendiği ve Kanunun 12 nci maddesi kapsamında kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirin alındığı, veri sorumlusu bünyesinde çalışan diğer eşin görevinden kaynaklı olarak erişim yetkisi bulunduğu ve şikâyet konusuna ilişkin olarak Bankanın objektif olarak alabileceği bir güvenlik önleminin bulunmadığı, Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ve ikincil mevzuata uyum ve uygun veri güvenliği düzeyini temin etmeye ilişkin olarak düzenlemelerin hazırlandığı ve veri sorumlusu bünyesinde çalışan personele farkındalıklarının artması için eğitim verildiği hususları belirtilmekle birlikte Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Esas ve Usulleri başlıklı idari ve teknik tedbirlerin listelendiği bir bölüme yer verilmesi dışında isimleri geçen düzenlemeler, personele verilen eğitimler ve veri sorumlusu nezdinde uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü idari ve teknik tedbirin alındığına ilişkin herhangi bir tevsik edici belgenin Kuruma sunulmadığı, • Veri sorumlusu Banka tarafından işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi kapsamındaki ihlalin varlığından haberdar olunmasına rağmen Kanunun 12 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca ve Kurulun 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı kapsamında ilgilisine ve Kurula herhangi bir veri ihlal bildirimi yapılmadığı değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin kişisel verisi niteliğindeki kimlik, müşteri işlem ve finansal bilgilerinin (geçmiş yıllara ilişkin karşılıksız çek ve tedbir kararı bilgileri) veri sorumlusu bünyesinde çalışan kişi tarafından sorgulanıp mahkemeye sunulması nedeniyle söz konusu kişisel verilere kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından erişim sağlandığı, Kurulun 31.05.2018 tarih ve 2018/63 sayılı “Veri Sorumlusu Nezdindeki Kişisel Verilere Erişim Yetkisi Bulunan Personelin Yetkisi ve Amacı Dışında Söz Konusu Verileri İşlemesi Hususunun Değerlendirilmesine İlişkin İlke Kararı”nda da düzenlenen bu hususun Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmadığının bir göstergesi olduğu dikkate alındığında, veri sorumlusu Banka hakkında idari yaptırım uygulanmasına, • Veri sorumlusunun kişisel verilerin güvenliğini tesis etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri aldığı hususunda tevsik edici belgeleri Kuruma iletmesi hususunda talimatlandırılmasına, • Kişisel verilere kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından erişim sağlanması halinde Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen hüküm gereği bu durumun en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirilmesi gerektiği hususunda veri sorumlusuna hatırlatmada bulunulmasına, • Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlıklı 136 ncı maddesinde yer alan suçların işlenmiş olabileceği 410 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 dikkate alınarak, Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesi çerçevesinde ilgili kişinin kişisel veri niteliğindeki kimlik, müşteri işlem ve finansal bilgilerini (geçmiş yıllara ilişkin karşılıksız çek ve tedbir kararı bilgileri) sorgulayıp mahkemeye sunan veri sorumlusu bünyesinde çalışan şahıs hakkında gerekli hukuki işlemlerin tesisi için konunun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilebileceği yönünde ilgili kişinin bilgilendirilmesine karar verilmiştir. 1.4.2 Telekomünikasyon hizmetleri sunan bir veri sorumlusunun ürün satışı esnasında müşterilerinin pasaport fotoğraflarını çekerek depolaması hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 03/02/2021 tarihli ve 2021/78 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden bir ihbarda; veri sorumlusu tarafından İstanbul Havalimanı şubesinde dış hatlara gelen yolculara kontörlü hat satışı gerçekleştirilirken müşterilerin rızası olmadan, ileride eksik evrak cezası almamak için, müşteri pasaport fotoğraflarının çekilerek çalışanlardan oluşturulan bir Whatsapp grubunda depolandığı ve üçüncü kişilerle paylaşıldığı, kendisinin de veri sorumlusunun eski bir çalışanı olarak söz konusu gruplara üye olduğu, bu kapsamda söz konusu gruplarda paylaşılan pasaport fotoğraflarının kendi telefonunda da depolandığı ifade edilerek başvuru ekinde söz konusu pasaport fotoğraflarının örneklerine yer verilmiş ve veri sorumlusu nezdinde gerekli denetimlerin yapılması talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, veri sorumlusunun avukatı tarafından Kuruma intikal eden cevabi yazıda özetle; • Veri sorumlusuna ait iş yerinin bir telekomünikasyon şirketi ile sözleşmesinin olduğu, sistemdeki her işlemin telekomünikasyon şirketi tarafından takip ve kontrol edildiği, hat açmak için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) düzenlemelerine uygun şekilde yeni müşterilere ait pasaport ve kimliklerin taratılarak sisteme yüklendiği, mağazada alınan kimlik bilgilerinin telekomünikasyon şirketinin depolama sistemine gönderilmesi nedeni ile çalışanlarının bu bilgilere tekrar ulaşmasının mümkün olmadığı, • Veri sorumlusuna ait iş yerinin telekomünikasyon şirketi ile olan sözleşme ve kendi prosedürleri gereği 24 saat kamera ile izlendiği, çalışanlara yalnızca şirket bilgisayarı temin edilmekte olduğu ve bu bilgisayarlarda yapılan tüm işlemlerin kamera görüş açısında olduğu, şahsi telefonların mağaza içerisinde kullanımının yasak olduğu, bilgisayarlarda ise telekomünikasyon şirketine ait sisteme giriş için her bir çalışana yalnızca kendisi tarafından bilinen bir kod verilmekte olduğu ve yapılacak her türlü işlemlerden sorumluluğu olduğu konusunda çalışanların bilgilendirildiği, sistemdeki her işlemin telekomünikasyon şirketi tarafından takip ve kontrol edildiği, hat açmak için BTK düzenlemelerine uygun şekilde yeni müşterilere ait pasaport ve kimliklerin taratılarak sisteme yüklendiği, bilgilerin sisteme yüklendikten sonra ancak iş gereği kullanılabildiği, bilgilerin kayıt edilmesinin mümkün olmadığı, sistemin aynı 411 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU zamanda Emniyet Genel Müdürlüğü’ne de entegre olduğu, mağazada alınan kimlik bilgilerinin telekomünikasyon şirketinin depolama sistemine gönderilmesi nedeni ile şirket çalışanlarının bu bilgilere tekrar ulaşmasının mümkün olmadığı, • Hat açma işlemlerinin akabinde müşteri bilgilerinin ve kontratın telekomünikasyon şirketi tarafından incelendiği ve eksik veya yanlış bilgi olması durumunda telekomünikasyon şirketi tarafından ceza kesildiği, veri sorumlusunun prim alabilmesinin yapılan satış adedine ve satışın BTK kurallarına uygun olarak eksiksiz yerine getirilmesine bağlı olduğu, • Şikayetçinin veri sorumlusu bünyesinde çalıştığı sırada kişisel verilerin korunması konusunda uyarılmasına rağmen şirketi suçlayıcı gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, şikayetçinin dürüstlük kuralına, hukuka ve hakkaniyete aykırı davrandığı, iddiaların asılsız olduğunun yapılacak yerinde inceleme ile kolayca anlaşılabileceği, ilgili telekomünikasyon şirketi tarafından veri sorumlusunun 9000 işleminin incelendiği ve hiçbir usulüz işleme rastlanılmadığı, şikayetçinin müşteri verilerini sisteme doğru işlememesinden doğan cezaların telekomünikasyon şirketi tarafından veri sorumlusuna rücu edildiği ifade edilmiştir. Bahse konu savunma üzerine, çalışanlara yönelik verildiği ifade edilen eğitimleri kanıtlayıcı nitelikte belgeler ile eğitimlerin içeriğine ilişkin bilgiler ve yürütüldüğü ifade edilen incelemelere ilişkin raporların birer örneği ile veri sorumlusunca Kanunun 12 nci maddesi kapsamında alınan tüm idari ve teknik tedbirlere ilişkin kanıtlayıcı nitelikte belgelerin Kuruma iletilmesi talep edilmiş olup veri sorumlusunun cevabi yazısında özetle; yeni işe başlayan çalışanlara yazıları ekinde sunulan kitapçığın verildiği, bu

Madde hsağlamaksızın telefon numaralarına reklam içerikli ileti yönlendirmek suretiyle ilgili

amacı dışında kullanarak Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen yükümlülüğe aykırı davrandığı kanaatine varıldığı değerlendirmelerinden hareketle; Hastane müşterilerinin kişisel verilerinin 1. STH tarafından hukuka aykırı bir biçimde işlendiği ve 1. STH’nin Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı sonucuna varıldığından Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 1. STH hakkında 125.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.4.5 İlgili kişinin Kanunun 11 nci maddesi kapsamındaki başvurusuna veri sorumlusu tarafından verilen cevabın yeterli bulunmaması hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 03/02/2021 tarihli ve 2021/85 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette; ilgili kişinin “….com.tr” adresinden ürün siparişi verdiği, bu işlem ve veri sorumlusunun e-bültenine kayıt olması esnasında kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin bir aydınlatmanın sunulmadığı, 26.06.2019 tarihinde veri sorumlusuna; hangi kişisel verilerinin hangi amaçlarla işlendiği, hangi verilerinin ne kadar süre ile saklandığı ve bu kişisel verilerin üçüncü taraflarla paylaşılıp paylaşılmadığı hususlarının yanıtlanması için başvuruda bulunduğu, veri sorumlusunun bu hususlardaki yanıtlarını içeren cevabî yazısının, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 13 üncü maddesi uyarınca 30 günlük süre içerisinde 23.07.2019 tarihinde ilgili kişiye iletildiği ancak ilgili kişinin veri sorumlusunun cevabını yeterli bulmadığı zira; 420 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Veri sorumlusunun internet sitesinde bulunan “Kişisel Veriler Politikası” (Politika)

Madde 5“Bilgilendirme, teklif ve sözleşmenin düzenlenmesi

girme kararını etkileyebilecek hususlar hakkında bilgi verir; dürüstlük ilkeleri çerçevesinde, emeklilik sözleşmesinin müzakeresi ve düzenlenmesi sırasında katılımcıya veya sözleşmeyi düzenleyen sponsora veya işverene sistemin işleyişine ilişkin teknik konularda yardımcı olur, tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin gerekli her türlü bilgiyi sağlar, yanıltıcı her türlü hâl ve davranıştan kaçınır. Bakanlık ilgililere yapılacak bilgilendirmenin asgari içeriğini ve yöntemini belirler. (2) Şirket, kişinin emekliliğe yönelik beklentilerine, gelir düzeyine ve yaşına uygun bir emeklilik planı teklifi sunar. (…)” hükmünün yer aldığı, • Bu çerçevede, veri sorumlusunun internet sitesinde yer alan “Bireysel Emeklilik Sözleşmesi Teklif Formu”nun (Teklif Formu) incelenmesinden “İnternet Ortamında Sunulacak Hizmetlere İlişkin Hükümler” başlığı altında yer verilen ifadelerden ilgili kişi ile veri sorumlusu arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesi ile ihbar konusu uygulamanın kullanımında talep edilen verilerin veri sorumlusunun internet üzerinden sunduğu hizmetlerde şifre dışında geliştirilen bir yöntem olarak görülebileceği, bu durumda, veri sorumlusunun anılan kişisel veriler için Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması” veri işleme şartına dayanacağı değerlendirildiğinden hizmetin açık rıza şartına bağlanmasından söz edilemeyeceği, bununla birlikte ihbara konu olayda söz konusu uygulamanın kullanımı için sunulan 488 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 aydınlatma metninde aynı zamanda kişisel verilerin işlenmesi için açık rıza alındığı, dolayısıyla veri sorumlusunun savunmasında açık rıza ve aydınlatma kavramlarını iç içe geçmiş belirsiz bir biçimde kullandığının görüldüğü, bu noktada söz konusu kişisel veri işleme faaliyetinin hukuki sebebinin açık bir şekilde ifade edilmesinin veri sorumlusunun yükümlülüğü olduğunun altının çizilmesi gerektiği, • Ayrıca söz konusu kişisel veri işleme faaliyeti, Kanunda yer alan açık rıza dışındaki şartlardan birine dayanıyorsa, bu durumda ilgili kişiden açık rıza alınmasına gerek bulunmadığı ve veri işleme faaliyetinin, açık rıza dışında bir dayanakla yürütülmesi mümkün iken açık rızaya dayandırılmasının, aldatıcı ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olacağı ve bu durumun ise Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ilkesine aykırılık teşkil ettiği, değerlendirmelerinden hareketle; • Kanunun 5 inci maddesinde yer alan diğer işleme şartları mevcut iken ilgili kişilerin açık rızasının alınmasının Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ilkesine aykırı olduğu dikkate alındığında Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen veri sorumlusu hakkında, Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca söz konusu uygulamanın ihbar eden dışında pek çok kişi üzerinde olumsuz etki doğurabileceği, veri sorumlusunun sunduğu hizmet bakımından geniş bir müşteri kitlesi bulunduğu, Şirketin kusuru, ekonomik durumu ve haksızlık içeriği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak 250.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • Açık rıza alınması ile ilgili kişiye aydınlatma yapılması tek bir onaya bağlandığından açık rıza ve aydınlatma metinlerinin ayrı ayrı düzenlenmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Aydınlatma metninde muğlak ifadelere yer verildiği dikkate alındığında veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü Kanun ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümleri ile uyumlu olacak şekilde düzenlenmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.4.25 “Bir hastanenin veri ihlal bildirimi hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/04/2021 tarih ve 2021/407 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusu bir hastane tarafından Kuruma intikal ettirilen veri ihlal bildiriminde; • Veri ihlalinin; hastanede çalışan hekimin hastalarına ait dosyaların arşivden alınarak kendisinin talimatıyla bazı hastane çalışanları aracılığıyla hastane dışına çıkarılmasıyla gerçekleştiği, 489 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU • Veri ihlalinin; dosyaları hastane dışına çıkarmaya teşebbüs eden bir çalışanın görülmesinden 17 gün sonra kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde tam olarak tespit edildiği, • İhlalden 789 hastanın etkilendiği, • İhlalden kimlik, iletişim, sağlık bilgileri ve genetik verilerin hasta kartında yer alan bilgiler (T.C Kimlik numarası, adı, soyadı, baba adı, ana adı, sosyal güvenlik numarası, özel sigorta, anlaşmalı kurum, çalıştığı kurum, uyruğu, doğum tarihi, cinsiyet, medeni hali, kan grubu, mesleği, vergi dairesi, vergi numarası, adres, posta kodu, e-posta, ev telefonu, iş telefonu, cep telefonu, son randevu cep ve ev telefonu, sigortalı durumu, emekli olup olmadığı, poliçe no, engel durumu, çalışan adı, tedavi olunan doktorlar ve branşlar gibi bilgiler) ile hasta dosyası anamnez içeriğinin (kullandığı ilaçlar, alışkanlıklar, alerjik öyküsü, soygeçmiş, psikolojik durum, bulgular, laboratuvar tetkikleri, öntanı, tanı, tedavi ve bakım planı, geçirmiş olunan hastalıklar, ameliyatlar vb. bilgiler) etkilendiği ifadelerine yer verilmiştir. • Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde; Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/04/2021 tarih ve 2021/407 sayılı Kararı ile; • İhlalden 789 hastanın etkilendiği, ancak karakol tutanağına göre tespit edilen 54 adet hasta dosyasının geri alınarak yedieminliğe teslim edildiği, geri kalan dosyaların akıbetinin ise bilinmediği dikkate alındığından hasta dosyalarının kaybolması durumunun önlenemediği ve bu durumun söz konusu hasta dosyalarının kaybolmasına yönelik risklerin azaltılmasına dair yeterli tedbirlerin alınmadığını gösterdiği, • İhlalden; kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, genetik veri, sağlık verileri gibi veri kategorilerine ait çok sayıda kişisel verinin ve özel nitelikli kişisel verinin etkilenmiş olduğu hususunun ilgili kişilerin ihlal sebebiyle önemli olumsuz etkilere maruz kalmaları olasılığının bulunduğunun göstergesi olduğu, • İhlal ile ilgili olan çalışanların, sağlık verileri ve genetik veriler de dahil olmak üzere özel nitelikli çok sayıda kişisel verinin işlenme sürecinde yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda; veri sorumlusu tarafından çalışanlara tanımlanan kişisel verilerin korunması eğitiminin tamamlanmasının sağlanmadığı, eski çalışanın kişisel verilerin korunması ile ilgili eğitim almış olmasına rağmen arşiv odasındaki belgelerin taşınmasına yardım ettiğinin anlaşıldığı dikkate alındığında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31/01/2018 Tarihli ve 2018/10 Sayılı “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kararında yer alan “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi süreçlerinde yer alan çalışanlara yönelik, a) Kanun ve buna bağlı yönetmelikler ile özel nitelikli kişisel veri güvenliği konularında düzenli olarak eğitimler verilmesi, … gerekir.” ifadesine aykırı olarak veri sorumlusu tarafından çalışanlara kişisel verilerin korunmasına yönelik yeterli eğitimin verilmediğinin göstergesi olduğu, 490 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İhlal şüphesini doğuran olayların bulunmasına rağmen; ihlalin 17 gün sonra tespit edilmesinin veri sorumlusu tarafından kişisel veri güvenliği politika ve prosedürlerinin iyi bir şekilde hazırlanmadığı veya takip edilmediği, ayrıca bu durumun alınan mevcut güvenlik önlemlerinin etkili kullanılamadığı hususlarının göstergesi olduğu, • İhlali gerçekleştiren ve diğer çalışanların Başhekimliğin izni ve onayı bulunmaksızın eski çalışanın ve aynı yerde yer alan bir şirket çalışanının arşiv odasına girebildiği ve hasta dosyalarını dışarı çıkarabildiği, ayrıca söz konusu durumun kamera kayıtlarında görülmesine rağmen 1 ayı aşkın süre boyunca ihlalin devam ettiği ve kamera kayıtlarının ancak ihlal anlaşıldıktan sonra kontrol edildiği hususunun Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31/01/2018 Tarihli ve 2018/10 Sayılı Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kararında yer alan “… Bu ortamların fiziksel güvenliğinin sağlanarak yetkisiz giriş çıkışların engellenmesi … gerekir.” ifadesine aykırı olarak kamera kayıtlarının kontrolünün ve hastalara ait kayıtların tutulduğu arşiv odasına yetkili olmayan kişilerin girmemesini sağlayacak yeterli idari tedbirlerin alınmadığını gösterdiği, • İhlalin gerçekleşmesinden önce, Kişisel Verileri Koruma ve Bilgi Güvenliği Kurulu oluşturulmasına, Veri İhlali Müdahale Planı hazırlanmasına ve KVKK kapsamında ilgili kişilerden veya kurumlardan gelecek talepleri karşılamak üzere algoritma oluşturulmasına rağmen yedieminliğe teslim edilen hasta dosyalarının hastane arşivindekilerden daha fazla veri içerdiğinin ihlalden sonra tespit edildiği hususlarının Kişisel Veri Güvenliği Rehberi”nin “Kişisel Veri Güvenliği Politikalarının ve Prosedürlerinin Belirlenmesi” başlığı altında yer alan “Kişisel veri güvenliğine ilişkin belirlenecek doğru ve tutarlı politika ve prosedürler, veri sorumlusunun çalışma ve işleyişine uygun şekilde entegre edilmelidir. Veri sorumlularınca politika ve prosedürler iyi bir şekilde ve zamanında hazırlanamadığında, sorunlu alanlar belirlenemediğinde veya mevcut güvenlik önlemleri kullanılamadığında kişisel veri güvenlik seviyesi yeteri kadar sağlanamamaktadır.” ifadelerinde yer aldığı üzere, veri sorumlusu tarafından alınan mevcut güvenlik önlemlerinin iyi bir şekilde hazırlanmaması veya kullanamaması nedeniyle ihlalin tespit edilmesi ve önlenmesine yönelik tedbirlerin zamanında ve yeterli ölçüde alınamadığı, • İzinsiz olarak hastaneden çıkarılan birçok hasta dosyasının akıbetinin halen bilinmemesinin “Kişisel Veri Güvenliği Rehberi”nin “Mevcut Risk ve Tehditlerin Belirlenmesi” başlığı altında yer alan “Kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması için öncelikle veri sorumlusu tarafından işlenen tüm kişisel verilerin neler olduğunun, bu verilerin korunmasına ilişkin ortaya çıkabilecek risklerin gerçekleşme olasılığının ve gerçekleşmesi durumunda yol açacağı kayıpların doğru bir şekilde belirlenerek buna uygun tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu riskler belirlenirken; Kişisel verilerin özel nitelikli kişisel veri olup olmadığı, Mahiyeti gereği hangi derecede gizlilik seviyesi gerektirdiği, Güvenlik ihlali halinde ilgili kişi bakımından ortaya çıkabilecek zararın niteliği ve niceliği dikkate alınmalıdır. Bu risklerin tanımlanması 491 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ve önceliğinin belirlenmesinden sonra; söz konusu risklerin azaltılması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik kontrol ve çözüm alternatifleri; maliyet, uygulanabilirlik ve yararlılık ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmeli, gerekli teknik ve idari tedbirler planlanarak uygulamaya konulmalıdır …” ifadelerine aykırı olarak hasta dosyalarının kaybolması durumunun önlenemediği veya kaybolması halinde risklerin azaltılmasına dair yeterli tedbir alınmadığını gösterdiği, dikkate alındığında; Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 450.000 TL; - İhlalin tespit edilmesinden 25 gün sonra Kuruma bildirildiği, - İlgili kişilerden hastaneye gelen bir kişi dışında, hiç birine ihlalin bildirilmemiş olduğu, hususları dikkate alındığında; Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası hükmü ve Kişisel Veri İhlali Bildirim Usul ve Esaslarına İlişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararında yer alan ‘en kısa sürede’ ifadesinin 72 saat olarak yorumlanmasına yönelik ifadeleri çerçevesinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 150.000 TL, olmak üzere toplam 600.000 TL idari para cezası uygulanmasına, İlgili kişilere Kurulun 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararında yer alan hususları içeren bir bildirim yapılarak sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 1.4.26 “İlgili kişinin fotoğraflarının veri sorumlusuna ait bir sosyal medya hesabında paylaşılması suretiyle gerçekleşen kişisel veri işleme faaliyeti” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarihli ve 2021/422 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; ilgili kişinin veri sorumlusunun iş yerinde pilates eğitmeni olarak çalıştığı, iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki tarihlerde veri sorumlusunun sosyal medya hesabından ilgili kişinin fotoğraflarını kullanarak herkese açık şekilde paylaşımlarda bulunduğu, bu sebeple veri sorumlusuna başvuruda bulunularak ilgili paylaşımının kaldırılması, fotoğrafların ilgili kişiye iade edilmesi, veri sorumlusunda bulunan fotoğrafların yok edilmesi ve veri sorumlusu nezdinde reklam veya başka bir amaçla sosyal medyada kullanılmamasının talep edildiği, 492 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 veri sorumlusunun başvuruya cevabında söz konusu fotoğrafların kullanımından vazgeçildiğini belirtmesine karşın, herkes tarafından erişilebilir sosyal medya hesabında fotoğrafların yayınlanmaya devam ettiği, ilgili kişinin açık rızası alınmamasına rağmen fotoğrafların paylaşıldığı ve talebe rağmen sosyal medya platformundan kaldırılmadığı, paylaşılan fotoğrafla ilgili olarak ilgili kişiye hiçbir bilgilendirme yapılmadığı ve aydınlatma yükümlülüğünün de yerine getirilmediği, söz konusu fotoğraf paylaşımının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (Kanun) aykırı olduğu belirtilerek, veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş; ancak veri sorumlusu tarafından savunma, bilgi ve belge talepli Kurum yazısına herhangi bir cevap verilmemiştir. Bununla birlikte, ilgili kişinin şikâyeti neticesinde veri sorumlusunun ilgili kişiye ilettiği cevabi nitelikli yazısında; veri sorumlusunun eski çalışanı olan ve çalıştığı döneme ilişkin olarak veri sorumlusu reklamlarında şahsi hiçbir özelliği ön plana çıkarılmadan, şirket çalışanı olarak o tarihte kendi isteği ile reklam çekimlerinde yer alması nedeniyle ilgili kişiye ait fotoğrafların şirketin tanıtımına ilişkin bölümlerde yer aldığı, tanıtım fotoğraflarında ilgili kişinin şahsına ilişkin bir kayıt ve bilgi bulunmadığı, fotoğrafların ilgili kişinin bilgisi ve izni ile çekildiği, ilgili kişinin şahsına ve kişilik haklarına ilişkin bir aykırılık bulunmadığı yine de ihtarname sonrası ilgili kişinin talebi doğrultusunda fotoğrafların kullanımından vazgeçildiği, ilgili kişinin izni ile reklam şirketi tarafından tanıtım amaçlı çekilen şirket faaliyetlerine ilişkin fotoğrafların şirket reklamlarındaki görsellerden kaldırılması nedeniyle şirket yönünden ayrıca bir zarar oluştuğu ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Eldeki bilgi ve belgeler çerçevesinde konuya ilişkin yapılan incelemede Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarihli ve 2021/422 sayılı Kararı ile; • Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında belirtilen hallerden birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Diğer taraftan, Kanunun 7 nci maddesinde “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi” hususu düzenlenmiş olup maddede; “(1) Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. (2) Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (3) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” 493 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU hükümlerine yer verildiği, • 28.10.2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) “Kişisel Verileri İlgili Kişinin Talep Etmesi Durumunda Silme ve Yok Etme Süreleri” başlıklı 12 nci maddesinde ise; “(1) İlgili kişi, Kanunun 13 üncü maddesine istinaden veri sorumlusuna başvurarak kendisine ait kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini talep ettiğinde; a) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmışsa; veri sorumlusu talebe konu kişisel verileri siler, yok eder veya anonim hale getirir. Veri sorumlusu, ilgili kişinin talebini en geç otuz gün içinde sonuçlandırır ve ilgili kişiye bilgi verir. b) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmış ve talebe konu olan kişisel veriler üçüncü kişilere aktarılmışsa veri sorumlusu bu durumu üçüncü kişiye bildirir; üçüncü kişi nezdinde bu Yönetmelik kapsamında gerekli işlemlerin yapılmasını temin eder. c) Kişisel verileri işleme şartlarının tamamı ortadan kalkmamışsa, bu talep veri sorumlusunca Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekçesi açıklanarak reddedilebilir ve ret cevabı ilgili kişiye en geç otuz gün içinde yazılı olarak ya da elektronik ortamda bildirilir.” hükmünün yer aldığı, • Yönetmeliğin “Kişisel verilerin silinmesi” başlıklı 8 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının, “Veri sorumlusu, silinen kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz olması için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür.”; “Kişisel verilerin yok edilmesi” başlıklı 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasının ise, “Veri sorumlusu, kişisel verilerin yok edilmesiyle ilgili gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür.” hükümlerini haiz olduğu, • Şikâyet konusu sosyal medya hesabında, ilgili kişinin paylaşılan fotoğraflarının yayınlanmaya devam ettiği ve hesaptan kaldırılmadığı, 15.05.2019 tarihli paylaşımda ilgili kişinin fotoğrafının arka planda ve hafif bulanık şekilde paylaşıldığı, 20.05.2019 tarihli paylaşımda ilgili kişinin fotoğrafının net şekilde seçilebildiği, • Veri sorumlusunun savunma, bilgi ve belge talepli Kurum yazısına yasal süre içerisinde herhangi bir cevap vermemesi karşısında, ilgili kişinin söz konusu veri işleme faaliyeti açısından açık rızasının alındığına ilişkin herhangi bir somut bilgi veya belge edinilemediği için, veri sorumlusunun Kanunun 5 inci maddesi kapsamında herhangi bir kişisel veri işleme şartına dayanmaksızın ilgili kişinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde işlemek suretiyle Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı, • Öte yandan ilgili kişinin talebi üzerine fotoğraflarının Yönetmeliğin 12 nci maddesinin 494 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde öngörülen otuz günlük yasal süre içinde silinmesi/yok edilmesi gerektiği, yasal süre geçtikten sonra halen devam eden veri işleme faaliyetinin bu kapsamda yine hukuka aykırı olduğu değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin fotoğraflarının veri sorumlusuna ait sosyal medya hesabından kaldırılmaması nedeniyle veri sorumlusunun Kanunun 5 inci maddesi kapsamında herhangi bir kişisel veri işleme şartına dayanmaksızın kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işlemek suretiyle Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı kanaatine varılması nedeniyle veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında idari para cezası uygulanmasına, • Veri sorumlusunun sosyal medya hesabında bulunan ilgili kişiye ait tüm fotoğrafların kaldırılması ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca uygun usulle silinmesi/ yok edilmesi, söz konusu fotoğrafların başka hiçbir mecrada kullanılmaması ve bu işlemlerin sonucundan Kurula bilgi verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir. 1.4.27 “Bir bankanın, varlık yönetim şirketinin ve üç farklı avukatın borçlu olmayan ilgili kişinin kişisel verisini işleyerek icra takibi başlattıkları iddiası” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarihli ve 2021/424 sayılı Karar Özeti Kurumumuza intikal eden şikâyet dilekçesinde; • İlgili kişiye yönelik olarak yetkili icra dairesi tarafından icra takibi başlatıldığı, ilgili kişinin bu durumu 2017 yılı Şubat ayında ev kredisi çekmek isterken öğrendiği, 2010 yılında ilgili kişinin evine gelen bir saha müfettişinin, ilgili Bankaya borçlu olduğunu ve bunu ödemesi gerektiğini söylediği, • İlgili kişinin bu şahsa, kendisinin Bankaya hiçbir şekilde gitmediğini ve bahse konu Bankada bir hesabının da bulunmadığını söylediği, adresini ne şekilde öğrendiğini sorduğunda “biz buluruz” cevabını aldığı, • İlgili kişinin Banka şubesi ile görüştüğü, şube personelinin ilgili kişiye ait kimlik fotokopisini alarak merkeze faks çektiği ve ilgili kişiye, Bankaya borçlu olan şahsın kendisi değil, bir erkek olduğunu söyledikleri fakat aradan geçen yıllar içerisinde Varlık Yönetimi Şirketi tarafından ilgili kişinin sürekli olarak arandığı ve ilgili kişinin o kişinin kendisi olmadığı bilgisini Varlık Yönetim Şirketine iletmesine karşın bu aramaların sürdürüldüğü, • Söz konusu icra dosyasında gerçek borçluya ilişkin tüm bilgilerin bulunmasına karşın ilgili kişinin kimlik numarasını kullanarak Bankanın, Varlık Yönetim Şirketinin ve 495 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU üç farklı avukatın borçlu olmayan ilgili kişiye icra takibi başlattıkları, • İlgili kişinin konu hakkında BİMER’e bulunduğu şikâyet üzerine açılan soruşturma dosyasına Banka şubesinin verdiği cevapta ilgili kişinin 21.02.2017 tarihinde şubeye başvurması sonucu gerekli güncellemelerin yapılarak T.C. kimlik numarasının sistemden silindiği ve kredi kayıt bürosu (KKB) kayıtlarının düzeltildiği, takip hesabının devir yapıldığı Varlık Yönetimi Şirketine ayrıca bilgilendirmenin yapıldığının belirtildiği, • Varlık Yönetim Şirketinin söz konusu borcu ilgili kişinin T.C. kimlik numarası üzerinden kaldırmadığı, Banka tarafından düzeltildiği iddia edilen KKB kayıtlarının düzeltilmediği, ilgili kişinin bu hususta aldığı TBB Risk Merkezi Raporunun bunu doğruladığı, BİMER vasıtasıyla alınan Banka yanıtının Varlık Yönetimi Şirketine faks yoluyla bildirilmesine karşın aramaların devam etmekte olduğu, • Veri sorumlusu Banka, Varlık Yönetimi Şirketi ve avukatların ilgili kişinin T.C. kimlik numarasını nasıl ve nereden edindiğinin meçhul olduğu, bu bilgilerin üçüncü şahıslara verilerek ilgili kişinin mağdur edildiği, kara listeye aldırıldığı ve dosya bilgilerinin incelenmeksizin ilgili kişiye icra takibi yapmakta ısrar edildiği, hususları ifade edilerek anılan taraflar hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme neticesinde Bankanın, Varlık Yönetim Şirketinin ve avukatların savunması istenilmiş olup, Bankadan alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişi ile Banka arasındaki müşteri ilişkisinin 23.06.2003 tarihinde kurulduğu ve kredinin 28.11.2007 tarihinde bankanın kanuni takip hesaplarına intikal ettiği, ödeme yapılmaması üzerine 09.02.2008 tarihinde yetkili İcra Müdürlüğünün dosyası ile kredili müşteri aleyhine icra takibi başlatıldığı, takip süreci içerisinde herhangi bir tahsilat sağlanamadığından kredi riskinin 05.01.2010 tarihinde Varlık Yönetim Şirketine temlik edildiği, • 21.02.2017 tarihinde Bankanın ilgili şubesine şikâyetçi tarafından başvuru yapılarak borçlu olarak görünen kişi ile isim benzerliği olduğunu ve hatanın düzeltilmesini talep ettiği, bunun üzerine yapılan kontrollerde, ilgili kişiye ait T.C. kimlik numarasının, borçlu adına tanımlı olduğunun ve ilgili kişi ile borçlunun Banka sistemlerinde sadece T.C. kimlik numarasının aynı olup diğer tüm verilerinin ise farklı olduğunun tespit edildiği, böylelikle takip borçlusu için 23.06.2003 tarihinde müşteri kaydı oluşturulduğu sırada T.C. kimlik numarası olarak sehven ilgili kişiye ait T.C. kimlik numarasının kaydedildiğinin anlaşıldığı, • Veri sorumlusu Bankaya şikâyetin ulaştığı 21.02.2017 tarihinde derhal ilgili kişinin T.C. kimlik numarasının, borçlunun müşteri bilgileri altından silinmesinin sağlandığı, ayrıca Kredi Referans Sistemi (KRS) ekranlarında yapılan kontrollerde 5 yıl geçtiği için kayıtların da silindiğinin görüldüğü, Bankaca yapılan tespit üzerine, dosyanın temlik edildiği yeni alacaklı Varlık Yönetim Şirketine bilgilendirme 496 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 yapılarak borçlunun telefon numarası verisinin güncel ve doğru olmasına ilişkin sorumluluğunu yerine getirildiği, • Yapılan incelemede ilgili kişinin 30.10.2019 tarihinde Bankaya ilettiği başvurusuna 12.11.2019 tarihinde yanıt verildiği ancak bu cevabın sehven farklı uzantılı bir e-posta adresi üzerinden iletilmeye çalışıldığı fakat KEP uzantılı e-posta hesaplarına ancak KEP uzantılı e-postalar aracılığı ile gönderim yapılabildiğinden bahse konu cevabın ilgili kişiye ulaşmadığı hususları ifade edilmiştir. Veri sorumlusu Varlık Yönetim Şirketinden alınan cevabi yazıda özetle; • Sözleşme kapsamında şirketin yeni alacaklısı konumunda olduğu kredi borcu bakımından alacağın takibine ve tahsiline yönelik hukuki işlemlerin temlik sözleşmesinin imzalanmasından önceki dönemde Banka tarafından başlatılmış olduğu ve borçlu taraf olarak ilgili kişi ile arasında isim benzerliği bulunan üçüncü kişinin gösterilmesi gerekirken ilgili kişinin borçlu taraf olarak gösterildiği, • İcra Müdürlüğü dosyasında mevcut bulunduğu belirtilen müzekkerede borçluya ait kimlik bilgilerinin yer almasına karşın, borçlunun adresinin tespiti için 2009 yılında SSK Tahsisler Daire Başkanlığına yazılan yazıda, veri sorumlusu Banka tarafından ilgili kişiye ait olan T.C. kimlik numarasına yer verildiği, bu işlemlerin hepsinin Banka ile Şirketleri arasında akdedilen sözleşmenin imzasından önce gerçekleştirildiği, • İlgili kişinin Haziran 2019 tarihine kadar Şirketlerine herhangi bir başvuruda bulunmadığı, bu tarihte iletilen şikâyet üzerine ivedilikle veri sorumlusu Banka ile iletişime geçerek bilgi talebinde bulunduğu, bunu müteakip veri sorumlusu Bankadan yapılan, ilgili kişinin T.C. kimlik numarasının sehven borçluya ait MBB numarasının üzerine kaydedildiği bilgilendirmesi üzerine veri sorumlusu şirket tarafından ilgili kişiye, dosyadan taraf kaydının ve T.C. kimlik numarasının silindiğine dair bilgilendirmede bulunulduğu, Banka tarafından iletilen bilgiler doğrultusunda ilgili kişinin kişisel verilerinin tahsilat sisteminden silindiği ve 29.07.2019 tarihinde TBB Risk Merkezi’nde ilgili kişinin kendilerine borçlu olmadığına dair güncellemenin gerçekleştirildiği, • Bu konulara ilişkin bilgilendirmenin ilgili kişiye noter ihtarnamesi vasıtasıyla yapıldığı, tahsilat sistemleri ve TBB Risk Merkezi bilgilerinde yapılan sorgular sonucunda ilgili kişiye ait bilgilerin sonuçlar arasında gösterilmediği ve “veri bulunamadı” sonucu alındığının doğrulandığı ve bu hususta ilgili kişiye bilgi verildiği, • İlgili kişiye ait kişisel verilerin arşiv kayıtlarının saklanmasının hukukî mesnedinin ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda delil teşkil etmesi bakımından ilgili mahkeme veya yetkili kurum ve kuruluşlara ibraz edilmesi amacıyla sınırlı olarak, Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer verilen kişisel verilerin işlenmesinin bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması hükmü olduğu, 497 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ifade edilmiştir. İlk avukattan alınan yazıda özetle; • Kendisinin 13 yıl kadar önce, 2007-2008 yılları içinde çok kısa bir dönem ilgili Bankanın vekillik görevini icra ettiği ve 2008 yılı içinde vekillik görevinden ayrılarak tarafınca açılan tüm dosyaları bankaya devir ve teslim ettiği, bu tarihten sonra bu dosyalarla ilgili hiçbir işlemin tarafı olmadığı, • Söz konusu dönemde kendisi tarafından açılan icra takiplerine ilişkin ad, soyad, adres gibi bilgilerin tamamının Banka tarafından kendisine iletildiği ve buna göre icra takiplerinin başlatıldığı, bu bilgilerde bir hata var ise kendisinin bunu bilmesine imkân olmadığı, ifade edilmiştir. İkinci avukattan alınan yazıda özetle, • Şikâyete konu icra dosyasında avukatlığını yaptığı müvekkil şirketin bir varlık yönetimi şirketi olduğu ve bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını ihale usulü ile satın alarak elde etmekte olduğu, • Genel olarak bu tür dosyalarda yeni bir icra takip işleminin yapılmayıp bankaların daha önce açmış olduğu icra takipleri üzerinden işlemlere devam edilmekte olduğu, bu aşamada yeni bir takip yapılmadığından bankalarca icra dosyası açılırken girilen bilgilerin dosyanın devamında kullanılmakta olduğu, • Müvekkil Şirketin bahse konu dosyadaki borçlunun mal varlığının tespiti için mal varlığı sorgulama işleminin yapılması talimatını verdiği, • Kişisel verilerin kendisine ait hukuk bürosu uhdesinde kayıt altında tutulmadığı, müvekkil Şirket ile yapılan yazışmalarda da müvekkil Şirketin hem şirket bünyesinde hem de Bankada tutulan bilgilerin silinmesini sağladığı bilgilerinin kendilerine iletildiği, hususları ifade edilmiştir. Üçüncü avukat tarafından ise Kurum yazısına herhangi bir cevap verilmemiştir. • Konuya ilişkin yapılan incelemede Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarihli ve 2021/424 sayılı Kararı ile; • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde ilgili kişinin, kişisel verisi işlenen gerçek kişi; veri sorumlusunun, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi; veri işleyenin ise veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlandığı, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı 498 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer almakta olduğu, • Şikâyet konusu evrakta ilgili kişiye ait T.C. kimlik numarasının yer aldığı görülmekle birlikte cinsiyet, adres, anne ve baba adı gibi verilerin farklı olduğu, Emniyet Müdürlüğünün İcra Müdürlüğüne böyle bir kişinin belirtilen adreste bulunmadığı bilgisini ilettiği, bunun üzerine veri sorumlusu Banka tarafından borçlunun adres bilgilerinin tespiti için müzekkere yazdırıldığı, bu müzekkerede de ilgili kişinin borçlu ile aynı olan isim, soy isim ve doğum tarihi bilgileri dışında T.C. kimlik numarasının da yer aldığı fakat doğum tarihi ve ana baba adı gibi verilerinin kendisine ait olmadığının tespit edildiği, • İlgili kişinin dilekçe ile veri sorumlusu bankaya ve BİMER (CİMER) üzerinden savcılığa şikâyette bulunması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınca açılan Soruşturma Dosyası kapsamında veri sorumlusu Banka tarafından Başsavcılığa verilen yanıtta ilgili kişinin şubelerine başvurması sonucu gerekli güncellemelerin yapılarak T.C. kimlik numarasının sistemden silindiği, KKB kayıtlarının düzeltildiği, takip hesabının devir yapıldığı, Varlık Yönetim Şirketine ayrıca bilgilendirme yapıldığının veri sorumlusu Bankanın 2017 yılı içerisindeki kendi içerisinde ve Varlık Yönetimi Şirketi ile yaptığı yazışmalardan görüldüğü, • Öte yandan ilgili kişinin de 06.07.2017 tarihinde veri sorumlusu Varlık Yönetimi Şirketinin hattına, bankanın Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği yanıtı faks gönderdiği, bununla birlikte 2017-2019 yılları arasında Varlık Yönetimi Şirketinin kurumsal hesabıyla Whatsapp uygulaması üzerinden yapılan yazışmalar ile, konuyu kendilerine intikal ettirmesine ve talebinin ilgili birime iletildiğine dair geri bildirim almasına karşın ilgili kişiye Varlık Yönetimi Şirketi tarafından yapılan aramaların 2019 yılı içerisinde dahi devam ettiği, ilgili kişiye ait borçların sistemden ve TBB Risk Merkezinden ilgili kişinin şikâyet kaydının oluşturulduğu Haziran-Temmuz 2019 tarihlerine kadar silinmediğinin anlaşıldığı, • Somut olayda Banka ile Varlık Yönetimi Şirketinin Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, bununla birlikte veri sorumlusu Banka ve Varlık Yönetim Şirketi ile birlikte şikâyet olunan avukatların ise Bankanın/ 499 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Varlık Yönetim Şirketinin dosya kapsamındaki vekilleri olduğu, kendilerinin veri sorumlusu Banka ile veri sorumlusu Varlık Yönetim Şirketinin talimatları altında kişisel veri işlediği ve birtakım yasal işlemleri yürütmekten ibaret olan vazifelerini yerine getirdikleri, şikâyet edilen avukatların kendi iradeleriyle “kişisel verilerin işlenme amaçlarını belirleyerek” herhangi bir kişisel veri işleme faaliyeti yürüttüğüne dair tevsik edici bir belge Kuruma ulaşmamış olduğundan mezkûr şahısların veri sorumlusu sıfatını haiz olmadıklarının anlaşıldığı, • Kanunun “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasının “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel veriler, yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde bu Kanun hükümlerine uygun hâle getirilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler derhâl silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir. ….”; “Yürürlük” başlıklı 32 nci maddesinin ise “Bu Kanunun; a) 8’inci, 9’uncu, 11’inci, 13’üncü, 14’üncü, 15’inci, 16’ncı, 17’nci ve 18’inci maddeleri yayımı tarihinden altı ay sonra, b) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.” hükmünü amir olduğu, • İlgili kişinin kişisel verilerinin veri sorumlusu Banka tarafından Kanun yürürlüğe girmeden önce işlendiği, akdedilen alacak temlik sözleşmesine dayanarak hukuka uygun olarak veri sorumlusu Varlık Yönetim Şirketine aktarıldığı, öte yandan Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş kişisel veriler yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde Kanuna uygun hale getirilir” hükmü çerçevesinde ilgili kişinin 2017 yılında yaptığı başvuruya istinaden ilgili kişinin kişisel verilerinin Banka tarafından düzeltildiği, • Bununla birlikte veri sorumlusu Bankanın, ilgili kişinin kendisine yaptığı başvuruya Kanun ve Tebliğ hükümleri kapsamında cevap vermediğinin görüldüğü, • Veri sorumlusu Varlık Yönetimi Şirketinin, veri sorumlusu Banka tarafından akdedilen sözleşme kapsamında kendisine aktarılmış olan kişisel verileri kullandığı görülmekle birlikte, ilgili kişiye ait kişisel verilerin veri sorumlusu Banka tarafından veri sorumlusu Varlık Yönetimi Şirketine aktarımının, Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde ifade olunan “Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması” uyarınca hukuka uygun olduğu kanaatinin hâsıl olduğu, • Ancak veri sorumlusu varlık yönetimi şirketinin ilgili kişi ve veri sorumlusu Banka tarafından 2017 yılı içerisinde yapılan e-posta, faks ve Whatsapp uygulaması yollarıyla yapılan bütün bildirimlere karşın ilgili kişinin dosyası hakkında bir şikâyet kaydı oluşturmadığı, bu sebeple ilgili kişinin aslında var olmayan borcunu ödemesi hususunda telefonla rahatsız edilmeye devam edildiği, şirket bünyesindeki kişisel verilerinin silinmeyip UYAP’tan taraf kaydının kaldırılmadığı, bu sebeple TBB Risk Merkezi veri tabanında ilgili kişiye kayıtlı borçların görüntülenmeye devam edildiği, bu durumun Kanunun 12 nci maddesini ihlâl ettiği değerlendirmelerinden hareketle; 500 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İlgili kişinin kişisel verilerinin Banka tarafından Kanun yürürlüğe girmeden önce işlendiği, akdedilen alacak temlik sözleşmesine dayanarak hukuka uygun olarak Varlık Yönetim Şirketine aktardığı, öte yandan ilgili kişinin 2017 yılında yaptığı başvuruya istinaden ilgili kişinin kişisel verilerinin Banka tarafından düzeltildiği dikkate alındığında Veri sorumlusu Banka hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına, • Veri sorumlusu Bankanın ilgili kişilere yasal süre dâhilinde, Kanuna ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğe uygun bir şekilde cevap vermesi konusunda azami dikkat göstermesi hususunda talimatlandırılmasına, • Varlık Yönetim Şirketinin ilgili kişinin gerçek borçlu olmadığına dair bilgileri 2017 yılı içerisinde gerek Bankadan gerekse de ilgili kişi cihetinden tarafına ulaşan bilgi ve belgeler vasıtasıyla edinmesine karşın ilgili kişinin kişisel verilerini işlemeye devam ederek borcun tahsili amacıyla ilgili kişinin aranması yoluna gidilerek 2019 yılı Haziran-Temmuz dönemine kadar veri tabanında, UYAP’ta ve TBB Risk Merkezindeki kayıtların düzeltilmediği, ilgili kişinin başvurusuna verilen yanıtta 29.07.2019 tarihinde TBB Risk Merkezindeki kayıtların güncellendiğinin ifade edilmesine karşın bu iddiayı tevsik edici bir belgenin Kuruma iletilmediği, ayrıca ilgili kişinin Kuruma intikal ettirdiği 04.12.2019 tarihli TBB Risk Merkezi Raporunda halen Varlık Yönetim Şirketine dosya bakımından borçlu olarak göründüğü, bu kapsamda Şirketin Kanunun 5 inci maddesinde yer alan işleme şartlarına dayanmaksızın ilgili kişinin kişisel verilerini işlediği dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi çerçevesinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli tedbirleri almadığı kanaatine varılması nedeniyle Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında Varlık Yönetim Şirketi hakkında idari para cezası uygulanmasına, • Şikâyet edilen diğer taraflar olan avukatların ise veri sorumlusu sıfatını haiz olmadıkları dikkate alındığında haklarında Kanun kapsamında tesis edilecek idarî bir işlemin bulunmadığına, • İlgili kişinin maddî ve manevî zarara uğratıldığı yönündeki iddialarına ilişkin olarak adlî yargıya başvuru hakkının saklı olduğu hususunda bilgilendirilmesine, • Veri sorumlusu Varlık Yönetimi Şirketinin ayrıca ilgili kişinin TBB Risk Merkezinde bulunan bilgilerini güncellediğini ve ilgili kişinin Risk Raporunda bulunan ve esasen kendisine ait olmayan borç bilgilerinin silindiğine dair tevsik edici bilgi, belge ve kayıtları, Kanunun 15 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca 30 (otuz) günlük yasal süre içerisinde Kurula iletmesi konusunda talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 501 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.4.28 Yardım masası paneli hizmeti veren bir veri sorumlusunda gerçekleşen veri ihlali hakkında yapılan resen inceleme hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarihli ve 2021/426 sayılı Karar Özeti Bir e-ticaret sitesindeki partner firmaya, e-ticaret sitesinin hizmet aldığı yardım masası panelinde yapılan toplu yetkilendirme çalışması esnasında, yanlış yetki verilmesi sonucunda üçüncü taraf diğer firmaların yardım masasında açtıkları bildirimlere erişim sağlamasıyla gerçekleşen veri ihlalinin, partner firma tarafından Kurumumuza bildirilmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından resen inceleme başlatılmıştır. Yardım masası paneli hizmeti veren veri sorumlusu nezdinde yapılan yerinde inceleme ve konuya ilişkin ifadelerinin yer aldığı tutanakta; • Veri ihlalinin, veri sorumlusunun kendi yardım masası üzerinde yapılan toplu yetkilendirme çalışması esnasında veri tabanı katmanında çalıştırılan SQL Script kodundaki bir hata sonucu oluştuğu, • Yapılan hata sonucu partner firmanın yer aldığı gruba yanlış yetki verilmesiyle, partner firmanın kendi yardım masası bildirimleri haricinde grup içerisinde yer alan diğer firmaların da yardım masası bildirimlerine ulaşabildiği, • Veri sorumlusu tarafından yapılan analiz çalışması sonucunda, sadece söz konusu partner firmanın kendisi haricindeki diğer yardım masası bildirimlerine erişim sağladığının tespit edildiği, • Durum tespit edilir edilmez partner firmaya ait yardım masası yetkisi veri sorumlusu tarafından kaldırılarak erişiminin engellendiği, • Partner firma tarafından veri sorumlusuna gönderilen e-postada, ilgili hata sonucu diğer firmalara ait bilgileri görebildikleri, kendileri ile iletişime geçilmemesi durumunda ihbarda bulunulacağı ve veri sorumlusunun çalışmakta olduğu firmalarla iletişime geçileceğinin paylaşıldığı, veri sorumlusu avukatınca partner firmaya gerekli yasal hatırlatma yapılarak, erişilen verilerin silinmesinin talep edildiği, • Veri ihlalinden 13 farklı veri sorumlusu niteliği taşıyan firmanın etkilenmiş olduğu, veri sorumlusu tarafından ihlalden etkilenen veri sorumlularına gerçekleşen olay ile ilgili e-posta yoluyla bilgilendirme yapıldığı, • Yazılım üzerindeki özelliklerin tüm veri sorumluları için standart olduğu, bu standardın belirlenmesinde yardım masası paneli hizmeti veren veri sorumlusunun karar verici pozisyonda olduğu, ancak gelen geri bildirimler (kullanıcı deneyimleri) çerçevesinde değerlendirme yapılarak ürün özelliği olarak versiyon planı dahilinde eklendiği, kullanıcıların esnek form ve iş akışları tasarlayabildikleri, böylelikle kendilerine özel ekranlar oluşturabildikleri, ifade edilmiştir. Yardım masası panelinin, veri sorumlusunun kendisi tarafından kurulan ve yönetilen 502 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 bir platform olduğu, yazılım hizmetleri ile ilgili bakım ve destek hizmetlerini sağladığı, diğer veri sorumlularının sınırlı bir erişime sahip olduğu ve üzerinde doğrudan değişiklik yapmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. İhlal ile ilgili 3 veri sorumlusu tarafından, Kurumumuza kişisel veri ihlal bildiriminde bulunulmuş, bildirimde bulunmayan 10 veri sorumlusu hakkında 22.04.2020 tarih ve 2020/311 sayılı Kurul Kararı ile resen inceleme başlatılmasına karar verilmiş olup, bunun üzerine söz konusu veri sorumlularından bilgi ve belge talep edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarih ve 2021/426 sayılı Kararı ile; A) Teknik ve idari tedbirler ile ilgili olarak; • Yardım masası panelinin, yazılım firmasından hizmet alan veri sorumlularının kullanıcı adı ve şifreleriyle giriş yapıp yardım taleplerini ilettikleri bir platform olduğu, söz konusu platform üzerinde verilen hizmetler açısından yazılım firmasının veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, • Veri ihlalinden 13 farklı veri sorumlusunun, 950’den fazla sayıda çalışanına ve müşterisine ait kimlik, iletişim ve müşteri işlem verilerinin etkilendiği, • Veri ihlalinin, hatalı bir şekilde yapılan yetki düzenlemesinden ve veri sorumlusunun ihmalkârlığı sebebiyle yeterli güvenlik önlemlerini almamasından kaynaklandığı, • Bilişim hizmeti yürüten bir veri sorumlusunun bilgi sistemleri güvenliğinde daha dikkatli olmasının beklenildiği, yazılım geliştirme süreçlerinin test platformunda yapılması gerekirken, veri tabanında gerçekleştirilen güncellemenin canlı ortamda yapılmış olması sebebiyle ihlalin gerçekleştiği, • Veri sorumlusunun sistemlerinde kişisel veri içeren belgelerin bulunması halinde kişisel verileri maskeleyen etkin uygulama ve denetim araçlarının bulunmadığı, hususları dikkate alındığında, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak (ihlalden etkilenen 950’den fazla kişinin bulunduğu, ihlale veri sorumlusunun ihmalkârlığının sebebiyet verdiği) Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, 300.000 TL idari para cezasının uygulanmasına, B) Kurumumuza ve ilgili kişilere yapılan bildirim ile ilgili olarak; • Veri ihlaliyle ilgili Kurula bildirim yapılmadığı dikkate alındığında Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24/01/2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararı ile belirlenen 72 saat içerisinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde 503 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU bulundurularak Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, 100.000TL idari para cezasının uygulanmasına, C) Kurumumuza yönelik bilgi ve belge gönderimi hakkında; • Bir kamu tüzel kişiliğine haiz veri sorumlusunun, söz konusu olay dâhilinde kendilerinden bilgi/belge talebinde bulunulmasına rağmen Kurumumuza herhangi bir cevap vermediği, • Bir özel hukuk tüzel kişiliğine haiz veri sorumlusunun, ihlale konu olayın suç niteliği taşıması nedeniyle Kurumumuz tarafından resen incelemeye ilişkin karar verilemeyeceği, zira olayın yargı organları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini iddia ettiği ve Kurumumuza bir takım bilgi ve belge göndermiş olmakla birlikte; Kurulun, inceleme konusuyla ilgili istemiş olduğu; ihlalden etkilenen kişi sayısı, ihlalden etkilenen kişisel veriler gibi ihlal ile ilgili açıklayıcı birçok bilgi ve belgeyi Kurumumuza göndermemiş olduğu, hususları dikkate alındığında Kanunun 15 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler hariç; veri sorumlusu, Kurulun, inceleme konusuyla ilgili istemiş olduğu bilgi ve belgeleri on beş gün içinde göndermek ve gerektiğinde yerinde inceleme yapılmasına imkân sağlamak zorundadır.” hükmü çerçevesinde veri sorumluların Kurulun bilgi belge talebine ilişkin cevap verilmesinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 1.4.29 “Bir e-ticaret sitesi (veri sorumlusu) nezdinde gerçekleşen veri ihlali hakkında yapılan resen inceleme” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarih ve 2021/427 sayılı Karar Özeti Bir e-ticaret sitesindeki (veri sorumlusu) partner firmanın, e-ticaret sitesindeki müşteri hizmetleri paneli üzerinden üçüncü kişiler konumundaki firmaların bilgilerine erişmesiyle yapmış olduğu ihbar kapsamında konuya ilişkin olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından resen inceleme başlatılmıştır. Partner firmasının Kurumumuza intikal eden yazılarında; • Partner firmanın elektronik adisyon takip sistemi ve dokunmatik bilgisayar ürünlerinin internet ortamında satışına ilişkin, veri sorumlusu ile partner şirket olmak adına başvuruda bulunulduğu, • Firmanın, ürünlerini sisteme yüklerken giriş yaptığı bölümün aktif olmadığını fark etmeleri üzerine e-ticaret sitesinin müşteri hizmetlerini arayarak durumu ilettiklerinde, partner sayfasındaki bildirim bölümünden konuya ilişkin iletişime geçilmesi gerektiğinin belirtildiği, firmanın bu doğrultuda bildirim paneline giriş yapıp bildirim göndermeye çalıştıklarında sürekli hata aldığı, 504 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Bu hatalardan dolayı Partner Firmanın bildirim linkini tarayıcıya yazıp giriş yapmaya çalıştığı, bu suretle veri sorumlusunun kullanmış olduğu müşteri hizmetleri (CRM) paneline erişildiği, açılan panelde tekrar kullanıcı adı ve şifre istendiği, mevcut kullanıcı adı ve şifreleriyle giriş yapılmaya çalışıldığı, erişim sağlanamayınca şifrelerinin bloke edildiği düşünülerek yeni şifre talep edildiği, e-posta adreslerine gelen şifre ile sisteme giriş yapıldığında veri sorumlusunun CRM paneline ulaşıldığı, bu sistem açığıyla ilgili veri sorumlusuna e-posta gönderildiği, • Konuya ilişkin veri sorumlusunun avukatının kendilerini arayarak, belirli bir ücret karşılığında kendilerini danışman şirket olarak atayacaklarını, veri sorumlusu tarafından ilgili firmaya bir şifre verilerek sisteme giriş yapılacağını, veri sorumlusunun onayı ile sistem açığı bulunup bulunmadığına yönelik kontrol sağlamak amacıyla girdiğini gösterir bir senaryo hazırlayacaklarını ve söz konusu senaryoyu destekleyecek bir gizlilik sözleşmesi imzalayacaklarını belirttiği, veri sorumlusunun ofisinde bir toplantı gerçekleştirildiği, yapılan toplantıda güvenlik açığına ilişkin görüşme gerçekleştirildiği ve gizlilik sözleşmesinin imzalandığı, ifadelerine yer verilmiştir. Veri sorumlusunun meydana gelen veri ihlali ile ilgili Kurumumuzun konuya ilişkin tebligatlarına verilen cevap yazılarında ise; • Pazar yeri modeli ile satış yapmak üzere kendilerine başvuran şahısların veri sorumlusu nezdinde satış yapabilmelerini teminen giriş yapmaları amacı ile kendilerine tahsis edilen kullanıcı adı ve şifre ile sisteme giriş sağladıkları, • Şahısların daha sonra sistemde bir açık bulduklarını, kendilerine ait doküman yükleme sayfası dışında üçüncü kişiler konumundaki firmaların bilgilerine de eriştiklerini beyan ederek veri sorumlusuna müracaat ettikleri, • Akabinde bahse konu veri güvenliği açığına ilişkin, veri sorumlusu ile şahıslar arasında kişisel verilerin korunması amacıyla firmanın sisteme ilk girdiği tarihten itibaren başlayacak şekilde bir gizlilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile bu şahısların, ellerindeki tüm verileri veri sorumlusuna teslim edeceklerini ve kendi sistemlerindeki yedekler dâhil tüm veriyi imha edeceklerini, tüm sürecin gizliliğini de en üst düzeyde sağlayacaklarını taahhüt ettikleri, • Söz konusu sözleşmenin başlangıç tarihi olayın oluş tarihi olduğundan firma tarafından bilgilere erişilmesinin veri sorumlusu ile firma arasında akdedilen sözleşme kapsamında gerçekleştiği ve bu anlamda herhangi bir hukuka aykırı erişimin bulunmadığı, • Taraflar arasında bu minvalde bir sözleşme imzalanmışsa da daha sonra bu şahısların veri sorumlusundan şantaj yolu ile para istedikleri, veri sorumlusunun bu şahıslara herhangi bir ödeme yapmadıkları ve sonunda da Kişisel Verileri Koruma Kurumuna başvurdukları, • İhlale konu olayın suç niteliği taşıması nedeniyle Kurumumuz tarafından resen 505 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU incelemeye ilişkin karar verilemeyeceği zira konunun yargı organları tarafından değerlendirilmesi gerektiği, • Konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, belirtilmiştir. Partner Firmanın yapmış olduğu ihbar bildiriminin ve veri sorumlusu yazılarının incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27/04/2021 tarih ve 2021/427 sayılı Kararı ile; A. Teknik ve idari tedbirler ile ilgili olarak; • Veri sorumlusu tarafından kendi tedarikçisi konumunda olan firma yetkililerinin, veri sorumlusunun sistemine giriş yaptıklarında üçüncü kişilere ait kişisel verilere erişim sağladıkları ve erişimin sağlandığı ilk tarih itibariyle bu hususta yetkili olmadıkları, bu anlamda bahsi geçen “Gizlilik Sözleşmesi” öncesinde “veri sorumlusu uhdesinde bulunan kişisel verilere yetkisiz erişim sağlandığının anlaşıldığı, hukuka aykırı erişimin meydana gelmesinden sonra veri sorumlusu ile şahıslar arasında imzalanan gizlilik sözleşmesi ile geçmişe dönük olarak, meydana gelmiş olan veri ihlalinin ortadan kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığı, • İhlalin veri sorumlusu tarafından kendi tedarikçisi konumunda olan firmanın da bulunduğu tedarikçi grubuna “tüm bildirimlerde arama” yetkisinin verilmesi sonucunda oluştuğunun tespit edildiği, bu durumun yetkisiz erişime ilişkin düzenli kontrolün sağlanmadığının ve yetkilendirme süreçlerinin kontrol edilmeyerek veri ihlali öncesinde veri sorumlusu tarafından ilgili kişiler üzerinde oluşabilecek potansiyel zararları önlemek adına gerekli tedbirlerin alınmadığının göstergesi olduğu, hususları dikkate alındığında, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kapsamında veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, 600.000 TL idari para cezası uygulanmasına, B. Kuruma ve ilgili kişilere yapılan bildirim ile ilgili olarak: Veri sorumlusu nezdindeki kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesi dolayısıyla, Firma nezdinde erişimi gerçekleştirenler yönünden yürütülen cezai soruşturmaya konu fiil ile veri sorumlusunun veri güvenliğini sağlamaya ilişkin gerekli her türlü teknik tedbiri almaması nedeniyle oluşan veri ihlalini Kurula bildirme yükümlülüğünün farklı fiiller olduğu, ihlalin 22.10.2019 tarihinde gerçekleşmesi ve 22.10.2019 tarihinde tespit edilmiş olmasına rağmen, • Veri ihlalinden etkilenen ilgili kişilere bildirimde bulunulmadığı, 506 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Kişisel Verileri Koruma Kuruluna ihlal bildiriminde bulunulmadığı, hususları dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24/01/2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararında belirlenen 72 saat içerisinde bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı davranan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 200.000 TL idari para cezası uygulanmasına, Kurumumuzun bilgi belge talep yazısına cevap verilmediği dikkate alındığında, Kanuna uyum konularında azami dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 1.4.30 “İlaç sektöründe faaliyet yürüten bir veri sorumlusunun veri ihlali bildirimi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16/06/2020 tarih ve 2020/463 sayılı Karar Özeti Veri sorumlusunun Kurumumuza intikal eden veri ihlali bildiriminde; • Veri ihlalinin zararlı yazılımlardan ve fidye yazılımlarından kaynaklı bir siber saldırı olarak veri sorumlusunun yetkili kullanıcı şifresi ele geçirilerek sistemlerine erişimin engellenmesi şeklinde gerçekleştiği ve saldırının çalışanlarının sistemlere erişememesi sonucu tespit edildiği, • Veri sorumlusunun faaliyetlerini sürdürmesi için kritik öneme sahip tüm sunucu ve verilerinin ve bunlara ek olarak diğer sunucuların yedek dosyalarının depolandığı Data Domain Sunucusu verilerinin silindiği, • Yetkisiz erişim sağlama girişimlerinin 8-11-12 Ocak tarihlerinde gerçekleştiği, saldırının 12/01/2020 tarihinde tespit edildiği, • Veri sorumlusunun yaptığı incelemede, saldırının, LDAP servislerinde kullanılan Domain Admin yetkili anonim isimli bir kullanıcı hesabı ile gerçekleştirildiği, ihlalin yapılmış olduğu bilgisayarın tespit edildiği ve şüpheliler aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulduğu, • Saldırının veri sorumlusunun bizzat siber güvenlik desteği almakta olduğu firmaya ait IP adresi üzerinden ve firma çalışanı tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiği ve bu tespitin firma tarafından kabul edildiği, • İhlali gerçekleştiren siber güvenlik desteği alınan firmanın çalışanının aynı zamanda veri sorumlusu eski çalışanı olduğu, • İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının tam ve kesin olarak belirlenememiş olduğu ancak 1000 kişi civarında olduğunun tahmin edildiği belirtilmekte olup bunlardan 297 kişinin şirket çalışanı olduğu; bunlar dışında kalanların ise tedarikçi, müşteri ve 507 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU taşeronlara ait olduğu, ifadelerine yer verilmiştir. • Veri ihlal bildiriminin Kurumumuzun yetki ve görev alanı çerçevesinde incelenmesi neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16/06/2020 tarih ve 2020/463 sayılı Kararı ile; • Veri sorumlusunun faaliyetlerini sürdürmesi için kritik öneme sahip tüm sunucu ve verilerinin ve bunlara ek olarak diğer sunucuların yedek dosyalarının depolandığı Data Domain Sunucusu verilerinin silindiği, • İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının tam ve kesin olarak belirlenememiş olduğu ancak 1000 kişi civarında olduğu ve ihlalden özel nitelikli kişisel verilerinde etkilenmiş olabileceği, • Veri sorumlusu, sistemlerine düzenlenen söz konusu saldırıyı şirket çalışanlarının sistemlere erişememesi sonucu tespit ettiği; özel nitelikli kişisel veriler üzerinde çalışan çok uluslu bir şirketin, böylesi saldırılar için sızma testleri ve risk analizleri yapıp tehditleri belirlemesi ve güvenlik açıklarını kapatması ve log kaydı takibi ile veri güvenliğini sağlayacak önlemler alması gerektiği ve bu durumun Kişisel Veri Güvenliği Rehberi 3.2. maddesinde; “Kişisel Veri Güvenliğinin Takibi” başlığı altında, “…güvenlik yazılımı mesajları, erişim kontrolü kayıtları ve diğer raporlama araçlarının düzenli olarak kontrol edilmesi, bu sistemlerden gelen uyarılar üzerine harekete geçilmesi, bilişim sistemlerinin bilinen zaafiyetlere karşı korunması için düzenli olarak zaafiyet taramaları ve sızma testlerinin yapılması ile ortaya çıkan güvenlik açıklarına dair testlerin sonucuna göre değerlendirmeler yapılması gerekmektedir…” ifadelerine aykırılık teşkil ettiği, • Veri sorumlusunun, sunucularının yedek dosyalarının depolandığı Data Domain sunucusunda yer alan verilerinin de silinmesinin, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi 3.6. maddesinde, “Kişisel Verilerin Yedeklenmesi” başlığı altında, “…veri sorumlusunu fidye ödemeye zorlayan kötü amaçlı yazılımlar olabilir. Bu tür kötü amaçlı yazılımlara karşı kişisel veri güvenliğini sağlamak için veri yedekleme stratejilerinin geliştirilmesi önerilmektedir. Öte yandan, yedeklenen kişisel veriler sadece sistem yöneticisi tarafından erişilebilir olmalı, veri seti yedekleri mutlaka ağ dışında tutulmalıdır. Aksi halde, veri seti yedekleri üzerinde kötü amaçlı yazılım kullanımı veya verilerin silinmesi ve yok olması durumlarıyla karşı karşıya kalınabilecektir…” ifadelerine aykırılık teşkil ettiği, hususları dikkate alındığında, Kanun’un 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu hakkında kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak Kanunun 18 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 125.000 TL idari para cezası uygulanmasına, • İhlalden etkilenen şirket çalışanlarına 13.01.2020 tarihinde e-posta ile bildirim 508 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 yapıldığı buna yönelik tevsik edici belgenin gönderildiği, ihlalden etkilenen şirket çalışanı dışındaki kişilere ise web sayfasından genel duyuru yapıldığı ve yapılan bu duyurunun ise Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 18/09/2019 tarih ve 2019/271 sayılı Kararı gerekliliğine uygun olduğu, • 11/01/2020 tarihinde gerçekleşen veri ihlali, 12/01/2020 tarihinde tespit edilmiş ve Kurumumuza 14/01/2020 tarihinde bildirilmiş olup veri sorumlusunun Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer verilen “en kısa sürede” (24/01/2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararında belirtilen 72 saatlik süre içerisinde) bildirimde bulunma yükümlülüğüne uygun hareket ettiği, hususları dikkate alındığında; Kanunun 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer verilen “en kısa sürede” (Kurul’a bildirim için 72 saat) bildirimde bulunma yükümlülüğüne uygun davranan veri sorumlusu hakkında bu konuda yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 1.4.31 “İlgili kişinin yemek kartı hesap hareketlerine ilişkin kişisel verilerine erişim talebinin veri sorumlusu tarafından yerine getirilmediği iddiası” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06/05/2021 tarihli ve 2021/470 sayılı Karar Özeti İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle; kendisine işvereni tarafından tahsis edilen yemek kartına ait hesap hareketlerinin tarafına iletilmesinin veri sorumlusu Şirketten talep edildiği, veri sorumlusu tarafından verilen cevapta ise istenilen bilginin sağlanması için kimliği doğrulayacak ilave bilgiler talep edildiği, bunun üzerine dilekçe ve kimlik görüntüsünün veri sorumlusuna e-posta aracılığıyla iletildiği, veri sorumlusu şirketin gönderdiği e-postada ise ilgili bilgilerin ekte paylaşıldığı ancak ilave güvenlik önlemi alınması nedeniyle ekte paylaşılan dokümana erişilebilmesi için e-postada yer alan cep telefonu numarasının aranması gerektiğinin belirtildiği, getirilen bu ilave güvenlik önleminin hukuka aykırı olup şahsına ait verilere erişmesinin engellendiği ve hesap hareketlerinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (Kanun) uygun olarak paylaşılmadığı belirtilerek Kanun kapsamında gereğinin yapılması talep edilmektedir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili kişinin Gmail adresinden veri sorumlusuna gönderdiği e-postada … nolu yemek kartı kullanıcısı olduğunu belirterek Kanun’un 11’inci maddesi uyarınca tüm hesap hareketlerini ve işlenen verileriyle ilgili açıklamaları talep ettiği, yapılan inceleme sonucunda söz konusu e-posta adresi sistemde kayıtlı olmadığından, ilgili iletişim kanalının teyit edilemediği ve ayrıca ilgili kişi tarafından sunulan kart numarasının hatalı bir numara olduğunun görüldüğü, • Veri sorumlusunun ilgili kişinin talebine verdiği cevapta, talebin ilgili kişi tarafından yöneltildiğinin ve ilgili kişi haricinde bir başka kişiye cevap verilmediğinin 509 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU teyit edilebilmesi için kimliğini doğrulayacak bazı ilave bilgiler istenildiği, veri sorumlusunun talebi üzerine ilgili kişi tarafından gönderilen e-postanın ekinde yer alan ıslak imzalı dilekçedeki talebin “Tarafıma ait .. numaralı kartın tüm hesap hareketlerinin …@gmail.com e-posta adresine gönderilmesi için gereğinin yapılmasını arz ederim.” şeklinde olduğu, bildirilen e-posta adresine yanıt verildiği ve başvurunun konusu olan tüm bilgilerin e-postanın ekinde ilgili kişiyle paylaşıldığı, • İlgili kişinin daha önce veri sorumlusu sisteminde tanımlı olmayan ve “Gmail” gibi altyapısı yurtdışında barındırılan bir e-posta adresine kişisel verilerinin gönderilmesini talep etmesi nedeniyle risk değerlendirmesi yapılarak e-posta ortamında güvenliği en üst düzeyde temin etmek amacı doğrultusunda talebin yanıtlandığı ve ek olarak dosyanın şifrelendiği, ilgili kişinin dosya şifresinin kendisine verilmesi için doğrudan arayabileceği bir telefon numarasının kendisine bildirildiği ve bu güvenlik tedbirinin neden alındığının açıkça izah edildiği, ifade edilmiştir. Konuya ilişkin olarak yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06/05/2021 tarihli ve 2021/470 sayılı Kararı ile; • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkının, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığı; erişim hakkının bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağladığı, • Kanun’un 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince veri sorumlusunun; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğu, • Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ kapsamında, veri sorumlusunun ilgili kişi tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduğu; ayrıca, Kurum tarafından veri güvenliğinin sağlanmasına atfedilen önem doğrultusunda yayımlanan Kişisel Veri Güvenliği Rehberi’nde (Teknik ve İdari Tedbirler) Kanun’un 12’nci maddesi kapsamında veri güvenliğini sağlamak amacıyla veri sorumlusunun temin etmesi gereken teknik ve idari tedbirlere ilişkin başlıca yöntemlerin bölümler halinde açıklandığı, hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda ise Rehber’de belirtildiği üzere öncelikle veri sorumlusu tarafından işlenen tüm kişisel verilerin neler olduğunun, bu verilerin korunmasına ilişkin ortaya çıkabilecek risklerin gerçekleşme olasılığının ve gerçekleşmesi durumunda yol açacağı kayıpların doğru bir şekilde belirlenerek buna uygun tedbirlerin alınması gerektiği, 510 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • Şifreleme yöntemi ile temel olarak haberleşen kişiler arasındaki veri alışverişinin, üçüncü kişilerin okuyamayacağı şekilde güvenli olarak yapılmasının amaçlandığı; veri sorumlusunun, ilgili kişinin kişisel verisine erişimini engellememekle birlikte ilgili kişi için orantısız bir külfete yol açmayacak şekilde e-posta aracılığıyla gönderilen dosyanın şifreli olarak gönderimini sağladığı ve şifrenin de e-postada yer alan telefon numarası arandığında kendisiyle paylaşılacağının belirtildiği, • Veri sorumlusu tarafından yapılan risk analizi doğrultusunda, ilgili kişinin kullanımındaki yemek kartının hesap hareketleri ve yükleme bilgilerine ilişkin kişisel verileri içeren dosyanın ilgili kişi tarafından belirtilen ve alt yapısı yurt dışında olan “Gmail” hesabına e-posta aracılığıyla gönderileceği için bu verileri içeren dosyanın şifrelenerek gönderilmesi ile veri güvenliğinin üst düzeyde sağlanmasının amaçlandığının ifade edildiği; Kurulun 31/05/2019 tarihli ve 2019/157 sayılı Kararında belirtildiği üzere, Google firmasına ait Gmail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması durumunda gönderilen ve alınan e-postaların dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan veri merkezlerinde tutulmasının söz konusu olacağı; bu doğrultuda, Kanunun 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önleme yükümlülüğü altında olan veri sorumlusunun aldığı ilave güvenlik önleminin ilgili kişinin iddia ettiği üzere Kanuna aykırılık değil; Kanunun titizlikle uygulanması olduğu, değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin Kanun’un 11’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi doğrultusunda, kullandığı yemek kartının hesap hareketlerine ilişkin veri sorumlusu tarafından işlenen kişisel verilerine erişim talebi üzerine; veri sorumlusu tarafından e-posta aracılığıyla ilgili kişi tarafından belirtilen “Gmail” adresine gönderilen ve kişisel verileri içeren söz konusu dosyanın şifrelenmesinin ilgili kişinin iddiasının aksine Kanun’un 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbiri alma yükümlülüğünü yerine getirmek adına makul bir tedbir olduğuna, alınan bu güvenlik tedbirine ilişkin gerekli açıklamanın ilgili kişiye yapıldığı ve e-posta içerisinde yer alan telefon numarası arandığında şifrenin ilgili kişiyle derhal paylaşılacağının belirtildiği dikkate alındığında kişisel verilere erişim hakkının engellenmediğine, bu doğrultuda veri sorumlusu hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 511 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.4.32 “Avukatların icra takip dosyalarındaki kişisel verilere vekâletname olmaksızın hukuka aykırı olarak erişim sağladığına ve Adalet Bakanlığı tarafından icra tevzi bürolarında görevli personel eliyle alacaklı vekili avukatlara borçluların alacaklı olduğu icra takip dosyalarında bulunan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak aktarılmasına ilişkin ihbarlar hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 20/05/2021 tarihli ve 2021/511-512-513 sayılı Karar Özeti Adalet Bakanlığı ve bir avukat hakkında Kuruma intikal ettirilen ihbarlarda özetle; alacaklı vekili avukatların, icra tevzi bürolarına başvuruda bulunup borçluların alacaklı olduğu icra takip dosyalarının bilgilerini haksız bir şekilde elde ettiği, ayrıca avukatların bu sayede icra dairesinde diledikleri dosyaları da inceleyebildiği, her ne kadar avukatın dosyanın bir örneğini alması vekâlet sunmasına bağlı olsa da kişisel verilere yetkisiz kişilerin erişiminin engellenmesinin veri sorumlularına verilen görevlerden biri olduğu ve avukatlar ya da görevlendirdikleri kişiler tarafından, icra tevzi bürosu yetkilileri ve memurları aracılığıyla borçluların alacaklı olduğu icra takip dosyalarında bulunan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ile avukatların icra dairelerindeki diledikleri dosyaları vekâletname olmaksızın incelemelerinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa aykırılık teşkil ettiği belirtilerek bu kapsamda icra tevzi bürosu çalışanları tarafından yapılan aktarımların ve avukatlar tarafından vekâletname olmaksızın icra takip dosyalarındaki kişisel verilere erişimin 6698 sayılı Kanuna aykırı olduğunun tespit edilmesi, bu durumun düzeltilmesi için Adalet Bakanlığı nezdinde ivedilikle girişimlerde bulunulması ve gerekli idari yaptırımların uygulanması talep edilmiştir. Yapılan ihbarlara binaen Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından resen inceleme başlatılmasına karar verilmiştir. Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Adalet Bakanlığından konuya ilişkin bilgi ve belge talep edilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; • İlgili mevzuat ve içtihat çerçevesinde, alacağını tahsil etmek isteyen alacaklı veya vekilinin takibin kesinleşmesini müteakip borçlunun alacaklı olduğu dosyalar da dâhil olmak üzere borçlunun her türlü mal varlığını, hak ve alacağını sorgulama hakkının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundan kaynaklandığının anlaşıldığı, • Ayrıca avukatın veya stajyerlerinin dava takip dosyalarını vekâletname olmaksızın inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesinin 1136 sayılı Avukatlık Kanununda düzenlendiği, bu kapsamda avukatların ve stajyerlerinin alacağın tahsilini teminen borçlunun alacaklı olduğu dosyaları sorgulama ve kendilerine tanınan dosya inceleme hakkını icra dairelerinde tespit amacıyla bu işle görevlendirilen icra tevzi büroları vasıtası ile yapmasının uygun olacağının, icra dairesinde görevli personelin de vekâletname ibraz etmeksizin dosya incelemek isteyen avukat ve stajyerlerine bu isteklerini yerine getirmelerinin fotokopi ve benzeri yollarla örnek almamaları kaydı ile zorunlu olduğunun değerlendirildiği, • Bu itibarla avukat veya stajyerlerinin müvekkillerinin alacağına kavuşmasını sağlamak için borçluların alacaklı olduğu dosyaları tespit etmesi ve tespit ettiği dosyaları incelemesi hususunun kanunlarda açıkça öngörülmesi ve yukarıda izah 512 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 edilen nedenlerle 6698 sayılı Kanuna aykırılık kapsamında bulunmayacağının değerlendirildiği, ifade edilmiştir. Yine, başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu avukattan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle; Avukatlık Kanununun 46 ncı maddesinin 2 inci fıkrasında yer alan “Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur.” hükmü sınırları kapsamında borçlunun alacaklı olduğu dosyaların tespit edildiği, bu dosyalara borçlunun alacaklı olduğu icra dosyalarından talepte bulunmak ve ilgili icra müdüründen karar aldırmak suretiyle haciz işlemi yapıldığı, bunun göreviyle ilgili bir iş olduğu; bu işlemlerin yapılmaması halinde işini gereği gibi yapmadığı için müvekkiline karşı sorumluluğun dahi gündeme geleceği ve bu kapsamda tüm işlemlerin yasalar çerçevesinde yürütüldüğü ifade edilmiştir. İhbar başvuruları ile veri sorumlularından alınan bilgi ve belgelerin ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi neticesinde Kurulun 20/05/2021 tarihli ve 2021/511-512-513 sayılı Kararları ile • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Taşınır ve taşınmaz malların haczi” başlıklı 85 inci maddesinin birinci fıkrasının “Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur. ” hükmünü amir olduğu; hükümde haciz yoluyla takip kapsamında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve haklarına haciz konulabileceğinin öngörüldüğü ve bu kapsamda, borçlunun alacaklı olduğu icra dosyalarına konu alacaklara da haciz konulmasının mümkün olduğu; • Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 46 ncı maddesinin, “İşlerin stajiyer veya sekreterle takibi, dava dosyalarının incelenmesi ve dosyadan örnek alma:

Madde 46

Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir. Avukatın onanmasını istemediği örnekler harca tabi değildir. Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.” hükmünü, 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ise; “Avukatlığın amacı: 513 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU

Madde 2

(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 - 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” hükmünü amir olduğu; Anılan hükümlerden avukatların vekâletname sunmasına gerek olmaksızın icra takip dosyalarını inceleyebileceğinin ve ilgili makamların da avukatlara bu konuda gerekli imkânları sağlamakla yükümlü kılındığının anlaşıldığı, Bununla birlikte, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 8/a maddesinin altıncı fıkrası ile 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunla değişik 78 nci maddesinin birinci fıkrasının; “Elektronik işlemler:

Madde 8/a

… (Ek fıkra:6/12/2018-7155/10 md.) Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez. II. HACİZ Haciz: 1 – Talep Müddeti

Madde 78

(Değişik birinci fıkra:22/7/2020-7251/49 md.) Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal 514 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”” şeklinde olduğu; • Söz konusu hükümler uyarınca alacaklı vekili avukatların, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden borçlunun alacaklı olduğu icra dosyaları dâhil olmak üzere mal, hak veya alacağı hakkında sorgulama yapabileceği, değerlendirmelerinden hareketle; • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 85 inci maddesi çerçevesinde borçlunun kendi veya üçüncü kişi nezdindeki alacaklarına haciz konulabileceği, 2004 sayılı Kanunun 8/a ve 78 nci maddeleri uyarınca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla alacaklı tarafından borçluların mal, hak veya alacaklarının sorgulanabileceği, avukatların müvekkillerinin alacağını tahsil etmek amacıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 46 ncı maddesi uyarınca dava ve icra takibi dosyalarını vekâletname sunmaksızın inceleyebileceği ve bu kapsamda 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiş işlemenin “kanunlarda açıkça öngörülmesi” şartına dayanılarak alacaklı vekili avukatlar tarafından borçlunun alacaklı olduğu icra dosyalarına ilişkin olarak kişisel veri işleme faaliyeti yürütebileceğinden avukatların vekâletname olmaksızın icra takip dosyalarındaki kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişim sağladığı iddiası bakımından 6698 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına, • 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2 nci maddesinde ilgili makamların avukatların görevlerini yapmak üzere ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri avukatların incelemesine sunmakla yükümlü olduğunun düzenleme altına alındığı ve bu kapsamda 6698 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş “Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” düzenlemesi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından icra tevzi bürosunda görevli personel eliyle borçlunun alacaklı olduğu icra dosyaları hakkında bilgi ve belge sağlama amacıyla avukatlara görevlerini yerine getirebilmeleri için kişisel veri aktarımı yapılabileceğinden Adalet Bakanlığı tarafından alacaklı vekili avukatlara borçluların alacaklı olduğu icra takip dosyalarında bulunan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak aktarılması iddiası bakımından 6698 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir. 515 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 1.4.33 “Veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasına reklam amaçlı SMS gönderilmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 04/06/2021 tarihli 2021/545 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette özetle, veri sorumlusu sıfatını haiz Hastane tarafından ilgili kişinin telefonuna reklam ve pazarlama amaçlı SMS gönderildiği, bununla birlikte ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna kişisel verilerin işlenmesi konusunda açık rıza verilmediği ifade edilerek veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup verilen cevabi yazıda özetle; • Söz konusu şikâyetçinin hastanede herhangi bir kaydı olmadığı, dolayısıyla tedavi kaydı bulunmayan kişinin kişisel verilerinin kaydedilmesinin de mümkün olamayacağı, • Şikâyetçi tarafından konuya ilişkin herhangi bir başvuru yapılmadığı, • Hastanede kaydı bulunan hastalara gönderilen SMS’lerin reklam yapmak amacı taşımadığı, gönderilen SMS’lerin asıl amacının Covid-19 sürecinde vatandaşlar için bilgilendirme amacı taşıdığı, • Gönderilen SMS’lerin iptali için ücretsiz gönderme seçeneği bulunduğu, iptal seçeneği kullanmayan kişilerin mesajların devamının zımnen kabul etmiş olduğu, ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 04/06/2021 tarih ve 2021/545 sayılı kararı ile; Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a)Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. 516 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” hükmüne yer verildiği, • Veri sorumlusunun iddialarında yer verilen SMS içeriklerinin ilgili kişiye gönderilen SMS içerikleri ile uyuştuğu ve mesajda belirtilen MERSİS numarasının veri sorumlusuna ait olduğu, • Veri sorumlusunun kendisine herhangi bir başvuru yapılmadığı iddiasına ilişkin şikâyetçi vekili tarafından veri sorumlusuna ihtarname gönderildiği ve ilgili barkod numaralı ihtarnamenin teslim alındığının anlaşıldığı, değerlendirmelerinden hareketle; • Veri sorumlusunun, ilgili kişinin kişisel verisi niteliğindeki telefon numarasına Kanunun 5 inci maddesinde sayılan şartlardan birine dayanmaksızın SMS göndermesi suretiyle gerçekleşen kişisel veri işleme faaliyeti nedeniyle Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmediği dikkate alındığında, Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca veri sorumlusu hakkında idari para cezası uygulanmasına, • Veri sorumlusunun ilgili kişinin başvurusuna cevap vermediği dikkate alındığında Kanun kapsamında yapılan başvurulara cevap vermek konusunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Hukuka aykırı işlendiği değerlendirilen şikâyete konu kişisel verinin imha edilmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, karar verilmiştir. 1.4.34 “İlgili kişinin cep telefonu numarasının kampanya adı altında bir dijital platform bayisi tarafından edinilmesi, işlenmesi ve rızası olmaksızın arama yapılması hakkında” Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 04/06/2021 tarih ve 2021/548 sayılı Karar Özeti İlgili kişiden alınan şikâyet dilekçesinde özetle; • Şikâyet olunan dijital platform ile hiçbir ilişkisinin olmamasına karşın ilgili kişinin sürekli olarak 0850’li bir çağrı merkezinden arandığı ve tarafına, bu platforma üye olması yönünde pazarlama yapılmaya çalışıldığı, • Bunun üzerine ilgili kişinin reklamı yapılan dijital platformun internet adresinde bulunan irtibat formu vasıtasıyla başvuruda bulunduğu, kendisine e-posta ile verilen yanıtta ise ilgili kişinin müşteri olarak herhangi bir kaydının şirket nezdinde 517 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU bulunmadığı yanıtını aldığı ancak kendisinin kişisel verilerinin nasıl elde edildiği ve nerelerde kullanıldığına ilişkin sorularına herhangi bir yanıt verilmediği, • Dolayısıyla işlenen suçun kabul edildiği ancak detay içermeyen bir cevap ile geçiştirilmeye çalışıldığı, hususları beyan edilerek konunun incelenmesi, şirketin ilgili kişinin kişisel verilerini nasıl elde ettiği hususunda kendisine bilgi vermesi konusunda talimatlandırılması ve gerekli cezai yaptırımın uygulanması talep edilmiştir. Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme neticesinde, reklamı yapılan dijital platformdan bilgi ve belge talep edilmiş olup Kuruma ulaştırılan cevabi yazıda; • İlgili kişinin hiçbir şekilde şirketin müşterisi olmadığı, şirket ile bir ilgisinin tespit edilemediği, • Şikâyet edilen numaranın dijital platformun çağrı merkezi numarasının olmadığı, yapılan araştırmada ilgili kişiyi aradığı iddia edilen numaranın 21/12/2018 tarihinden 12/09/2019 tarihine kadar “…… Expert” unvanı ile faaliyet gösteren bir bayiye tahsis edildiği, • İlgili kişinin adının sistemlerde hiçbir şekilde kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, diğer bir ifade ile ilgili kişinin potansiyel bir müşteri olarak kayıtlı olmayıp herhangi bir elektronik ticari ileti izninin de bulunmadığı, bu sebeple ilgili kişinin kişisel verilerinin nereden ve ne şekilde temin edildiğinin bilinmediği, • Şayet bayi bu şekilde bir arama gerçekleştirmiş ise bunun kendilerinin bilgisi ve izni dâhilinde yapılmadığı, beyanlarına yer verildiği görülmüştür. • Bunun üzerine bahse konu dijital platformdan ilgili kişiyi aradığı iddia olunan bayi ile şirketleri arasındaki iş ilişkisini tanımlayan bilgi ve belgelerin Kuruma iletilmesi talep edilmiş olup söz konusu talebe istinaden Kuruma iletilen cevap yazısında ise; • Bayilik hizmeti kapsamında “…Expert” olarak görev yürüten bayiye ürün ve hizmetlerin pazarlanması, tanıtılması, satışı, söz konusu ürün ve hizmetlerle ilgili abonelik tesisi, abonelik uzatma, abonelik iptali, üst paketlere geçiş, satış sonrası hizmetler, tahsilat ve gerektiğinde kurulum ve montaj destek hizmetleri verilmesi ile sınırlı olmamak kaydıyla dijital platform tarafından bildirilecek diğer iş ve işlemler konusunda görev ve yetki tevdi edildiği, • Bayi ile akdedilen abonelik sözleşmesi ve bu bayiliğin iptaline ilişkin e-posta çıktısının yazılarına eklendiği, • Bayi tarafından kullanılan herhangi bir sistemin dijital platform tarafından kurulmayıp bayilerin kural olarak bayilik sözleşmesi ile görev ve yetkiler kapsamında kendisine sağlanan kullanıcı adı ve şifre bilgileri ile dijital platformun CRM Sistemine erişerek potansiyel müşteri oluşturabildiği, 518 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 • İlgili kişi ile ilgili olarak herhangi bir kayda rastlanılamadığı için kişisel verilerinin ne şekilde elde edildiği ve benzeri soruların cevaplandırılmasının mümkün olmayacağı, ifade edilmiştir. • Yukarıda yer verilen bilgi ve belgelerin değerlendirmesi neticesinde alınan 04/06/2021 tarih ve 2021/548 sayılı Kurul Kararında özetle; • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 3 üncü maddesinde “ilgili kişi”nin, kişisel verisi işlenen gerçek kişi; “veri sorumlusu”nun, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi; ve “veri işleyen”in ise veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlandığı, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • 6698 sayılı Kanunda veri işleyenin, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlandığı, buna göre veri işleyenin, veri sorumlusu adına, ondan aldığı yetki ve talimata göre kişisel veri işlemekte olduğu, bu minvalde “veri işleyen” sıfatının kazanılabilmesi için veri işleyenin, veri sorumlusunun idarî yapısından ayrı bir hukukî varlığının olması; bir başka diğer deyişle, veri sorumlusunun birimleri içerisinde bulunmaması gerekmekle birlikte veri işleyenin, veri sorumlusundan ayrı bir hukuk kişisi olarak veri sorumlusunun talimatı, denetimi ve yetkilendirmesi dâhilinde kişisel veri işleme faaliyeti yürüteceği, • Her ne kadar bayi ile dijital platform arasında akdedilen sözleşme hükümlerinden genel şekliyle dijital platformun veri sorumlusu, bayinin ise veri işleyen olarak belirlendiği görülmekte ise de, somut hadisede bayinin veri işleyen sıfatından çıkarak veri sorumlusu hâline geldiği, zira dijital platformun merkezî CRM sisteminde müşteri/potansiyel müşteri olarak kaydı bulunmayan ilgili kişiyi dijital platformun talimatı veya bilgisi dâhilinde olmaksızın aradığının anlaşıldığı, bu 519 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU telefon numarası bayiye dijital platform tarafından iletilmediğinden, bayinin veri işleyen olarak, veri sorumlusunun denetimi ve kontrolü altında kişisel veri işleme faaliyeti yürüttüğünden bahsedilemeyeceği, • Somut olayda bayinin, kendi iradesiyle ve dijital platformdan bağımsız bir şekilde ilgili kişinin açık rızası veya Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer verilen işleme şartlarına dayanmaksızın ilgili kişinin kişisel verisi niteliğindeki telefon numarasını aramak suretiyle kişisel veri işleme faaliyetinde bulunmasından ötürü veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, değerlendirmelerinden hareketle; • İlgili kişinin kişisel verisi olan telefon numarasının Kanunun 5 inci maddesinde yer alan herhangi bir işleme şartına dayanmaksızın hukuka aykırı elde edildiği ve işlendiği dikkate alındığında Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusu bayii hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında idarî para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 1.4.35 İlgili kişinin fotoğrafının öğrencisi olduğu okul tarafından kullanılması hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09/06/2021 tarihli 2021/572 sayılı Karar Özeti Kuruma intikal eden şikâyette, ilgili kişinin öğrenci olarak öğretmenleri ile yaptığı bir görüşmede rızası olmaksızın fotoğrafının çekildiği, çekilen fotoğrafının ticari amaçla okul tarafından bastırılan broşürde kullanıldığı ve kendi internet sitesinde yayınlandığı, ilgili kişi ve velisinin kişisel verilerin işlenmesine, yayımlanmasına veya kullanılmasına zımni veya açık bir rıza vermediği, konuya ilişkin veri sorumlusuna başvuruda bulunulduğu ancak verilen cevabın yetersiz olduğu ifade edilerek, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) uyarınca veri sorumlusu okul hakkında gerekli işlemlerin tesis edilmesi talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup verilen cevabi yazıda özetle; • 2018-2019 döneminde öğrencileri olan ilgili kişinin fotoğrafının özel olarak çekilen bir fotoğraf olmadığı, tüm öğrencilerin katılmış olduğu ders ve etkinlikler sırasında çekilen bir fotoğraf olduğu, anılan dönemin sonunda öğrencinin okul değişikliği gerçekleştirdiği, mevcut durumda öğrencileri olmadığı, • İlgili kişinin velisinden de izin alındığı, bahse konu fotoğrafın aktif olarak kullanımda olmadığı ve yeni bir paylaşım durumunun da olmadığı, • İlgili kişinin avukatı tarafından gönderilen ihtarnameye istinaden velinin “Sosyal Medya Paylaşımı” konulu yazılı izninin bir örneğinin bulunduğu, 520 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09/06/2021 tarih ve 2021/572 sayılı kararı ile; • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı, • Kanunun 3 üncü maddesinde açık rızanın “belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza” şeklinde tanımlandığı, tanımda yer aldığı üzere, açık rızanın, “Belirli bir konuya ilişkin olması”, “Rızanın bilgilendirmeye dayanması” ve “Özgür iradeyle açıklanması” şeklinde üç unsuru bulunduğu, bu kapsamda, veri işlemek üzere verilen açık rızanın geçerli olması için, açık rızanın öncelikle belirli bir konuya ilişkin ve o konu ile sınırlı olarak verilmesi gerektiği, bu doğrultuda veri sorumlusu tarafından açık rıza beyanının hangi konuya ilişkin olarak istenildiğinin açıkça ortaya konulması gerektiği, bununla birlikte, açık rıza bir irade beyanı olduğundan, kişinin özgür bir şekilde rıza gösterebilmesi için, neye rıza gösterdiğini de bilmesi gerektiği, kişinin sadece konu üzerinde değil, aynı zamanda rızasının sonuçları üzerinde de tam bir bilgi sahibi olması gerektiği, bu sebeple, bilgilendirmenin, veri işleme ile ilgili bütün konularda açık ve anlaşılır bir biçimde gerçekleştirilmesi ve mutlaka verinin işlemesinden de önce yapılması gerektiği, • Açık rıza vermenin, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, verilen açık rızanın geri alınabileceği, bu bağlamda kişisel verilerin geleceğini belirleme hakkı ilgili kişiye ait olduğundan, kişinin dilediği zaman veri sorumlusuna vermiş olduğu açık rızasını geri alabileceği; ancak geri alma işlemi ileriye yönelik sonuç doğuracağından, açık rızaya dayalı olarak gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin geri alma beyanının veri sorumlusuna ulaştığı andan itibaren veri sorumlusu tarafından durdurulması gerektiği; başka bir diğer deyişle, geri alma beyanının veri sorumlusuna ulaştığı andan itibaren hüküm doğurduğu, • 6698 sayılı Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinde herkesin, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerinin 521 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerinin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme, 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinin silinmesini veya yok edilmesini isteme, kişisel verilerinin düzeltilmesi veya silinmesi/yok edilmesi ile ilgili yapılan işlemlerin kişisel verilerinin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme ve kişisel verilerinin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahip olduğunun düzenlendiği, • Veri sorumlusunun internet sitesinde yapılan incelemede şikâyete konu fotoğrafların yer aldığı iddia edilen okul broşürünün hâlihazırda internet sitesinde erişime açık şekilde “pdf” formatında yer aldığı, şikâyet konusu fotoğrafların da anılan broşürün 6 ncı ve 9 uncu sayfalarında yer aldığının görüldüğü, • Şikâyetçi veli tarafından, ilgili kişinin fotoğraflarının veri sorumlusu tarafından açık rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak işlendiği iddiası ile ilgili olarak veri sorumlusunun Kurumu muhatap cevap yazıları ve ekleri incelendiğinde; veri sorumlusu tarafından öğrencilerin kişisel verisi olan fotoğraflarının paylaşılmak suretiyle işlenmesine ilişkin “sosyal medya paylaşımı” konulu bir bilgilendirme metninin düzenlendiği, anılan metinde “Okulumuzda yapılacak etkinliklerde öğrencilerimizin fotoğraf ve videoları çekilmektedir. Öğrencilerimizin fotoğraf ve videolarının resmi web sitesinde sosyal medya hesaplarında, okul dergimiz ve okul panolarımızda paylaşılması ile ilgili aşağıdaki izin yazısını doldurarak sınıf/ mentor öğretmeninize göndermenizi rica ederim” şeklinde bilgilendirmeye yer verildiği; söz konusu paylaşıma izin verilmesine ilişkin olarak öğrenci velilerinden izin alınmasına yönelik bu metnin alt kısmında ayrı bir bölümün düzenlendiği, bu bölümde ise söz konusu sosyal medya paylaşım yazısının okunduğu ve okul bünyesinde yapılacak etkinliklerde çekilen fotoğraf ve videoların kullanılmasına izin verildiği ya da verilmediğine ilişkin iki seçeneğin sunulduğu; somut olayda ise şikâyetçi veli tarafından ilgili kişinin fotoğraflarının belirtilen amaçlar kapsamında kullanılmak suretiyle işlenmesine izin verildiğine ilişkin seçeneğin seçildiği ve belgenin ıslak imza ile imzalanarak açık rıza verildiğinin görüldüğü, • Şikâyet dilekçesi ve eklerinden ilgili kişi vekilinin veri sorumlusundan, şikâyete konu kişisel verilerinin silinmesini talep ettiği ancak veri sorumlusu tarafından Bahse konu fotoğrafın aktif olarak kullanımda olmadığı ve yeni bir paylaşım durumunun da söz konusu olmadığı hususlarına yer verilmiş olmasına rağmen şikâyete konu fotoğrafların muhafaza edilme süresi ile silinmesi veya yok edilmesine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği, bu kapsamda ilgili kişinin okul ile öğrencilik ilişkisinin 2018-2019 yıllarında mevcut olduğu ve güncel durumda ise okul ile arasında öğrencilik ilişkisinin kalmadığı anlaşıldığından Kanunun 15 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, şikâyet konusu fotoğraftaki ilgili kişinin görüntüsünün ayrılabilir olup olmadığının veri sorumlusunca ele alınması gerektiği, 522 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 değerlendirmelerinden hareketle; • Şikâyet konusu fotoğrafların paylaşılmasına yönelik veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ilgili kişinin/velisinin açık rızası hukuki dayanağı çerçevesinde gerçekleştirildiği kanaatine varılmış olup ilgili kişinin fotoğraflarının haksız ve hukuka aykırı olarak ticari amaçla bastırılıp dağıtıldığı ve internet sitesinde paylaşıldığı iddiası hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına, • Veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin talepleri hakkında yeterli açıklamaya yer verilmediği dikkate alındığında veri sorumlusu okulun 6698 sayılı Kanun ve “Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ”in ilgili hükümlerine uyum konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği konusunda talimatlandırılmasına, • İlgili kişinin okul ile öğrencilik ilişkisinin 2018-2019 yıllarında mevcut olduğu ve güncel durumda ise okul ile arasında öğrencilik ilişkisinin kalmadığı anlaşıldığından Kanunun 15 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, şikâyet konusu fotoğraftaki ilgili kişinin görüntüsünün ayrılabilir olup olmadığının veri sorumlusunca değerlendirilerek buzlanması ya da imha edilmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, • Veri sorumlusuna tebliğ edilmesinden sonra geçerli olmak üzere, veri sorumlusu tarafından okul bünyesinde çekilen fotoğraf ve videoların çeşitli mecralarda paylaşılmasına ilişkin daha önce hazırlanmış olan aydınlatma ve açık rıza metinlerinin Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan unsurlar ve Aydınlatma Tebliğinde yer verilen hükümler dikkate alınmak ve bu yönde alınacak açık rızanın okulu tanıtıcı basılı yayınlarda/broşürlerde, web sitesinde veya sosyal medya hesaplarında paylaşılmasına yönelik her bir işleme faaliyeti özelinde ilgili kişilere ayrı ayrı seçenek sunulmak suretiyle revize edilmesi gerektiği yönünde veri sorumlusunun bilgilendirilmesine, karar verilmiştir. 1.4.36 “Sigortacılık ve bireysel emeklilik alanında faaliyet gösteren bir şirket tarafından ilgili kişiye ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09/06/2021 tarihli ve 2021/584 sayılı Karar Özeti • Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik alanında faaliyet gösteren bir şirket tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasına “Sayın …., Sizinle görüşmemiz öncesinde, hakkımızdaki özet bilgilere aşağıda yer alan linki tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz… IPTAL: … Ret yazıp …’e gönderiniz. ONAY: … Onay yazıp …’e gönderiniz. Eğer bu mesaja 24 saat içerisinde tarafınızca herhangi bir <> yanıtı iletilmez ise, aranmak için olumlu yanıt verdiğiniz varsayılacaktır…” içerikli bir SMS gönderildiği, kişinin adı geçen şirket ile herhangi 523 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU bir ilişkisinin olmadığı, veri sorumlusu tarafından ticari elektronik ileti gönderilmesi üzerine ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna e-postayla başvuruda bulunulduğu, başvuruda telefon numarası, ad/ soyadının nasıl elde edildiği, başka kişisel verilerinin işlenip işlenmediği hakkında bilgi talebinde bulunduğu, şirket tarafından verilen cevapta SMS gönderen finansal danışmanın elindeki bir soğuk referans listesinden telefon numarasına ulaşıldığı, söz konusu iletinin tarafına tanıtım yapabilmek için izin amaçlı gönderildiği, GSM numarası ve isminin aranmayacak kişiler listesine alındığı, bilgilerin üçüncü şahıslara ya da herhangi bir platforma aktarılmadığı ve referans listelerinden silindiği, taraflarınca gerekli idari ve teknik önlemlerin alındığı bilgisinin verildiği, söz konusu şirket tarafından ilgili kişinin aranmayacak kişiler listesine aktarıldığı bilgisinden kişisel veri işlemeye devam edildiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte verilen yanıtta ilgili kişinin ad ve soyadının nasıl elde edildiğine ilişkin bilgiye yer verilmediği, ayrıca, gönderilen iletide ilk 24 saat içinde iptal yanıtı verilmezse aranmak için olumlu yanıt verildiğinin varsayılacağı bilgisinin yer aldığı bu işleyişin hukuka aykırı olduğu belirtilerek yukarıda yer verilen hususlara ilişkin olarak gerekli yaptırımın uygulanması talep edilmiştir. • Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle, • Veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin adı soyadı ve telefon bilgisinin ürünlere ilişkin teklif araması yapılmadan önce gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda bir Baronun resmi internet sitesi üzerinden temin edildiği, söz konusu sitede ilgili kişi gibi Baroya kayıtlı avukatların adı soyadı, telefon numarası ve e-posta adresi gibi iletişim bilgilerinin yer aldığı ve bu bilgilerin herkes tarafından ulaşılabilecek aleni veriler olduğu, • Sigortacılık ve bireysel emeklilik alanında faaliyet gösteren veri sorumlusunun, poliçelerinin tanıtım ve satışını yaparak satış sonrasında sigortacılık konusunda müşterilerine hizmet verdiği, ilgili kişinin cep telefonuna gönderilen SMS’in de şirketlerinin faaliyet alanı ve meşru menfaatleri kapsamında ürün tanıtımı yapılmadan önce bu amaçla gönderildiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ilkeler arasında yer aldığı üzere, şirketlerinin hukuka uygun bir şekilde “belirli, açık ve meşru amaçlar” çerçevesinde kişisel veri işlediği ve mevzuattan kaynaklanan idari ve teknik tedbirleri aldığı, • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde ise “İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması” şeklinde kişisel verilerin açık rıza olmaksızın işlenmesinin mümkün olduğuna ilişkin düzenleme bulunduğu, • Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendine ilişkin TBMM Kanun gerekçesinde “fıkranın (d) bendine göre, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilen bir başka ifadeyle herhangi bir şekilde kamuoyuna açıklanmış olan 524 YAYIMLANMIŞ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU KARARLARI 2018 - 2021 kişisel verileri işlenebilecektir. Çünkü ilgili kişi tarafından alenileştirilen ve böylelikle herkes tarafından bilinebilecek hale gelen bu tür verilerin işlenmesinde, korunması gereken hukuki yararın ortadan kalktığı kabul edilmektedir.” ifadelerinin yer aldığı, TBMM gerekçesinde söz konusu fıkra amacından bahsedilirken, temel ölçüt olarak sayısı belirsiz kişi tarafından görülebilecek durumda olma unsurunun kabul edildiği ve “herhangi bir şekilde” ibaresi kullanılarak alenileşmenin meydana gelmesi için başka bir şart aranmadığının ifade edildiği, ayrıca gerekçede alenileştirilen verilerin işlenmesinde korunması gereken hukuki yararın ortadan kalktığının belirtildiği, zira artık ilgili kişinin kendisinin dahi verinin korunması için bir çaba sarf etmediği, • Bu bağlamda ilgili kişinin söz konusu bilgilerinin, telefonla aranmadan önce zaten ilgili kişi tarafından alenileştirildiğinden açık rızası alınmadan işlenmesinin mevzuata aykırılık teşkil etmeyeceğinin değerlendirildiği, • Öte yandan, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendinde ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğunun düzenlendiği, veri sorumlusunun sigortacılık ve bireysel emeklilik alanında faaliyet gösteren, bu faaliyetleri sonucunda ticari kazanç elde etmeyi amaçlayan ve sektördeki diğer tüm şirketler gibi faaliyet alanında meşru çalışmalar yürüten bir tüzel kişilik olduğu, söz konusu faaliyetlerin yürütülmesi sırasında veri sorumlusunun var olma amaçlarından olan poliçe satış işleminin gerçekleştirilmesinin de veri sorumlusu için meşru bir menfaat olduğu, dolayısıyla şirketlerinin var olması için poliçe satışı yapmak zorunda olduğu, poliçe satışı yapmak için de teklif araması yapılması gerektiği ve teklif araması sırasında mesaj gönderilen kişinin ad, soyadı ve telefon numarası bilgilerinin önceden şirket uhdesinde bulunması zorunluluğunun da izahtan vareste olduğu, bu nedenle Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendinin de bu gibi durumlarda ilgili kişinin açık rızasının aranmasına gerek olmadığını belirttiği ve ticari hayatın olağan akışı içinde seyrine imkân tanıdığı, şirketlerinin meşru menfaatleri ve Kanunun meşru menfaat hükmü birlikte değerlendirildiğinde taraflarınca hukuka aykırı bir işlem yapılmadığı, • İlgilikişitarafındanverisorumlusunayapılanbaşvuruya,verilerininverisorumlususun faaliyet alanı çerçevesinde meşru amaçlar çerçevesinde kendisine ürün tanıtımı ve pazarlaması yapılması amacıyla, hangi kanaldan elde edildiği de belirtilerek yanıt verildiği, ilgili kişinin, başvurusu üzerine veri sorumlusu nezdinden tutulan “Aranmayacaklar Listesi”ne alındığının, bunun ötesinde verilerinin hiçbir şekilde işlenmediği, yurt içinde veya yurt dışında üçüncü kişiler ile paylaşılmadığının ifade edildiği, söz konusu liste ile kişisel verilerinin silinmesini veya kendisi ile iletişime geçilmemesini talep eden ilgili kişilerin verilerinin işlenmesinin engellendiği, bu şekilde veri sorumlusunun faaliyetlerine devam ederken uyması gereken bir diğer mevzuat olan Ticari Elektronik İleti mevzuatına da uygun hareket edildiği, • Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik 525 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Yapılmasına Dair Yönetmeliğin “İspat yükümlülüğü ve kayıtları saklama süresi” başlıklı 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince; hizmet sağlayıcıların onay kayıtlarının, onay geçerliliğinin sona erdiği tarihten; ticari elektronik iletilere ilişkin diğer kayıtların ise kayıt tarihinden itibaren üç yıl süreyle saklanması gerektiği, ayrıca talep edildiğinde ilgili kayıtların Bakanlığa sunulacağının düzenlendiği,