Son sürümde değişti Önceki sürümde değiştiMülga
Madde 29 — olmaksızın işlenmesi büyük ihlalleri oluşturmaktadır.
uygulanmasına ilişkin 83’üncü madde kriterlerinin nasıl değerlendirilmesi
gerektiğini 2017 yılında yayınladığı “İdari Para Cezalarının Uygulanmasına ve
Belirlenmesi İlişkin Esaslar” (2016/679, WP253) başlıklı kılavuz ile incelemiştir.3
Denetim makamları yetkilerini kullanırken belli ilkeleri (eş değer-denk yaptırım,
etkililik, orantılılık, caydırıcılık, münferit durumun koşullarının dikkate alınması,
otoritenin aktif katılımı ve bilgi alışverişi) gözetmek durumundadır. Öte yandan,
Madde 29
alan idari para cezasının tayininde yararlanılacak kriterlere ilişkin olarak da
birtakım değerlendirmelerde bulunmuştur:
Kabahatin Niteliği, Ağırlığı ve Süresi:
Kabahatin niteliği, ihlalin büyüklüğüne göre iki kademeye ayrılmaktadır: büyük
ihlaller (örneğin kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel ilkelere aykırılıklar)
ve küçük ihlaller (örneğin veri sorumlusunun sertifikasyon yükümlülüklerine
uymaması). Büyük ihlaller, daha yüksek para cezalarına yol açarken, küçük
ihlaller genellikle daha düşük cezalarla sonuçlanmaktadır.
İşlemenin Kapsamı ve Etkilenen Kişi Sayısı:
Bu kriter kapsamında ihlalin ne kadar büyük bir etki yarattığı, etkilenen bireylerin
sayısı ve zararın büyüklüğü dikkate alınmaktadır. İşleme amacına uygunluk ve
zarar tehlikesi de değerlendirilmektedir.
Kabahatin Kasten veya Taksirli Fiil Sonucu Meydana Gelmesi:
Kasıtlı davranışlar, veri sorumlusunun bilerek ihlali gerçekleştirmesi durumunu
ifade etmektedir. Kasıtlı kabahat içeren fiiller, ihmali eylemlerden daha ağır kabul
edilmektedir. Kasıt, örneğin üst yönetimin yasa dışı veri işlemesine onay vermesi
ya da veri koruma görevlisinin tavsiyelerine aykırı hareket etmesiyle ortaya
çıkabilmektedir. İhmaller ise genellikle daha hafif cezalarla sonuçlanmaktadır.
Bunlar örneğin kişisel verilerin güncelliğinin ve doğruluğunun kontrol edilmemesi,
teknik güncellemelerin zamanında yapılmaması gibi davranışlardır.
3 “Madde 29 Çalışma Grubunun ‘İdari Para Cezalarının Uygulanmasına ve Belirlenmesi İlişkin Esaslar’ başlıklı
2016/679 WP253 sayılı Kılavuzu” https://ec.europa.eu/newsroom/article29/items/611237.
170 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Veri Sorumlusunun veya Veri İşleyenin Önlemleri:
Kabahatin etkilerini azaltmaya yönelik alınan önlemler de cezayı etkileyebilmektedir.
İhlal sonrası zarar azaltma çabaları cezanın hafifletilmesinde rol oynamaktadır.
Teknik ve İdari Tedbirler:
Veri sorumluları ve veri işleyenler, uygun tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu
tedbirleri alırken; teknolojik gelişmişlik düzeyi, işlemenin niteliği, kapsamı,
bağlamı ve amaçları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, kişisel veri işlemenin bireylerin
hak ve özgürlüklerine yönelik oluşturduğu tehlikeler değerlendirilmeli ve uygun
önlemlerle sonuçlandırılmalıdır.
Denetim otoriteleri, bu kritere dayalı değerlendirme yaparken iyi uygulama
örneklerinin yanı sıra endüstri standartlarını ve ilgili alan veya meslek kurallarını
da dikkate almaktadır.
Geçmiş İhlaller:
Önceki ihlaller, veri sorumlusunun veya veri işleyenin sorumluluk derecesini
etkilemektedir. Önceki ihlaller, eksik bilgi seviyesini veya kurallara dikkat
edilmemesini ortaya koymaktadır.
Denetleyici Makamla İş Birliği:
İhlalin ardından denetleyici makamla yapılan iş birliği, cezanın belirlenmesinde
rol oynamaktadır. Ancak, dikkat edilmelidir ki yalnızca bildirimin yapılması,
cezayı hafifletmek için yeterli değildir.
Etkilenen Veri Kategorileri:
Özel nitelikli verilerin işlenmesi durumunda, daha ağır bir ceza ortaya
çıkabilmektedir.
İhlalin Denetim Makamı Tarafından Öğrenilmesi:
İhlalin denetim makamına bildirilip bildirilmediği ve bildirimde eksiklik olup
olmadığı da cezanın belirlenmesinde rol oynamaktadır. Eğer veri sorumlusu, ihlali
eksik veya geç bildirirse, bu durum daha ağır bir cezaya yol açabilmektedir. Ancak
yalnızca bildirimin yapılması, cezayı hafifletmek için yeterli bir neden değildir.
Geçmişteki Tedbirlere Uygunluk:
Denetim makamının daha önce almış olduğu tedbirlerin yerine getirilip
getirilmediği de cezanın belirlenmesinde rol oynamaktadır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 171
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Davranış Kuralları ve Sertifikasyon:
Onaylanmış davranış kurallarına ve sertifikasyon mekanizmalarına uyulması,
güven oluşturmakta ve cezayı azaltıcı bir etken olabilmektedir.
Maddi Menfaatler ve Diğer Faktörler:
Tüzük ihlalinden kâr elde edilmiş olması, para cezası uygulanması gerektiğine
dair güçlü bir işaret olarak öngörülmektedir. Bunun gibi Tüzüğün 83’üncü
maddesinde yer almamakla birlikte cezayı etkileyebileceği düşünülen diğer
unsurlar da dikkate alınmalıdır.
İdari Para Cezasının Tutarının Belirlenmesi
Tüzük ve buna bağlı mevzuatın uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulmuş,
tüzel kişiliği haiz, bağımsız organ olan Avrupa Veri Koruma Kurulu (European
Data Protection Board - EDPB); veri koruma otoritelerinin ceza tayinindeki
metodolojilerini uyumlu hale getirmek için 04/2022 sayılı “Guidelines On
The Calculation Of Administrative Fines” başlıklı yönergeyi (Para Cezalarının
Hesaplanmasına İlişkin Rehber) hazırlamıştır.4 Ceza miktarının hesaplanması,
her ne kadar Tüzükte öngörülen kurallara tabi olarak denetim makamının
takdirinde olsa da adı geçen Rehber denetim makamlarının idari para cezalarını
nasıl belirleyeceği konusunda rehberlik edecek bir yol haritası sunmaktadır.
EDPB, idari para cezalarının hesaplanmasına yönelik beş adımdan oluşan bir
metodoloji geliştirmiştir. Buna göre ilk olarak, vakadaki işleme faaliyetleri
belirlenmelidir. İkinci olarak, ceza miktarının hesaplanması için başlangıç
noktasının belirlenmesi gerekmektedir. Bu, ihlalin sınıflandırılması, ihlalin
ciddiyetinin değerlendirilmesi ve işletmenin cirosunun hesaplanması yoluyla
gerçekleştirilmektedir. Üçüncü adım, veri sorumlusunun veya veri işleyenin
geçmiş veya mevcut davranışına ilişkin ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin
tayin edilmesi ve buna göre cezanın artırılması veya azaltılmasıdır. Dördüncü
adımda, azami tutar dikkate alınarak nihai tutar belirlenecektir. Son aşamada ise
hesaplanan nihai tutarın etkililik, caydırıcılık ve orantılılık şartlarını karşılayıp
karşılamadığının incelenmesi gerekmektedir. Tüm bu adımlarda, para cezasının
hesaplanmasının yalnızca matematiksel bir işlem olmadığı, vakanın özel
koşullarının da dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.
4 “EDPB’nin Para Cezalarının Hesaplanmasına İlişkin Rehberi” https://www.edpb.europa.eu/our-work-
tools/our-documents/guidelines/guidelines-042022-calculation-administrative-fines-under_en.
172 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Adım I: İşleme Faaliyetinin Tespit Edilmesi
Ceza tayini süreci öncelikle ihlale neden olan işleme süreçlerinin belirlenmesi ve
bu süreçlerin niteliğinin değerlendirilmesi ile başlamaktadır. Denetim makamı
ihlale neden olan belirli işleme süreçlerini incelemeli ve ihlal ile ilgili suçun
niteliği, fiil tekliği veya fiil çokluğu gibi unsurları değerlendirmelidir.
Adım II: Başlangıç Noktası Belirlenmesi
İdari para cezalarının hesaplanması, bir başlangıç noktasının belirlenmesi ile
başlamaktadır.
EDPB, başlangıç noktasının hesaplanmasında dikkate alınması gereken üç ana
unsur olduğunu belirtmektedir:
• Tüzüğün 83’üncü maddesinin 4 ila 6’ncı fıkraları uyarınca ihlalin türüne
göre yapılan kategorilendirme,
• İhlalin ciddiyetinin belirlenmesi
• Cironun hesaplanması
İhlalin ciddiyetinin tespitinde denetleyici makamlar belirli faktörlerden
yararlanmaktadır. Denetleyici otoriteler işleme faaliyetinin niteliği, kapsamı,
amacı, süresi, etkilenen kişilerin sayısı, zarar, etkilenen veri kategorileri gibi
unsurları dikkate alarak ciddiyet derecesi konusunda bir kanaate varmaktadır. Her
ne kadar Kılavuzda ilkeler ayrı ayrı ele alınsa da esasen bu faktörler genellikle
iç içe geçmiş durumdadır. Bu nedenle bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
a. İhlalin Doğası: Bu kapsamda ihlalin hangi yasal menfaatleri koruduğu
ve bu menfaatlerin veri koruma sistemindeki yeri incelenmektedir. Ayrıca,
ihlalin söz konusu yasanın uygulanmasını engelleyip engellemediği ve
koruma altına alınması gereken hedeflere ulaşılmasını sağlayıp sağlamadığı
değerlendirilmektedir.
b. İşlemenin Kapsamı ve Etkisi: Bu değerlendirme yapılırken, ilk olarak
işlemenin yapıldığı bağlam (örn. ticari faaliyet veya kamusal hizmet) ve risk
seviyesi dikkate alınmaktadır. Diğer taraftan işleme faaliyeti ile etkilenen
kişi grubunun özellikleri de (örn. çalışanlar veya çocuklar gibi grupların
varlığı) göz önünde bulundurulmaktadır. İşlemenin yerel, ulusal veya
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 173
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
sınır ötesi boyutu dikkate alındığında; işlemenin kapsamı genişse, hukuka
aykırı davranışların engellenmesi daha zor olabilir. Ayrıca, kişisel verilerin
işlenmesinin veri işleme faaliyetinde bulunanın temel faaliyetleri arasında
olup olmadığı incelenmektedir. Denetleyici makam etkilenenlerin sayısını
ve bu sayının bağlamdaki tüm kişilere oranını dikkate alarak ihlalin sistemik
olup olmadığını değerlendirmektedir. Son olarak, ihlalin neden olduğu
zarar da ciddiyetin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Zararın
fiziksel, maddi veya manevi boyutları dikkate alınarak ihlalin ciddiyeti
tespit edilmektedir.
c. İhlalin Süresi: İhlalin süresi de değerlendirmede önemli bir rol oynamaktadır.
Uzun süreli ihlaller genellikle daha ağır cezalara neden olabilmektedir.
d. İhlalin Kasten ya da İhmal Yoluyla Gerçekleşmesi: Kılavuza göre kasıtlı
ihlaller, yasa dışı işlemler için üst yönetimin açık yetkilendirmesi gibi durumları
içermektedir ve genellikle daha ağır sonuçlanmaktadır. İhmalkarlık ise
mevcut politikaların göz ardı edilmesi, personel hataları ve teknik eksiklikler
gibi nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Kasıtlı ihlaller, genellikle daha ağır
yaptırımlara yol açmaktadır, ancak ihmalkarlık da ihlalin ciddiyetine göre
değerlendirilmektedir.
e. Etkilenen Kişisel Veri Kategorisi: Tüzük’e göre, kişisel verilerin kategorileri,
özel koruma gerektiren veriler (örneğin, sağlık, konum, finansal veriler)
için daha yüksek cezalara neden olabilmektedir. Kişisel verinin hassasiyeti
ve miktarı arttıkça, denetim otoritesi cezanın miktarını artırabilmektedir.
Bu kriterlere dayalı olarak; ihlal (i) düşük, (ii) orta veya (iii) yüksek ciddiyet
seviyesinde sınıflandırılacaktır.
Düşük ciddiyet seviyesindeki ihlaller için, idari para cezasının başlangıç tutarı
yasal azami oranın %0 ile %10’u arasında belirlenir.
Orta ciddiyet seviyesindeki ihlaller için, başlangıç tutarı yasal azami oranın
%10 ile %20’si arasında belirlenir.
Yüksek ciddiyet seviyesindeki ihlaller için, başlangıç tutarı yasal azami oranın
%20 ile %100’ü arasında belirlenir.
Rehberde, ihlallerin ciddiyet seviyesinin belirlenmesiyle ilgili üç örnek, yapılan
değerlendirmeleri ve para cezası hesaplamalarını açıklamayı öngörmektedir:
174 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Yüksek Ciddiyet Derecesine İlişkin Örnek
Bir telefon şirketi, müşterilerinin iletişim bilgilerini, yasal bir dayanak olmaksızın
üçüncü şahıslara pazarlama amacıyla aktarmaktadır. Veri koruma görevlisinin
uyarılarına rağmen bu uygulama sürdürülmektedir. Bu kapsamda 4 milyon
müşterinin verisi etkilenmiştir. İhlalin süresi uzun, kapsamı geniş ve kasıtlı
olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, denetleyici otorite, ihlalin yüksek
ciddiyette olduğunu değerlendirmiş ve ceza başlangıç tutarını, yasal azami
oranın %20 ile %100’ü arasında belirlemiştir.
Orta Ciddiyet Derecesine İlişkin Örnek
Bir hastane, personelinin hastaların sağlık dosyalarına yetkisiz erişim sağladığını
denetim otoritesine bildirmiştir. Yapılan inceleme neticesinde; yönetimdeki
eksiklikler nedeniyle, 150 personelin 20,000 hastanın dosyasına yetkisiz erişim
sağladığı tespit edilmiştir. Alınan tüm önlemlere rağmen ihlalin gerçekleştiği
anlaşıldığından, eylemin ihmal nedeniyle ortaya çıktığı değerlendirilmiştir.
Sağlık verilerinin özel kategoride olması, ihlalin ciddiyetini artırmış ancak ihlal
genel olarak orta ciddiyet seviyesinde değerlendirilmiştir. Başlangıç ceza tutarı,
yasal azami oranın %10 ile %20’si arasında belirlenmiştir.
Düşük Ciddiyet Derecesine İlişkin Örnek
Denetim makamı, e-ticaret yapan bir işletmenin, ilgili kişilerin erişim taleplerinin
uygun sürede yanıtlanmamasına ilişkin birçok şikâyet almaktadır. Taleplerin
%5’inde maksimum üç ay gecikme yaşandığı, ancak şirketin genel olarak
talepleri zamanında yanıtladığı anlaşılmıştır. Bu ihlal, minimal zarara yol açmış
ve mağazanın ana işlevi dışındaki bir alanda gerçekleşmiştir. Yine de bu davranış
Tüzük hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden, ihlal olarak değerlendirilmiş ancak
düşük ciddiyette nitelendirilmesi sonucunu doğurmuştur. Denetleyici otorite,
ceza başlangıç tutarını yasal azami oranın %0 ile %10’u arasında belirlemiştir.
Yukarıda belirtilen adımlarda belirlenen başlangıç tutarı, mikro işletmelerden
çok uluslu şirketlere kadar tüm işletmelere uygulanacaktır.
Ciro, bir işletmenin büyüklüğünü ve ekonomik gücünü ölçen bir göstergedir.
Ciro hesaplamada bir önceki adımda hesaplanan başlangıç tutarı dikkate alınacaktır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 175
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
• Yıllık cirosu ≤ 2 milyon euro olan işletmeler için, cezanın başlangıç miktarının
%0,2 ile %0,4’ü arasında
• Yıllık cirosu 2 milyon euro ile 10 milyon euro arasında olan işletmeler için,
cezanın başlangıç miktarının %0,3 ile %2’si arasında
• Yıllık cirosu 10 milyon euro ile 50 milyon euro arasında olan işletmeler
için, cezanın başlangıç miktarının %1,5 ile %10’u arasında
• Yıllık cirosu 50 milyon euro ile 100 milyon euro arasında olan işletmeler
için, cezanın başlangıç miktarının %8 ile %20’si arasında
• 100 milyon euro ile 250 milyon euro arasında olan işletmeler için, cezanın
başlangıç miktarının %15 ile %50’si arasında
• 250 milyon euro ile 500 milyon euro arasında olan işletmeler için, cezanın
başlangıç miktarının %40 ile %100’ü arasında
• 500 milyon euro’nun üzerinde olan işletmeler için, başlangıç miktarında
herhangi bir değişiklik yapmadan
ceza belirlemesi yapılabileceği öngörülmektedir.
Genel olarak, bir işletmenin cirosu ne kadar yüksekse, cezanın başlangıç miktarları
daha geniş bir aralığa sahip olacaktır.
Kılavuzda konuya ilişkin verilen örnekler ise şu şekildedir:
450 milyon euro ciroya sahip bir süpermarket zinciri, Tüzük’ün 12’nci maddesini
ihlal etmiştir. Bu ihlal, Tüzük’ün 83’üncü maddesinin 5’inci fıkrasının (b)
bendi kapsamında bulunduğundan, yasal azami oranın 20 milyon euro olduğu
anlaşılmıştır. Denetim makamı, ihlalin düşük ciddiyet seviyesinde bulunduğunu
değerlendirmiştir. Düşük ciddiyet seviyesi nedeniyle, başlangıç cezası yasal azami
oranın %0 ile %10’u arasında hesaplanacağından, işletme için tayin edilecek
ceza miktarının 0 ile 2 milyon euro arasında olması gerektiğine karar verilmiştir.
Bir başka örnekte; bir start-up uygulamasının, 500,000 euro ciroya sahip olduğu
ve müşterilerinin hassas kişisel verilerini aracılara sattığı tespit edilmiştir. Yetkili
makam, ihlalin yüksek ciddiyette olduğunu belirlemiştir. Başlangıç noktasının
ise yüksek ciddiyet nedeniyle, yasal azami oranın (20 milyon euro) %20 ile
%100’ü arasında hesaplanması gerektiği dikkate alındığında 4 milyon euro ile
20 milyon euro arasında bir tutarda bulunabileceği tespit edilmiştir.
176 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Adım III: Ağırlaştırıcı ve Hafifletici Faktörlerin Dahil Edilmesi
Tüzüğe göre, bir ihlalin niteliği, ciddiyeti, süresi, ihlalin kasıtlı mı yoksa ihmal
sonucu mu gerçekleştiği ve hangi kişisel veri kategorilerini etkilediği gibi unsurlar
değerlendirildikten sonra, denetleyici otorite, Tüzüğün 83’üncü maddesine
göre diğer ağırlaştırıcı ve hafifletici faktörleri de göz önünde bulundurarak bir
değerlendirme yapmalıdır.
Veri sorumlusu veya veri işleyen, ilgili kişilerin uğradığı zararı hafifletmek için
önlem almışsa, bu durum, cezayı hafifletici bir unsur olarak dikkate alınmaktadır.
Alınan önlemler, özellikle bu önlemlerin ne zaman alındığı ve ne kadar etkili
olduğu açısından değerlendirilmektedir. Bu nedenle, inceleme süreçleri başlamadan
önce alınan önlemler, inceleme süreçleri başladıktan sonra alınan önlemlere
nazaran daha olumlu bir izlenim uyandırmaktadır.
Veri sorumlusunun ve veri işleyenin Tüzüğün 25’inci ve 32’inci maddeleri uyarınca
almakla yükümlü bulunduğu tedbirler bulunmaktadır. Denetleyici otorite, bu
maddeleri dikkate alarak bir değerlendirme yaptığında; alınan önlemlerin yetersiz
olduğunu veya risklerin etkili bir şekilde ortadan kaldırılmadığını belirlerse,
bu durum cezanın artırılmasına neden olabilmektedir. Denetleyici otoritenin
bu kapsamda yapacağı incelemede veri sorumlusu ve veri işleyen tarafından
sağlanan belgeler önem arz etmektedir. Nitekim bunlar, alınan önlemlerin ne
zaman uygulandığını, nasıl yapıldığını, veri sorumlusu ile veri işleyen arasında
herhangi bir etkileşim olup olmadığını ve Veri Koruma Görevlisi veya ilgili
kişiler ile iletişim kurulup kurulmadığını ortaya çıkarabilmektedir.
Diğer yandan, daha önce gerçekleşmiş ihlaller de ceza tayininde dikkate alınmaktadır.
Önceki ihlallerin hangi dönemde gerçekleştiği, nasıl gerçekleştiği ve mevcut
ihlale ne ölçüde benzediği gibi faktörler önem taşımaktadır. Ancak bazı ulusal
yasalar, belirli bir süreden önceki ihlalleri dikkate almayı engelleyen zamanaşımı
süreleri belirleyebilmektedir. Bu sürelerin de göz önünde bulundurulması
gerekmektedir. Öte yandan önceki ihlalin inceleme konusuyla aynı konuyu
ihtiva etmesi, özellikle de tekrar eden ihlallerin söz konusu olması cezanın
artırılmasına yol açabilmektedir.
Denetleyici otorite ile iş birliği yapmak, ihlali düzeltme ve zararı azaltma
çabaları hafifletici bir unsur olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak, iş birliği
Tüzük kapsamında zorunluluk olduğundan, yalnızca iş birliği yapmak tek
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 177
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
başına cezayı hafifletici bir etki yaratmamaktadır. Ancak iş birliği sonucunda
bireylerin hakları üzerindeki olumsuz etkilerin sınırlanması, hafifletici bir etken
olarak kabul edilebilmektedir.
İhlalin denetleyici otoriteye nasıl bildirildiği, cezanın artırılmasına veya
hafifletilmesine etki edebilmektedir. Tüzüğe göre, ihlalin veri sorumlusunun
kendi inisiyatifiyle mi bildirildiği yoksa şikâyet veya ihbar yoluyla mı öğrenildiği
önemlidir. Ancak halihazırda mevcut olan yükümlülükler kapsamında yapılan
bildirimler, hafifletici bir unsur olarak dikkate alınmamaktadır.
Veri sorumlusunun ve veri işleyenin, daha önce aynı konu ile ilgili hükmedilen
tedbirlere uyumu, onaylı davranış kurallarına ve sertifikasyon mekanizmalarına
uyumu ise bazı durumlarda hafifletici bir unsur olarak kabul edilebilmektedir.
Hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurlar bunlarla sınırlı değildir. Tüzük, somut olay
özelinde ihlalden elde edilen mali kazançlar veya kaçınılan zararlar gibi çeşitli
unsuların da değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Bu tür değerlendirmeler
cezanın adil ve orantılı bir şekilde belirlenmesine olanak sağlamaktadır.
Ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurların ceza miktarı üzerindeki etkisi, kılavuzda
çeşitli örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.
İlk örnekte; bir spor kulübü, girişte yüz tanıma teknolojisi kullanarak Tüzüğün
9’uncu maddesini ihlal etmektedir. Denetleyici otorite, ihlalin yüksek ciddiyet
seviyesi taşıdığını tespit etmiş, kulübün yıllık cirosu olan 150 milyon euro’yu
göz önünde bulundurarak, başlangıç miktarını 2 milyon euro olarak belirlemiştir.
Bunun yanında kulüp daha önce parmak izi teknolojisi kullanımı nedeniyle
ceza aldığından, tekrar eden bir ihlal nedeniyle cezanın 2,6 milyon euro’ya
çıkarılması uygun bulunmuştur.
Sonraki örnekte, araç kiralama platformunda yaşanan veri sızıntısı, otorite
tarafından düşük ciddiyette bir ihlal olarak değerlendirilmiştir. Başlangıç cezası
260.000 euro olarak belirlenmiş, ancak platform ilgili kişilerin ücretlerini
iade ettiğinden, bu hafifletici bir etken olarak dikkate alınmış ve ceza 225.000
euro’ya indirilmiştir.
Son örnekte ise bir şirket, kişisel verileri ticari amaçlarla satmaktadır. Şirketin
yıllık cirosu dikkate alınarak 150.000 euro başlangıç cezası belirlenmiş,
178 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
ancak ihlalden sağlanan ekonomik kazançlar nedeniyle ceza 200.000 euro’ya
yükseltilmiştir. Bu örnek, ihlalin şirkete ekonomik fayda sağlamasının ceza
miktarını artırabileceğini göstermektedir.
Adım IV: Ceza Üst Sınırının Değerlendirilmesi
Tüzükte ihlaller için maktu tutarlar belirlenmemiştir. Bunun yerine ceza miktarı
statik veya dinamik olarak ifade edilen iki ana grup altında belirlenmektedir.
Statik tutarlar, idari para cezası miktarının azami miktarını ifade etmektedir ve
ihlalin niteliğine göre 10 milyon euro veya 20 milyon euro olarak öngörülmektedir.
Büyük ölçekli işletmeler için ise dinamik tutar uygulaması benimsenmektedir.
Bu durumda, ceza miktarı; ihlalin türüne bağlı olarak, işletmenin bir önceki
mali yılındaki toplam cirosunun %2’sine veya %4’üne tekabül etmektedir.
Dinamik tutarlar, yalnızca statik tutarları aştığında uygulanmaktadır. Denetim
makamları, tayin ettiği nihai ceza miktarlarının bu sınırların üzerinde olmadığını
kontrol etmelidir.
Adım V: Cezanın Etkinliği, Orantılılığı ve Caydırıcılığı
Etkinlik, ceza ile belirlenen amaçlara ulaşabiliyor olmayı ifade etmektedir.
İdari cezalar ile kuralların uygulanmasının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Cezanın miktarı, bu hedeflere ulaşmak için yeterli olmalıdır.
Bunun yanı sıra ceza, ihlalin ciddiyetine ve işletmenin büyüklüğüne uygun
olmalıdır. Bu orantılılık ilkesinin bir gereğidir. Birden fazla uygun önlem arasında
seçim yapılması gerektiği durumlarda, en az yük getireni tercih edilmelidir. Bu
ilkenin bir gereği olarak, ödeme güçsüzlüğü durumunda ceza azaltılabilmektedir.
Son olarak, caydırıcılık ilkesi gereğince ceza hem ihlalde bulunanın hem de
diğer veri sorumluları ile veri işleyenlerin potansiyel yasa dışı davranışlardan
kaçınmasını sağlamalıdır.
Yukarıdaki adımlarda, ceza hesaplaması için genel bir çerçeve sunulmuş olsa da
kılavuzda denetim makamlarının, ceza uygulamalarında tüm koşulları bireysel ve
duruma özgü değerlendirme temelinde belirlemeleri gerektiği vurgulanmaktadır.
Kılavuz, belirlediği kriterler ile ceza uygulamalarında şeffaflığı artırırken,
Avrupa ülkelerinde Tüzük uyumunu destekleyerek düzenlemelerin uyumlu bir
şekilde yürütülmesini sağlamaktadır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 179
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
ALMANYA
Federal Veri Koruma Yasası (Bundesdatenschutzgesetz – BDSG), Almanya’da
kişisel verilerin işlenmesini düzenleyen temel yasa olup, Almanya’nın federal
yapısı nedeniyle her eyaletin kısaca LDSG (Landesdatenschutzgesetz) olarak
ifade edilen Eyalet Veri Koruma Yasaları bulunmaktadır.
BDSG ve LDSG düzenlemeleri genel olarak Avrupa Birliği Genel Veri Koruma
Tüzüğünün düzenlemesinin bulunmadığı alanlarda bir anlam ifade etmektedir.
Tüzük hükümlerinin federal yasaya göre önceliği bulunmaktadır.
Federal devletin ve eyalet devletlerinin veri koruma otoritelerinde; Avrupa ve
ulusal veri koruma hukukunun uyumlaştırılması ve ortak irade oluşturulabilmesi
amacıyla Datenschutzkonferenz (DSK) birliği oluşturulmuştur. Söz konusu Birlik;
Federal Veri Koruma Komiseri, Eyalet Veri Koruma Komiserleri ve Bavyera Veri
Koruma Eyalet Ofisi Başkanından oluşmakta olup, yılda iki kez toplanmakta
ve veri koruma haklarını temin etmeye yönelik ortak tespitlerde bulunmaktadır.
Almanya’da Tüzük ve BDSG ihlalleri için uygulanabilecek yaptırımlar hem
idari para cezalarını hem de diğer hukuki yaptırımları içermektedir. Ayrıca
BDSG’de veri koruma ihlalleri karşısında veri sorumluları ile veri işleyenlerin
karşı karşıya kalabileceği cezai yaptırımlara yer verilmektedir.
İdari Para Cezasının Belirlenmesi
DSK tarafından “Federal ve Bağımsız Veri Koruma Otoriteleri Tarafından
Şirketler Aleyhine Hükmedilen Para Cezalarının Belirlenmesinin Esasları”
başlıklı düzenleme ile, Tüzük ve Federal Veri Koruma Yasası gibi düzenle-
meler kapsamında veri koruma ihlallerinden dolayı şirketler aleyhinde hük-
medilecek para cezalarının belirlenmesinde dikkate alınacak usul ve esasların
düzenlenmesi amaçlanmıştır5.
Düzenlemeye göre şirketlere karşı para cezaları beş adımda hesaplanmaktadır.
Öncelikle, para cezası yaptırımı uygulanmasına karar verilen şirket büyüklüğüne
göre bir kategoriye dâhil edilmektedir (1.), ardından dahil edildiği kategoride
hangi alt grupta bulunduğu tespit edilerek bu alt sınıf için yıllık ortalama ciro
5 “DSK Para Cezası Konsepti” https://www.datenschutzkonferenz-online.de/media/ah/20191016_
bu%C3%9Fgeldkonzept.pdf.
180 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
tespiti yapılmaktadır (2.), müteakiben ekonomik değer belirlemesi yapılmakta
(3.), ve bu ekonomik değer, kabahatin ciddiyetine bağlı bir faktörle çarpılmaktadır
(4.) ve son olarak 4’üncü aşamada belirlenen değere, veri sorumlusu ile ilgili
henüz dikkate alınmamış diğer durumlar da dahil edilerek para cezasına son
şekli verilmektedir (5.).
İşletmenin Büyüklüğüne Göre Bir Kategoriye Dâhil Edilmesi
Şirket; büyüklüğüne göre mikro işletmeler, küçük ve orta ölçekli işletmeler ve
büyük işletmeler olarak belirlenmiş dört kategoriden birine dahil edilmektedir
(Tablo 1). Büyüklük sınıfları, şirketlerin bir önceki yılda elde ettikleri dünya
çapındaki toplam satışlarına dayanmaktadır. Daha sonra daha spesifik bir
sınıflandırma için, büyüklük sınıfları ayrıca alt gruplara ayrılmaktadır (A.I ila
A.III, B.I ila B.III, C.I ila C.VII, D.I ila D.VII).
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 181
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Tablo 1. İşletmenin Büyüklüğü Kategorileri
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Büyük İşletmeler
A B C D
Mikro İşletme: Küçük Ölçekli İşletme: Orta Ölçekli İşletme: 50 Milyon €’dan
2 Milyon €’ya 2 Milyon ile 10 Milyon ile daha fazla
yıllık kazanç
kadar 10 Milyon € arasında 50 Milyon € arasında
yıllık kazanç yıllık kazanç yıllık kazanç
700.000 €’ya 2 Milyon € ile 10 Milyon € ile 50 Milyon € ile
A.I Kadar B.I 5 Milyon € C.I 12 Milyon € D.I 75 Milyon €
yıllık kazanç arasında arasında arasında
700.000 € ile 5 Milyon € ile 12 Milyon € ile 75 Milyon € ile
A.II 1,4 Milyon € B.II 7,5 Milyon € C.II 15 Milyon € D.II 100 Milyon €
arasında arasında arasında arasında
1,4 Milyon € ile 7,5 Milyon € ile 15 Milyon € ile 100 Milyon € ile
A.III 2 Milyon € B.III 10 Milyon € C.III 20 Milyon € D.III 200 Milyon €
arasında arasında arasında arasında
20 Milyon € ile 200 Milyon € ile
C.IV 25 Milyon € D.IV 300 Milyon €
arasında arasında
25 Milyon € ile 300 Milyon € ile
C.V 30 Milyon € D.V 400 Milyon €
arasında arasında
30 Milyon € ile 400 Milyon € ile
C.VI 40 Milyon € D.VI 500 Milyon €
arasında arasında
C.VII 40 Milyon € ile D.VII 500 Milyon €’dan
50 Milyon € arasında daha fazla
182 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
2. İlgili İşletmenin Yıllık Ortalama Cirosunun Belirlenmesi
Bu aşamada şirketin dahil olduğu alt gruba ait yıllık cirosunun ortalaması
belirlenmektedir (Tablo 2). Bu aşamadan sonra gelecek 3’üncü aşamada ise
şirkete bir ekonomik değer atfedilecektir.
Tablo 2: Şirket Kategorilerinin Yıllık Cirosu Ortalaması
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Büyük İşletmeler
D
A B C
Mikro İşletme: Küçük Ölçekli İşletme: Orta Ölçekli İşletme: 50 Milyon €’dan
2 Milyon €’ya 2 Milyon ile 10 Milyon ile daha fazla
yıllık kazanç
kadar 10 Milyon € arasında 50 Milyon € arasında
yıllık kazanç yıllık kazanç yıllık kazanç
A.I 350.000 € B.I 3,5 Milyon € C.I 11,25 Milyon € D.I 62,5 Milyon €
A.II 1,050.000 € B.II 6,25 Milyon € C.II 13,75 Milyon € D.II 87,5 Milyon €
A.III 1,7 Milyon € B.III 8,75 Milyon € C.III 17,5 Milyon € D.III 150 Milyon €
C.IV 22,5 Milyon € D.IV 250 Milyon €
C.V 27,5 Milyon € D.V 350 Milyon €
C.VI 35 Milyon € D.VI 450 Milyon €
Şirketin belirli
C.VII 45 Milyon € D.VII bir yıl içerisindeki
cirosu
Yıllık cirosu 500 milyon euro’yu aşan şirketler için, ceza oranı olarak yıllık
cirosunun %2’si veya %4’ü maksimum sınır olarak uygulanacaktır. Bu kapsamda,
ceza her şirketin belirli cirosuna göre hesaplanacaktır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 183
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
3. Ekonomik Değerin Belirlenmesi
İşletmenin ekonomik değerini belirlemek amacıyla, şirketin ait olduğu alt grubun
ortalama yıllık cirosu 360 güne bölünerek günlük ortalama ciro hesaplanmakta
ve bu değer ondalıklı basamağa yuvarlanmaktadır (Tablo 3).
Tablo 3: Şirket Kategorilerinin Ekonomik Değerleri
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Büyük İşletmeler
D
A B C
A.I 972 € B.I 9.722 € C.I 31.250 € D.I 173.611 €
A.II 2.917 € B.II 17.361 € C.II 38.194 € D.II 243.056 €
A.III 4.722 € B.III 24.306 € C.III 48.611 € D.III 415.667 €
C.IV 62.500 € D.IV 694.444 €
C.V 76.389 € D.V 972.222 €
C.VI 97.222 € D.VI 1,25 Milyon €
Şirketin belirli
C.VII 125.000 € D.VII bir yıl içerisindeki
cirosu dikkate alınır
Kabahatin Ağırlığının Belirlenmesi ve Ekonomik Değer ile Çarpılması
Tüzüğün 83’üncü maddesinin 2’inci fıkrasına göre idari para cezalarının
belirlenmesinde dikkate alınacak kıstaslardan biri de kabahatin niteliği ve
ciddiyetidir. Kılavuza göre kabahatin ağırlığı hafif, orta, ağır veya çok ağır
olarak sınıflandırılmaktadır. Tüzüğün 83’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında
belirtilen yükümlülüklere aykırılık hali ile 5’inci ve 6’ıncı fıkralarından belirtilen
184 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
yükümlülüklerin ihlalleri için farklı ceza miktarları belirlenmiştir. Tablo 4’e
göre kabahatin ağırlığı için bir katsayı belirlendikten sonra belirlenen bu katsayı
3’üncü aşama neticesinde elde edilen ekonomik değer miktarı ile çarpılacaktır.
Tablo 4: Kabahatin Ağırlığı Sınıflandırılması
Kabahatin Ağırlığı 83’üncü Maddenin 83’üncü Maddenin
4’üncü Fıkrasında Belirtilen 5 ve 6’nci Fıkrasında Belirtilen
Hafif
Orta Yükümlülüklere Aykırılık Yükümlülüklere Aykırılık
Ağır
Çok Ağır 1 ila 2 1 ila 4
2 ila 4 4 ila 8
4 ila 6 8 ila 12
6< 12 <
İlgili Kişinin Lehine ve Aleyhine Olan Diğer Tüm Koşullara Dayalı Olarak
Temel Değerin Düzenlenmesi
Bu aşamada veri sorumlusunun lehine ve aleyhine olan ve bu aşamaya kadar
henüz dikkate alınmamış tüm durumlar da dikkate alınarak ve gözden geçirilerek
4’üncü aşama sonucunda hesaplanan miktara son hali verilmektir. Bu, veri
sorumlusunun durumu ile ilgili tüm koşulları, örneğin incelemenin uzun sürmesi
veya şirketin iflas etmesi gibi durumları da kapsamaktadır. Bu aşamada denetim
otoritelerinin geniş takdir yetkisi bulunduğu kabul edilmektedir.
1&1 Telecom Gmbh Olayı İncelemesi
2019 yılında Federal Veri Koruma Otoritesi (BFDI) tarafından Tüzük hükümlerini
ihlal ettiği gerekçesiyle 1&1 isimli telekomünikasyon şirketine 9.550.000 euro
tutarında para cezası hükmedilmiş ancak şirketin cezaya itiraz etmesi üzerine
Bonn Bölge Mahkemesi, veri ihlalinin mevcut olduğunu kabul etmekle birlikte
cezayı yaklaşık %90 oranında düşürerek 900.000 euro’ya indirmiştir. Bu karar,
yalnızca spesifik bir vaka üzerinden para cezasının nasıl belirlendiğini değil, aynı
zamanda Almanya’nın para cezası belirleme metodolojisine yönelik eleştirileri
de içermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Şikâyete konu olayda, 1&1
Telecom GmbH’nin çağrı merkezi, bir kişinin cep telefon numarasını eski
eşiyle paylaşmıştır. Federal Veri Koruma Otoritesi (BFDI), telekomünikasyon
şirketlerinin veri işlemlerini denetleme hususunda genel bir yetkiyle donatıldığından,
konu hakkında inceleme başlatmıştır. İnceleme neticesinde, şirketin teknik ve
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 185
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
idari tedbirleri sağlama konusunda yetersiz kaldığı tespit edilmiş cezanın
hesaplanmasında ise DSK ceza kılavuzundan faydalanılmıştır. Ceza, büyük
ölçüde şirketin cirosuna dayanılarak belirlenmiştir. Yapılan itiraz üzerine Bonn
Bölge Mahkemesi, veri koruma ihlalinin gerçekleştiğini kabul etmiş ancak, bazı
hafifletici nedenlerin (örneğin hassas verilerin etkilenmemesi, olayın sadece
bir kez yaşanmış olması, şirketin bu tür bir ihlalle ilk defa karşılaşmış olması,
ihlalin kasten yapılmamış olması, hukuka aykırılıkların düzeltilmiş olması
ve riskin sadece küçük bir müşteri grubunu etkilemiş olması) göz önünde
bulundurulmadığını belirtmiştir. Mahkeme cezanın orantısız olduğunu kanaat
getirmiştir. Öte yandan mahkeme, DSK’nın ceza metodolojisinin ciro odaklı
olmasını ve ihlalin değerlendirilmesinde ciddiyet, tür, süre, tekrar ve alınan
önlemler gibi önemli unsurları göz ardı etmesini eleştirmiştir.
BİRLEŞİK KRALLIK
Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan Tüzük, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliğinden
ayrılış (Brexit) tarihi olan 31 Ocak 2020 tarihine kadar uygulama alanı bulmuştur.
Brexit’in gerçekleşmesi ile birlikte Birleşik Krallık’ta veri koruma rejimi, 2018
Veri Koruma Yasası (Data Protection Act) (DPA 2018) ve Birleşik Krallık Genel
Veri Koruma Tüzüğü (UK GDPR) çerçevesinde düzenlenmeye başlanmıştır.
Denetim otoritesi, ICO olarak bilinen Bilgi Komiserliği Ofisi’dir. ICO, veri
koruma yasalarının uygulanmasının denetiminden ve ihlal halinde para cezası
uygulanmasından sorumlu kuruluştur. ICO, UK GDPR’ye aykırı davranışları
nedeniyle şirketlere küresel yıllık cirosunun %4’üne veya 17,5 milyon Sterlin’e
kadar para cezasına hükmedebilmektedir.
İdari Para Cezasının Belirlenmesi Kriterleri
ICO’nun ceza tayin etme süreci, belirli prosedürlere dayanmaktadır. 18 Mart
2024’te ICO tarafından ceza belirleme ölçütleri ve miktarının hesaplaması
konusunda yeni bir kılavuz yayınlanmıştır.6 Kılavuzda özetle; birden fazla
ihlalin olduğu durumlarda para cezalarına yaklaşım hususu, cezaların nasıl
belirleneceğine ilişkin değerlendirme kriterleri ve uygulanmasına yönelik
bilgiler yer almaktadır. 7
6 “ICO Yeni Para Cezası Kılavuzunun Yayınlanmasına İlişkin Kamu Duyurusu”, https://ico.org.uk/about-
the-ico/media-centre/news-and-blogs/2024/03/ico-publishes-new-fining-guidance/.
7 “ICO Para Cezası Kılavuzu” https://ico.org.uk/about-the-ico/our-information/policies-and-procedures/
data-protection-fining-guidance/.
186 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
ICO’nun; UK GDPR veya DPA 2018’in ihlali nedeniyle uygulayabileceği para
cezasının miktarı yasal bir üst sınıra tabidir. İhlal edilen hükme bağlı olarak
Avrupa Birliği Tüzüğü’ne benzer şekilde iki kademeli para cezası öngörülmüştür.
Bunlar standart azami tutar ve yüksek azami tutar olarak adlandırılmaktadır.
Standart azami tutar 8,7 milyon sterlin’dir. Ancak bir işletme söz konusu olduğunda;
hangi oranın daha yüksek olduğuna bağlı olarak standart azami tutar, işletmenin
bir önceki mali yıldaki dünya çapındaki toplam yıllık cirosunun %2’si veya 8,7
milyon sterlin’dir. Yüksek olan azami tutar ise 17,5 milyon sterlin’dir. Ancak bir
işletme söz konusu olduğunda, hangi oranın daha yüksek olduğuna bağlı olarak
daha yüksek azami tutar işletmenin bir önceki mali yıldaki dünya çapındaki
toplam yıllık cirosunun %4’ü veya 17,5 milyon sterlin tutarında olmaktadır.
ICO, para cezası yaptırımı uygulamak üzere karar aldığında, cezanın miktarı
aşağıdaki beş adımlı yöntem doğrultusunda belirlenmektedir:
Adım 1: İhlalin ciddiyetinin değerlendirilmesi.
ICO, para cezasının miktarını tayin etmeden önce bir başlangıç noktası
belirlemektedir. Bu kapsamda ihlali ciddiyet derecesine göre sınıflandırmakta
ve buna bağlı olarak yasal azami tutarın belli bir yüzdesine dayalı olarak bir
başlangıç noktası hesaplamaktadır.
Yüksek ciddiyet arz eden ihlaller için, ICO yasal azami değerin %20’si ila
%100’ü arasında bir başlangıç noktası;
Orta derecede ciddiyet arz eden ihlaller için, yasal azami değerin %10’u ila
%20’si arasında bir başlangıç noktası ve
Düşük ciddiyet arz eden ihlaller için, yasal azami değerin %0’ı ila %10’u
arasında bir başlangıç noktası belirlenmektedir.
Ciddiyet seviyesi belirlenirken ise her bir vakaya ilişkin olarak; ihlalin niteliği, veri
işlemenin niteliği, kapsamı, amacı, işlemeden etkilenen kişi sayısı, etkilenenlerin
uğradığı zarar, ihmalin kasten mi yoksa ihmal sebebiyle mi gerçekleştiği ve
etkilenen kişisel veri kategorisi gibi unsurlar dikkate alınmaktadır. İşlemenin
niteliğinde; veri işlemenin ticari faaliyet veya kamusal hizmet bağlamında
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 187
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
yürütülüp yürütülmediği gibi özellikler değerlendirilmektedir. Ayrıca biyometrik
ya da genetik verilerin işlenmesi, yeni teknolojilerin uygulanması, otomatik
karar verme gibi yüksek risklere yol açması muhtemel işleme türleri dikkate
alınmaktadır. ICO, ilgili kişiler ile veri işleme faaliyetinde bulunanlar arasında
açık bir güç dengesizliği varsa, işleme çocukların kişisel verilerini içeriyorsa
veya işleme, kendilerini korumak için desteğe ihtiyaç duyan diğer kişilerin kişisel
verilerini ihtiva ediyorsa, ciddiyet seviyesinin yükselebileceğini vurgulamaktadır.
İşlemenin kapsamı çerçevesinde ICO, işlemenin hem bölgesel kapsamını (yerel,
ulusal veya uluslararası veri aktarımını içeren) hem de işlemenin ölçeğini,
örneğin sistematik yürütülen işleme faaliyetlerini ya da profilleme yapılması
gibi durumları değerlendirmektedir.
ICO, gerçekleştirilen işlemenin amacını da dikkate almaktadır. Eğer işleme,
yürütülen faaliyetlerin merkezinde yer alıyorsa, bu durum daha fazla önem
kazanmaktadır. Örneğin, bir işletmenin gelirinin doğrudan pazarlama veya hedefli
reklamcılık amacıyla kişisel verilerin işlenmesine dayanması bu duruma örnek
oluşturabilmektedir. Ancak, temel faaliyet alanıyla doğrudan ilgili olmayan
durumlarda da kişilerin hak ve özgürlüklerini önemli ölçüde etkileyebilecek
işlemenin amacı değerlendirilmelidir.
Diğer yandan, ihlalden etkilenen kişi sayısı arttıkça, ciddiyetin ve dolayısıyla
cezanın artması muhtemeldir. İhlale yol açan davranışla ilgili alınan şikayetlerin
sayısı da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Benzer şekilde, ihlalin insanların
hak ve özgürlüklerini ne ölçüde etkilediği veya başka bir şekilde zarar görmelerine
neden olup olmadığı da dikkate alınmaktadır. Uğranılan zarar, fiziksel, maddi
veya manevi olabilmektedir. Ekonomik ve mali kayıplar gibi zararlar, itibar
zedelenmesi, ayrımcılık veya insan onurunun zarar görmesi gibi zararlara
kıyasla daha kolay tespit edilebilmektedir. Ayrıca, bir ihlal çok sayıda kişiyi
etkileyebilmekte ve her bir kişi üzerindeki etkisi farklı olabilmektedir. Tüm bu
unsurlar cezanın tayininde dikkate alınmaktadır.
ICO, ihlalin ne kadar sürdüğünü de dikkate almaktadır. İhlal ne kadar uzun
sürerse, zarar meydana gelme potansiyelinin o kadar yüksek olduğu kabul
edilmektedir.
ICO, bilgi ve belge taleplerinin yerine getirilmemesini de ciddiyetin bir unsuru
olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda yapacağı değerlendirmede talebin
188 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
karşılanmamasının incelemeyi ne ölçüde olumsuz etkilediğini göz önünde
bulundurmaktadır. Öte yandan bir talimat veya emre uyulmamasının da ilgili
kişilere ne ölçüde zarar verdiği, veri sorumlusunun veya veri işleyenin bundan
bir avantaj elde edip etmediği değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte ICO, bilgi ve belge taleplerinin olağanüstü veya öngörülemeyen
olaylar nedeniyle karşılanamaması durumunu makul mazeret olarak kabul
etmektedir. Ancak makul mazeretin kabul edilmesi için, kurallara uyum sağlama
hususunda makul bir çaba gösterildiği kanıtlanmalıdır.
İhlalin ciddiyetinin tespitinde önemli bir unsur da ihlalin kasıtlı mı yoksa
ihmal sonucu mu gerçekleştirildiğidir. Veri sorumlusunun veya veri işleyenin,
davranışının kural ihlalini teşkil ettiğini bildiği halde bu davranışına devam
etmesi, ihlalin bilinen riskini kasıtlı olarak göz ardı etmesi veya üst yönetimin
hukuka aykırı işlemeye izin vermesi gibi davranış biçimleri kasta örnek
oluşturmaktadır. Bir ihlalin ihmal sonucu gerçekleşmesi ise veri sorumlusunun
veya veri işleyenin gerekli özeni göstermediği durumlarda gerçekleşmektedir.
Veri koruma yasalarına uyum sağlamaya yönelik politikaların benimsenmemesi,
mevcut veri koruma politikalarını okumama ve bunlara uymama, yeterli eğitimin
alınmaması, yayınlanan bilgilerdeki kişisel verileri kontrol etmeme, teknik
güncellemelerin zamanında yapılmaması gibi davranış biçimleri genellikle
ihmalin varlığını göstermektedir.
Ciddiyet değerlendirmesi açısından önemli bir diğer unsur da ihlalden etkilenen
kişisel veri kategorileridir. Bazı kişisel veri kategorileri hassas nitelikleri gereği
daha fazla korunmaya muhtaç olabilmektedir. ICO, bu tür verilerin işlendiği
ihlalleri daha ciddi olarak değerlendirme eğiliminde olabilecektir.
Yüksek ciddiyet derecesine sahip ihlaller için yüzde aralığının, orta ve düşük
ciddiyet arz eden ihlallere oranla daha geniş olduğu görülmektedir. İhlalin ciddi
olduğuna kanaat getirilmesi halinde ICO’nun ilgili kategori için daha yüksek
bir başlangıç noktası tayin edebileceği açıktır.
Bir işletmenin toplam yıllık cirosunun 435 milyon sterlinin üzerinde olması
durumunda ise, başlangıç noktası yıllık ciro üzerinden hesaplanmaktadır.
ICO’nun başlangıç noktalarını, standart azami tutara ve yüksek azami tutara
nasıl uygulayacağı aşağıdaki Tablo 5’de gösterilmiştir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 189
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Tablo 5: İdari Para Cezası Üst Sınır
Düşük Ciddiyet Orta Ciddiyet Yüksek Ciddiyet
Arz Eden İhlaller Arz Eden İhlaller Arz Eden İhlaller
Sabit Tutar Ciro Esaslı Sabit Tutar Ciro Esaslı Sabit Tutar Ciro Esaslı
Tutar Tutar Tutar
Standart 870.000 Cironun 870.000 ila Cironun 1.74 milyon Cironun
Azami Sterline %2’ne 1,74 milyon %2 ila İle 8,7 milyon %4 ila
Tutar kadar kadar %4’ü %2’si
sterlin sterlin
Yüksek 1.75 milyon Cironun 1.75 milyon Cironun 3,5 milyon Cironun
İla 3,5 milyon %8 ila
Azami Sterline %4’üne %4 ila İle 17,5 milyon %4’ü
sterlin
Tutar kadar kadar %8’i sterlin
Söz konusu azami tutarlar mikro işletmelerden çok uluslu şirketlere kadar tüm
işletmeler için geçerlidir.
Adım 2: Cironun hesaplanması.
Başlangıç miktarının hesaplanabilmesi için ihlalin ciddiyeti yukarıda açıklandığı
şekilde belirlendikten sonra ciro hesaplama aşamasına geçilmektedir. ICO’ya göre
ciro, katma değer vergileri düşüldükten sonra mal ve hizmetlerin sağlanmasından
elde edilen toplam tutarı ifade etmektedir. Ciro hesaplamasında, işletmenin bir
önceki mali yıldaki toplam yıllık cirosu dikkate alınmaktadır.
ICO Para Cezası Hesaplama Kılavuzunda, ciro hesaplamasının nasıl yapılacağı
bir tablo üzerinden açıklanmaktadır.
Tablo 6: Ciro Hesaplaması
İşletmenin Yıllık Cirosu Dikkate Alınacak Aralık
2 milyon sterline kadar %0,2 ile %0,4 arasında
2 ila 10 milyon sterlin arasında %0,4 ile %2 arasında
10 ila 50 milyon sterlin arasında %2 ile %10 arasında
İşletmenin Yıllık Cirosu Dikkate Alınacak Aralık
50 ila 100 milyon sterlin arasında %10 ile %20 arasında
100 ila 250 milyon sterlin arasında %20 ile %50 arasında
250 milyon sterlin ile 435 milyon sterlin (veya
yüksek azami tutar için 437.5 sterlin) arasında %50 ile %100 arasında
190 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Adım 3: Başlangıç miktarının hesaplanması.
İhlalin ciddiyeti ve ciro hesaplamalarından sonra para cezasının başlangıç
noktası belirli formüller ile hesaplanmaktadır.
Standart azami tutarın sabit bir miktar olduğu durumlarda, ceza miktarı şu
şekilde hesaplanır:
“Standart azami tutar x İhlalin ciddiyeti x Ciro”
Cironun esas alındığı durumlarda ise ceza miktarı şu şekilde hesaplanır:
“Ciro x Standart azami tutar yüzdesi x İhlalin ciddiyeti”
Kılavuz formülleri örnekler üzerinden şu şekilde açıklamaktadır: Bir işletmenin
orta derecede ciddiyet seviyesinde bir ihlal gerçekleştirdiği kabul edilmektedir.
Orta derecede ciddiyet seviyesindeki ihlaller için başlangıç noktası, yasal azami
oranın %10 ila %20’si arasında belirlenmektedir. ICO ise bu oranı %16’sı olarak
belirlemiştir. Ayrıca ihlal ikinci kademede kabul edilen ihlal türlerinden birine
dahildir. Bu nedenle yüksek azami tutar oranları olan 17,5 milyon sterlin veya
cironun %4 oranı uygulanacaktır. Dolayısıyla, 17,5 milyon sterlin’in %16’sı olan
2,8 milyon sterlin ya da ciro bazlı tutar dikkate alınacaksa %0,64’ü oranında
hesaplanan tutar ihlalin ciddiyetini ifade edecektir. İşletmenin cirosunun 30
milyon sterlin olduğu varsayılmaktadır. Bu nedenle ICO, Adım 2’de işletmenin
büyüklüğünü dikkate alarak bir ciro hesabı yapacaktır. Adım 2’de yer alan tabloya
göre (tablo 6) cirosu 10 milyon sterlin ile 50 milyon sterlin arasında olan orta
ölçekli bir işletme için ciro hesabı, Adım 1’de belirlenen ciddiyet seviyesinin %2
ila %10’u arasında değişmektedir. ICO, olayın koşullarını dikkate alarak, %5’lik
bir oranın uygun olduğuna karar vermektedir. Bu durumda yukarıda hesaplanan
2,8 milyon sterlin’in %5’lik tutarı dikkate alındığında, ciro hesaplaması sonucu
ortaya çıkan meblağ 140.000 sterlin tutarında olacaktır. Ciddiyet derecesi olan
%16’nın ve elde edilen %5’lik değerlerin çarpılması sonucu, 140.000 sterlin
tutarında bir para cezasına ulaşılmaktadır.
Adım 4: Ağırlaştırıcı ve hafifletici faktörlerin dikkate alınması.
Üçüncü aşamada esasen, para cezası için bir miktar belirlenmiş olmaktadır.
Ancak somut vakıada ortaya çıkan çeşitli faktörler, cezanın miktarında bir
artışa veya azalmaya neden olabilmektedir. ICO, mevcut duruma bağlı olarak,
ağırlaştırıcı veya hafifletici faktörleri göz önünde bulundurarak para cezasını
artırabilmekte veya azaltabilmektedir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 191
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Bunlardan ilki, ilgili kişilerin uğradıkları zararı azaltmak için veri sorumlusu veya
veri işleyen tarafından alınan önlemlerdir. İhlalin zararlı etkilerini hafifletmek
için etkili adımlar atılması önemlidir. ICO, bu tür önlemlerin alınmış olmasını
bir indirim sebebi olarak değerlendirebilmektedir.
ICO, veri sorumlusunun veya veri işleyenin veri koruma ilkelerine uymaktan ve
gerekli teknik ve idari tedbirleri uygulamaktan sorumlu olduğunu göz önünde
bulundurmaktadır. Veri işleyenlerin de veri güvenliği ile ilgili yükümlülükleri
bulunmaktadır. Bu kapsamda riskleri değerlendirmek ve azaltmak için gerekli
önlemlerin alınması beklenmektedir. Bu sorumluluğun tespitinde, işletmenin
büyüklüğü ve kaynakları dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmaktadır. Bu,
genellikle cezayı ağırlaştıran bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Alınan
teknik ve idari tedbirlerin indirime neden olabilmesi için, veri sorumlusunun
veya veri işleyenin yasa kapsamındaki yükümlülüklerinin ötesine geçtiğini
göstermesi gerekmektedir.
Başka bir ağırlaştırıcı etken de veri sorumlusunun geçmişteki ihlalleridir. Özellikle
bu ihlallerin benzer bir konuyu ihtiva etmesi veya yakın zamanda meydana
gelmiş olması, cezanın artmasına neden olabilmektedir.
ICO, veri ihlallerinin etkilerini gidermek ve bu etkileri azaltmak amacıyla
yapılan iş birliğini değerlendirme unsurları arasında görmektedir. Ancak, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda bu iş birliği hafifletici bir etken
olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca, ihlalin ICO tarafından nasıl öğrenildiği de
önemli bir değerlendirme kriteridir. Veri sorumlusunun kendi inisiyatifiyle ihlali
bildirmesi hafifletici bir faktör olabilmekte ise de yasal bildirim yükümlülüklerinin
yerine getirilmesi kapsamında yapılan bildirimler dikkate alınmamaktadır.
ICO, daha önce aynı konuda verilmiş talimat ve tedbir kararlarına uyulup
uyulmadığını da değerlendirmektedir. Bu kararların yerine getirilmemesi,
ağırlaştırıcı bir etken olarak kabul edilmektedir.
Onaylanmış davranış kurallarına veya sertifikasyon mekanizmalarına uyum da
bir diğer etken olarak karşımıza çıkmakta ve dikkate alınmaktadır. Bu kurallara
ve mekanizmalara uyulmaması cezayı ağırlaştıracaktır.
ICO, ihlalden elde edilen mali faydalar gibi diğer ağırlaştırıcı veya hafifletici
etkenleri de değerlendirmektedir. Özellikle siber güvenlik konularıyla ilgili
192 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
olarak başka düzenleyici kurumlarla birlikte çalışan ICO, bir veri sorumlusunun
veya veri işleyenin başka organlarla olan ilişkisini ve iş birliğini hafifletici bir
etken olarak değerlendirebilmektedir.
Adım 5: Para cezasının etkili, orantılı ve caydırıcı olup olmadığının
değerlendirilmesi.
Son olarak kılavuzda; para cezasının etkili, orantılı ve caydırıcı olması gerektiği
vurgulanmaktadır. Bu aşamada ICO, cezanın etkili, caydırıcı ve orantılı olup
olmadığını değerlendirmektedir. Ayrıca tüm adımlar tamamlandıktan sonra,
nihai ceza miktarının azami tutarları aşmaması da sağlanmalıdır.
Etkili bir para cezası, veri koruma mevzuatına uygunluğu sağlama ve ihlal için
uygun bir yaptırım uygulama anlamına gelmektedir.
Para cezasının orantılı olup olmadığını değerlendirirken ise ICO, benzer konularda
yürütülmüş incelemelerde belirlenen ceza tutarlarını dikkate almaktadır. Ancak,
ICO önceki kararlarla bağlı değildir. Her bir incelemenin kendine özgü koşullarını
göz önünde bulundurarak, etkili bir caydırıcılık sağlamak amacıyla, gelecekteki
kararlarında önceki cezalardan daha yüksek para cezaları uygulayabilmektedir.
Para cezalarının caydırıcı olmasının amacı ise, veri koruma mevzuatına uyumu
teşvik etmektir. Bu bağlamda caydırıcılığın iki yönü vardır. İlk olarak; para
cezasının, ihlalde bulunan veri sorumlusunu veya veri işleyeni aynı hatayı tekrar
yapmaktan alıkoyması temin edilmelidir. İkincisi; cezaların gelecekte diğer
kişileri de aynı ihlali yapmaktan caydırması hedeflenmektedir. Caydırıcılık
sağlamak amacıyla, ICO, veri sorumlusunun veya veri işleyenin işletmesinin
büyüklüğünü ve mali durumunu göz önünde bulundurarak, Adım 4’ten sonra
belirlenen para cezası tutarını artırabilmektedir.
Para cezasının toplam tutarı, ilgili yasalarda öngörülen azami sınırları aşmamalıdır.
Bu nedenle, ICO, yasal sınırların aşılmamasını temin etmek amacıyla ceza
miktarını azaltabilmektedir.
İstisnai durumlarda ICO, veri sorumlusunun veya veri işleyenin mali durumu
nedeniyle ödeme kabiliyetinde olmadığına kanaat getirirse, ceza miktarını
azaltabilmektedir. ICO, bu yetkisini yalnızca, para cezasının bir kuruluşu
ekonomik açıdan geri dönüşü olmayan şekilde tehlikeye sokacağı durumlarda
kullanmaktadır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 193
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
ICO’nun henüz yeni sayılabilecek söz konusu kılavuzun, EDPB’nin yaklaşımına
oldukça paralel şekilde düzenlendiği dikkat çekmekle birlikte, Birleşik Krallık
nezdinde olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir.
KALİFORNİYA
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), kişisel verilerin korunması konusunda
merkezi tek bir düzenleme bulunmamakta, eyalet düzeyindeki yasalar ile kişisel
verilerin korunması rejimi düzenlenmektedir. ABD’de veri koruma hukuku
kapsamındaki düzenlemeleri ile dikkat çeken eyaletlerden biri de Kaliforniya’dır.
Kaliforniya’da veri koruma alanında iki temel düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan
ilki 2018 yılında Kaliforniya Eyalet Meclisi tarafından kabul edilen ve 2020
yılında yürürlüğe giren, temel tüketici haklarını düzenleyen, kısaca CCPA olarak
adlandırılan “California Consumer Privacy Act” ’dır. İkincisi ise ilk yasayı
genişleten ve 2023 yılında yürürlüğe giren, kısa adıyla CPRA olarak bilinen
“California Privacy Rights Act”’dır.8 Öte yandan Kaliforniya, 2004 yılında
Kaliforniya Çevrimiçi Gizliliği Koruma Yasası’nı (CalOPPA) kabul etmiştir.9
Bu yasa ile Kaliforniya, veri koruma alanında özel bir düzenleme yapan ilk
ABD eyaleti olmuştur. Kaliforniya Gizlilik Koruma Ajansı (California Privacy
Protection Agency – CPPA) adı verilen bağımsız bir veri koruma otoritesi
kurulması da ilk defa CPRA ile öngörülmüştür.
Kaliforniya, dünyanın önde gelen ve büyük miktarlarda kişisel veri işleyen
teknoloji şirketlerinin merkezi konumundadır. Bu durum, Kaliforniya’nın CCPA
ve CPRA ile önemli adımlar atmasına neden olmuş ve diğer eyaletler için bir
model teşkil etmiştir. CCPA ve CPRA düzenlemeleri, Kaliforniya’da faaliyet
gösteren ve Kaliforniya’da bulunanların verilerini işleyen belli kriterleri haiz
(örn. bir önceki takvim yılında 25 milyon doların üzerinde yıllık gelir elde
eden) tüm şirketleri etkilemektedir. Bu nedenle veri koruma konusundaki
düzenlemeler yalnızca eyalet sınırları içerisinde kalmamakta, küresel ölçekte
de büyük bir etkiye sahip olmaktadır.
8 “CCPA ve CRPA Yasa Metinleri” https://cppa.ca.gov/regulations/pdf/cppa_act.pdf.
9 “CalOPPA Yasa Metni”, https://leginfo.legislature.ca.gov/faces/codes_displayText.
xhtml?lawCode=BPC&division=8.&title=&part=&chapter=22.&article=.
194 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ccpa ile Cpra Hükümlerinin İhlali Halinde Uygulanacak Yaptırımlar
CCPA ile CPRA hükümlerinin ihlali halinde şirketler ağır yaptırımlarla karşı
karşıya kalabilmelerinin yanı sıra şirketler hem otoritenin hem de hakları ihlal
edilen tüketicilerin tazminat talepli davaları ile karşı karşıya kalabilmektedirler.
Bu kapsamda tüketiciler, her fiili zarar için tüketici başına 100 ABD dolarından
az ve 750 ABD dolarından fazla olmamak üzere yasal zararlarını tazmin
edebileceklerdir.
CCPA’nın “İdari Yaptırım” başlıklı 1798.155 bölümünde; CCPA’nın hükümlerini
ihlal eden işletmelerin, hizmet sağlayıcılarının veya gerçek kişilerin her bir ihlal
için iki bin beş yüz dolardan (2.500 $) veya her kasıtlı ihlal veya reşit olmayan
tüketicilerin kişisel verilerini içeren ihlaller için yedi bin beş yüz dolardan
(7.500 $) fazla olmamak şartıyla idari para cezasına tabi olacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda bir işletmenin CCPA kapsamında sorumluluğu bulunduğu tespit
edilirse,
• Kasıtlı ihlaller için 7.500 ABD dolarına kadar,
• Diğer ihlal için, her bir ihlal için 2.500 ABD dolarına kadar
para cezasıyla karşı karşıya kalabileceği görülmektedir.
Her ne kadar cezanın üst sınırı, Avrupa Birliği’ndeki cezalara kıyasla daha
küçük meblağlar içeriyor gibi görünse de söz konusu üst sınır her bir ihlal için
uygulanmaktadır. Dolayısıyla ihlal sayısı artıkça, toplam ceza miktarı da artış
gösterecektir.
2012 yılında gerçekleşen bir olayda; incelemeyi yürüten Başsavcı, Delta Airlines’a
Gizlilik Politikasını mobil uygulamaları aracılığıyla erişilebilir hale getirmemek
suretiyle Kaliforniya Çevrimiçi Gizliliği Koruma Yasasını ihlal ettiği iddiasıyla
bildirimde bulunmuştur. Bu kapsamda Başsavcı, tüketiciler tarafından Delta
uygulaması her indirildiğinde bunu bir ihlal olarak değerlendirmiştir. Her ne
kadar dava düşmüş olsa da; ihlal başına 2.500 dolar ceza uygulaması, ceza
miktarının ne kadar yüksek meblağlara ulaşabileceğini gözler önüne sermiştir.
Nitekim, 100 bin kişinin uygulamayı indirmiş olması durumunda, ihlal başına
2.500 dolarlık ceza hesaplaması ile, toplam cezanın 250 milyon dolara kadar
çıkabileceği ortaya konulmuştur.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 195
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
CPRA kapsamında ihlalin sayısının ceza miktarında temel unsur teşkil ettiği
dikkat çekmektedir. Kaliforniya veri koruma hukuku uygulamasında bir kişisel
veri işleme faaliyetinde birden fazla tüketicinin bulunduğu olaylarda tüketici
sayısı kadar ihlal sayısının bulunduğu kabul edilmektedir.
Diğer yandan kasıtlı ihlallerde ise ihlal başına 7.500 dolara kadar para cezası
uygulanacağı ifade edilmektedir. CPRA, küçüklerin kişisel verilerinin korunmasına
da ayrı bir önem atfetmektedir. Bu kapsamda; 16 yaşın altındaki küçükleri içeren
ihlaller için de para cezası miktarı, ihlal başına 7.500 dolardan hesaplanmaktadır.
BREZİLYA
Brezilya’da, kişisel verilerin elde edilmesini ve işlenmesini düzenleyen ve
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne büyük ölçüde benzerlik gösteren
“Lei Geral de Proteção de Dados” (LGPD) Veri Koruma Yasası 16 Ağustos 2020
tarihinde yürürlüğe girmiştir. LGPD’nin Brezilya genelinde uygulanmasını
denetleyen ve yaptırım uygulama yetkisine sahip ulusal veri koruma otoritesi
ise Autoridade Nacional de Proteção de Dados (ANPD) olarak belirlenmiştir.
“Ulusal Otorite’nin İdari Yaptırımları” başlıklı LGPD’nin 52’nci maddesinde;
kanunda öngörülen kurallara aykırılık ve ihlalin tespiti halinde veri sorumluları
ve veri işleyenler aleyhine ulusal otorite tarafından uygulanabilecek yaptırımlar,
tedbirler ve idari para cezaları olarak ikiye ayrılmaktadır. İdari tedbirler; düzeltici
önlemlerin alınması için uyarı, ihlalin ilanı, ihlalle ilişkili kişisel veriler eski
hale getirilene kadar kişisel verilere erişimin engellenmesi, kişisel verilerin
imha edilmesi, ihlalin ilgili olduğu veri tabanının çalışmasının kısmen askıya
alınması, veri işleme faaliyetinin durdurulması, veri işleme faaliyetinin kısmen
veya tamamen yasaklanması şeklinde düzenlenmiştir.
Para cezaları bakımından ise iki farklı usul öngörülmüştür: Bunlardan birincisi
işletmenin gelirlerinin %2’sine kadar para cezası olup diğeri ise günlük para
cezasıdır.
24 Şubat 2023 tarihli ve CD/ANPD No. 4 Kararı ile İdari Yaptırımların
Hesaplanmasına ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik onaylanmış olup
kamuoyunun görüşüne sunulması akabinde nihai versiyonu 27 Şubat 2023
tarihinde Federal Resmî Gazete’de yayınlanmıştır.10
10 “ANPD Kurulu’nun 24 Şubat 2023 tarihli ve CD/ANPD No. 4 Kararı”, https://www.gov.br/anpd/pt-br/
assuntos/noticias/anpd-publica-regulamento-de-dosimetria/Resolucaon4CDANPD24.02.2023.pdf/view.
196 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Yönetmelik, LGPD’nin 52’nci ve 53’üncü maddeleri uyarınca; ANPD tarafından
idari yaptırımların uygulanmasına ilişkin parametre ve kriterleri belirlemektedir.11
Yaptırımlar, veri sorumlusu yahut veri işleyen aleyhine idari işlem süreçleri
tamamlandıktan ve ANPD tarafından gerekçeli bir karar verildikten sonra
uygulanabilmektedir. Öte taraftan yaptırımların somut olayın niteliğine göre
kademeli, kümülatif yahut ayrı ayrı uygulanabileceği belirtilmektedir.
İdari Para Cezasının Miktarını Belirleme Ölçütleri
İdari Yaptırımların Hesaplanması ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 7’nci
maddesinde yaptırımın belirlenmesinde hangi kriterlerin dikkate alınacağı
belirtilmektedir.
Buna göre;
I – İhlalin ağırlığı, niteliği ile etkilenen kişisel haklar;
II – Veri sorumlusunun kötü niyetinin varlığı;
III – Veri sorumlusunun kazanımları veya sağlamayı amaçladığı avantajlar;
IV – Veri sorumlusunun ekonomik durumu;
V – Daha önce aynı fiilin gerçekleşmiş olması;
VI – Devam eden bir tekerrürün varlığı;
VII –Sebep olunan zararın derecesi;
VIII –İş birliği;
IX – Kişisel verilerin LGPD’ye uygun olarak güvenli bir şekilde işlenmesi için
idari ve teknik tedbirlerin devamlı ve ispata elverişli biçimde alınmış olması;
X – İyi uygulamaların ve idari politikaların benimsenmesi;
XI – Düzeltici önlemlerin derhal alınması;
XII - Kusurun ciddiyetinin yaptırımın ağırlığı ile orantılı olup olmadığı
dikkate alınacaktır.
11 “LGPD’nin 52’inci ve 53’üncü maddeleri”, https://lgpd-brazil.info/chapter_08/article_52, https://lgpd-
brazil.info/chapter_08/article_53.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 197
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Ceza miktarının tayininde öncelikle ANPD tarafından ihlalin ağırlığı, niteliği
ve etkilenen kişisel veriler hafif, orta veya ciddi olarak sınıflandırılacaktır.
Düzenlemeye göre ihlalin ciddi sayılacağı durumlar şunlardır:
a. Veri hacmi ve gerçekleştirilen veri işlemenin süresi, sıklığı ve coğrafi kapsamı
da dikkate alındığında, önemli sayıda kişinin kapsama dahil olduğu büyük
ölçekli veri işleme faaliyetleri
b. Veri işleme sonucunda ekonomik bir avantaj elde edilmesi veya elde etme
saikiyle hareket etmesi
c. İhlalin ilgili kişinin yaşamını riske atması
d. İhlalin hassas verilerin veya çocukların, gençlerin veya yaşlıların kişisel
verilerinin işlenmesini içermesi
e. Kişisel verilerin LGPD’de öngörülen yasal dayanaklardan birine dayanmaksızın
işlemesi
f. Yasa dışı veri işlenmesi, istismara veya ayrımcılığa sebebiyet verecek şekilde
veri işlenmesi
g. Usulsüz uygulamaların sistematik olarak benimsemesi ile denetimlerin
yapılmasına engel olunması halinde ihlal ciddi olarak nitelendirilecektir.
Orta ölçekli veri ihlalleri ise ihlalin ilgili kişilerin temel haklarını ve çıkarlarını
önemli ölçüde etkileyebildiği durumlardır. İlgili kişilerin haklarını kullanamaması
veya ihlalin ilgili kişiye maddi veya manevi zarar vermesi, orta ölçekli ihlallere
örnek oluşturabilmektedir. Ayrıca buna ayrımcılık, fiziksel tehdit, ilgili kişinin
şeref ve itibarına yönelik risk, dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı da dahildir.
Yukarıda belirlenen sınıflandırmaya girmeyen ihlaller ise hafif ihlal olarak
nitelendirilecektir.
İhlalin sınıflandırılması akabinde izlenecek adımlar yaptırımın türüne göre farklılık
göstermektedir. Yönetmelik kapsamında ANPD tarafından uygulanabilecek
idari yaptırımların her biri için kriterler ayrıca belirlenmiştir.
Para cezasını hesaplama metodolojisi dört (4) adıma ayrılmıştır.
198 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Adım 1 – Temel oranın belirlenmesi;
Adım 2 – Cezanın esas değerinin belirlenmesi;
Adım 3 – Ceza miktarının belirlenmesi;
Adım 4 – Minimum ve maksimum ceza limitlerinin dahil edilmesi.
Adım 1: Birinci adım, temel oranının diğer bir adıyla taban olarak nitelendirilen
oranın belirlenmesidir. Cezanın hesaplanmasına yönelik taban oran hafif, orta ve
ciddi ihlallerde aşağıdaki tabloya (tablo 7) göre hesaplanmaktadır. Hesaplamada
yaptırımın muhatabının yaptırımın uygulanmasından önceki mali yıldaki cirosu
dikkate alınacaktır.
Tablo 7: Temel ceza değerinin tanımlanmasına ilişkin minimum (A1) ve
maksimum (A2) oranları
Kategori A1 Gelirin Yüzdesi
0.08% A2
Hafif 0.13%
Orta 0.45% 0.15%
Ciddi 0.50%
1.50%
Bunu müteakip zarar derecesi aşağıda Tablo 8’de gösterildiği gibi 0’dan 3’e
kadar bir ölçek kullanılarak belirlenir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 199
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Tablo 8: Zarar Derecesi Değerleri
Değer Zarar Derecesi
İhlalin, vakanın olağanüstü koşulları göz önüne alındığında,
etkilenen kişiler üzerinde geri döndürülemez veya geri
döndürülmesi zor maddi veya manevi bir etkiye sahip olması;
ayrımcılığa sebep olması; fiziksel bütünlüğü ya da itibarı zedelemesi;
3 dolandırıcılığa veya kimliğin kötüye kullanılmasına neden olması;
bireysel hak veya menfaatlere zarar vermesi veya suç oluşturması
ya da maddi gerçeklerin değiştirilmesi, sürecin yasadışı bir amaca
ulaşmak için kullanılması, sürecin ilerlemesine haksız direnç
gösterilmesi veya ANPD’nin icraatının engellenmesi gibi kötü niyetli
davalardan kaynaklanan zarara sebep olması.
İhlal; 0, 1 veya 3 dereceli zarar kriterlerine uymayan, ilgili
kişiler üzerinde maddi veya manevi etkiler oluşturan, hak ve
2 menfaatlere zarar veren ya da saldırıda bulunan veya bilgi ve belge
sunulmamasından, denetim veya idari yaptırım süreçlerini veya
üçüncü tarafları doğrudan engelleyen davranışlardan kaynaklanan
zararlar.
İhlalin az sayıda kişinin hak veya menfaatlerine zarar veren,
maddi veya manevi etkisi sınırlı olan, nispeten kolay bir şekilde
1 telafi edilebilen zararlar veya bilgi ve belgelerin ANPD tarafından
belirlenen süreler ve koşullar dışında gönderilmesinden
kaynaklanan zararlar.
İhlalin zarara yol açmaması veya öngörülebilir ya da olağan
0 durumlardan kaynaklanan ve tazmini gerekmeyen önemsiz zarara
yol açması.
Zarar derecesi de belirlendikten sonra, para cezaları için minimum ve maksimum
oran aralığı dikkate alınarak temel oran hesaplanmaktadır.
Adım 1’ı oluşturan formül kısaca şu şekilde ifade edilmiştir:
ABase = ((A2-A1)/ 3) x GD + A1
Buradaki ifadelerin anlamları ise şu şekildedir:
A2 = ihlalin kategorisine bağlı olarak maksimum oran;
200 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
A1 = ihlalin kategorisine bağlı olarak minimum oran;
GD = ihlalin neden olduğu zararın derecesi
Abase = baz oran.
Adım 2: Bu aşama esas oranın (VBase) belirlendiği aşamadır. Cezanın esas
oranı temel oranın vergiler hariç brüt gelirle çarpılmasıyla hesaplanır.
Bu adımdaki formül ise “ VBase= ABase x (Gelir – Vergiler)” olarak belirlenmiştir.
Formüldeki VBase, esas oranı; ABase, baz oranı belirtmektedir. Gelir olarak
ifade edilen kalem ise yaptırımın muhatabının gelirini ifade etmektedir.
Adım 3: Bu adımda ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepler temel ceza miktarına
uygulanmaktadır. Adım 3 olarak ifade edilen bu aşamada para cezasının formülü
ortaya çıkmaktadır. Buna göre; “Ceza Miktarı = Cezanın esas değeri x (1 +
ağırlaştırıcı nedenlerin ondalık biçimde yüzdelerinin toplamı - hafifletici nedenlerin
ondalık biçimde yüzdelerinin toplamı)” olarak belirlenmiştir.
ANPD’nin ilgili yönetmeliğinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin neler
olduğu ve cezayı hangi oranda etkileyeceği de belirlenmiştir.
Yönetmeliğin 12’nci maddesine göre para cezasının miktarı; aşağıdaki durumlarda
aşağıdaki yüzdeler oranına kadar artırılır:
I - Her bir tekerrür için yüzde %10 (yüzde %40’ını aşamaz)
II - Devam eden her bir tekerrür için yüzde %5 (yüzde %20’sini aşamaz)
III Denetim sürecinde veya idari yaptırım sürecinden önceki hazırlık prosedüründe
uyulmayan her bir yönlendirici ve önleyici tedbir için yüzde %20 (yüzde
%80’ini aşamaz)
IV - Uyulmayan her bir düzeltici önlem için yüzde %30 (yüzde %90’ı aşamaz),
Maddede yer alan unsurlardan birden fazlasının gerçekleşmesi halinde, her bir
unsura ilişkin yüzdeler toplanacaktır.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 201
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Hafifletici nedenler ise bir sonraki madde olan 13’üncü maddede düzenlenmiştir.
Söz konusu hafifletici koşulların geçerli olması halinde, para cezasının miktarı
belirtilen yüzdeler oranında azaltılır.
I - İhlalin sona ermesi halinde:
a) ANPD hazırlık işlemlerini başlatmadan önce ihlal sona erdirilmişse, yüzde
yetmiş beş (%75);
b) Hazırlık işlemlerinin başlatılmasından sonra ancak idari yaptırım işleminin
başlatılmasından önce ihlal sona erdirilmişse, yüzde elli (%50);
c) İdari işlem süreci başlatıldıktan ancak karar verilmeden önce ihlal sona
erdirilmişse, yüzde otuz (%30) oranında indirim uygulanmaktadır.
II - Kararın verilmesinden önceki süreçlerde; iyi uygulamaların ve idari
politikaların hayata geçirilmesi veya verilerin güvenli bir şekilde işlenmesine
ve ilgili kişilerin zarar görmesinin en aza indirilmesine yönelik iç mekanizmaların
ve prosedürlerin yürütüldüğünün temin edilmesi halinde, yüzde yirmi (%20)
oranında indirim uygulanmaktadır.
III – Yaptırımın muhatabının, ihlalden etkilenen kişiler üzerindeki zararın
etkilerinin telafisine veya etkilerinin azaltılmasına yönelik önlemleri uyguladığını
kanıtladığı durumlarda:
a. ANPD’nin hazırlık işlemlerinin veya idari yaptırım prosedürünün
başlatılmasından önce ise yüzde yirmi (%20) veya
b. Hazırlık işlemlerinin başlatılmasından sonra ve idari yaptırım işleminin
başlatılmasından önce ise yüzde on (%10) ve
IV – Yaptırımın muhatabının iş birliği veya iyi niyet gösterdiği durumlarda
yüzde beş (%5) oranlarında indirim uygulanmaktadır.
Maddede yer alan unsurlardan birden fazlasının gerçekleşmesi halinde, her
bir unsura ilişkin yüzdeler ağırlaştırıcı sebeplerde olduğu gibi toplanarak
uygulanacaktır.
Öte taraftan yaptırımın muhatabının, mezkûr maddede öngörülen gerekliliklere
uyduğunu kanıtlamakla yükümlü olduğu da açıkça hükme bağlanmıştır.
202 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Adım 4: Yukarıdaki adımlar sonucunda ortaya çıkan meblağ, veri sorumluları
yahut veri işleyenler aleyhine hükmedilecek para cezasını ortaya koymaktadır.
Ancak bu para cezası rejimi yanında, Yönetmelik ayrıca alt ve üst sınırları da
dahil etmektedir. Buna göre;
I – İdari yaptırımların uygulanmasında, muhatabın elde ettiği veya elde etmeyi
öngördüğü kazancın tahmin edilebildiği haller hariç olmak üzere, idari para
cezasının miktarı Tablo 9’da yer alan değerlerden daha az olamaz. Ancak
idari yaptırımın muhatabı tarafından bir ekonomik kazanç elde edildiyse bu
durumda para cezasının miktarı elde edilen ekonomik kazancın iki katına eşit
bir değerde uygulanacaktır.
II – Brezilya’daki özel tüzel kişilikler veya şirketler için üst sınır; idari para
cezaları, vergiler hariç son mali yıldaki cirosunun yüzde ikisi (%2) veya elli
milyon Brezilya Reali (50.000.000,00 BRL) olarak dikkate alınacaktır.
Tablo 9: Para Cezasının Asgari Değerleri
SINIFLANDIRMA DEĞER (Brezilya Reali Cinsiden)
Hafif 3,000.00 BRL (Gerçek kişiler ve kayıtlı geliri olmayan
Orta tüzel kişiler için 1,000.00 BRL)
Ciddi
6,000.00 BRL (Gerçek kişiler ve kayıtlı geliri olmayan
tüzel kişiler için 2,000.00 BRL)
12,000.00 BRL (Gerçek kişiler ve kayıtlı geliri
olmayan tüzel kişiler için 4,000.00 BRL)
ÇİN HALK CUMHURİYETİ
Çin Halk Cumhuriyeti’nde 20 Ağustos 2021 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel
Bilgilerin Korunması Yasası (PIPL) dikkat çekici bir şekilde, sadece Çin’de
kişisel veri işleyen kuruluşlar için değil, Çin dışında vatandaşlarının verilerini
işleyen kuruluşlar için de geçerlidir. Ancak, Çin’de veri koruma haklarının
anayasal bir statüye sahip olmadığını vurgulamak gerekmektedir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 203
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Kişisel Bilgileri Koruma Yasası’nın ihlali; idari, hukuki ve cezai sonuçlara
yol açmaktadır. Kişisel verilerin PIPL kapsamındaki hükümlere aykırı olarak
işlenmesi durumunda veri işleme faaliyetinde bulunanların karşılaşacağı yaptırım
türleri PIPL’in 66’ncı maddesinde; uyarı, düzeltme talimatı, yasa dışı kazançlara
el koyulması, hizmetin askıya alınması veya sona erdirilmesi ve para cezası
olarak düzenlenmiştir. Ayrıca bir veri ihlali karşısında ilgili otoritenin düzeltme
talimatı vermiş olması halinde, kararın gereğini yerine getirmeyenler hakkında
para cezası uygulanacağı öngörülmektedir.12
PIPL kapsamında Devlet Siber Uzay İdaresi (CAC), denetim ve yönetim
çalışmalarını koordine etmekten sorumlu olup, yaptırım hükümlerinin uygulanması
da Devlet Siber Uzay İdaresi öncülüğünde, Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı,
Kamu Güvenliği Bakanlığı, Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi gibi birden fazla
devlet dairesine ve bunların yerel düzeydeki idarelerine bırakılmıştır.
Yaptırımlar, esas itibarıyla veri işleme faaliyetinde bulunanlara uygulanmaktadır.
Ancak, PIPL kapsamında, doğrudan sorumlu kişiler ve sorumluluk taşıyan
personelin de sorumluluğu söz konusudur. Bu kişiler, 10.000 yuandan az veya
100.000 yuandan fazla olmamak üzere para cezasıyla karşılaşabilmektedir.
İhlallerin para cezasının yanı sıra doğurabileceği diğer bazı sonuçlar ise; yönetim
görevlilerinin belirli bir süre boyunca ilgili işletmede benzer pozisyonlarda
bulunmasının yasaklanması, ihlalin sosyal kredi sistemine kaydedilmesi ile
kamuya duyurulmasıdır.
Para Cezasının Miktarının Belirlenmesi
PIPL’de, iki kademeli yaptırım sistemi öngörülmektedir: Birincisi, ihlaller için
uygulanan yaptırımlar; ikincisi ise ağır ihlaller için uygulanan yaptırımlardır.
Her iki kategori için de para cezası miktarı üst sınır gösterilmek suretiyle
belirlenmiştir.
İhlaller için veri işleme faaliyetinde bulunanlara uygulanması öngörülen para
cezası miktarı azami 1 milyon yuan ve yönetim görevlilerine 100.000 yuan
olacak şekilde belirlenmiştir. Ağır ihlaller için ise para cezası miktarı hangi
oranın daha yüksek olduğuna bağlı olarak 50 milyon yuan veya işletmenin bir
12 “PIPL 66’ncı maddesi”, https://personalinformationprotectionlaw.com/PIPL/article-66/.
204 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
önceki yıllık gelirinin %5’idir. Ağır ihlaller kapsamında yönetim görevlileri
için tayin edilecek para cezası miktarı ise 100.000 yuandan 1 milyon yuana
kadar ulaşabilmektedir.
Para cezası miktarını tayin ederken dikkate alınan kriterlerin başında eylemin
ciddiyeti gelmektedir. Ağır ihlal kavramı, PIPL ve tamamlayıcı mevzuatta
tanımsız bırakılmıştır. Bu durum eleştirilere sebep olmaktadır. PIPL’in Kasım
2021’de yürürlüğe girmesi nedeniyle uygulamaya ilişkin belirsizlikler devam
etmekle birlikte, yakın gelecekte daha ayrıntılı ve somut rehberlik sağlayan
yönetmelik ve düzenlemelerinin uygulamaya konulacağı öngörülmektedir.
PIPL kapsamında bugüne kadar verilmiş en yüksek para cezalarından biri, mobil
ulaşım uygulaması Didi aleyhine hükmedilmiş cezadır. Didi’nin tüketicilerin
iletişim bilgilerini, konum verilerini ve fotoğraflarını ölçüsüz bir şekilde temin
ettiğinin belirlenmesi üzerine CAC tarafından Didi’ye bir uyarı cezası verilmiş,
ancak Didi uygulamalarını düzenlemekte yetersiz kalınca CAC’nin başlattığı
inceleme neticesinde yasa dışı olarak 64,7 milyar kişisel veri işlediği tespit edilmiş
ve bu nedenle yaklaşık 1,18 milyar dolar para cezasına çarptırılmıştır. Bu ceza,
Didi’nin 2021 yılında elde ettiği 24,87 milyar dolarlık gelirin yaklaşık %4,4’üne
tekabül etmektedir. Ayrıca Yönetim Kurulu Başkanı ve Şirket Başkanına da 1
milyon yuan para cezası verilmiştir.
TÜRK VERİ KORUMA HUKUKU
Dijital dönüşüm ile kişisel verilerin korunmasına olan ilginin önemli ölçüde
artmasıyla birlikte bu dönüşüme uyum sağlamak ve değişen ihtiyaçlara cevap
vermek amacıyla Türk hukukunda da 2010 yılında Anayasa’nın “Özel Hayatın
Gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde yapılan değişiklikle önemli bir adım atılmıştır.
Kişisel verilerin korunması anayasal bir hak olarak güvence altına alınmış, bunu
müteakiben 7 Nisan 2016’da 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
(6698 sayılı Kanun) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 2017
yılında Kişisel Verileri Koruma Kurumu faaliyetine başlamıştır.
6698 sayılı Kanun, kişisel verilerin işlenmesini düzenleyerek bireylerin temel hak
ve özgürlüklerini ve mahremiyetlerini korumayı hedeflemektedir, aynı zamanda
gerçek kişilere ait kişisel verilerin işlenmesi ile ilgili kuralları belirlemektedir.
Kanun’un belirli hükümlerine aykırı hareket edenler için idari para cezaları
öngörülmektedir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 205
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
6698 sayılı Kanun’un “Kabahatler” başlıklı 18’inci maddesinde hangi hallerde
idari para cezasına hükmedileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Buna göre Kanun’un
10’uncu maddesinde öngörülen aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi,
Kanun’un 12’nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin
yerine getirilmemesi, Kanun’un 15’inci maddesi uyarınca Kurul tarafından
verilen kararların yerine getirilmemesi halleri, Kanun’un 16’ncı maddesinde
öngörülen Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı
hareket edenler ve 6698 sayılı Kanun’da yapılan 02.03.2024 tarihli değişiklikle
Kanun’un 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen bildirim yükümlülüğünü
yerine getirmeyenler hakkında yaptırım uygulanması söz konusu olabilmektedir.
Kişisel verilerin korunması hukuku çerçevesinde uygulanacak yaptırımların
muhatabı gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. 6698 sayılı Kanun, esas
itibarıyla kamu kurum ve kuruluşları da dahil olmak üzere tüm veri sorumluları
hakkında uygulanan bir düzenlemedir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşları ile
kamu tüzel kişilerine karşı uygulanacak yaptırımlar ve düzenlemeler, özel hukuk
tüzel kişilerine göre bazı farklılıklar göstermektedir. Buna göre; kamu kurum
ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde
yükümlülüklerin ihlali halinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan
memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarında görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılmakta
ve sonucu Kurula bildirilmektedir. Bazı durumlarda da kişisel verilerin veri
sorumlusu adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi mümkün
olabilmektedir. Bu, veri işleyenin varlığının mevcut olduğu durumlarda ortaya
çıkmaktadır. Bu durumda veri sorumluları Kanunda belirtilen tedbirlerin alınması
hususunda bu kişilerle (veri işleyenle) birlikte müştereken sorumlu tutulmuştur.
Bununla birlikte 12/3/2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 34’üncü maddesi 6698 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde çeşitli
değişiklikler öngörmektedir. Bu değişiklik kapsamında veri sorumluları ve veri
işleyenlerin yurtdışına aktarım hususunda izleyebileceği yöntemlerden biri de
standart sözleşme imzalanması olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre standart
sözleşmenin, imzalanmasından itibaren beş iş günü içinde Kuruma bildirilmesi
gerekmektedir. Söz konusu yükümlülüğün veri sorumluları yanında veri işleyenler
için de getirilmiş. Bu anlamda, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
halinde veri işleyenler de idari para cezasının muhatabı olabileceklerdir.
206 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Kurum’a intikal eden şikayetlerin birçoğu kişisel verilerin Kanun’un 4, 5,
6, 8 ve 9. maddelerinde belirtilen genel ilke ve veri işlemeye ilişkin şartlara
uyulmadan işlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede söz konusu ilke
ve şartlara uymadığı tespit edilen veri sorumlularının ve veri işleyenlerin işleme
faaliyetleri Kanun’un 12’nci maddesinin (a) bendine göre hukuka aykırı veri
işleme olarak değerlendirilmektedir.
Bu noktada, Kuruma intikal eden ihbar ve şikayetler kapsamında Kanun’un
yukarıda belirtilen ilke ve şartlardan birden fazlasının ihlali söz konusu olsa da
esasen Kanun’un 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendinde tanımlanan
tek bir kuralın ihlali söz konusudur. Kurulun uygulamaları da bu doğrultudadır.
Bu bağlamda, ihbar ve şikayetler çerçevesinde Kanun’un 12’nci maddesinin
ihlalinin farklı eylemler sonucu gerçekleştiği varsayımında genellikle tek bir
idari ceza uygulanmakta ve ceza tutarı buna göre hesaplanmaktadır. Ancak,
Kanun’un 12’nci maddesinin 5’inci fıkrasına aykırılık durumu bunun istisnasıdır;
bu durumda ayrıca bir kanuni yükümlülüğün ihlali söz konusu olduğundan ayrı
bir idari para cezasına hükmedilmektedir.
6698 sayılı Kanun’un “Kabahatler” başlıklı 18’inci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (b) bendinde veri güvenliğine ilişkin hükümlerin yerine getirilmemesi
durumunda 15.000 TL’den 1.000.000 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabileceği
hüküm altına alınmıştır.13 Bunun yanında idari para cezalarının her takvim yılı
başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
mükerrer 298’inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden
değerleme oranında artırılması gerekmektedir.14 Kanun’un 18’inci maddesinin
1’inci fıkrasının (b) bendinde belirtilen ceza 2025 yılı için en düşük 204.285 TL
ve en yüksek 13.620.402 TL olarak güncellenmiştir. 6698 sayılı Kanun’da yer
alan idari para cezalarının miktarları alt ve üst sınırları belirlenerek düzenlenmiştir.
Türk hukukunda idari para cezaları ile ilgili temel düzenlemeler 01 Haziran 2005
tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda yer almaktadır.
İdari yaptırımın miktarı belirlenirken, Kabahatler Kanunu’nun 17’nci maddesinin
2’nci fıkrasında belirtildiği üzere kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru
ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı öngörülmüştür.15
13 “6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 18’inci maddesi”, https://mevzuat.gov.tr/
mevzuat?MevzuatNo=6698&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5.
14
15 “ 53 2 6 s ay ı l ı Ka b a h at l e r Ka n u n u ’ n u n 1 7 ’ i n c i m a d d e s i ” , htt p s : //m evz u at .g ov.t r/
mevzuat?MevzuatNo=5326&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 207
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Kurumumuza intikal eden şikâyet ve ihbarlar kapsamında 6698 sayılı Kanun’un
18’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen Kanun’un
12’nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi halinde veri sorumlusu hakkında uygulanacak idari para cezasının
miktarı belirlenirken dayandığı bazı usul ve esaslar bulunmaktadır.
6698 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin
yükümlülükleri yerine getirmediği tespit edilen veri sorumlusu hakkında idari para
cezası belirlenmesi kabaca dört aşamadan oluşmaktadır. Öncelikle haksızlık içeriği
unsurları dikkate alınarak taban idari para cezası belirlenmektedir. Taban idari
para cezası belirlenirken ihlale temel teşkil eden yıl dikkate alınmaktadır. Taban
idari para cezasının hesaplanmasını müteakip belirlenen ağırlaştırıcı ve hafifletici
unsurlar hesaplamaya dahil edilmektedir. Bu hesaplama yapılırken haksızlık içeriği
ile ilişkili alt kriterler karşılığında öngörülen katsayı değerleri toplanmaktadır.
İkinci adımda, veri sorumlusunun kusuru tespit edilmektedir. Kusur tespitinde
kusur unsurunu oluşturan alt kriterler karşılığında öngörülen ilgili katsayı
değerleri toplanmakta; mevcut olması halinde indirim unsurları uygulanmaktadır.
Üçüncü adımda, veri sorumlusunun ekonomik durumu belirlenmektedir. Veri
sorumlusunun ekonomik durumu tespit edilirken “Küçük ve Orta Büyüklükteki
İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik”in
5’inci maddesinde atıf yapılan mali bilanço ve net satış hasılatı rakamları
referans alınmaktadır. Ekonomik duruma ilişkin olarak, Yönetmelik’te öngörülen
sınıflandırma dikkate alınarak, veri sorumlusunun ekonomik durumu belli
kategorilerde sınıflandırılmaktadır. İşletmelerin söz konusu Yönetmelik
hükümlerine göre dâhil oldukları kategori belirlenirken, bir önceki yılın mali
bilançosu ve net satış hasılatı dikkate alınmaktadır.
Tüm bu tespitlerin yapılmasını müteakip elde edilen değerler toplanmakta, toplam
katsayı değeri, incelemeye konu ihlale vücut veren fiilin gerçekleştiği tarihte
yıllık yeniden değerleme oranına göre hesaplanmış minimum idari para cezası
miktarı ile çarpılarak uygulanacak idari para cezası tutarı hesaplanmaktadır.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından hesaplanan idari para cezası tutarının,
veri sorumlusunun ekonomik mahvına sebebiyet vereceği kanaatine varılması
halinde idari para cezası miktarında indirim yapılabilmektedir.
208 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Haksızlık içeriğinin belirlenirken dikkate alınan unsurlar;
• Kişisel Veri Kategorisi
• İhlalin Etkilediği İlgili Kişi Grubu
• İhlale Konu İşleme Faaliyetinin Etki Alanı
• İhlalin Sebep Olduğu Zarar
• İhlale Konu İşleme Faaliyetinin Belirli Bir Süre Boyunca Devam Etmesi
veya Tekrarlaması
• İhlalin yapay zekâ araçları gibi ileri seviye olarak nitelendirilebilecek
teknikler vasıtasıyla gerçekleştirilmesi
• Bir Hizmetten Yararlanmanın Ön Şartı Olarak Tanımlanması
• Kurul Tarafından Alınmış İlke Kararlarına Aykırılık Teşkil Etmesi
• İhlale Konu Kişisel Veri İşleme Faaliyeti ile Önemli Derecede Menfaat
Sağlanması
kriterleridir.
Kusur unsurunda ise öncelikle veri sorumlusunun kasıtlı veya taksirli davranışının
varlığı tespit edilmektedir. Bu belirlemeden sonra veri sorumlusunun geçmişte
de kanuna aykırılığa sebep olması gibi geçmiş davranış biçimleri yahut inceleme
sürecinde bilgi ve belge taleplerinin karşılanmaması, gerçeğe aykırı beyanda
bulunulması ve/veya yerinde incelemenin engellenmesi gibi mevcut davranışlar
dikkate alınmaktadır. Öte yandan veri sorumlusunun yasal yükümlülüklerini
yerine getirmesi haricinde Kurumla iş birliğine yönelik davranışlarda bulunması
genellikle olumlu bir intiba oluşturmaktadır. Bu kriter değerlendirilirken veri
sorumlusunun mevzuattan kaynaklı yükümlülükleri dikkate alınmamaktadır. Bu
kriter değerlendirilirken veri sorumlusunun mevzuattan kaynaklı yükümlülükleri
dikkate alınmamaktadır. Diğer taraftan teknik ve idari tedbirlerin etkili bir şekilde
uygulanması, kişisel verilerin korunmasında ve güvenliğinin sağlanmasında kritik
bir rol oynamaktadır. Bu tedbirlerin alınmasına üst derecede özen gösterilmesi
somu olayın koşullarına göre bir indirim sebebi oluşturabilmektedir. Ancak bu
tedbirlerin sadece varlığı yeterli olmamakta, aynı zamanda etkinliği ve yeterliliği
de ortaya konulmalıdır. Veri sorumlusunun kusuru belirlenirken ihlalin inceleme
sürecinde sonlandırılmış olması ve veri sorumlusunun ilgili kişilerin zararını
gidermeye yönelik faaliyette bulunması da idari para cezasının indirilmesinde
önemli bir kriter olarak değerlendirilmektedir.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 209
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Ekonomik Unsurun Belirlenmesi
Veri sorumlusunun ekonomik durumu “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin
Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik”in 5’inci
maddesinde öngörülen sınıflandırma referans alınarak belirlenmektedir. Söz
konusu sınıflandırmada veri sorumlusunun net satış hasılatı ve mali bilanço
bilgileri esas alınmaktadır. Bu kapsamda, ihlale neden olan veri sorumlusunun
bahse konu sınıflandırmada hangi kategoriye dahil olduğu belirlenir. Buna göre,
• Yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 100 milyon
Türk lirasını aşmayan veri sorumluları Kategori I’e,
• Yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 500 milyon
Türk lirasını aşmayan veri sorumluları Kategori II’ye,
• Yıllık net satış hasılatı ve mali bilançosu 500 milyon Türk lirasını aşan veri
sorumluları Kategori III’e
girmektedir. Yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 10
milyon Türk lirasını aşmayan veri sorumluları bakımından ekonomik durum,
idari para cezası miktarını artırıcı bir unsur olarak dikkate alınmamaktadır.
Ayrıca veri sorumlusunun gerçek kişi veya tüzel kişi olması önemli bir kriter
olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, failin ekonomik durumu kapsamında
geliri, yıllık cirosu, piyasadaki gücü, malvarlığı ve ekonomik açıdan önem
taşıyan diğer koşullar (işletmelerinin sayısı, yaygınlığı, personel sayısı, hitap
ettiği kitle, ulusal ve/veya uluslararası çapta faaliyet gösterme vb.) dikkate
alınmaktadır.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Kurulduğu Günden 2023 Yılına Kadarki
Dönem İçerisinde Sonuçlandırılan İhbar ve Şikâyet Dilekçesi Sayısı, İdari Para
Cezası Uygulanan Dilekçe Sayısı ile Tahsis Edilen Toplam Para Cezası Miktarı 16
16 “KVKK Faaliyet Raporları”, https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/2094/Faaliyet-Raporu.
210 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Tablo 10: KVKK İdari Para Cezası İstatistiği
YILLAR Sonuçlandırılan İdari Para Cezası Veri Sorumluları Nezdinde
Şikâyet ve İhbarların Tahsis Edilen Uygulanan İdari Para Cezası
2018 Dilekçe Sayısı
2019 Sayısı 8 Miktarı
2020 122 870.000 TL
2021 24
2022 1.852 1.905.000 TL
2023 91
1.818 11.497.000 TL
149
9.849 16.351.000 TL
134
8.481 20.738.000 TL
279
9.711 50.917.000 TL
SONUÇ
Kişisel verilerin korunması günümüzde insan haklarının korunması açısından
oldukça önemli bir hale gelmiştir. Bu alandaki hukuka aykırılıklar, bireylerin
mahremiyetini ve özel hayatlarının gizliliğini tehlikeye atmakta, en nihayetinde
insan onuruna zarar vermektedir. Bu nedenle kişisel verilerin korunmasına
yasaları ve hukuka aykırılıklar durumunda uygulanacak idari para cezaları
hem bireylerin haklarını korumak hem de toplumsal düzeni sağlamak amacıyla
oldukça önemlidir.
İdari para cezalarının hukuki çerçevesi belirli ulusal ve uluslararası düzenlemelere
dayanmaktadır. İdari para cezalarının belirlenmesinde izlenen yöntemler ise
her ülkenin hukuk sistematiğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.
İdari para cezasının belirlenmesi konusundaki tabloyu incelediğimiz çerçeve
içinde oldukça kapsamlı uygulamaların Avrupa Birliği’nde olduğu görülmektedir.
Bu kapsamda Avrupa Birliği uygulamaları dikkate alındığında, ekonomik güçle
bağlantılı ceza belirleme yöntemlerinin etkinliği ön plana çıkmaktadır. Bu
ülkelerde, büyük ve küçük işletmelere uygulanan cezaların farklılık gösterdiği
ve bu farklılıkların caydırıcılık açısından kritik rol oynadığı gözlemlenmektedir.
Avrupa Birliği uygulamalarında büyük firmalara yönelik tesis edilen yüksek
oranlı cezalar, cezaların etkisini artırmakta ve caydırıcılık sağlamaktadır. Ayrıca
uygulanan idari para cezaları, işletmelerin tedbirlerini artırmayı da teşvik etmektedir.
Yine inceleme konusu yapılan Almanya, Birleşik Krallık ve Brezilya’da da
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 211
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
benzer bir yaklaşım sergilediği ve idari para cezalarının, ekonomik büyüklük
ve ihlalin ciddiyetine göre tayin edildiği görülmektedir. Kaliforniya ve Çin
incelemelerinde ise, veri koruma yasalarının son yıllarda gelişmekte olduğu
ve bu alanda önemli adımlar atıldığı tespit edilmiştir.
Ülkemiz açısından konu incelendiğinde ise idari para cezalarının genellikle alt
ve üst sınıra dayalı olarak belirlendiği göze çarpmaktadır. Bununla birlikte bazı
durumlarda, büyük şirketler için, belirlenen üst sınır, ekonomik güçleri nedeniyle
etkisiz kalmakta ve bu durum, caydırıcılık açısından sorunlar yaratabilmektedir.
Bu noktada ülkemizin Avrupa Birliği uygulamalarını benimsemesi, adil ve
etkili bir ceza sisteminin oluşturulmasında yön gösterici olabilir. Bu çerçevede,
ekonomik güce dayalı ceza belirleme yöntemlerinin geliştirilmesi, idari para
cezalarının etkinliğini artırmak için önem arz edeceği düşünülmektedir.
212 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
KAYNAKÇA
UYKUN, Burcu, “İdari Para Cezaları”, Kabahatler Hukuku Yazıları – II, Editör:
Doç. Dr. Zeynel T. Kangal, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2018.
DONAY, Süheyl “Para Cezalarını Artıran Yasanın Uygulama Alanı Hakkında
Düşünceler”, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/14639.
DÜLGER, Murat Volkan, Kişisel Verilerin Korunması, Hukuk Akademisi,
İstanbul, 2019.
KÜZECİ, Elif, Kişisel Verilerin Korunması, On İki Levha Yayınları, İstanbul,
2020.
KANGAL, Zeynel T., Kabahatler Hukuku, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2019.
ALTINDAĞ, Halil, Kişisel Verileri Koruma Kurulu Tarafından Verilen İdari
Para Cezaları, Adalet Yayınları, Ankara 2021.
GÜÇLÜ, Yaşar, İdari Para Cezaları ve Diğer İdari Yaptırımlar, Seçkin Yayınları,
Ankara, 2020.
“Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü”, https://gdpr-info.eu/.
“Avrupa Birliği genel Veri Koruma Tüzüğü ‘Yetkiler’başlıklı 58’inci maddesi”,
https://gdpr-info.eu/art-58-gdpr/.
“Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün ‘İdari Para Cezasının Verilmesinin
Genel Şartları’ başlıklı 83’üncü maddesi”, https://gdpr-info.eu/art-83-gdpr/.
Madde 29
Belirlenmesi İlişkin Esaslar’başlıklı 2016/679 WP253 sayılı Kılavuzu” https://
ec.europa.eu/newsroom/article29/items/611237.
“EDPB’nin Para Cezalarının Hesaplanmasına İlişkin Rehberi” https://www.
edpb.europa.eu/our-work-tools/our-documents/guidelines/guidelines-042022-
calculation-administrative-fines-under_en.
DSK Hakkında https://www.datenschutzkonferenz-online.de/media/dsk/
Geschaeftsordnung_DSK_Stand_Februar-2024.pdf.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 213
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
BDSG Hükümleri https://www.gesetze-im-internet.de/bdsg_2018/__42.html.
Almanya Veri Koruma Otoritelerinin Denetim Yetkileri Hakkında, https://www.
datenschutzkonferenz-online.de/media/kp/dsk_kpnr_2.pdf
Bayern Eyalet Veri Koruma Otoritesinin Para Cezası Kriterleri Hakkında
Bilgilendirmesi, https://www.lda.bayern.de/media/baylda_ds-gvo_7_sanctions.pdf
1&1 Telecom GMBH Aleyhine Hükmedilen Para Cezasına İlişkin Haber Linki,
https://www.dsgvo-portal.de/news/lg_bonn_urteil_29_owi_1-20_lg_1und1_
dsgvo_bussgeld.php
Federal Veri Koruma Otoritesinin Para Cezası Uygulamasına İlişkin Kamuoyu
Duyurusu, https://www.bfdi.bund.de/SharedDocs/Pressemitteilungen/DE/2019/30_
BfDIverh%C3%A4ngtGeldbu%C3%9Fe1u1.html
Almanya’nın Para Cezası Uygulama Prosedürü Hakkında Bir Değerlendirme,
https://www.dz-cp.de/medien/pdf/point-of-compliance/2021/poc_1_2021_17_
switalla.pdf
“ICO Yeni Para Cezası Kılavuzunun Yayınlanmasına İlişkin Kamu Duyurusu”,
https://ico.org.uk/about-the-ico/media-centre/news-and-blogs/2024/03/ico-
publishes-new-fining-guidance/.
“ICO Para Cezası Kılavuzu” https://ico.org.uk/about-the-ico/our-information/
policies-and-procedures/data-protection-fining-guidance/.
“İCO’nun İşletmenin Cirosunun Hesaplanmasına Yönelik Tablosu” https://ico.
org.uk/about-the-ico/our-information/policies-and-procedures/data-protection-
fining-guidance/calculation-of-the-appropriate-amount-of-the-fine/step-2-
accounting-for-turnover/.
Çocukların Online Ortamlarda Mahremiyetlerinin Korunması Yasası, https://
www.ecfr.gov/current/title-16/chapter-I/subchapter-C/part-312.
HIPPA Hakkında, https://www.hhs.gov/about/historical-highlights/index.html.
FTC Hakkında, https://www.ftc.gov/about-ftc/history.
Kaliforniya Veri Korumasının Çerçevesi, https://www.dataguidance.com/notes/
california-data-protection-overview
214 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
CPPA Hakkında Sıkça Sorulan Sorular, https://cppa.ca.gov/faq.html.
Kaliforniya Veri Koruma İhlalleri Ceza Hesaplaması, https://www.centrl.ai/
resources/how-to-calculate-your-potential-financial-exposure-for-ccpa-vio/.
CCPA ve CRPA Yasa Metinleri, https://cppa.ca.gov/regulations/pdf/cppa_act.pdf.
CalOPPA Yasa Metni, https://leginfo.legislature.ca.gov/faces/codes_displayText.
xhtml?lawCode=BPC&division=8.&title=&part=&chapter=22.&article=.
CPPA Ajansı ve Kurul Hakkında, https://cppa.ca.gov/about_us/.
Brezilya LGPD’nin Yaptırım Uygulamaları, https://www.mattosfilho.com.
br/wp-content/uploads/2023/03/230320-one-pager-dosimetria-anpd-en.pdf,
https://publicacoes.mattosfilho.com.br/books/tdhq/#p=6
Brezilya’da Veri Koruma İhlallerine Uygulanacak Para Cezasının Kriterlerinin
Belirlenmesine İlişkin Karar Alındığına İlişkin Haber Linki, https://www.
mattosfilho.com.br/en/unico/data-protection-administrative-sanctions-brazil/
Brezilya Veri Koruma Otoritesinin “CD/ANPD Resolution No. 4 Of February
24, 2023” kararının İngilizce metni. https://www.mattosfilho.com.br/wp-content/
uploads/2023/03/anpd-regulation-for-calculating-and-applying-administrative-
sanctions-en.pdf
ANPD tarafından uygulanan yaptırımların etkileri hakkında blogpost, https://www.
conjur.com.br/2023-out-30/opiniao-impactos-dosimetria-sancoes-aplicaveis-anpd/.
Brezilya Veri Koruma Kurumu ANPD’nin, LGPD Kapsamında İdari Yaptırımların
Hesaplanması ve Uygulanmasına İlişkin Kuralları Yayınlamasına İlişkin Haber,
https://lefosse.com/en/noticias/anpd-the-brazilian-data-protection-authority-
publishes-rules-to-calculate-and-enforce-administrative-sanctions-under-lgpd/.
ANPD’nin İdari Yaptırımlar Hakkındaki Genel Çerçevesi, https://securiti.ai/
blog/brazil-anpd-regulation-on-administrative-sanctions/.
ANPD Kurulu’nun 24 Şubat 2023 tarihli ve CD/ANPD No. 4 Kararı, https://www.
gov.br/anpd/pt-br/assuntos/noticias/anpd-publica-regulamento-de-dosimetria/
Resolucaon4CDANPD24.02.2023.pdf/view.
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA VERİ KORUMA OTORİTELERİNİN UYGULADIĞI 215
İDARİ PARA CEZALARI • Hazal Deniz ÖZKAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
LGPD’nin 52’inci ve 53’üncü maddeleri, https://lgpd-brazil.info/chapter_08/
article_52, https://lgpd-brazil.info/chapter_08/article_53.
Çin Veri Koruma Düzenlemeleri Genel Çerçevesi, https://www.
dlapiperdataprotection.com/index.html?t=law&c=CN.
PIPL Hakkında Genel Bilgiler, https://secureprivacy.ai/blog/china-pipl-personal-
information-protection-law.
PIPL Düzenlemesi Özeti, https://www.linklaters.com/insights/data-protected/
data-protected---prc.
PIPL İngilizce Tercüme Metni, https://personalinformationprotectionlaw.com/.
6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu
Madde ve
Verilerin Korunmasına İlişkin Terimler Sözlüğü, https://www.kvkk.gov.tr/
SharedFolderServer/CMSFiles/062384e3-d18c-4c38-b108-3a7a2a28e849.pdf.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
5326 sayılı Kabahatler Kanunu
KVKK Faaliyet Raporları, https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/2094/Faaliyet-Raporu.
Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Teşkilat Yönetmeliği
Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar
Hakkında Tebliğ
Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ
GÜNDAY, Metin, İdare Hukuku, İmaj Yayınevi, Ankara, 2013.
GÖZLER, Kemal, KAPLAN, Gürsel, İdare Hukuku Dersleri, Ekin Yayınları,
Bursa, 2015.
216 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 217
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN
KORUNMASI
Kerim Onur SAVRAN
Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
“Bu çalışma, 09.12.2024 tarihinde kabul edilen “Asya Pasifik Bölgesinde Kişisel
Verilerin Korunması” başlıklı uzmanlık tezinden alınmıştır.”
GİRİŞ
Kişisel verilerin işlenmesi her zaman insan etkileşiminin değişmez bir parçası
olmuştur. Ancak veri işleme; tarihi süreç içerisinde basit bir insan etkileşiminin
ötesine geçerek, modern çağda karşımıza çıkan refah devletinin önemli bir
faaliyeti haline gelmiştir. Vatandaşların en temel kişisel bilgilerinin kaydının
tutulması, sadece genel güvenliğin sağlanması açısından değil, ayrıca vatandaşlara
yönelik sosyal yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi açısından da bir zorunluluk
haline dönüşmüştür.
Ayrıca teknolojideki hızlı ilerleme, insan haklarının evrensel anlamda korunmasının
hızla gelişimi ve küresel ticaretin önlenemez yükselişi gibi hususlar ise özellikle
1960’lı yıllardan itibaren Avrupa kıtasında yer alan ülkeleri, kişisel verilerin
korunması yönünde kendi ulusal düzenlemelerini yapmaya itmiştir. Ancak bu
çalışmalar sadece ulusal düzeyde kalmamış ve ilerleyen yıllarda OECD, Avrupa
Konseyi ve Avrupa Birliği gibi pek çok kuruluş, ülkelere yol gösteren kapsamlı
çalışmalara imza atmıştır.
218 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ancak bu çalışmalar sadece Avrupa’ya özgü bir durum olmayıp, Asya-Pasifik
ülkeleri de verilerin korunması konusunda hem bölgesel hem de ulusal
düzenlemeler yapma yolunu izlemiştir. Asya-Pasifik bölgesinde yer alan pek
çok önemli ülke hem OECD gibi küresel hem de Avrupa Konseyi ve Avrupa
Birliği gibi kıtasal örgütlerin bu konu hakkındaki ileri düzeyde çalışmalarını
birer rehber olarak kabul etmiştir. Ancak bunun yanında ilgili ülkelerin kendi
kültürleri, ticari yaşama bakışları ve tarihlerinde başka Batılı ülkelerden de
etkilenmiş olmaları da Asya-Pasifik ülkelerinin kişisel verilerin korunması
konusuna farklı farklı pencerelerden bakmasına neden olmuştur.
ASYA-PASİFİK BÖLGESİNİN ÖNEMLİ ÜLKELERİNDE KİŞİSEL
VERİLERİN KORUNMASININ GELİŞİMİ
Belirtildiği üzere, Asya-Pasifik ülkeleri; kişisel verilerin korunmasına ilişkin
düzenlemelerinde, OECD, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin çalışmalarını
rehber edinmiştir. Ancak Asya-Pasifik bölgesinde Batı temelli hukuk sisteminin
izleri çok daha eski dönemlere dayanmaktadır.
Tarihin çok eski dönemlerinden itibaren pek çok önemli ulusa ve hükümdarlığa
ev sahipliği yapmış olan Asya kıtası, özellikle 17. yüzyıldan itibaren Avrupa
kaynaklı sömürge faaliyetlerinin geniş çapta hedefi olmuştur. Söz konusu
süreçte Avrupalı ülkeler, sömürge faaliyetlerini yürüttükleri kendi egemenlik
alanındaki bölgelerde çeşitli yönetim birimleri kurmuş olup doğal olarak bu
yönetim birimlerinin idaresini, kendi ülkelerinde mevcut olan Avrupa hukuku
kurallarına göre gerçekleştirmiştir.
2. Dünya Savaşı’nın ardından Japon işgalinden kurtulmuş olan Kore Yarımadası’nın
Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmesinin ardından Güney Kore’nin 1948
tarihli Anayasası’nın hem Amerikan hem de Avrupa hukukunun etkisi altında
yazılması1, uzun süre Alman ve Fransız etkisinde olan Japon hukuk sisteminin
2. Dünya Savaşı’nın ardından bu sefer Amerikan etkisine girmesi2 ve bölgede
1 Youngjoon Kwon, “Korea: Bridging the Gap between Korean Substance and Western Form”, Law and
Legal Institutions of Asia: Traditions, Adaptations and Innovations, Derleyen: E. Ann Black ve Gary F.
Bell, Cambridge University Press, 2011.
2 Kent Anderson ve Trevor Ryan, “Japan: The Importance and Evolution of Legal Institutions at the Turn
of the Century”, Law and Legal Institutions of Asia: Traditions, Adaptations and Innovations, Derleyen:
E. Ann Black ve Gary F. Bell, Cambridge University Press, 2011.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 219
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
kapsamlı şekilde sömürgecilik faaliyeti yürüten İngilizlerin bölge ülkelerinde
“Westminster tarzı” bir yasama faaliyetini yürütmüş olmaları3, bölge ülkelerinin
hukuk sistemlerinde yer alan Batı etkisinin kökenleri açısından önem arz
etmektedir.
20. Yüzyıl’da bağımsızlığını kazanan pek çok Asya-Pasifik ülkesinin hukuk
sisteminde kendini göstermeye devam eden bu durum, kişisel verilerin korunması
konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Özellikle OECD’nin veri güvenliği
konusunda yapmış olduğu pek çok çalışmanın, bölge ülkelerinin düzenlemelerine
rehberlik ettiği ancak aynı zamanda başta Avrupa Birliği olmak üzere Avrupa
kıtası kaynaklı mevzuatın da ilgili ülkelerce dikkate alındığı dikkatlerden
kaçmamaktadır.
Bu kapsamda hem 1901 yılından beri istikrarlı bir demokratik sistemi bulanan
hem de OECD gibi veri koruma konusunda önemli çalışmaları olan bir uluslararası
kuruluşun üyesi olan Avustralya, federal düzeyde geçerli olan Mahremiyet
Yasası’nı (The Privacy Act 1988) 1988 yılında yürürlüğe koymuştur4. Avustralya
Anayasası’nda kişisel verilerin korunmasına ilişkin herhangi bir düzenlemenin
yer almadığı göz önünde bulundurulduğunda, Mahremiyet Yasası’nın konu
açısından önemi daha net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Avustralya açısından
özellikle belirtilmesi gereken bir husus, veri koruma açısından “özel sektör-ticari
işletme” dostu bir yaklaşıma sahip olunduğudur. Bu durum kendisini doğrudan
Mahremiyet Yasası’nda göstermiş olup ilgili yasanın 2. maddesinin (a) fıkrasında,
“bireylerin mahremiyetlerinin korunması ile işletmelerin menfaatleri arasında bir
denge kurulması gerektiği” özellikle belirtilmiştir5. Avustralya’da federal düzeyde
veri koruma konusunda yetkili olan kuruluş ise Avustralya Bilgi Komisyonerliği
Ofisi (The Office of the Australian Information Commissioner) olup ilgili ofis
Avusturya Adalet Bakanlığı’yla ilişkili ve aynı zamanda bağımsız bir kuruluştur.
Uygulamada Komisyonerlik Ofisi’nin öncelikle şikayetçi ile şikâyet edilen veri
sorumlusu arasında bir uzlaşmaya varılmasını sağlamaya çalıştığı görülmektedir.
3 Graham Greenleaf, Asian Data Privacy Laws: Trade & Human Rights Perspectives, Oxford Yayıncılık,
New York, 2014, s.377.
4 “1988 tarihli Avustralya Mahremiyet Yasası”, https://www.legislation.gov.au/C2004A03712/latest/text,
26.02.2024.
5 1988 tarihli Mahremiyet Yasası’nın 2. maddesinin (a) fıkrası.
220 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ancak uzlaşmanın sağlanamadığı ve yapılan inceleme sonucunda şikayetçinin
haklı çıktığı durumlarda, Komisyonerlik Ofisi doğrudan şikayetçinin uğradığı
zararın giderilmesi yönünde karar verememektedir. Komisyonerlik Ofisi ancak
mahkemelerden veri sorumlularına yönelik para cezası uygulanabilmesini talep
edebilmektedir6.
Özellikle 1979 yılından itibaren aşamalı olarak pazar ekonomisine kapılarını
açan Çin Halk Cumhuriyeti, bu süreç içerisinde küresel sistem ile daha entegre
bir yapıya bürünmüş ve bu sürecin önemli sonuçlarından bir tanesi ise internete
erişim olmuştur. Bu gelişmeler, verilerin korunması hususunu Çin açısından
önemli bir konu haline getirmiş olup bu konuda Çin’de öncelikle sektör bazlı
düzenlemelerin hazırlandığı görülmüştür7. Ancak 2006 yılında tüm ülke kapsamında
geçerli olacak veri koruma kanunlarının taslak çalışmaları başlamış ve söz konusu
çalışmaların neticesinde ulusal çapta geçerli üç önemli yasa ortaya çıkmıştır:
2017 tarihli Siber Güvenlik Kanunu (the Cybersecurity Law) ulusal ölçekte
hem siber güvenliğe hem de kişisel verilerin korunmasına yönelik Çin’deki ilk
yasayı oluşturmaktadır. 2021 tarihli Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (the
Personal Information Protection Law) verilerin korunması konusunda ulusal
çapta Çin’deki en kapsamlı düzenlemedir ve konu hakkındaki daha önceki
düzenlemeleri kaldırmak yerine bunları güçlendiren bir yapıya sahiptir. 2021
tarihli Veri Güvenliği Kanunu (the Data Security Law) ise özellikle verilerin
güvenliği konusuna daha teknik bir yönden yaklaşmaktadır8. Bu konudaki
denetleyici kuruluşla ilgili olarak, ülkede uzun süre internet alanında denetleyici
bir kuruluş olarak kurulan Devlet İnternet Bilgi Ofisi’nin adı 2014 yılında Çin
Siber Uzay İdaresi olarak değiştirilmiş, daha sonra ise 2021 tarihli Kişisel
Verilerin Korunması Kanunu ile kişisel verilerin korunması konusundaki yegâne
sorumlu devlet kurumu haline gelmiştir9. Çin’de uygulanan idari para cezaları
açısından en göze çarpan farklılık ise özellikle veri sorumlusunun tüzel kişilik
olması halinde karşımıza çıkmaktadır. Düzeltme ya da durdurma yönündeki
6 “Avustralya Bilgi Komisyonerliği Ofisi Görev ve Yetkileri”, https://www.oaic.gov.au/about-the-OAIC/
what-we-do, 01.03.2024.
7 Greenleaf, “Asian Data Privacy Laws: Trade & Human Rights Perspectives”, s. 269.
8 Jiangyu Wang, “China: Legal reform in an emerging socialist market economy”, Law and Legal Institutions
of Asia: Traditions, Adaptations and Innovations, Derleyen: E. Ann Black ve Gary F. Bell, Cambridge
University Press, 2011, s. 21.
9 Jamie P. Horsley, “Behind the Facade of China’s Cyber Super-Regulator”, https://digichina.stanford.edu/
work/behind-the-facade-of-chinas-cyber-super-regulator/, 11.03.2024.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 221
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
talimatın; tüzel kişi bir veri sorumlusu tarafından yerine getirilmemesi halinde
hem tüzel kişiliğe hem de tüzel kişilik bünyesindeki yetkili gerçek kişiye ayrı
ayrı para cezası uygulanabilmektedir10.
Her ne kadar bağımsızlığının ardından hazırlanmış olan 1945 Anayasası’nın
28. maddesinin 1. fıkrasıyla, “vatandaşların itibarının korunması” bir anayasal
hak olarak düzenlenmiş olsa da Endonezya’da insan haklarının ve dolayısıyla
verilerin korunması konusunun gelişimi ancak 1990’lı yıllardan itibaren gelişme
göstermiştir. Endonezya, 2022 tarihli ve kapsayıcı nitelikteki Kişisel Verilerin
Korunması Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce de mahremiyete ilişkin
çeşitli yasal düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Örneğin 2010 yılında yürürlüğe
girmiş olan Kamuoyu Bilgilendirme Kanunu, Endonezya vatandaşlarına kamu
kurumları tarafından tutulmakta olan bilgilere, çeşitli şartlar dahilinde, ulaşma
hakkı tanımıştır11. 2016 yılında yürürlüğe giren Elektronik Sistemler Alanında
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ise Endonezya’nın verilerin korunması ve
mahremiyet konularını düzenleyen ilk yasası olarak kabul edilebilir ancak adından
da anlaşılacağı üzere sadece elektronik alana ait hükümleri içermektedir12. 2022
yılında yürürlüğe giren Endonezya Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel
verilerin korunması konusunda düzenleyici ve denetleyici otorite olarak bir üst
kuruluş tahsis etmiş ancak hem Kanun’un tam olarak uygulanması hem de söz
konusu kuruluşun oluşturulması açısından iki yıllık bir geçiş süreci öngörmüştür.
Bu geçiş süreci boyunca verilerin korunması konusu açısından yetkili kuruluş
ise Endonezya Haberleşme ve Bilişim Bakanlığı olarak belirlenmiştir13.
ASEAN üyesi ülkeler arasında, kişisel verilerin korunması konusundaki
en kapsamlı kanunu 2012 yılında yürürlüğe koyan Filipinler, söz konusu
Kanun’dan önce de veri mahremiyetine ilişkin bazı düzenlemelere sahip
olup örneğin 1987 tarihli Filipinler Anayasası’nda, “iletişim ve yazışma
gizliliği ihlallerine” karşı korumayı içeren maddeler yer almaktadır14.
10 “2021 tarihli Çin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 66. maddesi”, https://
personalinformationprotectionlaw.com/PIPL/article-66/, 11.03.2024
11 “Endonezya Kamuoyu Bilgilendirme Kanunu”, https://www.peraturan.go.id/files2/uu-no-14-tahun-2008_
terjemah.pdf, 21.03.2024
12 Robert Walters-Leon Trakman-Bruno Zeller, Data Protection Law: A Comparative Analysis Of Asia-
Pacific And European Approaches, Springer, Singapur, 2019, s. 196.
13 “Endonezya Veri Koruma Otoritesi”, https://www.dlapiperdataprotection.com/index.html?t=authority&c=ID,
21.03.2024
14 “1987 tarihli Filipinler Anayasası”, https://www.officialgazette.gov.ph/constitutions/1987-constitution/,
25.03.2024
222 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ayrıca özellikle Latin Amerika ülkelerinin anayasalarında kendisine yer bulan
“habeas data” hakkı, Filipinler Anayasa Mahkemesi tarafından 2008 yılında bir
anayasal hak olarak kabul edilmiştir15. Yukarıda bahsi geçtiği üzere 2012 yılında
yürürlüğe giren ve tam adı Veri Mahremiyeti Kanunu (The Data Privacy Act)
olan Filipinler’in ilk veri koruma kanunu, hem kamu alanında hem de özel
sektörde işlenen kişisel verilere ilişkin geniş bir kurallar bütününü içermektedir.
Veri Mahremiyeti Kanunu’nda, özellikle Filipinler için büyük bir önem arz eden
ticari dış kaynak kullanımına (business process outsourcing) ilişkin önemli
bir istisna getirildiği görülmektedir. Ticari dış kaynak kullanımı; işletmelerin
bir görevi yürütmek için başka bir işletmeyi kiralamasına verilen isim olup
özellikle üretim endüstrisinde ticari dış kaynak kullanımı öne çıkmaktadır. Yoğun
ticari dış kaynak kullanımı beraberinde bu alanda kapsamlı bir veri akışına da
neden olmaktadır. Söz konusu veri akışının sekteye uğramasının, dış kaynak
kullanımına da zarar vereceğini öngören Filipin yasama organı, Kanun’un 4.
maddesinde bu hususa ilişkin bir istisna düzenlemiştir. İlgili madde uyarınca,
“Filipinler’de işlenmeye devam edilen ancak ilk olarak yabancı hukuka tabi
olan kişilerden toplanmış olan kişisel veriler” Kanun hükümlerinden istisna
tutulmuştur16. Söz konusu istisnayla birlikte Filipinli şirketlerin, başta ABD
firmaları olmak üzere diğer ülke firmaları ile dış kaynak kullanımı konusunda
sözleşme yapması kolaylaşmaktadır. Ancak uygulamada oldukça geniş bir
şekilde kullanılabilecek bu istisna, Filipinler’de yeterli veri koruma seviyesinin
sağlanmasında sorun yaratabilecek bir potansiyele sahiptir. 2016 yılında kurulan
ve dünyadaki muadilleriyle benzer yetkilere sahip olan Ulusal Mahremiyet
Komisyonu (The National Privacy Commission), Asya-Pasifik bölgesindeki
pek çok otoritenin başvurabildiği “ihtilafların alternatif çözüm yollarıyla
sonlandırılması” yetkisini de üstlenmiştir17.
Siyasi tarihinde 20 yıllık bir diktatörlük geçmişi olan ancak otoriter yönetimin
1987 yılında kesin olarak sona ermesiyle hızlı bir şekilde demokrasiye geçen
ve ardından Doğu Asya’nın en gelişmiş demokrasilerinden biri olarak kabul
edilen Güney Kore’de kişisel verilerin korunması hususunun da önemli bir
geçmişi bulunmaktadır. Kişisel verilerin yoğun bir şekilde işlendiği internetin
15 “Filipinler Anayasa Mahkemesi’nin 22 Ocak 2008 tarihli kararı”, https://chanrobles.com/writofhabeasdata.
html#google_vignette, 25.03.2024
16 “Filipinler Veri Mahremiyeti Kanunu 4. Maddesi”, https://privacy.gov.ph/data-privacy-act/#w3, 25.03.2024.
17 “Filipinler Veri Mahremiyeti Kanunu 7. Maddesi”, https://privacy.gov.ph/data-privacy-act/#w3, 25.03.2024.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 223
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Güney Kore’de yoğun kullanımının, bu ülkede kişisel verilerin korunmasının
gelişiminde ciddi bir etkisi olduğu açıktır. O kadar ki Çin ve Japonya gibi diğer
bazı Asya ülkeleriyle beraber Güney Kore, dünyada en çok internet kullanan ilk
20 ülke arasında yer almaktadır18. Bu gerçek kapsamında hem kamu hem de özel
sektör olmak üzere kişisel verilerin korunmasını bütünüyle düzenleyen Güney
Kore Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Personal Information Protection
Act) 29 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bazı akademisyenler tarafından
kişisel verilerin korunması alanında “dünyadaki en katı” kanunlardan biri olarak
kabul edilse de19 2011 tarihli Kanun, örneğin dini organizasyonların faaliyetleri
ile siyasi partilerin seçimlerdeki aday faaliyetlerini, Kanun hükümlerinden
istisna tutmuştur.20 Her ne kadar katı kanun hükümlerinden ve uygulamalardan
bahsedilse de Güney Kore, ABD ile 2011 tarihinde imzaladığı serbest ticaret
anlaşması ile sınır ötesi veri aktarımının önünü açmıştır. Veri aktarımına kolaylık
sağlanmasının temel dayanağını ticari faaliyetlerin sürekliliği oluşturmaktadır. Her
ne kadar ilgili anlaşmada öncelikle “kişisel bilgilerin korunmasının öneminden”
bahsedilse de ardından “tarafların, sınır ötesi elektronik bilgi akışını engelleyecek
uygulamalardan kaçınacağı” ifade edilmektedir21.
Günümüzde küresel sistemin önemli bir aktörü olma ve Batı hukuk normlarıyla
entegrasyon konusunda uzun bir geçmişe sahip olma özellikleri, Japonya’nın
mahremiyet ve kişisel verilerin korunması alanındaki konumunu da önemli ölçüde
etkilemiştir. Asya-Pasifik bölgesindeki pek çok ülke gibi Japonya’daki kişisel
verilerin korunması hakkındaki mevzuatın hazırlanmasında da OECD Rehber
İlkeleri önemli bir role sahip olmuştur. Bu kapsamda OECD Rehber İlkeleri ve
AB’nin ilgili mevzuatı temel alınarak hazırlanan ve bir bütün olarak kişisel verilerin
korunmasını düzenleyen Japonya Kişisel Bilginin Korunması Kanunu (Kanun),
ilk olarak 2003 yılında yasalaşmıştır. Ancak öncelikle 2017 yılında, sonrasında
ise 2020 yılında Kanun’da pek çok önemli değişiklik yapılmıştır.22 Kanun’daki
pek çok düzenleme, içerdiği bazı farklılıklar nedeniyle dikkat çekmektedir.
18 “Internet World Stats, Usage and Population Statistics”, www.internetworldstats.com, 26.03.2024
19 Graham Greenleaf, “Korea’s New Act: Asia’s Toughest Data Privacy Law”, Privacy Laws & Business
International Report, Yıl 2012, Sayı 117, ss. 1–6.
20 “2011 tarihli Güney Kore Kişisel Verilerin Korunması Kanunu”, https://www.pipc.go.kr/eng/user/lgp/
law/lawDetail.do, 10.04.2024.
21 Walter-Trakman-Zeller, “Data Protection Law: A Comparative Analysis of Asia-Pacific and European
Approaches”, s. 419.
22 “Japonya Kişisel Bilginin Korunması Kanunu”, https://www.ppc.go.jp/files/pdf/Act_on_the_Protection_
of_Personal_Information.pdf, 12.04.2024.
224 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Örneğin İngilizce olarak yazılmış pek çok kanunda “data controller” olarak
geçen “veri sorumlusu” sıfatı, Japonya Kişisel Bilginin Korunması Kanunu’nda
“business operator” olarak adlandırılmış, “ses tellerinin titreşimi”, “bedensel
duruş ve her iki kolun hareketleri” ve “yürürken oluşan fiziksel görünüm”
gibi pek çok öğe bireyleri tanımlanabilir hale getiren kişisel veri olarak kabul
edilmiş ve ayrıca bölgedeki pek çok ülkede olduğu gibi bazı dini grupların
ve siyasi partilerin faaliyetleri Kanun’dan istisna tutulmuştur23. Japonya’da
kişisel verilerin korunması alanındaki denetleyici kuruluş olan Kişisel Bilgi
Koruma Komisyonu; bir veri ihlali halinde veri sorumlularından bilgi talep
edebilmekte, yerinde inceleme yapabilmekte ve veri sorumlularına çeşitli
talimatlar verebilmektedir ancak Komisyon’un ne idari ne de cezai müeyyide
uygulama yetkisi bulunmaktadır24.
Çok kültürlü bir yapıya sahip olan Malezya, hem genel olarak Asya hem Orta
Asya hem de bir ölçüde Batı’nın kültüründen, değerlerinden ve uygulamalarından
tarihi süreç içerisinde etkilenmiş olup bu minvalde Malezya’nın hukuk sistemi
de hem Birleşik Krallık hukuk sisteminden hem de aynı anda İslam hukukundan
da güçlü bir şekilde etkilenmiştir25. Birleşik Krallık’ın içtihat hukukundan
önemli ölçüde etkilenmiş olan Malezya’da kişisel verilerin korunması süreci,
Avustralya ve Singapur gibi diğer Anglo-Sakson etkisi altındaki ülkelerdeki
sürece oldukça benzemektedir. Bu çerçevede 2010 yılında hazırlanan Malezya
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu; 15 Kasım 2013 tarihinde yürürlüğe
girmiş ve bu gelişmeyle birlikte Malezya, mahremiyet konusunda ilk kapsamlı
düzenlemeyi yapan ASEAN üyesi ülke olmuştur26. Malezya’da kişisel verilerin
korunması hususunda iki temel otorite karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki
Kişisel Veri Koruma Komisyonerliği (Komisyonerlik), diğeri ise Kişisel Veri
Koruma Departmanı’dır (Departman). Komisyonerlik genel olarak kişisel veri
koruma yasalarını uygulama ve veri sorumlularının bu konudaki faaliyetlerini
izleme ve denetleme yetkisine sahiptir. Ancak kuruluşun başında yer alan
komisyonerin doğrudan ilgili bakana karşı sorumlu olması, ilgili bakanın
23 “Japonya Kişisel Bilginin Korunması Kanunu’nun Güçlendirilmesine Yönelik Kabine Kararı”, https://www.
ppc.go.jp/files/pdf/Cabinet_Order.pdf, 12.04.2024
24 “Japonya Kişisel Bilgi Koruma Komisyonu”, https://www.ppc.go.jp/en/index.html, 12.04.2024
25 Walter-Trakman-Zeller, “Data Protection Law: A Comparative Analysis of Asia-Pacific and European
Approaches”, s. 396.
26 Greenleaf, “Asian Data Privacy Laws: Trade & Human Rights Perspectives”, s. 395.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 225
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
komisyonere talimat verebiliyor olması ve komisyonerin ilgili bakanlığın
bünyesinde yer alıyor olması, Komisyonerlik’in bağımsız bir yapıya sahip
olmadığının açık kanıtlarını oluşturmaktadır27.
Son 50 yıl içerisinde ticaret, yatırım ve finans faaliyetlerinde dünya çapında
güvenilir bir ülke standardına yükselen Singapur’un bu özelliği, ülkenin kişisel
verilerin korunması ve mahremiyet konularına bakışını da ciddi şekilde etkilemiştir.
Singapur mahremiyet konusunu “ticaret dostu” bir açıdan ele almayı tercih
etmiştir ve bu bakımdan özellikle AB bakış açısı ile Singapur’un tercihi iki ayrı
ucu temsil etmektedir. AB her zaman kişilerin mahremiyetlerinin korunmasını
esas alırken, Singapur üretici (veri sorumlusu) ve tüketici (ilgili kişi) arasında
bir denge kurulmasına odaklanmıştır. Bu bakış açısıyla hazırlanan Singapur
Kişisel Veri Koruma Kanunu ise 15 Ekim 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve
en son 2020 yılında bazı değişikliklere konu olmuştur. İlgili Kanun’da yer alan
bir düzenleme her ne kadar ilgili kişilere kişisel verilerine erişme hakkı tanıyor
gibi görünse de aslında erişim hakkı büyük ölçüde veri sorumlusu özel sektör
kuruluşlarının insafına bırakılmaktadır. Bu çerçevede Kanun’un 21. maddesi
uyarınca ilgili kişiler, kişisel verilerine erişebilme konusunda veri sorumlusuna
başvurabilme hakkına sahiptirler. Ancak yine aynı madde uyarınca veri sorumlusu
bu talebi ancak “uygulanabilir” (feasible) olması halinde dikkate almaktadır28.
İlgili düzenleme; Singapur’un, veri sorumlusu özel sektör aktörlerine yönelik
anlayışlı tavrının çok açık bir göstergesini teşkil etmektedir. İlgili Kanun’un
5. maddesinin 2. fıkrası29 uyarınca Kanun’un uygulanması konusunda temel
yetkili organ Kişisel Veri Koruma Komisyonu’dur30. Asya-Pasifik bölgesindeki
pek çok ülkede karşımıza çıkan “arabuluculuk müessesine başvuru” durumu
Singapur’da da ilgili Komisyon’un yetkileri arasında yer almaktadır. İlgili
Kanun’un 48-G maddesi uyarınca, ilgili Komisyon; bir şikâyetin arabuluculuk
yoluyla daha uygun bir şekilde çözülebileceğini düşünmesi halinde, ilgili kişinin
ya da veri sorumlusunun rızalarını aramaksızın, şikâyeti arabuluculuk sürecine
yönlendirebilmektedir31.
27 “Malezya Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 59. Maddesi”, https://www.pdp.gov.my/jpdpv2/
assets/2019/09/Personal-Data-Protection-Act-2010.pdf, 19.04.2024.
28 “Singapur Kişisel Veri Koruma Kanunu 21. Maddesi”, https://sso.agc.gov.sg/Act/PDPA2012, 25.04.2024.
29 “Singapur Kişisel Veri Koruma Kanunu 5. Maddesi”, https://sso.agc.gov.sg/Act/PDPA2012, 25.04.2024.
30 “Kişisel Veri Koruma Komisyonu”, https://www.pdpc.gov.sg/, 25.04.2024.
31 “Singapur Kişisel Veri Koruma Kanunu 48-G maddesi”, https://sso.agc.gov.sg/Act/PDPA2012, 25.04.2024.
226 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Eski bir İngiliz kolonisi olmanın sonucu olarak Anglosakson içtihat hukukunun
etkisi altında olan Yeni Zelanda’da ise kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilk yasal
düzenlemeyi, 1993 tarihli Mahremiyet Yasası oluşturmaktadır. Ancak bu tarihten
itibaren ortaya çıkan gelişmeler de göz önünde bulundurularak Yeni Zelanda 2020
tarihli yeni bir Mahremiyet Yasası’nı yürürlüğe koymuş ve yasayla; uygulanan
ceza miktarlarını arttırmış, veri koruma otoritesinin yetkilerini genişletmiş ve veri
ihlal bildirimini zorunlu hale getirmiştir32. Bahse konu Kanun’a ilişkin önemli
hususlardan bir tanesi Yasa’da yer alan istisnalara ilişkindir. Bu çerçevede veri
sorumlusunun tanımının yapıldığı 8. madde uyarınca; parlamento üyelerine,
mahkeme üyelerine ve basın-yayın organlarına, faaliyet alanlarındaki çalışmalarıyla
alakalı olması kaydıyla, ilgili Yasa hükümleri uygulanmayacaktır33. Kanun’un
13. Maddesiyle Yeni Zelanda’nın kişisel verilerin korunması konusundaki genel
kurumu Mahremiyet Komisyoneri Ofisi kurulmuş34 olup ilgili Komisyoner yine
diğer bölge otoriteleri gibi söz konusu ihtilafı öncelikle arabuluculuk yoluyla
çözmeye çalışmaktadır. Ancak bu yolun bir sonuca ulaşmaması durumunda
Komisyoner bizzat incelemeye devam etmektedir. Tam bu aşamada belirtmek
gerekir ki Yeni Zelanda Mahremiyet Komisyoneri’nin, diğer pek çok ülkenin
otoritesinden bazı ciddi farkları ortaya çıkmaktadır. İlk olarak Komisyoner’in
inceleme sonucunda verdiği karar her ne kadar ciddi bir etkiye sahip olsa da
kararın resmi olarak herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. İkinci olarak
ise Kanun tarafından Komisyoner’e herhangi bir para cezası uygulama yetkisi
tanınmamıştır. Mahremiyet ihlali hakkında para cezası uygulanması konusunda,
1977 yılında kurulan İnsan Hakları İnceleme Mahkemesi ve 1993 tarihli İnsan
Hakları Kanunu uyarınca görevlendirilen İnsan Hakları Direktörü önemli rol
oynamaktadır. Eğer Komisyoner incelediği konuda bir mahremiyet ihlali olduğu
fikrindeyse bu konuyu İnsan Hakları Direktörü’ne, İnsan Hakları Direktörü de
gerekli görmesi halinde İnsan Hakları İnceleme Mahkemesi’ne götürmektedir.
Bu çerçevede mahremiyet ihlali konusunda para cezası ancak İnsan Hakları
İnceleme Mahkemesi tarafından verilebilmektedir35.
32 “2020 tarihli Yeni Zelanda Mahremiyet Yasası”, https://www.legislation.govt.nz/act/public/2020/0031/
latest/LMS23223.html, 29.04.2024.
33 “2020 tarihli Yeni Zelanda Mahremiyet Yasası’nın 8. maddesi”, https://www.legislation.govt.nz/act/
public/2020/0031/latest/LMS23223.html, 29.04.2024.
34 “Yeni Zelanda Mahremiyet Komisyoneri Ofisi”, www.privacy.org.nz, 29.04.2024.
35 “2020 tarihli Yeni Zelanda Mahremiyet Yasası’nın 97. maddesi”, https://www.legislation.govt.nz/act/
public/2020/0031/latest/LMS23223.html, 29.04.2024.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 227
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
BÖLGE ÜLKELERİNİN KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI
KONUSUNDAKİ ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ
Asya-Pasifik coğrafyasında yer alan ülkeler, kişisel verilerin korunması konusunda
ulusal ölçekte düzenlemeler yapmakla yetinmemiş olup aynı zamanda Asya-
Pasifik bölgesinde kurulmuş olan uluslararası kuruluşlar bünyesinde de bu
konuda çeşitli çalışmalar yürütmüştür.
ASEAN Bünyesinde Gerçekleştirilen Faaliyetler
Bu çalışmaların ilk örneği bölgenin önemli uluslararası örgütlerden biri olan
Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nde (The Association of Southeast Asian
Nations-ASEAN) karşımıza çıkmaktadır. 8 Ağustos 1967 tarihinde Bangkok
Deklarasyonu ile kurulan ASEAN’ın amaçları; Güneydoğu Asya bölgesinde
“ekonomik, sosyal, kültürel ve teknik başta olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliğini
desteklemek” ile “hukukun üstünlüğünün sağlanması yoluyla bölgesel barış
ve istikrarın sağlanması” olarak belirlenmiştir36. Her ne kadar kuruluşundan
itibaren hukuki, sosyal ve kültürel alanları kendi faaliyet konularından saysa da
şu hususu açıkça kabul etmek gerekir ki; ASEAN en başından itibaren çoğunlukla
ticaret odaklı bir kuruluş olagelmiştir. ASEAN bünyesinde kişisel veriler ve
mahremiyetin korunması konularında çalışmalara başlanması ise temel insan
haklarının korunması konusunun, 1990’lı yılların başından itibaren ASEAN’ın
gündemine girmesi ile söz konusu olmuştur. Ancak insan haklarının yanında;
ticari faaliyetlerin geri dönülmez biçimde dijitalleşmesi, özellikle Güneydoğu
Asya bölgesindeki dijital ticaret hacminin 100 milyar doları aşması, tüketicilerin
e-ticarete daha fazla yönelmesi ve nihayetinde bu durumun doğal bir sonucu
olarak yoğun bir veri akışının ortaya çıkması gibi hususlar da ASEAN’ın kişisel
verilerin korunması konusuna yönelmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
Bu açıdan en önemli adım olarak karşımıza 2012 tarihli ASEAN İnsan Hakları
Beyannamesi çıkmakta olup söz konusu beyannamenin 21. Maddesinde “Her
birey; özel hayatına, ailesine, evine veya kişisel verileri de dahil olmak üzere
yazışmalarına keyfi müdahaleye veya onur ve itibarına yönelik saldırılara maruz
kalmama hakkına sahiptir. Her bireyin bu tür müdahale veya saldırılara karşı hukuk
tarafından korunma hakkı vardır.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir37.
36 “Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği-ASEAN resmi internet sitesi”, https://asean.org/the-founding-of-
asean/, 05.06.2024
37 “2012 tarihli ASEAN İnsan Hakları Beyannamesi, 21. Madde”, https://asean.org/asean-human-rights-
declaration/, 07.06.2024
228 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Söz konusu beyanname, hem kişisel veriler olgusunu Güneydoğu Asya ülkelerinin
gündemine getirmesi hem de ilgili ülkelerin kendi iç hukuk sistemlerinde AB
mevzuatı benzeri yasaları çıkarmasını teşvik etmesi açısından ciddi bir role
sahiptir.
Doğrudan veri mahremiyeti ile ilgili olarak ASEAN tarafından hazırlanan ilk
düzenleme ise 2016 yılında kabul edilmiş olan “Kişisel Verilerin Korunması
Hakkında Genel Çerçeve” (the Framework on Personal Data Protection) adlı
çalışmadır. 2016 yılında düzenlenen ASEAN Telekomünikasyon ve Enformasyon
Teknolojisi Bakanlar Toplantısı’nda üye ülkelere sunulmuş olan ilgili çerçevenin
temel amacı; konuya ilişkin olarak bir dizi ilkenin sunulması ve bu yolla bölge
ülkelerinin kişisel verilerin korunması hususunda çeşitli tedbirler almasının
teşvik edilmesi olmuştur38. Her ne kadar çerçevenin bazı eksiklikleri bulunsa
da hem bölge ülkelerinin gerçekleştirdiği ulusal ve bölgesel çalışmalar hem de
ASEAN’ın daha sonraki faaliyetleri açısından bir mihenk taşı görevini yerine
getirmiştir. Söz konusu genel çerçevenin ışığında ASEAN’ın hazırladığı ilk
çalışma 2018 tarihli “Dijital Veri Yönetimi” (the Framework on Digital Data
Governance) adlı belge olmuştur. Söz konusu belge aracılığıyla ASEAN, özellikle
özel işletmelerin dijital veri toplama ve yönetim yeteneklerini güçlendirmeyi
hedeflemiştir. ASEAN bu tarz bir rehberliğin; bölge ülkeleri arasında veri güvenliği
ortamının kuvvetlendirilmesine katkı sağlayacağını düşünmüştür39. ASEAN,
bu konudaki çalışmalarına devam etmiş ve 2019 yılında “Dijital Uyum Eylem
Planı”nı, 2021 yılında ise “Veri Yönetimi Çerçevesi”ni üyelerine sunmuştur.
2019 tarihli “Dijital Uyum Eylem Planı”, 2025 yılına kadar, daha önce yapılan
tüm çalışmaları tek çatı altında entegre etmeyi hedeflerken40; 2021 tarihli “Veri
Yönetimi Çerçevesi” ise özellikle ASEAN üye ülke şirketlerinin sınır ötesi veri
akışı faaliyetlerinin hem etkili hem de güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine
odaklanmıştır41.
38 “2016 tarihli ASEAN Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Genel Çerçeve”, https://asean.org/wp-content/
uploads/2012/05/10-ASEAN-Framework-on-PDP.pdf, 12.06.2024.
39 “2018 tarihli ASEAN Dijital Veri Yönetimi Belgesi”, https://asean.org/wp-content/uploads/2012/05/6B-
ASEAN-Framework-on-Digital-Data-Governance_Endorsedv1.pdf, 13.06.2024.
40 “2019 tarihli ASEAN Dijital Uyum Eylem Planı”, https://asean.org/wp-content/uploads/2020/12/
Adopted-ASEAN-Digital-Integration-Framework.pdf, 14.06.2024.
41 Tann Asia, “Data Management for Businesses: Launch of ASEAN Data Management Framework and
Model Clauses on Data Transfer”, https://www.lexology.com/library/detail.aspx?g=8d070e4b-5817-
42de-bd54-c17159af8571, 14.06.2024.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 229
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Fakat ASEAN’ın belki de doğrudan uygulamaya yönelik ve pratik açıdan en yararlı
düzenlemeleri 2021 yılından itibaren hazırlanmıştır. Söz konusu düzenlemeler
doğrudan sınır ötesi veri aktarım faaliyetleri için standart sözleşme kuralları
belirlenmesine yöneliktir. Bunlardan ilkini sadece ASEAN tarafından hazırlanmış
2021 tarihli “Yurtdışı Veri Aktarımına İlişkin Standart Sözleşme Hükümleri”42,
diğerini ise ASEAN ve AB Komisyonu tarafından ortak bir şekilde hazırlanan 2023
tarihli “Veri Aktarımı için Standart Hükümlerin Kullanımına İlişkin Ortak Kılavuz”43
oluşturmuştur. Söz konusu çalışmaların amaçlarının; bir yandan sınır ötesi veri
aktarımının ilgili ASEAN rehberlerine uygun bir biçimde gerçekleştirilmesini
sağlamak, bir yandan ise AB ve ASEAN bölgeleri arasında veri aktarımı yapacak
şirketlerin bu faaliyetlerini kolaylaştırmak olduğu görülmektedir.
APEC Bünyesinde Gerçekleştirilen Faaliyetler
Bölge ülkelerinin, verilerin korunması alanında çeşitli girişimlerde bulunduğu bir
diğer platform ise Asya Pasifik Ekonomik İş birliği (Asia-Pacific Economic
Cooperation-APEC) olarak karşımıza çıkmaktadır. APEC, Asya-Pasifik
bölgesindeki ekonomik gelişmeyi ve refah düzeyini daha ileriye taşımak ve
Asya-Pasifik Topluluğu arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla 1989 yılında
kurulmuş44 olup günümüz itibariyle 21 üye ülkeden meydana gelmektedir.
Temel olarak kapsamlı bir ekonomik entegrasyonun hedeflenmesi, üye ülkeler
arasındaki ticari faaliyetlerin yoğunlaşmasına, bu durum da doğal olarak APEC
üye ülkeleri arasında daha yoğun bir veri akışının ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Bundan ötürü APEC, verilerin işlenmesi konusunun düzenlenmesine
önem atfetmiş ve bu konuda çok çeşitli çalışmalara imza atmıştır.
Bu minvalde 2004 yılında hazırlanan APEC Mahremiyet Çerçevesi (the APEC
Privacy Framework) adlı çalışma, APEC bünyesindeki veri koruma faaliyetlerinin
temel yapıtaşını oluşturmaktadır. En son 2015 yılında güncellenmiş olan çerçeve
42 “2021 tarihli ASEAN Yurtdışı Veri Aktarımına İlişkin Standart Sözleşme Hükümleri”, https://asean.org/
wp-content/uploads/3-ASEAN-Model-Contractual-Clauses-for-Cross-Border-Data-Flows_Final.pdf,
14.06.2024.
43 “2023 tarihli AB-ASEAN Veri Aktarımı için Standart Hükümlerin Kullanımına İlişkin Ortak Kılavuzu”,
https://commission.europa.eu/document/download/df5cd5a0-7387-4a2a-8058-8d2ccfec3062_
en?filename=%28Final%29%20Joint_Guide_to_ASEAN_MCC_and_EU_SCC.pdf, 14.06.2024.
44 “Asya Pasifik Ekonomik İş birliği”, https://www.mfa.gov.tr/asya-pasifik-ekonomik-isbirligi-apec-.tr.mfa,
13.05.2024.
230 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
aracılığıyla, yukarıda işaret edildiği gibi, özellikle Asya-Pasifik ülkeleri arasındaki
e-ticaret faaliyetlerinin daha güvenli bir şekilde yapılması amaçlanmıştır.
APEC Mahremiyet Çerçevesi; kısaca APEC üyesi ülkelere, kişisel verilerin
korunması konusunda hangi standartlara uyulması gerektiğini tavsiye eden
bir belge niteliğindedir. 1980 tarihli OECD Mahremiyet İlkeleri esas alınarak
hazırlanan APEC Mahremiyet Çerçevesi’nde öngörülmüş olan ilkeler, APEC
üyesi ülkeler açısından herhangi bir yükümlülük doğurmamakta ve sadece bir
tavsiye niteliği taşımaktadır. Bunun bir sonucu olarak da APEC üyesi ülkelerin,
çerçeve içerisinde öngörülen temel ilkeleri, kendi iç hukuk sistemlerine uygulama
gibi bir sorumlulukları da bulunmamaktadır. Bu durumun sonuçlardan birisi
ise, APEC üyesi ülkelerin veri koruma mevzuatları ve uygulamaları arasındaki
tutarsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum bazı yazarlar tarafından ilgili
çerçevenin, “ilgili AB müktesebatından daha zayıf bir küresel standart”45 olduğu
ya da “tutarsız ve parçalı bir yapıya sahip olduğu”46 iddiasına neden olmuştur.
Bu çerçevede 2015 yılında güncellenmiş olan APEC Mahremiyet Çerçevesi’nin
en önemli kısmını ise “APEC Bilgi Mahremiyeti İlkeleri” (APEC Information
Privacy Principles) oluşturmakta olup47 söz konusu Bilgi Mahremiyeti İlkeleri
ile AB merkezli gelişen uluslararası standartlar arasında bazı açık farklar göze
çarpmaktadır. GDPR, verilerin korunması konusuna çok net bir biçimde temel
hak ve özgürlükler penceresinden bakarken APEC Mahremiyet Çerçevesi
konuya oldukça ekonomi temelli bir açıdan yaklaşmaktadır. APEC Mahremiyet
Çerçevesi; sarih bir şekilde, ekonomik büyüme ve ticareti destekleme misyonu
ile kişisel verilerin korunması arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır.
Kişisel verilerin korunması konusunda APEC bünyesinde gerçekleştirilen
diğer önemli bir girişim ise “Sınır Ötesi Mahremiyet Kuralları Sistemi”
olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu sistemin temel hedefi; APEC
Mahremiyet Çerçevesi’nin uluslararası ve sınır ötesi kapsamda uygulanmasını
sağlamak için uygun bir mekanizmanın kurulması olarak belirlenmiştir.48
45 Colin J. Bennett ve Charles Raab, The Governance of Privacy Policy Instruments in Global Perspective,
Routledge, Londra, 2003.
46 Graham Greenleaf, “Sheherezade and the 101 Data Privacy Laws: Origins, Significance and Global
Trajectories”, Journal of Law, Information & Science, Special Edition: Privacy in the Social Networking
World, Yıl 2014, Sayı 23.
47 “2015 APEC Mahremiyet Çerçevesi-Bilgi Mahremiyeti İlkeleri kısmı”, https://mddb.apec.org//
Documents/2016/SOM/CSOM/16_csom_012app17.pdf, 17.05.2024.
48 “2015 APEC Mahremiyet Çerçevesi-Uluslararası Uygulama Rehberi kısmı”, https://mddb.apec.org//
Documents/2016/SOM/CSOM/16_csom_012app17.pdf, 20.05.2024.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 231
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Bahse konu sistemin temel amaçları; bilgi akışının önündeki bariyerleri azaltmak,
müşteri mahremiyetini korumak ve bölge ülkelerinin veri koruma kurumları
arasında birlikte çalışabilirliği teşvik etmek olarak açıklanmıştır. Uygulamada ise
sistem; Asya-Pasifik bölgesinde faaliyet gösteren şirketlerin gizlilik politikaları
ve uygulamalarının, üçüncü taraf bir doğrulayıcı tarafından sertifikalandırılması
şeklinde çalışmaktadır. Bu şekilde verilerin korunması konusunda APEC üyesi
ülkeler arasındaki farklılıkların azami düzeye indirilmesi öngörülmektedir49.
Kişisel Verilerin Korunması Konusunda Bölgesel Bir Girişim
Olarak APPA
Yukarıda bahsi geçtiği üzere ASEAN ve APEC bünyesinde gerçekleştirilen
faaliyetler söz konusu kuruluşların şemsiyesi altında ilerlemekte olup kişisel
verilerin korunmasına ilişkin faaliyetler, bu uluslararası örgütlerin ilgi alanlarından
sadece birini oluşturmaktadır. İşte tam bu nedenle doğrudan doğruya ve sadece
veri mahremiyeti konusuyla ilgilenmek üzere bölge bazında kurulmuş olan Asya
Pasifik Mahremiyet Otoriteleri Forumu (Asia Pacific Privacy Authorities-
APPA) ayrı bir önem arz etmektedir.
Öncelikle Avustralya ve Yeni Zelanda’nın bir araya gelmesiyle 1992 yılında
kurulmuş olan APPA50, günümüzde Asya-Pasifik ülkelerinin veri koruma
otoritelerinin bir araya geldiği yegâne forum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Anlaşılacağı üzere APPA bir uluslararası kuruluş değil, ilgili veri koruma
otoritelerinin belirli aralıklarla bir araya gelmelerini sağlayan bir forum
niteliğindedir. Bu tarz bir iş birliği sayesinde üye ülkeler birbirlerini; veri koruma
düzenlemeleri, bu konuda yapılan şikayetlerin etkili bir biçimde çözümü ve
mahremiyet teknolojilerine adapte olabilme konularında destekleyebilecektir.
Söz konusu forum yılda iki kere toplanmakta olup üye ülke temsilcileri; sınır
ötesi veri aktarımından çocukların çevrim içi güvenliğine, işçilerin gözetiminden
yapay zekaya kadar pek çok farklı konuyu bu forumlarda tartışmaktadır51.
49 “Sınır Ötesi Mahremiyet Kuralları Sistemi”, https://cbprs.org/about-cbprs/, 21.05.2024.
50 Charles D. Raab, “Information Privacy: Networks of Regulation at the Subglobal Level”, https://
onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1758-5899.2010.00030.x, 07.08.2024.
51 “Asya Pasifik Mahremiyet Otoriteleri Forumu Resmî Sitesi-APPA Hakkında”, https://www.appaforum.
org/about/, 25.06.2024.
232 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
APPA’nın üye yapısı; daha önce bahsi geçen Asya-Pasifik merkezli bölgesel
kuruluşlarla karşılaştırıldığında önemli bir farklılık içermektedir. APPA’ya
sadece Asya-Pasifik ortak coğrafyasında yer alan ülkeler değil; aynı zamanda
sadece Pasifik Okyanusu’na kıyısı olan Kanada, Kolombiya, Meksika, Peru
ve ABD de üye olmuş durumdadır. Asya-Pasifik ortak bölgesinden gelen üye
ülkeler ise Avustralya, Çin, Hong Kong, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda,
Filipinler ve Singapur’dur.
Asya-Pasifik bölgesinde yer alan bir ülkenin APPA’ya katılım sağlayabilmesi
için belirlenmiş olan üç şarttan sadece birini yerine getirmesinin yeterli olduğu
görülmektedir. Küresel Mahremiyet Asamblesi’nin (Global Privacy Assembly)52
akredite üyelerinden biri olmak, APEC Sınır Ötesi Mahremiyet Uygulama
Düzenlemesi’nin (APEC Cross-Border Privacy Enforcement Arrangement)53 bir
katılımcısı olmak ve Küresel Mahremiyet Uygulama Ağı’nın (Global Privacy
Enforcement Network)54 bir üyesi olmak, APPA’ya katılım sağlanabilmesi için
belirlenmiş olan üç seçimlik şartı oluşturmaktadır.
2010 yılında düzenlenmiş olan APPA Hedefler Beyannamesi (APPA Statement
of Objectives)55, 2014 tarihinde oluşturulan ve APPA üye ülke veri koruma
otoriteleri arasında personel değişimini öngören APPA Geçici Görevlendirme
Çerçevesi (APPA Secondment Framework)56 ile çeşitli alanlarda kurulan çalışma
grupları57 APPA’nın en önemli faaliyetlerini oluşturmaktadır.
52 “44. Küresel Mahremiyet Asamblesi Resmi İnternet Sitesi-GPA Hakkında”, https://gpaturkiye2022.org/
page/3/GPA%2DHakk%C4%B1nda, 26.06.2024.
53 “Asya Pasifik Ekonomik İş birliği Resmi İnternet Sitesi”, https://www.apec.org/groups/committee-on-
trade-and-investment/digital-economy-steering-group, 15.05.2024.
54 “Küresel Mahremiyet Uygulama Ağı Resmi İnternet Sitesi”, https://www.privacyenforcement.net/
node/1, 26.06.2024.
55 “Asya Pasifik Mahremiyet Otoriteleri Forumu Resmi İnternet Sitesi-Hedefler Beyannamesi”, https://
www.appaforum.org/statement-of-objectives/, 01.07.2024.
56 “Asya Pasifik Mahremiyet Otoriteleri Forumu Resmi İnternet Sitesi-APPA Geçici Görevlendirme
Çerçevesi-PDF Versiyonu”, https://www.appaforum.org/wp-content/uploads/2019/10/appa-
secondment-framework.pdf, 01.07.2024.
57 Haberleşme Çalışma Grubu (APPA Communications Working Group), Karşılaştırmalı Mahremiyet
İstatistikleri Çalışma Grubu (APPA Comparative Privacy Statistics Working Group) ve Teknoloji Çalışma
Grubu (APPA Technology Working Group).
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 233
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
SONUÇ
Toplumların kişisel verilerin korunması yönündeki talepleri, çalışmada da
belirtildiği üzere, 20. yüzyıl’ın ortalarından itibaren güçlü bir şekilde ortaya
çıkmış ve bu minvalde Avrupa kıtası hem ulusal hem uluslararası düzlemde
kişisel verilerin korunması hukukunun oluşturulmasında öncü rolü üstlenmiştir.
Bu çerçevede özellikle AB’nin bu konudaki çalışmaları, sadece kıtaya değil,
dünya üzerindeki çok sayıda ülkeye rehberlik etmeye devam etmektedir. Ancak
verilerin korunması hususu elbette sadece Avrupa ve ABD ile sınırlı kalmamış,
dünyanın pek çok farklı bölgesinde bulunan çok sayıda ülke de bu konuda
ilerleme kaydetmeye çalışmıştır ki bu bölgelerden önemli bir tanesini de Asya-
Pasifik alanı oluşturmaktadır.
Ancak Asya-Pasifik bölgesinde kişisel verilerin korunması hukukunun gelişimi,
başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerle aynı hızda ve düzeyde
ilerlememiştir. Elbette bu durumun çeşitli nedenleri bulunmakta olup bunlardan
en önemlisi özellikle Soğuk Savaş döneminde bölgede insan hakları vizyonunun
yeterince gelişmemiş olması olarak gösterilebilir. Her ne kadar ilgili dönemde
Asya-Pasifik bölgesindeki pek çok ülkenin anayasasında genel olarak mahremiyetin
korunmasına ilişkin hükümler bulunsa da bu hükümlerin pratiğe dökülmesi çok da
kolay olmamıştır. Dolayısıyla daha en temel insan haklarının korunması konusunda
yeterli gelişmeyi sağlayamayan pek çok Asya-Pasifik ülkesi, haliyle kişisel verilerin
korunması gibi daha ileri düzeyde bir hakkın gelişimi hususunda geride kalmıştır.
Bu çerçevede 1980’li ve 1990’lı yıllardan itibaren bölgede başlayan
demokratikleşme trendi, pek çok bölge ülkesinin bir hukuk devleti olma yolunda
önemli adımlar atmasını sağlamış ve böylece dolaylı da olsa kişisel verilerin
korunması konusu Asya-Pasifik bölgesinin daha fazla gündemine girmiştir.
Ancak kabul etmek gerekir ki kişisel verilerin korunması hukukunun bölgede
gelişmesinde daha fazla etkili olan unsur, Asya-Pasifik bölge ülkelerinde meydana
gelen ekonomik gelişmelerdir.
Küresel ekonomik sistemle daha fazla etkileşime geçen Asya-Pasifik pazarı,
bu durumun bir sonucu olarak daha fazla veri aktarımının gerçekleştirildiği
bir bölge haline gelmiştir. Teknolojideki hızlı gelişim ise bu ticaret odaklı
veri akışını daha da kuvvetlendirmiştir. Asya-Pasifik bölgesinde yer alan hem
kamusal hem de ticari aktörler; artan bir oranda elektronik ticaretle, sınırsız
veri aktarımıyla ve veri tabanlarına uzaktan erişimle karşı karşıya kalmıştır.
234 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Dolayısıyla bu durum Asya-Pasifik ülkelerinin, veri güvenliğinin sağlanması ve
kişisel verilerin korunması hukukunun geliştirilmesi yönünde adımlar atmasını
zorunlu hale getirmiştir.
Bu zorunluluğun farkında olan Asya-Pasifik bölgesinin önemli uluslararası
kuruluşlarından olan ASEAN ve APEC, kendi bünyeleri nezdinde verilerin
korunmasına ilişkin çeşitli girişimlerde bulunarak, başta kendi üyeleri olmak
üzere bölge ülkelerinin konu hakkındaki farkındalığını arttırmaya çalışmıştır.
Hem ASEAN ve APEC kuruluşları hem de Asya-Pasifik bölge ülkeleri, kendi
mevzuatlarına kişisel verilerin korunması konusunu entegre ederken öncelikle
OECD tarafından yapılan çalışmaları esas almıştır. Bu durum özellikle OECD’nin,
küresel yapısı sayesinde dünyanın pek çok bölgesine hitap ediyor oluşuyla yakından
ilgilidir. Ancak daha sonra AB tarafından çok kapsamlı olarak hazırlanan ve
güncellenmeye devam edilen düzenlemeler ve bu düzenlemeleri uygulamak için
oluşturulan mekanizmalar da Asya-Pasifik ülkelerine rehberlik etmeye devam
etmiştir. Bu rehberliğin sonucunda, veri mahremiyetine yönelik farkındalık Asya-
Pasifik bölgesinde oldukça ilerlemiş ve bunun bir yansıması olarak doğrudan
verilerin korunması amaçlı bir bölgesel kuruluş olan APPA hayata geçirilmiştir.
Bunun yanında bölge ülkelerinin kültürel, idari ve hukuki alandaki kendilerine
has özellikleri, Avrupa’dan farklı bazı uygulamaların bölgede karşımıza çıkmasını
sağlamıştır. Anglo-Sakson kültürün bölgedeki etkisiyle Asya-Pasifik’te “veri
mahremiyeti” veya “mahremiyet hukuku” gibi ifadelerin daha sık kullanılması, veri
ihlali kapsamında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü için tarafların öncelikle
“arabuluculuk” gibi alternatif çözüm yollarına yönlendirilmesi ve bazı bölge
otoritelerinin Avrupa’dakilerin aksine doğrudan para cezası uygulayamaması
bölgeye ait özelliklere örnek teşkil etmektedir.
Sonuç itibariyle; 20. yüzyılda özellikle Avrupa’da mevzuatıyla ve kurumlarıyla
filizlenen kişisel verilerin korunması hukuku, kademe kademe de olsa çeşitli evreler
sonucunda yansımalarını Asya-Pasifik bölgesinde göstermiştir. Küreselleşme ve
bunun ekonomik boyutu, ilgili süreci daha da hızlandırmış ve nihayetinde hem
bölgesel örgütler hem de bölge ülkeleri nezdinde kişisel verilerin korunması
yönünde önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda Avrupa kaynaklı
düzenlemeler esas alınsa da, bölge ülkeleri kendi ihtiyaçlarını, önceliklerini
ve bakış açılarını kendi mevzuatlarına ve uygulamalarına yansıtmıştır. Böylece
kişisel verilerin korunması hukuku açısından Asya-Pasifik bölgesinde; Avrupa
kaynaklı düzenlemelerin, Anglo-Sakson hukukunun ve yerel kültürlerin etkisinin
bir arada olduğu bir melez alan ortaya çıkmıştır.
ASYA PASİFİK BÖLGESİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 235
Kerim Onur SAVRAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
KAYNAKÇA
ANDERSON, Kent ve RYAN, Trevor, “Japan: The Importance and Evolution
of Legal Institutions at the Turn of the Century”, Law and Legal Institutions
of Asia: Traditions, Adaptations and Innovations, Derleyen: E. Ann Black ve
Gary F. Bell, Cambridge University Press, 2011.
APEC, https://www.apec.org/about-us/about-apec/mission-statement, 13.05.2024.
APEC Sınır Ötesi Mahremiyet Kuralları Sistemi, https://cbprs.org/about-cbprs/,
21.05.2024.
APPA, https://www.appaforum.org/, 02.02.2024.
ASEAN, https://asean.org, 18.03.2024.
ASIA, Tann, “Data Management for Businesses: Launch of ASEAN Data
Management Framework and Model Clauses on Data Transfer”, https://www.
lexology.com/library/detail.aspx?g=8d070e4b-5817-42de-bd54-c17159af8571,
14.06.2024.
Avustralya Bilgi Komisyonerliği Ofisi, https://www.oaic.gov.au/, 01.03.2024.
Avustralya Mahremiyet Yasası (1988), https://www.legislation.gov.au/
C2004A03712/latest/text, 26.02.2024.
BENNETT, Colin J. ve RAAB, Charles, The Governance of Privacy Policy
Instruments in Global Perspective, Routledge, Londra, 2003.
Ç i n K i ş i s e l Ve r i l e r i n K o r u n m a s ı K a n u n u ( 2 0 2 1 ) , h t t p s : / /
personalinformationprotectionlaw.com/PIPL/article-66/, 11.03.2024.
Endonezya Kamuoyu Bilgilendirme Kanunu, https://www.peraturan.go.id/
files2/uu-no-14-tahun-2008_terjemah.pdf, 21.03.2024
Filipinler Anayasası (1987), https://www.officialgazette.gov.ph/constitutions/1987-
constitution/, 25.03.2024.
Filipinler Veri Mahremiyeti Kanunu, https://privacy.gov.ph/data-privacy-
act/#w3, 25.03.2024.
GREENLEAF, Graham, Asian Data Privacy Laws: Trade & Human Rights
Perspectives, Oxford Yayıncılık, New York, 2014.
236 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
GREENLEAF, Graham, “Korea’s New Act: Asia’s Toughest Data Privacy Law”,
Privacy Laws & Business International Report, Yıl 2012, Sayı 117.
GREENLEAF, Graham, “Sheherezade and the 101 Data Privacy Laws: Origins,
Significance and Global Trajectories”, Journal of Law, Information & Science,
Special Edition: Privacy in the Social Networking World, Yıl 2014, Sayı 23.
Güney Kore Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (2011), https://www.pipc.
go.kr/eng/user/lgp/law/lawDetail.do, 10.04.2024.
HORSLEY, Jamie P., “Behind the Facade of China’s Cyber Super-Regulator”,
https://digichina.stanford.edu/work/behind-the-facade-of-chinas-cyber-super-
regulator/, 11.03.2024.
Japonya Kişisel Bilginin Korunması Kanunu, https://www.ppc.go.jp/files/pdf/
Act_on_the_Protection_of_Personal_Information.pdf, 12.04.2024.
Küresel Mahremiyet Uygulama Ağı, https://www.privacyenforcement.net/
content/home-public, 26.06.2024.
KWON, Youngjoon, “Korea: Bridging the Gap between Korean Substance and
Western Form”, Law and Legal Institutions of Asia: Traditions, Adaptations and
Innovations, Derleyen: E. Ann Black ve Gary F. Bell, Cambridge University
Press, 2011.
Malezya Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, https://www.pdp.gov.my/jpdpv2/
assets/2019/09/Personal-Data-Protection-Act-2010.pdf, 19.04.2024.
RAAB, Charles D., “Information Privacy: Networks of Regulation at the
Subglobal Level”, https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1758-
5899.2010.00030.x, 07.08.2024.
Singapur Kişisel Veri Koruma Kanunu, https://sso.agc.gov.sg/Act/PDPA2012,
25.04.2024.
WALTERS, Robert, TRAKMAN, Leon ve ZELLER, Data Protection Law:
A Comparative Analysis of Asia-Pacific and European Approaches, Springer,
Singapur, 2019.
WANG, Jiangyu, “China: Legal reform in an emerging socialist market economy”,
Law and Legal Institutions of Asia: Traditions, Adaptations and Innovations,
Derleyen: E. Ann Black ve Gary F. Bell, Cambridge University Press, 2011.
Yeni Zelanda Mahremiyet Yasası (2020), https://www.legislation.govt.nz/act/
public/2020/0031/latest/LMS23223.html, 29.04.2024.
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 237
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL
VERİLERİN KORUNMASI
Derya Vildan BAŞARAN
Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
“Bu çalışma, 09.12.2024 tarihinde kabul edilen “Dijital Kimlik Düzenlemelerinde
Kişisel Verilerin Korunması ve Mahremiyet” başlıklı uzmanlık tezinden alınmıştır.”
GİRİŞ
Kimlik (ing. Identity) terimi, ayniliği ve sürekliliği içeren Latince “idem”
kökünden türetilmiştir1. İnsan topluluklarının temel yapı taşlarından biri olan
kimlikler, kişilerin kişisel özellikleri, inançları, kültürel bağlantıları ve yaşam
deneyimleri tarafından şekillendirilmekte ve bir kişiyi diğerinden benzersiz
şekilde ayırt etme görevini üstlenmektedir.
Hukukta herkes kişi olarak tanınma2 ve hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan
kanun önünde eşit muamele görme hakkına sahiptir3. Benzer şekilde, her çocuk
doğduğu anda kayıt altına alınma hakkına sahiptir4.
‘Yasal kimlik’ kavramı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin “Herkes
nerede olursa olsun, yasalar önünde kişi olarak tanınma hakkına sahiptir.”
1 Ramazan Sami Dalbay, “Kimlik ve Toplumsal Kimlik Kavramı”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 31, Yıl 2018, s. 162.
2 Madde 6, İHEB; Madde 16, MSHUS; Madde 24, AİHS; Madde 3, ACHPR.
3 Madde 1, 2 ve 7, İHEB; Madde 26, MSHUS; Madde 14, AİHS; Madde 1, ACHR; Madde 2, ACHPR
4 Madde 24, ICCPR; Madde 7, CRC
238 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
hükmünü içeren 6’ncı maddesinden geliştirilmiştir5. Bu kapsamda, birçok
ülke tarafından esas olarak kişinin kanun önünde ve devletler karşısında ‘yasal
kimliğinin’ doğruluğunu tasdik etmek amacıyla kişiler hakkında özel nitelikli
kişisel veriler de dahil olmak üzere bir dizi kişisel veriyi işleyen ulusal kimlik
programları benimsenmiştir.
2016 yılında G20’de, “Dijital Finansal Kapsayıcılık için Üst Düzey İlkeler”
onaylanmış ve özellikle ‘dünya çapında hükümetlerin, kimliğin günlük yaşam
için temel bir gereklilik olarak önemini kabul etmeleri’ istenmiştir6. Dünya
Bankası Grubu’nun Kalkınma için Kimlik Belirleme Girişimi (Identification
For Development-ID4D) küresel veri setinde, 2018 yılı itibarıyla dünya çapında
temel kimlik belgesine sahip olmayan 1 milyar insanın bulunduğu ve 2026 yılına
kadar 850 milyondan fazla vatandaşın bir tür mobil kimlikle donatılacağı tahmin
edilmektedir7. Bu küresel kimlik açığı, birçok düşük gelirli ülkenin, insanların
doğum, evlilik ve ölüm gibi hayati olaylarını kaydedebilen, iyi tanımlanmış bir
sivil kayıt sisteminden yoksun olmasının bir sonucudur8. Dolayısıyla, güçlü
kimlik belirleme sistemlerine olan ihtiyacın bugün en üst seviyelerde olduğunu
söylemek yanlış olmayacaktır.
Birleşmiş Milletler, 2030’a kadar herkese yasal kimlik sağlanması hedefini
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasına Hedef 16.9’a (SDG 16.9) dahil etmiştir9.
SDG 16.9 ve Kimlik İlkeleri ile yaşları, uyrukları veya nerede doğdukları ne
olursa olsun tüm kişilerin yasal kimlik kanıtlarına erişiminin olması gerektiği
öngörülmüştür10 .
23 Ocak 2023 tarihli Avrupa Birliği Resmî Gazetesinde yayınlanan “Dijital On
Yıl İçin Dijital Hak ve İlkeler Deklarasyonu” (Declaration on Digital Rights
and Principles for the Digital Decade) ile 2030 yılına kadar tüm temel kamu
5 “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”, Birleşmiş Milletler, https://www.un.org/en/about-us/universal-
declaration-of-human-rights. 04.09.2023.
6 “G20 Digital Identity Onboarding”, The World Bank Group, https://www.gpfi.org/sites/gpfi/files/
documents/G20_Digital_Identity_Onboarding.pdf. 04.09.2023
7 “Identification For Development”, https://id4d.worldbank.org/guide/why-id-matters-development.
04.09.2023
8 “Identification For Development”, https://id4d.worldbank.org/guide/why-id-matters-development.
04.09.2023
9 Crishantha Nanayakkara, “Digital Identity [Part 1]-Concepts”, https://crishantha.medium.com/digital-
identity-part-1-7baf0d76212f, 04.09.2023
10 “Identification For Development”, https://id4d.worldbank.org/guide/1-principles. 04.09.2023
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 239
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
hizmetlerinin çevrimiçi olarak sunulması ve herkesin çevrimiçi sağlık kayıtlarına
erişebilmesi, dijital kamu hizmetlerine erişirken ve bunları kullanırken hiç
kimseden gereğinden fazla kişisel veri talep edilmemesi, Avrupa Birliği’nde
yaşayan insanlara, çeşitli çevrimiçi hizmetlere erişim sağlayan ihtiyari ve güvenilir
bir dijital kimlik kullanma imkânının sunulmasının hedeflendiği görülmektedir.
Avrupa Konseyi tarafından 2023 yılında yayınlanan “Ulusal Dijital Kimlik
Rehberi” ile kurallar ve güvenceler için temel bir yasal zemin sağlamak üzere
öncelikle 108+ sayılı Sözleşme ile uyumlu bir ulusal veri koruma kanununun
oluşturulmasının şiddetle tavsiye edildiği anlaşılmaktadır11. Bu çerçevede,
ulusal bir veri koruma kanununun varlığı dijital kimliğin uygulamaya konulması
için bir ön koşul olarak görülmektedir. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula
Von Der Leyen’in, “2020 Birliğin Durumu” konuşmasında şunları söylediğini
görmekteyiz:
“Bir uygulama veya web sitesi bizden yeni bir dijital kimlik
oluşturmamızı veya büyük bir platform aracılığıyla kolayca oturum
açmamızı istediğinde, gerçekte verilerimize ne olacağı hakkında
hiçbir fikrimiz yok. Bu nedenle Komisyon güvenli bir Avrupa e-kimliği
önerecektir. Güvendiğimiz ve her vatandaşın Avrupa’nın herhangi bir
yerinde vergi ödemekten bisiklet kiralamaya kadar her şeyi yapmak
için kullanabileceği bir şey. Hangi verinin nasıl kullanılacağını
kendimiz kontrol edebildiğimiz bir teknoloji.12”
Ülkemizde ise 2018 yılı, dijital kimlik sistemlerinin gelişiminde önemli bir dönüm
noktası olmuş ve bu süreçte dijital ehliyetler, mobil kimlik uygulamaları ve dijital
pasaportlar gibi örnekler dikkat çekmiştir13. Türkiye’de dijital kimlikle ilgili henüz
özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, dijital kimliğin temellerinin 2004’te
yürürlüğe giren 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile atıldığı söylenebilecektir.
Bu kanun, güvenli elektronik imza, zaman damgası ve elektronik sertifika gibi
kavramları kapsamlı bir şekilde düzenlemektedir. Ayrıca, mobil elektronik imza
konusu da bu kanun çerçevesinde ele alınmaktadır.
11 “Guidelines on National Digital Identity”, Council of Europe, 2023, https://edoc.coe.int/en/data-
protection/11578-guidelines-on-national-digital-identity.html. 04.09.2023
12 “Digital Identity For All Europeans”, https://commission.europa.eu/strategy-and-policy/
priorities-2019-2024/europe-fit-digital-age/european-digital-identity_en 04.09.2023
13 Blockchain Türkiye, Dijital Kimlik Raporu, https://bctr.org/wp-content/uploads/2019/04/Dijital-Kimlik-
Raporu.pdf, 2019.
240 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Öte yandan, teknoloji, bireylerin dijital dünyada etkin bir şekilde var olmalarını
sağlarken, aynı zamanda kişisel verilerin elde edilmesi, işlenmesi ve saklanması
konusunda yeni sorunlar ve riskler ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla, kişisel
verilerin korunması konusu, teknolojik gelişmelerin ve dijital kimliklerin
yaygınlaşmasının merkezinde yer almaktadır. Türkiye’de bu konu, 6698 sayılı
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir.
Bu çerçevede, dijital kimliklerin güvence altına alınmasının, teknoloji ve
bireysel haklar arasındaki dengeyi bulma çabasının bir yansıması olduğu
söylenebilecektir.
Blokzincir Teknolojisinin Dijital Kimlik Yönetiminde Kullanımı isimli çalışmada
da dijital kimlik yönetimindeki sorunlu alanların çözümü için blokzincir
teknolojisinin güvenlik, şeffaflık, anonimlik, merkezi otoriteye ihtiyaç duymama
ve mahremiyet gibi özelliklerinin öneminin vurgulandığı belirtilmiştir14.
Bu kapsamda, mevcut uygulama ve düzenlemelerde, dijital kimlik sistemlerinde
blokzincir tabanlı sistemlerin kullanılmasının öngörüldüğü yönünde baskın
bir görüş birliğinin bulunduğu dikkate alınarak bu çalışmada, dijital kimlik
düzenlemelerinde kişisel verilerin korunması blokzincir tabanlı dijital kimlik
sistemleri açısından ele alınacak ve dijital kimlik düzenlemelerinin uluslararası
düzeyde kişisel verilerin korunmasına yönelik nasıl geliştirildiği ve uygulandığı
konusunda bir perspektif sunularak blokzincir tabanlı dijital kimlik sistemlerine
ilişkin düzenlemeler ile mevcut ulusal yasal düzenlemelerin nasıl uyumlu hale
getirilebileceği veya nasıl geliştirilebileceği hususları değerlendirilecektir.
DİJİTAL KİMLİK
Dijital kimlik, kişinin kimliğine ilişkin bir iddiayı desteklemek için elektronik
olarak sunulan bir kimlik bilgisi biçimidir. Dolayısıyla, dijital kimliğin, bir
bireyin veya varlığın elektronik ortamdaki temsilini ifade ettiği söylenebilir.
Fiziksel bir kimlik belgesinin dijitalleştirilmiş versiyonu gibi bir varlık veya
iddianın kabul edilebilir kanıtını oluşturan bir dizi özellik biçimi şeklinde ifade
edilebilmektedir.
14 Çetin Karahan-Aslıhan Tüfekçi, “Blokzincir Teknolojisinin Dijital Kimlik Yönetiminde Kullanımı: Bir
Sistematik Haritalama Çalışması”, Politeknik Dergisi, Sayı 23, Yıl 202, s. 493.
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 241
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Dijital kimliğin, bir kişinin en iyi gerçek çevrimiçi kimliğini temsil ettiğini
söylemek yanlış olmayacaktır. Kişiye ait görseller, satın alma kararları, web sitesi
kullanım eğilimleri ve banka hesabı bilgileri gibi sınırsız olabilecek bilgileri dijital
kimliğin bir parçasını oluşturmaktadır. Bu kapsamda dijital kimlik, belgenin
amacı doğrultusunda, çevrimiçi bir işlemde yer alan bir öznenin benzersiz
bir temsili olarak tanımlanmaktadır. Dijital kimlikler, kimlik motorları olarak
adlandırılan ön yüklenmiş yazılım uygulamalarına sahip olan kullanıcıların
kişisel cihazları içerisinde korunaklıdır ve sanallaştırılmıştır15 .
Herhangi bir dijital hizmeti kullanmak için kullanıcıların, kimlik bilgileriyle
sağlayıcının internet sitesinde kimlik doğrulaması yapması gerekmektedir. Kayıt
olma ve daha sonra giriş yapma prosedürleri neredeyse internet sitelerinin
sayısını bulmaktadır. Bu nedenle, kullanıcılar sayısız oturum açma bilgilerine
ve hesaplara sahip olmaktadır. Bugün dijital kimlik, çevrimiçi olarak kullanılan
Google, Microsoft veya Facebook kimliği gibi ortak bir kimliğe karşılık
gelmektedir. Kullanıcı deneyimi açısından çok sayıda dijital hizmet sağlayıcı,
Google, Facebook ve Apple gibi sosyal hesaplar aracılığıyla kimlik doğrulamaya
izin vermektedir. Google’ın yardımıyla Galaxus’un sosyal hesap girişindeki
örneğe16 bakacak olursak;
“Kullanıcılar, Galaxus’a uğrayarak alışveriş yapmak isterlerse ister
sıfırdan ister mevcut Google hesapları üzerinden Galaxus hesabı
açabilirler. Bunun nedeni, Google’ın kimlik sağlayıcı (IdP) ve
Galaxus’un da Google’a güvenen hizmet sağlayıcı olarak hareket
etmesidir. Bunun avantajı açıktır: Kullanıcılar Google üzerinden
giriş yaparak zamandan tasarruf eder ve yalnızca tek bir hesabı
yönetmek zorunda kalırlar. Dijital evrende yaygın olarak kabul
edilen bir şey. Hiç de şaşırtıcı değil, bir dezavantajı da var: Google,
kullanıcıların Galaxus’a ne sıklıkta giriş yaptığını tam olarak biliyor.”
Görüldüğü üzere Google, Galaxus kullanıcılarına kolay giriş imkânı sunarken
aynı zamanda kullanıcıların siteyi ne sıklıkta kullandıkları gibi önemli bir veriyi
de elde edebilmektedir. Dolayısıyla, dijital kimliklerin güvenilir bir şekilde
15 Sevgi Kavut, “Eleştirel Söylem Analizi Bağlamında Haber Sitelerinde Dijital Kimlik Başlıklı Haberlerin
İncelenmesi”, International Journal of Cultural and Social Studies (IntJCSS), Sayı 7, Yıl 2021, s.128.
16 “Digital identity: The Complete Guide to Digital Identification”, https://www.adnovum.com/blog/
digital-identity. 23.11.2023
242 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
çalışabilmesi ve sağladıkları faydalardan yararlanılabilmesi için dengeli bir
ekosistemin gerekli olduğu söylenebilecektir. Bu ekosistemin güven, güvenlik
ve şeffaflıkla karakterize edilmesi gerekmektedir.
Dijital kimlik, blokzincir teknolojisinin bir örneği olarak hizmet verirken, aynı
zamanda blokzincirin diğer uygulamaları ve birçok dijital hizmet için kolaylaştırıcı
bir rol oynamaktadır. Günümüzde, devletler de kimliği belirlenemeyenlere
kimlik vermek ve vatandaşların kişisel verilerini korumak için dağıtılmış defter
teknolojisine yönelmektedir. Estonya’da halihazırda blokzincir teknolojisine
dayalı dijital kimlikler kullanılırken, Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri,
İsviçre, Lüksemburg ve Avustralya gibi birçok ülke de bu teknolojiyi dijital
kimliklerde kullanmak için pilot çalışmalar yürütmektedir17.
Ülkemizde, blokzincir ve yapay zekâ teknolojilerinin dijital kimliğe katkılarına
yönelik örnek uygulama çalışmalarının arttığı görülmektedir. Örneğin, Turkcell’in
dijital ödeme platformu olan Paycell, dijital kimlik özelliğini tanımlayarak
kullanıcılarına nüfus cüzdanı veya ehliyet ile son 3 aya ait fatura ile dijital
kimlik doğrulaması yapma imkânı sunmuştur18. Bu sayede, banka veya şubeye
gitmeye gerek kalmadan, yapay zekâ sistemiyle bir dakika gibi kısa bir sürede
dijital kimlik doğrulamasının gerçekleştirilebileceği açıklanmıştır19.
DİJİTAL KİMLİK YÖNETİM MODELLERİ
Dijital kimlik yönetimi, çeşitli kimliklere ait kayıtların yönetilmesi anlamına
gelmektedir20. Kimlik yönetimi, dijital kimliklerin oluşturulması, gerekli
durumlarda değiştirilmesi ve güncellenmesi ya da aktarılması, ayrıca silinmesi
gibi faaliyetlerin tümünü içeren bir süreci ifade etmektedir. Dijital kimliklerin,
sadece bireyleri değil aynı zamanda cihazları, kuruluşları ve uygulamaları da
temsil edebilmesi mümkün görünmektedir. Bu nedenle, dijital kimlik yönetimi,
bir sistem içindeki belirli görevleri yürütmek için izinleri ve yetkileri yöneten
genel bir katman olarak görülmektedir.
17 Çetin Karahan-Aslıhan Tüfekçi, “Blokzincir Teknolojisinin Dijital Kimlik Yönetiminde Kullanımı: Bir
Sistematik Haritalama Çalışması”, Politeknik Dergisi, Sayı 23, Yıl 202, s. 484.
18 Sevgi Kavut, “Kimliğin Dönüşümü: Dijital Kimlikler”, Selçuk İletişim Dergisi, Sayı 13, Yıl 2020, s.999.
19 “Paycell’den dijital kimlik doğrulama hizmeti”, https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/bilisim/paycellden-
dijital-kimlik-dogrulama-hizmeti/653964#. 13.12.2023
20 Lukas Stockburger-Georgios Kokosioulis-Alivelu Mukkamala-Raghava Rao Mukkamala-Michel Avital,
“Blockchain-enabled Decentralized identity management: The case of self-sovereign identity in public
transportation”, Blockchain: Research and Applications, Sayı 2, Yıl 2021, s.3.
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 243
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Çoğu çevrimiçi kimliğin, kullanıcıların her bir çevrimiçi hizmet için ayrı kimlik ve
parola oluşturarak kayıt olunan merkezi kimlik sistemine dayandığı bilinmektedir.
Böyle bir durum, her hizmet için farklı kimlik ve şifre kullanmanın zorluğunu
beraberinde getirmekte ve güvenlik risklerini de artırabilmektedir.
Tek oturum açma (Single Sign-On, SSO), söz konusu sorunu çözen bir yaklaşım
olarak ortaya çıkmış olup üçüncü taraf kimlik doğrulama sağlayıcıları aracılığıyla
tek bir hesapla birden çok hizmete giriş yapma imkânı sunmaktadır21.
Dijital kimlik sistemleri giderek daha karmaşık bir teknoloji ortamına erişim
sağlamak zorunda olduğu için dijital kimlik yönetim modelleri, merkezi
sistemlerden daha federatif ve hatta merkezi olmayan çözümlere doğru evrim
geçirmektedir. Genel görüşe göre, merkezi olmayan kimlik sistemleri, taşınabilirlik
ve kullanıcı kontrolü avantajları sağlayarak farklı uygulamalarda daha esnek
bir kullanım sunabilmektedir22.
Dijital kimlik yönetiminin, merkezi, federe, merkezi olmayan (dağıtık) ve kendi
kendine egemen (kullanıcı egemen) olmak üzere dört farklı yönetim modelinde
gerçekleştirilebildiği görülmekte olup Blockchain Türkiye tarafından 2019’da
yayınlanan Dijital Kimlik Raporu’nda aşağıdaki şematiğe yer verilmiştir:
Merkezi Federe Dağıtık Kullanıcı Egemen
Tablo 123 : Şemada, dijital kimlik yönetim modeli için 4 farklı yöntemin
bulunduğu, bunlardan merkezi olanda; veri sahipliği ve kontrolünün tek bir
merkezde olduğu, diğer tüm paydaşların veriyi merkezi bir veri tabanına
gönderdiği ve buradan kullandığı, federe olan ise; veri sahipliği ve kontrolün
belirli paydaşların yetki alanında olduğu, ancak nihai kontrolün merkezi
bir otorite tarafından sağlandığı, dağıtık olanda; veri sahipliği ve kontrolün
kullanıcıya ait olduğu, paydaşların, kullanıcı izni ve onayı ile verileri kullanıp
21 a.g.e.
22 a.g.e. s.1.
23 Blockchain Türkiye, “Dijital Kimlik Raporu”, https://bctr.org/wp-content/uploads/2019/04/Dijital-
Kimlik-Raporu.pdf, 2019.
244 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
paylaşabileceği, kullanıcı egemen olanda ise; veri sahipliği ve kontrolün
tamamen kullanıcıya ait olduğu, paydaşların herhangi bir veriyi elinde
bulundurmadığı modeller olduğu anlatılmaktadır.
Merkezi Kimlik Yönetim Modeli
Merkezi kimlikler, bir merkezi otorite veya üçüncü taraf şirket tarafından genellikle
belirli bir amacı sağlamak üzere düzenlenen ve kontrol edilen kimliklerdir24. Bu
sistemler, genel olarak kimlikleri düzenleyen otoriteye daha fazla güç vermekte
ve kullanıcıların kontrolünü sınırlayabilmektedir. Ayrıca, birçok internet sitesi
ve çevrimiçi hizmet, kullanıcıları ayrı kimlikler oluşturmaya zorlayarak veri
yığınlarına yol açabilmekte, bu da kullanıcılara daha az ve hizmet sağlayıcılara
daha fazla kontrol sağlayabilmektedir.
Merkezi sistemler, dijital kimlikleri siber saldırılara ve gizlilik ihlallerine
karşı savunmasız hale getirebilmektedir. Bu sistemlerde, kullanıcı verileri
genellikle tek bir merkezi yerde depolandığı için bilgisayar korsanları büyük
miktarda veriye erişebilmektedir. Bu durum, kimlik hırsızlığı gibi siber saldırıları
kolaylaştırabilecektir.
Dijital kimliğin çevrimiçi dünyasının merkezi otoritelere devredilmesi, kullanıcıları
tek bir otoriteye kilitleme riski taşımakta olup kullanıcıların kimliklerini inkâr
etme veya sahte kimlik doğrulama potansiyelini de beraberinde getirmektedir.
Merkezi otoritelerin kontrolü altındaki dijital kimliklerin çoğalması, kullanıcıların
farklı sitelerde birden çok kimliği yönetmekle uğraşmasına da yol açmaktadır.
Örneğin, Türkiye’de tüm vatandaşların kimlik verileri Nüfus ve
Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde (NVİGM) saklanır ve
NVİGM tarafından yönetilir. NVİGM, e-devlet sistemi üzerinden
hizmet sağlayan başka kuruluşların hizmetlerine erişmek için
kimlik doğrulama hizmeti sağlar. Bu gibi merkezi sistemler çok
büyük bir kitlenin kimlik verilerini sakladığından, siber saldırılar
için çekici hedefler hâline gelmektedir. Ayrıca kimlik verilerinin
yönetiminde ve paylaşılmasında kimlik sahibi kullanıcının kontrolü
az olduğundan mahremiyet ve veri kontrolü konusunda zayıftır25.
24 Lukas Stockburger-Georgios Kokosioulis-Alivelu Mukkamala-Raghava Rao Mukkamala-Michel Avital,
“Blockchain-enabled Decentralized identity management: The case of self-sovereign identity in public
transportation”, Blockchain: Research and Applications, Sayı 2, Yıl 2021, s.3.
25 Ömer Doğan-Hacer Karacan, “Türkiye’deki e-Ticarete Özgü Blokzincir Tabanlı Dijital Kimlik Güven
Çerçevesi Önerisi”, Bilgi Yönetimi Dergisi, Sayı 2, Yıl 2022, s.261.
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 245
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Federe Kimlik Yönetim Modeli
Merkezi dijital kimlik modelinin ortaya çıkardığı sorunlar nedeniyle federe
kimlikler gündeme gelmiştir. Birden çok bilişim teknolojisi hizmetinde ve farklı
kuruluşlarda kullanılabilen, kullanıcılara aynı kimlik bilgilerini kullanarak bir
federasyon oluşturma olanağı tanıyan bir konsepttir. Tek oturum açma veya
SSO olarak bilinen bu sistemde kullanıcılar, Google hesap bilgilerini kullanarak
YouTube ve diğer uygulamalara giriş yapabilmektedir26. Bu yöntem, daha
kullanışlı olarak görülse de parolanın çalınması durumunda tüm sitelere erişim
riskini de beraberinde taşımaktadır.
Madde 29 — Gözlemevi ve Forumu Raporu’nda da ulaşıldığı görülmektedir55.
olarak tanımlanmıştır56. Açık anahtarlar, takma adlandırmadan farklı olarak bu
durumu geri döndürülemez şekilde yapmaktadır.
Uygulamada hem açık ve izinsiz hem de özel ve izinli blokzincirlerde açık
anahtarların tanımlanmış veya tanımlanabilir bir gerçek kişinin kimliğinin
tespit edilmesini sağlayabileceği ortaya koyulmaktadır. Bu kapsamda, örneğin,
ilgili kişilerin alenileştirmesiyle açık anahtarla ilişkilendirilen kayıtların açık
anahtarla birleşimi, bir blokzincir adresinin arkasında yatan gerçek dünya
kimliğini ortaya çıkarabileceğinden açık anahtarların kişisel verilerin korunmasına
ilişkin mevzuat kapsamında kişisel veri olarak nitelendirilebileceği şeklindeki
yorumların sebebi anlaşılmaktadır.
Bu noktada, kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle doğrudan veya
dolaylı olarak ilişkili açık anahtarların gerek Kanun gerekse GVKT kapsamında
kişisel veri olarak nitelendirilebileceği söylenebilecek olup gerekli tespitin
yapılması için somut olay bazında değerlendirme yapılması gerektiğinin de
altının çizilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
Kişisel Veri Olarak İşlemsel Veriler
‘İşlemsel veri’, blokzincirlerde kullanılabilen ancak açık anahtar olmayan diğer
veri kategorilerine atıfta bulunmak için kullanılan terminolojidir. Fransız Veri
Koruma Otoritesine göre, bir işlemin ‘içinde’ yer alan verileri ifade etmektedir57.
Örneğin, işlemsel kişisel veriler, belirli bir işlemin yükünde yer
alan bir isim, adres veya doğum tarihi olabilmektedir.
İşlemsel verilerin GVKT’nin kişisel veri tanımını karşılayıp karşılamadığını
belirlemek için duruma göre bir analiz yapılması gerekmektedir.
54 a.g.e. s.27.
55 a.g.e. s.28.
56 a.g.e. s.27.
57 a.g.e. s.28. (örneğin: diploma, emlak tapusu)
DİJİTAL KİMLİK DÜZENLEMELERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 257
Derya Vildan BAŞARAN / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Önceki açıklamalarla paralel olacak şekilde işlemsel verilerin, kimlik tespitine yol
Madde 226-16 — kaydedilmesi ve kullanılması durumunda uygulanacak cezalar düzenlenir.
teknolojileri kullanımıyla kişisel verilerin izinsiz olarak ele geçirilmesi veya
dağıtılması halinde, suçlular ciddi para ve hapis cezaları ile karşı karşıya kalabilir.
Ayrıca Madde 323-1’de (“Bilgisayar Sistemlerine İzinsiz Giriş”), YZ sistemleri
üzerinden gerçekleştirilen izinsiz erişimlere karşı cezalar öngörülmektedir54.
Amerika Birleşik Devletleri: Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Suiistimali Yasası
(Computer Fraud and Abuse Act - CFAA)
ABD’deki Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Suiistimali Yasası (Computer Fraud
and Abuse Act / CFAA) CFAA, bilgisayar sistemlerine izinsiz erişimi ve bu
sistemlerdeki verilerin kötüye kullanımı düzenlemektedir. CFAA Madde 18 U.S.C.
§ 1030, YZ araçları kullanılarak gerçekleştirilen veri ihlallerini içermektedir55.
Örneğin kişisel verilerin izinsiz olarak elde edilmesi veya YZ teknolojileri
aracılığıyla yetkisiz erişim sağlanması durumları madde kapsamında kalacaktır.
53 Bundesministerium der Justiz, https://www.gesetze-im-internet.de/stgb/__202a.
html#:~:text=Strafgesetzbuch%20(StGB),%C2%A7%20202a%20Aussp%C3%A4hen%20
von%20Daten&text=(2)%20Daten%20im%20Sinne%20des,gespeichert%20sind%20oder%-
20%C3%BCbermittelt%20werden.
54 République Française, Code Pénal, https://www.legifrance.gouv.fr/codes/article_lc/LEGIA
RTI000030939438/2015-07-27.
55 U.S. Deparment of Justice, “9-48.000 - Computer Fraud and Abuse Act”, https://www.justice.gov/jm/
jm-9-48000-computer-fraud.
YAPAY ZEKÂ MODELLERİNİN KİŞİSEL VERİLERE İLİŞKİN CEZAİ SONUÇ DOĞURABİLECEK 355
İŞLEM VE FAALİYETLERİ • Ezgi TURGUT BİLGİÇ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
KİŞİLİĞİN CEZA HUKUKU BAKIMINDAN ANLAMI
VE SONUÇLARI
Genel Olarak Hukuki Kişilik
Kişiliğin hukuken tespit edilmesi, bu kişiye hangi yaptırımın uygulanacağının
tespiti konusunda elzemdir. Örneğin bir eylemi cezai açıdan sonuç doğrudan
kişinin/YZ’nin tüzel kişi kabul edilmesi durumunda, her ne kadar suçu doğrudan
işlediği kabul edilmese de ceza hukukundaki güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi
söz konusu olabilecektir. Hukuki kişilik, bir varlığın (insan birey veya tüzel
kişilik gibi) hukuk karşısında belirli hak ve yükümlülüklere sahip olmasını
sağlamaktadır56. Ceza hukuku bağlamında hukuki kişilikten bahsedildiğinde,
gerçek kişi tarafından bir suç işlendiğinde kişinin bu eylemlerinden hukuki olarak
sorumlu olabileceği durumu söz konusu olur. Dolayısıyla hukuki kişiliğin tespiti,
ceza hukukunda uygulanacak yaptırımların belirlenmesinde, YZ’nin eylemleri
bakımından ona bazı yükümlülükler yüklenmesinde hayati öneme sahiptir57.
Örneğin bir eylem tüzel kişiye atfedildiğinde, söz konusu kişiliğin hukuki
kişilik olarak kabul edilip edilmemesi, ceza hukukunda güvenlik tedbirlerinin
uygulanıp uygulanamayacağını belirleyecektir.
Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu bakımından faraziye ve gerçeklik ile karma
teorilerinin söz konusu olduğunu ifade etmek gerekir. Faraziye teorisi tüzel kişilerin
gerçek varlıktan yoksun olması sebebiyle kusur isnadına konu olamayacağını
savunurken; gerçeklik teorisi cezalandırma bakımından tüzel kişilerin gerçek
kişilerden ayrılmaksızın cezalandırılması gerektiğini ifade etmektedir58. Karma
teoriyi savunanlar ise tüzel kişiler her ne kadar soyut varlıklar olsa da kanunlarca
çizilen sınırlar dahilinde cezai açıdan sorumlu tutulabilmeleri gerektiğini
belirtmektedir59. Türk hukukunda ise tüzel kişilerin cezalandırılamayacağı,
ancak bunlara güvenlik tedbiri uygulanabileceği kabul edilmektedir.
56 Joanna J. Bryson, Mihailis E. Diamantis and Thomas D. Grant, “Of, for, and by the People: the Legal
Lacuna of Synthetic Persons”, Artificial Intelligence and Law, 25 (2017): 273-291, s.277.
57 Erdem Doğan, Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2022, s. 169.
58 Fatih Selami Mahmutoğlu ve Serra Karadeniz, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, 2. Baskı, Beta
Yayım, İstanbul, 2021, s.271.
59 Mahmutoğlu-Karadeniz, a.g.e.
356 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Hukuki kişilik, bir varlığa, insan birey ya da tüzel kişi gibi, hukuk karşısında
belirli hak ve yükümlülükler sahip olma kapasitesini verir60. Ceza hukuku
bağlamında hukuki kişilikten bahsederken, gerçek bir kişinin bir suç işlemesi
durumunda, bu kişinin eylemlerinden hukuki olarak sorumlu tutulabileceği
durumlar söz konusudur. Böylelikle hukuki kişiliği olan bir varlık, ceza yasalarını
ihlal ettiğinde, bu ihlallerin sonuçlarından sorumlu tutulabilir. Bu yaklaşım,
hukuki kişilik sayesinde, varlıkların eylemlerinde dikkatli olmalarını ve adlarına
hareket edecek kişilerin özenle seçilmelerini sağlar, zira bu kişilikler toplumsal
ve ekonomik yaşama önemli ölçüde katılım sağlamaktadırlar61. Bu doğrultuda
hukuki kişiliği olan bir varlık, cezai normlarını ihlal ettiğinde, bu ihlallerin
sonuçlarından sorumlu olabilecektir.
Gerçek kişiler hukuki kişiliğe de sahip olduklarından, eylemlerinden ötürü
ceza hukuku yaptırımlarının doğrudan muhatabıdır. Bir bireyin işlediği suçlar/
yaptığı eylemler genellikle dolaylı veya doğrudan bir şekilde o kişinin “kendi/
öz iradesi” ile gerçekleştirilmiş eylemler olmaktadır. Dolayısıyla bireyler, kendi
iradesi ile gerçekleştirdiği/kendisinin yaptığı eylemlerinden ve bu eylemlerinin
sonuçlarından doğrudan sorumlu tutulur. Bu “doğrudan sorumluluk” bireylerin
cezai sorumluluğunun genel bir prensibi olup bireyin eylemini bilerek ve
isteyerek/kasten işlemesi veya ihmal sonucunda suça neden olması durumlarının
ikisi açısından da geçerlidir.
Tüzel kişiliklerin cezai sorumluluğu konusu ise gerek yaptırım gerek sorumluluk
atfı bakımından bireylerin doğrudan kendilerine yöneltilen cezai sorumluluğundan
daha farklıdır62. Pek çok modern hukuk sistemi, tüzel kişiliklerin suç işleyebileceğini
ve bu eylemlerinden dolayı tüzel kişilere özgü bir cezai sorumluluk taşıyabileceğini
kabul etmektedir. Ancak tüzel kişiliklerin gerçekleştirmiş oldukları eylemler
genellikle yöneticileri, çalışanları veya temsilcileri tarafından işlendiği için
“dolaylıdır”. Bu durumda, tüzel kişiliklerin cezai sorumluluğu genellikle tüzel
kişiliğin yasalara uygun bir şekilde yönetilemediği durumlarda veya tüzel
kişiliğin bir suçun işlenmesini sağlayan bir ortam oluşturduğu durumlarda
ortaya çıkmaktadır.
60 Louisa McDonald, “AI Systems and Liability: An Assessment of the Applicability of Strict Liability & A
Case for Limited Legal Personhood for AI,” St Andrews Law Journal No:1 (2023): 5-21, s.9-10.
61 Nur Centel, Ceza Hukukunda Tüzel Kişilerin Sorumluluğu -Şirketler Hakkında Yaptırım Uygulanması,
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65, no.4 (2016): 3313-3326, s.3314.
62 Centel, a.g.e., s.3315.
YAPAY ZEKÂ MODELLERİNİN KİŞİSEL VERİLERE İLİŞKİN CEZAİ SONUÇ DOĞURABİLECEK 357
İŞLEM VE FAALİYETLERİ • Ezgi TURGUT BİLGİÇ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
YZ ve robotlar gibi varlıkların cezai sorumluluğunun tayin edilmesi için öncelikle
ne tür bir hukuki kişiliğin bahis konusu olduğunun/kabul edildiğinin belirlenmesi
gerekir. YZ kullanan araçların meydana getirebileceği suçlar genellikle bu
araçların programlanması veya kontrol edilmesindeki hatalar veya ihmaller sonucu
ortaya çıkacağından, ortaya çıkan suçların manevi unsurunun belirlenmesinde
çeşitli sorunlar karşımıza çıkmaktadır.
Yapay Zekâ ve Robotların Hukuki Kişiliğini Savunan Görüşler
YZ günümüzde insanların sahip olduğu bilince veya niyete sahip olmasa da bazı
görüşlere göre ahlaki eylem yeteneği kavramı özerklik düzeylerine göre otonom
sistemleri içerecek şekilde genişletilmelidir63. Cezai sorumluluk ahlaki bir eylem
yeteneği gerektirdiğinden, YZ’nin yasal statüsüyle ilgili belirlemeler, cezai
sorumluluk rejimini de etkileyecektir. Bu sebeple YZ ve robotların hukuki kişilik
kazanması konusundaki tartışmalar giderek cezai sorumluluğun belirlenmesi
anlamında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu noktada karşımıza
hukuki kişiliği ele alan üç temel görüş ortaya çıkmaktadır: Tam Kişilik Görüşü,
Kısmi Kişilik Görüşü ve Elektronik Kişilik Görüşü.
Tam Kişilik Görüşü
Bu görüşe göre YZ ve robotların, insanların veya tüzel kişiliklerin sahip olduğu
gibi tam bir hukuki kişilik kazanması gerekmektedir64. Böylece YZ kullanan
araçlara kişilik verildiğinde, onlara belirli haklar ve yükümlülükler yüklenebilecek,
cezai sorumluluk atfedilebilecektir. Tam kişilik görüşünü savunanların genellikle,
YZ ve robotların otonomluk seviyesinin ve bağımsız karar verme yeteneklerinin
sürekli artmakta olduğunun altını çizdiği belirtilebilir65. Bu araçlar daha özerk
hale geldikçe ve bağımsız kararlar verme yeteneğine sahip oldukça, hukuk
sistemi içindeki rollerini de yeniden tasarlamak bir gerekliliktir66. Zira YZ,
yerine getirilmesi güç görevleri insan müdahalesi olmadan yapabiliyorsa,
63 Francesca Lagioia ve Giovanni Sartor, “AI Systems Under Criminal Law: a Legal Analysis and a Regulatory
Perspective” Philosophy & Technology, 33 (2019): 433-465, s.462.
64 S.M. Solaiman, “Legal personality of robots, corporations, idols and chimpanzees: a quest for legitimacy”,
Artificial Intelligence and Law, 25 (2016): 155-179, s.175.
65 Yasser Ellamey ve Amr Elwakad, “The criminal responsibility of artificial intelligence systems: A
prospective analytical study,” Corporate Law and Governance Review, Volume 5, Issue 1 (2023):
92-100, s.96-97.
66 Ellamey-Elwakad, a.g.e.
358 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
bu eylemlerden ötürü bir miktar sorumluluk da alması gerekir. Bunun yanında YZ
ve robotlara hukuki kişilik tanınması, cezai sorumluluk da doğuran eylemlerinde
-gerektiği kadar izlenemediği veya insan denetiminin asgari düzeyde olduğu
durumlarda- sorumluluk atfedilmesi için önemlidir. Ayrıca bu araçların hukuk
tarafından bir “kişi” olarak tanınmalarının, cezai sorumluluğun yanında hukuki
sorumluluk/tazminat sorumluluğu gibi sorunlarına çözüm olabileceği öne sürülür67.
Madde ve — World Wide Web, https://pure.unamur.be/ws/portalfiles/portal/55191444/4735.pdf.
Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Terimler Sözlüğü, https://www.kvkk.gov.
tr/SharedFolderServer/CMSFiles/062384e3-d18c-4c38-b108-3a7a2a28e849.pdf.
Mesut Serdar Çekin, Avrupa Birliği Hukukuyla Mukayeseli Olarak 6698 Sayılı
Kanun Çerçevesinde Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul, 2019.
Metin Turan, Karşılaştırmalı Hukukta Kişisel Verilerin Korunması, Seçkin
Yayıncılık, Ankara, 2021.
Mine Demirezen, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku ve Uyum Projelerinin
Yürütülmesi, Platon Hukuk Yayınevi, İstanbul, 2020.
Nafiye Yücedağ, Medeni Hukuk Açısından Kişisel Verilerin Korunması Kanununun
Uygulama Alanı ve Genel Hukuka Uygunluk Sebepleri, https://dergipark.org.
tr/tr/download/article-file/470647.
Nilgün Başalp, Avrupa Birliği Veri Koruması Genel Regülasyonunun Temel
Yenilikleri, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/271091.
Oğuz Şimşek, Anasaya Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması, Beta Yayıncılık,
İstanbul, 2008.
Polish Personal Data Protection Office, https://uodo.gov.pl/decyzje/
ZSZZS.440.768.2018.
Şehriban İpek Aşıkoğlu, Avrupa Birliği ve Türk Hukukunda Kişisel Verilerin
Korunması ve Büyük Veri, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2018.
Şive Sepici Güleşgen, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Açısından Meşru
Menfaat Kavramının Değerlendirilmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü, İstanbul, 2021.
Türk Dil Kurumu Sözlüğü, https://sozluk.gov.tr.
Working Party 29, Opinion 06/2014 on the notion of legitimate interests of the
data controller under Article 7 of Directive 95/46/EC, https://ec.europa.eu/justice/
article-29/documentation/opinion-recommendation/files/2014/wp217_en.pdf.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 457
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ
KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
İkra AYKOL UZUNALİ
Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
“Bu çalışma, 09.12.2023 tarihinde kabul edilen “Kişisel Verilerin Korunmasında Veri
Koruma Etki Değerlendirmesi” başlıklı uzmanlık tezinden alınmıştır”
GİRİŞ
95/46/EC sayılı Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Bu Tür Verilerin Serbest Dolaşımına
Dair Bireylerin Korunması Direktifi’ni mülga ederek 25 Mayıs 2018’te yürürlüğe
giren 2016/679 sayılı Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GVKT)
ile veri sorumlularına getirilen yükümlülüklerden birisi de veri koruma etki
değerlendirmesi (VKED) yapma yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün düzenlendiği
GVKT’nin 35’inci maddesine göre veri sorumlusunun, gerçek kişilerin hak
ve özgürlükleri bakımından yüksek riske yol açması muhtemel bir kişisel veri
işleme faaliyetine başlamadan önce, veri koruma etki değerlendirmesi yapması
ve bu değerlendirme neticesinde işlemenin doğuracağı yüksek riskin devam
etmesi halinde GVKT’nin 36’ncı maddesi uyarınca veri koruma otoritesine
danışması gerekmektedir.
Dünyada çeşitli örnekleri bulunmakla birlikte bu çalışmada 6698 sayılı Kişisel
Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) Avrupa Birliği hukukundan mehaz
alındığı gözetilerek Avrupa Birliği’ndeki veri koruma etki değerlendirmesi
mekanizması ele alınmıştır. Çalışmada veri koruma etki değerlendirmesi kavramının
458 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
tarihsel gelişimi açıklandıktan sonra, ilk bölümde Avrupa Birliği (AB) hukukunda
yürürlükte olan veri koruma etki değerlendirmesi mekanizmasının kapsamı ve
gereklilikleri ile veri koruma etki değerlendirmesinin faydaları açıklanacaktır.
İkinci bölümde ise, veri koruma etki değerlendirmesi mekanizmasının Türk
veri koruma hukukundaki boyutu ele alınacaktır.
Veri Koruma Etki Değerlendirmesi Kavramının Ortaya Çıkışı ve
Tarihsel Gelişimi
Veri koruma etki değerlendirmesi, esasında etki değerlendirmesinin bir çeşididir.
Etki değerlendirmesi en genel anlamıyla, bir girişimin toplumun çıkarlarına
yönelik olası sonuçlarını analiz etme, toplum için tehlike arz edip etmeyeceğini
belirleme, girişimin uygulanıp uygulanmayacağı ve hangi koşullar altında
uygulanacağına ilişkin karar alma sürecinde kullanılan bir değerlendirme
tekniği olarak tanımlanabilir.1 Bu teknik tarihte teknoloji değerlendirmesi başta
olmak üzere çevresel etki değerlendirmesi, sosyal etki değerlendirmesi olarak
somutlaşmış, devamında sağlık hizmetleri, regülasyon (yönetişim), etik, gözetim,
mahremiyet ve kişisel verilerin korunması gibi alanlarda uygulanmıştır.2
İlk olarak “mahremiyet etki değerlendirmesi” (Privacy Impact Assessment, PIA)
olarak adlandırılan kavram 1995-2005 döneminde ortaya çıkarak olgunlaşmıştır.3
Bu kavramın gelişimi ve kullanımı ağırlıklı olarak Yeni Zelanda, Avustralya,
Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne atfedilmekte4 olup kamu sektöründeki
uygulamalarda veri koruma aracı olarak kullanılmıştır.5
Kişisel verilerin korunmasında mahremiyet etki değerlendirmesi mekanizmasının
Avrupa Birliği’nde kurumsallaşması 1995 yılında yürürlüğe giren 95/46/EC sayılı
1 Dariusz KLOZA vd., “Towards a method for data protection impact assessment: Making sense of GDPR
requirements”, Brussels Laboratory for Data Protection & Privacy Impact Assessments, Sayı: 1/2019,
ss. 1-8, s.1.
2 Dariusz KLOZA vd.,,“The concept of impact assessment”, Border Control and New Technologies, Academic
and Scientific,Yıl:2021, ss..31-48, s.33.
3 Roger CLARKE, “Privacy impact assessment: Its origins and development”, Computer Law & Security
Review, Yıl:2009, Cil:25, Sayı: 2, ss. 123-135, s.124.
4 CLARKE, “Origins and development”, s. 129.
5 David H. FLAHERTY, Privacy impact assessments: an essential tool for data protection, In: A presentation
to a plenary session on ‘‘New technologies, security and freedom,’’ at the 22nd annual meeting of privacy
and data protection officials held in Venice, 27–30 Eylül 2000, https://www8.austlii.edu.au/cgi-bin/
viewdoc/au/journals/PLPR/2000/45.html (E.T.14.04.2024).
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 459
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Direktif’in 20’nci maddesi ile olmuştur.6 Bu madde doktrinde mahremiyet etki
değerlendirmesi olarak değerlendirilmiş ve bazı AB üye ülkelerinde uygulama
aracı olarak ele alınmış7, bu dönemde Birleşik Krallık’ta Veri Koruma Otoritesi
(ICO) tarafından 2007 yılında “Mahremiyet Etki Değerlendirmesi Rehberi”,
Avrupa Komisyonu tarafından 2009 yılında “RFID Teknolojilerine İlişkin Tavsiye”
ve Madde 29 Çalışma Grubu tarafından 2011 yılında “RFID Uygulamaları için
Mahremiyet ve Veri Koruma Etki Değerlendirmesi Rehberi”, Fransa Veri Koruma
Otoritesi (CNIL) tarafından 2015 yılında Mahremiyet Etki Değerlendirmesi
Rehberi yayımlanmıştır.
Uluslararası alandaki düzenlemelere bakıldığında ise, 2009 yılında 50 veri
koruma otoritesi tarafından kabul edilen Madrid Kararı’nda veri sorumlularının
alması gereken proaktif önlemler arasında mahremiyet etki değerlendirmesine
yer verilmiştir.8 Diğer taraftan ülkemizin de tarafı olduğu 108 sayılı Kişisel
Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması
Sözleşmesi’nde yer almamakla birlikte, henüz ülkemizin taraf olmadığı 108+
Kişisel Verilerin İşlenmesi Karşısında Bireylerin Korunması İçin Sözleşme’nin
10’uncu maddesinin ikinci fıkrasında mahremiyet etki değerlendirmesine yer
verilmiştir.
Mahremiyet etki değerlendirmesi kavramı zamanla ve bölgeden bölgeye
farklılaşmış9 olup AB hukukunda GVKT ile birlikte “veri koruma etki
değerlendirmesi” olarak adlandırılmaktadır. Veri koruma etki değerlendirmesi
büyük ölçüde mahremiyet etki değerlendirmesinin bir çeşididir.10 Mahremiyet
Etki Değerlendirmesi (PIA) ile Veri Koruma Etki Değerlendirmesi (DPIA)
kavramları, günümüzde aynı kavramı ifade etmek için kullanılmakta11 ise de bazı
farklar barındırmaktadır. Tarihsel süreçte mahremiyet etki değerlendirmeleri
sadece kişisel verilerin korunmasını değil, bireyin vücut bütünlüğü, bireyin
özel hayatının gizliliği, bireyin haberleşmesinin gizliliği ve kişisel verilerin
6 CLARKE, “Origins and development”, s.125.
7 CLARKE, “Origins and development”, s. 129.
8 The Madrid Resolution, m.22-(f)
9 CLARKE, “Origins and development”, s.124.
10 KLOZA vd. ,“Towards a method for DPIA”, s.1.
11 Commission Nationale de l’Informatique et des Libertés (CNIL). Privacy Impact Assessment (PIA)
Methodology (How To Carry Out a PIA). Accessed: Jun. 2015. [Online]. Available: https://www. cnil.fr/sites/
cnil/files/typo/document/CNIL-PIA-1-Methodology.pdf; Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.4.
460 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
gizliliği olmak üzere mahremiyetin birçok boyutunu ele almaktadır.12 Öte yandan
mahremiyet etki değerlendirmesi, kişisel verilerin işlenmesinden kaynaklanan
riskleri hem bireyler hem organizasyon açısından ele alabilmektedir.13 Oysa
GVKT’de düzenlenen veri koruma etki değerlendirmesi, planlanan proje bazında
kişisel verilerin işlenmesinden etkilenecek ilgili kişileri odak noktasına alarak
bu kişilerin haklarına yönelik riskleri yönetmeyi hedeflemektedir.14
GENEL VERİ KORUMA TÜZÜĞÜNDE VERİ KORUMA ETKİ
DEĞERLENDİRMESİ
AB hukukunda veri koruma etki değerlendirmesinin temeli sayılan15 95/46/EC
sayılı Direktif’in “Önkontrol”başlıklı 20’nci maddesinde, açıkça veri koruma etki
değerlendirmesi ifadesi kullanılmamakla beraber, ilgili kişilerin hak ve özgürlükleri
bakımından belirli risk teşkil etmesi muhtemel işleme faaliyetine başlanmadan
önce veri koruma otoritesine danışılması gerektiği düzenlenmiştir. Ancak bu
düzenleme, AB üye devletlerindeki işletmeler tarafından çok fazla idarî yük ve
masrafa neden olduğu için eleştirilmiştir.16 Bu hususa GVKT’nin gerekçesinde
yer verilmiş olup 95/46/EC sayılı Direktif’teki önkontrol yükümlülüğünün idari
ve mali yük getirmesine karşın, her durumda kişisel verilerin korunmasının
iyileştirilmesine katkıda bulunmadığı belirtilerek ayrım gözetmeyen genel
danışma yükümlülüğünün kaldırılması ve yerine niteliği, kapsamı, bağlamı
ve amaçları itibariyle gerçek kişilerin hak ve özgürlükleri açısından yüksek
risk teşkil etmesi muhtemel işleme faaliyeti türlerine odaklanan veri koruma
etki değerlendirmesinin getirilmesinin daha etkili bir mekanizma olacağı ifade
edilmiştir.17
Dolayısıyla GVKT’nin 35 ve 36’ncı maddeleri ile düzenlenen veri koruma etki
değerlendirmesi, 95/46/EC sayılı Direktif’teki düzenlemeden bazı noktalarda
farklılık arz etmektedir. Direktif’teki “belirli risk” kavramı, GVKT’de “yüksek
12 CLARKE, “Origins and development”, s.124; David WRIGHT, “The state of the art in privacy impact
assessment”, Computer Law & Security Review, Yıl:2012, Cilt: 28, Sayı: 1, ss. 54-61, s.57.; CLARKE, “What
is Privacy?” , http://www.rogerclarke.com/DV/Privacy.html, ( E.T.5.6.2024).
13 Reuben BINNS, “Data protection impact assessments: A meta-regulatory approach” International Data
Privacy Law, Yıl:2017, Cilt: 7, Sayı: 1, ss. 22-35, s.24.
14 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.17.
15 CLARKE, “Origins and development”, s.125.
16 Francoise GILBERT, EU General Data Protection Regulation: What Impact for Businesses Established
Outside the European Union, Journal of Internet Law, 2016, s. 4.
17 GVKT Resital 89 ve 90.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 461
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
risk” olarak değiştirilerek veri koruma etki değerlendirmesi yapılması yüksek
risk teşkil etmesi muhtemel işleme faaliyetleriyle sınırlandırılmıştır. Direktif’te
veri sorumlusunun doğrudan veri koruma otoritesine danışması öngörülmüşken,
GVKT’de veri sorumlusunun yüksek riski azaltamadığı durumda veri koruma
otoritesine danışması öngörülmüştür. Veri koruma etki değerlendirmesi yapılması,
95/46/EC sayılı Direktif döneminde veri sorumluları için ihtiyari iken GVKT
ile zorunlu bir yükümlülük haline getirilmiştir.18
Çalışma Grubu, veri koruma etki değerlendirmesini “kişisel veri işleme faaliyetini
tanımlamak, gerekliliğini ve orantılılığını değerlendirmek ve kişisel verilerin
işlenmesi sebebiyle gerçek kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik riskleri
değerlendirerek ve bunları ele alacak önlemleri belirleyerek yönetmeye yardımcı
olmak için tasarlanmış bir süreç” olarak tanımlamaktadır.19 GVKT ile yürürlüğe
giren veri koruma etki değerlendirmesi hem risk temelli yaklaşımın hem de
hesap verilebilirlik ilkesinin bir aracı olarak nitelendirilmektedir.
Gerek 95/46/EC sayılı Direktif’te gerekse GVKT’de benimsenen risk temelli
yaklaşım, kişisel verilerin korunmasında riskin kontrol altına alınması için
gerçek kişilerin hak ve özgürlükleri üzerinde doğurduğu riskin seviyesine göre
risk yönetim araçları kullanılmasını hedeflemektedir.20 Bu yaklaşımın diğer
yönü ise, tüm yükümlülüklerin her veri sorumlusu için öngörülmesinin kimisi
için orantısız yük doğurabileceği gerekçesiyle veri sorumlularına yürüttükleri
işleme faaliyetinin risk seviyesine göre yükümlülük getirilmesini esas almaktadır.
Böylece yüksek riskli işleme faaliyeti yürüten veri sorumluları, düşük riskli
işleme faaliyeti yürütenlere kıyasla ek yükümlülüklere tabi olacaktır.21
Risk temelli yaklaşımın bir yansıması olan GVKT’nin 24’üncü maddesinin
birinci fıkrasında veri sorumluları, işlemenin niteliği, kapsamı, bağlamı ve
amaçlarının yanında gerçek kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik değişen
olasılık ve büyüklükteki riskleri gözeterek, kişisel veri işleme faaliyetinin
GVKT’ye uygun gerçekleştirilmesi ve uygunluğunun ispatlanması için gerekli
teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Bununla bağlantılı olarak
18 KLOZA vd. ,“Towards a method for DPIA”, s.1. ; WRIGHT-WADHWA, a.g.m., s.13.
19 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.4
20 Raphael GELLERT, “Data protection: a risk regulation? Between the risk management of everything
and the precautionary alternative”, International Data Privacy Law , Yıl: 2015, Cilt 5: Sayı:1,ss.3-19, s. 13.
21 Madde 29 Çalışma Grubu, Statement on the role of a risk-based approach in data protection legal
frameworks, 30.05.2014, s.2.
462 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
veri koruma etki değerlendirmesi, gerçek kişilerin temel hak ve özgürlükleri
için yüksek risk oluşturması muhtemel bir işleme faaliyetine başlamadan
önce riskin tespit edilmesi, riskin azaltılması ve kişisel verilerin korunmasının
sağlanması için uygun tedbir ve güvencelerin alınmasına hizmet eden güvenlik
tedbirlerinden birisidir.22
Öte yandan veri koruma etki değerlendirmesi kişisel verilerin korunmasında
hesap verilebilirlik ilkesinin teminini sağlayan araçlardan birisidir.23 GVKT’de
hesap verilebilirliği sağlayacak veri koruma önlemleri arasında veri koruma
etki değerlendirmesinin uygulanmasının yanı sıra işleme faaliyetleri kaydının
tutulması, tasarımla veri koruma ilkesi, veri koruma görevlisinin atanması,
sertifikasyon ve davranış kuralları gibi önlemler de yer almaktadır.24 Hesap
verilebilirlik ilkesine 95/46/EC sayılı Direktif’te yer verilmemekle beraber Madde
29 Çalışma Grubunun tavsiyeleri üzerine25 GVKT’nin 5’inci maddesinin ikinci
fıkrasında açıkça yer verilmiştir. Hesap verilebilirlik ilkesi, veri sorumlularının
veri koruma ilkelerini uygulamak için uygun ve etkili tedbirleri alması ile bu
tedbirlerin alındığını ispat etmesi olarak açıklanmaktadır.26 Söz konusu ilke kişisel
verilerin korunmasına ilişkin kurallara uyma ve bunu ispat etme olmak üzere
iki unsurdan oluşmakla birlikte, ilkenin kişisel verilerin korunması alanında
95/46/EC sayılı Direktif döneminden farklı olarak doğurduğu etki temelde, veri
sorumlusu ve veri işleyenler için uygunluğu ispat etme yükümlülüğü getirmiş
olmasıdır. Nitekim 95/46/EC sayılı Direktif’te hesap verilebilirlik ilkesi yer
almasa da veri sorumlusu ve veri işleyenlerin kişisel verilerin korunmasına
ilişkin kurallara uyma yükümlülüğü bulunmaktaydı.27 Hesap verilebilirlik
aracı yönüyle veri koruma etki değerlendirmesi, veri sorumlusunun GVKT’ye
uyumlu olmasını ve uyumluluğun ispatını sağlayan bir süreçtir.
22 GVKT Resital 89 ve 90.
23 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.4; Ömer EKMEKÇİ vd., Kişisel Verilerin Korunması Hukuku,
On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2024, s.139.
24 Christos GIAKOUMOPOULOS, Giovanni BUTTARELLI, Michael O’FLAHERTY, Handbook on European data
protection law, European Union Agency for Fundamental Rights and Council of Europe, 2018. https://
fra.europa.eu/sites/default/files/fra_uploads/fra-coe-edps-2018-handbook-data-protection_en.pdf,
s.174 vd. ; Madde 29 Çalışma Grubu, WP218, s.2.
25 Madde 29 Çalışma Grubu, Opinion 3/2010 on the principle of accountability, s.3-4.
26 Madde 29 Çalışma Grubu, Opinion 3/2010 on the principle of accountability, s.9.
27 Douwe KORFF, Marie GEORGES, The DPO Handbook Guidance for data protection officers in the
public and quasi‐public sectors on how to ensure compliance with the European Union General
Data Protection Regulation (Regulation (EU) 2016/679), Elaborated for the EU‐funded “T4DATA”
programme, 2019, s.114.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 463
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
YÜKÜMLÜLÜĞÜN SAHİBİ
GVKT’nin 35’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca veri koruma etki
değerlendirmesi yapma yükümlülüğü veri sorumlusuna ait olup yükümlülüğün
yerine getirilmediğinin tespiti halinde hakkında idari para cezası uygulanabilecektir.
28
Yükümlülüğün sahibi veri sorumlusudur ancak süreçte ona yardımcı olması gereken
aktörler bulunmaktadır. Veri sorumlusunun veri koruma etki değerlendirmesine
ilişkin süreçleri yerine getirirken bilgi teknolojileri departmanına, varsa veri
koruma görevlisine29, veri işleyene ve ilgili kişi temsilcisinin görüşüne danışarak
girdileri sağlaması beklenmektedir.30 Etkin bir veri koruma etki değerlendirmesi
yürütülebilmesi için, oluşturulacak ekibin bunu yapabilecek kapasite ve bilgiye
sahip olması önem arz etmektedir.31
İşleme faaliyeti ortak veri sorumluluğunu içeriyorsa, veri koruma etki
değerlendirmesinde risklerin ele alınması ve ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerinin
korunmasını teminen tedbirlerden hangi veri sorumlusunun sorumlu olduğunun
açıkça tanımlanması gerekmektedir. 32
İşleme faaliyetinin tamamen veya kısmen bir veri işleyen tarafından
gerçekleştirilmesi halinde ise, veri işleyenin veri koruma etki değerlendirmesinin
gerçekleştirilmesinde veri sorumlusuna yardımcı olması ve gerekli her türlü
bilgiyi sağlaması gerekmektedir.33 Veri işleyenlerin işleme faaliyetinin niteliği ve
sahip olduğu bilgileri dikkate alarak sırları veya güvenlik açığına yol açabileceği
için zayıf noktaları ifşa etmeden faydalı bilgileri veri sorumlusuyla paylaşması
beklenmektedir.34 Veri işleyenlerin bu konudaki rol ve sorumluluklarının veri
sorumlusu ile arasındaki sözleşmede açıkça tanımlanması tavsiye edilmektedir.35
28 GVKT Madde 83/4-(a).
29 Veri sorumlusunun veri koruma görevlisinin görüşüne katılmaması mümkündür ancak katılmadığı
hallerde katılmama gerekçesini yazılı olarak belgelendirmesi gerekmektedir. bkz. Madde 29 Çalışma
Grubu, WP 243 rev.01, s.17.
30 Avrupa Veri Koruma Otoritesi (EDPS), Accountability on the ground Part II:Data Protection Impact
Assessments & Prior Consultation, v1.3, July 2019, s.4.
31 FLAHERTY, a.g.m., https://www8.austlii.edu.au/cgi-bin/viewdoc/au/journals/PLPR/2000/45.html
(E.T.14.04.2024)
32 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.6.
33 Bkz. GVKT’nin 28(3)(f) maddesi, Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.15.
34 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s. 6.
35 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s. 15.
464 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
YÜKÜMLÜLÜĞÜN ZAMANI
Veri koruma etki değerlendirmesinin kişisel veri işleme faaliyetine başlamadan önce
gerçekleştirilmesi gerekmektedir.36 Nitekim veri koruma etki değerlendirmesinin
amacı kişisel verilerin korunmasına ilişkin zarara sebep olabilecek olayları
önceden tespit ederek önlemektir.37 Veri işleme faaliyetlerinin bir kısmı henüz
bilinmiyor dahi olsa, tasarım yoluyla veri koruma ve varsayılan olarak veri
koruma ilkeleri gereğince veri koruma etki değerlendirmesinin işleme faaliyetinin
tasarımında uygulanması gerekmektedir.38
Ancak yükümlülüğün bir kez yapılması yeterli olmamakta, işlemenin yaratabileceği
risklerin sürekli olarak izlenmesi ve riskte bir değişiklik olması halinde veri
koruma etki değerlendirmesinin yeniden yapılması gerekmektedir.39
YÜKÜMLÜLÜĞÜN KAPSAMI
GVKT’nin 35/1’inci maddesi “Özellikle yeni teknolojilerin kullanıldığı bir işleme
türünün, işlemenin niteliği, kapsamı, bağlamı ve amaçları dikkate alındığında,
gerçek kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik yüksek bir riske yol açmasının
muhtemel olduğu hallerde, veri sorumlusu işleme faaliyetinden önce, planlanan
işleme faaliyetlerinin kişisel verilerin korunması üzerindeki etkisine ilişkin bir
değerlendirme gerçekleştirir. Tek değerlendirme ile benzer yüksek riskler arz
eden birden çok benzer işleme faaliyeti ele alınabilir.” hükmünü haizdir.
Söz konusu hükümden veri koruma etki değerlendirmesinin her işleme faaliyeti
için gerekli olmadığı, “gerçek kişilerin hak ve özgürlükleri açısından yüksek
risk oluşturması muhtemel” olanlar için uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.40
İlgili maddedeki “hak ve özgürlükler” kavramı, kişisel verilerin korunması ve
özel hayata saygı hakkının yanı sıra ifade özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, din
ve vicdan özgürlüğü, ayrımcılık yasağı gibi temel hakları içermektedir.41
36 GVKT’nin 35’nci maddesinin birinci fıkrası.
37 GVKT Resital 90, 93.
38 GVKT Resital 78, Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.14.
39 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.6,14.
40 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.6.
41 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 218, s.4; Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.6.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 465
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Risk kavramı ise, GVKT’de gerçek kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik
fiziksel, maddi veya manevi zarara yol açabilecek durumlar olarak belirlenmiştir.42
GVKT’nin gerekçesinde gerçek kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik olası
risk teşkil eden haller, özellikle işlemenin ayrımcılığa, kimlik hırsızlığına veya
dolandırıcılığa, maddi zarara, itibarın zedelenmesine, mesleki sır kapsamında
korunan kişisel verilerin gizliliğinin ihlaline, takma adlandırmanın yetkisiz
olarak geri alınmasına veya diğer önemli ekonomik veya sosyal dezavantajlara
yol açtığı haller olmak üzere örnekleme yöntemiyle açıklanmıştır.43
Yüksek Riskle Sonuçlanması Muhtemel İşleme Faaliyetinin
Tespitinde Esas Alınacak Kriterler
Hangi işlemelerin muhtemel yüksek riskli olduğu noktasında ilk belirleme
GVKT’nin 35/3’üncü maddesinde yapılmıştır. Buna göre;
“1.fıkrada belirtilen veri koruma etki değerlendirmesi özellikle aşağıdaki
durumlarda gereklidir:
(a) Profilleme dâhil olmak üzere otomatik işlemeye dayanan ve gerçek kişiler
hakkında hukuki sonuçlar doğuran veya benzer şekilde gerçek kişileri
önemli ölçüde etkileyen kararlara dayanak olan gerçek kişilerin kişisel
özelliklerinin sistematik ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi;
(b) Madde 9(1)’de yer alan özel nitelikli kişisel veri kategorilerine veya
Madde 10
büyük ölçekte işlenmesi;
veya
(c) Kamuya açık bir alanın büyük ölçekte sistematik olarak izlenmesi.”
hükmü ile örnek yoluyla sayılan üç işleme faaliyetinin yüksek riskle
sonuçlanmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Söz konusu maddedeki
“özellikle” ibaresinden sayılan işleme faaliyetlerinin sınırlı sayma yöntemiyle
belirlenmediği anlaşıldığından, bunlar dışındaki “yüksek riskle sonuçlanması
muhtemel” işleme faaliyetlerinin tespiti için Madde 29 Çalışma Grubu tarafından
hazırlanan WP 248 Rehberinde, GVKT’nin 35/1 ve 35/3’üncü maddelerinde
42 GVKT Resital 75.
43 GVKT Resital 75; Öykü Beste BAYRAM, “Bir Uyum Aracı Olarak Veri Koruma Etki Analizinin Türk Hukuku
Bakımından Değerlendirilmesi”, Kişisel Verileri Koruma Dergisi, Yıl:2022, Cilt:4 Sayı:1, ss.38-53. s.43.
466 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
sayılan işleme faaliyetlerinin belirli unsurları ile GVKT’nin 71, 75, 76, 91, 92
ve 116’ncı Resitalleri esas alınarak, 9 kriter ortaya konulmuştur.44
Hangi işlemelerin muhtemel yüksek riskli olduğu noktasında bir diğer belirleme
ise, GVKT’nin 35’inci maddesinin dördüncü ve beşinci maddelerinde bahsedilen
listeler ile yapılmaktadır. GVKT’nin 35’inci maddesinin dördüncü ve beşinci
fıkralarında yer alan “4) Veri koruma otoritesi, 1. paragraf uyarınca veri koruma
etki değerlendirmesi gerektiren işleme faaliyetlerinin türlerine ilişkin bir liste
oluşturur ve kamuya açıklar. Veri koruma otoritesi bu listeleri 68. maddede atıfta
bulunulan Avrupa Veri Koruma Kuruluna iletir. 5) Veri koruma otoritesi ayrıca
veri koruma etki değerlendirmesinin gerekli olmadığı işleme faaliyetlerinin
türlerine ilişkin bir liste oluşturabilir ve kamuya açıklayabilir. Veri koruma
otoritesi bu listeleri Avrupa Veri Koruma Kuruluna iletir.” hükümleri ile AB üyesi
devletlerdeki ulusal veri koruma otoritelerine veri koruma etki değerlendirmesi
gerektiren ve gerektirmeyen işleme faaliyetlerini belirleme noktasında yetki
verilmiştir. Bu yetki elbette ki sınırsız değildir, listeler oluşturulurken Madde
29 Çalışma Grubunun WP 248 Rehberinde belirlenen ölçütlerin esas alınması
gerekmektedir.45
Ulusal veri koruma otoritelerinin ‘veri koruma etki değerlendirmesi gereken işleme
faaliyetlerinin listesi’ni (uygulamada DPIA Blacklist olarak adlandırılmaktadır)
belirlemesi zorunlu iken; ‘veri koruma etki değerlendirmesi gerekmeyen işleme
faaliyetleri listesi’ni (uygulamada DPIA Whitelist olarak adlandırılmaktadır)
belirlemesi ihtiyaridir.46 Ancak oluşturulan listeler, ulusal veri koruma otoritesi
tarafından yayımlanmalı ve Avrupa Veri Koruma Kuruluna iletilmelidir. Dolayısıyla
‘veri koruma etki değerlendirmesi gerekmeyen işleme faaliyetleri listesi’ varsa,
bu listeye dâhil olan işleme için veri koruma etki değerlendirmesi yapılması
gerekmemekte iken, her otorite tarafından yayımlanması zorunlu olan ‘veri
koruma etki değerlendirmesi gereken işleme faaliyetleri listesi’ nde yer alan bir
işleme faaliyeti için veri koruma etki değerlendirilmesi yapılması gerekmektedir.47
Ancak önemle belirtmek gerekir ki, bu listede olmayan bir işleme faaliyeti
için veri koruma etki değerlendirmesi yapılması gerekmediği sonucuna
ulaşılamayacaktır. Zira otoritelerin söz konusu listelerine bakıldığında, belirlenen
44 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
45 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
46 Paul VOIGT- Axel von dem BUSSCHE, The EU General Data Protection Regulation: A Practical Guide,
Springer, 2017, s.51.
47 KLOZA vd. ,“Towards a method for DPIA”, s.5.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 467
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
işleme faaliyetlerinin listede sayılanlarla sınırlı olmadığının vurgulandığı
görülmektedir.48 Veri sorumlusunun her iki listede de var olmayan bir işleme
faaliyetinin, muhtemel yüksek riskli olup olmadığını tespit etmek için WP 248
Rehberindeki ölçütleri esas alarak bir değerlendirme yapması gerekmektedir. 49
WP 248 Rehberindeki Ölçütlere Göre Muhtemel Yüksek Riskin
Ölçümlenmesi
Riskin yüksek olup olmadığının belirlenmesinde, riskin gerçekleşme olasılığı
ile riskin ne kadar ciddi olduğunun birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.50
Bir işleme faaliyeti Çalışma Grubu tarafından belirlenen 9 kriterden ne kadar
fazla içeriyorsa, ilgili kişilerin hak ve özgürlükleri açısından yüksek risk teşkil
etme olasılığı o kadar fazla olacaktır. Örneğin, profil oluşturmak için kamuya
açık sosyal medya verilerinin toplanması işleme faaliyeti için VKED’in gerekli
olduğu değerlendirilmiştir, çünkü değerlendirme veya puanlama, büyük ölçekte
veri işleme, veri kümelerinin eşleştirilmesi veya birleştirilmesi ve hassas veri
kriterleri olmak üzere 4 kriter taşımaktadır.51
Çalışma Grubu, aşağıda belirtilen 9 kriterden en az ikisinin var olması halinde kural
olarak VKED yapılmasının gerektiğini belirtmektedir. Ancak kimi durumlarda
tek kriteri sağlayan işleme faaliyeti için VKED gerekebileceği gibi, en az iki
kriteri taşıyan bir işlemenin veri sorumlusu tarafından “yüksek riske yol açması
muhtemel” değerlendirilmemesi mümkündür.52
Veri sorumlusu en az iki kriteri taşıyan bir işleme faaliyetinde VKED yapılmasına
gerek olmadığı kanaatine varırsa, VKED gerçekleştirmeme nedenlerini
gerekçelendirmeli ve belgelendirmelidir.53 İşlemenin yüksek risk teşkil edip
etmediğinden emin olunmadığı hallerde ise VKED yapılması tavsiye edilmektedir.54
48 Örneğin, İsveç DPIA Blaclist, s.2, İspanya Veri Koruma Otoritesi listesi s.2; İrlanda DPIA Blacklist s.3;
Norveç DPIA Blacklist , s.3.
49 KLOZA vd.,“Towards a method for DPIA”, s.5 ; Norveç DPIA Blacklist , s.3.
50 Katerina DEMETZOU, “Data Protection Impact Assessment: A tool for accountability and the unclarified
concept of ‘high risk’ in the General Data Protection Regulation”, Computer Law & Security Review: The
International Journal of Technology Law and Practice, Yıl:2019, Cilt: 22 Sayı:41, ss. 1-14, s.5.
51 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11.
52 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11-12.
53 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.12.
54 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.8.
468 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
WP 248 Rehberinde Belirlenen Ölçütler
• Değerlendirme veya puanlamalar:
Özellikle ilgili kişinin sağlığı, ekonomik durumu, iş performansı, kişisel tercihleri,
ilgi alanları, güvenilirliği, davranışları, konumu esas alınarak yapılan profilleme
ve tahminde bulunma, değerlendirme veya puanlamalar bu kriter kapsamındadır.55
Bu kriterdeki veri işleme faaliyetlerine örnek olarak, bir bankanın müşterilerini
kredi referans veri tabanına yahut kara para aklamaya yönelik veri tabanına
eklemesi, biyoteknoloji şirketinin hastalık risklerini analiz etmek için genetik test
yapması, kişilerin internet sitesi kullanımlarına göre profillenmesi verilmiştir.56
Profilleme, bireylerin kişisel verilerinin sistematik olarak toplanarak analiz edilmesi
ve bu analiz sonucunda belirli özelliklerine ilişkin tahminlerde bulunulmasını
içermektedir.57 Bu noktada profilleme ile otomatik karar alma kavramlarının
ayırt edilmesi önemlidir. GVKT’de profilleme herhangi bir otomatik işlemeyle
yapılabilirken, otomatik karar alma yalnızca otomatik işlemelerle yapılabilmektedir.58
“Yalnızca otomatik işleme faaliyeti” ise, kararı değiştirebilecek bir kişinin karar
alma sürecine katılmadığı işlemeler olarak tanımlanabilecektir.59 Dolayısıyla
profilleme otomatik işlemeyi içermelidir, ancak otomatik işleme neticesinde
çıkan sonuca insanın müdahale etmesi mümkündür.60
Profilleme bireyler üzerinde olumsuz birtakım sonuçlar doğurabileceğinden
bu risklerin kontrol altına alınması önem arz etmektedir. Bu risklerden ilki,
profilleme sürecinin şeffaf olmayabileceği durumlardan kaynaklanmaktadır.
Bireyler profillerinin çıkarıldığını bilmeyebilir veya profilleme kapsamında
hangi verilerin işlendiğini anlamayabilir, bu sebeple de bunlara itiraz etme
hakkı başta olmak üzere kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanamayacağı
için verileri üzerindeki hâkimiyetini kaybedebilir. Diğer taraftan profilleme,
toplumdaki mevcut yargı kalıplarını ve sosyal ayrımcılığı devam ettirebilir, yanlış
tahminlerde bulunabilir, bireyleri belirli bir kategoride önerilen tercihleriyle
sınırlayarak kişilerin ürün ya da hizmet seçme özgürlüğüne zarar verebilir. 61
55 GVKT 71 ve 91. Resitaller.
56 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
57 GVKT madde 4/4.
58 GVKT madde 22, Madde 29 Çalışma Grubu, WP251 rev.01, s.7.
59 Hüseyin Can AKSOY, “Kişisel Verilerin Korunması Yönüyle Algoritmik Karar Verme”, Kişisel Verileri
Koruma Dergisi, Yıl:2022, Cilt:4 Sayı:2, ss. 69-87, s.77.
60 Madde 29 Çalışma Grubu, WP251 rev.01, s.7.
61 Madde 29 Çalışma Grubu, WP251 rev.01, s.5.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 469
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
• Gerçek kişiler hakkında önemli sonuçlar doğuran otomatik karar
almalar:
GVKT’nin 35/3-(a) maddesinden hareketle belirlenen bu ölçüt, gerçek kişiler
hakkında hukuki veya benzer sonuçlar doğuran ve kişiyi önemli ölçüde etkileyen
otomatik karar almayı kapsamaktadır. Ancak otomatik karar alma neticesinde
birey üzerinde oluşacak etkinin ağırlığı önem arz etmektedir, zira bireyler üzerinde
çok az etki doğuran veya hiç etki doğurmayan işleme faaliyetleri bu kriteri
sağlamamaktadır. Söz konusu işleme neticesinde doğabilecek riskin, bireylerin
dışlanmasına veya ayrımcılığına uğramasına yol açması örneğinde olduğu gibi
“gerçek kişiyi önemli derecede etkileyecek nitelikte olması” gerekmektedir. 62
Otomatik karar alma, insan müdahalesi olmadan teknolojik yollarla karar
verilmesi sürecidir.63 Otomatik kararlar, doğrudan ilgili bireylerden elde edilen
bilgilere dayanabileceği gibi, bireyin izlenmesiyle (örneğin uygulamayla
toplanan konum verileri) veya bireyin profillenmesiyle elde edilmiş olan verilere
(örneğin banka kredi puanı) de dayanabilecektir. Dolayısıyla otomatik karar
alma profilleme gerçekleştirilmeden de yapılabilmektedir. 64
Otomatik karar alma süreçlerinde algoritmalar kullanılmaktadır. Algoritma bir
bilgisayarın belirli bir görevi nasıl yerine getirmesi gerektiğine ilişkin bir dizi
kural ve talimat olarak tanımlanabilir.65 Bu tür sistemler, büyük miktarda veri
analiz ederek sonuçlara ulaşır66 ve genellikle bireyin gelecekteki davranışları,
ekonomik durumu veya sosyal statüsü gibi konularda tahminler yapmaktadır.67
Bu tür otomatik kararlar, verilerin analiz edilme sürecini hızlandırarak verimliliği
artırmaktadır, ancak bireylerin temel hak ve özgürlüklerini tehlikeye atabilecek
önemli riskleri barındırmaktadır.68 Bu kararların doğurduğu temel iki sorun,
algoritmaların şeffaf olmamasından ve ayrımcılığa veya adaletsizliğe yol
açabilecek sonuçlara ulaşmasından kaynaklanmaktadır.69
62 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
63 Madde 29 Çalışma Grubu, WP251 rev.01, s.8.
64 Örneğin, araç tanıma sistemlerinin aracı plakasına göre tanıyarak ceza uygulaması bkz. Madde 29
Çalışma Grubu, WP251 rev.01, s.8.
65 Janneke H.N. JANSSEN, The right to explanation: means for ‘white-boxing’ the black-box?, Tilburg
Institute for Law, Technology, and Society (TILT), 2019, Yüksek Lisans Tezi, s.12.
66 JANSSEN, a.g.e. , s.12.
67 GVKT Resital 22.
68 Sandra WACHTER-Brent MITTELSTADT, “A Right to Reasonable Inferences: Re-Thinking Data Protection
Law in the Age of Big Data and AI”, Columbia Business Law Review, Yıl: 2019, Sayı: 2, ss. 494-512, s. 496.
69 JANSSEN, a.g.e. ,s.14.
470 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Otomatik kararlardaki şeffaflık sorunu, kendi kendine öğrenen algoritmaların
otonom hareket etme kabiliyetine sahip olması dolayısıyla eylemleri ve sonuçlarının
her zaman öngörülebilir olmamasından kaynaklanmaktadır. Algoritmaların sonuca
ulaşırken hangi veriyi seçtiği ve bu verileri nasıl kullandığı açık değildir.70 Bu
durum algoritmanın ulaştığı sonuçların doğruluğu ve belirli kişileri adaletsiz olarak
hedef aldığı noktasında şüphe doğurmaktadır.71 Bireyler sistemin şeffaf olmaması
sebebiyle kararın nasıl ve neye dayanılarak alındığını anlayamamakta,72 bu durum
bilgi asimetrisine yol açmaktadır. Bu sistem bireylerin, kendi verileri kullanılarak
yapılan çıkarımlara itiraz etme hakkını kullanmalarına izin vermemektedir.73
Otomatik karar alma sistemlerinin diğer sorunu, algoritmik önyargılar sebebiyle
bireyler üzerinde ayrımcılık, adaletsizlik gibi olumsuz etki doğurmasının mümkün
olmasıdır. Algoritmada veriye dayalı karar alma süreçlerinin kullanılması,
bireylerin kendi eylemleri yerine, ortak özelliklere sahip oldukları diğer kişilerin
eylemlerine dayanılarak değerlendirilmelerine yol açmaktadır.74 Algoritmik karar
alma sürecinde genellikle cinsiyet ve ırk gibi özelliklerle ilgili kişisel verilerin
kullanılması75 sebebiyle verilerdeki önyargılar, algoritma tarafından tekrarlanarak
veya daha da pekiştirilerek ilgili kişilerin toplumsal cinsiyet, ırk, etnik köken
veya ekonomik durum gibi kişisel niteliklerine dayalı ayrımcılığa uğrama riskini
artırabilmektedir.76 Örneğin, iş başvuru süreçlerinde kullanılan bir algoritma,
tarihsel verilerde kadınların daha az sıklıkla işe alındığını gözlemleyebilir ve bu
eğilimi sürdürerek kadın başvuruları üzerinde olumsuz etkilerde bulunabilir.77 Diğer
taraftan algoritmanın geliştiricileri hedef değişkenleri doğru tanımlamadığında
ayrımcılığa yol açabileceği gibi, verilerin sınıflandırma niteliklerini öznel
şekilde tanımladığında önyargıya sebebiyet verebilirler.78
70 Argyro KARANASIOU-Dimitris PINOTSIS, “A study into the layers of automated decision-making:
emergent normative and legal aspects of deep learning”,International Review of Law, Computers &
Technology, Yıl:2017, Cilt:31 sayı:2, ss.170-187, s.174.
71 JANSSEN, a.g.e. , s.14.
72 Lilian EDWARDS - Michael VEALE, “Slave to the algorithm? Why a right to an explanation is probably
not the remedy you are looking for”, SSRN, Yıl: 2017, ss.1-67, s.41.
73 Sandra WACHTER - Brent MITTELSTADT - Chris RUSSELL, “Why Fairness Cannot Be Automated:
Bridging the Gap Between EU Non-Discrimination Law and AI”, Computer Law & Security Review,
Yıl:2018, Cilt: 34, Sayı: 3, ss.54-68, s.57.
74 Mikella HURLEY-Julius ADEBAYO, “Credit scoring in the era of big data”, Yale Journal of Law and
Technology, Yıl:2016, Cilt: 18, Sayı:1, ss. 148-216, s.183.
75 EDWARDS- VEALE, a.g.m., s.28.
76 Mireille HILDEBRANDT, “Algorithmic Regulation and the Rule of Law” , Philosophy & Technology, Yıl:2021,
Cilt:34, Sayı: 4 ss. 671-694, s. 675.
77 WACHTER- MITTELSTADT, a.g.m., s. 496.
78 HURLEY-ADEBAYO, a.g.m., s.173.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 471
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
• Sistematik izlemeler:
Söz konusu ölçüt, GVKT’nin 35/3-(c) maddesinde yer alan kamuya açık bir
alanın sistematik olarak izlenmesi yoluyla işlenen veriler ile ilgili kişileri göz-
lemlemek, izlemek veya kontrol etmek için kullanılan her türlü işlemeleri içer-
mektedir. Çalışma Grubu “sistematik” kavramını yorumlarken, “bir sisteme
göre gerçekleşen; önceden düzenlenmiş, organize edilmiş veya metodolojik;
veri toplama için genel bir planın parçası olarak gerçekleşen; bir stratejinin
parçası olarak yürütülen” tanımlarını esas almaktadır. Sistematik izleme, bi-
reylerin davranışlarının, konumlarının ve diğer kişisel verilerinin düzenli olarak
takip edilmesi ve analiz edilmesi olarak açıklanabilir.79 Sistematik izlemeler
dijital ve dijital olmayan ortamda gerçekleşebilmektedir.
İnternet ortamında gerçekleşen sistematik izlemeler, bireylerin her türlü
hareketinin izlenmesi ve profil oluşturulması sonucunu içermektedir.80 Bu
izlemelere davranışsal reklamcılık uygulamaları, sosyal medya platformlarının
yaptığı profillemeler, giyilebilir cihazlar aracılığıyla sağlık, fitness ve sağlık
verilerinin izlenmesi, mobil uygulamalarda konumun izlenmesi örnek verilebilir. 81
Bunun yanı sıra sistematik izlemeler kamuya açık alanlarda da gerçekleştirile-
bilmektedir. Çalışma Grubu “kamuya açık alan” kavramını, “meydan, alışveriş
merkezi, cadde, pazar yeri, tren istasyonu, halk kütüphanesi gibi toplumun her-
hangi bir üyesine açık olan herhangi bir yer” olarak tanımlamaktadır.82 Kamuya
açık alanlarda sistematik izlemeler kameralar aracılığıyla gerçekleştirilmekte
olup söz konusu alanların güvenliğini sağlamak, trafiğin düzenini sağlamak,
suç işlenmesini önlemek gibi amaçlarla yapılabilmektedir.83 Kamuya açık
alanlarda gerçekleşen izlemelerden bireylerin kaçınması genellikle mümkün
olmadığından84, söz konusu işlemelerin veri koruma mevzuatına uygunluğu
önem arz etmektedir.
79 Madde 29 Çalışma Grubu, wp243rev.01, s.8-9.
80 Madde 29 Çalışma Grubu, wp243rev.01, s.8.
81 Sandra WACHTER- Brent MITTELSTADT- Luciano FLORIDI, “Why a Right to Explanation of Automated
Decision-Making Does Not Exist in the General Data Protection Regulation”, International Data Privacy
Law, Yıl:2017, Cilt:7 ,Sayı: 2, ss.76-99, s. 85.; Madde 29 Çalışma Grubu, wp243rev.01, s.9.
82 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.8 Dipnot.13.
83 Oğuz ŞİMŞEK, Anayasa Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması, Beta İstanbul 2008, s.162-163.
84 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
472 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Sistematik izlemeler meşru amaçlarla yapılabilmekle beraber, yürütülen işleme
faaliyetlerinde bireylerin kişisel verilerinin korunması önem arz etmektedir.
Nitekim ilgili kişilerin kişisel verilerinin kim tarafından toplandığı ve nasıl
kullanılacağı hakkında farkındalığı olmayabileceği için85 söz konusu işlemeler
şeffaflık ilkesine aykırı olabileceği gibi bireylerin kişisel verileri üzerinde
kontrol sahibi olmaları zorlaşacağından kişisel verileri üzerindeki haklarını
kullanamamalarına yol açabilecektir.
• Hassas verilerin işlenmesi:
AB hukukunda işlenmeleri halinde doğası gereği bireylerin temel hak ve
özgürlükleri açısından önemli riskler yaratabilecek nitelikte olan hassas veriler
özel olarak korunmaktadır.86 Bu koruma, bu verilerin kötüye kullanılması
halinde özel hayata saygı hakkı ve ayrımcılık yasağı gibi temel haklar üzerinde,
genel nitelikteki kişisel verilerin kötüye kullanımından daha ciddi sonuçlar
doğurabileceği varsayımına dayanmaktadır.87
Hassas veri kavramı, özel nitelikli kişisel verileri ifade etmek için kullanılsa
da88 Çalışma Grubuna göre kapsamı, GVKT’nin 9’uncu maddesinde sayılan
özel nitelikli kişisel verilerden daha geniştir.89 95/46/EC sayılı Direktif’in 8’inci
maddesinde özel nitelikli kişisel veriler ırk ve etnik köken, siyasi görüş, dini
ve felsefi inanç, sendika üyeliği, sağlığa ilişkin veriler ve cinsel hayata ilişkin
kişisel veriler olarak belirlenmişti. GVKT’nin yürürlüğe girmesiyle beraber
bu verilere gerçek kişinin kimliğini belirlemek amacıyla işlenen genetik veya
biyometrik veriler ile cinsel yönelime ilişkin veriler de eklenmiştir. Söz konusu
veriler sınırlı sayma yoluyla belirlenmiştir. 90
Sayılan özel nitelikli kişisel veriler dışında bireylerin hak ve özgürlüklerine
yönelik olası riskin yüksek olduğu bazı veri kategorileri hassas veri olarak kabul
edilmektedir.91 Bu kapsamda hem 95/46/EC sayılı Direktif’te hem GVKT’de
85 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
86 GVKT Resital 51.
87 Madde 29 Çalışma Grubu, Advice paper on special categories of data (“sensitive data”), Ref. Ares
(2011)444105- 20/04/2011, s.4.
88 Bkz. GVKT’nin 10.Resitalinde özel nitelikli kişisel veriler (special categories of personal data), hassas
veri (sensitive data) ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır.
89 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.9.
90 Elif KÜZECİ, Kişisel Verilerin Korunması, Onikilevha Yayınları,2020, s.281.
91 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01,s10.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 473
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
suç, ceza mahkumiyeti veya güvenlik tedbirlerine ilişkin kişisel verilerin
işlenmesinin ulusal hukuktaki özel güvencelerle yapılması gerektiği belirtilmiş
olup söz konusu veriler hassas veri olarak kabul edilmiştir.92
Çalışma Grubuna göre başka hassas veriler de bulunmaktadır. Örneğin “gerçek
kişilerin elektronik yazışmaları, kişisel belgeleri, e-postaları, günlüklerinin
işlenmesi” gibi gerçek kişilerin özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunması
gereken kişisel veriler ; seyahat özgürlüğüne müdahale teşkil etmesi sebebiyle
“konum verisi” gibi bir temel hakkın kullanılmasını etkileyen kişisel veriler ;
dolandırıcılık için kullanılabilecek “finansal veriler” gibi ihlal edilmesi halinde
kişinin hayatında ciddi sonuçlar doğuracak olan kişisel veriler93 hassas veri
olarak kabul etmektedir.94
Bu veri kategorileriyle ilişkili bir bilginin hassas veri olup olmayacağı belirlenirken
somut olayın özelliklerine bakılması gerekmektedir.95 Örneğin kişinin dini görüşünü
yansıtan ismi, bu niteliği dolayısıyla işlendiğinde hassas veri olabilecekken; bir
veri tabanında sadece isim verisi olarak yer aldığında hassas veri olmayacaktır.96
• Büyük ölçekli veri işleme:
GVKT’de “büyük ölçekli” kavramı tanımlanmamakla birlikte, GVKT’nin
91’inci Resitalinde söz konusu ölçütün “bölgesel, ulusal veya uluslarüstü
düzeyde önemli miktarda kişisel verinin işlenmesini amaçlayan ve çok sayıda
ilgili kişiyi etkileyebilecek olan ve örneğin hassasiyetleri nedeniyle yüksek bir
riske yol açması muhtemel olan büyük ölçekli işleme faaliyetlerine, ulaşılan
teknolojik bilgi durumuna uygun olarak büyük ölçekte yeni bir teknolojinin
kullanıldığı durumlara ve ilgili kişilerin hakları ve özgürlükleri bakımından
yüksek riske yol açan diğer işleme faaliyetlerine, özellikle de bu faaliyetlerin
ilgili kişilerin haklarını kullanmalarını daha zor hale getirdiği durumlara..”
uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
92 Bkz. 95/46/EC sayılı Direktif madde 8/5; GVKT madde 10; GIAKOUMOPOULOS- BUTTARELLI- O’FLAHERTY,
a.g.e., s.96-97.
93 Aynı yönde bkz. VOIGT/ BUSSCHE, a.g.e, s.97; Öte yandan konum verilerinin adam kaçırma, soygun
gibi amaçlarla işlenmesi halinde güvenlik sorunu ve zarar doğmaktadır. bkz. Roger CLARKE, “Person
Location and Person Tracking: Technologies, Risks and Policy Implications”, Information Technology
and People, Yıl:2001, Cilt: 14, Sayı: 2, ss. 206-231, aynı yönde bkz. VOIGT/ BUSSCHE, a.g.e, s.97.
94 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
95 KÜZECİ, a.g.e., s.279.
96 Peter CAREY, Data Protection: A Practical Guide to UK Law and EU Law, Oxford University Press, s.87.
474 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Çalışma Grubunun örneğinde, bir hastane tarafından hastane bilgi sisteminde
hastaların genetik ve sağlık verilerinin işlenmesi büyük ölçekli işleme unsuru
barındıran ve veri koruma etki değerlendirmesi gerektiren bir işleme faaliyeti
iken, serbest doktor tarafından hasta verilerinin işlenmesi büyük ölçekli olmadığı
için VKED gerektirmeyen işleme faaliyeti olarak nitelendirilmiş olup97, büyük
ölçekli işlemenin tespitinde işlemenin hacminin bir unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Çalışma Grubu işlemenin büyük ölçekte gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini
belirlerken, belirli bir sayı veya nüfusun belirli bir oranı olarak verisi işlenen ilgili
kişilerin sayısı, işlenen verinin hacmi ve/veya farklı veri öğelerinin çeşitliliği,
veri işleme faaliyetinin süresi veya sürekliliği ile işleme faaliyetinin coğrafi
kapsamının dikkate alınmasını tavsiye etmektedir.98
Büyük ölçekli işleme olarak nitelendirilen diğer örnekler ise, bir şehrin toplu
taşıma sistemini kullanan bireylerin seyahat kartları aracılığıyla seyahat verilerinin
işlenmesi; uluslararası bir fast-food zinciri müşterilerinin gerçek zamanlı
konum verilerinin veri işleyeni tarafından istatistiksel amaçlarla işlenmesi;
müşteri verilerinin bir sigorta şirketi veya banka tarafından düzenli olarak
işlenmesi; kişisel verilerin bir arama motoru tarafından davranışsal reklamcılık
için işlenmesi; trafik, konum, içerik verilerinin telefon veya internet hizmet
sağlayıcıları tarafından işlenmesidir.99
• Veri setlerinin eşleştirilmesi veya birleştirilmesi suretiyle yapılan işlemeler:
Farklı amaçlarla ve/veya farklı veri sorumluları tarafından gerçekleştirilen
iki veya daha fazla veri işleme faaliyeti sonucunda oluşan veri setlerinin ilgili
kişilerin makul beklentisini aşan şekilde eşleştirilmesi veya birleştirilmesi bu
işleme kriterine örnek teşkil etmektedir.100 Burada veri setlerinin eşleştirilmesi
veya birleştirilmesi ilk işleme faaliyetinden sonra gerçekleşen bir işleme faaliyeti
(sonraki işleme) niteliğindedir. 101 İlk işleme sırasında ilgili kişiye belirtilen
işleme amacıyla, veri setlerinin eşleştirilmesi veya birleştirilmesinin ilgili
kişi tarafından makul olarak beklenemeyeceği haller bu kriter kapsamındadır.
97 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11-12.
98 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
99 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 243 rev.01, s.8.
100 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
101 Madde 29 Çalışma Grubu, Opinion on Purpose limitation 13/EN WP 203, 02.04.2013, s.23.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 475
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Söz konusu kriteri barındıran işleme faaliyetine örnek olarak, ilgili kişinin profilini
oluşturmak için kamuya açık sosyal medya verilerinin toplanması verilebilir.102
Sonraki işlemelerde makul beklenti, ilgili kişi durumundaki makul bir kişinin
verilerin toplandığı bağlamda verilerinin ne için kullanılmasını bekleyeceğine
ilişkindir. İlgili kişinin makul beklentisinin tespitinde, hem ilgili kişi ile veri
sorumlusu arasındaki ilişkideki yasal beyanların gözden geçirilmesi hem de söz
konusu ilişkide alışılmış ve genel olarak beklenen uygulamanın ne olacağının
gözetilmesi gerekmektedir. Bu ilişkinin niteliğinin değerlendirilmesinde ilgili
kişi ile veri sorumlusu arasındaki güç dengesi de dikkate alınmalıdır. Örneğin, ilk
işleme faaliyeti sözleşmeye dayanıyorsa yahut sonraki işleme ilgili kişinin açık
rızasına dayanıyorsa, taraflar arasındaki güç dengesine göre ilgili kişinin özgür
iradesinin var olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.103 Çalışan-
işveren ilişkisinde güç dengesizliği olması sebebiyle işverenin, çalışanın kişisel
verilerini çalışanın makul beklentisini aşar şekilde birleştirdiği durumlar da bu
kritere örnek olabilecektir.
• Savunmasız kişilerin kişisel verisinin işlenmesi:
Savunmasız kişiler GVKT’de tanımlanmamıştır, ancak GVKT’nin 75’inci
Resitalinde “özellikle çocuklar olmak üzere savunmasız gerçek kişilerin kişisel
verilerinin işlendiği durumlar” riskli işleme faaliyetlerinden biri olarak sayılmıştır.
Çalışma Grubu savunmasız ilgili kişileri, çocuklar, çalışanlar ve nüfusun özel
korumaya ihtiyaç duyan hassas kesimleri (akıl sağlığı yerinde olmayanlar,
sığınmacılar, hastalar, yaşlılar gibi) olarak örnek yoluyla belirtmiştir.104 Doktrinde
ise veri koruma alanındaki haklarını kullanmasını etkileyen unsurların, yaş,
zihinsel kapasite, okuryazarlık105 yahut ırk, etnik köken, sınıf, cinsel yönelim,
göçmenlik durumu106 veya cinsiyet gibi sosyal farklılıklardan kaynaklanabileceği
tespit edilmiştir.107
102 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11.
103 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 203, s.24.
104 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
105 Peter BLUME, “The Data Subject,” European Data Protection Law Review, Yıl:2015, Cilt:1 Sayı: 4, s.258.
106 Örneğin, uzun ve tehlikeli koşullarda seyahat etmeleri sebebiyle sığınmacılar, haklarında işlenen verilere
karşı itiraz edebilmeleri ve haklarını kullanabilmeleri zor olduğu için savunmasız kişi olarak kabul
edilmektedir. bkz. GIAKOUMOPOULOS- BUTTARELLI- O’FLAHERTY, a.g.e., s.318.
107 Gianclaudio MALGIERI/Jedrzej NIKLAS, “Vulnerable data subjects”, Computer Law & Security Review,
Yıl:2020, Cilt:37, ss.1-16, s.5.
476 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Kişisel verilerin korunması alanındaki savunmasızlık, işleme faaliyeti
sırasında ilgili kişinin özgürce rıza gösterme, veri işleme hakkındaki bilgileri
anlama veya veri koruma haklarını yeterince kullanma kabiliyetinin sınırlı
olmasından kaynaklanabileceği gibi, işleme faaliyeti neticesinde ilgili kişinin
ayrımcılık, manipülasyon, fiziksel ve psikolojik zararlara maruz kalmasından da
kaynaklanabilecektir.108 Çocuklar her iki ölçütü de taşımakta olup109 GVKT’de
açıkça sayılan tek savunmasız kişi grubudur.110 Çocukların, kişisel verilerin
işlenmesiyle ilgili riskler, güvenceler ve hakları hakkında daha az farkındalığa
sahip oldukları varsayılmaktadır.111
Çalışma Grubu savunmasız ilgili kişileri, ilgili kişi ile veri sorumlusu arasında
güç dengesizliğinin artması sebebiyle kişisel verisinin işlenmesine rıza
gösteremeyebilecek veya karşı çıkamayacak yahut haklarını kullanamayacak
kişiler olarak açıklamıştır.112 Söz konusu tanımdan ilgili kişi ile veri sorumlusu
arasında, ilgili kişinin iradesini gerektiği gibi ortaya koymasını engelleyen bir
güç dengesizliğinin varlığının bir ölçüt olduğu anlaşılmaktadır.
Güç dengesizliği işleme şartları kapsamında açık rıza ve meşru menfaatle yapılan
işlemelerde karşımıza çıkabilmektedir. Kişisel verilerin işlenmesinde kişilerin
rızasına dayanılabilmesi için ilgili kişinin özgür iradesinin varlığı gerektiğinden,113
taraflar arasındaki güç dengesizliği ilgili kişinin özgür iradesini ortadan kaldırıyorsa,
ilgili kişinin rızasına dayanılarak kişisel verileri işlenemeyecektir.114 Örneğin,
çalışan ve işveren arasındaki istihdam ilişkisindeki güç dengesizliği sebebiyle,
işverenin çoğu durumda çalışanın kişisel verilerini açık rızayla işlemesi Çalışma
Grubu tarafından uygun görülmemekte,115 işverenin rızanın özgür iradeyle
verildiğini ispatladığı hallerde çalışanın açık rızası geçerli kabul edilmektedir.116
Diğer taraftan ilgili kişi ile veri sorumlusu arasında güç dengesizliği bulunduğu
108 MALGIERI- NIKLAS, a.g.m., s.5. Örneğin, otomatik profilleme neticesinde ayrımcılığa tabi olabilecek
çalışanlar, kadınlar veya yaşlılar; veri ihlali durumunda daha büyük fiziksel veya psikolojik zararlara
maruz kalabilecek olan çocuklar, hastalar, engelli bireyler, mülteciler.
109 MALGIERI- NIKLAS, a.g.m., s.7.
110 GVKT Resital 75.
111 GVKT Resital 38.
112 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
113 Madde 29 Çalışma Grubu, WP259 rev.01, s.5.
114 Madde 29 Çalışma Grubu, WP259 rev.01, s.7.
115 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 249, s.6-7.
116 Madde 29 Çalışma Grubu, WP259 rev.01, s.7.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 477
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
hallerde meşru menfaate dayanılarak işleme yapılabilmesi için, ilgili kişinin
savunmasız kişi olup olmadığının denge testi yapılırken değerlendirilmesi
gerekmektedir.117
Güç dengesizliği ilgili kişilerin şeffaflık ilkesi uyarınca bilgilendirilmesi gerektiği
hallerde de ortaya çıkabilmektedir. İlgili kişilerin işleme faaliyeti sırasında veri
sorumlusunun GVKT’nin 13 ve 14’üncü maddelerinde yer alan aydınlatma
yükümlülüğü kapsamında belli hususlar hakkında bilgilendirilmesi ve 15 ila 22 ve
34’üncü maddelerdeki ilgili kişi hakları için de bilgilendirilmesi gerekmektedir.118
Bu bilgilendirmenin savunmasız kişilerin (çocuklar, engelliler gibi) durumu da
gözetilerek onların anlayabileceği şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.119
VKED ile işleme faaliyetinin tasarımı sürecinde savunmasız kişilerin sürece dâhil
edilmesi halinde, savunmasız grupların durumu ve tecrübelerinin anlaşılması
sağlanarak örneğin büyük veri analitiğinde ayrımcılık ve ön yargıların önlenmesi
mümkün olabilecektir.120
Bahse konu kriteri ihtiva eden işleme faaliyetlerine; işverenin çalışanların
mesai saatleri dışında özel amaçları için kullanmalarına da izin verilen şirket
araçlarının konumunu izlemesi121, bir şirketin çalışanlarını sistematik olarak
izlemesi122 örnek verilebilecektir.
• Yeni teknoloji ile yapılan işlemeler:
GVKT’nin 35/1’inci maddesinde ve Resital 89’da özellikle yeni bir teknoloji
kullanımında veri koruma etki değerlendirmesi yapılması gerektiği ifade edilmiş
olup yeni teknolojik yöntemler veya organizasyonel yöntemlerin yenilikçi
kullanımı suretiyle yapılan işlemeler bu kriter kapsamındadır.
117 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 217, s.41,51.
118 GVKT madde 12/1.
119 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 260 rev.01, 2018, s. 11.
120 Haiyi ZHU vd., “Value-Sensitive Algorithm Design: Method,Case Study, and Lessons”, Proceedings
of the ACM on Human-Computer Interaction, Yıl:2018, Cilt: 2, Sayı: CSCW, makale: 194, ss. 1–23, s.14;
Latifa JACKSON vd., “Including Vulnerable Populations in the Assessment of Data From Vulnerable
Populations” , Front Big Data, Yıl: 2019, Cilt:28, Sayı: 2, Makale:19, ss.1-8, s. 7.
121 Birleşik Krallık DPIA listesi, https://ico.org.uk/for-organisations/uk-gdpr-guidance-and-resources/
accountability-and-governance/data-protection-impact-assessments-dpias/when-do-we-need-to-
do-a-dpia/#when11
122 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11.
478 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Yeni bir teknoloji kullanımının, kişisel ve sosyal sonuçları bilinemediği için
bireylerin hak ve özgürlükleri açısından yüksek risk taşıyabilecek veri toplama
ve kullanımını içermesi muhtemel olduğundan, bu yolla yapılacak kişisel veri
işlemelerinden önce VKED ile risklerin farkında olunması gerekmektedir.123 Bu
kriteri sağlayan veri işleme faaliyetlerine örnek olarak gelişmiş fiziksel erişim
kontrolü için parmak izi ve yüz tanımanın birleştirilmesi, nesnelerin interneti
uygulamalarıyla yapılan işlemeler,124 RFID teknolojileri, büyük veri, otonom
araçlar verilebilir.125
• Bir hakkın kullanılmasını veya bir hizmet ya da sözleşmeden faydalanmayı
engelleyen işlemeler:
Söz konusu kriter ilgili kişilerin sözleşme yapmasına veya hizmete erişimine
izin vermeyi, değiştirmeyi veya reddetmeyi amaçlayan işleme faaliyetlerini
içermektedir. Kriteri sağlayan veri işleme faaliyetine örnek olarak, bankanın
kredi verilip verilmeyeceğine karar verilmesi için müşterisini kredi referans
veri tabanında taraması verilebilir,126 kredi skorlama sistemlerinde bireylerin
finansal verileri işlenerek krediye uygunlukları değerlendirilmektedir ancak
sistemlerde kullanılan algoritmaların şeffaf olmaması ve ilgili kişilerin yeterli
bilgilendirilmemesi, bireylerin adil bir kredi değerlendirmesine tabi tutulmalarını
engelleyebilir.127 Bir başka örnek, çevrimiçi reklamcılıkta profilleme yöntemleri
kullanılarak belirli ürünlerin veya hizmetlerin sadece belirli demografik gruplara
sunulması, diğer grupların bu hizmetlerden faydalanmasının engellenmesidir. 128
123 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
124 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.10.
125 Ekmekçi ve diğerleri, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, Onikilevha Yayınları, İstanbul 2024, s.306,
692.dipnot.
126 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.11.
127 WACHTER- MITTELSTADT- FLORİDİ, a.g.m., s. 85.
128 Mireille HILDEBRANDT, “Profiling and the Rule of Law”, Identity in the Information Society 1, Yıl:2008
Cilt:1 Sayı:1, ss.55-70, s. 63.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 479
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
YÜKÜMLÜLÜĞÜN İSTİSNALARI
• ‘Veri koruma etki değerlendirmesi gerekmeyen işleme faaliyeti listesi’nde
olan işlemeler:
GVKT’nin 35/5’inci maddesi gereğince ulusal veri koruma otoritesi tarafından
belirlenebilecek olan ‘veri koruma etki değerlendirmesi gerekmeyen işleme
faaliyetleri listesi’nde yer alan işleme faaliyetleri için veri koruma etki
değerlendirmesi yapılması gerekmemektedir.129
Çalışma Grubu tarafından veri koruma etki değerlendirmesi yapılması gerekmeyen
işlemelere, hastalara ait kişisel verilerin serbest çalışan doktor veya diğer sağlık
uzmanı tarafından işlenmesi veya müvekkil verilerinin serbest çalışan avukat
tarafından işlenmesi; çevrimiçi bir derginin abonelerinin e-posta adresi listesini
kullanarak günlük özet göndermesi; bir e-ticaret sitesinin sitesinde görüntülenen
veya satın alınan ürünlerle sınırlı profilleme yaparak eski model araba parçaları
için reklam göstermesi olarak üç örnek verilmiştir.
• GVKT’nin 35/10’uncu maddesi:
GVKT’nin 35’inci maddesinin 10’uncu fıkrasında sayılan koşulların kümülatif
olarak sağlanması halinde veri sorumlularının veri koruma etki değerlendirmesi
yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. 130 GVKT’nin 35’inci maddesinin
10’uncu fıkrasına göre;
• İşleme faaliyetinin GVKT’nin 6/1-(c) maddesi uyarınca “veri sorumlusunun
tabi olduğu bir yasal yükümlülüğe uyulması için gerekli olması” veya
GVKT’nin 6/1-(e) maddesi uyarınca “kamu yararına gerçekleştirilen bir
görevin yerine getirilmesi veya veri sorumlusuna verilen resmi yetkinin
kullanılması için gerekli olması” kapsamında AB üyesi bir devlet veya AB
mevzuatındaki yasal dayanakla gerçekleştirilmesi,
• Söz konusu mevzuatın spesifik işleme faaliyetlerini düzenlemesi,
• Söz konusu mevzuat yürürlüğe girmeden önce veri koruma etki değerlendirmesi
yapılmış olması,
• AB üyesi devlette bahse konu işleme faaliyetinden önce veri koruma etki
değerlendirmesi yapılmasının zorunlu olmaması
129 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.13.
130 VOIGT/ BUSSCHE, a.g.e., s.50-51.
480 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
halinde, GVKT’nin 35’inci maddesinin 1 ila 7’nci fıkraları arasındaki hükümler
uygulanmamaktadır.131 Bu sayılan koşullardan herhangi birinin sağlanmadığı
halde, veri sorumlusunun veri koruma etki değerlendirmesi yapması gerekecektir.
Söz konusu madde lafzından anlaşıldığı üzere AB üyesi devletler iç hukuklarında söz
konusu istisnaya konu işleme faaliyetinden önce veri koruma etki değerlendirmesi
yapılmasını öngörme yetkisine sahiptir. Çalışma Grubu da kabul edilen mevzuatla
kanun taslağının farklı olduğu hallerde işleme faaliyetine başlanmadan önce
VKED’in gözden geçirilebileceğini belirtmekte; yine mevzuat için yapılan
VKED, fiili işleme faaliyetine ilişkin teknik detay içermiyorsa işleme faaliyetine
başlamadan özel bir VKED yürütülmesi tavsiye edilmektedir. 132
• Birden Fazla İşleme İçin Tek VKED Yapılması
GVKT’nin 35/1’inci maddesi uyarınca nitelik, kapsam, bağlam, amaç ve riskler
açısından benzer olan birden fazla işleme faaliyetini değerlendirmek için tek veri
koruma etki değerlendirmesi yapıldığı hallerde, VKED sonucu benzer işlemeler
için kullanılacağından ayrıca VKED yapılması gerekmemektedir.133 Bu aynı
tür verilerin aynı amaçlarla toplanması için benzer teknolojilerin kullanıldığı
hallerde134 mümkün olabileceği gibi farklı veri sorumluları tarafından uygulanan
benzer işleme faaliyetleri için de geçerli olabilecektir. Ancak bu durumlarda
veri sorumlularının tek veri koruma etki değerlendirmesi uygulanmasının
gerekçesini belgelendirmesi gerekmektedir. Ayrıca veri sorumlularının VKED
raporunda yer alan tedbirleri uygulaması gerektiğinden, yapılan referans veri
koruma etki değerlendirmesi raporunun veri sorumluları arasında paylaşılması
veya kamunun erişimine açık hale getirilmesi gerekmektedir.135
• 95/46/EC Sayılı Direktif Döneminde Önkontrole Tabi Tutulan İşlemeler
GVKT yürürlüğe girmeden önce 95/46/EC sayılı Direktif döneminde, Direktifin
20’nci maddesi uyarınca veri koruma otoritesi tarafından kontrol edilmesi üzerine
yürütülen bir işleme faaliyetinin koşullarında bir değişiklik olmamışsa veri
131 GVKT madde 35/10.
132 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.13, 21. dipnot
133 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.12.
134 Örneğin, aynı CCTV sistemini kuran birden fazla belediye, söz konusu işlemeyi kapsayan tek bir VKED
gerçekleştirebilecektir.
135 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s..6
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 481
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
koruma etki değerlendirmesi yapılması gerekmemektedir. Ancak kontrolden
sonra uygulama koşullarındaki herhangi bir değişiklik (kapsam, amaç, toplanan
kişisel veriler, veri sorumlularının veya alıcılarının kimliği, veri saklama süresi,
teknik ve idari tedbirler vb.) yeniden VKED yapılmasını gerektirmektedir. 136
Tüm açıklamaları özetlemek gerekirse, veri sorumlusu planladığı bir işleme
faaliyetine başlamadan önce, “Yükümlülüğün Kapsamı” başlığı altında açıklanan
kriterleri göz önünde bulundurarak veri koruma etki değerlendirmesi yapılmasının
gerekip gerekmediğini tayin etmelidir. Doktrinde bu aşama eşik analizi olarak
adlandırılmaktadır. 137 Yukarıda bahsedilen istisnalar kapsamında olmayan
ve yüksek riskle sonuçlanması muhtemel bir işleme faaliyeti yürütülecekse,
işleme faaliyetine başlamadan önce veri koruma etki değerlendirmesi yapılması
gerekmektedir.
Veri Koruma Etki Değerlendirmesinin Yapılması
VKED, veri koruma riskinin kaynağının, niteliğinin, özelliğinin ve büyüklüğünün
değerlendirilmesi ve buna uygun tedbirlerin alınması sürecidir.138 GVKT’de etki
değerlendirmesinin nasıl yapılması gerektiğine, yani metodolojisine ilişkin bir
düzenleme yer almamakta olup sadece veri koruma etki değerlendirmesinde
asgari olarak yer alması gereken hususlara yer verilmiştir.139
Veri Koruma Etki Değerlendirmesinin Şekli
Çalışma Grubu bir VKED’in yürütülmesinde genel tekrarlayan süreci aşağıdaki
gibi izah etmiştir. Uygulamada VKED tamamlanmadan önce şekildeki aşamaların
her birinin birden çok kez gözden geçirileceği öngörülmektedir.140
GVKT’de VKED’in hangi metodolojiyle yapılacağına ilişkin şekli bir belirleme
yapılmamasının gerekçesi, her veri sorumlusunun kendi işleme faaliyetlerine uygun
VKED tasarlayıp uygulayabilmesi için esneklik sağlanması olarak açıklanmıştır.141
136 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01,s.13.
137 DEMETZOU, a.g.m., s.5; KLOZA vd.,“Towards a method for DPIA”, s.5; BIEKER vd, “A Process for DPIA”,
s.24-25.
138 GVKT Resital 84.
139 Felix BIEKER vd., “Data Protection Impact Assessment:A Hands-On Tour of the GDPR’s Most Practical
Tool” , Privacy and Identity Management 2017 İçinde, IFIP AICT 526, ss. 207–220, s.208.
140 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.16.
141 Madde 29 Çalışma Grubu, WP 248 rev.01, s.17.
482 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ancak doktrinde bir metodolojinin belirlenmemesinin veri sorumluları için belirsizlik
yarattığı142, metodoloji belirlenmesinin VKED’in veri sorumluları tarafından kolay
bir şekilde uygulanmasına, üçüncü kişilerce anlaşılabilmesine ve denetiminin
sağlanmasına katkıda bulunacağı belirtilmektedir.143 Bu çalışmada veri koruma
etki değerlendirmesi sürecinin daha iyi anlaşılabilmesini teminen doktrinde
4 aşamalı olarak belirlenen bir metodoloji örneğine aşağıda yer verilmiştir:144
1. Hazırlık aşamasında, VKED’in gerekli olduğuna karar verildikten sonra,
VKED yapacak ekip oluşturularak değerlendirmenin hedefi ve işleme
amaçları tanımlanır, ilgili aktörler ve ilgili kişiler ile ilgili yasal dayanak-
lar belirlenir.
2. Yürütme aşamasında, koruma hedeflerine dayalı değerlendirme kriterlerinin
tanımlanması, saldırganların amaçları ve hedefleri dâhil risk kaynaklarının
tanımlanması, kişilerin haklarına müdahale seviyesi ve kişilerin haklarını
koruma seviyesinin belirlenmesi, riskin değerlendirilmesi, uygun önlemlerin
belirlenmesi, artık risk analizi dâhil değerlendirme sonuçlarının belgelen-
mesi adımlarının tamamlanması neticesinde VKED raporu oluşmaktadır.
Veri sorumlusu raporun sonuçlarına göre öngörülen işleme faaliyetinin
gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine karar verecektir. Belirlenen tedbirlere
rağmen bireylerin haklarına yönelik yüksek risk devam ediyorsa, veri sorumlusu
işleme faaliyetinden vazgeçmediği takdirde, işleme faaliyetine başlamadan
önce GVKT’nin 36’ncı maddesi uyarınca veri koruma otoritesine başvurmak
zorundadır. Veri sorumlusu tarafından veya veri koruma otoritesine yapılan
danışma neticesinde riskleri ele almak ve bireylerin haklarının korunmasını
sağlamak için yeterli önlemlerin belirlenmesi halinde bu önlemlerin uygulanacağı
aşamaya geçilir.
3. Uygulama aşamasında, veri sorumlusu işleme faaliyetini onaylamadan önce
bu önlemleri uygulamalı, önlemlerin etkinliğini test etmeli, belgelendirmeli,
GVKT’ye uygunluğunu ispat etmelidir. İşleme faaliyetinin onaylanması
neticesinde işleme faaliyetine başlanabilecektir.
142 Samuel WAIRIMU vd., “On the Evaluation of Privacy Impact Assessment and Privacy Risk Assessment
Methodologies: A Systematic Literature Review,” IEEE Access, Cilt:12, ss.19625-19650,s. 19626.
143 FLAHERTY, a.g.m., https://www8.austlii.edu.au/cgi-bin/viewdoc/au/journals/PLPR/2000/45.html
(E.T.14.04.2024)
144 BIEKER vd., “Data Protection Impact Assessment”, s.208-209.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDA VERİ KORUMA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 483
İkra AYKOL UZUNALİ / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
4. Gözden geçirme aşamasında, veri sorumlusu gerçek kişilerin hak ve öz-
gürlüklerine ilişkin riskleri sürekli gözden geçirir ve gerektiğinde değer-
lendirmenin bazı aşamalarını tekrarlar.
Veri Koruma Etki Değerlendirmesi Yapılırken Gözetilmesi
Gereken Asgari Unsurlar
GVKT’nin 35’inci maddesinin yedinci fıkrasına göre değerlendirmede asgari
olarak bulunması gerekenler;
(a) Veri sorumlusu tarafından gözetilen meşru menfaat de dâhil olmak üzere
öngörülen işleme faaliyetleri ve işleme amaçlarına ilişkin sistematik
açıklama;
(b) İşleme faaliyetlerinin amaçlarla ilişkili olarak gerekliliği ve orantılılığına
ilişkin değerlendirme;
(c) İlgili kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik risklere ilişkin değerlendirme;
(d) İlgili kişiler ve ilişkili diğer kişilerin hakları ve meşru menfaatleri dikkate
alınarak, kişisel verilerin korunmasının sağlanması noktasında risklere
karşı alınması öngörülen tedbirler
olarak sayılmıştır. Dolayısıyla veri sorumluları tarafından yapılacak etki
değerlendirmesinde söz konusu hususların incelenmesi ve raporlanması
gerekmektedir.
WP 248 sayılı Rehberinde de bir metodoloji belirlemesi yapılmamakla birlikte
Madde 29 — Rehberi, KVKK Yayınları No: 48.
(DPIA) and determining whether processing is “likely to result in a high risk”
for the purposes of Regulation 2016/679, WP 248 rev.01, https://ec.europa.eu/
newsroom/article29/items/611236
Madde 29
data protection legal frameworks, WP218, Düzenlenme tarihi: 30.05.2014
Madde 29
https://ec.europa.eu/justice/article-29/documentation/opinion-recommendation/
files/2010/wp173_en.pdf
508 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Madde 29
Düzenlenme tarihi: 02.04.2013
Madde 29
WP259 rev.01
Madde 29
Madde 29
Düzenlenme tarihi: 02.04.2013
Madde 29
data protection legal frameworks, WP218, Düzenlenme tarihi: 30.05.2014.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 509
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS
VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ VE
TÜRKİYE UYGULAMALARI
Yaver Kağan KUZYAKA
Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
“Bu çalışma, 09.12.2024 tarihinde kabul edilen “Kişisel Veri İhlal Bildirimlerinin Esas
ve Usulleri Yönünden Avrupa Birliği ve Türkiye Uygulamaları” başlıklı uzmanlık
tezinden alınmıştır.”
GİRİŞ
Günümüzde Avrupa Birliği üyesi ülkelerde uygulanan temel veri koruma
düzenlemesi, 2016 yılında kabul edilen ve 2018’de yürürlüğe giren Avrupa
Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğüdür (GDPR)1. 24.03.2016 tarihinde TBMM’de
kabul edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) ise
GDPR’nin öncülü konumundaki 95/46/EC sayılı Avrupa Birliği Veri Koruma
Direktifi (95/46/EC Direktifi) mehaz alınarak hazırlandığı bilinmektedir.2 Bu
durum, iki hukuk sisteminde uygulanan veri ihlal bildirimi esas ve usullerinin
kaçınılmaz olarak farklılaşmasına yol açmıştır.
1 İngilizcesi ‘General Data Protection Regulation’ olan Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü hukuk
terminolojimize GDPR olarak girmiştir. Çalışmanın devamında da bu kısaltma ile zikredilecektir.
2 Prof. Dr. Faruk BİLİR, Röportaj:Kişisel Verilerin Korunması Kişinin Kendisinin Korunmasıdır, Sezen Yüce,
TRT Akademi Dergisi, Cilt 06, Sayı 11, Yıl 2021, ss 174.
510 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Her iki hukuk sisteminde de veri ihlal bildirimi, denetim makamına ve ihlalden
etkilenen ilgili kişiye bildirim olmak üzere, eşgüdüm halinde fakat farklı
dinamiklere sahip iki ayrı süreç üzerinden yürütülmektedir. Ancak, bildirimlerin
hangi yöntem, içerik, sürede ve kim tarafından yapılacağı; hatta veri ihlalinin
ne olduğu ve hangi ihlallerin bildirime konu olacağı hakkında farklı tanım,
düzenleme ve uygulamalar mevcuttur. İşte bu çalışmada, veri ihlal bildirimlerinin
esas ve usulleri yönünden Avrupa Birliği ve Türkiye uygulamaları ortaya
konmaya çalışılacaktır. Bu seçim, Türkiye’nin Avrupa Birliği kişisel veri koruma
mevzuatına uyum sağlama yönündeki açık iradesinden ileri gelmektedir.
Çalışmanın tüm okur ve aktörlere faydalı olması umulur.
1. KİŞİSEL VERİ İHLALİ KAVRAMI
Erken dönemde siber güvenliğin odak noktası, ihtiyaç duyulduğunda sürekli
çalışabilir olmasını sağlamak üzere sistemin kendisinin güvenliğini sağlamak
olmuştur. Çünkü, dönemin bilgisayarları yüksek maliyetli ve nadir bulunan
cihazlardır. Ancak, bilgisayar teknolojisinin birim maliyeti düştükçe, verinin
göreli değeri artmaya başlamış; bunun sonucu olarak siber güvenliğin odak
noktası, bilgisayarın korunmasından verinin korunmasına doğru kayma eğilimi
göstermiştir. Önceleri bilgisayar güvenliği baskınken; gizlilik (confidentiality),
bütünlük (integrity) ve erişilebilirlik (availability) kavramları önem kazanmaya
başlamıştır. Verinin bu üç unsurunun korunması gereğine yaslanan ilkeye de CIA
üçlüsü adı verilmektedir. İşte, CIA üçlüsü on yıllardır kamu, özel sektör ve sivil toplum
kuruluşlarının kurumsal veri güvenliği standartlarının merkezinde yer almaktadır.3
Gizlilik, verinin bilmesi gerekmeyenlerden korunması esasına dayanan temel
veri güvenliği ilkesidir. Kişisel veri gizliliği ihlalinin ne olduğu sorusunun cevabı,
diğer unsurlara kıyasla gayet açıktır. Bir veri sorumlusunun veri kayıt sistemine
sızan siber tehdit aktörünün kişisel verileri indirmesi (download etmesi anlamında)
açıkça verinin gizliliğini ortadan kaldıran bir veri ihlalidir. Tehdit aktörünün
bu verileri genele ifşa etmesi durumundaysa (bir forum sitesinde paylaşması
vb.) daha yüksek risk teşkil eden bir gizlilik ihlali yaşanmış demektir. Ancak,
bu verinin bilişim sistemi üzerinde salt görüntülenmesi/ona erişilmesi de veri
gizliliği kaybı ve dolayısıyla veri ihlalidir. Öte yandan, veri gizliliğini etkileyen
3 Spyridon SAMONAS - David COSS, “The CIA Strikes Back: Redefining Confidentiality, Integrity and
Availability in Security”, Journal of Information System Security, Cilt 10, Sayı 3, ss. 23-24.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 511
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
yegâne aksiyonun siber tehdit aktörlerinin iradi ve icrai davranışları olduğu
söylenemez. Örneğin, çalışanların kişisel verilerinin işlendiği bir muhasebe
yazılımında meydana gelen bir dizi kod hatası nedeniyle, bir çalışanın çalışma
arkadaşlarının kişisel verilerini kazaen görüntülemesi durumunda da veri gizliliği
etkilenmiş olacaktır. Kasıt içermeyen bu gibi ihlallerin ilgili kişiler üzerindeki
potansiyel olumsuz etkisinin genellikle daha düşük olduğu zannedilir ancak
böylesi peşin hükümlülük rasyonel olmayacaktır. Hatta, denebilir ki özel hayat
en çok bireyin yakınlarına karşı korunmalıdır. Gizlilik ihlali fiziki veri kayıt
sistemlerinde de pekâlâ yaşanabilmektedir. Burada, veriye ve tabii onun temsil
ettiği bilgiye yetkisiz kişi tarafından vakıf olunması, veri gizliliğini ortadan
kaldırmaktadır. Fiziki veri kayıt sistemlerinde en sık yaşanan vakalardan biri,
kişisel veri içeren belgenin çalınması olarak gösterilebilir.
Bu noktada, özel hayatın gizliliği hakkı ile kişisel verilerin korunması hukuku
arasındaki tarihsel ilişkiden söz etmek gerekli görülmektedir. Özel hayatın
hukuk tarafından korunması fikrinin, her bireyin kendine has bir karakteri
olduğu kabulünden beri var olduğu bilinmektedir. Tarihi milattan önce 5. yüzyıla
dayanan, ancak günümüzde dahi geçerliliğini koruyan, hekimin sır saklama
yükümlülüğüne ilişkin Hipokrat yemini, özel hayatın hukuk tarafından korunması
fikrinin klasik tarihsel örneklerindendir.4 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM) de, kişisel verilerin toplanıp depolanmasının Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin (AİHS) ‘Özel ve Aile Hayatına Saygı’ başlıklı 8 inci maddesi
kapsamına gireceğini kabul etmiştir. Keza, anayasa yapan iktidarlar da kişisel
verilerle ilgili normları özel hayatın gizliliği başlığı altında düzenlemektedir.
Nitekim, 1982 Anayasası’nda kişisel verilerle ilgili hüküm özel hayatla ilgili
20 nci maddeye ek yapılarak düzenlenmiştir.5 6698 sayılı Kişisel Verilerin
Korunması Kanununun ilk maddesinde de Kanunun amacının, ‘(…) kişisel
verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak
ve özgürlüklerini korumak (…)’ olarak açıkça ortaya konması, kanun koyucunun
iradesini göstermektedir. Gerçekten de kişisel veri ile özel hayat kavramları
arasında sıkı bir ilişki vardır. Özel hayat, her şeyden evvel bu hayatın verilerle
temsil edilen bilgisinin korunmasıyla gizli kalabilir.
4 Yeşim ÇELİK, “Özel Hayatın Gizliliğinin Yansıması Olarak Kişisel Verilerin Korunması ve Bu Bağlamda
Unutulma Hakkı”, Tükiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 32, Yıl 2017, ss. 396-397.
5 Ali KORKMAZ, “İnsan Hakları Bağlamında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması”, KMÜ Sosyal ve Ekonomik
Araştırmalar Dergisi, Özel Sayı 1, Yıl 2014, s. 100.
512 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Ne var ki, yukarıda özetlenen tarihsel ilişki kişisel veri ihlalinin tanımlanması
konusunda bireylerin hak ve özgürlükleri hilafına dar bir yoruma da neden
olmaktadır. Bu dar yoruma göre kişisel veri bütünlüğü ve erişilebilirliği, kişisel
verilerin korunması hukuku kapsamının dışında olsa gerektir. Zira bu görüşü
benimseyenlere göre, bütünlük ve erişilebilirlik özel hayatın gizliliği ile doğrudan
bir ilişkiye sahip değildir ve daha ziyade şirketlerin ticari faaliyetlerinin devamı
ile ilgisi bulunmaktadır. Yorumun gerekçesinde haklılık payı bulunsa da ulaşılan
sonucun hakkaniyete uygun düştüğünü söylemek güçtür. Çünkü, kişisel veri
ihlalinin günümüzde özel alan sınırını aşan anlamları mevcuttur.
Geçtiğimiz yüzyıldan kalma her kuralın, her ilkenin, hatta her işin biçim
değiştirdiği, esnekleştiği ve sanallaştığı bir dönemin çoktandır içindeyiz. “Katı
olan her şey buharlaşır.”6 sözünü haklı çıkaran tarihsel gelişmelerin bugün
vardığı yerde; katı olan her şey dijitalleşmekte, veri haline dönüşmektedir.7
Hatta, 19. Yüzyıl Büyük Sanayi Devrimi üzerine bugün çalışan bir araştırmacı
nasıl ki buharlı tren üzerine yoğunlaşıyorsa, denebilir ki gelecekte bugünü /
21. Yüzyıl İletişim Devrimini çalışacak olan da veriye odaklanmalıdır. Öyle ki,
günümüzün insan prototipinin kimliği, biri fiziki diğer sanal olmak üzere iki
cüzden oluşmaktadır. Bu sanal cüzün veriyle temsil edilmesi, bireylerin eskiye
göre akıl almaz boyutlarda kişisel veri üretmesine neden olmuş; bu verilerin
eksik veya hatalı şekilde işlenmesi, hatta kimi zaman işlenememesi, modern
demokrasilerde vazgeçilmez olarak güvence altına alınan diğer tüm temel insan
hak ve özgürlükleri de kısıtlayabilir hale gelmiştir. Dolayısıyla, ulusal kimlik
kartının fiziki kaybolma ya da bozulmaya karşı korunmasına benzer şekilde,
bir tür dijital kimlik kartı olan kişisel verilerin de kaybolma ve bozulmaya
karşı korunması, yani erişilebilirlik ve bütünlüğünün korunması ihtiyaç haline
gelmiştir. Üstelik, bu dijital kimlik kartları, temsil ettiği varlık hakkında fiziki
kimlik kartlarından çok daha kapsamlı veri içerebilmektedir.
Nihayet, kişisel veri erişilebilirliğinin, verinin yetkili kişiler tarafından erişilebilir
ve işlenebilir durumda olmasını ifade ettiğini söyleyebiliriz. Bu unsurun
sakatlanması, verinin geri döndürülemez biçimde, kalıcı olarak imha edilmesi
6 Marshall Berman, Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, Çeviren: Ü. Altuğ ve B. Peker, İletişim Yayınları, İstanbul,
2014, s.35.
7 Hasan TUTAR, “Katı Olan Her “İş” Sanallaşıyor veya İşgörenin Artan Yalnızlığı Üzerine: Kuramsal Bir
Yaklaşım”, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/235578. 01.09.2024
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 513
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
durumunda olabileceği gibi geçici kaybolması durumunda da yaşanabilir.
Erişilebilirlik ihlali, tek başına özel hayatın gizliliğini çoğunlukla etkilemez.
Ancak, bireylerin hak ve özgürlüklerine yönelik ciddi riskler barındırabilmektedir.
Bu nedenle de veri erişilebilirliği, hukuk koruması altındadır. Bir hastanenin
acil servisinin, hasta verilerine geçici olarak bile olsa erişememe durumu, veri
işleyememenin temel hak ve özgürlüklere olumsuz etkisinin en bilinen ve bariz
örneklerindendir. Nitekim, ulusal denetim makamlarının sağlık sektöründe
yaşanan veri ihlallerine karşı bu doğrultuda daha ciddi yaptırımlar uyguladığı,
kişisel verilerin korunması hukuku ile ilgilenen hemen herkesin malumudur.
Yine, imalat sanayi ile iştigal eden bir veri sorumlusunun işlemekte olduğu kişisel
verilere erişememesi, önceden kurulmuş sözleşmelerin yüklediği edimlerin
(çalışan maaşları, müşterilere verilen sözler vb.) yerine getirilmesinde sorun
yaratması anlamında, diğer temel hak ve özgürlükleri etkileyebilmektedir.
Kişisel veri bütünlüğü, verinin yetkisiz şekilde ya da kazara bozulmasına karşı
korumayı ifade eder. Verinin kısmen silinmesi, değiştirilmesi, veriye ek yapılması
durumlarında orijinalliği bozularak bütünlük unsuru etkilenir. Üçüncü taraf
tehdit aktörleri tarafından veri bütünlüğünün hedef alındığı ihlaller kadar, veri
kayıt sisteminde yaşanan maddi ya da yazılımsal hatalardan kaynaklı bütünlük
ihlalleri de uygulamada karşımıza çıkmaktadır. Bir bankanın sisteminde kayıtlı
müşterilerin kredi kartı numaralarının, sehven yanlış kişilerle eşleştirilerek
kaydedildiği durumda, verinin bütünlüğü bozulmaktadır. Veri bütünlüğü
bozunumunun özel hayatın ifşasına yol açması mümkün olmakla birlikte, bu
her durumda zorunlu değildir. Ancak, bireylerin hak ve özgürlüklerine yönelik
risk teşkil etmektedir.
Nitekim, GDPR’nin ‘Tanımlar’ başlıklı 4 üncü maddesinin (12) numaralı
fıkrasında kişisel veri ihlali; iletilen, saklanan veya başka bir şekilde işlenen
kişisel verilerin kazara veya yasa dışı olarak imha edilmesine, kaybolmasına,
değiştirilmesine, yetkisiz olarak ifşa edilmesine veya bunlara erişilmesine yol
açan bir güvenlik ihlali olarak tanımlanmaktadır.8 Tanımdaki imha (destruction),
kaybolma (loss) ve değişim (alteration) ifadeleriyle; gizlilik unsurunun ötesine
geçilerek bütünlük ve erişilebilirlik unsurlarını da kapsama kaygısı güdüldüğü
anlaşılmaktadır.
8 GDPR’nin 4 üncü maddesinin (12) numaralı fıkrasında yer alan İngilizce orijinal tanım: ‘personal data
breach’ means a breach of security leading to the accidental or unlawful destruction, loss, alteration,
unauthorised disclosure of, or access to, personal data transmitted, stored or otherwise processed.
514 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Gizlilik, bütünlük ve erişilebilirlik unsurlarından en az birinin etkilenmesi
durumunda, teknik anlamda kişisel veri ihlali meydana gelmiştir demektir. Bu
etki, unsurların tamamen ortadan kalkmasıyla gerçekleşeceği gibi yalnızca
sakatlanmasıyla de kendini gösterebilir. Daha iyi anlaşılması için somut bir
örnek vermek gerekli görülmektedir: Veri sorumlusu bünyesindeki bir çalışanın,
görevi gereği zaten vakıf olması beklenen kişisel verilerin bulunduğu excel
tablosunu, olağan iş akışına aykırı olarak şahsi e-posta adresine gönderdiği
bir senaryoda, çalışanın bu bilgileri zaten bildiği varsayıldığından gizlilik
kaybından söz edilemez. Erişilebilirlik ve bütünlük unsurlarının etkilendiğini
düşündürecek bir olgu da yoktur. Ancak, çalışanın niyetinin bilinmezliği ve
şahsi e-posta adresine olası bir saldırının veri sorumlusunun kontrolü dışındalığı,
gizlilik unsurunu tehdit eder hale gelmiştir. Dolayısıyla bu veri sorumlusu
bünyesinde bir veri ihlali yaşanmıştır.
Yalnızca bir unsurun etkilendiği ihlaller kadar, her üç unsurun birden etkilendiği
ihlaller de yaşanabilmektedir. Güvenliğin hangi unsur ya da unsurlarının etkilendiği
sorusunun cevabı kritiktir. Zira bu cevap, ihlalin ilgili kişilerin hangi temel
hak ve özgürlüğünü tehdit ettiğini, bu tehdidin ağırlığını ve riskin gerçeğe
dönüşme olasılığını tayin etmede belirleyici faktör olmaktadır. Yine de kişisel
veri güvenliğinde gizlilik unsuru halen başat yerini korumaktadır.
Ancak, kişisel verilere yönelen en güncel siber tehditler, CIA üçlüsünün de ötesine
uzanmaktadır. Yine, bir örnekten bahsetmek yerinde olacaktır: İlgilenenlerce iyi
bilindiği üzere; şirketler, bireylere toplu ileti göndermek için, genellikle bu ticari
saikle kurulmuş toplu ileti gönderme9 firmaları ile çalışmaktadır. Toplu iletiler
bu amaca özgülenmiş yazılımlar aracılığıyla otomatize olarak gönderilmektedir.
Gönderme eylemi, yazılım üzerinde yer alan bir panelden yapılmaktadır. Panel
üzerinde yer alan kişisel verilerin (örneğin telefon numarası, e-posta adresi)
sıklıkla, teknik bir veri güvenliği tedbiri olarak maskelenmiş biçimde muhafaza
edildiği bilinmektedir. Son yıllarda, bu yazılımlara bir şekilde sızıp panele
erişim sağlayan siber tehdit aktörlerinin, kayıtlı kişilere yazılım üzerinden
oltalama iletileri gönderdiğine şahit olduk. Bu tür bir ihlalde, ilave bir bulgu
yoksa, CIA üçlüsü unsurları etkilenmemiştir. Zira, toplu iletiyi gönderen siber
tehdit aktörü, veri maskelenmiş halde muhafaza edildiğinden verinin temsil
ettiği bilgiye vakıf değildir; ihlalin gerçekleşme şekline göre erişilebilirlik ve
9 Sektörel adlandırmasıyla: Toplu SMS gönderimi.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 515
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
bütünlük unsurları da güvendedir. Ancak, teknik anlamda bir siber güvenlik
olayı10 ve açığı olduğu ortadadır. Dahası, bu oltalamanın klasik oltalamadan11
farklı olarak doğrudan taklit edilen veri sorumlusu adına gönderilmiş olması,
zekice hazırlanmış bir içeriğe sahip olması halinde, mağdur ilgili kişi sayısını ve
mağduriyetin ciddiyetini artıracaktır.12 Dolayısıyla, bu güvenlik olayının hukuki
olarak veri ihlalinden sayılmaması, hakkaniyetli bir sonuç doğurmayacaktır. Bu
nedenle, hukuk metinlerinin bu türden senaryoları da içine alan bir veri ihlali
tanımı geliştirmesinin gerekli olduğu değerlendirilmektedir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda, GDPR’nin aksine, doğrudan
bir veri ihlali tanımı yoktur. Ancak, ‘Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler’
başlıklı 12 nci maddesinin veri ihlal bildirimi yükümlülüğüne kaynaklık eden
(5) numaralı fıkrasına göre; veri sorumlusu, işlenen kişisel verilerin kanuni
olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde, bu durumu ilgili
kişiye ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bildirmekle yükümlüdür. Kanunun
lafzından kişisel veri ihlalinin, işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla
başkaları tarafından elde edilmesi hali olduğu çıkarsanabilir. Ancak, ‘elde edilme
hali’ ifadesi bütünlük ve erişilebilirlik unsurlarını dahi bireylerin temel hak ve
özgürlükleri hilafına dışarıda bırakır görünmektedir. Dolayısıyla, Kanun’un
gizlilik unsurunun ötesinde, erişilebilirlik ve bütünlük unsurlarını da içeren
ve hatta aşabilen, kapsayıcı bir veri ihlali tanımı yapar şekilde güncellenmesi
gerektiği düşünülmektedir.
Aslında, 2 Mart 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen kanun
teklifiyle 6698 sayılı Kanunda önemli değişiklikler yapılmıştır. Ancak veri
güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin kapsama alınmaması nedeniyle değişiklik
kısmi düzeyde kalmıştır. Bu yükümlülükleri içeren bir güncelleme; teknoloji,
doktrin ve sahanın getirdiği ihtiyaçlara daha iyi karşılık vererek bireylerin temel
hak ve özgürlüklerinin etkili korunmasına hizmet edecektir. Ayrıca, Türkiye’nin
GDPR’ye uyum sağlanması yönündeki bariz hedefiyle de uyumludur.
10 İngilizcesi ‘security incident’ olan terim Türkçe’ye güvenlik olayı olarak çevrilse de, ‘incident’ ifadesi
İngilizce’de kaza imasını içeren negatif bir anlamı çağrıştırmaktadır.
11 Klasik oltalamada tehdit aktörü; orijinal göndericiyi taklit eder, adresini onunkine benzetmeye çalışır,
ancak birebir aynı hale getiremez. Harf, sayı, noktalama işaret, sembol ögeleri bakımından muhakkak
küçük bir farklılık içerir.
12 Anlatılan senaryoda, ilgili kişilerin bunun bir oltalama olduğunu fark etmesi zordur. Ancak oltalama,
bazı ipuçlarıyla kendini ele verebilir. Gerçekten orijinal adresten geliyor olsa dahi; alınan bir iletinin
içeriğinde aciliyet hissi uyandıran bir dil, kişisel veri talebi, fazla iyi vaat, olağan uygulamaya aykırılık,
yaygın olmayan uzantıya sahip ekler varsa oltalama olabilir.
516 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
2. KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMİ ESASLARI
2.1. AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDA
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğünde denetim makamına veri ihlal
bildirimi yükümlülüğü 33 üncü maddeyle, ilgili kişiye veri ihlal bildirimi
yükümlülüğü ise peşi sıra 34 üncü maddeyle düzenlenmiştir. Peşinen belirtmek
gerekir ki Avrupa Birliği’nde, iç hukukumuzun aksine, her veri ihlalinin
bildirilmesine gerek yoktur; onun yerine risk temelli yaklaşım benimsenmiştir.
Avrupa Birliği Başkanlığı’nın gayriresmi bir GDPR çevirisi bulunmaktadır.13
Bu çeviride denetim makamına bildirimi düzenleyen 33 üncü maddenin (1)
numaralı fıkrası: “Bir kişisel veri ihlali olması durumunda, kişisel veri ihlalinin
gerçek kişilerin hakları ve özgürlükleri açısından bir riske sebebiyet vermesinin
muhtemel olmadığı haller dışında, veri sorumlusu, (…) kişisel veri ihlalini (…)
yetkili denetim makamına bildirir.”14 ifadeleriyle Türkçe’ye aktarılmıştır. İlgili
kişiye bildirimi düzenleyen 34 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasıysa: “Kişisel
veri ihlalinin gerçek kişilerin hakları ve özgürlükleri açısından yüksek bir riske
sebebiyet vermesinin muhtemel olduğu hallerde, veri sorumlusu kişisel veri ihlali
hakkında (…) veri öznesini bilgilendirir.”15 ifadeleriyle Türkçe’ye aktarılmıştır.16
Ancak, kapsamlı ve ayrıntılı metinlere rağmen, yalnızca madde hükümlerinin
lafzından uygulamada hangi veri ihlallerinin bildirileceğini çıkarsamak, pek
azı müstesna olmak üzere, mümkün gözükmemektedir. Her şeyden önce ilgili
kişilerin hak ve özgürlükleri için risk ve yüksek riskin ne anlama geldiği belirsizdir.
Hak verileceği üzere; ilgili kişilerin iflası, sakatlanması, ölümü gibi tehditler
belli ki yüksek risk teşkil etmektedir. Ancak, örneğin zaman harcama, itibar
kaybı gibi görece daha hafif kabul edilebilecek potansiyel etkilerin risk ya da
yüksek risk olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorusunun cevabı
son derece subjektiftir.
13 https://www.ab.gov.tr/ab-genel-veri-koruma-tuzugu-gdpr-turkceye-cevrildi_53650.html. 13.09.2024.
14 İngilizce orijinal metin: In the case of a personal data breach, the controller shall without undue delay
and, where feasible, not later than 72 hours after having become aware of it, notify the personal data
breach to the supervisory authority competent in accordance with Article 55, unless the personal data
breach is unlikely to result in a risk to the rights and freedoms of natural persons. Where the notification
to the supervisory authority is not made within 72 hours, it shall be accompanied by reasons for the delay.
15 İngilizce orijinal metin: When the personal data breach is likely to result in a high risk to the rights and
freedoms of natural persons, the controller shall communicate the personal data breach to the data
subject without undue delay.
16 Parantezli kısımlar usule ilişkin olduğundan bu alıntıya dahil edilmemiştir.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 517
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Riskin tam isabetle tanımlanması da çoğu durumda pek mümkün değildir. Zira,
günümüz toplumlarının karmaşık ve karşılıklı bağımlı17 ağ18 niteliğindeki yapısı,
belirli ihlallere önceden belirlenmiş formülleri uygulayarak elde edilecek
matematiksel bir risk skorunu anlamsız hale getirmekte; her durumun kendi
öznel koşullarına göre değerlendirilmesi gereğini dayatmaktadır.
Avrupa Birliği Veri Koruma Kurulunun (European Data Protection Board -
EDPB) veri ihlal bildirimlerinin esas ve usullerine ilişkin 2 önemli dokümanı
bulunmaktadır. Bu dokümanlar, son sürümleri sırasıyla 14.12.2021 ve 28.03.2023
tarihlerinde kabul edilen Veri İhlali Örnekleri ile Veri İhlal Bildirimi Rehberidir.
Bunlar aracılığıyla, hukuki metinlerin yorum gerektiren muğlaklığının kısmen
geriletildiği söylenebilir. ‘Risk’ ve ‘muhtemel olduğu/olmadığı’ (likely/unlikely)
ifadeleri EDPB tarafından isabetli bir şekilde çok geniş yorumlanmaktadır. Zira,
ilk bakışta gayet düşük riskli görünen ihlaller dahi uygulamada bildirilmektedir.
Başka deyişle, ihlalin ilgili kişilerin hak ve özgürlükleri açısından sebep olduğu
riskin seviyesi çok düşük değilse, en azından denetim makamına veri ihlal
bildiriminde bulunulması gerektiği uygulamadan anlaşılmaktadır.
Risk şartına bağlı veri ihlal bildirimi yükümlülüğün açık anlamı, veri ihlali
tespit edilirse, veri ihlal bildirimi yapılıp yapılmayacağının tayin edilmesi için
risk değerlendirmesi yapılması gerekliliğidir. Somutlaştırırsak, varsayımsal
bir veri sorumlumuz bir önceki üst başlıkta açıklandığı haliyle GDPR’de tarif
edilen bir veri ihlalinin bünyesinde gerçekleştiğine kanaat getirmiş olsun. Bu
varsayımsal veri sorumlusunun sıradaki adımı, veri ihlal bildiriminde bulunup
bulunmayacağını tespit etmek için bir risk değerlendirmesi yapmak olacaktır.
Tam bu noktada iki parantez açmak gerekir. Birincisi, GDPR’nin 33 üncü
maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre veri sorumlusu, veri ihlallerini, bildirim
gerekip gerekmeyeceğine bakılmaksızın belgelendirmekle ve kayıt altına almakla
yükümlüdür. Bu; ihlale ilişkin bilgileri, ihlalin etkilerini ve alınan düzeltici
aksiyonları da kapsayacak şekilde yapılır. Böylelikle, denetim makamının
muhtemel bir incelemesinin sağlıklı şekilde yürütülmesi amaçlanmıştır. İkincisi,
veri sorumlusunun, ihlal nedeniyle bir risk ortaya çıktığına derhal kanaat getirerek
17 Robert KEOHANE – Joseph NYE., Power and Interdepence, HarperCollins, ABD, 1990, s. 3.
18 Maneul CASTELLS, Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür Ağ Toplumunun Yükselişi, Çeviren:
Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2008, s. 623.
518 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
bildirimde bulunulması gerektiğini fark etmesi idealdir. Ancak, hayatın olağan
akışı içerisinde risk değerlendirmesinin uzayacağı durumlar olabilmektedir.
Yine de veri sorumlularının, veri ihlalinin bir riske yol açıp açmayacağını ve
dolayısıyla bildirimde bulunulması gerekip gerekmediğini değerlendirmeden önce
detaylı bir adli bilişim incelemesini beklemeleri yerinde olmayacaktır. Veri ihlal
bildirimi yapılmalı ve ileride elde edilecek bilgiler aşamalı olarak sağlanmalıdır.
Nitekim, 33 üncü maddenin (4) numaralı fıkrasına göre, ihlale ilişkin bilgilerin
aynı anda sağlanmasının mümkün olmadığı durumlarda, bilgiler gereksiz
herhangi bir ek gecikmeye mahal verilmeksizin aşamalı olarak sağlanabilir.
Bunun açık anlamı, risk değerlendirmesinin GDPR’nin 33 üncü maddesinin
(1) numaralı fıkrasıyla getirilen ihlalin tespitinden itibaren 72 saatlik süreyi
aşacağı durumlarda, risk değerlendirmesi beklenmeden denetim otoritesine
veri ihlal bildirimi yapılması gerektiğidir.
Denetim makamına ve ilgili kişiye bildirim yükümlülükleri arasında risk ve
yüksek risk olmak üzere iki farklı şart koşulduğu dikkate değerdir. Bu ayrımdan,
ilgili kişiye veri ihlal bildiriminin, veri sorumlularının yükümlülüklerini hafifletici
biçimde daha sıkı bir şarta bağlandığı anlaşılmaktadır. Nedeniyse, EDPB tarafından
bireyleri gereksiz bildirim yorgunluğundan korumak olarak açıklanmıştır.
GDPR’nin 34 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında, ilgili kişi bildirimine
ayrıca üç istisna getirilmiştir. İlgili fıkrada:
• Veri sorumlusunun özellikle, etkilenen kişisel verileri yetkisiz kişiler için
anlaşılmaz hale getiren şifreleme gibi uygun teknik ve idari tedbirleri uygulaması,
• Veri sorumlusunun ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerine ilişkin yüksek
riskin gerçeğe dönüşmesinin artık muhtemel olmamasını sağlayan ek
tedbirler alması,
• Bildirimin orantısız bir çaba gerektirecek olması
hallerinde ilgili kişiye bildirimin gerekmediği açıkça yer almaktadır. Ayrıca
aynı fıkrada, orantısız çaba gerektirmesi nedeniyle bildirimin yapılmadığı
durumda, aynı düzeyde bilgi veren kamuoyu duyurusu veya benzeri bir yöntemle
ilgili kişi bildiriminin yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Buradan, ilgili kişi
bildirimlerinde kişiye özel bildirim yapılmasının esas, genel duyurunun istisna
olduğunu da anlamaktayız.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 519
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Maddenin 4 üncü fıkrasındaysa, denetim makamına bildirim yapıldığı ve fakat
ilgili kişiye yapılmadığı hallere ilişkin ilave bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.
33 ve 34 üncü maddelerin (1) numaralı fıkralarını birlikte yorumladığımız
yukarıdaki açıklamalardan; veri sorumlusunun, ihlal nedeniyle ilgili kişilerin hak
ve özgürlükleri için risk öngörse de bu riskin yüksek olmadığı kanaatine vardığı
bir senaryoda bu durumun gerçekleşeceğini hatırlıyoruz. Böylesi bir senaryoda
34 üncü maddenin (4) numaralı fıkrasına göre denetim makamının, kendisine
yapılan veri ihlal bildirimini inceleyerek ilgili kişi bildirimi konusunda üç farklı
karar verebileceği görülmektedir. İlkin, riskin yüksek seviyede olduğuna kanaat
getirerek ilgili kişi bildirimini şart koşabilir. İkincisi, veri sorumlusunun risk
öngörüsünü onaylayıp gerçekten de ilgili kişi bildirimine gerek olmadığına karar
verebilir. Üçüncüsü, yukarıdaki istisna hallerinden herhangi birinin karşılandığı
gerekçesiyle, yine ilgili kişi bildirimine gerek olmadığına karar verebilir.
Avrupa Birliği sınırları dışında gerçekleşen bir veri ihlali, bildirime konu olup
olmaması anlamında esasa ilişkindir. Bu konuda, GDPR’nin bölgesel kapsam ile
ilgili üçüncü maddesine başvurmak gerekmektedir. İlgili maddenin (1) numaralı
fıkrasına göre GDPR, işlemenin Birlik içinde gerçekleşip gerçekleşmediğine
bakılmaksızın, kişisel verilerin, Birlik içindeki bir veri sorumlusunun veya veri
işleyenin kuruluşunun faaliyetleri bağlamında işlenmesine uygulanır. Örneğin,
Birlik içindeki veri sorumlusunun bir kuruluşunun Birlik dışında işlediği kişisel
verilerin ihlale konu olması durumunda 33 ve 34 üncü maddelerin işletileceği
açıktır. Etkilenen kişilerin Birlik içinde olup olmaması bunu değiştirmeyecektir.
Maddenin ikinci fıkrasında GDPR’nin, Avrupa Birliği içerisinde bulunan
ilgili kişilerin verilerinin Birlik içinde yerleşik olmayan bir veri sorumlusu
ya da veri işleyen tarafından işlenmesi halinde uygulanacağını öngören 2 şart
sayılmıştır. İngilizce orijinal metninden19 anlaşılan, Birlik içinde bulunan ilgili
kişi ifadesiyle kastedilenin, ilgili kişinin işleme anında Birliğe üye devletlerin
coğrafi egemenlik alanında fiziken bulunmasıdır. Bu anlamda, örneğin Paris’te
bulunan Somali vatandaşı bir turistin kişisel verileri de belirli durumlarda ihlal
bildirimine konu olabilir. Buna göre:
19 This Regulation applies to the processing of personal data of data subjects who are in the Union by a
controller or processor not established in the Union, where the processing activities are related to: (a)
the offering of goods or services, irrespective of whether a payment of the data subject is required, to
such data subjects in the Union; or (b) the monitoring of their behaviour as far as their behaviour takes
place within the Union.
520 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
• Birlik içindeki ilgili kişilere, ödeme yapmalarına gerek olup olmadığına
bakılmaksızın mal veya hizmetlerin sunulması
• İlgili kişilerin Birlik içinde gerçekleşen davranışlarının izlenmesi
hallerinde, Avrupa Birliği içerisinde bulunan ilgili kişilerin kişisel verilerinin
Birlik içinde yerleşik olmayan bir veri sorumlusu ya da veri işleyen tarafından
işlenmesine GDPR uygulanır. Davranışın Birlik içinde gerçekleşmesi şartı
aranmakla birlikte, bu davranış izlemenin (behaviour monitoring) Birlik içinde
yapılmasının zorunlu olmadığı dikkate değerdir.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise kişisel verilerin, Birlik içerisinde yerleşik
olmayan ancak üye devlet hukukunun geçerli olduğu bir yerde bulunan bir
veri sorumlusu tarafından işlenmesi halinde GDPR’nin uygulanacağı hükme
bağlanmıştır. Devletlerin egemen eşitliği ilkesine yaslanan uluslararası hukuk
ilkeleri uyarınca; bir devletin hava sahası, karasuları, bandıralı gemisi, elçiliği
ve benzeri egemenlik alanlarında o devletin hukuku geçerlidir. İşte GDPR, üye
devlet hukukunun uygulandığı tüm egemenlik alanlarında kendisinin yürürlükte
olduğunu hükme bağlamaktadır.
2.2. TÜRK HUKUKUNDA
Türk hukukunda veri ihlal bildirimi yükümlülüğünün yasal çerçevesi oldukça
dardır. Yükümlülüğe 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun ‘Veri
Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler’ başlıklı 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası
kaynaklık etmektedir. Buna göre veri sorumlusu, işlenen kişisel verilerin kanuni
olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, bu durumu etkilenen
ilgili kişilere ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bildirmekle yükümlüdür.
GDPR’nin aksine, ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelen riske göre bildirim
gerekip gerekmediği üzerine bir ayrıma gidilmemiştir. Denetim makamına ve
etkilenen ilgili kişilere bildirim gerekleri üzerinden bir ayrıştırma da yoktur.
Bu kapsamda, örneğin yalnızca bir kişinin kişisel verisinin, risk doğurmaksızın
başkalarınca elde edildiği tespit edildiği anda hem denetim makamına hem ilgili
kişiye veri ihlal bildirimi yükümlülüğü tahakkuk etmiş demektir.
Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre veri sorumlusu; kişisel
verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı
olarak erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amaçlarıyla
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 521
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari
tedbiri almak zorundadır. Esasen, kişisel verilerin erişilebilirlik ve bütünlüğünün
etkilendiği bir ihlal, veri sorumlusunun bu fıkrada açıkça zikrolunan kişisel
verilerin muhafazasını sağlamak için alması gereken teknik ve idari tedbirlerde
eksikliğe işaret etmesi anlamında, veri güvenliği yükümlülüğünü ihlal ettiği
anlamına gelebilir. Ancak bu ihlalin, ‘işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan
yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hali’ kapsamına girmeyeceği; bu
durumun da Türk kişisel verilerin korunması mevzuatının en önemli eksiklerinden
biri olduğu değerlendirilmektedir. Uygulamada ise erişilebilirlik ve bütünlük
ihlallerinin bildirildiği bilinmektedir.
Kanuni olmayan yollarla elde edilmekten ne anlaşılması gerektiğinin de
irdelenmesi gerekmektedir. Bunun, salt Kişisel Verilerin Korunması Kanununa
aykırılık olarak yorumlanması hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacaktır. 1982
Anayasasına, uluslararası anlaşmalara, kişisel verilere ilişkin kurallar getiren
diğer Kanunlara, hukukun genel ilkelerine, ezcümle kişisel verilerle ilgili
geniş normatif düzene aykırı elde edilme hali olarak yorumlamak gerekiyor.
Yorum gereğince, örneğin; Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında
Yönetmelik, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması
Hakkında Yönetmelik, Sosyal Yardım Verilerinin Kaydedilmesi ve Paylaşılmasına
İlişkin Yönetmelik gibi düzenlemelere aykırı olarak elde edilme halleri de veri
ihlalinden sayılacaktır ve veri ihlal bildirimine konu olacaktır.20 Bu, Kanunun
kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere bireylerin
temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla uyumludur.21 Kişisel Verileri
Koruma Kurulunun 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kararında da veri ihlal
bildirimlerinin amacının, ihlal nedeniyle bu kişiler hakkında ortaya çıkabilecek
olumsuz sonuçların bir an önce önüne geçilmesi veya en aza indirilmesine
imkan verecek önlemler alınmasını sağlamak olduğu belirtilmiştir.
20 Nur Sena SEVİNDİ- Muhammet Emin ORDU, “AB ve Türk Hukukunda Veri İhlalinin Tespiti ve Bildirim
Süresinin Karşılaştırmalı Değerlendirmesi”, https://dergipark.org.tr/tr/pub/kvkd/issue/78292/1291178.
01.01.2024.
21 Mehmet Bedii Kaya, “Self-Disclosure or Burying the Evidence Dilemma: A Legal Review of the Data
Breach Rules under the Turkish Personal Data Protection Law”, https://iupress.istanbul.edu.tr/en/journal/
annales/article/self-disclosure-or-burying-the-evidence-dilemma-a-legal-review-of-the-data-breach-
rules-under-the-turkish-personal-data-protection-law. 11.09.2024.
522 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Son olarak, veri ihlalinin yurtdışında yerleşik bir veri sorumlusu nezdinde yaşanması
durumunda, bu ihlalin sonuçlarının Türkiye’de yerleşik ilgili kişileri etkilemesi
ve ilgili kişilerin sunulan ürün ve hizmetlerden Türkiye’de faydalanmaları söz
konusuysa, veri ihlal bildiriminde bulunulması gerekmektedir.
3. KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMİ USULLERİ
3.1. AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDA
3.1.1. Denetim Makamına
İçerik
Üye devletlerde denetim makamına bildirim, ülke çapında standart bir veri
ihlal bildirimi formu doldurularak yapılmaktadır. Standart form, GDPR’nin
şart koştuğu bir yöntem değildir; onun yerine ulusal denetim makamlarının
kolektif tecrübelerinden süzülen bir uygulama haline gelmiştir. EDPB’nin
internet sitesi incelendiğinde22, bildirimin dili konusunda standardizasyon
bulunmadığı görülmektedir.
Denetim makamına veri ihlal bildirimin içermesi gereken asgari unsurlar
GDPR’nin 33 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılmıştır. Fıkrada
4 adet unsur yer almaktadır. Birincisi, ihlalin mahiyeti açıklanır. Bu mahiyet,
uygun olduğu hallerde, en azından ihlalden etkilenen ilgili kişi grubu ve yaklaşık
sayısı, kişisel veri kaydı kategorileri ve yaklaşık sayısını içermektedir. İkincisi,
veri koruma görevlisi veya daha fazla bilginin elde edilebileceği başka bir temas
noktasının isim ve irtibat bilgilerine yer verilir. Üçüncüsü, kişisel veri ihlalinin
olası sonuçları açıklanır. Dördüncü ve son olarak, uygun olduğu hâllerde, kişisel
veri ihlalinin olası olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik tedbirler de dahil
olmak üzere, veri sorumlusu tarafından alınan veya ilgili kişilerce alınması
önerilen tedbirler açıklanır.
Görüldüğü üzere GDPR, etkilenen kişi ve kayıt sayısında yaklaşık tahminler
yapılmasına cevaz vermektedir. Zira veri ihlal bildiriminin odak noktası, kesin
tespitler yapmak yerine ihlalin olumsuz etkilerini bertaraf etmektir.
22 https://www.edpb.europa.eu/notify-data-breach_en. 12.09.2024.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 523
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Öte yandan, denetim makamına bildirimi takip eden bir iç soruşturmanın, aslında
ihlalin gerçekleşmediğine dair bulguları ortaya çıkarması mümkündür. Yine
güvenlik olayı, denetim makamına bildirimi müteakip, riski büyük ölçüde düşürecek
şekilde kontrol altına alınabilir. Bu bilgiler ve bunları gösterir belgeler, daha sonra
denetim makamına takip bildirimiyle iletilmelidir. Örneğin; müşterilerin kişisel
verilerinin kopyasını içeren bir taşınabilir belleği kaybettiği tespitini müteakip
denetim makamına bildirimde bulunan bir veri sorumlusu, daha sonra kendi
fiziksel mekânı içinde başka bir yerde bu belleği bulmuş olsun. Veri sorumlusu
bildirimini güncelleyerek durumdan denetim makamını bilgilendirmelidir.
Nihayetinde, kişisel verilerin tehlikeye girmediği bir güvenlik olayının GDPR
kapsamında yaptırımı yoktur.
Bildirilmesi gerekip gerekmediğine bakılmaksızın, tüm ihlaller veri sorumlusu
tarafından belgelendirilmelidir. Bu yükümlülük GDPR’nin 33 ncü maddesinin
(5) numaralı fıkrasında açıkça yer almaktadır. İlgili hükme göre; veri sorumlusu
kişisel veri ihlallerini, kişisel veri ihlaline ilişkin bilgiler, etkiler ve alınan düzeltici
aksiyonları da kapsayacak şekilde belgelendirir. Ancak, belgelendirmenin 33
üncü maddenin (5) numaralı fıkrasındaki unsurlarla sınırlı olduğu söylenemez.
Zira belgelendirme zorunluluğu, 5 inci maddenin (2) numaralı fıkrasında yer
alan hesap verebilirlik ilkesinin de doğal sonucudur. Örneğin, bir ihlalin denetim
makamına veya ilgili kişilere bildirilmemesi halinde, bu kararın gerekçesi
belgelenmelidir. Bunun, ihlalin bireylerin hak ve özgürlüklerine yönelttiği risk
düzeyinin çok düşük olduğu kanaatinin somut nedenlerini tabii olarak içermesi
gerekir. İlaveten veri sorumlusu, 34 üncü maddenin (3) numaralı fıkrasında yer
alan istisna koşullarından birine dayanarak ilgili kişi bildirimi yapmamışsa, istisna
koşullarının gerçekten var olduğuna dair uygun kanıtlar sunabilmelidir. Yine,
denetim makamına mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmeli bildirim yapılmışsa,
bu sebepleri gösterir uygun belgeler sunulabilmelidir. Veri sorumlusunun ilgili
kişilere ihlali bildirdiği durumlarda, ilgili kişi bildirimlerini gösterir belgeleri
saklaması ve denetim makamına ibraz etmesi de gerekmektedir. Belgelendirme
yükümlülüğü, veri ihlal bildiriminin içeriğini de kuşkusuz etkilemektedir. Genel
olarak, iddia ve beyan olunan bilgilere ilişkin tüm belgelerin, mümkün olduğu
hallerde ve ölçüde, veri ihlal bildirimi formuna eklenmesi gereği açıktır.
Kuşkusuz, bu tür kayıtların kişisel veri içerdiği durumlarda, kişisel verilerin
işlenmesine ilişkin ilkeler uyarınca uygun saklama süresini belirlemek ve işleme
için yasal bir dayanak sağlamak veri sorumlusunun yükümlülüğüdür. Ancak,
kayıtları hiçbir kişisel veri içermiyorsa, sınırlı muhafaza ilkesi geçerli değildir.
524 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Süre
Denetim makamına bildirim GDPR’nin 33 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası
gereğince ihlalin tespitinden itibaren gecikmeksizin ve uygun olduğu hallerde
en geç 72 saat içerisinde yapılmalıdır.
72 saat kuralı, veri sorumlusunun ihlali tam olarak hangi anda tespit etmiş
sayılacağı sorusunu gündeme getirmektedir. EDPB, kişisel verilerin tehlikeye
girmesine yol açan bir güvenlik olayının meydana geldiğine dair makul bir
kesinlik derecesine sahip olunması halinde, ihlalin tespit edilmiş sayılacağı
görüşündedir.23 Örneğin, kişisel verilerin açık metin (plain text) halinde tutulduğu
bir harici belleğin kaybolması durumunda, gizlilik ihlalini tespit etmek çoğunlukla
mümkün değildir. Zira, yetkisiz kişilerin bu verilere erişim sağlayıp sağlamadığı
genellikle bilinemez. Bununla birlikte, erişilebilirlik ihlalinin gerçekleştiğine
dair EDPB görüşünde ifadesini bulan kesinlik derecesi tamdır. Burada veri
sorumlusu harici belleğin kaybolduğunu fark ettiğinde erişilebilirlik ihlalini
tespit etmiş sayılmaktadır ve 72 saati o an başlamıştır.
Tespitin ardından, hem risk değerlendirmesi yapmak suretiyle veri ihlal bildirimi
gerekip gerekmeyeceğini saptamak hem de gerekiyorsa veri ihlal bildiriminde
bulunmak için 72 saat bulunmaktadır. Öte yandan veri sorumlusu, GDPR’nin
35 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği veri işleme gerçekleştirmeden
önce yapılan veri koruma etki değerlendirmesinin bir parçası olarak, potansiyel
bir ihlalin riskine ilişkin ön değerlendirmeye halihazırda sahip olabilir. Ancak
veri koruma etki değerlendirmesi, maddi dünyada gerçeklemiş bir ihlalin özel
koşullarına kıyasla daha genel niteliktedir. Bu nedenle, her durumda ihlalin
özel koşullarını dikkate alan ek değerlendirme yapılması gerekecektir.
GDPR’nin 33 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasına göre; bilgilerin aynı
anda sağlanmasının mümkün olmadığı hallerde ve ölçüde, gereksiz gecikme
olmaksızın aşamalı olarak ilave bilgi sağlanmalıdır. EDPB görüşüne göre; denetim
makamı ile veri sorumlusu, ek bilgilerin nasıl ve ne zaman sağlanması gerektiği
konusunda mutabakata varmalıdır. Elbette bu mutabakat, veri sorumlusunun
diğer herhangi bir zamanda eline geçen ek bilgi, belge ve bulguları paylaşması
gereğini ortadan kaldırmaz.
23 European Data Protection Board, Guidelines 9/2022 On Personal Data Breach Notification Under
GDPR, Version 2.0, 28 March 2023.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 525
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
GDPR’nin 33 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, denetim makamına
bildirimin 72 saat içerisinde yapılmadığı durumlarda, gecikmenin nedenlerinin de
bildirilmesi gerekmektedir. Bu, hayatın olağan akışı içerisinde 72 saati aşabilen
durumların da doğal olduğunun kabulü anlamına gelir. Böyle bir senaryo, örneğin,
veri sorumlusu aynı kök nedenden kaynaklanan birden fazla ihlali kısa bir süre
içerisinde peşi sıra tespit ettiğinde gerçekleşebilir. Bu durumda veri sorumlusu,
her birini ayrı ayrı bildirmenin orantısız çabasından kaçınarak, tamamını temsil
eden tek veri ihlal bildirimi düzenler. Bu durum, denetim makamına yapılacak
bildirimin tespitin ardından 72 saatten makul ölçüde gecikmesine yol açabilir.
Ancak, kaynağı ve sonuçları farklı olan bir dizi ihlalin tespiti halinde, bildirim
normal şekilde gerçekleştirilmelidir. GDPR gecikmeli bildirimlere bir dereceye
kadar izin verilmekteyse de bunun bir istisna hali olarak düzenlendiğini gözden
kaçırmamak gerekir.
Veri İşleyen Dahli
GDPR’nin 28 inci maddesinin (3) numaralı fıkrası, veri işleyen tarafından
gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetinin sözleşme veya benzeri bir
hukuki tasarruf akdedilerek yönetilmesini şart koşar. Fıkranın bentlerinde bu
sözleşmede özellikle yer alması gereken unsurlar sayılmıştır. Bu unsurlardan
biri de veri işleyenin, 32 nci ve 36 ncı maddelerle düzenlenen veri güvenliğine
ilişkin yükümlülüklere uyum konusunda veri sorumlusuna yardımcı olmasıdır.
Bunların da ötesinde, GDPR’nin 33 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla
veri işleyenin, kişisel veri ihlalini tespit ettikten sonra durumu gecikmeksizin
veri sorumlusuna bildirmesi zorunlu kılınmıştır.
Veri işleyenin ihlali veri sorumlusuna haber vermeden önce risk değerlendirmesi
yapmasına gerek bulunmadığı dikkate değerdir. Hatta bu, gereksiz gecikmeye
mahal verebileceğinden iyi uygulama örneği de olmayacaktır. Kanun koyucuların
kişisel verilerin korunması sorumluluğunu esas olarak veri sorumlularına
yüklemesi, veri işleyenin risk değerlendirmesi yapmaktan azade olmasıyla
paralellik arz etmektedir. EDPB, veri işleyenin derhal ihlali veri sorumlusuna
haber vermesinin uygun olacağı görüşündedir. Yani veri işleyen; yaygın ya da
münferit, bireysel ya da kitlesel fark etmeksizin her ihlali derhal veri sorumlusuna
haber vermelidir. Daha fazla ayrıntı elde edildikçe, aşamalı olarak ihlal hakkında
daha fazla bilgi verilebilir.
526 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Veri işleyenin, aynı olaydan etkilenen birden fazla veri sorumlusuna hizmet
sağladığı durumlarda, ihlalden her bir veri sorumlusunu haberdar etmesi
gerekecektir.
Veri işleyenin statüsü ile ilgili detaylı hükümler içeren 28 inci maddenin (1)
numaralı fıkrasına göre veri sorumlusu, GDPR gerekliliklerinin yerine getirilmesini
ve ilgili kişilerin haklarının korunmasını sağlayacak biçimde uygun teknik ve
idari tedbirler uygulama hususunda yeterli güvenceleri sağlayan veri işleyenler
kullanmak ile yükümlüdür. Dolayısıyla veri sorumlusu, ihlalin tespit edilmesi
ve bildirilmesinde asli kusurlu veri işleyen olsa bile, 33 ve 34 üncü maddeye
aykırılıktan sorumludur. Başka deyişle, bir veri işleyen ile çalışma kararı verirken
onun bir ihlale zamanında müdahale ve derhal bildirime yönelik teknik ve idari
tedbir standardını da gözetmek durumundadır.
Son olarak, veri sorumlusu ile arasındaki sözleşme kapsamında uygun yetkinin
verilmiş olması halinde, veri ihlal bildirimi veri işleyen tarafından da yapılabilir.
Şu kadar ki bu bildirim yine veri sorumlusu adına yapılır ve veri ihlal bildirimine
ilişkin hukuki sorumluluk her daim veri sorumlusunda kalmaktadır. Ayrıca veri ihlal
bildirimi, her durumda GDPR’nin 33 ve 34 üncü maddeleri uyarınca yapılmalıdır.
Müşterek Veri Sorumlularının Durumu
GDPR’nin 26 ncı maddesi, iç hukuk metinlerimizde yer almayan bir kavrama
yer vermektedir. Buna göre, kişisel veri işleme amaç ve vasıtalarını iki ya da
daha fazla veri sorumlusunun birlikte belirlediği hallerde, bu veri sorumluları
müşterek veri sorumlularıdır. Aynı maddede, müşterek veri sorumlularının,
GDPR yükümlülüklerine uygunluğa ilişkin sorumluluklarını, tabi oldukları
Birlik veya Üye Devlet hukuku çerçevesinde belirlenmedikçe ve belirlendiği
ölçüde, aralarındaki düzenlemeyle şeffaf bir şekilde belirleyecekleri hüküm
altına alınmıştır. Hüküm lafzından anlaşılan, yükümlülük paylaşımının seçimlik
değil zorunluluk olduğudur.
EDPB de bu doğrultuda, veri ihlal bildirimi yükümlülüklerine uyum konusunda
müşterek veri sorumlularından hangisinin öncülük edeceğinin veya sorumlu
olacağının, aralarında yapacakları sorumluluk paylaşımında açıkça belirlenmesini
güçlü bir şekilde tavsiye etmektedir.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 527
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Sınıraşan Veri İhlalleri
Birlik İçi
Veri ihlal bildirimi yükümlülüğü ortaya çıkmış veri sorumlusu ile ihlalden
etkilenen ilgili kişi aynı üye devlet kökenli olduğunda, bildirimin o üye devletin
ulusal denetim makamına yapılacağına şüphe yoktur. Ancak, uluslararası
kişisel veri işlemenin söz konusu olduğu durumlarda, bir ihlal birden fazla üye
devletteki ilgili kişileri etkileyebilir. İşte, GDPR’nin 56 ncı maddesiyle Birlik
içindeki uluslararası veri işlemelerden doğabilecek yetki uyuşmazlıklarının
önüne geçilmesi amaçlanmıştır. İlgili maddenin birinci fıkrasına göre; veri
sorumlusunun veya veri işleyenin ana kuruluşunun veya tek kuruluşunun
denetim makamı, söz konusu veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından
gerçekleştirilen sınır ötesi işlemeye yönelik olarak baş denetim makamı şeklinde
hareket etmeye yetkilidir. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre de baş denetim
makamı söz konusu veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından gerçekleştirilen
sınır ötesi işleme faaliyetine ilişkin olarak onların tek muhatabıdır. Dolayısıyla,
sınır ötesi veri işleme bağlamında yapılacak veri ihlal bildirimi baş denetim
makamına yapılmalıdır. İhlal müdahale planı hazırlarken, bildirimde bulunması
gereken baş denetim makamının hangisi olduğuna ilişkin bir değerlendirme
yapılmalıdır. Bu durum ihlale yönelik derhal aksiyon alınmasına ve bildirim
yükümlülüklerinin yerine getirilmesine olanak tanır. Baş denetim makamına
bildirimde bulunurken, veri sorumlusu, uygun olduğu hallerde, ihlalin diğer üye
devletlerde bulunan kuruluşları içerip içermediğini ve hangi üye devletlerdeki
ilgili kişilerin ihlalden etkilenmiş olabileceğini belirtmelidir. Veri sorumlusunun
baş denetim makamının hangisi olduğuna ilişkin herhangi bir şüphesi olması
halinde, ihlalin gerçekleştiği yerdeki ulusal denetim makamına bildirimde
bulunulmalıdır.
Birlik Dışı
Birlik dışında gerçekleşen veri ihlali, veri ihlal bildirimi yükümlülüğünü tetikleyip
tetiklemediği anlamında esasa ilişkindir. Bu nedenle, bir önceki bölümde
incelenmiştir. Usuller başlıklı bu bölümde ayrıca incelenmeyecektir.
528 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
3.1.2. İlgili Kişiye
İçerik
İlgili kişiye veri ihlal bildirimin içermesi gereken asgari unsurlar GDPR’nin
34 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmıştır. Fıkrada 4 adet unsur
yer almaktadır. Birincisi, ihlalin mahiyetine açık ve sade bir dille yer verilir.
İkincisi, veri koruma görevlisi veya daha fazla bilginin elde edilebileceği başka
bir temas noktasının isim ve irtibat bilgilerine yer verilir. Üçüncüsü, kişisel
veri ihlalinin olası sonuçları açıklanır. Dördüncü ve son olarak, uygun olduğu
hâllerde, kişisel veri ihlalinin olası olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik
tedbirler de dahil olmak üzere, veri sorumlusu tarafından alınan veya ilgili
kişilerce alınması önerilen tedbirler açıklanır.
İlgili kişiye bildirim, kural olarak doğrudan yapılmalı; hatta gerektiğinde
ilgili kişi grubu bazında özelleştirilmelidir. Şu kadar ki doğrudan bildiriminin
orantısız bir çaba gerektirecek olması durumunda, aynı etkililikle bilgi veren
kamuoyu duyurusu ve benzeri bir yöntemle yapılabilir. Örneğin, kişisel veri
içeren belgelerin yalnızca kağıt formunda saklandığı bir istatistik deposunu su
basması halinde orantısız çaba ile ilgili bu hüküm işletilebilir. Ancak, karşılaşılan
mücbir sebepler denetim makamına tevsik edilebilmelidir.
GDPR’de ilgili kişi bildiriminde kullanılabilecek vasıtalar sayılmamıştır.
Dolayısıyla, e-posta, SMS, fiziki posta gibi yöntemlerden uygun olanının
seçilmesi mümkündür. Ancak, artık kullanılmadığı aşikâr olan bir kanaldan
bildirim yapılması yerinde olmayacaktır. Yine, internet sitesinde göze çarpan açılır
pencereler, yazılı basında dikkat çeken reklamlar genel duyuruda kullanılabilir.
Yalnızca bir basın bülteni veya kurumsal blog ile sınırlı bir bildirim, ilgili kişi
bildirimi için etkili bir araç olmayacaktır.
İlgili kişiye bildirimin, farklı dillerde yazılması gerekebilir. İlgili kişiyle olağan
iş akışı döneminde kullanılan dil genellikle uygun olacaktır. Ancak, daha önce
etkileşimde bulunulmayan ve veri sorumlusuyla farklı ülke vatandaşı ilgili
kişilere bildirimin yerel dilde yapılması daha etkilidir.
Süre
GDPR 34 ncü maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ilgili kişilere veri ihlal
bildirimi gereksiz gecikme olmaksızın yapılır. Bunun anlamı, en kısa sürede
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 529
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
yapılması gerekliliğidir. En kısa sürede bildirim, bireylerin kendilerini ihlalin
olumsuz sonuçlarından sakınmak için adım atmalarına yardımcı olacaktır. Elbette,
‘en kısa süre’ ifadesinin yorum gerektiren muğlaklığı, her ihlalin koşullarına göre
değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Örneğin, acil bir zarar riskini azaltma
ihtiyacı ilgili kişiler ile daha hızlı iletişime geçilmesini gerektirirken; devam
eden veya benzer kişisel veri ihlallerine karşı uygun tedbirlerin uygulanması
ihtiyacı için daha uzun süreyi haklı gösterebilir. Ayrıca, GDPR’nin gerekçelerini
oluşturan Recital başlıklı bölümün (88) numaralı maddesinde, ihlali ilgili kişilere
süratle bildirmenin adli makamlarca yapılmakta olan soruşturmayı yersizce
engelleyebileceği durumlarda kolluk kuvvetlerinin meşru menfaatlerinin dikkate
alınması tavsiye edilmektedir. Bu, belirli durumlarda, gerekçelendirildiği hallerde
ve kolluk kuvvetlerinin tavsiyesi üzerine, ilgili kişilere veri ihlal bildiriminin
adli soruşturmaları aksatmayacak bir zamana ertelenebileceği anlamına gelir.
Ancak, ilgili kişilerin zamanı geldiğinde derhal bilgilendirilmesi gerekecektir.
Bazı durumlarda, riskin ağırlığı ve gerçekleşme olasılığı nedenleriyle, denetim
makamına bildirimde bulunmadan önce dahi etkilenen ilgili kişilere bildirimde
bulunulması gerekebilir. Örneğin, bertaraf edilmesi gereken bir kimlik hırsızlığı
tehdidi varsa veya özel nitelikli kişisel veriler çevrimiçi olarak ifşa edilmişse,
ilgili kişilere bildirmek için derhal harekete geçilmelidir.
3.2. TÜRK HUKUKUNDA
6698 sayılı Kanunda veri ihlal bildirimi usulleri ile ilgili genel çerçeve mevcut
değildir. Ancak, Kanunun 22 nci maddesi ile Kişisel Verileri Koruma Kurulunun
görev ve yetkileri belirlenmiştir. Maddenin (f) bendinde; veri güvenliğine ilişkin
yükümlülükleri belirlemek amacıyla düzenleyici işlem yapmak Kurulunun
görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Bu yetki kapsamında, Kurulun veri ihlal
bildirimleri usullerini düzenleyen 2 önemli Kararı bulunmaktadır. Bunlar; ‘Kişisel
Veri İhlal Bildirimlerinin Usul ve Esaslarına İlişkin 24.01.2019 Tarih ve 2019/10
Sayılı Karar’ ile ‘Veri Sorumlusu Tarafından İlgili Kişiye Yapılan Veri İhlal
Bildirimlerinde Yer Alması Gereken Asgari Unsurlara İlişkin 18.09.2019 Tarih
ve 2019/271 Sayılı Karar’dır. Takip eden alt başlıklar altında, Türk hukukunda
veri ihlal bildirimi usulleri, Kurulun anılan 2 Kararı ve uygulama pratikleri
kapsamında incelenecektir.
530 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
3.2.1. Denetim Makamına
İçerik
Kurula bildirim, Kurumun kvkk.gov.tr internet sitesinde yer alan standart bir
form aracılığıyla yapılmalıdır.24 Çevrimiçi olarak ya da form elle doldurulup
Kuruma fiziken intikal ettirilerek veri ihlal bildiriminde bulunulabilir. Uygulamada
İngilizce dilinde de veri ihlal bildirimi kabul edildiği bilinmektedir.
Mevzuatta, Kurula yapılacak veri ihlal bildirimlerinin içermesi gereken asgari
unsurlar yer almaz. Veri ihlal bildirimi formu içeriğinde a) Hakkınızda, b) İhlal
Hakkında, c) Bildirim ç) Olası Sonuçlar d) Önlemler olmak üzere 5 üst başlık
bulunmaktadır.
‘İhlal Hakkında’ başlığı altında ihlalin kaynağı, kök nedeni, nasıl ve ne zaman
gerçekleştiği, nasıl ve ne zaman tespit edildiği, ihlalden etkilenen veri kategorileri
ve ilgili kişi grupları konularında detaylı bilgiler verilmesi beklenmektedir.
Bu, esasen, GDPR gereğince denetim makamına bildirimin içermesi gereken
unsurlardan ihlalin mahiyetine karşılık gelmektedir. Bu mahiyet, ihlalin potansiyel
olumsuz sonuçlarının tayin edilmesinde belirleyici faktör olmaktadır. İlaveten,
ihlalin mahiyeti hakkında fikri olmayan veri sorumlusunun, kişisel veri işlenen
veri kayıt sistemi üzerinde kontrolü kaybetmiş olduğu söylenebilir. Bu durum,
veri güvenliğine yönelik teknik ve idari tedbir alma noktasında arzu edilen
gayreti göstermemiş bir veri sorumlusuna işaret edecektir. İhlalin mahiyeti,
uygun olduğu hallerde ve ölçüde belgelendirilmeli ve Kurulun değerlendirmesine
sunulmalıdır.
Veri sorumlusunun, Kurula bildirimin parçası olarak, aynı veri işleyen ile çalışan
diğer başkaca veri sorumlularının veri kayıt sistemini etkileyen bir ihlal söz
konusuysa, bahse konu veri işleyenin adını vermesi gerekir. Her halükârda,
Kurul ihlale ilişkin incelemesinin bir parçası olarak daha fazla ayrıntı talep
etme yetkisine sahiptir.
2019/10 sayılı Kurul Kararı gereğince, veri sorumlusu tarafından her veri ihlaline
ilişkin bilgilerin, etkilerinin ve alınan önlemlerin kayıt altına alınması ve Kurulun
incelemesine hazır halde bulundurulması gerekmektedir. Bu yükümlülük,
24 https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/5362/Veri-Ihlali-Bildirimi
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 531
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
GDPR’nin 33 ncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan belgelendirme
yükümlülüğü ile paralellik arz etmektedir. Belgelendirme yükümlülüğü, veri
ihlal bildiriminin içeriğini de kuşkusuz etkilemektedir. Haklı bir gerekçeyle
tespitten itibaren 72 saatlik süreden sonra veri ihlal bildirimi yapılmışsa, bu haklı
gerekçe ve bunu gösterir belgelere veri ihlal bildiriminde yer verilmelidir. Veri
sorumlusunun ilgili kişilere ihlali bildirdiği durumlarda, ilgili kişi bildirimlerini
gösterir belgeleri saklaması ve Kurula ibraz edilmesi de gerekmektedir. Veri
sorumlusunun, ihlalden önce ve sonra aldığı teknik ve idari tedbirleri de kuşkusuz
belgelemesi gerekmektedir. Bu belgeleme, Kurulun, veri sorumlularının birincil
veri güvenliği yükümlülüğü olan teknik ve idari tedbirler almaları gereğine
uygunluklarını teyit etmesini sağlar. Ani gelişen siber saldırılar bakımından her
anı belgelendirmek elbette orantısız çaba gerektirebilir; ancak sürece yayılan
ihlallerin daha detaylı belgelendirilmesi beklenir. Açıkçası, iddia ve beyan
olunan tüm bilgilerin, mümkün olduğu hallerde ve orantısız çaba gerektirmediği
müddetçe belgelendirilmiş olması ve veri ihlal bildirimi formuna eklenmesi
aklın ve hukukun gereğidir.
Süre
Kanuna göre Kurula bildirim en kısa sürede yapılmalıdır; GDPR’nin aksine,
açıkça bir süre belirlenmemiştir. 2019/10 sayılı Kurul Kararı ile ‘en kısa sürede’
ifadesinin 72 saat olarak yorumlanmasına ve bu kapsamda veri sorumlusunun
ihlali öğrendiği tarihten itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde Kurula
bildirmesine karar verilmiştir.
Haklı bir gerekçe ile 72 saat içinde bildirim yapılamaması halinde, yapılacak
bildirimle birlikte gecikmenin nedenlerinin de Kurula açıklanması gerekmektedir.
Gerçekten de bir ihlalin gerçekleştiği açıkça tespit edilmesine rağmen, aynı
zamanda ihlale ilişkin en temel bilgileri içerecek anlamlı bir bildirim oluşturabilmek
için 72 saatten fazla sürenin zorunlu olduğu durumlar olabilir. Bu gibi makul
nedenleri olan gecikmelere tolerans gösterilebilmektedir. Ancak Kurula 72
saate bildirimin esas, geç bildirimin istisna olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.
72 saat kuralı, veri sorumlusunun ihlali hangi anda tespit etmiş sayılacağını
açıklama gereğini dayatmaktadır. Çünkü, 72 saat hukuk aleminde kısa bir süredir.
Ancak, şaşırtıcı olmayan biçimde, tespit edilme anı da ihlalin kendine özgü
koşullarına bağlı olacaktır. İhlalin en başından itibaren açıkça ortada olması
532 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
ne kadar tabiiyse, gerçekleşmesinden ve/veya başlamasından sonra tespitinin
zaman alması da o kadar tabiidir. Öte yandan, ihlalin tespit edilmesindeki
gecikmenin teknik ve idari tedbir eksikliğinden kaynaklanması da uygulamada
sıkça görülür. Bu tedbirlere örnek olarak ağ trafiğinin düzenli olarak incelenmesi,
veri sızıntısı tespit çözümü kullanılması ve bundan gelen raporların incelenmesi
gösterilebilir. Nitekim, Kanunun ‘Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler’
başlıklı 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre veri sorumlusu; kişisel
verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka
aykırı olarak erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak
amaçlarıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü
teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. İhlali makul sürede tespit etme
becerisinin veri güvenliğine yönelik teknik ve idari tedbirlerin kapsamına
gireceğine kuşku olmasa gerektir.
Veri sorumlusu, müşterilerinden birinin kişisel verilerini kazaen güvenilir
üçüncü taraf tedarikçi işortağına göndermiş olsun. Bu varsayımsal ihlalde,
veri sorumlusunun güvenilir üçüncü taraftan durumun haberini aldığı an ihlal
tespit edilmiştir.
Bir veri sorumlusunun; ağına izinsiz bir giriş fark ettiğini, ancak kişisel verileri
ağın erişilen yeri dışında kalan bir başka sunucuda depolamakta olduğunu
varsayalım. İzinsiz girişin fark edilmesi anında ihlal tespit edilmiş sayılmayabilir.
Ancak, teknik ve idari tedbirler alması gereğinin bilincinde bir veri sorumlusu
olarak ihlalden önce zaten tutmakta olduğu log kayıtlarının incelenmesiyle,
kişisel verilere ilişkin şüpheli işlemler yapıldığını da kısa bir süre sonra teyit
eder. İşte, bu teyit anında ihlali tespit etmiş sayılacaktır.
Yine, bir veri sorumlusunun, sisteminde işlediği kişisel verilerin fidye yazılımı
tarafından şifrelendiğini fark ettiği anda, ihlali tespit etmiş olduğuna şüphe yoktur.
Veri sorumlusu; medya, ilgili kişi veya başka bir kaynak tarafından olası bir ihlal
hakkında ilk kez bilgi aldıktan veya kendisi bir güvenlik olayı tespit ettikten
hemen sonra, kısa bir soruşturma yürütebilir. Bu soruşturma süresi boyunca
ihlalin tespit edilmiş sayılmayabilir. Ancak, ilk soruşturmanın mümkün olan
en kısa sürede başlaması beklenir. Daha detaylı bir iç soruşturma müteakiben
yapılmalıdır.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 533
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Veri sorumlusu ihlalleri tespit edebilmek ve soruşturmak için dahili süreçlere
sahip olmalıdır. Örneğin, log analizörleri gibi teknik araçlar ihlalleri tespit etme
kapasitesini artırır. Çalışanlardan birinin, bir anomaliye denk geldiğinde bunu
uygun yönetim kademesine rapor edebiliyor olması da önemlidir. Olay müdahale
planlarında ve/veya veri güvenliği prosedürlerinde bu raporlama mekanizmasının
detaylandırılması ve personelin bu mekanizmanın farkında olmasının sağlanması
tavsiye olunur. Yine, ihlal yönetimi bakımından operasyonel sorumluluğun kimde
olduğunun belirlenmesi faydalıdır. Geniş veya karmaşık organizasyona sahip
veri sorumluları, ihlal yönetiminde daha küçük birimler bazında örgütlenme
öngörebilir. Zira bu tür veri sorumlularının ihlali tek elden yönetmesi bürokratik
hantallığa sebep olabilir ve bunun da bildirimde gecikmelere yol açması olasıdır.
Anılan tedbirler, veri ihlali yönetiminin etkinliğine katkı sağlar.
Veri ihlal bildirimi formunda yer alan bilgilerin tamamının ilk 72 saatte elde
edilememiş olması mümkündür. Bu, özellikle, kişisel verilerin ne ölçüde
tehlikeye atıldığını tam olarak belirlemek için daha derin bir analizin gerekli
olduğu bazı siber güvenlik olayları gibi karmaşık ihlaller için geçerlidir. Ancak,
yine de tespitten itibaren ilk 72 saatte elde edilen bilgilerle Kurula bildirimde
bulunulması; devamında elde edilecek bilgilerle gecikmeksizin takip bildirimi
yapılması gerekmektedir.
Veri İşleyen Dahli
Kanunda, veri ihlalinin aksine, bir veri işleyen tanımı mevcuttur. Kanunun
‘Tanımlar’ başlıklı (3) numaralı maddesinin (ğ) bendine göre veri işleyen, veri
sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen
gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir.
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel sorumluluk veri sorumlusuna aittir.
Ancak veri işleyenin, veri sorumlusunun genel olarak kişisel verilerin korunması
ile ilgili yükümlülüklerine uyması için oynaması gereken rolü vardır. Hatta, veri
işleyen ile ilişkilerin yönetimi veri ihlal bildirimi sürecinin selameti bakımından
kritiktir. Kanunun 12 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği veri işleyenler
de (1) numaralı fıkra kapsamındaki veri güvenliğine yönelik teknik ve idari
tedbirleri alma noktasında veri sorumlusuyla müştereken sorumludur. Bu nedenle,
veri sorumlularının, veri işleyenlerin de en az kendileri tarafından sağlanan
534 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
güvenlik seviyesini sağlandığından emin olmaları gerekir.25 Zira, veri ihlallerini
tespit ve bildirme kabiliyetinin veri güvenliği tedbirlerine gireceği açıktır. Bu
doğrultuda, 2019/10 sayılı Kurul Kararıyla, veri işleyen nezdinde bulunan
kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi
halinde, veri işleyenin bu konuda herhangi bir gecikmeye yer vermeksizin veri
sorumlusuna bildirimde bulunmasına karar verilmiştir. Ancak Kurula bildirimin
veri sorumlusu tarafından yapılması gerekmektedir.
Müşterek Veri Sorumlularının Durumu
6698 sayılı Kanunda müşterek veri sorumluluğu kavramı yer almaz. Ancak,
kişisel veri işlemenin nimetlerinden birlikte faydalananların, külfetlerine de
kusurları oranında birlikte katlanmaları gereğinin önünde hukuki bir engel
bulunmamaktadır. Nitekim, Kişisel Verileri Koruma Kurulu da buna paralel
olarak ‘ortak veri sorumlusu’ kavramını içeren bir içtihat geliştirmiştir. Araç
kiralama sektöründeki kara liste uygulamaları hakkında Kurulunun 23/12/2021
tarihli ve 2021/1304 sayılı İlke Kararı ile: “(…) Kanunun 4’üncü maddesinde
düzenlenen genel ilkelere, Kanun’un 5’inci maddesinde düzenlenen işleme
şartlarına ve Kanunun 8’inci maddesinde düzenlenen aktarıma ilişkin hükümlere
aykırı olarak araç kiralama sektöründe kara liste uygulamaları kapsamında
kişisel verilerin işlenmesi halinde, söz konusu veriler üzerinde hâkimiyeti
bulunan araç kiralama şirketlerinin yazılım şirketleri ile ortak veri sorumlusu
olarak değerlendirileceklerine, (…) karar verilmiştir.
GDPR’nin 26 ncı maddesi ise kişisel veri işleme amaç ve vasıtalarını birlikte
belirleyen iki ya da daha fazla veri sorumlusunu müşterek veri sorumluları
olarak tanımlamaktadır. Aynı maddede, müşterek veri sorumlularının, GDPR
yükümlülüklerine uygunluğa ilişkin sorumluluklarını, tabi oldukları Birlik
veya Üye Devlet hukuku çerçevesinde belirlenmedikçe ve belirlendiği ölçüde,
aralarındaki düzenlemeyle şeffaf bir şekilde belirleyecekleri hüküm altına
alınmıştır. GDPR’nin bu hükmü kapsamında müşterek veri sorumlularının, veri
ihlal bildirimi yükümlülük paylaşımını önceden açıkça belirlemeleri gerekmektedir.
25 Kişisel Verileri Koruma Kurulu, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler), KVKK Yayınları,
Ankara, 2018, ss. 12-13.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 535
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
Bu çerçevede, iç hukukumuzda da kişisel veri işleme amaç ve vasıtalarını
birlikte belirleyen iki ya da daha fazla veri sorumlularının, veri ihlal bildirimine
ilişkin yükümlülük paylaşımlarını aralarında akdedilecek bir tasarrufla açıkça
düzenlemeleri tavsiye olunur. Zira, veri ihlal bildirimi yükümlülüğe aykırılık
nedeniyle, kusurları nispetinde yaptırıma tabi olabilmeleri mümkündür.
Sınır Aşan Veri İhlalleri
Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı dışında gerçekleşen veri ihlali, veri
ihlal bildirimi yükümlülüğünü tetikleyip tetiklemediği anlamında esasa ilişkindir.
Bu nedenle, bir önceki bölümde incelenmiştir. Usuller başlıklı bu bölümde
ayrıca incelenmeyecektir.
3.2.2. İlgili Kişiye
İçerik
İlgili kişiye veri ihlal bildirimin içermesi gereken asgari unsurlar Kişisel Verileri
Koruma Kurulunun bu konudaki 18.09.2019 tarih ve 2019/271 sayılı Kararı ile
belirlenmiştir. Karar’da 6 adet unsur yer almaktadır. Buna göre:
• Bildirim açık ve sade bir dile sahip olmalıdır.
• İhlalin ne zaman gerçekleştiği belirtilmelidir.
• Kişisel veri kategorileri bazında hangi kişisel verilerin ihlalden etkilendiğine
yer verilmelidir.
• İhlalin olası sonuçları açıklanmalıdır.
• Veri ihlalinin olumsuz etkilerinin azaltılması için veri sorumlusunca alınan
veya ilgili kişilerce alınması tedbirler önerilmelidir.
• İlgili kişilerin veri ihlali ile ilgili bilgi almalarını sağlayacak irtibat kişilerinin
isim ve iletişim detayları ya da veri sorumlusunun web sayfasının tam adresi,
çağrı merkezi ve benzeri iletişim yollarına yer verilmelidir.
GDPR’de yer alan ilgili kişi bildirimlerinin asgari unsurlarına ilaveten, ihlalin
ne zaman gerçekleştiği ve hangi kişisel verilerin etkilendiği unsurlarının da
ilgili kişi bildiriminde yer alması gereği kanaatimizce yerinde olmuştur. Bu
unsurlar, ilgili kişilerin ihlalin potansiyel olumsuz etkilerinden kendilerini
sakınmak için tedbir alabilme kapasitelerini artırmaktadır.
536 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
İlgili kişi bildiriminin doğası, denetim makamı bildirimine göre kuşkusuz
farklı nitelik arz etmelidir. Bu farklılaştırma gereği, ilgili kişilerin denetim
makamının sahip olduğu bilgi ve deneyimden çoğu durumda yoksun olmalarının
bir sonucudur. Hatta, ilgili kişiye bildirimin makul bir nedeni olmaksızın karmaşık
hale getirilmesi, iyi niyetli bir veri sorumlusundan beklenmez. Bu durum, eksik
bildirim sonucunu doğurabilir. Dolayısıyla, açıklamanın son derece açık ve
sade bir dille yapılması önem arz eder. Bildirim düzenli güncellemeler, haber
bültenleri veya standart mesajlar gibi diğer bilgilerle birlikte gönderilmemelidir.
İhlalden sonra ilgili kişilerce alınması önerilen tedbirlere örnek vermek yerinde
olacaktır. Bu kapsamda, ilgili kişilerin kullanıcı adı ve parolalarının ele geçirildiği
bir ihlalde, ilgili kişilere yeni bir kullanıcı adı ve parola oluşturma tavsiyesi
verilebilir. Hatta, başka platformlarda kullanılan aynı kullanıcı adı ve/veya
parolaların değiştirilmesi de önerilebilir. Zira, ilgili kişilerin diğer platformlardaki
hesapları ‘credential stuffing’ saldırısına maruz kalabilir. Günümüzde ortalama
bir bireyin onlarca farklı platformda kullanıcı hesabı bulunmaktadır. Kişinin bu
hesapların her birine farklı parola atanması ideal olsa da bunun parola yönetimini
oldukça karmaşık hale getirdiği herkesin malumudur. Dolayısıyla bireyler, farklı
hesaplarında aynı ya da benzer parolaları kullanma eğilimindedir. Bu eğilimin
farkında olan siber saldırganlar, bir şekilde ele geçirdikleri çok sayıda kullanıcı
erişim verisini başka platformlarda otomatize araçlarla deneyerek ilgili kişilerin
hesaplarına yetkisiz erişim sağlamaya çalışmaktadır. Bu saldırı yöntemine
credential stuffing (kimlik bilgisi doldurma) adı verilmektedir. Farklı hesaplarda
aynı ya da benzer parolalar kullanmanın, credential stuffing’e mağduru olma
anlamında riski bulunmaktadır.
2019/271 sayılı Karar gereğince ilgili kişi bildirimi, bu kişilere ulaşılabiliyorsa
doğrudan, ulaşılamıyorsa veri sorumlusunun internet sitesi üzerinden yayımlanan
genel duyuru ve benzeri uygun yöntemlerle yapılmalıdır. Doğrudan bildirimde
e-posta, SMS, fiziki posta gibi yöntemlerden uygun olanı seçilebilir. Ancak, artık
kullanılmadığı aşikâr olan bir kanaldan bildirim yapılması yerinde olmayacaktır.
Ayrıca, ihlal nedeniyle tehlikeye giren bir iletişim kanalını kullanmaktan
kaçınılması gerektiği son derece açıktır. Zira, bu kanala ilgili kişinin erişememesi
ya da saldırganın erişmesi bildirimin güvenliğini tehdit eder. Genel olarak veri
sorumlularının, etkilenen tüm ilgili kişilere bilgileri doğru bir şekilde iletme
şansını en üst düzeye çıkaran araçları seçmeleri önerilir. Bu öneri, koşullara
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 537
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
bağlı olarak, tek bir iletişim kanalı kullanmak yerine birkaç kanal kullanması
anlamına da gelmektedir. Veri sorumlusu müşterileriyle sık sık etkileşime
giriyorsa, ilgili kişi bildiriminde en uygun iletişim kanalını belirleme konusunda
avantajlı sayılabilir.
İlgili kişi bildirimlerinin belgelenmesi ve bu belgelerin Kurulun incelemesine
hazır halde bulundurulması gerekmektedir. Belgelemenin; bildirim tarihi,
yöntemi ve içeriğini gösterir şekilde yapılması uygun olur.
Süre
Kanuna göre ilgili kişilere veri ihlal bildirimi en kısa sürede yapılır. En kısa
sürede bildirim, bireylerin kendilerini ihlalin olumsuz sonuçlarından sakınmak
için adım atmalarına yardımcı olacaktır. Elbette, ‘en kısa süre’ ifadesinin yorum
gerektiren muğlaklığı, her ihlalin koşullarına göre değerlendirmeyi zorunlu
kılmaktadır. Örneğin, bir zarar riskini azaltma ihtiyacı ilgili kişiler ile daha kısa
sürede iletişime geçilmesini gerektirirken; devam eden veya benzer kişisel veri
ihlallerine karşı uygun tedbirlerin uygulanması ihtiyacı için daha uzun süreyi
haklı gösterebilir.
Bazı durumlarda, riskin ağırlığı ve gerçekleşme olasılığı nedenleriyle, denetim
makamına bildirimde bulunmadan önce dahi etkilenen ilgili kişilere bildirimde
bulunulması gerekebilir. Örneğin, acil bertaraf edilmesi gereken bir kimlik
hırsızlığı tehdidi varsa veya özel nitelikli kişisel veriler çevrimiçi olarak ifşa
edilmişse, ilgili kişilere bildirmek için derhal harekete geçilmelidir.
SONUÇ
GDPR kişisel veri ihlalini; iletilen, saklanan veya başka bir şekilde işlenen
kişisel verilerin kazara veya yasa dışı olarak imha edilmesine, kaybolmasına,
değiştirilmesine, yetkisiz olarak ifşa edilmesine veya bunlara erişilmesine yol
açan bir güvenlik ihlali olarak tanımlanmaktadır.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda, aksine, doğrudan bir veri ihlali
tanımı yoktur. Ancak, ‘Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler’ başlıklı 12 nci
maddesinin veri ihlal bildirimi yükümlülüğüne kaynaklık eden (5) numaralı
fıkrasına göre; veri sorumlusu, işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla
538 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
başkaları tarafından elde edilmesi halinde, bu durumu ilgili kişiye ve Kişisel
Verileri Koruma Kuruluna bildirmekle yükümlüdür. Kanunun lafzından kişisel
veri ihlalinin, işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından
elde edilmesi hali olduğu çıkarsanabilir.
Verinin gizlilik (confidentiality), bütünlük (integrity) ve erişilebilirliğin (availability)
korunması gereğine yaslanan güvenlik ilkesine siber güvenlik disiplininde CIA
üçlüsü adı verilmektedir. Bu unsurların bozulması, günümüzde, bireylerin tüm
temel hak ve özgürlüklerini tehdit etme potansiyeline sahip hale gelmiştir. Hatta
en güncel siber tehditler, bu unsurların da ötesine uzanmaktadır. Ancak, 6698
sayılı Kanun bütünlük ve erişilebilirlik unsurlarını dahi bireylerin temel hak
ve özgürlükleri hilafına veri ihlal bildirimi yükümlülüğünün dışında bırakır
görünmektedir. Bu durumun da Türk kişisel verilerin korunması mevzuatının en
önemli eksiklerinden biri olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, Kanun’un
gizlilik unsurunun da ötesinde erişilebilirlik ve bütünlük unsurlarını da içeren
ve hatta aşabilen, kapsayıcı bir veri ihlali tanımı yapar şekilde güncellenmesi
gerektiği düşünülmektedir.
Avrupa Birliği ve Türk hukuk sistemleri arasında veri ihlal bildirimlerinin esası,
hangi veri ihlallerinin bildirileceği üzerine temelden ayrışmaktadır. GDPR
kapsamında her veri ihlalinin bildirilmesi zorunlu değildir. Onun yerine, risk
temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Buna göre; kişisel veri ihlalinin gerçek
kişilerin hakları ve özgürlükleri açısından bir riske sebebiyet vermesi muhtemelse
denetim makamına, yüksek bir riske sebebiyet vermesi muhtemelse hem denetim
makamına hem ilgili kişiye veri ihlal bildiriminde bulunulur. Ancak, GDPR’de
yer alan bu hükümlerin yalnızca lafzından yola çıkarak, bir ihlalin bildirilip
bildirilmeyeceğini tespit edebilmek uygulamada zor görünmektedir. EDBP’nin
veri ihlal bildirimlerine ilişkin rehberleri bu konuda yol göstericidir. EDBP
muhtemel risk ve muhtemel yüksek risk ifadelerini, bizce isabetli bir şekilde,
oldukça geniş yorumlamaktadır. Başka deyişle, sıra maddelerin uygulanmasına
geldiğinde, ihlal sonucunda ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelik risk ihmal
edilebilir seviyede düşük olmadıkça, veri ihlal bildiriminde bulunulmaktadır.
Kanun itibarıyla, kişisel verilerin başkaları tarafından Kanuni olmayan yollarla
elde edildiği her durum hem Kişisel Verileri Koruma Kuruluna hem ilgili
kişiye bildirilmek zorundadır. GDPR’de olduğu gibi risk temelli bir yaklaşım
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 539
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
benimsenmemiştir. Kanaatimizce bu yerinde de olmuştur. Bu kanaatin iki
temel sebebi vardır. İlki, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun ülkemizde
yürürlüğe girişinin Avrupa Birliğinde 95/46/EC Direktifine kıyasla oldukça yeni
tarihli olmasıdır. Bu durum bizleri, ilerici bir kişisel verilerin korunması rejimi
inşası konusunda kat etmemiz gereken mesafe olduğu sonucuna götürmektedir.
Bulunduğumuz aşamada, veri ihlallerinin istisnasız bildirilmesine devam edilmesi,
veri koruma kültürü gelişiminin devamına katkı sağlayabilir. İkincisi, riskin
özniteliğidir. Hem riski mutlak isabetle tanımlamak günümüz koşullarında
mümkün değildir hem de risk algısı ve değerlendirmesinin sübjektifliği, ceza
ve kabahatler hukukunun belirli olgulara belirli sonuçlar öngören belirlenimci
mantığıyla çelişmektedir.
GDPR kapsamında ihlal bildirimi süreci, veri sorumlularınca acil aksiyon
alınması gereken bir tür kıyamet senaryosu niteliği taşır. Daha doğrusu, veri
sorumlularından öyle bir tür senaryodaymış gibi davranmaları beklenir. Detaylı
veri ihlali bildirim kuralları ve bildirim için kısa zaman dilimi, şirketlerin
tarihsel olarak ihlalleri uzun süre gizlemelerinin tepkisel bir sonucudur.26 İhlal
bildirimlerinin içerik, süre, veri işleyen dahli, müşterek veri sorumluluğu, sınır
aşan veri ihlalleri yönlerinden sıkı şartları doğrudan belirlenmiştir. 6698 sayılı
Kanun ise veri ihlal bildirimlerine ilişkin bir çerçeveden yoksundur. Ancak,
Kurulun 2019/10 ve 2019/271 sayılı Kararlarıyla, Kanun elverdiği ölçüde,
Avrupa Birliği uygulamalarına yakınsandığı söylenebilir. Gelecekte yapılması
muhtemel bir Kanun değişikliğinin önceliklerinden birinin, veri ihlali tanımı
ve veri ihlal bildirimi esas ve usullerinde kapsamlı bir güncelleme olması
isabetlidir. Avrupa Birliği kişisel verilerin korunması müktesebatının, ancak
Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun düştüğü hallerde ve ölçüde mehaz alınması
yerinde olacaktır.
26 Mehmet Bedii Kaya, “Self-Disclosure or Burying the Evidence Dilemma: A Legal Review of the Data
Breach Rules under the Turkish Personal Data Protection Law”, https://iupress.istanbul.edu.tr/en/
journal/annales/article/self-disclosure-or-burying-the-evidence-dilemma-a-legal-review-of-the-data-
breach-rules-under-the-turkish-personal-data-protection-law. 11.08.2024.
540 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
KAYNAKÇA
Araç Kiralama Sektöründeki Kara Liste Uygulamaları Hakkında Kişisel Verileri
Koruma Kurulunun 23/12/2021 Tarihli ve 2021/1304 Sayılı İlke Kararı.
Avrupa Birliği Başkanlığı, 2016/679 Sayılı AB Genel Veri Koruma
Tüzüğü’nün (GDPR) Gayriresmi Türkçe Çevirisi, 2023, Ankara. https://www.
ab.gov.tr/ab-genel-veri-koruma-tuzugu-gdpr-turkceye-cevrildi_53650.html.
06.06.2024.
BEKMAN, Müge, Veri İhlallerinde Kurumsal İletişimin Rolü: Yemeksepeti
Örneği, https://dergipark.org.tr/tr/pub/ikad/issue/69178/1035349, 19.06.2024.
BERMAN, Marshall, Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, Çeviren: Ü. Altuğ ve
B. Peker, İletişim Yayınları, İstanbul, 2014.
BORGESIUS, Frederik Zuiderveen, ASGHARI, Hadi, BANGMA, Noel,
HOEPMAN, Jaap-Henk, “The GDPR’s Rules on Data Breaches: Analysing
Their Rationales and Effects”, Scripted Dergisi, Cilt: 20 Sayı: 2, Yıl 2023, ss.
352-382.
CASTELLS, Manuel, Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür Cilt
1 Ağ Toplumunun Yükselişi, Çeviren: Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları, İstanbul, 2008.
CHIP, “Artık hacker’ların hedefinde benzin pompaları da var.”, 2023, https://
www.chip.com.tr/haber/artik-hackerlarin-hedefinde-benzin-pompalari-da-
var_160529.html, 22.06.2024.
ÇELİK, Yeşim, “Özel Hayatın Gizliliğinin Yansıması Olarak Kişisel Verilerin
Korunması ve Bu Bağlamda Unutulma Hakkı”, Tükiye Adalet Akademisi
Dergisi, Sayı 32, Yıl 2017, ss. 391-410.
ÇELİKEL, Serdar, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Kapsamında Veri
Sorumlusu ve Veri Sorumlusunun Yükümlülükleri, Doktora Tezi, Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara, 2021.
DE-YOLANDE, M’Bia Hortense, DOH-DJANHOUNDJI, Theo ve CONSTANT,
Gabo Yves, “Breach Notification in the General Data Protection Regulation”,
Voice of the Publisher, Sayı 9, Yıl 2023, ss. 334-347.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 541
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
DÜLGER, Murat Volkan, “Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü Bağlamında
Kişisel Verilerin Korunması”, Yaşar Hukuk Dergisi, Cilt:1, Sayı 2, Yıl 2019,
ss.71-174.
DÜLGER, Murat Volkan, “Kişisel Verileri Koruma Kurulunun Kurula Şikâyette
Bulunma Süresi ile Veri İhlali Bildirimine İlişkin Kamuoyu Duyuruları Hakkında
Değerlendirme”, https://ssrn.com/abstract=3792293. 20.12.2023.
DÜLGER, Murat Volkan, “Veri İhlali Bildiriminde Bulunması Gereken Unsurlar
ve Bildirim Esas ve Usulleri: KVK Kurulu’nun 18 Eylül 2019 Tarihli, 2019/271
Sayılı ve 24 Ocak 2019 Tarihli, 2019/10 Sayılı Kararlarının Değerlendirilmesi”,
https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3792334, 05.02.2024.
European Data Protection Board, Guidelines 01/2021 on Examples regarding
Personal Data Breach Notification, Version 2.0, 2021.
European Data Protection Board, Guidelines 9/2022 On Personal Data Breach
Notification Under GDPR, Version 2.0, 28 March 2023.
European Data Protection Board, Overview on Resources Made Available by
Member States to the Data Protection Authorities and on Enforcement Actions
by the Data Protection Authorities, 2021.
European Union Agency For Cybersecurity, Enisa Threat Landscape 2021,
October 2021.
KAYA, Mehmet Bedii, “Self-Disclosure or Burying the Evidence Dilemma:
A Legal Review of the Data Breach Rules under the Turkish Personal Data
Protection Law”, Annales de la Faculté de Droit d’Istanbul, 2021, ss. 70-195.
KEOHANE, Robert, NYE, Joseph, Power and Interdependence, HarperCollins,
ABD, 1990.
KIRAN, Nezir Furkan, İşgücü Pazarında Rekabet Hukuku Uygulamaları,
Uzmanlık Tezi, Rekabet Kurumu, Ankara, 2022.
Kişisel Veri İhlali Bildirim Usul ve Esaslarına İlişkin Kişisel Verileri Koruma
Kurulunun 24.01.2019 Tarih Ve 2019/10 Sayılı Kararı.
542 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve
İdari Tedbirler), KVKK Yayınları, Ankara, 2018.
KORKMAZ, Ali, “İnsan Hakları Bağlamında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması”,
KMÜ Sosyal ve Ekonomı̇ k Araştırmalar Dergı̇ si, Özel Sayı 1, Yıl 2014, ss.99-103.
KUNER, Christopher, BYGRAVE, Lee A. ve DOCKSEY, Christopher, The
EU General Data Protection Regulation (GDPR), Oxford University Press,
Birleşik Krallık, 2020.
LAMBERT, Paul, Understanding the New European Data Protection Rules,
CRC Press, ABD, 2017.
NAHYA, Osman, “İslam-Türk Hukukunda Örf ve Adetlerin Önemi”, Kültür
Bakanlıgı Milli Folklor Araştırma Dairesi Yayınları Türk Folkloru Araştırmaları
Yıllığı, Sayı 10, Yıl 1975, ss. 103-107.
ONG, Rebecca, “Mandatory Data Breach Notification: Its Role In Protecting
Personal Data”, Journal of International and Comparative Law, Cilt 10, Sayı
1, Yıl 2023, ss. 87-112.
ÖZÇOBAN, Cuma, 21. Yüzyılda Ulusal Güvenliğin Sağlanmasında Siber
İstihbaratın Rolü, T.C. Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü,
Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014.
REGULATION (EU) 2016/679 OF THE EUROPEAN PARLIAMENT AND
OF THE COUNCIL of 27 April 2016 (GDPR).
SAMONAS, Spyridon, COSS, David, “The CIA Strikes Back: Redefining
Confidentiality, Integrity and Availability in Security”, Journal of Information
System Security, Cilt 10, Sayı 3, ss. 21-45.
SEVİNDİ, Nur Sena, ORDU, Muhammet Emin, “AB ve Türk Hukukunda
Veri İhlalinin Tespiti ve Bildirim Süresinin Karşılaştırmalı Değerlendirmesi”,
Kişisel Verileri Koruma Dergisi, Cilt:5, Sayı 1, Yıl 2023, ss.12-22.
SİBERAY, “Sosyal Mühendislik”, https://www.siberay.com/sosyal-muhendislik,
28.06.2024.
KİŞİSEL VERİ İHLAL BİLDİRİMLERİNİN ESAS VE USULLERİ YÖNÜNDEN AVRUPA BİRLİĞİ 543
VE TÜRKİYE UYGULAMALARI • Yaver Kağan KUZYAKA / Kişisel Veri Koruma Uzmanı
SİBERBÜLTEN, “Fidye yazılım saldırısına uğrayan kahve makinesi, evet, doğru
okudunuz!”, 2020, https://siberbulten.com/dijital-guvenlik/fidye-yazilimina-
ugrayan-kahve-makinesi-evet-dogru-okudunuz/, 17.12.2023.
SHARMA, Sanjay, Data Privacy and GDPR Handbook, Wiley, ABD, 2020.
STALLINGS, William, BROWN, Lawrie, Computer Security Principles and
Practice, Pearson Education, ABD, 2015.
THE WACHOWSKİS, Matrix, 1999. https://www.imdb.com/title/tt0133093/.
TUTAR, Hasan, “Katı Olan Her ‘İş’ Sanallaşıyor veya İşgörenin Artan Yalnızlığı
Üzerine: Kuramsal Bir Yaklaşım”, “İş,Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları
Dergisi, Cilt 9, Sayı 2, Yıl 2007, ss. 116-141.
TÜRKMEN, Fikret, “Dede Korkut’ta Halk Hukuku ve Unsurları”, Bilig Dergisi,
Sayı 58, Yıl 2011, ss. 245-256.
URAL ASLAN, Yurdanur, DEĞİRMENCİ, Samet, “Avrupa Birliği Genel Veri
Koruma Tüzüğü Işığında Türkiye’de Kişisel Verileri Koruma Kurumu”, Optimum
Ekonomi ve Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt:10, Sayı 1, Yıl 2023, ss.23-38.
Veri Sorumlusu Tarafından İlgili Kişiye Yapılan Veri İhlali Bildiriminde Yer
Alması Gereken Asgari Unsurlara İlişkin, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun
18.09.2019 Tarih ve 2019/271 Sayılı Kararı.
VINCENT, David, Mahremiyet:Kısa Bir Tarih, Çeviren: Deniz Cumhur Başaraner,
Epos Yayınları, İstanbul, 2017.
YILMAZ, Sezen Ceren, Siber Uzayda Özel Hayatın Gizliliği Hakkını Yeniden
Tartışmak, Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası
İlişkiler Anabilim Dalı Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı, Konya, 2023.
YÜCE, Sezen, “Prof. Dr. Faruk BİLİR ile Röportaj: Kişisel Verilerin Korunması
Kişinin Kendisinin Korunmasıdır”, TRT Akademi Dergisi, Cilt 6, Sayı 11, Yıl
2021, ss 172-181.
YÜKSEL, Mehmet, “Mahremiyet Hakkı ve Sosyo-Tarihsel Gelişimi”, Ankara
Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt:58, Sayı:1, ss. 181.213.
544 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
ZANBAKLAR SEÇKİN, Ayca, Türk Kişisel Verileri Koruma Mevzuatının
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile Uyumlaştırılması Sürecinde
Doğabilecek Sorunlar ve Bu Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri, Yüksek
Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2022.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 545
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI
Miraç GÜR
Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
“Bu çalışma, 09.12.2024 tarihinde kabul edilen “Gözetim Teknolojilerinde Kişisel
Verilerin Korunması” başlıklı uzmanlık tezinden alınmıştır.”
GİRİŞ
18. yüzyılın sonlarında ceza sisteminde işkence azaltılarak yerini disiplin ve
denetime dayalı daha uzmanlaşmış uygulamalara bırakmış, cezanın hedefi
mahkûmun bedeni değil ruhu olmuştur. Foucault halka açık infazlar ile hapishaneyi
karşılaştırarak bedenin kamusal olarak cezalandırılması süreci sonunda ruhun
özel olarak cezalandırılması sürecinin ortaya çıktığını iddia etmiştir. Bu sayede
korkutucu ve toplumda etkisi büyük ceza yerine etkili ve toplumsal karşılığı
düşük seviyede olan ceza ortaya çıkarılmıştır.1
Bu süreç ile birlikte disiplin anlayışının kendisi de değişmiş olup suçluların askeri
kışla gibi alanlara kapatılmasıyla birlikte hapishanenin doğuşu gerçekleşmiştir.
Sanayi Devrimi’nin bir sonucu olarak mimari yapı sadece hapishanede değil,
aynı zamanda okullar, hastaneler ve ordu gibi birçok kurumda da farklı bir
cezalandırma mekanizması oluşmuştur. Bu uygulamalar sayesinde, bedeni önce
uysal ve itaatkâr kılıp sonra işlevsel olarak dönüştürerek üretken ve iktidar için
verimli hale getirmek amaçlanmıştır.
1 Michel FOUCAULT, Discipline and Punish The Birth of the Prison, Vintage Books, A Division of Random
House. Inc., New York, 1995, s.16
546 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Sisteme dahil olan bireylere karşı normların bilimsel olarak doğrulanması
sağlanırken, normal olan anormalden ayrıştırılmakta ve disipline edici tekniklerle
normalleşme sağlanmaktadır. Sonuç olarak yasaklar ve cezalarla faaliyet gösteren
egemen güç, devletin merkezi gücünü yaptırımlar yoluyla kullanarak kendi
normali olarak oluşturduğu yasalara itaati sağlamaktadır. Bu sayede gözlenenler
normları içselleştiren özneler haline getirilerek sistem kendine; verimli, tek
tipleştirilmiş, normlara itaat eden ve sürekli gözetlendiğini düşünen bireyler
oluşturmuştur.
Gerek devlet gerekse şirket olsun egemenliğin unsurlarını modern zamanlarda
hayata geçirebilmek adına daha fazla bilgi ve teknolojiye ihtiyaç bulunmaktadır
ve söz konusu bilgi ve teknolojiler gücün daha da genişlemesine olanak
tanımaktadır. Genişleyen bu güç yapısında, en ileri teknolojilerle gözetlemeden
yararlanılmaktadır.
GÖZETİM KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ
Gözetim kavramı, belirli bir alanı, olayı veya bireyleri sürekli olarak izleme
ve gözlemleme pratiğidir. Genellikle güvenlik, denetim, istihbarat toplama,
suçla mücadele gibi amaçlar için kullanılır ve bireylerin özel yaşamlarıyla
ilgili bilgilerin toplanması ve analiz edilmesi yoluyla da gerçekleştirilebilir.
Modern öncesi toplumlarda gözetim, toplumsal düzeni sağlamak, dini ve
ahlaki normları korumak, iktidarı sürdürmek gibi amaçlarla kullanılmıştır.
Bu dönemde gözetim genellikle fiziksel mekânlarla sınırlıydı ve teknolojik
gelişmelerin kısıtlı olması nedeniyle daha doğrudan ve görünür bir şekilde
uygulanıyordu. Gözetim genellikle topluluklar, aileler, dini kurumlar ve devlet
tarafından doğrudan uygulanmaktaydı. Örneğin, köy toplumlarında sosyal
normların korunması, komşuların birbirini gözetlemesi yoluyla sağlanıyordu.
Bu tür toplumlarda bireylerin davranışları, topluluk üyeleri tarafından sürekli
olarak gözlemleniyordu ve toplumsal baskı, norm dışı davranışları kontrol
altında tutmak için önemli bir araçtı.2 Dini kurumlar da gözetim sürecinde
merkezi bir rol oynuyordu. Orta Çağ Avrupa’sında Katolik Kilisesi, inanç
ve ahlak kurallarının uygulanmasını sağlamak için bireyler üzerinde sıkı bir
2 James C. SCOTT, Weapons of the Weak: Everyday Forms of Peasant Resistance, Yale University Press,
1985, s.18.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 547
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
denetim mekanizması kurmuştu. Günah çıkarma gibi dini ritüeller, bireylerin iç
dünyalarının bile denetim altına alınmasını sağlıyor ve bu ritüeller aracılığıyla
kilise, bireylerin düşünce ve davranışlarını kontrol ediyordu.3
Modern toplumlarda ise gözetim, yalnızca bireylerin değil, aynı zamanda
toplumsal yapıların da kontrolü ve denetimi için kritik bir araç haline gelmiştir.
Modern toplumsal yapılarda gözetim, büyük ölçüde dijitalleşme süreci ile
şekillenmiştir. Günümüzde bireylerin dijital ayak izleri, büyük veri şirketleri ve
kamu kurumları tarafından toplanmakta, analiz edilmekte ve kullanılmaktadır. Bu
süreç, internet kullanımından, sosyal medya etkinliklerine, finansal işlemlerden
sağlık kayıtlarına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşmektedir. Lyon, dijital
gözetimin bireylerin mahremiyetini ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu sürecin
“gözetim kapitalizmi” olarak adlandırılabileceğini belirtmektedir.4 Gözetim
kapitalizmi, Zuboff’un tanımıyla, büyük teknoloji şirketlerinin bireylerin
davranışlarını izlemek, tahmin etmek ve hatta yönlendirmek için topladığı büyük
veri yığınları üzerine inşa edilen ekonomik modeldir.5 Bu model, bireylerin
sürekli bir gözetime tabi tutulduğu ve bu gözlemin ekonomik çıkarlar için
kullanıldığı bir toplumsal düzen oluşturmaktadır.
Gözetimin İktidar İlişkisi ve Dijital Kültüre Etkisi
Teknolojik gelişmelerle birlikte gözetim mekanizmaları daha sofistike hale
gelmiş ve iktidarın bireyler üzerindeki denetim gücü daha da artmıştır. Özellikle
dijital gözetim, bireylerin internet üzerindeki faaliyetlerini izleme ve bu bilgileri
iktidarın çeşitli araçlarıyla (devlet, şirketler) kullanma pratiğini içermektedir. Bu
durum, sadece bireylerin mahremiyetini tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda
iktidarın toplumu kontrol etme ve yönlendirme gücünü de pekiştirir.6
Foucault, gözetimi biyopolitika kavramı ile de ilişkilendirir. Biyopolitika, iktidarın
nüfus üzerinde uyguladığı kontrol mekanizmalarını tanımlar. Bu, devletin
vatandaşlarının bedenleri ve yaşamları üzerindeki düzenleyici politikalarını içerir.
3 Peter BROWN, The Body and Society: Men, Women, and Sexual Renunciation in Early Christianity, New
York, Columbia University Press, 1987, s.51.
4 David LYON, The Culture of Surveillance: Watching as a Way of Life, Polity Press, ABD, 2018. s.23.
5 Shoshana Zuboff, The Age of Surveillance Capitalism: The Fight for a Human Future at the New Frontier
of Power, New York: PublicAffairs, 2019, s.6.
6 LYON, The Culture of Surveillance: Watching as a Way of Life., s.34.
548 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Gözetim, biyopolitik bir araç olarak bireylerin sağlık, eğitim, güvenlik gibi
çeşitli alanlarda sürekli denetim altında tutulmasını sağlar. Bu bağlamda gözetim
bireylerin yaşamlarını kontrol eden ve yönlendiren bir iktidar biçimi haline gelir.7
Gözetim ve iktidar arasındaki ilişki, modern toplumların temel yapı taşlarından
biri olmakla beraber iktidarın bireyler üzerindeki denetim gücünü artıran bir
araç olarak işlev görür. Teknolojik gelişmelerle birlikte, gözetim mekanizmaları
daha karmaşık ve yaygın hale gelmiş, iktidarın bireyler üzerindeki kontrolü
daha da güçlenmiştir. Bu bağlamda gözetim, modern toplumlarda iktidarın
sürekliliğini sağlamak için vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir.
Dijital çağda gözetim, yalnızca bir güvenlik veya kontrol aracı olmaktan çıkarak
bireylerin ve toplumların kültürel yapısını derinden etkileyen bir unsur haline
gelmiştir. Gözetim teknolojileri, bireylerin dijital ortamlardaki etkileşimlerinden
günlük yaşam pratiklerine kadar geniş bir yelpazede kültürel değişimlere yol
açmıştır. Bu değişimler, mahremiyet algılarından kimlik inşasına, toplumsal
normlardan tüketim alışkanlıklarına kadar birçok alanda gözlemlenebilir.
Dijital gözetim bireylerin mahremiyet algısını önemli ölçüde değiştirmiştir.
Özellikle sosyal medya platformları ve akıllı cihazlar aracılığıyla gerçekleştirilen
sürekli izleme, bireylerin mahremiyetini büyük ölçüde zayıflatmıştır. Dijital
çağda mahremiyet, sürekli gözetim altındaki bireyler için giderek daha belirsiz
bir kavram haline gelmiştir. Mahremiyetin bu şekilde yeniden tanımlanması,
bireylerin kendi verileri üzerinde kontrol sahibi olma yetilerini zayıflatarak
“gözetim kültürü” olarak adlandırılan bir olguyu ortaya çıkarır; burada bireyler
sürekli izlenme durumuna alışır ve hatta bunu günlük yaşamlarının bir parçası
olarak kabul eder hale gelirler. Bu tür bir kültür, mahremiyetin değerinin düşmesine
ve bireylerin kendi mahremiyet sınırlarını yeniden tanımlamasına yol açar.8
Gözetim, dijital kimlik inşası sürecini de derinden etkiler. Bireyler, sosyal medya
ve diğer dijital platformlarda kendilerini sunarken gözetim altında olduklarının
farkındadırlar. Bu farkındalık, bireylerin çevrimiçi davranışlarını şekillendirir
ve dijital kimliklerini inşa ederken belirli normlara ve beklentilere uymalarına
neden olur. Hatta dijital çağda kimlik inşasının gözetim teknolojileri tarafından
7 Michel FOUCAULT, The History of Sexuality, Volume 1: An Introduction. Pantheon Books, New York,
1978, s.139.
8 David LYON, Surveillance Studies: An Overview. Polity Press, ABD, 2007, s.61.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 549
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
şekillendirildiğini söyleyenler de bulunmaktadır.9 Dijital platformlar, bireylerin
kimliklerinin sürekli olarak izlenmesini ve bu performansın izlenmesi sonucu
ortaya çıkan geri bildirimlerle bu kimlikleri yeniden şekillendirmelerini sağlar.
Gözetim, bu süreçte bireylerin kendilerini nasıl sunduklarını etkiler; bireyler,
izleyicilerinin beklentilerine göre davranışlarını düzenler ve böylece dijital
kimlikleri üzerindeki kontrolü büyük ölçüde kaybederler.
Dijital gözetim, toplumsal normların oluşumu ve sürdürülmesi üzerinde de
önemli bir etkiye sahiptir. Gözetim teknolojileri, bireylerin sosyal davranışlarını
izleyerek bu davranışların normatif bir çerçeve içinde gerçekleşmesini sağlar.
Bu süreçte, sosyal medya platformları ve dijital etkileşimler, belirli normların
yayılmasına ve bu normlara uygun davranışların ödüllendirilmesine yardımcı
olmaktadır. Örneğin, sosyal medya platformları, belirli içeriklerin daha fazla
görünür olmasını sağlayarak bu içeriklerin norm haline gelmesine katkıda bulunur.
Gözetim, dijital kültürün bir diğer önemli bileşeni olan tüketim alışkanlıklarını da
derinden etkiler. Dijital gözetim teknolojileri, tüketicilerin çevrimiçi davranışlarını
izleyerek kişiselleştirilmiş reklamlar sunar ve bu sayede tüketim kültürünü
şekillendirerek bireylerin tüketim alışkanlıklarını manipüle etmek için kullanılır.
Çevrimiçi izleme yoluyla tüketicilerin davranışları önceden tahmin edilip bu
tahminler doğrultusunda reklam stratejileri geliştirilmektedir.10 Bu süreç tüketim
kültürünün daha da bireyselleşmesine ve tüketici davranışlarının şirketler
tarafından daha fazla kontrol edilmesine yol açar. Dijital gözetim, tüketim
kültürünü şekillendiren ve tüketicilerin karar alma süreçlerini etkileyen önemli
bir araç haline gelir.
Panoptikon, Süper Panoptikon, Sinoptikon ve Banoptikon
Kavramları
Gözetim çalışmalarında sıkça kullanılan Panoptikon, Süper Panoptikon, Sinoptikon
ve Banoptikon kavramları, modern toplumların gözetim pratiklerini ve iktidar
ilişkilerini anlamada kritik öneme sahiptir. Bu kavramlar, gözetimin yalnızca
bir izleme aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal kontrol ve güç ilişkileri
çerçevesinde nasıl işlediğini açıklar.
9 Bauman ZYGMUNT and David LYON, Liquid Surveillance: A Conversation, Cambridge: Polity Press, 2013, s.47.
10 Mark ANDREJEVİC, iSpy: Surveillance and Power in the Interactive Era. Lawrence: University Press of
Kansas, 2007, s.55.
550 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Panoptikon, Jeremy Bentham tarafından 18. yüzyılda tasarlanmış bir hapishane
modelidir. Bentham’ın Panoptikon’u, merkezi bir gözlem kulesinden tüm
mahkûmların sürekli olarak gözlemlenebildiği bir yapıyı temsil eder. Bu modelde,
mahkûmlar sürekli gözlemlendiklerini düşünürler, ancak gözlemcinin onları
gerçekten izleyip izlemediğini bilmezler ve sonucunda, mahkûmların kendi
davranışlarını disipline etmelerine neden olur. Michel Foucault, “Disiplin ve
Ceza” adlı eserinde Panoptikon’u modern gözetim toplumunu anlamak için bir
metafor olarak kullanır. Foucault’ya göre Panoptikon, modern iktidarın görünmez,
ancak sürekli var olan bir gözetim biçimini temsil eder. Bu model, sadece
hapishanelerde değil, okullarda, hastanelerde ve fabrikalarda da uygulanabilir
ve böylece iktidar, bireylerin üzerinde sürekli bir denetim kurar.11
Süper Panoptikon kavramı, teknolojik gelişmelerle birlikte gözetimin genişleyen
kapsamını ifade eder. Mark Poster, bu terimi dijital çağda gözetim pratiklerinin
nasıl evrildiğini açıklamak için kullanmıştır. Süper Panoptikon, dijital ortamda
bireylerin sürekli olarak izlenmesi ve bu verilerin merkezi veri tabanlarında
toplanarak analiz edilmesi sürecini temsil eder. Bu süreç, geleneksel Panoptikon
modelinden farklı olarak, gözetimin daha yaygın ve kapsamlı hale gelmesini
sağlamıştır.12 Süper Panoptikon, bireylerin dijital izleme sistemleri tarafından
sürekli olarak gözlemlenmesi ve davranışlarının önceden tahmin edilmesi
için algoritmaların kullanılması anlamına gelir. Bu tür gözetim, sadece kamu
kurumları tarafından değil, aynı zamanda büyük teknoloji şirketleri tarafından
da uygulanır ve bireylerin mahremiyetini ciddi şekilde tehdit eder.
Sinoptikon ise Panoptikon’un tersine çevrilmiş hali olarak düşünülebilir.
Sinoptikon, çok sayıda insanın az sayıda kişiyi izlediği bir durumu ifade eder.
Bu kavram, özellikle medya ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte
önem kazanmıştır. Sinoptikon’da, televizyon programları, ünlüler ve sosyal
medya fenomenleri gibi az sayıda figür, geniş kitleler tarafından sürekli olarak
izlenir.13 Sinoptikon, modern toplumlarda gözetim pratiklerinin nasıl değiştiğini
ve kitle iletişim araçlarının bu süreçte nasıl bir rol oynadığını gösterir. Bu
11 FOUCAULT, Discipline and Punish: The Birth of the Prison, a.g.e. s.55.
12 Mark POSTER,The Mode of Information: Poststructuralism and Social Context, Chicago: University of
Chicago Press, 1990, s.70.
13 Thomas MATHİESEN, “The Viewer Society: Michel Foucault’s ‘Panopticon’ Revisited” Theoretical
Criminology 1, no. 2 (1997), s.218.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 551
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
durumda, gözetim sadece yukarıdan aşağıya doğru değil, aynı zamanda yatay
bir şekilde de gerçekleşir; insanlar, başkalarını izleyerek sosyal normları ve
değerleri yeniden üretirler.
Banoptikon, özellikle güvenlik devletleri bağlamında, belirli grupların (örneğin
göçmenler, etnik azınlıklar) sürekli gözetim altında tutulduğu ve bu grupların
toplumdan dışlanarak “yasak” (ban) edildiği bir gözetim biçimini ifade eder.
Bu kavram, gözetimin yalnızca bireyleri izlemekle kalmayıp, aynı zamanda
belirli toplulukları dışlamak ve marjinalleştirmek için kullanıldığını gösterir.14
Banoptikon, modern toplumlarda gözetimin nasıl bir kontrol aracı olarak
kullanıldığını ve bu süreçte toplumsal dışlama mekanizmalarının nasıl işlediğini
anlamamıza yardımcı olur. Özellikle terörle mücadele, göçmen politikaları ve
ulusal güvenlik gibi konular çerçevesinde bu tür dışlayıcı gözetim pratikleri
yaygın olarak görülür.
GÖZETİM KURAMLARI
Bürokrasinin Gözetim ile İlişkisi
Bürokrasi, modern devlet yapısının temel bir unsuru olarak çeşitli yönetim
işlevlerini düzenler ve gözetim süreçlerini şekillendirir. Özellikle kamu
sektöründe bürokratik yapılar gözetim uygulamalarının hem düzenleyicisi hem
de uygulayıcısı olarak görev yapar. Bürokrasi içerisinde ve bir hiyerarşiye bağlı
olarak yürütülen gözetim süreçleri kendine has bir yapıyı da doğurur. Gözetim
bürokratik kurumlar tarafından gerçekleştirildiğinde, bürokrasinin kendine
özgü nitelikleri, yani formelleşmiş kurallar ve prosedürler, gözetim süreçlerinin
etkinliğini ve şeffaflığını artırabilir.15 Ancak bazı bürokratik yapıların aşırı katı
olması, gözetim süreçlerinin esnekliğini ve etkinliğini sınırlayabilir.
Gözetim teknolojilerinin bürokratik yapılar içinde kullanılması, bu teknolojilerin
işlevsel etkilerini ve bürokratik süreçlere entegrasyonunu içerir. Bürokrasi,
gözetim teknolojilerini operasyonel süreçlerin bir parçası haline getirerek,
14 Didier BİGO, “Globalized (in)Security: The Field and the Ban-opticon” In Terror, Insecurity and Liberty:
Illiberal Practices of Liberal Regimes after 9/11, editörler: Didier Bigo and Anastassia Tsoukala, London:
Routledge, 2006. s.24.
15 David LYON, The Electronic Eye: The Rise of Surveillance Society. Minneapolis: University of Minnesota
Press, 1994, s.23.
552 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
verimliliği artırmayı ve denetim kapasitesini genişletmeyi hedefler. Özellikle
dijitalleşme sürecinde, bürokratik yapılar, veri toplama, analiz etme ve izleme
kapasitelerini artıran gözetim teknolojilerini daha fazla benimsemiştir.16 Gözetim,
bürokratik yapılar içinde iki ana şekilde kullanılır: birincisi, bürokratik iç
işleyişin kontrol edilmesi ve yönetilmesi; ikincisi ise toplumun genelinin
denetlenmesi ve düzenlenmesi olup ilkinde bürokrasi, iç kontrol mekanizmalarını
güçlendirmek için gözetim araçlarını kullanırken ikincisinde kamu düzenini
sağlama amacı taşır.17 Bu bağlamda bürokrasinin rasyonelleşmesi, gözetim
süreçlerinin sistematik ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlar.
Disiplinin Gözetim ile İlişkisi
Modern toplumlarda disiplin ve gözetim, bireylerin davranışlarını düzenlemek
ve kontrol altına almak için kullanılan temel araçlardır. Foucault’nun panoptikon
kavramı, gözetimin disiplin süreçlerine nasıl etki ettiğini anlamak için önemli bir
çerçeve sunar. Panoptikonun bireylerde sürekli olarak gözetim altında oldukları
hissini oluşturması dolayısıyla bu his, bireylerin davranışlarını disiplinli bir
şekilde düzenlemelerine yol açar. Foucault’ya göre, panoptikon sadece bir
mimari yapı değil, aynı zamanda modern toplumlarda disiplinin nasıl işlediğine
dair bir metafordur.18
Gözetim, disiplin süreçlerinde kritik bir role sahiptir çünkü bireylerin sürekli
olarak izlenmesi, onların “normlara” uygun davranmalarını sağlar. Gözetimin
disiplin süreçlerine etkisi özellikle eğitim, askerlik, fabrika gibi kapalı kurumlarda
belirginleşir. Bu kurumlarda bireyler, sürekli bir gözetim altında tutularak belirli
bir düzene uygun davranmaya zorlanırlar. Gözetim, bu süreçte, bireylerin
davranışlarını standartlara uygun hale getirmek için bir araç olarak kullanılır.
Bireyler, sürekli gözetim altında olmanın getirdiği baskı ile kendilerini kontrol
etmeye başlarlar ve bu da disiplinin içselleştirilmesine yol açar.19
Foucault, modern toplumları “disiplin toplumları” olarak tanımlar ve bu toplumlarda
disiplinin gözetimle iç içe geçtiğini savunur. Gözetim, bu toplumlarda yalnızca
bireylerin denetim altında tutulması için değil, aynı zamanda toplumun genel
16 John GİLLİOM, Torin MONAHAN, SuperVision: An Introduction to the Surveillance Society, Chicago:
University of Chicago Press, 2013. s.101.
17 FOUCAULT, Discipline and Punish: The Birth of the Prison a.g.e, s.70.
18 FOUCAULT, Discipline and Punish: The Birth of the Prison. a.g.e, s.72.
19 LYON, Surveillance Studies: An Overview, a.g.e s. 90.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 553
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
yapısının düzenlenmesi için de kullanılır. Disiplin bireylerin davranışlarını
standartlaştırmayı amaçlarken, gözetim bu süreci destekleyen ve güçlendiren
bir mekanizma olarak işlev görür. Dolayısıyla modern toplumlarda disiplin ve
gözetim, bireylerin ve toplulukların şekillendirilmesi ve kontrol edilmesi için
birlikte çalışan iki ana araç haline gelir.
Parçalanmış Otorite ve Eşitsiz Gelişme
Modern toplumlarda gözetim, otoritenin merkezi bir şekilde uygulanmasını
değil, aksine otoritenin daha küçük parçalara bölünerek daha yaygın ve heterojen
bir şekilde dağıtılmasını sağlar. Bu dağılım, gözetimin sadece kamu kurumları
tarafından değil, özel sektör, eğitim kurumları, sağlık hizmetleri gibi birçok
farklı aktör tarafından da uygulanmasına olanak tanır.20 Merkezi olmayan
gözetim pratikleri, bireylerin sürekli olarak izlenmesini ve değerlendirilmesini
sağlar, bu da otoritenin daha ince ve nüfuz edici bir şekilde işlemesine yol açar.
Parçalanmış otorite, gözetimin çok sayıda farklı aktör tarafından uygulanmasıyla
daha da güçlenir; bu da bireylerin ve grupların çeşitli gözetim mekanizmaları
altında sürekli bir denetim ve kontrol altına alınmasına neden olur.21
Gözetim süreçleri, toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine ve farklı sosyal
gruplar arasındaki gelişim farklılıklarının artmasına da sebep olur. Gözetim,
özellikle gelişmiş teknolojilere erişimi olan aktörler tarafından daha güçlü bir
şekilde uygulanırken, bu teknolojilere erişimi olmayan ya da sınırlı olan gruplar
daha dezavantajlı bir konuma düşer. Bu durum, gözetimin eşitsiz gelişmeye nasıl
katkıda bulunduğunu açıklar.22 Eşitsiz gelişme, sadece gözetim teknolojilerine
erişim açısından değil, aynı zamanda bu teknolojilerin nasıl kullanıldığı ve
kimin üzerinde kullanıldığı açısından da kendini gösterir. Örneğin, düşük gelirli
topluluklar, gözetim teknolojileri tarafından daha sık ve yoğun bir şekilde
izlenirken, bu toplulukların bu teknolojiler üzerinde herhangi bir kontrolü ya da
denetimi bulunmaz. Bu durum, güç dengesizliklerinin daha da derinleşmesine
ve toplumsal eşitsizliklerin artmasına yol açar.23 Bu durum, gözetimin hem
bireyler hem de topluluklar üzerindeki etkilerini daha da karmaşık hale getirir.
20 FOUCAULT, Discipline and Punish: The Birth of the Prison, a.g.e, s. 78.
21 , Kevin D. HAGGERTY, V. Ericson RİCHARD, “The Surveillant Assemblage”, British Journal of Sociology
51, no. 4 (2000), s.611.
22 LYON, Surveillance Studies: An Overview. a.g.e, s. 93.
23 Torin MONAHAN, “Surveillance and Inequality”, Surveillance & Society 5, no. 3 (2006), s.222.
554 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Risk ve Sosyal Kredi Sistemi Yoluyla Gözetim
Risk toplumu, riskin hem bireyler hem de kurumlar tarafından sürekli olarak
yönetilmesi gereken bir durum olarak ortaya çıkar ve bu bağlamda gözetim,
riskin tespit edilmesi, yönetilmesi ve azaltılması için kritik bir araç haline gelir.24
Gözetim, risk toplumu içinde, bireylerin ve grupların potansiyel tehlike veya
sapma olarak değerlendirilmesi amacıyla kullanılır. Risk, bu süreçte bireylerin
geçmiş davranışlarına ve mevcut durumlarına dayanarak hesaplanır. Gözetim
teknolojileri, bu riski hesaplamak ve yönetmek için geniş ölçüde kullanılır,
bu da bireylerin sürekli olarak izlenmesine ve değerlendirilmesine yol açar.25
Sosyal kredi sistemi, risk temelli gözetimin en belirgin örneklerinden biridir. Bu
sistem, bireylerin kredi geçmişi, sosyal medya davranışları, yasal kayıtlar ve günlük
yaşamlarındaki diğer aktiviteler gibi çeşitli veri kaynaklarından gelen bilgileri
kullanarak bireylerin “kredi puanlarını” oluşturur.26 Sosyal kredi sisteminde,
bireylerin puanları, sosyal itibarları ve risk profilleri ile doğrudan ilişkilidir.
Yüksek bir sosyal kredi puanı, bireylere daha fazla toplumsal ve ekonomik fırsat
sağlarken, düşük puanlı bireyler çeşitli kısıtlamalar ve yaptırımlarla karşı karşıya
kalır. Bu, gözetim yoluyla bireylerin davranışlarını kontrol etmenin ve riskleri
yönetmenin etkili bir yolu olarak görülür. Bireylerin sosyal kredi puanlarına
dayalı olarak farklı muamele görmesi, toplumsal sınıflar arasındaki farkların
daha da belirginleşmesine yol açabilir. Bu bağlamda, gözetim, toplumsal düzeni
sağlama amacının ötesine geçerek, riskin yönetilmesi ve sosyal kontrolün
sağlanması için bir mekanizma olarak işlev görür.27
Şebeke Yönetimi ve Yeniden Eğitim Merkezleri Yoluyla
Gözetim
Modern toplumlarda şebeke yönetimi (network governance), gözetimin
yaygınlaşmasında ve karmaşık toplumsal yapıların kontrol edilmesinde kritik
bir rol oynamaktadır. Şebeke yönetimi, merkezi bir otorite yerine çeşitli aktörler
arasında dağıtılmış ve birbirine bağlı bir dizi ilişki ve koordinasyon mekanizmasına
24 Ulrich BECK, Risk Society: Towards a New Modernity, London: Sage Publications, 1992, s.57.
25 Anthony GİDDENS, “Risk and Responsibility”, Modern Law Review 62, no. 1 (1999): s.2.
26 Rogier CREEMERS, China’s social credit system: An evolving practice of control, Asian Survey, Leiden
University, 2018, s.627.
27 CREEMERS, China’s social credit system: An evolving practice of control, a.g.e, s. 628.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 555
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
dayanır ve bu tür yönetim biçimleri, bilgi akışını kontrol etmek ve sosyal düzeni
sağlamak için kullanılır.28 Gözetim, şebeke yönetimi içinde, bilgi toplama ve
bu bilgiyi işleme süreçlerinde merkezileşmiş kontrol yerine, çeşitli düğümler
aracılığıyla dağılır. Bu düğümler, kamu kurumları, özel şirketler, STK’lar ve
diğer aktörler olabilir. Her bir aktör, belirli bir gözetim işlevini yerine getirir
ve bu işlevler merkezi bir yapı yerine, şebeke boyunca yayılan bir düzen içinde
gerçekleşir.29 Böylece gözetim, şebeke yönetiminin dinamik yapısına uygun bir
şekilde, çeşitli aktörler arasında paylaşılan bir sorumluluk haline gelir.
Yeniden eğitim merkezleri, özellikle totaliter ve otoriter rejimlerde, gözetim
ve sosyal kontrolün en yoğun ve doğrudan uygulandığı alanlardan biridir. Bu
merkezler, devletin “yeniden eğitilmesi” gereken bireyler üzerinde doğrudan bir
kontrol mekanizması kurduğu yerlerdir. Özellikle Çin’in Sincan Uygur Özerk
Bölgesi’ndeki yeniden eğitim kampları, bu tür gözetim pratiklerinin en bilinen
örneklerinden biridir. Bu kamplar, Uygur Müslümanlarının ve diğer azınlık
gruplarının “radikalleşme” ve “aşırıcılık”la mücadele bahanesiyle toplandığı
yerlerdir.30 Yeniden eğitim merkezlerinde gözetim, fiziksel, psikolojik ve ideolojik
gözetim olarak gerçekleştirilir. Bu merkezlerde, bireylerin düşüncelerini, inançlarını
ve davranışlarını değiştirmek amacıyla çeşitli yeniden eğitim programları
uygulanır. Şebeke yönetimi, gözetimin geniş bir toplumsal alana yayılmasını
sağlarken, yeniden eğitim merkezleri, bu gözetimin en uç noktalara kadar
uygulanmasını mümkün kılar.
Ev Ziyaretleri Yoluyla Gözetim
Ev ziyaretleri yoluyla gözetim, bireylerin en mahrem alanları olan evlerinde,
devlet veya diğer yetkililer tarafından gerçekleştirilen kontrolleri ifade eder.
Bu tür gözetim pratikleri, modern toplumlarda hem güvenlik hem de sosyal
kontrol amacıyla yaygınlaşmıştır. Ev ziyaretleri, devletin bireyler üzerinde
kurduğu denetim mekanizmalarının bir uzantısı olarak görülebilir ve genellikle
“mahremiyet” kavramının yeniden tanımlanmasına yol açar.31 Ev, geleneksel
olarak bireylerin dış dünyadan korunduğu, kişisel ve aile yaşamının gizliliğini
28 Manuel CASTELLS, The Rise of the Network Society. Oxford: Blackwell, 1996, s.38.
29 LYON, Surveillance Studies: An Overview, a.g.e, s. 103.
30 Adrian ZENZ, “‘Thoroughly Reforming Them Towards a Healthy Heart Attitude’: China’s Political
Re-Education Campaign in Xinjiang”, Central Asian Survey 38, no. 1 (2019), s.109.
31 FOUCAULT, Discipline and Punish: The Birth of the Prison, a.g.e, s.106.
556 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
sürdürdüğü bir yer olarak kabul edilir. Ancak, ev ziyaretleri yoluyla gözetim,
bu mahremiyetin ihlal edilmesine ve devletin bireylerin özel yaşamlarına
müdahale etmesine olanak tanır. Özellikle sosyal hizmetler, sağlık kontrolleri,
vergi denetimleri ve güvenlik taramaları gibi çeşitli nedenlerle yapılan ev
ziyaretleri, devletin vatandaşları üzerinde kurduğu gözetim ağının önemli bir
parçası haline gelir.32
Ev ziyaretleri, sosyal kontrolün bir aracı olarak kullanıldığında, bireylerin
davranışlarını ve yaşam biçimlerini doğrudan etkileyebilir. Bu ziyaretler sadece
güvenlik ve düzenin sağlanması amacıyla değil, aynı zamanda belirli normların
ve değerlerin bireylere dayatılması için de kullanılır. Örneğin, çocuk koruma
hizmetleri veya sosyal yardım programları kapsamında yapılan ev ziyaretleri,
ailelerin çocuk yetiştirme pratiklerini denetlemek ve gerektiğinde müdahale
etmek amacı taşır.
Ev ziyaretleri yoluyla gözetim, mahremiyetin ihlali ve bireysel özgürlüklerin
kısıtlanması gibi etik sorunları da beraberinde getirir. Özellikle dezavantajlı gruplar,
bu tür gözetim uygulamalarına daha fazla maruz kalabilir. Örneğin, düşük gelirli
aileler veya göçmenler, sosyal yardım veya yasal statüleri nedeniyle daha sık ev
ziyaretlerine tabi tutulabilirler. Bu durum, sosyal eşitsizliklerin derinleşmesine
ve belirli grupların devletin denetimine daha fazla maruz kalmasına yol açar.33
GÖZETİM TEKNOLOJİLERİ NEDİR?
Gözetim teknolojileri, bireylerin, grupların ve toplulukların davranışlarını izlemek,
kaydetmek ve analiz etmek için kullanılan çeşitli araçlar ve yöntemlerdir. Bu
teknolojiler güvenlik, istihbarat, pazarlama ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi
gibi birçok alanda kullanılır. Gözetim teknolojilerinin kapsamı, fiziksel alanların
izlenmesinden dijital etkinliklerin takibine kadar geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.
Dünya çapında devletler ve büyük şirketler, onlarca yıldır gözetim önlemlerini
benimsemektedir. Ancak yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle
birlikte, benzeri görülmemiş bir hızda gözetleme uygulamaları yapabilmekte
ve çevrimiçi platformlar ile hizmetler tarafından toplanan büyük miktardaki
verilere kolayca erişebilmektedirler.
32 LYON, Surveillance Studies: An Overview, a.g.e, s.88.
33 John GİLLİOM, Overseers of the Poor: Surveillance, Resistance, and the Limits of Privacy, Chicago:
University of Chicago Press, 2001, s.132.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 557
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Gözetim ve teknoloji arasındaki bağlantı, ABD’deki 11 Eylül terör saldırılarından
bu yana belirgin hale gelmiştir. Devlet gözetim yetkilerinin genişlemesi ve
güvenlik ile terörle mücadele adına yeni teknolojilerin kullanımının normalleşmesi
bu dönemde gözlemlenmiştir. Gözetim ve terörle mücadele politikalarını
çevreleyen şeffaflık eksikliği, kamu kurumlarının müdahaleci teknolojiler
kullanıp kullanmaması gerektiği konusunda kamuoyunda yapılacak tartışmaları
engellemektedir. Teknoloji, terörle mücadele veya acil toplumsal suç unsurlarına
müdahalede kullanıldığında, faydalı bir araç olarak gözükmektedir. Bunun yanı
sıra gözetim araçlarının özensizce konuşlandırılmasının ve kullanılmasının
insan hakları ve toplumsal alan üzerindeki etkisi ortaya çıkmaktadır.
Teknoloji şirketlerinin yenilik için yarışırken kullandıkları kar odaklı yaklaşımı,
tehlikeli ve hızlı uygulanan politikaları daha da kötüleştirebilmektedir. Teknoloji
tasarımı ve geliştirilmesinde sivil toplum ve etkilenen topluluklarla istişare
eksikliği, insan hakları risklerini önlemeyi veya azaltmayı daha da zorlaştırmaktadır.
Güvenlik amaçları için geliştirilen teknoloji, toplumun bazı kesimlerini kasıtlı
olarak hedef almak, gözetlemek ve baskılamak için de kullanılabilmektedir.
Biyometrik Gözetim Teknolojileri
Biyometrik veri, kimlik tespiti amacıyla vücudun fiziksel ve/veya davranışsal
özelliklerini ölçen ve kaydeden veridir. Parmak izi, retina, yüz, ses ve yürüyüş
gibi veriler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dolayısıyla biyometrik
verilerin terörle mücadele adına toplanması ve kullanılması dünya çapında
hız kazanmıştır. Biyometrik verilerin toplanması ve kullanılması, genellikle
etkili bir şekilde düzenlenmeler yapılmadan veya hesap verebilirlik ilkesine tabi
tutulmadan gerçekleşmektedir. Biyometrik verilerin doğası gereği gizlenmesi
zor ve değiştirilmesi imkansızdır. Bu durum, özellikle biyometrik verilere
ilişkin gözetim teknolojilerinin kamusal alanlarda kullanıldığında, mahremiyet
hakkına tehdit oluşturmaktadır. Kamusal alanlarda ayrım gözetmeyen biyometrik
gözetimin varlığı, ifade özgürlüğü gibi insan hakları üzerinde caydırıcı bir
etkiye sahip olabilmektedir. Öte yandan yüz tanıma sistemleri, ten rengi siyah
insanların yüzlerini tanırken daha fazla hata yapmakta ve bu da ayrımcılığa ve
adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine yol açmaktadır.
558 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
İçerik Gözetimi ve Kaldırma
İçerik gözetimi ve kaldırma, özellikle Facebook, X (Twitter), YouTube veya
Instagram gibi sosyal medya platformlarında internete gönderilen içeriğin
yönetimidir. Bu süreç platformların özerk ve bağımsız içerik yönetim
politikalarından kaynaklanabilir ve içerik kaldırma, amplifikasyon veya indirgeme
yoluyla içerik düzenlemesi, platformdan çıkarma veya gölge yasaklama gibi
uygulamaları içerebilir. Kamu kurumları ayrıca sosyal medya platformlarına
belirli hesapların veya içeriklerin kaldırılmasını isteyen talepler veya ulusal ya
da bölgesel yasalara dayalı kaldırma emirleri gönderebilirler. Örneğin 2021’de
İsrail’in Filistin üzerindeki siyasi baskısı sırasında Facebook, Filistinliler
ve destekçileri tarafından paylaşılan, insan hakları sorunlarını ve ihlalleri
belgelendiren çok sayıda içeriği engellemiştir.34
Aynı şekilde birçok sivil toplum kuruluşları ve aktivistler için sosyal medya
platformları destekçilerini örgütlemek ve onlara ulaşmak için önemli bir kanaldır.
Sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin hesapları askıya alındığında veya içerikleri
kaldırıldığında, misyonlarını yerine getirme kapasiteleri zarar görebilir ve ifade,
örgütlenme ve toplanma özgürlüklerinin ihlal edilmesine yol açabilir. Benzer
bir durum yukarıda ismi zikredilen sosyal medya platformlarının yönetim ve
siyasi anlayışları için de geçerlidir. Örnek vermek gerekirse 2024 yılında İsrail’in
Gazze’de yaptığı soykırıma ilişkin sosyal medyada insan hakları adına paylaşım
yapan birçok hesabın erişimi kısıtlanmış, paylaşılan içerikleri engellenmiş veya
kaldırılmış, hatta hesabı bile kapatılmıştır.35 Söz konusu duruma sosyal medya
platformları sahiplerinin siyasi düşünceleri etkili olmuştur. Nihayetinde söz
konusu platformların özel bir şirketin ürünü olduğu ve şirket politikalarının
şirket sahiplerine göre şekilleneceği unutulmamalıdır.
34 Zaher ALBAİK, “Beytülmakdis Meselesinde “İsrail” Perspektifi Karşısında Filistinlilerin Perspektifinin
Desteklenmesi Konusunda Sosyal Medyanın Rolü” Beytülmakdis Araştırmaları Dergisi, Ankara, 2022,
22 (1), s.39.
35 Ersin ÇAHMUTOĞLU, Sosyal medya devleri İsrail’in insanlık suçunu durdurabilir mi?, Anadolu Ajansı,
2024, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-sosyal-medya-devleri-israil-in-insanlik-sucunu-
durdurabilir-mi/3192846
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 559
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
İnternet Kesintileri ve İnternet Sitesi Engellemeleri
İnternet kesintileri, internet bağlantısının tamamen engellenmesini gerektirir.
Gözetim önlemleri bağlamında internet sitesi engelleme, kamu kurumlarının
internet ağları sağlayan şirketlere belirli internet sitelerine veya uygulamalara
erişimi engellemeleri veya bant genişliğini kısmaları anlamına gelir; bu durum
resim ve videoların paylaşılmasını veya görüntülenmesini zorlaştırır.
Büyük iletişim kanallarını engellemek veya tüm internet ağlarını kapatmak;
sivil toplumun fikir alışverişinde bulunma, kamuoyu tartışmalarına katılma
ve ifade özgürlüğünün yanı sıra dernek kurma ve toplanma özgürlüğünün
ihlallerine yol açabilir. İnternet kapatmaları ve internet sitesi engellemeleri
genellikle kamu güvenliğini sağlama ve yanlış bilginin veya şiddete teşvikin
yayılmasını engelleme adına benimsenmektedir.
Çevrimiçi Hizmetler ve Telekomünikasyon Verileri
Kamu kurumlarının, teknoloji ve telekomünikasyon şirketlerinin barındırdığı
verilere ve tüm içeriklere erişim sağlaması, insanların hareketlerinin, davranışlarının
ve temaslarının izlenmesine olanak tanır. 2013 yılında The Guardian, Edward
Snowden adlı ajan tarafından toplanan ve ABD ile İngiltere’deki kitlesel gözetleme
programlarını ortaya çıkaran kanıtları yayımlamıştır.36 Bu programlar, terörizmle
mücadele kisvesi altında milyonlarca insanın çevrimiçi ve telefon aktivitelerini
izlediğini kanıtlamıştır.
Uygun güvenlik önlemleri ve etkili denetim olmadan kanuna uyan bireyler
ve sivil toplum aktörleri gözetim ağına yakalanabilir. Verilerin kontrolsüz bir
şekilde ele geçirilmesi, katılım, eleştiri ve fikir alışverişi için gereken alanların
oluşturulmasını engeller. Bu durum, ifade özgürlüğü gibi haklar için caydırıcı
bir etkiye sahip olabilir.
Sosyal Medyanın Kamu Kurumları Tarafından Taranması
Sosyal medyanın kamu kurumları tarafından taranması, sosyal medya platformlarına
kullanıcıların yüklediği kamuya açık içeriklerin izlenmesi ve taranması sürecidir.
Bu tarama, devletlerin kamu düzenini sağlama, güvenlik tehditlerini tespit etme
veya suç faaliyetlerini önleme amacıyla gerçekleştirilebilir.
36 The Guardian, Edward Snowden: the whistleblower behind the NSA surveillance revelations, 2013,
https://www.theguardian.com/world/2013/jun/09/edward-snowden-nsa-whistleblower-surveillance
560 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Sosyal medyada ifşa edilen bilgilerin taranması, kullanıcıların farkında olmadan
ve kontrolleri dışında gerçekleşir. Bu, çevrimiçi fikir ve görüşlerin paylaşılması
üzerinde caydırıcı etkiler yaratabilir, ifade özgürlüğüne zarar verebilir ve dijital
sivil alanın daralmasına sebep olabilir.
Öngörücü Analizler
Öngörücü analizler, yapay zekâ kullanarak güvenlikle ilgili riskleri değerlendirmek,
desenleri, anormallikleri ve şüpheli davranışları tespit etmeye odaklanan büyük
veri kümelerinin analizidir. Örneğin 11 Eylül saldırısının ardından birçok
ülke, havayollarının yolcuların ayrıntılı verilerini toplayıp kamu kurumları
ve istihbarat teşkilatlarına iletmesini gerektiren politikalar getirmiştir. Veriler,
risk kategorileri oluşturmak ve daha sonra sınır kontrolü sırasında “şüpheli”
yolcuları belirlemek için analiz edilmiştir.
Tahmini sistemler, gelecekteki riskleri veya olayları değerlendirmek için geçmişte
toplanan verilerdeki kalıpları belirler. Bu değerlendirmeler, geliştiriciler tarafından
yapılan önemli seçimlere, örneğin ulusal güvenlik için “riskin” nasıl tanımlandığına
veya hangi davranışların veya grupların “şüpheli” olarak değerlendirildiğine
bağlıdır. Bu, belirli grupları dezavantajlı hale getiren kasıtlı kamu politikalarını
ve kurumsal uygulamaları içerebilir. Ayrıca, öngörücü sistemlerin analiz ettiği
ve öğrendiği geçmiş veriler, tarihsel uygulama ve sosyo-ekonomik önyargılar
tarafından belirlenebilir, dolayısıyla doğası gereği sınıflandırılabilir. Bu koşullar
altında, özellikle marjinal olarak adlandırılan gruplara mensup kişiler, daha
yüksek düzeyde bir incelemeye tabi tutulabilir. Bu, ifade özgürlüğü gibi medeni
özgürlüklerden yararlanmalarını daha zor ve riskli hale getirebilir ve hatta
haksız tutuklamalara ve hapse atılmalara yol açabilir.
Casus Yazılımlar ile Gözetim
Casus yazılım, son kullanıcının bilgisi ve izni olmaksızın, bir cihazdan bilgi
çıkarmak ve/veya cihazın kontrolünü ele geçirmek amacıyla cihaza yüklenen
bir tür kötü amaçlı yazılımdır. Casus yazılım araçları, insan hakları ve medeni
özgürlükler için ciddi riskler oluşturur. Örneğin cep telefonları, bir kişinin günlük
hayatının en mahrem ayrıntılarının depoları haline gelmiştir. Kişinin farkına
bile varmadan ve müdahaleyi kontrol edemeden sahip olduğu bilgilere erişmek,
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 561
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
günümüzde oldukça mümkündür. Pegasus37 gibi modern casus yazılımların tespit
edilmesi son derece zordur ve mevcut teknik araçlar, kurulumunu engellemeyi
imkânsız hale getirir. Bu, diğer özgürlüklerin tam olarak kullanılması için
elzem olan mahremiyet hakkını temelden ihlal eder. Casus yazılım kullanarak
aktivistleri, gazetecileri ve siyasi muhalifleri kasıtlı olarak hedef almak, sindirmek
ve susturmak demokrasinin özünü baltalar ve bu durum medeni özgürlüklerin
ciddi bir ihlalidir.
Mobil Uygulamalar ve Gözetim
Mobil uygulamalar, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş ve
kullanıcıların günlük aktivitelerini kolaylaştırmak için birçok işlev sunmaktadır.
Ancak bu uygulamaların kullanımında, kullanıcıların kişisel verilerinin toplanması
ve izlenmesi konusu önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Mobil uygulamalar
kullanıcıların konum bilgileri, kişisel tercihleri, sağlık verileri gibi hassas bilgileri
toplamak için çeşitli gözetim teknikleri kullanmakta ve bu verileri genellikle
ticari, pazarlama veya güvenlik amaçlarıyla üçüncü taraflarla paylaşmaktadır.38
Mobil uygulamalar kullanıcı verilerini toplamak için GPS, Wi-Fi, Bluetooth,
cihaz kimlikleri ve çerezler gibi çeşitli gözetim teknolojilerinden yararlanır.39
Örneğin, sağlık ve fitness uygulamaları, kullanıcıların fiziksel aktivitelerini,
uyku düzenlerini ve hatta kalp ritimlerini takip ederek sağlık verilerini toplar
ve analiz eder.40 Bu veriler genellikle uygulama geliştiricileri veya üçüncü
taraflarca, kullanıcı profillemesi ve hedefe yönelik reklamlar oluşturmak amacıyla
kullanılır.41 Kullanıcıların uygulamalara erişim izni vermesi, geniş çapta veri
toplama ve işleme süreçlerini içerir ve bu da kullanıcıların farkında olmadan
37 Pegasus, İsrailli bir yazılım şirketi tarafından geliştirilmiş bir casusluk programıdır. Program, ya hedef
alınan kişinin tıklamasıyla ya da hiçbir tıklama olmaksızın; cep telefonlarının mesaj, konum veya
mikrofon (ortam dinleme) gibi özelliklerini ele geçirmeyi ve bu yolla takip edilmesi amaçlanan kişinin
kişisel yaşamına girerek program sahibi için istihbarat toplamayı amaçlamaktadır. Kaynak: https://www.
aa.com.tr/tr/dunya/israil-yapimi-pegasus-casus-yazilimi-dunyanin-dort-bir-yaninda-kullanildi/2481656
38 José VAN DİJCK, “Datafication, Dataism and Dataveillance: Big Data Between Scientific Paradigm and
Ideology” ,Surveillance & Society 12, no. 2, (2014): s.200.
39 Lei, ZHANG, Zhou YONG, “Privacy and Security Risks of Mobile Health Applications”, IEEE Security &
Privacy, 17, no. 6, (2019), s.56.
40 Deborah LUPTON, The Quantified Self: A Sociology of Self-Tracking Cultures. Cambridge: Polity Press,
2016, s.93.
41 Melissa DE ZWART, “Legal Risks of Big Data and Privacy in the Age of Surveillance Capitalism” , Privacy
and Cybersecurity Law Report, 6, no. 3 (2020): s.3.
562 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
mahremiyetlerini tehlikeye atabilir.42 Bu durum, kullanıcıların kişisel bilgilerinin
izinsiz veri toplama ve kötüye kullanma riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açar.
Dahası, mobil uygulamalar aracılığıyla gerçekleştirilen bazı gözetim faaliyetleri,
kullanıcıların bu tür gözetime rıza göstermemesine rağmen devam edebilir.
Kullanıcıların verilerinin izinsiz olarak toplanması ve işlenmesi, mahremiyet
hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.43 Ayrıca söz konusu mahremiyet
ihlallerinin önüne geçebilmek adına çıkarılmış hukuki düzenlemelerin ise
küresel ölçekte uyumlu olmaması, veri koruma standartlarında boşluklara neden
olabilmektedir.44 Kullanıcılar, uygulamaların veri toplama politikalarını daha
dikkatli değerlendirmeli ve bu konuda daha bilinçli olmalıdır. Aynı zamanda,
mobil uygulama geliştiricilerinin ve düzenleyici kurumların, kullanıcı verilerinin
korunması için daha etkili politikalar geliştirmeleri gerekmektedir.
Nesnelerin İnterneti ve Gözetim
Nesnelerin İnterneti (Internet of Things, IoT), cihazların internet üzerinden
birbirleriyle ve merkezi bir sistemle iletişim kurarak veri paylaşmasını mümkün
kılan bir teknolojidir. IoT cihazları, ev aletlerinden güvenlik kameralarına,
akıllı saatlerden otomobillere kadar geniş bir yelpazede yer alır. Bu cihazların
yaygınlaşması, kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırırken aynı zamanda
büyük ölçekli veri toplama ve gözetim imkanlarını da beraberinde getirmiştir.45
IoT cihazları, çeşitli gözetim teknikleri kullanarak sürekli veri toplama ve iletme
işlevine sahiptir. Akıllı ev sistemleri, güvenlik kameraları, akıllı termostatlar ve
giyilebilir cihazlar gibi IoT araçları, kullanıcıların konum bilgileri, davranışları,
biyometrik verileri ve sağlık durumları gibi çok çeşitli verileri toplar ve analiz
eder.46 Örneğin akıllı saatler, kullanıcıların kalp atış hızlarını, adım sayısını ve
42 Viktor MAYER-SCHÖNBERGER, Kenneth CUKİER, Big Data: A Revolution That Will Transform How We
Live, Work, and Think, Houghton Mifflin Harcourt, 2013. s.21.
43 Finn BRUNTON, Helen NİSSENBAUM, Obfuscation: A User’s Guide for Privacy and Protest, The MIT
Press, 2015, s.104.
44 Bart CUSTERS, Data Dilemmas in the Information Society: Introduction and Overview, Springer, 2016, s.69.
45 Rob VAN KRANENBURG, The Internet of Things: A Critique of Ambient Technology and the All-Seeing
Network of RFID, Institute of Network Cultures, 2008, s.45.
46 Miraç GÜR, Kişisel Verilerin Korunması Bağlamında Akıllı Şehirler ve Veri Mahremiyeti, Yüksek Lisans
Tezi, Ankara: 2024, s.16.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 563
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
uyku düzenlerini takip edebilir ve bu verileri merkezi bir veri tabanına iletebilir.47
Aynı şekilde, akıllı ev cihazları, ev sahiplerinin alışkanlıklarını izlemek ve konforu
artırmak amacıyla sürekli veri toplar ve bu veriler ticari veya güvenlik amaçlı
kullanılabilir.48 IoT cihazlarının sürekli veri toplama kapasitesi, kullanıcıların
farkında olmadan büyük miktarlarda kişisel verinin işlenmesine ve saklanmasına
yol açar. Bu durum, kişisel verilerin kötüye kullanılması, izinsiz erişim ve siber
saldırılar gibi güvenlik açıklarına karşı savunmasızlık oluşturur. Dahası, IoT
cihazları genellikle açık ağlar üzerinden veri ilettiğinden, bu cihazların veri
güvenliği ve gizliliği konusunda ciddi riskler barındırdığı gözlemlenmektedir.
Birçok IoT cihazı, veri toplama ve izleme faaliyetleri için kullanıcıdan açık ve
anlaşılır bir şekilde onay almadığı için bu durum, kullanıcıların mahremiyet
haklarının ihlal edilmesine yol açar.49 Ayrıca, bu cihazlardan toplanan verilerin nasıl
saklandığı, kimler tarafından erişilebileceği ve hangi amaçlarla kullanılabileceği
konusunda belirsizlikler bulunmaktadır. IoT verilerinin işlenmesiyle ilgili şeffaflık
ve hesap verebilirlik standartları getirilse de bu düzenlemelerin küresel düzeyde
yeterince uygulanmadığı ve denetlenmediği konusunda eleştirilmektedir.50
Dolayısıyla nesnelerin interneti, günlük yaşamı kolaylaştıran ve verimliliği
artıran birçok avantaj sunsa da gözetim potansiyeli ve mahremiyet üzerindeki
etkileri göz ardı edilemez.
Gözetimin Dijital Ekonomi ve Reklam Sektörüne Etkisi
Dijital ekonomi, veriye dayalı iş modelleri ve teknolojilerle şekillenmiş, küresel
ticaretin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Ancak, bu ekonomi, kullanıcıların
çevrimiçi davranışlarını izleyen, analiz eden ve ticari amaçlar için kullanan gözetim
teknolojileriyle de yakından ilişkilidir. Gözetim kapitalizmi olarak adlandırılan
bu olgu, dijital ekonominin nasıl işlediğine dair temel dönüşümler meydana
getirmiş ve tüketici güveni, piyasa rekabeti ve veri güvenliği gibi alanlarda
47 Almeida, TİAGO, João FONSECA and João JORGE. “IoT-Based Solutions for Intelligent and Secure
Living.” International Journal of Internet of Things and Cyber-Assurance 2, no. 1 (2019), s.28.
48 Jan Henrik ZİEGELDORF, Garcia Morchon OSCAR, Wehrle KLAUS, “Privacy in the Internet of Things:
Threats and Challenges” ,Security and Communication Networks 7, no. 12 (2014): s.2728.
49 Perera, CHARITH, Arkady ZASLAVSKY, Peter CHRISTEN, and Dimitrios GEORGAKOPOULOS. “Context-
Aware Computing for the Internet of Things: A Survey.” IEEE Communications Surveys & Tutorials 16,
no. 1 (2015): s.431.
50 LUPTON, The Quantified Self: A Sociology of Self-Tracking. A.g.e, s.67
564 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
önemli etkiler doğurmuştur.51 Benzer şekilde reklam sektörü, dijitalleşme ile
birlikte büyük bir dönüşüm geçirmiş ve gözetim teknolojileri, bu dönüşümün
merkezine yerleşmiştir. Dijital gözetim, reklam verenlerin hedef kitlelerine
daha hassas ve kişiselleştirilmiş mesajlar iletmelerini sağlamak için kullanıcı
verilerini toplama, analiz etme ve kullanma yeteneklerini geliştirmiştir.
GÖZETİM TEKNOLOJİLERİNİN ETKİLERİ VE TARTIŞMALAR
Mahremiyet İhlalleri
Gözetim teknolojileri bireylerin günlük yaşamlarını izleme kapasitesine sahiptir. Bu
teknolojiler, güvenliği artırmak, suçla mücadele etmek ve kamu düzenini sağlamak
amacıyla kullanılsa da bireylerin mahremiyetine ciddi tehditler oluşturur. Özellikle
büyük veri toplama uygulamaları ve yüz tanıma teknolojileri, bireylerin özel
yaşamına dair bilgilerin toplanması ve analiz edilmesiyle mahremiyet ihlallerine
neden olabilir. Gözetim teknolojilerinin en yaygın kullanımlarından biri, geniş
çaplı veri toplama ve izleme uygulamalarıdır. Bu teknolojiler, internet üzerinden
yapılan her türlü iletişimi ve etkinliği izleyebilir ve kullanıcıların haberi olmadan
onların özel bilgilerini toplayabilir ve bu bilgileri çeşitli amaçlarla kullanabilir.
Yüz tanıma teknolojileri, bireylerin yüz özelliklerini analiz ederek kimliklerini
tespit etmekte kullanılır. Bu teknolojiler, güvenlik kameraları, akıllı telefonlar
ve diğer cihazlar aracılığıyla geniş çapta kullanılmaktadır.52 Ancak, yüz tanıma
teknolojilerinin yaygın kullanımı, bireylerin mahremiyetine ciddi tehditler
oluşturur. Örneğin, Çin’de uygulanan yüz tanıma sistemleri, vatandaşların
hareketlerini izlemek ve sosyal kredi sistemi aracılığıyla değerlendirme yapmak
için kullanılmaktadır.53
Büyük veri analizi, gözetim teknolojilerinin bir diğer önemli bileşenidir. Bu
analizler, toplanan verilerin işlenmesi ve belirli kalıpların ve eğilimlerin tespit
edilmesi amacıyla kullanılır. Ancak bu tür analizler, bireylerin kişisel bilgilerinin
detaylı bir şekilde incelenmesine ve profilleme yapılmasına olanak tanır. Bu
tür uygulamalar, bireylerin mahremiyetine ciddi şekilde zarar verir.
51 Mark ANDREJEVIC. “Surveillance in the Digital Enclosure.” In The SAGE Handbook of Surveillance
Studies, edited by Kirstie BALL, Kevin HAGGERTY, and David LYON, 101-110. SAGE Publications, 2012. s.31
52 GÜR. Kişisel Verilerin Korunması Bağlamında Akıllı Şehirler ve Veri Mahremiyeti. a.g.e, s.18
53 CREEMERS, China’s social credit system: An evolving practice of control, a.g.e, s.6
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 565
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
Veri Güvenliği Riskleri
Gözetim teknolojileri, büyük miktarda kişisel veri toplar ve işler ve bu veriler,
çeşitli risklere karşı savunmasız olup yetkisiz erişimlere maruz kalabilir. Veri
güvenliği riskleri hem bireyler hem de organizasyonlar için ciddi sonuçlar
doğurabilir. Gözetim teknolojilerinde en büyük güvenlik risklerinden biri veri
ihlalleridir. Veri ihlali, yetkisiz kişilerin bir sisteme erişerek hassas bilgileri çalması
veya ifşa etmesi anlamına gelir. Örneğin 2017 yılında yaşanan Equifax isimli
veri ihlali vakasında, 143 milyon Amerikalının kişisel bilgileri çalınmıştır.54 Bu
tür ihlaller, bireylerin kimlik hırsızlığı, mali kayıplar ve diğer ciddi sonuçlarla
karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir.
Gözetim teknolojilerinde kullanılan verilerin güvenliğini sağlamak için genellikle
şifreleme teknikleri kullanılır. Ancak zayıf şifreleme yöntemleri veya yetersiz
güvenlik önlemleri, verilerin korunmasını zayıflatabilir. Örneğin, bazı gözetim
cihazları ve sistemleri, varsayılan şifrelerle kullanıcıya ulaşır ve kullanıcılar
bu şifreleri değiştirmediğinde bu cihazlar saldırılara açık hale gelir.55 Ayrıca
güvenlik açıkları ve yazılım hataları, saldırganların bu sistemlere sızmasını
kolaylaştırır. Veri güvenliği riskleri sadece dış tehditlerle sınırlı değildir. İç
tehditler, yani organizasyon içindeki çalışanlar veya yetkili kişiler tarafından
gerçekleştirilen ihlaller de ciddi bir risk oluşturur. İç tehditler, genellikle erişim
haklarına sahip kişilerin verileri kötüye kullanması veya kasıtlı olarak zarar
vermesi yoluyla gerçekleşir.
Gözetim teknolojileri, ransomware (fidye yazılımı) ve diğer zararlı yazılımların
hedefi olabilir. Bu tür yazılımlar, verileri şifreleyerek erişilmez hale getirir ve
fidye ödenene kadar bu verilerin geri verilmemesi tehdidinde bulunur.56 Bu tür
saldırılar, gözetim teknolojilerinin güvenlik açıklarını istismar ederek büyük
zararlar verebilir.
54 Ponemon Institute. Cost of a Data Breach Study: Global Overview. IBM Security, 2018. s.51
55 William STALLINGS. Cryptography and Network Security: Principles and Practice. 7th ed. Pearson,
2018. s.132
56 Hussain FARHAN, Rehan HUSSAIN, Omar Khadeer HUSSAIN, and Ekram HUSSAIN. “Cybersecurity
Threats to Smart Cities and Autonomous Vehicles: Role of Machine Learning.” IEEE Communications
Standards Magazine 2, no. 1 (2018): s.40
566 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Dolayısıyla gözetim teknolojilerinde veri güvenliği riskleri, çeşitli tehditler
ve zayıflıklar nedeniyle önemli bir sorun teşkil etmektedir. Veri ihlalleri, zayıf
şifreleme ve güvenlik önlemleri, iç tehditler ve zararlı yazılımlar, bu teknolojilerin
güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle, gözetim teknolojilerinin güvenliğini
sağlamak için kapsamlı ve güncel güvenlik önlemleri alınmalı ve sürekli olarak
iyileştirilmelidir.
Etik Sorunlar
Gözetim teknolojileri, güvenlik ve suçla mücadele gibi önemli amaçlar için
kullanılsa da bu teknolojilerin kullanımı etik sorunları da beraberinde getirir.
Bireylerin özel hayatına müdahale etme, veri toplama ve analiz yöntemleri,
adalet ve mahremiyet gibi konular etik tartışmaların merkezindedir. Gözetim
teknolojileri, bireylerin özel yaşamına dair bilgilerin toplanması ve analiz
edilmesiyle mahremiyet ihlallerine neden olabilir. Özellikle, geniş çaplı veri
toplama uygulamaları ve yüz tanıma teknolojileri, bireylerin günlük yaşamlarını
izleme kapasitesine sahiptir. Bu durum, bireylerin özel hayatlarına dair bilgilerin
izinsiz ve kontrolsüz şekilde kullanılmasına yol açabilir.57
Gözetim teknolojilerinin kullanımıyla birlikte, büyük veri analizi ve yapay
zekâ algoritmaları, bireyleri profilleme ve sınıflandırma yeteneğine sahiptir. Bu
durum, bireylerin sosyal, ekonomik veya politik durumlarına göre ayrımcılığa
uğramasına neden olabilir. Örneğin, sosyal kredi sistemleri gibi uygulamalar
bireylerin davranışlarına ve sosyal etkileşimlerine göre puanlama yaparak
belirli hak ve imkanlardan yoksun bırakılmasına neden olabilmektedir.58 Aynı
şekilde gözetim teknolojilerinin aşırı kullanımı, bireylerin temel insan hakları
ve özgürlüklerini tehlikeye atabilir. Özellikle, sansür ve ifade özgürlüğü gibi
konular, bu teknolojilerin aşırı kullanımıyla doğrudan etkilenebilir.
Gözetim teknolojilerinin etik sorunları, bireylerin mahremiyetini, adaletini ve
insan haklarını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu teknolojilerin kullanımında etik
standartların ve hukuki çerçevelerin güçlendirilmesi, bireylerin haklarının
korunmasına ve adil bir toplumun oluşturulmasına yardımcı olabilir. Güvenlik,
57 Glenn GREENWALD. No Place to Hide: Edward Snowden, the NSA, and the U.S. Surveillance State. New
York: Metropolitan Books, 2014. s.23
58 Botsman, RACHEL. Who Can You Trust? How Technology Brought Us Together and Why It Might Drive
Us Apart. PublicAffairs, 2017.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 567
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
sağlık, işyeri ve eğitim gibi çeşitli alanlarda geniş bir uygulama yelpazesine sahip
olan bu teknolojiler, aynı zamanda mahremiyet ve etik sorunları da beraberinde
getirmektedir. Gözetim teknolojilerinin etkili ama aynı zamanda etik bir şekilde
kullanılması, yasal düzenlemeler ve teknik önlemlerle desteklenmelidir.
GÖZETİM TEKNOLOJİLERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN
GÜVENLİĞİ
“Gözetim” terimi anlaşıldığından çok daha geniş bir temelde değerlendirilmelidir.
Bir ideal olarak, dijital araçların optimum kullanımını ifade ederken sosyal ve
ekonomik hayatı etkileyen ve insanların psikolojilerinde ciddi dönüşümler
yaşatan bir olgu olarak değerlendirilmektedir.
Gözetim teknolojileri, teknik sistemlerinin güçlü olması dolayısıyla bir asimetrik
güç oluşturmakta ve uygulama alanlarında çoğunlukla başarılı olmaktadır. Aynı
zamanda dijital teknolojinin kullanımından da faydalanan gözetim teknolojileri,
iktidarın güç alanını genişleten, denetimini ise kısıtlayan karşı konulamaz bir
teknolojik determinizm ortaya çıkarmaktadır.59
Gözetim teknolojilerinin modern demokratik toplulukların yönetimi ve denetimi
üzerindeki etkileri nedeniyle kamu kurumlarının gücünün artmasına neden
olduğu söylenebilir. Büyük miktarda veri sağlayan bu teknolojiler hem kamu
kurumları hem de ticari kuruluşlar için sosyal, politik ve ekonomik avantajlar
sunmaktadır. Bu durum gözetim teknolojilerinin kullanımına bağlı olarak
kurumsal politika, planlama ve denetimi güçlendirme eğilimini beraberinde
getirmektedir.60
Gözetimin amacı doğrultusunda bazen sömürgeci faaliyetler gerçekleşebilmektedir.
Veri ve teknoloji, sömürgeciliğin yeni bir aracı olabilir. Ülkeler ve şirketler, küresel
düzeyde kişilerin verilerine egemen olmak için gözetim teknolojilerini kullanarak
kaynaklara hâkim olmayı, menfaatleri doğrultusunda kitleleri yönlendirmeyi ve
baskı altında tutmayı amaçlayabilirler. Sömürgecilik döneminde batılı ülkeler,
zengin kaynaklara sahip bölgeleri ele geçirerek sömürmüş ve bu süreçte geri
kalmış bölgelerin insan, çevre ve kaynaklarına dair verileri toplamışlardır.
59 Ümmühan KAYGISIZ, Zeki AYDIN. Yönetişimde Yeni Bir Ufuk Olarak Akıllı Kentler, Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.2017, s. 60
60 KAYGISIZ, Ü., AYDIN, Z. Yönetişimde Yeni Bir Ufuk Olarak Akıllı Kentler, a.g.e. s. 58
568 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Günümüzde, veri teknolojilerindeki ilerlemeler ve medya iletişim araçları
sayesinde veri temelli yönetişim sistemleri ortaya çıkmaktadır.
Gözetimde yönetişim61, ileri teknoloji kullanılarak e-yönetişim kavramı etrafında
şekillenmektedir. E-yönetişim, vatandaşların, sivil toplum kuruluşlarının, kamu
ve özel sektör aktörlerinin karar alma süreçlerine dijital ortamda katılımını
sağlar. Yerel yönetimlerde uygulanması daha kolay olan bu süreç, daha doğru
politikalar üretebilir ve yerelden genele, genelden küresele yayılabilir. Ancak
bu süreçte veriyi kontrol eden güçlerin vatandaşları manipüle edebilme olasılığı
da göz ardı edilmemelidir. Süreç içerisinde yönetişim kavramı kullanılarak
veya insanların sürece katılımını zorunlu tutarak gözetim faaliyeti ölçüsüz bir
şekilde uygulanabilmektedir.
Benzer bir şekilde gözetim teknolojileri, marjinalleştirilmiş topluluklar
üzerinde tahakküm kurma riskini artırabilir. Dolayısıyla kamu kurumları ve
yerel yönetimler, herhangi bir gözetim teknolojisini kullanmadan önce, bu
teknolojiler üzerinde mahremiyet denetimi yetkisi olan veri koruma otoritelerinin
görüşlerini ve mevzuatlarını dikkate almalıdır. Bu bağlamda meşru sınırlar
içerisinde bir mahremiyet ve kişisel verileri koruma kurumunun varlığı, kamu
hesap verebilirliğini artıracaktır.
Mobese kameraları, işlek yerlerde trafiği kontrol etmek ve kamusal alanları
izlemek için kullanılmaktadır. Bu kameralar, görüntü alarak ve kaydederek
çalışır. Ciddi bir trafik kazası veya kamusal bir alanda gerçekleşen bir yaralama
olayında mobese kayıtlarına başvurulur. Kamusal alanın güvenlik gibi amaçlarla
izlenmesi, ölçüsüz işleme olmadığı sürece yasalara aykırı değildir.62 Ancak,
kaydedilen mobese kayıtlarının nerede saklandığı, kimlere aktarıldığı ve bu
faaliyetlerin kimler tarafından yürütüldüğü gibi hususlar önemlidir.
Anlaşılacağı üzere gözetim, genellikle bireylerin kişisel verilerinin toplanması,
kaydedilmesi, saklanması, değiştirilmesi, açıklanması veya diğer şekillerde
kullanılması süreçlerini içerir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
61 Duygu HATİPOĞLU AYDIN. Kişisel Verilerin Korunmasında Hukukun Sınırları. İzmir Barosu Dergisi 2023. s.162
62 Yasemin HAYTA. Akıllı Kent Uygulamalarında Kişisel Verilerin Gizliliği ve Güvenliği, Fırat Üniversitesi
Sosyal Bilimler Dergisi (2021), s.938
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 569
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
(KVKK), bu tür işlemleri “kişisel verilerin işlenmesi” olarak tanımlar ve verilerin
işlenmesi için belirli hukuki dayanaklar gerektirir. Gözetim faaliyetlerinin
KVKK kapsamındaki en önemli ilkelerden biri, kişisel verilerin işlenmesinin
ancak “belirli, açık ve meşru amaçlar için” yapılması gerektiğidir. Ayrıca,
işlenen verilerin amaca uygun, sınırlı ve ölçülü olması zorunludur. 6698 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan bir diğer genel
ilke ise “İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesidir.63
Kişisel verilerin korunması konusunun en temel ilkelerinden olan “belirli,
açık ve meşru amaçlar için” işleme ve “İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı
ve ölçülü olma” ilkeleri, Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde
(GVKT) de önemi vurgulanmış ilkelerden olup gözetim alanında yol gösterici
olmuştur. Ayrıca, kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi süreçlerinde “veri
minimizasyonu”nun sağlanması, hukuka uygunluk açısından önemli bir hususu
oluşturmaktadır.
Sonuç olarak gözetim teknolojilerinin kullanımıyla elde edilen kişisel verileri,
öncelikle genel ilkelere göre işlenmeli; kişisel verilerin güvenliği, güçlü şifreleme
yöntemleri, veri minimizasyonu, anonimleştirme ve sıkı erişim kontrolleri gibi
teknikler, veri ihlallerini önlemek için sürekli güvenlik denetimleri ve siber
güvenlik protokolleri ile birlikte uygulanmalıdır.64
Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygulanan Gözetim Faaliyeti
Uygur Özerk Bölgesi, Tibet Özerk Bölgesi ile birlikte Çin’in siyasi açıdan hassas
bölgelerinden biri olmakla beraber son yıllarda, bölgede aşırı düzeyde güvenlik
ve gözetim uygulamaları hayata geçirilmeye başlanmıştır.65 Çin hükümetinin
Uygur Özerk Bölgesi’nde yürüttüğü yoğun gözetim ve veri toplama faaliyetleri,
Uygur Türklerinin günlük yaşamlarını etkileyen birçok boyuta sahiptir. Bu
gözetim uygulamaları, Uygurların kişisel verilerinin elde edilmesi, depolanması
ve analiz edilmesini içermekte ve çeşitli etik ve hukuki tartışmalara yol açmaktadır.
63 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m.4.
64 Schneier BRUCE. Data and Goliath: The Hidden Battles to Collect Your Data and Control Your World.
New York: W.W. Norton & Company, 2015. s.231
65 Gülperi GÜNGÖR. Security And Surveillance In Xinjiang Uyghur Autonomous Region. Department of
International Relations METU, 2020 s.73
570 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
Çin’in Uygur Türkleri üzerinde uyguladığı dijital gözetim, büyük ölçüde
yapay zekâ, yüz tanıma sistemleri ve biyometrik veri toplama tekniklerine
dayanmaktadır. Çin hükümeti, Uygur Özerk Bölgesinde geniş bir gözetim
ağı kurarak bu ağda yer alan kameralar vasıtasıyla, Uygurların yüz ifadelerini,
hareketlerini ve hatta duygusal tepkilerini dahi izleyebilmek için gelişmiş yüz
tanıma teknolojileri kullanmaktadır.66 Bu kameralar, toplu taşıma duraklarından
okullara, alışveriş merkezlerinden sokaklara kadar hemen her yerde bulunmaktadır.
Ayrıca Çin, Uygur Türklerinden zorunlu olarak biyometrik veri toplamakta
olup söz konusu veri toplama faaliyetleri, Uygurların DNA örnekleri, parmak
izleri, kan grubu bilgileri ve göz retinası taramaları gibi birçok özel nitelikli
kişisel veriyi içermektedir.67 Bu biyometrik verilerin toplanması, Çin hükümeti
tarafından “bölgedeki güvenliği sağlamak” gerekçesiyle meşrulaştırılmasına
rağmen bu uygulamalar Uygur Türklerinin mahremiyet haklarını ciddi şekilde
ihlal etmektedir. Tüm bunların yanı sıra Uygur Türklerinin dijital yaşamları da
yakından izlenmektedir. Özellikle akıllı telefonlar, Çin hükümeti tarafından gözetim
amacıyla kullanılmaktadır. Çin’de geliştirilen özel bir yazılım, vatandaşlarının
telefonlarına zorunlu olarak yüklenmekte olup bu yazılım cihazlardaki mesajları,
fotoğrafları, tarayıcı geçmişlerini ve diğer kişisel verileri izleyebilmenin yanı
sıra sosyal medya hesapları ve çevrimiçi davranışlar da sürekli olarak izlenmekte
ve bu veriler olası “aykırı” davranışların tespiti için analiz edilmektedir.68 Çin
hükümetinin topladığı bu kişisel veriler, Uygur Türklerinin davranışlarını analiz
etmek, potansiyel “tehditleri” belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Veriler,
Çin’in “sosyal kredi sistemi” kapsamında da kullanılmakta ve bireylerin devletle
ilişkilerini şekillendirmektedir.69
Uygur Özerk Bölgesi’nde uygulanan Sosyal Kredi Sistemi (SKS), ticari
bir kredi derecelendirme sistemini de içermekle beraber vatandaşların ve iş
dünyasının davranışlarının düzenlenmesine hizmet etmektedir. Bu kapsamda
sistem dahilinde; şirket, kuruluş ve kişilerin finansal verileri, sosyal medya
66 Paul MOZUR “One Month, 500,000 Face Scans: How China Is Using A.I. to Profile a Minority.” The New
York Times. 2019, Erişim adresi: https://www.nytimes.com/2019/04/14/technology/china-surveillance-
artificial-intelligence-racial-profiling.html
67 Human Rights Watch. China: Minority Region Collects DNA from Millions. (2017). Erişim adresi: https://
www.hrw.org/news/2017/12/13/china-minority-region-collects-dna-millions
68 Darren BYLER. China’s hi-tech war on its Muslim minority. The Guardian. (2018). Erişim adresi: https://
www.theguardian.com/world/2018/apr/11/chinas-hi-tech-war-on-its-muslim-minority
69 Adrian ZENZ. Beyond the Camps: Beijing’s Grand Scheme of Forced Labor, Poverty Alleviation and
Social Control in Xinjiang. Jamestown Foundation. (2019). s.55
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 571
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
verileri, seyahat bilgilerini de içermektedir.70 Hükümet yetkilileri tarafından
ise söz konusu uygulamanın sosyal kredinin devlet işlerinde dürüstlüğün, ticari
bütünlüğün, toplumsal bütünlüğün, yargısal güvenilirliğin sağlanması amacıyla
ortaya çıkarıldığı ve uluslararası kredi kuruluşlarının potansiyel bir tehdit
olarak görülmesi dolayısıyla alternatif bir kredi sistemi olarak hedeflendiği
belirtilmektedir.71 Sistemin veri tabanında finansal kredi bilgilerinin yanı sıra
vergi borcu, ödenmemiş ücretler, sosyal güvenlik ve konut garanti fonu ücretleri,
telekomünikasyon harcamaları, idari cezalar ve mahkeme işlerine ilişkin borç
bilgileri de yer almaktadır.72
Bu sistemde işlenen kişisel veriler doğrultusunda telefon ve tabletiyle hükümet
politikalarına uygun olmayan ağlarda gereğinden fazla zaman geçiren bireylerin
kredi notu düşerken puanı düşük olan kişilere uçak bileti yasağı gibi mekanizmalar
da uygulanmakta olup puanı yüksek olan kişiler güvenilir olarak işaretlenmekte
veya çok düşük puanı olanlar kara listeye alınmaktadır.73 Otoriteler tarafından
belirli normların oluşturulması ve bu normlara göre kategorize edilmesinin kişinin
davranışlarını ve disiplini kontrol ettiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu sistem aynı
zamanda, teknoloji aracılığıyla genişleyen bir güç yapısını da oluşturmaktadır.
Gözetim ve profillemenin tüm toplumu kapsaması ve çeşitli alanlardaki genişlemesi,
beraberinde bir güvenlik toplumunu meydana getirmektedir. Nitekim öncesinde
gözetim teknolojilerine belli başlı konularda başvurulan bir yönetim anlayışından,
neredeyse tüm yönetim faktörlerinde gözetime başvurulan bir anlayışa doğru
kayma yaşanmaktadır. Aynı zamanda çalışanların eğitim ve çalışma geçmişi, aile
geçmişi, siyasi faaliyetleri, kazanımları ve hataları gibi kişisel bilgilerinin yer
aldığı bir arşiv olması dolayısıyla sisteme maruz kalan ilgili kişiler, kendilerini
mağdur özneler olarak görmeye başlamaktadır.74
SKS sisteminde, güvenilmez olarak nitelendirilen, normlara uymayan kişilerin
ötekileştirilmesi durumu da söz konusudur. Yani bu sistemde hükümetin
70 GÜNGÖR, a.g.e, s.74
71 “Trust And Consequences: China’s Evolving Social Credit System”, South China Morning Post Youtube
Channel, February 2019. https://www.youtube.com/watch?v=MkILQ6D2m_I
72 Trust And Consequences: a.g.e.
73 Mistreanu, SIMINA. “Fears About China’s Social-Credit System Are Probably Overblown, But It Will Still
Be Chilling.” The Washington Post, 2019. https://www.washingtonpost.com/opinions/2019/03/08/
fears-about-chinas-social-credit-system-areprobably-overblown-it-will-still-be-chilling/.
74 Kostka, GENIA. “China’s Social Credit Systems and Public Opinion: Explaining High Levels of Approval.”
New Media & Society 21, no. 7 (2019): 1573.
572 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
onaylamadığı kültürel ve dini uygulamalara katılım nedeniyle neredeyse tüm
Müslümanların düşük puanlara sahip olacağı ve bu gözetim faaliyetinden dolayı
onların Uygur Özerk Bölgesi’nin dışına çıkmalarına müsaade edilmemesi söz
konusudur. Ayrıca Sincan Kamu Güvenliği Bürosu tarafından 2016 yılında önleyici
bir güvenlik uygulaması olarak Entegre Ortak Operasyonlar Platformu kurulmuş
olup bu sistem aracılığıyla insanlar; kontrol noktaları, telefon uygulamaları
ve yüz tanıma kameraları dahil olmak üzere çeşitli araçlarla gözetlenmekte,
telefonları ve sosyal medya hesapları da incelenerek paylaştıkları içeriklere göre
“kişinin güvenilir olup olmadığına” karar verilmektedir.75 Böylece şüpheliler
“yeniden eğitim merkezleri”nde raporlanmakta ve “aşırılık karşıtlığı eğitimi”ne
tabi tutulmakta olup özellikle Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslümanların
kişisel verileri ban-optikon tipi gözetim ile sürekli hukuka aykırı bir şekilde
işlenmektedir.76 Uygurların çoğunluğunun kırsal alanlarda yaşaması, farklı
kültürleri, dinleri ve Orta Asya ülkeleriyle olan bağlantıları, onları bu rekabetçi
sistemde geride bırakan nedenler olup bir güvenlik aygıtı olarak görülebilecek
profilleme sistemi ile herkes gözetim altında tutulmaktadır. Bundan dolayı
bölgede toplumsal sorunlardan kaynaklanan gerginlik, artık ideolojik bir sorun
olarak değerlendirilmemekte, yetkililer tarafından “terör ve aşırıcılıkla savaş”
söylemi üzerinden ele alınmaktadır. Hükümet tarafından her türlü kişisel verileri
işlenerek gözetlenen ve “normal olmadığı” iddia edilen bireyler anında yakalanarak
yeniden eğitim merkezlerinde “normalleştirilmeye” çalışılmaktadır.
Uygur Özerk Bölgesinde Müslümanlar üzerinde yapılan bir diğer gözetim
uygulaması da hükümet yetkililerinin ve parti üyelerinin görevli kadroları
tarafından yapılan ev ziyaretleri olup söz konusu proje ilk olarak 2014 yılında
“Halkı Ziyaret Edin, İnsanlara Fayda Sağlayın ve Halkın Gönüllerini Bir Araya
Getirin” programı kapsamında 200.000 görevlinin Uygur Özerk Bölgesi’ndeki
evleri ziyaret ederek halkın sesini dinleme ve sorunları çözme amacını dile
getirmesi ile başlamıştır.77 2017 yılından sonra söz konusu kampanya genişletilerek
1 milyondan fazla Çin Hükümeti görevlisi, Uygur ve Kazak ailelerin evlerinde bir
75 Human Rights Watch. “Eradicating Ideological Viruses: China’s Campaign of Repression Against Xinjiang’s
Muslims.” Eylül 2018. https://www.hrw.org/report/2018/09/09/eradicatingideological-viruses/chinas-
campaign-repression-against-xinjiangs#.
76 Human Rigts Watch, Eradicating a.g.e.
77 Human Rights Watch. “China: Visiting Officials Occupy Homes in Muslim Region.” Ekim 2018. https://
www.hrw.org/news/2018/05/13/china-visiting-officials-occupy-homes-muslim-region.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 573
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
hafta boyunca kalması ve 2018’de ise bu durumun, iki ayda bir düzenli ziyaretlere
dönüşmesi ile devam etmiştir.78 Evleri ziyaret eden yetkililerin, insanların
günlük yaşantı ve inançlarına ilişki bir gözetim yapmasının yanı sıra kırsalda
yaşayan Uygur Türklerine Çin kültürünün öğretilmesi amacını taşımaktadır.
İsrail’in Filistinlilere Uyguladığı Gözetim Uygulamaları
İsrail’in Filistinliler üzerindeki gözetim uygulamaları, tarihsel, politik ve teknolojik
gelişmelerle şekillenmiş bir konudur. İsrail hükümeti, Filistinlilerin hareketlerini,
iletişimlerini ve günlük yaşamlarını izlemek amacıyla bir dizi gözetim teknolojisi
ve stratejisi kullanmaktadır. Bu gözetim uygulamaları hem fiziksel hem de
dijital alanlarda geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. İsrail’in fiziksel gözetim
teknikleri, öncelikle kontrol noktaları, devriye gezen askerler, insansız hava
araçları (İHA’lar) ve yüksek teknoloji güvenlik kameraları ile sağlanmaktadır.
Filistin topraklarında, özellikle Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te, İsrail’in
işgalci kontrol noktaları ve askeri varlığı, Filistinlilerin hareket özgürlüğünü
ciddi şekilde sınırlamaktadır. Örneğin, Gazze Şeridi’nde kullanılan insansız
hava araçları, hem askeri hem de gözetim amacıyla kullanılarak Gazzelilerin
hareketleri sürekli olarak izlenmektedir.79
İsrail, Filistinliler üzerinde dijital gözetim uygulamaları da yürütmektedir.
Bu uygulamalar arasında telefon dinlemeleri, internet izlemeleri ve sosyal
medya takibi yer almaktadır. İsrail istihbarat kurumları, Filistinlilerin çevrimiçi
faaliyetlerini izlemek için gelişmiş yazılımlar kullanmakta ve veri toplama
işlemleri gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda, İsrail’in Filistinli bireylerin
özel mesajlarını, e-postalarını ve diğer dijital iletişim kanallarını izlemek için
“Pegasus” gibi casus yazılımlar kullandığı iddia edilmiştir.80 İsrail, Filistinliler
üzerinde gözetim yapmak için yapay zekâ ve yüz tanıma teknolojilerini de
kullanmaktadır. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bazı sistemler,
Filistinlilerin kimliklerini belirlemek ve hareketlerini izlemek için yüz tanıma
teknolojilerini kullanmaktadır.81
78 Human Rights Watch, China: Visiting, a.g.e,
79 Eval WEIZMAN. Hollow Land: Israel’s Architecture of Occupation. Londra: Verso, 2017. s.39
80 Amnesty International. “Israel/OPT: Investigate NSO Group Over Unlawful Surveillance of Human
Rights Defenders.” 2019. https://www.amnesty.org/en/latest/news/2019/07/israel-opt-investigate-
nso-group-over-unlawful-surveillance-of-human-rights-defenders/.
81 Human Rights Watch. A Threshold Crossed: Israeli Authorities and the Crimes of Apartheid and
Persecution. 2021. https://www.hrw.org/report/2021/04/27/threshold-crossed/israeli-authorities-
and-crimes-apartheid-and-persecution.
574 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
İsrail’in Filistinliler üzerinde uyguladığı hukuka aykırı gözetim pratikleri,
uluslararası hukuk ve insan hakları normlarına aykırı olduğu gerekçesiyle
eleştirilmektedir. Birçok insan hakları örgütü, bu tür uygulamaların Filistinlilerin
mahremiyet haklarını ihlal ettiğini, ayrımcılık yaptığını ve insani krizleri
derinleştirdiğini savunmaktadır.82
SONUÇ
Bu çalışma, gözetim teknolojilerinin kişisel verilerin korunması ve mahremiyet
üzerindeki etkilerini inceleyerek, gözetim faaliyetlerinin güvenlik ve kişi hakları
arasında nasıl bir denge oluşturması gerektiğini ortaya koymayı amaçlamıştır.
Modern gözetim sistemlerinin kişisel verilerin korunması hususunda temel
ilkelerle uyumlu bir şekilde işletilmesinin kişiler üzerinde güven duygusunu
artırdığı, buna karşın bu ilkelere uyulmaksızın yapılan gözetim faaliyetlerinin,
bireylerin özgürlüklerini tehdit riski taşıdığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda
kişisel veri güvenliği ve mahremiyetin korunması, gözetim faaliyetlerinin
meşruiyetinin ve toplumda güvenin sağlanmasının temel dayanaklarından biri
olarak ele alınmıştır.
Gözetim teknolojilerinin hızlı gelişimi, bireysel mahremiyetin korunmasını
her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Özellikle dijitalleşmenin ivme
kazanmasıyla birlikte çevrimiçi izleme teknolojileri, bireylerin günlük yaşamlarına
dair geniş kapsamlı veriler toplamakta ve bu verilerin işlenmesi, kişisel hak
ihlallerini beraberinde getirmektedir. Araştırmada, bu teknolojilerin denetimsiz
bir şekilde kullanılması halinde bireylerin mahremiyet haklarının tehdit altına
girebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, kişisel veri güvenliğinin
sağlanması, yalnızca bireylerin mahremiyet haklarını korumak için değil, aynı
zamanda demokratik bir toplum yapısının sürdürülebilirliği açısından da hayati
bir öneme sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, gözetim teknolojilerinin güvenlik
adına kullanımının, bireylerin özgürlüklerini kısıtlayıcı bir baskı aracı haline
gelebileceği riskidir. Gözetim faaliyetleri, başlangıçta güvenlik gerekçesiyle meşru
görülse de bu faaliyetlerin ölçüsüz ve sınırsız bir şekilde gerçekleştirilmesinin
82 B’Tselem. The Israeli Information Center for Human Rights in the Occupied Territories. 2020. https://
www.btselem.org/.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 575
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
bireylerin günlük yaşamları üzerinde sürekli bir denetim hissi oluşturacağı
değerlendirilmekle birlikte söz konusu durumun zamanla güvenlik toplumu
kavramının ön plana çıkmasına yol açacağı düşünülmektedir. Güvenlik toplumu,
bireylerin özgürlüklerinin, kamu kurumları ya da özel sektör tarafından sürekli
gözetim altında tutulduğu ve bu gözetimin bireyler üzerinde bir baskı aracı olarak
kullanıldığı bir toplum yapısını ifade etmesi dolayısıyla, gözetim faaliyetlerinin
bu yönde evrilmesinin önlenmesi gerektiği ve bu bağlamda “ölçülülük” ilkesinin
hayati önem taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Kişisel verilerin korunması, gözetim teknolojilerinin hukuki ve etik boyutlarının
en kritik unsurlarından biridir. Avrupa Birliği’nin GVKT ve Türkiye’de yürürlükte
olan KVKK gibi düzenlemeler, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken
ilkeleri ortaya koyarak bu alanda yol gösterici olmuştur. Gözetim teknolojileri,
bireylerin kimlik bilgileri, davranış kalıpları ve özel yaşamları hakkında geniş veri
setleri toplayarak, bireylerin hayatlarına yönelik kapsamlı analizler yapabilmektedir.
Bu durumda, kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi süreçlerinde “amaçla
sınırlılık” ve “veri minimizasyonu” ilkeleri gibi temel ilkelere riayet edilmesi
gerekmektedir. Aksi takdirde, bu verilerin kötüye kullanılması riski ortaya
çıkmaktadır.
Özellikle kamu kurumlarının ve özel sektörün bu teknolojileri nasıl kullanmaları
gerektiğine yönelik öneriler geliştirilmiş ve bu öneriler kişisel veri güvenliği
bağlamında somutlaştırılmıştır. Ayrıca, çalışma bireylerin kişisel verilerinin
korunmasının sadece teknik ve hukuki bir konu olmadığını, aynı zamanda
toplumsal güvenin sağlanması açısından da büyük bir öneme sahip olduğunu
göstermiştir.
Gözetim teknolojileri son derece geniş ve sürekli gelişen bir alan olduğundan,
teknolojik gelişmelerle birlikte bu alanın sürekli güncellenmesi ve yeni önlemlere
başvurulması gerekmektedir. Ayrıca çevrimiçi gözetim teknolojilerinin ticari
kullanımı, özellikle reklam ve pazarlama stratejilerinde kişisel verilerin işlenmesi
konusu, daha fazla araştırmayı gerektiren bir alan olarak öne çıkmaktadır.
Gözetim teknolojileri hızla gelişmekte olup gelecekte bu teknolojilerin kişisel
verilerin korunması üzerinde daha büyük tehditler oluşturacağı öngörülmektedir.
Bu bağlamda yeni gözetim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte mahremiyet ve
kişisel verilerin korunmasına yönelik ihlaller artacağı için gözetim faaliyetlerinde
576 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
“ölçülülük” ilkesinin öncelikli bir yer tutması gerektiği düşünülmektedir. Kamu
kurumları, güvenlik amaçları doğrultusunda bu teknolojileri kullanırken
bireylerin haklarını gözetmeli ve özel sektör de ticari faaliyetlerinde tüketicilerin
mahremiyetine saygı göstermelidir. Ayrıca teknolojik gelişmeler ışığında yeni
düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve mevcut veri koruma yasalarının sürekli
güncel gelişmelere uyarlanmasını gerektirmektedir. Yapay zeka ve büyük veri
gibi yeni teknolojilerin gözetim faaliyetlerinde kullanılmasının, veri güvenliği
açısından meydana getireceği riskler göz önünde bulundurulmalı ve bu risklerin
minimize edilmesi için politikalar geliştirilmelidir. Böylece, bireylerin mahremiyet
hakları korunurken, toplumun güvenlik ihtiyaçları ve hizmet politikaları da
dengeli bir şekilde karşılanabilecektir.
Sonuç olarak, gözetim faaliyetlerinin hem güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak
hem de bireylerin mahremiyet haklarını ihlal etmeyecek bir denge ile yürütülmesi
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 577
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
KAYNAKÇA
ALMEIDA, Tiago, João Fonseca, and João Jorge, “IoT-Based Solutions for
Intelligent and Secure Living”, International Journal of Internet of Things and
Cyber-Assurance 2, no. 1 (2019), 20-34.
Amnesty International, “Israel/OPT: Investigate NSO Group Over Unlawful
Surveillance of Human Rights Defenders” 2019. https://www.amnesty.org/en/
latest/news/2019/07/israel-opt-investigate-nso-group-over-unlawful-surveillance-
of-human-rights-defenders/.
ANDREJEVICK, Mark, “Surveillance in the Digital Enclosure”, In The SAGE
Handbook of Surveillance Studies, edited by Kirstie Ball, Kevin Haggerty, and
David Lyon, ss.101-110. SAGE Publications, 2012.
ANDREJEVICK, Mark, iSpy: Surveillance and Power in the Interactive Era,
Lawrence: University Press of Kansas, 2007.
BAUMAN, Zygmunt, LYON, David, Liquid Surveillance: A Conversation,
Cambridge: Polity Press, 2013.
BECK, Ulrich. Risk Society: Towards a New Modernity. London: Sage
Publications, 1992.
BIGO, Didier, “Globalized (in)Security: The Field and the Ban-opticon”, In
Terror, Insecurity and Liberty: Illiberal Practices of Liberal Regimes after 9/11,
edited by Didier Bigo and Anastassia Tsoukala, 10-48. London: Routledge, 2006.
BOTSMAN, Rachel, Who Can You Trust? How Technology Brought Us Together
and Why It Might Drive Us Apart, PublicAffairs, 2017.
BROWN, Peter, The Body and Society: Men, Women, and Sexual Renunciation
in Early Christianity, New York: Columbia University Press, 1987.
BRUNTON, Finn, NİSSENBAUM, Helen, Obfuscation: A User’s Guide for
Privacy and Protest, The MIT Press, 2015.
B’Tselem. The Israeli Information Center for Human Rights in the Occupied
Territories. 2020. https://www.btselem.org/.
578 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
BYLER, Darren. China’s hi-tech war on its Muslim minority. The Guardian.
(2018). Erişim adresi: https://www.theguardian.com/world/2018/apr/11/chinas-
hi-tech-war-on-its-muslim-minority
CASTELLS, Manuel. The Rise of the Network Society. Oxford: Blackwell, 1996.
CUSTERS, Bart. Data Dilemmas in the Information Society: Introduction and
Overview. Springer, 2016.
ÇAHMUTOĞLU Ersin, Sosyal medya devleri İsrail’in insanlık suçunu durdurabilir
mi?, Anadolu Ajansı, 2024.
DE ZWART, Melissa. “Legal Risks of Big Data and Privacy in the Age of
Surveillance Capitalism.” Privacy and Cybersecurity Law Report 6, no. 3
(2020): 1-5.
FOUCAULT, Michel, Discipline and Punish The Birth of the Prison, Vintage
Books, A Division of Random House. Inc., New York, 1995
FOUCAULT, Michel, The History of Sexuality, Volume 1: An Introduction.
Pantheon Books, New York, 1978
GIDDENS, Anthony, “Risk and Responsibility”, Modern Law Review 62, no.
1 (1999): 1-10.
GILLIOM, John, and MONAHAN, Torin, SuperVision: An Introduction to the
Surveillance Society, Chicago: University of Chicago Press, 2013.
GILLIOM, John, Overseers of the Poor: Surveillance, Resistance, and the
Limits of Privacy. Chicago: University of Chicago Press, 2001.
GREENWALD, Glenn. No Place to Hide: Edward Snowden, the NSA, and the
U.S. Surveillance State. New York: Metropolitan Books, 2014.
GÜNGÖR, Gülperi, “Security And Surveillance in Xinjiang Uyghur Autonomous
Region”, Master’s Thesis, Middle East Technical University, Ankara, 2020.
GÜR, Miraç, Kişisel Verilerin Korunması Bağlamında Akıllı Şehirler ve Veri
Mahremiyeti, Yüksek Lisans Tezi, Ankara: 2024.
HAGGERTY, Kevin D., and RİCHARD V. Ericson. “The Surveillant Assemblage.”
British Journal of Sociology 51, no. 4 (2000): 605-622.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 579
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
HATİPOĞLU AYDIN, Duygu. Kişisel Verilerin Korunmasında Hukukun
Sınırları. İzmir Barosu Dergisi 2023.
HAYTA, Yasemin. Akıllı Kent Uygulamalarında Kişisel Verilerin Gizliliği ve
Güvenliği, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2021).
Human Rights Watch. “China: Visiting Officials Occupy Homes in Muslim
Region.” Ekim 2018. https://www.hrw.org/news/2018/05/13/china-visiting-
officials-occupy-homes-muslim-region.
Human Rights Watch. “Eradicating Ideological Viruses: China’s Campaign of
Repression Against Xinjiang’s Muslims.” Eylül 2018. https://www.hrw.org/
report/2018/09/09/eradicatingideological-viruses/chinas-campaign-repression-
against-xinjiangs#.
Human Rights Watch. A Threshold Crossed: Israeli Authorities and the Crimes
of Apartheid and Persecution. 2021. https://www.hrw.org/report/2021/04/27/
threshold-crossed/israeli-authorities-and-crimes-apartheid-and-persecution.
Human Rights Watch. China: Minority Region Collects DNA from Millions.
(2017). Erişim adresi: https://www.hrw.org/news/2017/12/13/china-minority-
region-collects-dna-millions
HUSSAIN, Farhan, Rehan HUSSAIN, Omar Khadeer HUSSAIN, and Ekram
HUSSAIN. “Cybersecurity Threats to Smart Cities and Autonomous Vehicles:
Role of Machine Learning.” IEEE Communications Standards Magazine 2, no.
1 (2018): 38-46.
KAYGISIZ, Ümmühan - AYDIN, Zeki, Yönetişimde Yeni Bir Ufuk Olarak
Akıllı Kentler, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi.2017.
KOSTKA, Genia. “China’s Social Credit Systems and Public Opinion: Explaining
High Levels of Approval.” New Media & Society 21, no. 7 (2019): 1573.
LUPTON, Deborah. The Quantified Self: A Sociology of Self-Tracking Cultures.
Cambridge: Polity Press, 2016.
LYON, David. The Culture of Surveillance: Watching as a Way of Life, Polity
Press, ABD, 2018
580 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
LYON, David. The Electronic Eye: The Rise of Surveillance Society. Minneapolis:
University of Minnesota Press, 1994.
LYON David, Surveillance Studies: An Overview. Polity Press. ABD, 2007.
MATHIESEN, Thomas. “The Viewer Society: Michel Foucault’s ‘Panopticon’
Revisited.” Theoretical Criminology 1, no. 2 (1997): 215-234.
MAYER-SCHÖNBERGER, Viktor, CUKİER Kenneth, Big Data: A Revolution
That Will Transform How We Live, Work, and Think. Houghton Mifflin Harcourt,
2013.
MISTREANU, Simina. “Fears About China’s Social-Credit System Are Probably
Overblown, But It Will Still Be Chilling.” The Washington Post, 2019.
MONAHAN, Torin, “Surveillance and Inequality” Surveillance & Society 5,
no. 3 (2006): 217-226.
MOZUR, Paul, “One Month, 500,000 Face Scans: How China Is Using A.I. to
Profile a Minority” The New York Times. 2019.
PERERA, Charith, Arkady ZASLAVSKY, Peter Christen, and Dimitrios
GEORGAKOPOULOS. “Context-Aware Computing for the Internet of Things:
A Survey.” IEEE Communications Surveys & Tutorials 16, no. 1 (2015): 414-454.
Ponemon Institute. 2018 Cost of a Data Breach Study: Global Overview. IBM
Security, 2018.
POSTER, Mark. The Mode of Information: Poststructuralism and Social Context.
Chicago: University of Chicago Press, 1990.
ROGIER Creemers, China’s social credit system: An evolving practice of
control, Asian Survey, Leiden University, 2018, s.627. 626-644.
SCHNEIER, Bruce. Data and Goliath: The Hidden Battles to Collect Your Data
and Control Your World. New York: W.W. Norton & Company, 2015.
SCOTT, James C. Weapons of the Weak: Everyday Forms of Peasant Resistance.
Yale University Press, 1985, s.18 http://www.jstor.org/stable/j.ctt1nq836.
STALLINGS, William. Cryptography and Network Security: Principles and
Practice. 7th ed. Pearson, 2018.
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 581
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
The Guardian, Edward Snowden: the whistleblower behind the NSA surveillance
revelations, 2013,https://www.theguardian.com/world/2013/jun/09/edward-
snowden-nsa-whistleblower-surveillance
Trust And Consequences: China’s Evolving Social Credit System”, South
China Morning Post Youtube Channel, February 2019. https://www.youtube.
com/watch?v=MkILQ6D2m_I
VAN DIJCK, José. “Datafication, Dataism and Dataveillance: Big Data Between
Scientific Paradigm and Ideology.” Surveillance & Society 12, no. 2 (2014):
197-208.
VAN KRANENBURG, Rob. The Internet of Things: A Critique of Ambient
Technology and the All-Seeing Network of RFID. Institute of Network Cultures,
2008.
WEIZMAN, Eval. Hollow Land: Israel’s Architecture of Occupation. Londra:
Verso, 2017.
ZAHER Albaık, Beytülmakdis Meselesinde “İsrail” Perspektifi Karşısında
Filistinlilerin Perspektifinin Desteklenmesi Konusunda Sosyal Medyanın Rolü,
Beytülmakdis Araştırmaları Dergisi, Ankara, 2022, 22 (1)
ZENZ, Adrian. “Thoroughly Reforming Them Towards a Healthy Heart Attitude’:
China’s Political Re-Education Campaign in Xinjiang.” Central Asian Survey
38, no. 1 (2019): 102-128.
ZENZ, Adrian. Beyond the Camps: Beijing’s Grand Scheme of Forced Labor,
Poverty Alleviation and Social Control in Xinjiang. Jamestown Foundation.
(2019).
ZHANG, Lei, and YONG Zhou. “Privacy and Security Risks of Mobile Health
Applications.” IEEE Security & Privacy 17, no. 6 (2019): 51-60.
ZIEGELDORF, Jan Henrik, OSCAR Garcia Morchon, and KLAUS Wehrle.
“Privacy in the Internet of Things: Threats and Challenges.” Security and
Communication Networks 7, no. 12 (2014): 2728-2742.
ZUBOFF, Shoshana. The Age of Surveillance Capitalism: The Fight for a
Human Future at the New Frontier of Power. New York: PublicAffairs, 2019.
582 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI
GÖZETİMDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI 583
Miraç GÜR / Kişisel Verileri Koruma Uzmanı
584 KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA UZMAN BAKIŞ -2-
UZMANLIK TEZLERİ DERLEME ÇALIŞMASI